Amerika
Microsoft, Filistin protestolarını takip etmek için FBI’dan yardım istemiş

Microsoft, şirketin Gazze’deki işgal nedeniyle İsrail ile ilişkilerini kesmeye zorlamak isteyen çalışanlarına karşı FBI’dan yardım istemiş.
Bloomberg’in incelediği belgelere ve çalışanların ifadesine göre, dünyanın en büyük yazılım üreticisi, protestoları takip etmek için Federal Soruşturma Bürosundan (FBI) yardım istedi, yerel yetkililerle işbirliği yaparak protestoları engellemeye çalıştı, “Gazze” gibi kelimeler içeren şirket içi e-postaları işaretledi ve protestolarla ilgili bazı şirket içi gönderileri sildi.
Microsoft ayrıca şirket etkinliklerini bozdukları gerekçesiyle protestocuları askıya aldı ve işten çıkardı.
Bu çabalara rağmen, bazen dışarıdan destekçilerin de katıldığı bir grup çalışan, kitlesel e-postalar ve gösterilerle giderek tırmanan bir “gerilla kampanyası” aracılığıyla seslerini duyurmaya devam ediyor.
Geçen hafta, Microsoft’un Washington eyaletindeki Redmond merkezindeki bir meydanda, polisin dağılma emirlerini dikkate almayan 20 kişi gözaltına alındı. Polis geçici barikatlarını yıkarken ve tek tek plastik kelepçeleyip götürürken, sloganlar atıp Microsoft yöneticilerinin isimlerini haykırdılar ve kollarını birbirine zincir olarak bağladılar.
Salı günü, protestocular Microsoft Başkanı Brad Smith’in ofisini işgal etti ve Twitch canlı yayın platformunda, slogan attıklarını, pankartlar astıklarını ve kısa bir süreliğine mobilyalarla bir kapıyı barikatlamaya çalıştıklarını gösteren bir video paylaştı. Smith odasında değildi.
Redmond Polis Departmanı sözcüsü Jill Green, üst düzey yöneticilerin ofislerinin bulunduğu binaya giren en az iki kişiyi polisin gözaltına aldığını söyledi.
“No Azure for Apartheid” (“Apartheid için Azure’a Hayır”) adlı bir çalışan grubu, İsrail ordusuna yazılım ve yapay zeka araçları satarak, şirketin Azure bulut hizmetinin sivillerin ölümlerinden kâr elde ettiğini söylüyor.
Microsoft bunu reddediyor, fakat protestolar, dünya sahnesinde “düşünceli bir işveren ve makul bir aktör” olarak sahip olduğu itibarını zedelemekle tehdit ediyor.
Son yıllarda, Microsoft genel olarak tartışmaların dışında kalırken, sektördeki rakipleri antitröst soruşturmaları, gizlilik skandalları veya çalışanlara yönelik tartışmalı muameleyle mücadele etti.
Şimdi Microsoft, günümüzün belki de en politik konusu olan İsrail’in Filistinlilere yönelik muamelesi ile uğraşmak zorunda kalıyor. Bu ayın başlarında şirket, Guardian gazetesi ve diğer haber kaynaklarının, İsrail askeri istihbarat teşkilatının milyonlarca Filistinli’nin cep telefonu görüşmelerini dinlediğini, bunları Microsoft sunucularında sakladığını ve ardından bu verileri Gazze’deki bombalama hedeflerini seçmek için kullandığını bildiren haberleri araştırdığını duyurdu.
Microsoft tarafından yaptırılan daha önceki bir araştırmada, yazılımının insanlara zarar vermek için kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulunamadığı ilan edildi.
Microsoft, müşterilerinin insan hakları ve silahlı çatışmaları düzenleyen uluslararası hukuka uymasını beklediğini ve şirketin hizmet şartlarının Microsoft ürünlerinin insanların haklarını ihlal etmek için kullanılmasını yasakladığını söylüyor.
Smith geçen hafta verdiği bir röportajda, “Herhangi bir müşterinin teknolojimizi hizmet şartlarımızı ihlal edecek şekilde kullandığını tespit edersek, bu sorunu çözmek için gerekli adımları atacağız,” dedi ve soruşturmanın birkaç hafta içinde tamamlanacağını ekledi.
Smith, çalışanların bu konuyu şirket içinde tartışabileceklerini, fakat şirketin faaliyetlerini veya çalışanlarını aksatan faaliyetlere müsamaha göstermeyeceğini söyledi.
7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun ardından, Microsoft yöneticileri çalışanlarına taziyelerini ve desteklerini hemen iletmişlerdi. Saldırılardan birkaç gün sonra, o dönemki insan kaynakları şefi Kathleen Hogan bir notta “Ortak insanlığımızla birlikte duralım,” demişti.
Yahudi çalışanlar, “antisemitizmin endişe verici bir şekilde arttığını” ileri sürerken, Filistinli çalışanlar ve müttefikleri, özellikle şirket yöneticilerini Gazze’deki işgalle ilgili endişeleri görmezden gelmekle suçladılar.
Tartışma, şirket içi sohbet odalarında, insan kaynakları liderleriyle yapılan toplantılarda ve yöneticilerle yapılan soru-cevap oturumlarında devam etmişti ama bu konuşmalar çoğunlukla Microsoft’un koridorlarıyla sınırlı kaldı.
Bu durum, Nisan ayı başında Microsoft’un şirketin kuruluşunun 50. yıldönümünü kutlamak için düzenlediği partide değişti. O sabahın erken saatlerinde, Vaniya Agrawal ve Ibtihal Aboussad Microsoft’un kampüsüne gitti. Şirketin, kariyerlerinin başındaki iki mühendisi, Microsoft’un İsrail ile olan bağları nedeniyle şirketten ayrılmaya karar verdiler. Bu bağlar, Associated Press de dahil olmak üzere bir dizi makalede belgelenmişti ve “No Azure for Apartheid” ile iletişime geçtiler.
İkili etkinlik alanında birlikte oturdu, fakat birbirlerini tanımıyor gibi davrandılar. Aboussad ilk olarak Microsoft’un tüketici yapay zeka şefi Mustafa Suleyman’ın konuşmasını keserek sahneye çıktı ve güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkarılmadan önce sahneye geleneksel Filistin atkısı olan kefiye attı.
Yaklaşık 90 dakika sonra Agrawal, CEO Satya Nadella ve onun öncülleri Bill Gates ve Steve Ballmer’ın katıldığı bir paneli böldü. Protestoların görüntüleri viral oldu ve milyonlarca kez izlendi.
Bloomberg’e göre Microsoft, bunun tekrarlanmasını önlemeye kararlıydı. Birkaç hafta sonra, şirket FBI’dan yardım istedi ve şirketi hedef alabilecek Filistin yanlısı protestolarla ilgili her türlü istihbaratı talep etti.
2024 yılında, protestocular, Microsoft’un bu yılki Build konferansını düzenleyeceği kongre merkezinin yakınındaki bir otoyolu kapatmıştı. Bloomberg’in gördüğü belgelere göre, eyalet ve yerel kolluk kuvvetleri de en azından mart ayından beri şirkete karşı protestoları takip ediyordu.
Microsoft’un soruşturma direktörü, Bloomberg’in gördüğü bir e-postada FBI’ya, “Özellikle eski çalışanlarımızdan Hossam Nasr, Microsoft’u hedef alan ve bizim soykırıma suç ortağı olduğumuzu iddia eden paylaşımlarında oldukça aktifti,” diye yazdı.
Şirket, gösterilere katılan birkaç çalışanı tespit etmişti, bunlardan biri de “genç yetişkin çocuklarından” biriydi.
Şirket, mayıs ayında da Seattle Kongre Merkezinde düzenlenecek yıllık geliştirici konferansı öncesinde haftalarca yerel yetkililerle koordinasyon çalışması yaptı.
Organizatörler, Microsoft’un kendi çalışanlarından kaynaklanan aksaklıkları önlemenin zor olacağından endişe duyuyordu. Kongre merkezi, genellikle halka açık alanları kapatmak için şehirden onay aldı.
Girişler havaalanı tarzı güvenlik önlemleriyle donatıldı ve “aktivist grupları” temsil eden kıyafetler veya işaretler yasaklandı. Personele, etkinlik rozeti olmayan çalışanları içeri almamaları hatırlatıldı.
Microsoft ayrıca “temel bir sorunu” da ele almaya çalıştı: Konferanstan birkaç gün önce yayınlanan bir blog yazısında Microsoft, İsrail ordusunun yazılımını kullanmasıyla ilgili önceki soruşturmaya atıfta bulunarak, şirketin bulut ve yapay zeka araçlarının çatışmada insanlara zarar vermek için kullanıldığına veya İsrail Savunma Bakanlığının hizmet şartlarını ihlal ettiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.
Amerika
Musk halka arzla ilk trilyoner olmaya yaklaşıyor

SpaceX şirketinin 12 Haziran’da başlayacak halka arzı kapsamında hisse fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesiyle Elon Musk’ın servetinin 988 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde yüzde 2,2 oranında değer kazanması yetecek.
Uzay teknolojileri firması SpaceX’in gerçekleştireceği ilk halka arz (IPO) sonrasında milyarder iş insanı Elon Musk’ın kişisel servetinin 988 milyar dolara yükseleceği bildirildi.
Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre dünyanın en zengin insanı unvanına sahip olan Musk’ın ilk trilyoner statüsüne ulaşması için 12 milyar dolarlık bir bakiye kalıyor.
Ajans, bu eksik miktarın ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 12,2 milyar dolar değerindeki toplam servetine denk geldiğine dikkat çekti.
Halka arz sürecinde SpaceX hisselerinin birim fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesi planlanıyor. Borsadaki işlemlerin 12 Haziran tarihinde başlayacağı belirtilirken, hisse değerinin ilk gün yüzde 2,2 oranında artarak 138 dolara yükselmesi durumunda Musk’ın serveti 1 trilyon dolar barajını aşmış olacak.
Halka arz için 1,75 trilyon dolarlık piyasa değeri hedefleniyor
Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, bugüne kadar halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.
Musk, geçtiğimiz yaz döneminde SpaceX için halka arz sürecini başlatma teklifinde bulunmuştu. Reuters ajansının elde ettiği bilgilere göre şirket, halka arzda hisse başı sabit fiyatı 135 dolar olarak belirleyerek 75 milyar dolarlık rekor bir kaynak yaratmayı amaçlıyor.
Bu süreçte 555,6 milyon adet hissenin satışını planlayan şirketin hedeflediği toplam piyasa değeri ise 1,75 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Geçtiğimiz şubat ayında Musk, yapay zeka girişimi xAI ile SpaceX şirketlerini birleştirme kararı almıştı. Bloomberg ve The Wall Street Journal’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberlerde, birleşen şirketlerin toplam piyasa değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı aktarılmıştı.
Sabit fiyatlı halka arz yöntemiyle şirket, yatırımcı talepleri toplanmaya başlamadan önce her bir hissenin kesin satış bedelini önceden ilan etmiş oluyor.
Tesla hisselerinin performansı trilyonerlik sürecini etkileyebilir
Şu anda 54 yaşında olan Musk, dünyanın en zengin insanı konumunu sürdürüyor. Güncel verilere göre serveti 726 milyar dolar olarak hesaplanan Musk, Forbes’un en zengin milyarderler listesinde ilk sırada yer alıyor.
Musk, şubat ayında elde ettiği başarıyla tarihte serveti 800 milyar doları aşan ilk kişi unvanını kazanmıştı.
Bloomberg, Musk’ın gelecekteki servet seyrinin en büyük ikinci varlığı konumundaki Tesla Inc. hisselerinin performansına da bağlı olduğunu hatırlattı.
Tesla hisselerinin mayıs ayının ortasında kaydedilen 445 dolar seviyesine geri dönmesi durumunda, Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde hızlı bir yükseliş kaydetmesine gerek kalmayacağı belirtiliyor.
Amerika
ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’la yürüttüğü savaşı sona erdirmesini öngören savaş yetkileri kararını kabul etti. Karar, dört Cumhuriyetçi vekilin Demokratlara katılmasıyla 215’e karşı 208 oyla geçti ve Temsilciler Meclisi’nin çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkmasına işaret etti.
ABD Temsilciler Meclisi çarşamba günü, Başkan Donald Trump’ın Kongre yetkilendirmesi olmadan İran’la yürütülen savaşı sona erdirmesini zorunlu kılacak tedbiri kabul etti.
Bu oylama, alt kanadın çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkması anlamına geliyor.
Temsilciler Meclisi, savaş yetkileri kararını dört Cumhuriyetçi vekilin desteğiyle 215’e karşı 208 oyla kabul etti.
Daha önceki üç başarısız girişimde karara karşı oy kullanan Maine Demokratı Jared Golden da bu kez tutumunu değiştirerek destek verdi. Böylece Demokrat Parti saflarında konuya ilişkin tam birlik sağlandı.
Kentucky’den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Pensilvanya’dan Brian Fitzpatrick, Michigan’dan Tom Barrett ve Ohio’dan Warren Davidson Demokratlarla birlikte karar lehine oy kullandı.
Kararın kabul edilmesinin ardından Demokrat vekiller salonda alkışlarla tepki verdi.
Oylamanın, Kongre üyeleri Memorial Day tatili için Washington’dan ayrılmadan önce yapılması planlanıyordu. Ancak Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler, kararı engelleyecek yeterli sayıya sahip olmadıklarının anlaşılması üzerine oylamayı son anda gündemden çıkardı. Birden fazla Cumhuriyetçi vekil oturuma katılmamıştı. Diğer bazı Cumhuriyetçilerin de kararı desteklemesi bekleniyordu.
ABD Senatosu da mayıs ayında Trump’ın İran konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan benzer bir düzenlemeyi ilerletmişti.
Dört Cumhuriyetçi senatör, bir Demokrat dışında tüm Demokratlarla birlikte hareket ederek sürecin ilerlemesini sağlamıştı. Yedi başarısız oylamanın ardından gelen bu gelişmede üç Cumhuriyetçi senatörün yokluğu da etkili olmuştu.
Ancak Senato’daki usul oylaması yalnızca olası kabul sürecinin ilk aşamasıydı. Cumhuriyetçilerin önümüzdeki günlerde tasarıyı engellemek için yeniden fırsat bulması bekleniyor.
Senato’nun Temsilciler Meclisi’nden geçen versiyonu ne zaman oylayacağı ise henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi Demokrat liderleri yayımladıkları açıklamada Senato Cumhuriyetçilerine “doğru olanı yapmaları” çağrısında bulundu.
Bazı Cumhuriyetçilerin savaşa verdiği destek, çatışmanın 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük süreyi aşmasının ardından zayıflamaya başladı. Söz konusu yasa, Kongre savaş için yetki vermemişse başkanın silahlı kuvvetleri çatışma alanından çekmesini öngörüyor.
Çatışma 1 Mayıs’ta bu süreyi aşmıştı. Ancak Trump yönetimi, nisan ayının başlarında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin süre hesabını durdurduğunu belirtti. Buna rağmen her iki taraf da o tarihten sonra saldırılar gerçekleştirdi.
Trump yönetimi ayrıca 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu görüş şimdiye kadar herhangi bir mahkeme tarafından test edilmedi.
Trump’ın İran konusundaki askeri yetkilerini sınırlayan girişimlere destek veren Cumhuriyetçiler, savaşın Kongre onayı olmadan sürdürülmesinden ve çatışmayı sona erdirecek bir stratejinin bulunmamasından rahatsızlık duyuyor.
Bazıları savaşın kamuoyundaki düşük desteğinin ve ekonomik sonuçlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sürdürme ihtimaline zarar verebileceğinden endişe ediyor.
Senato adaylığı için kampanya yürüten Iowa Cumhuriyetçisi Ashley Hinson, geçen hafta bir seçim etkinliğinde yaptığı özel bir görüşmede savaşın “önümüzdeki birkaç haftanın ötesine” uzaması halinde siyasi açıdan yük haline gelebileceğini söyledi.
CBS News’in ulaştığı ses kaydına göre Hinson, savaşın devam etmesinin “siyasi bir yükümlülük” oluşturabileceğini ifade etti.
Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada ara seçimler öncesinde İran’la anlaşmaya varmak konusunda acele etmediğini söyledi.
Trump, “Herkes ‘Ara seçimler geliyor, acele ediyorum’ diyor. Hiç acelem yok” ifadelerini kullandı.
Çarşamba günü kabul edilen karar, Nisan ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi New York Temsilcisi Gregory Meeks tarafından sunuldu.
Karar, Kongre savaş ilan etmediği veya askeri güç kullanımına yetki vermediği sürece başkana “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerini İran’la yürütülen çatışmalardan çekme” talimatı veriyor.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Florida Cumhuriyetçisi Brian Mast ise çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada kararı “aptalca bir siyasi oylama” olarak nitelendirdi.
Mast, kararın “başkanın İran’la yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflattığını” söyledi.
Oylamanın ardından konuşan Meeks ise savaş yetkileri kararlarının İran’la yürütülen müzakerelerde başkanı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeyi reddetti.
Demokratların İran savaşını sona erdirmek için benzer oylamaları gündeme getirip getirmeyeceği sorulduğunda Meeks, gazetecilere, “Görevimizi yapmayı sürdüreceğimizi bekleyebilirsiniz” dedi.
Meeks, “Anayasal sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Mayıs ayında da benzer bir savaş yetkileri kararına destek veren Fitzpatrick ise, “Yasa yasadır” dedi.
Fitzpatrick, “Yasaya uymak zorundayız. Yürürlükte bir yasa var” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi vekil sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önünüzde iki seçenek var. Ya yasaya uyarsınız ya da yasayı değiştirirsiniz. Yasayı ihlal edemezsiniz. Bu bir seçenek değil.”
20 Mayıs’taki genel kurul görüşmeleri sırasında Demokratlar, Cumhuriyetçilerin neden Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarına hukuki çerçeve sağlayacak bir askeri güç kullanım yetkisi oylaması düzenlemediğini sorguladı.
Meeks, “Cumhuriyetçi meslektaşlarım bunun haklı olduğuna inanıyorsa, askeri güç kullanım yetkisini öngören bir tasarıyı genel kurul gündemine getirmeliler” dedi.
Barrett tarafından mayıs ayının başlarında sunulan böyle bir askeri güç kullanım yetkisi tasarısının ise şimdiye kadar kayda değer destek toplamadığı belirtiliyor.
Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden Kaliforniyalı bağımsız Temsilci Kevin Kiley ise Kongre’nin yetkisini ortaya koyması için “daha iyi araçlar” bulunduğunu söyledi.
Kiley, Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkisine atıfta bulunarak, “Fonların nasıl kullanılacağı konusunda yönlendirme yapma imkanımız var” dedi.
Kiley, “İnsanların eldeki bütün araçları kullanmak istemesini anlıyorum. Ancak Kongre’nin burada gerçekten etkili sonuçlar doğurabilecek gözetim araçlarını ve Anayasa’nın birinci maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Amerika
Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler
Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.
Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.
Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.
404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.
Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.
Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.
Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.
Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.
Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.
Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.
Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.
Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı










