Amerika
Nvidia CEO’su Jensen Huang, yeni Çin AI çipinin lansmanı öncesinde Pekin gezisi planlıyor

Nvidia, eylül ayında Çin için özel olarak tasarlanmış yeni bir yapay zeka çipi piyasaya sürmeyi hedefliyor. Şirketin CEO’su Jensen Huang, Çin’e olan bağlılığını yeniden teyit etmek için bir ziyaret planlıyor.
Planlardan haberdar olan kaynakların Financial Times’a aktardığına göre, çip, ABD Başkanı Donald Trump’ın sıkılaştırdığı ihracat kontrol kurallarına uymak için Nvidia’nın mevcut Blackwell RTX Pro 6000 işlemcisinin modifiye edilmiş bir versiyonu.
Ürün, yüksek bant genişliği belleği (HBM) ve daha hızlı veri aktarımı için bağlantıları iyileştiren NVLink gibi en gelişmiş teknolojilerden arındırılacak.
Huang’ın programına yakın kaynaklar, Huang’ın önümüzdeki çarşamba günü Pekin’de başlayacak Uluslararası Tedarik Zinciri Fuarı’na katılarak Çin’in üst düzey liderleriyle görüşmeyi planladığını söyledi.
Çip üreticisi çarşamba günü 4 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan ilk şirket oldu. Hisse senetleri, ABD’nin ihracat kontrollerini sıkılaştırmasıyla yılın başlarında darbe aldı, ancak yatırımcıların küresel yapay zeka pazarı fırsatlarına olan ilgisi ve ABD-Çin ilişkilerindeki iyileşme sayesinde toparlandı.
Nvidia, önemli bir yurt dışı pazardaki konumunu korumaya çalışırken jeopolitik bir çatışmanın ortasında kalınca, Jensen Huang Çin ve ABD liderleriyle daha diplomatik bir rol oynamak için çabalarını artırdı.
Kaynaklardan birine göre, Nvidia’nın CEO’su Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmeler yapmaya çalışıyor. Li, Huang’ın bugüne kadar görüştüğü en üst düzey Çinli yetkili olacak.
Huang’ın nisan ayında Çin’i ziyaretinde görüşmelerde bulunduğu Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile de bir toplantı planlanıyor. Kaynak, toplantıların takviminin henüz kesinleşmediğini ve Çin tarafının onayını beklediğini de ekledi.
Mayıs ayında Tayvan’da düzenlenen Computex teknoloji fuarında konuşan CEO, Çin’in yapay zeka çiplerine erişimini kısıtlamayı amaçlayan ABD’nin ihracat kontrollerini “başarısızlık” olarak nitelendirmişti.
Bu kontrollerin, Çinli şirketleri kendi yapay zeka ürünlerinin geliştirilmesini hızlandırmaya teşvik ettiğini söyledi. Nvidia’nın pazar payının dört yıl önceki yüzde 95’ten yüzde 50’ye düştüğünü belirtti.
Şirket, yakın gelecekte 50 milyar dolarlık Çin yapay zeka pazarında rekabet edebileceğini söylüyor.
Huang’ın, milyarlarca dolarlık iş kaybına neden olan çok sayıda ihracat kısıtlaması karşısında Nvidia’nın Çin pazarına olan bağlılığını yeniden teyit etmesi bekleniyor.
Planlardan haberdar bir kişi, Nvidia’nın Trump yönetiminden yeni ihracat kısıtlamalarını ihlal etmediğine ve piyasaya sürüldükten kısa bir süre sonra yasaklanmayacağına dair güvence istediği için yeni ürünün satışının eylül ayından önce başlamayacağını söyledi. Çipin özellikleri, Washington ile yapılacak görüşmelerin sonucuna göre hala değişebilir.
Ancak, şirketin planlarına yakın iki kişiye göre, Nvidia’nın Çin’deki müşterileri çipin numunelerini test ediyor ve önemli siparişler vermeyi planlıyor.
Performansı Çinli rakiplerinin en üst düzey ürünleriyle karşılaştırılamasa da, müşteriler Nvidia’nın Cuda yazılım sisteminden diğerlerine geçmenin işletme maliyetlerini önemli ölçüde artıracağı için satın almaya istekli.
Çipin talebinin, nisan ayında yasaklanarak Nvidia’nın başlangıçta 5,5 milyar dolarlık değer düşüklüğü kaydetmesine neden olan önceki ürünü H20 kadar yüksek olması beklenmiyor.
Çinli müşteriler, ABD’nin politika belirsizlikleri nedeniyle Nvidia ürünlerine fazla bağımlı olmanın riskinden endişe duymaya başladı. Alibaba, ByteDance ve Tencent gibi önde gelen yapay zeka şirketleri, yerel üreticilerin alternatiflerini test ediyor.
Çin’de yeni bir ürünün piyasaya sürülmesi ve kesintisiz teslimatın sağlanması için büyük bir stok oluşturulması gerekecek ve bu da ihracat politikalarının belirsizliğini sürdürmesi halinde Nvidia için finansal riskler yaratacak.
Nvidia’nın 2025 mali yılına ait yıllık raporuna göre, Çin 17,1 milyar dolarlık gelir tabanıyla şirketin dördüncü büyük pazarı ve toplam satışlarının yüzde 13’ünü oluşturuyor.
Amerika
ABD tarım süper gücü konumunu kaybetme riskiyle karşı karşıya

ABD, Donald Trump yönetimi tarafından uygulanan gümrük vergileri ve ticaret savaşlarının yarattığı piyasa çalkantıları nedeniyle küresel tarım ihracatındaki liderliğini Brezilya’ya kaptırma riski yaşıyor. Amerikan Çiftçi Büroları Federasyonu verilerine göre temel ürünlerde dönüm başına yüksek zararlar öngörülürken, geçen yıl 171 milyar dolarlık ihracata ulaşan ABD’nin hemen arkasındaki Brezilya, ilk yarıda 87 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı.
Financial Times gazetesi, “Amerikan Tarım Süper Gücünün Çöküşü” başlıklı analizinde, Birleşik Devletler’in küresel tarım ürünleri ihracatındaki lider konumunu kaybetme eşiğine geldiğini aktardı.
Amerikan Çiftçi Büroları Federasyonu (AFBF) tarafından yapılan hesaplamalara göre, önümüzdeki yıl çiftçiler ülkeyi küresel ihracat lideri yapan temel ürünlerin üretiminde ciddi mali zorluklarla karşılaşacak.
Federasyon verileri, üretim kayıplarının dönüm başına soya fasulyesinde 138 dolar, mısırda 167 dolar, buğdayda 145 dolar ve pamukta 406 dolar seviyesine ulaşacağını gösteriyor.
ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre Birleşik Devletler geçen yıl 171 milyar dolarlık tarımsal ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, uygulanan gümrük tarifelerinin yol açtığı ticaret aksamalarından faydalanan Brezilya’nın ihracatından yalnızca 2 milyar dolar daha yüksek bir seviyeye işaret ediyor.
Bu yılın ilk yarısında ihracatını yüzde 6 artırarak 87 milyar dolarla rekor kıran Brezilya; soya fasulyesi, sığır eti ve kümes hayvanı üretiminde dünyada ilk sırada yer almasının yanı sıra pamuk ihracatında da ABD’yi geride bıraktı.
Süreç içerisinde 20. yüzyılda verimli topraklarını işleyen ABD; silo, demiryolu ve liman ağlarını geliştirerek kendi iç tüketiminin üzerinde tahıl üretti ve fazlasını ihraç etmeye başladı.
Bu dönemde Çin, ABD ürünlerinin ana alıcılarından biri haline geldi. Amerikan tarım sektörünün büyümesiyle birlikte soya küspesine olan talep arttı; Amerikalı üreticiler Çin’den gelen talebin sürekli artacağı beklentisiyle ekim alanlarını genişletti, teknolojiye, depolama tesislerine ve ihracat terminallerine yatırımlar yaptı.
Ancak 2018 yılında Trump’ın yüz milyarlarca dolarlık Çin malına ek vergi getirmesi üzerine Pekin misilleme kararı aldı ve Amerikan soyası alımları keskin biçimde düştü.
Iowa Çiftçiler Birliği Başkanı Aaron Lehman, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Ticaret anlaşmalarımız birilerinin keyfi kararlarıyla değişiyor. İlişkiler kurmak, dürüst işbirliği yürütmek ve ortaya çıkan sorunları çözmek için harcanan o büyük emek bir gecede silinebiliyor” ifadelerini kullandı.
Trump yönetimi 2018 ve 2019 yıllarında çiftçilere toplamda yaklaşık 23 milyar dolar tutarında doğrudan destek sağladı. Ancak çiftçi Corey Goodhue, nakit yardımının sorunu çözmediğini belirterek, “Ödemelere ihtiyacımız yok, bize ticaret lazım” dedi.
Yaratılan ticaret boşluğunda Çin, soya fasulyesi tedarikini Brezilya’ya kaydırdı. ABD Tarım Bakanlığı eski başekonomisti Joseph Glauber, Brezilya’nın küresel pazardaki payının 2020 yılı itibarıyla 2025 için öngörülen seviyelerin üzerine çıktığını kaydetti.
Glauber, bu durumun şaşırtıcı olduğunu ve ticaret savaşlarının doğrudan bu sonucu doğurduğunu ifade etti.
Trump’ın geçen yılın ocak ayında Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte Çin’in soya ithalatının büyük bölümü halihazırda Brezilya tarafından karşılanıyordu.
Lehman, “Beş yıl önce ürünlerimizin müşterisi olan yabancı alıcıların bir kısmını kaybettik ve onlar bir daha geri dönmedi” dedi.
Üreticiler, Cumhuriyetçi başkanın ikinci döneminin yeni bir gümrük vergisi dalgası ve ticari belirsizlik getirdiğinden şikayet ediyor. Buna karşılık ABD Tarım Bakanlığı, ülkenin konumunu kaybetmediğini ve 174 milyar dolarlık tarımsal ihracatla rekor seviyeye ulaştığını savunuyor. Bakanlık yetkilileri, mevcut yönetimin yeni pazarlar açmak, mevcut pazarları genişletmek ve üreticilerin tek bir alıcıya bağımlı kalmamasını sağlamak adına yabancı alıcılarla bağlantılar kurduğunu açıkladı.
Iowa’dan üretici Wendy Johnson, başlangıçta birçok çiftçinin başkanın adımlarının iyi sonuçlar vereceğine inandığını ancak belirsizliğin sürdüğünü dile getirdi.
Johnson, “Gelecek yaklaşıyor fakat belirgin bir umut göremiyoruz. Siyasi açıdan Ortabatı çiftçilerinin umudunu kaybetmesini istemezsiniz” değerlendirmesini yaptı.
ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın Nisan 2025’te ilan ettiği “Kurtuluş Günü” sonrasında getirilen tarifeleri şubat ayında iptal etti. Bunun üzerine ABD Başkanı, tüm ülkelere yönelik 150 gün süreli yüzde 10 ek tarife kararnamesi imzaladı.
Bu sürenin 24 Temmuz’da dolması beklenirken ABD Federal Ticaret Mahkemesi söz konusu ek vergileri hukuka aykırı buldu.
Financial Times, ABD yönetiminin 60 ülkeye yönelik yüzde 10 ile 12,5 arasında değişen yeni tarifeler hazırladığını bildirdi.
Amerika
ABD sağında veri merkezi ve yapay zeka çatlağı büyüyor

ABD’de veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç sağ siyasi kulvarda ve Başkan Donald Trump’ı seçen koalisyonda bölünmelere yol açarken, teknoloji odaklı muhafazakarlar ile yerel toplulukları korumak isteyen popülist kesim karşı karşıya geliyor. Trump yönetiminde etkili olan teknoloji yatırımcıları yapay zeka yarışında geri kalmamak için kısıtlamaların kaldırılmasını talep ederken, muhafazakar kanaat önderleri tesislerin çevreye ve kaynaklara etkilerine yönelik endişeleri dile getiriyor.
Veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç uzun süredir ağırlıklı olarak sol kesimden gelirken, bu durum son dönemde sağ siyaseti ve Başkan Donald Trump’ın seçilmesini sağlayan koalisyonu bölen bir konu haline geliyor.
Trump yönetiminde nüfuz sahibi olan teknoloji odaklı muhafazakarlar, ABD’nin yapay zeka alanında hakimiyet kurmak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini, aksi takdirde yabancı rakiplerine karşı zemin kaybedeceğini savunuyor.
Trump’ın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi Eş Başkanı ve teknoloji yatırımcısı David Sacks, Çin’in yeni yapay zeka modelinin etkinliğine dikkat çekerek bu argümanı öne sürdü.
Daha önce Trump’ın yapay zeka koordinatörü olarak da bilinen Sacks, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu sırada Amerika kendi kendini kısıtlıyor: Siyasetçiler ve bürokratlar yeni veri merkezlerini yasaklıyor, eyalet düzenlemelerini artırıyor ve yeni sınır modelleri önceden onaylayacak yeni federal kurumlar kurulması için baskı yapıyor. Yapay zeka yarışı böyle kaybedilir. Kendimizi çıkmaza sokarsak dünyanın geri kalanı bizim kurallarımızla oynamayacaktır” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan, yerel topluluklar üzerindeki etkilerden endişe duyanlar ile mahremiyet savunucularının sesleri, halkın veri merkezlerine yönelik tepkileriyle paralel olarak daha gür çıkmaya başlıyor.
Heritage Foundation Başkanı Kevin Roberts, Shenandoah Nehri kıyılarına kurulması planlanan veri merkezlerine işaret etti.
Roberts, Fox Business kanalında yaptığı açıklamada, “Oradaki insanlar kendilerinden bir şeylerin alındığını hissediyor. Serbest piyasa karşıtı değiller. Sadece burada bir uzlaşı sağlanıp sağlanamayacağını veya bu durumun getireceği kayıpların değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini soruyorlar” dedi.
Roberts ayrıca, şüpheyle yaklaşan ancak bu teknolojinin faydalarından yararlanmaya devam edebilmek için ortak bir çözüm bulunmasını isteyen insanlarla aynı safra yer aldığını ekledi.
Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon da uzun süredir teknoloji sektörünün Trump yönetimi üzerindeki etkisine ve yapay zeka politikasını şekillendirme biçimine karşı çıkan popülist sağın seslerinden biri olarak biliniyor.
Sunucu Tucker Carlson ise Trump’ın ülke genelinde Amerikalıların daha fazla gözetlenmesine ve izlenmesine zemin hazırlayan veri merkezlerini desteklediğini savundu.
Kamuoyu araştırmaları, Amerikalıların çoğunluğunun bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasını istemediğini gösteriyor.
Demokratların yerel veri merkezlerine “kesinlikle karşı çıkma” eğilimi Cumhuriyetçilere kıyasla daha yüksek seyrediyor. Demokrat seçmenler şüphelerinin gerekçesi olarak kaynak kullanımı ve çevre üzerindeki etkileri gösteriyor.
Tepkiler tamamen parti sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Gallup’un mayıs ayında gerçekleştirdiği araştırma, Demokratların yüzde 56’sının, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 39’unun yakınlarında bir veri merkezi kurulmasına “kesinlikle karşı olduğunu” ortaya koyuyor.
Trump yönetimine yakın üst düzey isimler, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik şüpheleri tamamen benimsemeden, bu tesislerin beraberinde getirdiği politika sorunlarını kamuoyu önünde kabul ediyor.
Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı James Blair, Roberts’ın televizyon programındaki açıklamalarına doğrudan yanıt vererek, asıl sorunun veri merkezleri değil enerji sağlayıcıları olduğunu savundu.
Blair, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda, “Sorun, Kevin’ın bölgesine elektrik üretimi sağlaması gereken kesimlerden kaynaklanıyor. Elektrik talebi yüksek ancak tedarikçiler üretim yapma konusunda yetersiz kalıyor” diye yazdı.
Popülist-muhafazakar eğilimli Bull Moose Project Başkanı Aiden Buzzetti, enerji konularının bu düzeyde tartışılmasının, veri merkezlerine yönelik tepkiler büyürken yapay zeka ve veri merkezi savunucularının da mevcut siyasi koşullara uyum sağlamak zorunda kaldıklarını gösterdiğini ifade etti.
Buzzetti, “Bu başlıklar bir yıl önce standart konuşma konuları değildi. Bu tesislerin inşasını savunabilmenin tek yolu bu olduğu için bu söylemler hızla yaygınlaşıyor” değerlendirmesini yaptı.
Bull Moose Project, geçen hafta bu bölünmede ortak bir zemin bulmayı amaçlayan bir yasa önerisi sundu. Öneri, teknoloji şirketlerinin veri merkezleri için gereken enerji kaynağını kendilerinin inşa etmesi veya satın alması yönündeki Trump yönetiminin tüketici koruma taahhüdünü yasal güvenceye kavuşturmayı hedefliyor.
Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans tarafından sunulan benzer bir tasarıdan farklı olarak, Bull Moose önerisi bir zorunluluk getirmiyor, bunun yerine Enerji Bakanlığına şirketlerin gönüllü olarak imzaladığı anlaşmaları uygulama yetkisi veriyor.
Buna rağmen, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik tabandan gelen direncin boyutu konusundaki tartışmalar devam ediyor.
Eski Çay Partisi (Tea Party) lideri Amy Kremer tarafından kurulan yapay zeka karşıtı “Humans First” grubu, cumartesi günü yerel, eyalet düzeyindeki ve federal siyasetçilere yapay zeka veri merkezlerine karşı çıkmaları için baskı yapmak amacıyla ülke genelinde protestolar düzenledi.
Reuters’ın aktardığına göre, 42 eyalette hem Cumhuriyetçi hem Demokrat eğilimli bölgelerde toplam 142 protesto gerçekleştirilmesine rağmen katılım beklenenin altında kaldı.
Kremer ve diğer organizatörler, veri merkezlerinin tamamen durdurulmasını desteklemediklerini, kararı yerel toplulukların vermesini istediklerini belirtti.
Kremer, veri merkezlerine karşı oluşan bu ivmeyi 2010’lardaki Çay Partisi hareketine benzetse de, eyaletlerdeki protestoları düzenleyenlerin farklı siyasi partilere mensup olduğu bildirildi.
Birçok muhafazakar yorumcu ise protestoları ve düzenleyen grubu eleştirerek, Humans First grubunun Silikon Vadisi tarafından finanse edilen ve ilericilerle bağlantılı bir “sol operasyonu” olduğunu öne sürdü ve katılımın düşük olduğu protestoların fotoğraflarını paylaştı.
Amerika
Trump yanlısı “Maga Inc” ara seçimler için 400 milyon dolarlık bir fon oluşturdu

Donald Trump’ın en büyük bağışçı grubu Maga Inc, Kongre ara seçimler için 400 milyon dolardan fazla bir seçim fonu biriktirdi.
Pazartesi günü yayınlanan federal belgelere göre, bu Süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) haziran ayında 19 milyon dolar topladı.
Bu tutarın 10 milyon doları, bağışlarını karşılamak için bitcoinlerini nakde çeviren milyarderler Tyler ve Cameron Winklevoss’tan geldi.
Maga Inc, başkanlık seçimi yapılmayan bir yılda diğer tüm PAC’lerden daha fazla fon topladı.
2018 ve 2022 ara seçimleri öncesinde, Trump ve eski başkan Joe Biden’ı destekleyen PAC’lerin biriktirdiği fon, Maga Inc’in mevcut nakit rezervinin yüzde 5’inden azdı.
Bu grup, kasım ayındaki ara kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin Demokratlardan daha fazla bağış toplama çabalarını güçlendirdi.
Fakat bazı Demokrat Temsilciler Meclisi ve Senato adayları, Cumhuriyetçi rakiplerinden çok daha fazla bağış toplamış durumda.
Maga Inc’in elindeki nakit, Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin elindeki 129 milyon doların üç katından ve Demokratik Ulusal Komite’nin seçim fonundan neredeyse 25 kat daha fazla.
Geçen ay Maga Inc’e en az 1 milyon dolar bağışta bulunan diğer isimler arasında NASA yöneticisi Jared Isaacman, iş adamı ve Georgia eyalet valiliği adayı Rick Jackson, Trump’ın Kennedy Center yönetim kuruluna atadığı hayırsever Patricia Duggan, yatırımcı Konstantin Sokolov ve Trump’ın danışmanı David Sacks tarafından kurulan bir PAC yer alıyor.
Trump’ın son seçim kampanyasını destekleyen diğer PAC’ler de para toplamaya devam etti. Never Surrender Inc, 2026’nın ilk çeyreğinde çoğunlukla küçük meblağlı bağışlar yoluyla 5,5 milyon dolar topladı. Grubun elinde yaklaşık 60 milyon dolar bulunuyor.
Öte yandan Maga Inc, hâlâ benzersiz bir güç olmaya devam ediyor. En son açıklanan verilere göre, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderlik kadrosuyla uyumlu dört siyasi grup (Senato Liderlik Fonu – SLF, Kongre Liderlik Fonu – CLF, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi ve Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi) toplam 529 milyon dolarlık nakit kaynağa sahip.
2026’da Kongre’nin kontrolünü ele geçirmeye odaklanan Demokratik PAC’ler ise 336 milyon dolara sahip.
Milyarderler, bu seçim döngüsünde ABD siyasi sistemini etkilemek için yine bol miktarda para akıttı.
2026 Kongre seçimlerinin en büyük iki ABD’li bağışçısı, Susquehanna ticaret şirketinin kurucu ortağı Jeff Yass ile Trump’ın müttefiki ve İsrail destekçisi olan, aynı zamanda merhum kumarhane devi Sheldon Adelson’ın eşi Miriam Adelson.
Miriam Adelson, bu yıl Maga Inc, SLF ve CLF’ye en az 65 milyon dolar bağışladı.
Yass, çeşitli muhafazakâr gruplara 87 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Bu tutarın 20 milyon doları, Ohio’da Vivek Ramaswamy’nin valilik kampanyasını destekleyen bir Super PAC’a aktarıldı.
Bu PAC ayrıca Elon Musk’tan 5 milyon dolar ve hedge fon yöneticisi Bill Ackman’dan 1 milyon dolar bağış aldı.
Wall Street’ten Citadel kurucusu Ken Griffin ve Blackstone CEO’su Stephen Schwarzman, sırasıyla Cumhuriyetçi kongre seçim kampanyası gruplarına 15 milyon dolar ve 13 milyon dolar bağışladı.
Schwarzman ve Griffin, Maine’de Cumhuriyetçi senatör Susan Collins’i destekleyen bir Super PAC olan Pine Tree Results’a da sırasıyla 10 milyon dolar ve 2,5 milyon dolar daha bağışladı.
ABD yasaları, Super PAC’lerin siyasi kampanyalar için sınırsız fon toplamasına izin veriyor.
Kripto ve yapay zeka sektörleri de ABD siyasi sistemine nakit akışını sürdürdü. Kripto yanlısı bir Super Pac olan Fairshake, haziran sonu itibarıyla 127 milyon dolar biriktirirken, daha esnek düzenlemeleri destekleyen yapay zeka yanlısı bir Super Pac olan Leading the Future’ın kasasında ise 31 milyon dolar bulunuyor.
OpenAI başkanı Greg Brockman ve eşi Anna, aralık ayında Maga Inc ve Leading the Future’a toplam 50 milyon dolar bağışladı.
Milyarder Marc Andreessen, Leading the Future, Maga Inc ve Fairshake’e yaklaşık 43 milyon dolar bağışladı.
Mayıs ayında, Anthropic CEO’su Dario Amodei, daha fazla yapay zeka güvenlik düzenlemesi yanlısı bir Super PAC olan Public First’e, ilk önemli federal bağışı olarak 1 milyon dolar bağışladı. Fakat bu PAC’ın kasasında yarım milyon dolardan az para bulunuyor.
Partinin ulusal düzeyde bağış toplama performansı Cumhuriyetçi Parti’nin gerisinde kalsa da, bazı öne çıkan Demokrat adaylar Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topladı.
Teksas Senatosu adayı Demokrat James Talarico, Haziran ayı sonunda Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton’dan yaklaşık 20 milyon dolar daha fazla nakit kaynağa sahipti.
Talarico’yu destekleyen bir Super PAC olan Lone Star Rising PAC, LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman’ın 10 milyon dolarlık bağışıyla güçlendi.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?










