Avrupa
NATO zirvesi öncesi bütçe krizi: İtalya taahhüde şerh koydu

NATO müttefiklerinin Ukrayna için planladığı yeni mali destek paketi, İtalya’nın uzun vadeli yükümlülüklere itiraz etmesiyle belirsizliğe sürüklendi. Roma yönetimi, 2026 yılı için öngörülen yardım seviyesinin 2027 yılında da sürdürülmesini zorunlu kılan taslak metne karşı çıkıyor.
NATO müttefiklerinin Ukrayna’ya bu yıl için yapmayı planladığı 70 milyar euro düzeyindeki askeri yardım üzerinde uzlaşı sağlanırken, İtalya’nın bu desteğin 2027 yılında da aynı seviyede korunmasına yönelik taahhütlere karşı çıktığı bildirildi.
Almanya merkezli Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinin konuya vakıf diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Roma yönetimi Ukrayna’ya yönelik uzun vadeli askeri ve mali yükümlülüklerin altına girmek istemiyor.
NATO daimi temsilcilerinin 30 Haziran’da üzerinde uzlaştığı taslak metin, 2026 yılında Ukrayna’ya askeri teçhizat, destek ve eğitim faaliyetleri kapsamında 70 milyar euro tahsis edilmesini öngörüyor.
Ancak ittifak üyelerinin hazırladığı çerçevede, bu yardımın 2027 yılında da en azından benzer bir düzeyde sürdürülmesi gerektiği kaydı yer alıyor.
İtalya’nın 2027 yılına yapılan atıf nedeniyle uzun vadeli bu taahhüde karşı çıktığı ve bu sebeple ilgili ifadenin taslak metinde geçici olarak parantez içine alındığı belirtiliyor.
Diplomatlar, temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde bu konuyu çözüme kavuşturmak amacıyla daimi temsilciler düzeyinde yeni bir müzakere turunun planlandığını aktarıyor.
Yardımların kalıcı ve sistematik bir yapıya kavuşturulması, sürecin öncülüğünü üstlenen Berlin yönetimi tarafından savunuluyor.
Ukrayna için planlanan 70 milyar euronun, Avrupa Birliği’nin sağladığı 30 milyar euroluk kredi ile 2024 yılındaki NATO zirvesinde taahhüt edilen 40 milyar euronun birleşiminden oluştuğu ifade ediliyor.
Planlanan iki yıllık taahhüdün hayata geçmesi halinde toplam kaynağın 140 milyar euroya ulaşması öngörülüyor.
Müttefikler 2024 yılında, ABD’nin katkıları da dahil olmak üzere, Ukrayna’ya yıllık en az 40 milyar euro tutarında temel bir finansman sağlama sözü vermişti.
Dönemin NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bu taahhüdün iki yıla yayılmasını önermiş, ancak o dönem görevde olan ABD Başkanı Joe Biden bu adıma karşı çıkmıştı.
Ardından gelen Donald Trump yönetimi ise Ukrayna’ya yönelik doğrudan yardımları sonlandırarak mali sorumluluğu Avrupa ülkeleri ile Kanada’ya devretti.
Almanya’nın önerisiyle gündeme gelen bu yeni yardım paketi, üye ülkeler arasında farklı tepkilere de yol açıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, ülkesinin bu sürece askeri krediler yoluyla katılımını engellemek için tüm imkanlarını kullanacağını açıkladı.
Slovakya’nın Ukrayna’ya askeri amaçlı mali kaynak aktarmayacağını belirten Fico, insani yardımları ise sürdürmeye hazır olduklarını ifade etti.
Avrupa Birliği ülkeleri nisan ayında Ukrayna’ya 90 milyar euro değerinde bir kredi paketini onaylamıştı. Bu kaynağın 30 milyar eurosu doğrudan bütçe desteği, 60 milyar eurosu ise savunma harcamaları için ayrıldı.
Bu bütçe desteğinin ilk dilimi olan 3,2 milyar euro haziran ayı sonunda Kiev yönetimine ulaştırıldı.
Avrupa
Alman dış ticaret lobisinin başkanı Schumann: Sanayimiz için Çin’e ihtiyacımız var

Almanya Federal Ekonomik Kalkınma ve Dış Ticaret Birliği (BWA) başkanı Michael Schumann, ülkenin yeniden sanayileşmesi için Çin’e ihtiyaç duyduklarını savundu.
Berliner Zeitung için “Almanya’nın yeniden sanayileşmesi için neden Çin’e ihtiyacımız var?” başlıklı bir yazı kaleme alan Schumann, Çin sermayesi, teknolojisi ve pazar erişimi olmadan Almanya’nın yeniden sanayileşmesinin çok daha zor olacağını belirtti.
Çin’in bazı Alman şirketleri için bir rakip olmanın ötesinde, aynı zamanda “bir teknoloji öncüsü, tedarik zinciri gücü, yatırımcı ve giderek artan bir şekilde Almanya topraklarında bir üretim ortağı” olduğunu kaydeden Schumann’a göre, “Almanya’nın endüstriyel geleceğini ciddi bir şekilde şekillendirmek isteyen herkes, bundan stratejik olarak yararlanmalı.”
2025 yılında Çin’in Almanya’daki yeni yatırım projeleri sayısında ABD’yi geride bıraktığını hatırlatan BWA lideri, “Yeniden sanayileşmeye çalışırken aynı zamanda yeni yatırım projelerinin böylesine önemli bir kaynağına kapıyı kapatmak tamamen çelişkili bir tutum olur,” dedi.
Çin’e yönelik “pazarlarınız kapalı” eleştirilerine de itiraz eden Schumann, “Karşılıklılık, müzakere gücüyle sağlanır ve Almanya’daki Çin yatırım portföyünün önemli ölçüde genişlemesi, Almanya’nın konumunu zayıflatmak yerine güçlendirir,” iddiasında bulundu.
Kritik altyapılara, hassas teknolojilere ve stratejik öneme sahip şirketlere yapılan yatırımların “titizlikle” incelenmeye devam etmesini isteyen Schumann, Alman şirketlerinin Çin’de hâlâ pazar erişim engelleri, düzenleyici belirsizlikler ve rekabet bozulmalarıyla karşı karşıya olduğunu kabul ediyor “[ama] bu engeller, Almanya’nın kendisini Çin sermayesinden, Çin teknolojilerinden ve Çin pazarından koparmasıyla aşılamaz,” diyor.
Schumann, Avrupa’nın Çin’in gerilemesinden daha fazla kazanç elde etmek yerine, başarılarından Çin’e de pay vermesi gerektiğini savunuyor.
Sanayideki katma değerin kaybedildiğini, işyerlerinin kapandığını, yatırımların ertelendiğini ve iflasların arttığını kaydeden Schumann, bu gelişmenin on yıllardır Alman ekonomi modelinin performansını diğer sektörlerden çok daha fazla temsil eden otomotiv endüstrisinde özellikle belirgin olduğunun altını çiziyor.
BWA lideri şöyle devam ediyor:
“Almanya, Batılı sermaye, teknoloji ve şirket ağlarıyla derin bir şekilde bağlantılı olmaya devam etse de, Çin bu ilişkileri tam da Almanya’nın yeni bir güç kazanması gereken endüstriyel gelecek alanlarında tamamlıyor: elektrikli mobilite, bataryalar, enerji teknolojisi, dijital endüstri uygulamaları, ileri teknolojiler, otomasyon ve robotik.”
Çin’in Avrupa’daki doğrudan yatırımları 2025’te 16,8 milyar avroya yükselerek 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Almanya’ya yatırım da 2,5 milyar avroya ulaştı ve Avrupa’daki Çin yatırımlarındaki payını yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkardı.
“Çin, Amerika’nın yerini tutmaz ama Almanya’nın yeniden sanayileşmesi için göz ardı etmemesi gereken ek bir sanayi ortağı,” diyen Schumann, Çinli şirketlerin artık Almanya’ya öncelikle mevcut firmaları devralmak için gelmediğini, yeni fabrikalar kurduklarını ve istihdam olanakları yarattıklarını vurguluyor.
Schumann ikili iktisadi ilişkilerin nasıl kurgulanabileceği hakkında da yazıyor:
“Almanya hâlâ yüksek mühendislik becerisine, endüstriyel hassasiyete, düzenleyici deneyime ve Avrupa pazarına yakınlığa sahip. Çin ise sermayeye, öncü teknolojilere, hammadde ve ara ürünlerde merkezi tedarik zincirlerine ve ölçeklendirme yetkinliğine sahip. Almanya, bu ikisinin birleşiminden faydalanabilir.”
Avrupa
Birleşik Krallık’ın savunma bütçesinde milyarlarca sterlinlik açık

İstifa kararı alan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, orduyu modernize etme vaadiyle sunduğu savunma planında milyarlarca sterlinlik fon açığı bıraktı. Başbakanlık koltuğuna oturmaya hazırlanan Andy Burnham, henüz göreve gelmeden savunma taahhütlerini karşılamak üzere acil kaynak arayışıyla karşı karşıya kaldı.
Birleşik Krallık Başbakanlığı ve İşçi Partisi liderliği görevlerinden ayrılacağını duyuran Keir Starmer’ın, halefi olması beklenen Andy Burnham’a, savunma harcamaları planında tam olarak karşılanmamış bütçe kalemleri içeren ağır bir mali miras bıraktığı belirtiliyor.
The Telegraph gazetesinin yayımladığı haberde, Starmer’ın daha önce duyurduğu ve silahlı kuvvetleri 2030 yılına kadar modernize etmeyi öngören programın mali açıdan sürdürülemez olduğu aktarıldı.
Söz konusu program kapsamında 15 milyar sterlin değerinde ek harcama yapılacağı taahhüt edilmişti. Ancak Maliye Bakanı Rachel Reeves, bu miktarın yalnızca 10,3 milyar sterlinlik kısmının temin edilebildiğini açıkladı.
Aktarılan bilgilere göre bu kaynak; altyapı, enerji projeleri ve askeri tesislerin inşası için ayrılan bütçelerden yapılan aktarımların yanı sıra devlet bürokrasisinde gidilen yüzde 10 oranındaki kadro kesintileriyle sağlandı.
Bu mali tablo nedeniyle, birkaç hafta içinde başbakanlık makamını devralması beklenen Andy Burnham, savunma harcamaları taahhütlerini yerine getirebilmek için acilen 4,7 milyar sterlin değerinde ek kaynak bulmak zorunda kalacak.
Gazetenin ulaştığı bilgilere göre Burnham planın detayları hakkında bilgilendirilirken, kendisine bu bütçe açığını kapatmak için yeni kaynaklar yaratması gerekeceği yönünde bir bildirimde bulunulmadı.
Gölge Savunma Bakanı James Cartlidge, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, planlanan birçok projenin 2030’lu yıllara ertelendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Pek çok unsur 2030’lu yıllara ertelenmiş durumda. En önemlisi de bu paranın gerçekten var olup olmadığını bilmiyoruz. Bu durum, Burnham ve yeni maliye bakanı için ciddi sorunlar yaratacak ertelenmiş bir zehirli hap niteliği taşıyor.”
Starmer, 22 Haziran tarihinde istifa edeceğini açıklamıştı. Bu karardan yaklaşık bir buçuk hafta önce, dönemin Savunma Bakanı John Healey, savunma alanındaki kaynak yetersizliğini protesto ederek kabinedeki görevinden ayrılmıştı.
Healey’nin ardından Silahlı Kuvvetlerden Sorumlu Bakan Al Carns da istifasını sunmuş, boşalan Savunma Bakanlığı koltuğuna eski İçişleri Bakan Yardımcısı Dan Jarvis getirilmişti.
Görevinden ayrılırken bir mektup kaleme alan Healey, iki yıldan kısa bir süre içinde hükümetin Londra’yı Ukrayna’nın çıkarları doğrultusunda uluslararası arenada öncü bir aktör haline getirmeyi başardığını, Birleşik Krallık’ın NATO içindeki lider Avrupalı temsilci konumunu pekiştirdiğini ve savunma yatırımlarını gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2,5 düzeyine çıkardığını kaydetti.
Ancak savunmada yeni bir dönemin daha fazla yatırım gerektirdiğini belirten eski bakan, Starmer’ın bu kaynakları sağlamada yetersiz kaldığını, Maliye Bakanlığının ise ülkenin ihtiyaç duyduğu bütçeyi tahsis etmeye yanaşmadığını ifade etti.
Avrupa
Ukrayna askeri finansman açığını kapatmak için acil kaynak arıyor

Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, Rusya’nın askeri teknolojideki adaptasyon sürecinden önce yeni bir inovasyon döngüsü başlatabilmek için Batılı ortaklarına acil mali destek çağrısında bulundu. Avrupa Barış Fonu kapsamında serbest kalan 6,6 milyar euronun doğrudan Ukrayna bütçesine aktarılmasını talep eden Fedorov, teknoloji savaşında üstünlüğü korumak için zamanla yarıştıklarını belirtti.
Ukrayna, Rusya’nın enerji altyapısı ile lojistik hatlarına yönelik saldırılarının ardından, batılı ortaklarından gelecek milyarlarca dolarlık askeri yardımın sevkiyatını hızlandırmak istiyor.
Politico’ya mülakat veren Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, sahadaki kazanımların korunabilmesi için askeri destek seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini belirtti.
Fedorov, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Başlattığımız işi tamamlamak için bir sonraki seviyede yardıma ihtiyacımız var. Rusya mevcut şartlara uyum sağlamadan önce yeni bir askeri inovasyon döngüsü başlatacak yeterli kaynağa sahip olursak, bu bize en az altı aylık bir avantaj daha sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Ocak ayında savunma bakanlığı görevini üstlenen ve tam kapsamlı işgalin başlangıcından bu yana bu makama gelen dördüncü isim olan Fedorov, teknoloji sektörü ve özel teşebbüs geçmişine sahip.
Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?
Fedorov, savunma alanında başlattığı yapısal reformlarla, Ukrayna’nın muharebe sahasında inisiyatifi ele almasını sağlayan insansız hava araçları ve füze sistemlerinin geliştirilme ve seri üretim süreçlerini hızlandırdı. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilmesi için ek finansman ihtiyacı bulunuyor.
Teknoloji odaklı savaşlarda durumun çok hızlı değişebileceğine dikkat çeken Fedorov, “Her şey finansmanın hızına ve bizim eylemlerimize bağlı. Ukrayna, tüm Avrupa’yı Ruslara karşı koruyor” dedi.
Ukrayna, geçen hafta Avrupa Birliği üyesi ülkelere çağrıda bulunarak, Avrupa Barış Fonu kapsamında kısa süre önce serbest bırakılan 6,6 milyar euronun tamamının Kiev’e yönlendirilmesini talep etti.
Söz konusu fonun kullanımı, Macaristan’da Viktor Orban liderliğindeki önceki hükümet tarafından uzun süre engellenmişti.
Başlangıçta AB üyesi ülkelerin Ukrayna’ya yaptıkları askeri yardımların kısmen tazmin edilmesi için tasarlanan bu kaynağın, Fedorov tarafından doğrudan Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları doğrultusunda devlet bütçesine aktarılması öneriliyor.
Avrupa Barış Fonu’nun kendileri için bir dönüm noktası olabileceğini belirten Fedorov, “Bu kaynak sahadaki mevcut başarılarımızı hızlandırabilir. Bu nedenle, hâlâ tereddüt eden her bir ülkeyle istişarelere başlanması gerektiği kanaatindeyim” diye konuştu.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in de önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleştirilecek NATO liderler zirvesine katılması bekleniyor. Müttefiklerin zirvede Ukrayna için yeni bir askeri yardım paketi üzerinde mutabık kalacağı öngörülüyor.
Kiev yönetiminin hesaplamalarına göre Ukrayna’nın bu yılki askeri finansman ihtiyacı 136 milyar euro seviyesindeyken, devlet kendi öz kaynaklarıyla bu tutarın yalnızca 53 milyar eurosunu karşılayabiliyor.
AB kredisi, bu yıl askeri yardımlar için yaklaşık 28,3 milyar euro tahsis edilmesini öngörüyor. Bu miktar, toplam bütçesi 90 milyar euro olan iki yıllık kredi programının bir parçasını oluşturuyor.
Ukrayna ayrıca, münferit devletlerden ikili askeri yardımlar ve ABD’nin PURL programı kapsamında silah desteği almaya devam ediyor. Ancak Fedorov, bu kaynakların henüz yeterli düzeyde olmadığını vurguladı.
Fedorov, “Ukrayna’nın milyarlarca dolarlık doğrudan yardıma ihtiyacı var ve buna yarın ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Rusya2 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?









