Ortadoğu
HTŞ, özelleştirmeler ve memurları işten çıkarma yoluyla “devleti küçültecek”

Suriye’nin yeni islamcı liderleri, kamu sektörü çalışanlarının üçte birini işten çıkarma ve Baas Partisi ve Esadlar döneminde egemen olan devlet şirketlerini özelleştirme planları da dahil olmak üzere ülkenin ekonomisinde radikal bir revizyona girişiyor.
Reuters’ta Riham Alkousaa imzasıyla yayınlanan habere göre, 8 Aralık’ta Beşar Esad’ın devrilmesinden sadece birkaç hafta sonra ilk işten çıkarmalar başlarken, “israf ve yolsuzluğa karşı” ilan edilen baskının hızı, “mezhepçi bir istihdam tasfiyesi” korkusu da dahil olmak üzere hükümet çalışanlarının protestolarını tetikledi.
Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) tarafından kurulan geçici hükümetteki beş bakanla görüşen Reuters, bunların hepsinin de “devleti küçültme” planlarının geniş kapsamını anlattığını aktarıyor. Bakanlar, bu küçültmeye, çok sayıda “hayalet çalışanın” (Esad döneminde çok az iş yaparak ya da hiçbir şey yapmadan maaş aldığı iddia edilen kişiler) ortadan kaldırılması da dahil olduğunu belirtiyorlar.
Reuters, Hafız ve Beşar Esad dönemlerinde Suriye’nin, “müttefiklerden ve aile üyelerinden oluşan bir yakın çevreyi kayıran ve ailenin Alevi mezhebi üyelerinin kamu sektöründe yoğun olarak temsil edildiği, askerileştirilmiş, devlet güdümlü bir ekonomi” olarak örgütlendiğini ileri sürerek mezhepçi anlatıya destek sunuyor.
Devlete ait 107 şirket elden çıkarılacak
HTŞ’nin ekonomi bakanı, 40 yaşındaki eski enerji mühendisi Basil Abdel Hanan, Reuters’a verdiği demeçte “rekabetçi bir serbest piyasa ekonomisine” doğru büyük bir geçiş olduğunu söyledi.
“Geçici cumhurbaşkanı” Ebu Muhammed el-Colani (Ahmed eş-Şara) yönetimindeki hükümet, Hanan’ın toplam 107 adet olduğunu ve çoğunun zarar ettiğini söylediği devlete ait sanayi şirketlerini özelleştirmek için çalışacak.
Öte yandan Hanan, “stratejik” enerji ve ulaşım varlıklarını kamu elinde tutma sözü verdi ama satılacak şirketlerin isimlerini vermedi. Suriye’nin ana sanayileri arasında petrol, çimento ve çelik yer alıyor.
Maliye Bakanı Mohammad Abazeed ise bir röportajında bazı devlet şirketlerinin sadece kaynakları zimmete geçirmek için var olduğunu ve kapatılacağını ileri sürdü. Abazeed, “Yolsuzluk bekliyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk,” dedi.
Memurların yarısı işten çıkarılabilir
Abazeed, bir ön incelemeye dayanarak, devlet bordrosundaki 1,3 milyon kişiden sadece 900.000’inin gerçekten işe geldiğini söyledi.
38 yaşındaki Abazeed ofisinde verdiği demeçte, “Bu da 400.000 hayalet isim olduğu anlamına geliyor. Bunların ortadan kaldırılması önemli ölçüde kaynak tasarrufu sağlayacaktır,” diyor.
Kamu sektöründeki personel sayısını denetleyen İdari Kalkınma Bakanı Mohammad Alskaf daha da ileri giderek Reuters’a yaptığı açıklamada devletin 550.000 ila 600.000 arasında çalışana ihtiyaç duyacağını söyledi ki bu, mevcut sayının yarısından az.
Abazeed, ceza affı ile vergi sisteminin basitleştirilmesini de amaçlayan reformların amacının engelleri kaldırmak ve yatırımcıları Suriye’ye dönmeye teşvik etmek olduğunu söyledi.
HTŞ’nin hedefi tanıdık: Bürokrasiyi azaltmak, ihracatı artırmak
2023’te HTŞ’nin kalesi İdlib’de hazine yetkilisi olarak görev yapmadan önce Al-Shamal özel üniversitesinde ekonomist olan Abazeed, “Böylece ülke içindeki fabrikalar küresel ihracat için bir fırlatma rampası görevi görebilir,” dedi.
Reuters’a göre HTŞ, 2017’den bu yana İdlib’de, “daha az bürokrasi ve sertlik yanlısı dini gruplara baskı uygulayarak” yatırım ve özel sektörü kendine çekiyordu.
Reuters’a konuşan üç bakan, yeni hükümetin Suriye 14 yıllık çatışmanın ardından yeniden inşa edilirken yeni istihdam yaratmak için yabancı ve yerli yatırımlarda ülke çapında bir artış umduğunu söyledi.
Öte yandan HTŞ’nin “İdlib modelini” tekrarlayabilmesi için başta dış ticareti ciddi şekilde engelleyen uluslararası yaptırımlar olmak üzere geniş çaplı zorlukların üstesinden gelmesi gerekecek.
Colani hükümetinin meşruiyet sorunu gündeme gelebilir
Uluslararası Çalışma Örgütünde Arap Ülkeleri için Dayanıklılık ve Kriz Müdahale Uzmanı Maha Katta, ekonominin şu anda yeterli özel istihdam yaratacak durumda olmadığını söyledi.
Katta, kamu sektörünün yeniden yapılandırılmasının “mantıklı” olduğunu, ama bunun öncelikle ekonomiyi canlandırması gereken bir hükümet için birinci öncelik olması gerekip gerekmediğini sorguladığını söyledi ve “Bunun gerçekten akıllıca bir karar olduğundan emin değilim,” dedi.
Geçici liderlerin ülkeyi kontrol altına almak için hızlı hareket etme zorunluluğunu kabul etmekle birlikte, bazı eleştirmenler planlanan değişikliklerin ölçeğini ve hızını aşırıya kaçmak olarak görüyor.
Century International adlı Orta Doğu odaklı düşünce kuruluşunda çalışan Aron Lund, “Bir geçiş sürecinden bahsediyorlar ama sanki meşru bir şekilde kurulmuş bir hükümetmiş gibi kararlar alıyorlar,” diyor.
İslamcı iktidar neoliberal ‘şok terapisini’ yönetecek
Ekonomi Bakanı Hanan, ekonomi politikasının, 1990’larda Avrupa’daki Sovyet sonrası ülkelere uygulanan “şok terapisinin” ardından gelen durgunluk ve işsizlik kaosundan kaçınmak için hızlı piyasa reformlarının sonuçlarını yönetmek üzere tasarlanacağını söyledi.
Hanan, “Amaç, özel sektör büyümesini en kırılgan kesimlere destekle dengelemek,” dedi.
Hükümet şu anda ayda 25 dolar civarında olan memur maaşlarına Şubat ayından itibaren %400 zam yapacağını açıklamıştı. Ayrıca işten çıkarmaların etkisini kıdem tazminatıyla ya da ihtiyaçlar değerlendirilirken bazı işçilerden evde kalmalarını isteyerek hafifletiyor.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Tesisleri Müdürü Hüseyin El Hatip, “Sadece maaş almak için işe alınan çalışanlara şunu söylüyoruz: lütfen maaşınızı alın ve evinizde oturun ama bırakın biz de işimizi yapalım,” diyor.
Kamu emekçileri arasındaki rahatsızlık büyüyor
Fakat işçiler arasındaki rahatsızlık da büyüyor. İşçiler Reuters’a, çalışma ve ticaret bakanlıklarında dolaşan ve savaşta hükümetin yanında savaşmış eski askerler için Esad döneminden kalma istihdam programlarını daraltan listeleri gösteriyor.
Bu gazilerden biri olan Muhammed, Reuters’a 23 Ocak’ta çalışma bakanlığındaki veri girişi işinden çıkarıldığını ve kendisine üç aylık ücretli izin verildiğini söyledi. Muhammed, Reuters ile paylaştığı diğer 80 eski savaşçının da aynı bildirimi aldığını söyledi.
Reuters’ın sorularına yanıt veren Çalışma Bakanlığı, “idari verimsizlikler ve örtülü işsizlik nedeniyle” bazı çalışanların iş durumlarını değerlendirmek üzere üç aylık ücretli izne çıkarıldığını, ardından durumlarının gözden geçirileceğini söyledi.
Planlar ocak ayında, Suriye’nin güneyindeki Deraa ve kıyıdaki Lazkiye gibi şehirlerde protesto gösterilerine yol açtı.
Dera Sağlık Müdürlüğü çalışanları, onlarca kişinin katıldığı bir gösteri sırasında “Keyfi ve haksız işten çıkarmalara hayır” yazılı pankartlar taşıdı.
Gösteriye katılan Adham Abu Al-Alaya işini kaybetmekten korktuğunu söylüyor. Hayalet istihdamın ortadan kaldırılmasını desteklediğini fakat kendisine ya da meslektaşlarına hiçbir şey yapmadan para ödendiği iddiasını da reddediyor. Kendisi 2016 yılında kayıtları yönetmek ve faturaları ödemek üzere işe alınmış.
“Maaşım, ekmek ve yoğurt gibi temel ihtiyaçlarımı karşılamama yardımcı oluyor,” diyen Abu Al-Alaya, geçimini sağlamak için başka bir işte de çalıştığını sözlerine ekledi.
Al-Alaya, “Eğer bu karar uygulanırsa, toplum genelinde işsizlik artacak ve bu da göze alamayacağımız bir şey,” dedi.
Ortadoğu
Trump’ın Barış Kurulu Filistin devletini boğmaya çalışıyor

Drop Site News’in ulaştığı belgelere göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için kurduğu Barış Kurulu, Filistin devleti ihtimalini ortadan kaldırmak ve Filistinlileri teslim olmaya zorlamak amacıyla faaliyet yürütüyor. Kurulun sızan belgeleri, İsrail’in taahhütlerinden kaçınmasına imkan tanırken direniş güçlerine tek taraflı silahsızlanma şartı koşulduğunu gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Kurulu’nun, Filistin devleti ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak ve Filistinlileri teslim olmaya zorlamak için faaliyet yürüttüğü belirlendi.
Drop Site News’in ulaştığı belgeler, Trump başkanlığındaki Barış Kurulu ile Filistinli müzakereciler arasında yapılan son görüşmelerin kayıtlarına dayanıyor.
Elde edilen ilk belge, Gazze’deki direniş unsurlarının silahsızlandırılmasına ilişkin Barış Kurulu yol haritasına Filistin heyetinin yaptığı değişiklik taleplerini içeriyor.
İkinci belge ise Barış Kurulu Direktörü ve eski Bulgar diplomat Nickolay Mladenov’un geçen hafta bu taleplere verdiği resmi yanıttan oluşuyor.
Filistin tarafının hazırladığı taslakta, direniş güçlerinin silahlarını teslim etmesinin ancak Filistin halkının bağımsız bir devlet kurma ve kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alan kapsamlı bir süreç dahilinde ele alınabileceği vurgulanıyor.
Buna karşın kurulun dayattığı şartlar, bağımsız devlet kurmaya yönelik inandırıcı bir yolun açılabilmesi için öncelikle eksiksiz bir silahsızlanmanın gerçekleşmesi gerektiğini savunuyor.
İsrail ve kurul; Gazze’nin yeniden imarı, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesi ve yeni yönetim düzenlemelerinin hayata geçirilmesinden önce Hamas, Filistin İslami Cihadı ve diğer direniş gruplarının silahlarını tamamen teslim etmesini talep ediyor.
Ancak Tel Aviv yönetimi, Gazze’yi işgal altında tutmayı, insani yardımları kısıtlamayı ve bölgeyi bombalamayı sürdürerek mevcut anlaşmanın şartlarına uymuyor.
Haberde görüşlerine yer verilen Filistinli müzakereciler, Barış Kurulu’yla yürütülen müzakereleri, İsrail’in askeri yöntemlerle ve savaşla başaramadığı hedefleri diplomasi yoluyla Filistin tarafına dayatma girişimi olarak nitelendiriyor.
Drop Site News haberinde, “Filistin tarafına güvenlik ve silahsızlanma konusunda çok sıkı şartlar koşan Trump’ın kurulu, iş İsrail’e gelince ucu açık ve muğlak vaatlerle yetindi. Üstelik İsrail sözünü tutmadığında Filistin’in eline hiçbir hukuki koz vermeyen bu yaklaşım, aslında Tel Aviv’in onlarca yıldır uyguladığı klasik oyalama taktiğinin bir kopyasıydı” ifadelerine yer verdi.
Bir Hamas yetkilisi de Drop Site News’e yaptığı açıklamada, Mladenov’un son yanıtının, direniş hareketi kendisine yöneltilen tüm taleplere uymasına rağmen işgalci İsrail’in bir anlaşmaya varma konusundaki isteksizliğini açıkça yansıttığını dile getirdi. Hamas yetkilisi, mevcut haliyle bu belgenin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve herhangi bir uzlaşıya temel oluşturamayacağını belirtti.
Barış Kurulu ise söz konusu habere verdiği yanıtta, müzakerelerde İsrail tarafını Filistin tarafına tercih ettiği yönündeki iddiaları reddetti.
Politico’ya konuşan Avrupa Birliği yetkililerine göre kurul, İran ile yaşanan savaşın son birkaç ayda uluslararası dikkati tamamen başka yöne kaydırmasının ardından, Gazze ateşkes sürecini yeniden başlatmak amacıyla gelecek hafta Güney Kıbrıs’ta bir araya gelecek.
Son haberler, kurulun başlangıçta projeye destek sözü veren ülkelerden somut taahhütler almakta zorlanmaya devam ettiğini gösteriyor.
Kurul ayrıca Gazze için bir Uluslararası İstikrar Gücü kurma planında da amacına ulaşamadı. Bölge ülkelerini Hamas ile doğrudan karşı karşıya getirmeyi hedefleyen bu plan, iki yıllık soykırıma rağmen direniş hareketinin ortadan kaldırılamamasının ardından, bölge devletleri tarafından büyük ölçüde reddedilen bir girişim olarak kaldı.
Ekim 2025’te Gazze’de sözde ateşkesin ilan edilmesinden bu yana İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda binden fazla Filistinli öldü. İsrail işgal güçleri, abluka ve kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nin yüzde 60’ından fazlasında kontrol alanını genişletti.
Bölgede çok sayıda kalıcı askeri ileri karakol inşa edilirken, Tel Aviv yönetimi bir yandan Gazze’ye insani yardım girişini engellemeyi sürdürüyor, diğer yandan ise işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim birimlerini ciddi biçimde büyütüyor.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Batı Şeria bölgesini tamamen ilhak etme planlarını uygulamaya koymaya devam ediyor.
Şubat ayında İsrail hükümeti, Filistinlilerin mülkiyet haklarını resmi olarak kanıtlayamamaları halinde işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan arazilerin İsrail tarafından doğrudan devlet mülkü ilan edilmesine imkan tanıyan bir tapu kayıt sürecini onaylamıştı.
Söz konusu kararın alındığı tarihten bu yana bölgede onlarca yeni yasa dışı yerleşim yerinin inşasına resmi onay verildi.
Ortadoğu
Umman, Hürmüz Boğazı’nda geçici transit koridor açtı

Umman, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı’nda gemiler için geçici bir transit koridor açtığını duyurdu. Geçişlerden ücret alınmayacağı belirtilirken, uygulamanın ABD ile İran arasında varılan mutabakat kapsamında hayata geçirildiği ifade edildi. Yeni güzergahı kullanmak isteyen gemilerin IMO ve Umman makamlarıyla koordinasyon sağlaması gerekiyor.
Umman Ulaştırma Bakanlığı, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı’nda gemiler için geçici bir transit koridor açıldığını duyurdu.
Bakanlığın X hesabında yayımlanan açıklamada, koridordan yapılacak geçişlerden ücret alınmayacağı belirtildi.
Açıklamada, “Bu adım, ABD ile İran arasında varılan mutabakat kapsamında atılmıştır. Yeni rota üzerinden boğazdan geçmek isteyen gemiler, örgüt ve Umman makamları tarafından belirlenen koordinatlar doğrultusunda IMO ile koordinasyon sağlamalıdır” ifadelerine yer verildi.
Bakanlık, Umman’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin sorumluluğunun ve boğazın küresel ekonomi açısından taşıdığı önemin farkında olduğunu belirterek, uluslararası hukuk kurallarına ve seyrüsefer serbestisine bağlılığını teyit etti.
Financial Times’ın daha önce aktardığına göre, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptının imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği yeniden başlamasına rağmen, armatörler Tahran, Washington ve sigorta şirketlerinden gelen çelişkili yönlendirmeler nedeniyle belirsizlik yaşamayı sürdürüyor.
Gazetenin haberine göre İran, gemilerin İran kıyılarına yakın rotaları kullanmasını ve mayıs ayında kurulan Basra Körfezi Boğaz İşleri İdaresi’nden izin almasını talep ediyor. Bu şartlara uyulmaması halinde gemi sahiplerini para cezası bekliyor.
ABD ve bazı Batılı sigorta şirketleri ise gemilere, Amerikan güçlerinin hava koruması altında boğazın Umman tarafındaki güzergahını kullanmalarını tavsiye ediyor. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi (UKMTO) de denizcilere, boğazdan geçiş sırasında bölgede bulunan mayınları ve askeri deniz unsurlarını dikkate almaları çağrısında bulundu.
Ortadoğu
İsrail ve Lübnan, ‘pilot bölgeler’ planını görüşüyor

İsrail basınında yer alan haberlere göre İsrail ve Lübnan heyetleri, Washington’da yürütülen görüşmelerde Güney Lübnan’da “pilot bölgeler” oluşturulmasını ele alıyor. Taslağa göre Lübnan ordusunun Hizbullah’ın sınır hattına dönmesini engellemesi karşılığında İsrail ordusu bazı noktalardan kademeli olarak çekilecek. Görüşmelerde güvenlik denetimleri, çekilme takvimi ve sahadaki uygulama mekanizmaları da değerlendiriliyor.
İsrail basınında diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlere göre İsrail ve Lübnan heyetleri, ABD’nin başkenti Washington’da yürütülen görüşmelerde Güney Lübnan’da kurulacak “pilot bölgeler” üzerinden yeni bir güvenlik düzenlemesini ele alıyor. Görüşmelerde, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin sınır hattında Hizbullah’ın yeniden konuşlanmasını engellemesi karşılığında İsrail ordusunun işgal altında tuttuğu bazı stratejik noktalardan sınırlı ölçüde çekilmesini öngören plan ve buna ilişkin uygulama mekanizmaları değerlendiriliyor.
Maariv gazetesinin haberine göre taraflar, planın operasyonel ayrıntıları üzerinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunuyor. Pilot uygulamaya dahil edilecek bölgeler, askeri tahliye takvimi, sınır boyunca kurulacak gözlem ve takip mekanizmaları ile planın başarısını ölçmeye yönelik kriterler görüşmelerin gündeminde yer alıyor.
Üç aşamalı görüşmeler sürüyor
Washington’da gerçekleştirilen ve üç aşamadan oluşan görüşmeler 23 Haziran’da siyasi konuların ele alınmasıyla başladı. Müzakereler 24 Haziran’da askeri ve güvenlik başlıklarıyla devam ederken, 25 Haziran’da siyasi ve güvenlik heyetlerinin ortak katılımıyla nihai uzlaşmaya ulaşılması hedefleniyor.
Habere göre İsrailli askeri heyetin, pilot uygulamanın sınırlarını gösteren ayrıntılı haritalar ve operasyonel bir plan sunması bekleniyor. Tarafların uzlaşması halinde İsrail ordusunun Güney Lübnan’daki konuşlanma düzeninde önemli değişikliklere gitmeyi planladığı belirtiliyor.
Yedioth Ahronoth gazetesi ile Reuters‘ın aktardığına göre süreçte öne çıkan unsurlardan biri de bölgede görev yapacak Lübnan askerlerine ilişkin güvenlik prosedürleri. Haberlere göre söz konusu askerler, Hizbullah ile bağlantılarının bulunmadığından emin olunması amacıyla ABD tarafından askeri eğitim ve güvenlik taramasından geçirilecek. Bu süreçte İsrail güçlerinin sınır boyunca uzanan tampon bölgedeki askeri varlığını ve denetimini sürdürmesi öngörülüyor.
Lübnan tarafı çekilme takvimine vurgu yaptı
İsrail basınında yer alan bilgiler hakkında görüşü sorulan üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Washington’daki diplomatik temasların yoğun şekilde sürdüğünü doğruladı. Yetkili, çarşamba günü yapılacak oturumlarda pilot bölgeler de dahil olmak üzere bazı askeri teknik konuların ele alınacağını söyledi.
Müzakerelerin esas olarak İsrail ordusunun Lübnan topraklarından çekilme takvimine odaklandığını belirten yetkili, somut bir planın ancak perşembe günü yapılacak son değerlendirme toplantısının ardından netleşeceğini ifade etti. Aynı kaynak, Lübnan askerlerinin ABD tarafından güvenlik taramasından geçirileceği yönündeki iddialar hakkında yorum yapmadı.
ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler, iki ülke sınırındaki gerilimin azaltılması ve uzun vadeli bir güvenlik mekanizması oluşturulması amacıyla sürdürülen daha geniş kapsamlı diplomatik girişimin parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail ile Lübnan arasında resmi diplomatik ilişki bulunmuyor. İki ülke hukuken halen savaş halinde bulunurken, Lübnan yasaları düşman ülke olarak tanımlanan İsrail ile doğrudan teması yasaklıyor.
İsrail çekilme için şartlarını sıraladı
Lübnan merkezli El Ahbar gazetesinin aktardığına göre İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu bölgelerden çekilmeden önce bir dizi şartın yerine getirilmesini talep ediyor.
Israel Hayom’un hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Tel Aviv yönetimi üç asgari koşul belirledi. Bunlar, Hizbullah unsurlarının derhal Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmesi, nehrin güneyindeki tüm Hizbullah askeri altyapısının ortadan kaldırılması ve İsrail ordusuna olası tehditlere karşı sınır ötesinde müdahale serbestisi tanınması olarak sıralanıyor.
Habere göre üst düzey İsrailli yetkililer, bu koşulların eksiksiz yerine getirilmesi durumunda dahi sınır hattında tampon görevi görecek stratejik bir “savunma hattının” İsrail ordusunun kontrolünde kalacağını belirtiyor.
Ron Arad dosyası da gündemde
El Ahbar’a göre müzakerelerin en hassas başlıklarından biri geçmiş dönemlere ilişkin esir ve kayıp dosyaları. İsrail tarafı, ileride Lübnan hükümetiyle yapılabilecek herhangi bir esir takası anlaşmasını, 1986 yılında Lübnan’da Hizbullah bağlantılı gruplar tarafından esir alındıktan sonra kaybolan İsrailli Hava Kuvvetleri subayı Ron Arad’ın naaşının iadesiyle ilişkilendiriyor.
Haberde yer alan mevcut formüle göre İsrail, Arad’ın akıbetine ilişkin somut ve belgelenmiş ilerleme sağlanmadan İsrail cezaevlerinde bulunan Lübnanlı mahkumların serbest bırakılmasını değerlendirmeye almayacak.
Doğrudan koordinasyon mekanizması önerisi
İsrail’in gündeme getirdiği bir diğer talep ise iki ülke ordusu arasında sahada doğrudan ve aracısız bir koordinasyon mekanizması kurulması. Bu çerçevede Lübnan ordusunun hareket alanı ve konuşlanma noktalarına belirli sınırlamalar getirilmesi öngörülüyor.
Ayrıca Lübnan askerlerinin İsrail mevzileri ve sınır hattına yakın bölgelerde gerçekleştireceği rutin operasyonlar ile devriyelerin önceden İsrail tarafıyla koordine edilmesi talep ediliyor.
El Ahbar’ın değerlendirmesine göre İsrail’in sunduğu öneriler aşamalı bir stratejiye dayanıyor. Plan, ilk aşamada Hizbullah altyapısının yerel düzeyde ortadan kaldırılmasını, ardından belirlenen pilot alanlardan sınırlı çekilmelerin gerçekleştirilmesini ve modelin başarılı olması halinde uygulamanın zamanla Güney Lübnan’ın daha geniş bölgelerine yayılmasını öngörüyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












