Bizi Takip Edin

RUSYA

Lavrov: Ukrayna’da yasal garantiler şart

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna ile olası bir ateşkesin Rusya’yı tatmin etmeyeceğini, bunun yerine yasal bağlayıcılığı olan anlaşmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın Kiev ile ateşkesi kabul etmeyeceğini, zira Rus tarafının “yasal bağlayıcılığı olan garantilere” ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Perviy Kanal‘da yayınlanan “60 Dakika” programına katılan Lavrov, Batılı ülkeler ve Ukrayna’nın şu anda bir ateşkes olasılığını aktif olarak tartıştığını, ancak bu tür adımların Kiev’e güçlerini toparlama fırsatı verip daha sonra “sahiplerinin talimatlarını yerine getirerek Rusya’ya stratejik bir mağlubiyet yaşatmaya çalışacağını” ifade etti.

“Ateşkes bizi tatmin etmez. Ana ihtilaf nedenlerinin ortadan kaldırılmasına odaklanan güvenilir, yasal bağlayıcılığı olan anlaşmalara ihtiyacımız var,” diyen Lavrov, Avrupa’daki, özellikle Ukrayna’daki krizlerin uzun vadeli çözümüne yönelik çalışılması gerektiğini, varılan anlaşmaların hukuki olarak garanti altına alınmasının şart olduğunu vurguladı.

Lavrov ayrıca, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün, Rusya ile ABD arasında otomatik olarak müzakerelere başlanacağı anlamına gelmediğini söyledi.

“Trump yönetiminin gelişiyle küresel güvenlik veya Ukrayna konusunda bir müzakere sürecinin mutlaka başlayacağına dair hiçbir açıklama yapmadık,” diye açıklama yapan Bakan, Moskova’nın Ukrayna krizinin kolayca çözüleceğine dair herhangi bir yanılsaması olmadığını belirtti.

Lavrov, Krizin ancak Rusya ve diğer ülkelerin çıkarlarını göz önünde bulundurarak Avrupa’da güvenliğin ve istikrarın sağlanabileceği anlaşmalar çerçevesinde çözülebileceğini de sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayında ateşkesin sağlanması ve müzakerelere başlanması için koşullarını açıklamıştı. Bu koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Lugansk, Donetsk, Zaporojye ve Herson oblastlarından çekilmesi, Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçmesi, nükleersiz statüsünün teyit edilmesi ve Kırım ile dört bölgenin Rusya’nın bir parçası olarak tanınması yer alıyordu. Ayrıca, Putin Rusya’ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasını talep etmişti. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy bu koşulları bir ültimatom olarak nitelendirdi ve tartışmayı reddetti.

Seçim kampanyası sırasında Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı hızla sona erdirebileceğini sıkça dile getirmiş, ancak bu planın ayrıntıları hakkında bilgi vermemişti.

Reuters‘e göre, Trump’ın danışmanları birkaç seçenek geliştirdi. Keith Kellogg, cephe hattı boyunca çatışmaların dondurulmasını, Ukrayna’nın NATO’ya davet edilmesinin 10 yıl ertelenmesini ve Kiev’e sağlanan Amerikan askeri yardımının Moskova üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasını önerdi. J.D. Vance’in girişiminin içeriği açıklanmasa da daha önce cephe hattı boyunca bir askerden arındırılmış bölge oluşturulmasını ve Ukrayna’nın tarafsız statüsünün korunmasını savunduğu biliniyor.

Richard Grenell ise bir barış anlaşması çerçevesinde “özerk bölgeler” oluşturulmasını ve Ukrayna’nın NATO’ya üyelik çabalarının desteklenmemesini öneriyor. Daha önce müzakerelerin ancak 1991 sınırlarına dönüş koşuluyla mümkün olduğunu belirten Zelenskiy, kasım ayında Rusya’nın kontrolündeki toprakların diplomatik yollarla geri alınabileceğini kabul etmişti. Ancak ateşkesin yalnızca Ukrayna’nın NATO’ya davet edilmesi halinde mümkün olduğunu vurgulamıştı.

RUSYA

Rusya göç politikasını yeniden yapılandırıyor

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in talimatıyla, göç alanındaki devlet yönetimini iyileştirmek amacıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde Vatandaşlık ve Yabancıların Kaydı İdaresi kuruldu. Eski Başsavcı Yardımcısı Andrey Kikot’un başına getirildiği yeni yapının, göç süreçlerini düzene sokması ve koordinasyonu artırması hedefleniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in talimatıyla, İçişleri Bakanlığı bünyesinde Vatandaşlık ve Yabancıların Kaydı İdaresi kuruldu.

İdare, “göç alanında devlet yönetimini iyileştirmek amacıyla” oluşturuldu.

Uzmanlara göre, yeni yapının kurulması, önemli ve bariz kusurları olan göç politikasını değiştirmeye yönelik kapsamlı çalışmaların bir parçası.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “göç alanında devlet yönetimini iyileştirmek amacıyla” İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Göç İşleri Genel Müdürlüğü temelinde (bu müdürlük, 2016 yılında lağvedilen Federal Göç İdaresi temelinde kurulmuştu) Vatandaşlık ve Yabancıların Kaydı İdaresinin kurulması talimatını verdi.

İdarenin başına, daha önce Başsavcı Yardımcılığı görevini yürüten Andrey Kikot getirildi.

Kikot, yeni görevi kapsamında Güvenlik Konseyi’nin ilgili Kurumlararası Komisyonu’na da dahil olacak ve bakanlığın tüm yerel organlarında vatandaşlık ve yabancıların kaydı konularından sorumlu bir başkan yardımcısı atanacak.

Hükümetin, üç ay içinde İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatı ve içişleri organlarının azami personel sayısının netleştirilmesine yönelik öneriler sunması gerekiyor.

Bu, yeni yapının kurulmasıyla bağlantılı olarak personel kaynaklarının optimize edilmesini sağlayacak.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, yeni kurumun göç alanındaki sorunların daha etkin çözülmesini sağlayacağını belirtti.

Peskov, bu sayede söz konusu konuyla ilgili faaliyet gösteren kurumlar arasındaki koordinasyonun geliştirileceğini ifade etti.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü İrina Volk ise Telegram kanalından yaptığı açıklamada, yeni kurumun temel görevinin göç süreçlerini düzene sokmak ve yabancıların yasa dışı faaliyetlerini azaltmak olacağını açıkladı.

Vladimir Putin, geçen yılın sonunda düzenlediği yıllık basın toplantısıyla birleştirilen “Yılın Sonuçları” programında, içişleri bünyesinde göçmenlerle çalışmak üzere ayrı bir merkez kurulması gerektiğini söylemişti.

Devlet Başkanı, gerektiğinde böyle bir yapının özel bir kuruma dönüştürülebileceğini de göz ardı etmemişti.

Putin, ayrı bir kurumun gerekli olup olmadığı ya da bu konuların İçişleri Bakanlığı’nın yetkisinde kalmasının daha iyi olup olmayacağı konusundaki sayısız tartışmayı hatırlatarak, bu çalışmanın İçişleri Bakanlığı çerçevesinde güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Rusya lideri, “Her şey tek bir merkezden yönetilmeli,” demişti.

Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Başkanı ve İnsan Hakları Konseyi (SPÇ) üyesi Kirill Kabanov, Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad gazetesine verdiği demeçte, “Rusya yönetimi göç sorunlarına özel önem veriyor,” dedi.

Kabanov, “Vatandaşlık ve Yabancıların Kaydı İdaresinin kurulması kararı, Vladimir Putin’in bu alandaki belirli hatalara verdiği net bir yanıttı. Hükümetin bu yöndeki çabalarını artırmasına yönelik kamuoyu talebi de önemli bir rol oynadı,” diye ekledi.

Kabanov, “Bu bağlamda, yeni idarenin kurulması, göç politikasını iyileştirmeye yönelik kapsamlı çalışmaların yalnızca bir parçasıdır. Yetkililer, yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilme kuralları, Rusça bilme zorunluluğu, gelenlerin dijital profillerinin oluşturulması gibi bir dizi çözüm üzerinde çalışıyor,” ifadesini kullandı.

Bunun yanı sıra “Ayrıca, işverenler yasa dışı göçmen çalıştırmaktan sorumlu tutulacak,” diyen Kabanov, “Çalışmak için bize gelen herkes vergi ödemeli ve Rusya yasalarına uymalıdır. Ayrıca, vasıfsız işçilerin ailelerinin akın etmesine izin verilemez,” diye belirtti.

Kabanov, “Yasa dışı göç, kültürel-etnik dengemizi ve ulusal kimliğimizi bozabilir. Devlet Başkanı, Rus dünyasını koruma görevini verdi. Belirtilen hedefe ulaşmak için azami çabayı göstermeliyiz,” diyerek sözlerini tamamladı.

Siyasetçi ve eski Ukrayna Radası milletvekili Oleg Tsaryov ise daha önce yetkililerin “neredeyse bir göç bakanlığı” gibi ayrı bir yapı kurmayı düşündüklerini, ancak Putin’in kararının bu kadar radikal değişikliklere gerek olmadığını gösterdiğini hatırlattı.

Tsaryov, mevcut çabaların sadece istenmeyen göçle mücadeleye yönelik olmadığını açıkladı.

Tsaryov, “Bizim için arzu edilen göç de var. Rusya’ya geri dönen soydaşlarla ilgili konuların polisin ilgilenmesi biraz garip, zira bu polisin görevi değil. Oysa soydaşların ülkeye çekilmesi çok ciddi bir mesele,” değerlendirmesini yaptı.

Tsaryov’a göre yeni idarenin diğer görevlerinin yanı sıra şu ikilemi çözmesi gerekecek:

“Bir yandan birçok kişi Rusya’daki göçmen sayısının azalmasını istiyor. Diğer yandan, gerçek bir iş gücü açığımız var. Ayrıca bazıları, göçmenlerin ayrı yerleşim yerlerinde yaşadığı ve işleri bittikten sonra ülkelerine döndüğü BAE deneyiminin dikkate alınmasını öneriyor. Ancak o zaman Rusya’nın BDT ülkeleriyle vize rejimi uygulaması gerekirdi ki bu da SSCB’nin dağılmasından sonra imzalanan çok sayıda devletlerarası anlaşmanın bozulması anlamına gelirdi.”

Yeni idarenin kurulması ve göç politikasını iyileştirmeye yönelik diğer kapsamlı çalışmalar, sonuç olarak Rusya’da yalnızca Rus diline ve kültürüne saygı duyan yabancıların yaşamasını ve çalışmasını, böylece Rus kimliğinin korunmasını sağlamalı.

Tsaryov’a göre, Rusya’daki göç politikası “akıllıca ve bazen uzlaşmacı kararlar” alınmasını gerektiriyor.

Tsaryov, “Benzersiz bir durumla karşı karşıyayız. Örneğin Orta Asya’dan gelen göçmenler için yeni kısıtlamalar getirdiğimizde, bu kararlar genellikle Sovyet döneminde çeşitli nedenlerle cumhuriyetlere taşınan ve şimdi bürokratik engeller nedeniyle evlerine dönemeyen Rus büyükanneleri ve büyükbabaları olumsuz etkiliyor,” dedi.

Tsaryov, “Asya’dan gelen göçmenlere diasporaları yardım ederken, eski Sovyet cumhuriyetlerindeki Rusların diasporaları yok,” diye ekledi.

Demokrasi Sorunları Araştırma Vakfı Başkanı Maksim Grigoryev de “İdarenin kurulması, uzun süredir önemli ve bariz kusurları olan göç politikasında doğru bir değişiklik. Buna sivil toplum temsilcileri, uzmanlar ve bizzat Devlet Başkanı defalarca işaret etmişti,” değerlendirmesinde bulundu.

Grigoryev, Kikot’un atanmasının yeni yapının statüsünü vurguladığını ekledi: “Yeni idarenin başkanı, bakan birinci yardımcısı pozisyonunda bulunuyor. Bu, Devlet Başkanı’nın göç sorunlarının çözümüne özel önem verdiğini gösteriyor ki bu son derece olumlu. Yani, yeni idarenin statüsü, başkanının atanma seviyesinin yüksekliği ile vurgulanıyor.”

Grigoryev ayrıca, Rusya’nın sosyal altyapısının yasa dışı göçmenler ve Rus diline ve kültürüne entegre olmak istemeyenler nedeniyle önemli bir yük altında olduğuna dikkat çekti.

Grigoryev, “Örneğin, Rusça bilmeyen göçmen çocukları okullara geldiğinde eğitim kalitesi keskin bir şekilde düşüyor. Ayrıca, doğum dahil olmak üzere yasa dışı göçmenlere tıbbi yardım sağlamak için büyük kaynaklar harcanıyor. Bunu neden yapmak zorundayız? Kesinlikle anlaşılır değil,” diye konuştu.

Uzmana göre, göç politikası alanındaki çabalar, “Rusya’daki göçmenlerin varlığının ekonomi için faydalı ve vatandaşlar için kabul edilebilir olmasıyla” sonuçlanmalı.

Lavrov: İşçi göçmenlere vize uygulaması Rusya’nın çıkarına değil

Okumaya Devam Et

RUSYA

‘Ukrayna sözünü tutmazsa nakavt olacak’

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma anlaşmasını ihlal ettiğini belirtti. Emekli Korgeneral Vladimir Popov, Rusya’nın anlaşmaya uyacağını ancak Ukrayna’nın drone üretim tesislerini önleyici olarak hedef almaya devam edeceğini söyledi. Popov, ihlaller sürerse Ukrayna’nın ağır bir bedel ödeyeceği uyarısında bulundu ve mayıs ayında Ukrayna’dan yeni bir saldırı beklenebileceğini ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güvenlik Konseyi’nin son toplantısında Savunma Bakanı Andrey Belousov’dan Kiev’in enerji tesislerine yönelik karşılıklı saldırıları durdurma anlaşmasını ihlal ettiğine dair rapor aldı.

Savunma Bakanlığı’nın bilgisine göre, Rusya üstlendiği yükümlülüklere uyarken Ukrayna anlaşmayı fütursuzca ihlal ediyor.

Bu gelişmeler üzerine Rusya, 2 Nisan gecesi Ukrayna’daki askeri hedeflere yönelik önleyici saldırılarına devam ederek Harkov’daki bir drone üretim tesisini imha etti.

Emekli korgeneral ve savaş pilotu Vladimir Popov, Moskovskiy Komsomolets gazetesine verdiği mülakatta, Rusya’nın Kiev rejiminin provokasyonlarına rağmen anlaşmalara uymaya devam edeceğini açıkladı.

Popov, aynı zamanda Rusya’nın, düşmanın “ateşkes” sırasında kaynak biriktirmesini önlemek amacıyla özellikle üretim tesislerini hedef aldığını belirtti.

Uzman ayrıca, Ukrayna’nın kasıtlı olarak sükûnet koşullarını görmezden gelmeye devam etmesi hâlinde, onu dize getirecek tatsız bir sürprizle karşılaşacağı uyarısında bulundu.

Bir süre önce karşılıklı saldırıların yoğunluğu bir miktar azalmıştı. Ancak bu duraklama kısa sürdü ve drone saldırıları sonraki gece yeniden başladı.

Kursk, Rostov ve Belgorod oblastları üzerinde 93 düşman drone’u düşürüldü. Aynı zamanda Rus Geran drone’ları Harkiv’deki Promsvyaz işletmesini tamamen yaktı.

Kentin belediye başkanı, çeşitli drone’ların üretiminde kilit rol oynayan fabrikanın yok olması için yeterli olan 15’ten fazla isabetin kaydedildiğini bildirdi.

Bir sonraki hedefin, drone operatörleri için 190. eğitim merkezinin ve düşman drone’larının merkezi üretim tesisinin bulunduğu Jıtomır olabileceğine dair umutlar dile getiriliyor.

Askeri uzmanlar, bu yuvaya darbe indirilmeden düşman “kuşları” sorununu çözmenin mümkün olmadığını belirtiyor.

Harkov ve Odessa’ya yönelik hassas saldırıların, Savunma Bakanı Andrey Belousov’un Rusya ve Ukrayna arasında enerji sistemlerine yönelik karşılıklı saldırıların durdurulması anlaşmasının uygulanmasına ilişkin raporunun ardından gelmesi dikkat çekici.

Bu durum, Ukrayna’nın üstlendiği yükümlülükleri iyi niyetle yerine getirmeye hazır olmadığına işaret ediyor gibi görünüyor.

Askeri uzman Vladimir Popov’a göre, drone üretim atölyelerine yönelik hassas saldırılar, Rusya’nın önleyici çalışmalarıyla bağlantılı.

Popov, “Bu ürünlerin temas hattına ulaşmasını engellemeliyiz. Drone montaj veya geliştirme atölyeleri, topçu sistemleri, zırhlı araç veya havacılık teçhizatı üretim ve onarım fabrikaları her zaman meşru hedefimiz olmuştur. Fakat, sürekli yer değiştirdikleri için işletmelerin kesin konumlarını her zaman güvenilir bir şekilde bilemiyoruz. Oradakiler de aptal değil ve üretimin gizlenmesi gerektiğini çok iyi anlıyorlar. Fakat bilgi edindiğimizde her zaman saldırı düzenledik. Tehditler tespit edildikçe bu saldırılar devam edecek. Drone’ların ve teçhizatın cephe hattına ulaşmasına izin vermemeliyiz. Önleyici saldırılar, herhangi bir askeri çatışmanın gelişim stratejisinde en avantajlı pozisyondur,” dedi.

Popov, “Harkov’a ve diğer tesislere yönelik operasyonumuz, düşmanın Batı’nın sağladığı imkanları kullanarak bize anında yanıt verme kabiliyetini ortadan kaldırmaya yönelik büyük stratejik görevin devamıdır,” diye ekledi.

“Düşmanın anlaşmaları ihlal ederek saldırılara devam etmesi, Rusya-ABD müzakerelerinin çıkmaza girdiği anlamına mı geliyor?” sorusuna yanıt veren Popov, şunları söyledi:

“Asıl mesele şu ki, son yarım aydır anlaşmalara uymaya çalışıyoruz, ancak Ukrayna ordusu verdiği sözü tutamıyor. (Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir) Zelenskiy daha önce sadece biçimsel olarak komuta ettiği kontrol edilemeyen birlikler olduğunu belirtmişti. Ona tamamen katılıyorum. Ukrayna’da milliyetçiler kendi bildiklerini okuyacağı için anlaşacak kimse yok. Bu nedenle, işi mantıksal sonuna getirmezsek, sükûnet dönemleri provokasyonlarla yer değiştirecek, ardından güç ve kaynak biriktirmek için yeni bir sükûnet dönemi başlayacaktır.”

Popov ayrıca, “Batı’dan, en azından ABD’den gelen yardımların azalması nedeniyle düşmanın artık ateş gücünü daha seçici kullanacağını da belirtmek önemlidir. Ukrayna ordusu şu anda sadece yoğun drone kullanımıyla savaşmak zorunda kalıyor. Kendi drone’larını üretmeyi, parçalardan monte etmeyi öğrendiler,” diye ekledi.

“Anlaşmalara uyulmaması durumu devam ederse nasıl hareket etmeliyiz?” sorusuna karşılık Popov, şunları ifade etti:

“Belirli bir çıkmaz bekleniyordu, burada yeni bir şey yok. Diplomatik çözümden vazgeçmemeliyiz. Bir ay boyunca enerji tesislerine saldırmayacağımıza söz verdik ve sözümüzü tutacağız. Ancak daha sonra Ukrayna saldırılarını durdurmazsa, ona öyle bir darbe indireceğiz ki dizlerinin üzerine çökmesi işten bile olmayacak. Kesinlikle nakavt olacaklar. Genel olarak, verilen söz tutulmalı; bu bizim imajımızdır. Müzakere masasına oturduğumuzda ön kararları bile yerine getiririz. Düşmanın buna ne aklı ne de misilleme saldırılarını kışkırtmama sabrı yetiyor. Stavropol’deki doğalgaz dağıtım ve petrol pompa istasyonlarını vuruyorlar. Bunları yabancı şirketlere kiraladığımızı bile anlamıyorlar. Çok yakında pek çok kişi Ukrayna’nın yaptıklarının düpedüz haydutluk olduğunu anlayacak.”

Bunun yanı sıra cephedeki sükûnetin müzakere süreciyle bağlantılı olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Popov, şu değerlendirmede bulundu:

“Daha önce de söylediğim gibi, müzakereler yüzünden değil, ilkbahar-yaz dönemine geçiş nedeniyle bir sükûnet olacağını belirtmiştim. Fiziksel olarak ilerleyemiyoruz. Askerler diz boyu suda, çamurda, tekerlekler saplanıyor, tanklar ve zırhlı araçlar yarı yarıya toprağa gömülmüş durumda. Mayıs ayına kadar durum değişecek; güneşli günler gelecek, toprak kuruyacak, yeraltı suları çekilecek. Hem bizim tarafımızda hem de karşı tarafta hareketlilik başlayacak.”

Popov, “Kursk oblastını askerlerimiz büyük zorluklarla temizliyor, zira fiziksel olarak ilerlemek çok zor. Geriye sadece birkaç on kilometrekare kaldı… ‘Sıhhi’ güvenlik bölgesi oluşturmak da zor. Örneğin, Belgorod oblastındaki Popovka köyü bugün bizim kontrolümüzde, yarın düşmanın kontrolünde. Henüz daha kararlı bir adım atamıyoruz. Ve bu siyasi bir karar değil, aşılamayacak doğal koşullar. Savaş şu anda yollarda ilerlemiyor,” diye konuştu.

“Ukrayna ordusu mayıs ayına kadar bir taarruz organize edebilir mi?” sorusuna Popov, şu yanıtı verdi:

“Bence edebilirler. Ve bunu gösterişli bir şekilde yapacaklar. Bryansk veya Belgorod oblastlarına saldırmalarını beklemek gerekir. Kesinlikle bir güç denemesi olacak. Bunun için rezervleri var. Fransa, İngiltere, Polonya onları buna itiyor. Bu arada Polonya da Batılı ülkeler için Rusya’ya karşı bir sıçrama tahtasıdır. Orada bize karşı saldırgan tutum sergileyen milliyetçi güçler var. Onların siyasi bir iteklemeye bile ihtiyaçları yok, her şeyi kendileri ayarlarlar. Ayrıca, bugün olmasa da yarın Ukrayna’ya yeni bir NATO ‘gönüllüleri’ grubunun ulaşmasını beklemek gerekir. Belki de çoktan gelmişlerdir.”

Popov, “Odessa istikametinde ve Ukrayna’nın kuzeydoğusunda, Bryansk ve Belgorod oblastlarımızla sınırda. ‘Karşı taarruz’ beklenmeli, bu kesinlikle olacak. Fakat Haziran 2023’teki veya geçen yılın ağustos ayındaki kadar kitlesel ve başarılı olacağını sanmıyorum. Artık böyle olmayacak, çünkü acı deneyimlerden ders çıkardık. Güçlendirme zaten yapıldı,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

RUSYA

Microsoft, Rusya’daki 13 ofisini kapattı

Yayınlanma

Amerikan teknoloji devi Microsoft, Rusya’daki varlığını azaltma kapsamında 13 şehirdeki ofislerini kapattı. TASS ajansının haberine göre, kapatmalar Aralık 2024-Ocak 2025 döneminde gerçekleşti, ancak şirket nedenini açıklamadı. Bu küçülmeye rağmen, Microsoft’un Rusya iştirakinin 2024 kârı artarken, 2025 başında Gazprombank gibi büyük şirketlerden milyonlarca rublelik davalarla karşı karşıya kaldı.

Amerikan teknoloji devi Microsoft, Rusya’daki varlığını azaltmaya devam ediyor.

TASS haber ajansının, şirketin Rusya’daki iştiraklerinden biri olan Microsoft’un Rusya’daki ayağının raporlarına dayandırdığı haberine göre, şirket Aralık 2024-Ocak 2025 döneminde Rusya’nın 13 şehrindeki şubelerini ve ayrı birimlerini kapattı.

Şirket, bu hamlelerin nedenine ilişkin açıklama yapmadı.

Geçtiğimiz aralık ayında St. Petersburg, Yekaterinburg, Kazan, Krasnodar, Nijniy Novgorod, Novosibirsk, Rostov-na-Donu ve Samara’daki şubeler kapatıldı.

Bu yılın ocak ayında ise Moskova, Vladivostok, Voronej, Krasnoyarsk ve Yaroslavl’daki beş birimin daha faaliyetlerine son verildi.

Microsoft, Moskova’daki merkez ofisini 2022 yazında kapatmış, Mart 2022’de Ukrayna’ya askeri müdahalenin başlamasının ardından Rusya’daki tüm operasyonlarını durdurmuştu.

Rusya Federal Vergi Teşkilatı verilerine göre, Microsoft’un ana Rusya iştiraki olan Microsoft Rusya LTD, 2024 yılında net kârını 2023’e kıyasla yüzde 38,9 artırarak 174,1 milyon rubleye çıkardı.

Cnews‘in haberine göre, Microsoft’un Rusya iştiraki, Ocak-Şubat 2025 döneminde yaklaşık 110 milyon ruble değerinde en az dört davayla karşı karşıya kaldı.

Geçen sene şirkete açılan davaların toplam tutarı ise 26,6 milyon rubleydi. Yılın başında Gazprombank, Microsoft Rusya’ya 91 milyon rublelik dava açtı.

Ayrıca, perakende zinciri Lenta (16 milyon ruble), Medsi Grubu (2,1 milyon ruble) ve Consist şirketi (960 bin ruble) de şirkete karşı hukuki süreç başlattı.

Microsoft, eylül ayında Rus şirketlerinin M365, O365, EMS ve Teams gibi bulut hizmetlerine olan aboneliklerini sonlandırmaya başlamıştı.

Daha öncesinde ise şirket, ABD yaptırımlarının sıkılaştırılması nedeniyle Rus kurumsal müşterilerinin Visio Online, Project Online ve Power BI gibi çözümlere erişimini kısıtlamıştı.

Daha önce IFORS Research tarafından yapılan araştırmaya göre, Moskovalılar arasında Microsoft ürünleri, şirketlerin Rusya pazarına geri dönmesi durumunda kullanacakları mal ve hizmetler arasında IKEA’dan sonra ikinci sırada yer almıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English