Bizi Takip Edin

Avrupa

Pascal Kohler: Kaja Kallas’ın borazanı

Yayınlanma

Editörün notu: Moskova’da yaşayan, İsviçre asıllı jeopolitik analist ve hukuk uzmanı Dr. Peter Hänseler, İsviçreli subay Pascal Kohler’in ASMZ’de yayımlanan ve askeri analist Jacques Baud’u hedef alan makalesine yanıt veriyor. Forum Geopolitica’da yer bulan makalesinde Hänseler, Kohler’in Buça, Skripal, Navalniy ve Ukrayna savaşı gibi konulardaki iddialarının Baud’un kitaplarındaki gerçek ifadelerle çeliştiğini kanıtlıyor ve Kohler’i kaynak belirtmeden Vikipedi’den intihal yapmakla suçluyor. Ayrıca Kohler’in, Baud’un analizlerini çarpıtarak ona iftira attığı ve bir subaya yakışmayacak amatörlükte bir karalama metni kaleme aldığına dikkat çekiyor.


Pascal Kohler: Kaja Kallas’ın borazanı

Peter Hänseler

Forum Geopolitica

8 Ocak 2026

ASMZ, 30 Aralık 2025 tarihinde Kohler’in “Kognitive Zermürbung: Die Logik hinter dem Fall Baud” (‘Bilişsel yıpratma: Baud vakasının ardındaki mantık’) başlıklı bir makalesini yayımladı. Bu makale, Batı yarımküredeki en objektif askeri analist Jacques Baud’a yönelik acımasız ve karalayıcı bir saldırıdır.

Kohler, makalenin giriş bölümünde yaptırımları ‘bir bireyin ifade özgürlüğüne indirilmiş bir darbe’ olarak tanımlamıyor. Bunun yerine bunları, ‘hibrit’ savaşın ne anlama geldiğine inandığını kasten belirtmeden, ‘modern hibrit savaş lojistiğine hassas bir müdahale’ olarak nitelendiriyor. Kohler böylece AB’nin savaş yürüttüğünü -özellikle belirtmek gerekir ki İsviçreli bir subay arkadaşına karşı- ve bunun ifade özgürlüğünün bastırılmasını meşrulaştırdığını ima ediyor. Kohler sadece AB’nin Baud’a yaptırım uygulamasını desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda İsviçre ordusunun bu mücadelede AB’ye destek vereceği konusunda da güvence veriyor. İsviçre ordusu liderliğinin bu stratejinin arkasında olduğu varsayılabilir, aksi takdirde bir ast, ASMZ web sitesinde böylesine kışkırtıcı bir makale yazamazdı. Ancak buna dair herhangi bir teyit bulamadım.

Kohler titiz çalışmıyor; aksine, Baud’a yönelik spesifik suçlamalarını bizzat formüle etmemiş, sadece Vikipedi’den kopyalamış gibi görünüyor; elbette kaynağı belirtmeden. Bu, hiçbir ciddi jeopolitik uzmanının el sürmeyeceği bir kaynaktan yapılan intihaldir.

ASMZ web sitesinde işini şöyle tanımlıyor:

‘Hâlihazırda Operasyon Komutanlığı’nda Uluslararası İşbirliği ve Eğitim Başkanıdır; uluslararası eğitim ve angajmanların koordinasyonundan ve uygulanmasından sorumludur.’ – Pascal Kohler, ASZM

Bu laf kalabalığı ne anlama gelirse gelsin, Kohler eğitim başkanıdır ve eğitim başkanı olarak örnek teşkil etmelidir. Bir rol model, kaynağını belirtmeden Vikipedi bilgi kopyalayıp bunu kendi bilgisiymiş gibi sunmaz. Ayrıca Kohler, gerçek kaynakları; Baud’un ifadelerini içeren kaynakları, yani bizzat Jacques Baud’un kitaplarını kasten tamamen göz ardı ediyor.

Jacques Baud’un çalışmaları

Jacques Baud’un birçok jeopolitik konudaki gerçek ifadeleri, saf analizlerden oluşan ve Baud’un yalnızca Batılı ve Ukraynalı kaynaklara dayandığı kitaplarında kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.

Baud, yayınlarının hiçbirinde analiz ettiği çatışmaların herhangi birinde taraf tutmamıştır. Jacques Baud sosyal medya kanallarını kullanmadığı için kitaplarındaki ifadeleri kapsamlıdır. Bu nedenle Kohler’in iddialarını Jacques Baud’un gerçekte sarf ettiği ifadelerle karşılaştırıyoruz.

Karalayıcı ifadelere dair ön açıklamalar

Kohler’in yazısında gündeme getirdiği tüm konularla ilgili tüm pasajları Jacques Baud’un kitaplarında dikkatle okudum. Baud’un analizleri, bilimsel bir çalışmaya yaraşır şekilde çok isabetli, ayrıntılı ve dipnotlar ile kaynaklarla açıkça referanslandırılmıştır.

Bu makaleyi okuyucular açısından uzunluk bakımından yönetilebilir kılmak adına, Kohler’in Buça ile ilgili iftirasını Baud’un kitaplarından daha uzun pasajlar alıntılayarak ayrıntılı bir şekilde analiz edeceğim.

Diğer konular -Skripal, Navalniy vb.- için ise Baud’un çalışmalarından kısa pasajlar alıntılamakla yetineceğim; ancak bu, Baud’un tüm konular için referanslı ve ayrıntılı analizler yazmadığı anlamına gelmez.

Buça – 2022

Kohler, Buça ile ilgili şunları yazıyor:

“Buça vakasında, belgelenmiş katliamı İngilizler tarafından planlanmış ve Ukraynalılar tarafından gerçekleştirilmiş olarak yorumluyor; bu tez, Rus askerlerinin cinayetler hakkındaki konuşmalarını içeren Alman istihbarat kayıtlarıyla ve Rus işgali sırasındaki cesetlere ait uydu görüntüleriyle çelişiyor.”

Kohler, 30 Aralık 2025

Jacques Baud, ‘Operation Z’ adlı kitabının 7.3.2 bölümünde şunları yazmıştır:

“[…] Orada tam olarak ne oldu? Kimse bilmiyor. Ancak bazı siviller infaz edilirken, diğerleri çatışmaların ikincil kurbanları olmuş gibi görünüyor. Sorumluluğa gelince, Ukrayna Rus ordusunu suçlarken, Rusya bunun bir kurgu olduğunu iddia ediyor.”

Baud, olayların akışını şöyle tanımlıyor:

Tarih

Olay/Gerçekler

29 Mart

Rus komutanlığı, operasyonun 2. aşamasını başlatmak üzere birlikleri Kiev’in batısından Donbas’a doğru çekmeye karar verir.

30 Mart

Ruslar ayrılıyor.

31 Mart

Buça Belediye Başkanı Anatoliy Fedoruk, Rus güçlerinin geri çekildiğini Telegram’da[i] memnuniyetle duyurur. Cesetlerden veya katliamlardan hiç bahsetmez: “31 Mart, Buça topluluğumuzun tarihinde bir kurtuluş günü olarak hatırlanacak. Ukrayna silahlı kuvvetlerimiz tarafından Rus ‘orklarından’, Rus işgalcilerden kurtuluş. Bu yüzden bugünü sevinç günü ilan ediyorum. Sevinçli bir gün ve Kiev bölgesi için büyük bir zafer! Ve tüm Ukrayna’da büyük bir zafer olmasını kesinlikle bekleyeceğiz.”[ii]

31 Mart-1Nisan

Ukraynalı medya şirketi Unian, Rus güçlerinin geri çekildiğini doğrular ve Buça belediye başkanının açıklamalarını haberleştirir; şehirdeki cesetlerden veya katliamlardan bahsetmez[iii].Ukrayna güçleri, sabotajcıları ve Rus işbirlikçilerini aramak için bölgeyi tarıyor (bir Ukrayna videosu, Ukraynalı paramiliterlerin mavi kol bandı takmayanları vurmak için izin istediğini gösteriyor).

1 Nisan

Bir video, sokakta üç haftadır orada olmayan ancak konumları 11 Mart tarihli uydu görüntülerindekine benzeyen cesetleri gösteriyor. Bazıları beyaz kol bandı takıyor, bazılarının bilekleri beyaz bezle bağlanmış, bazılarının yanında Rus yardım paketleri var ve diğerleri bir bodrumda infaz edilmiş.

2 Nisan

Ukraynalı blog yazarı Dimitry Komarov şehri dolaşıyor ve Rus birlikleri çekildikten sonra geride kalan hasarı gösteriyor. Cesetlerden veya katliamlardan hiç bahsetmiyor[iv]. Aynı gün, Ukrayna haber sitesi Unian, özel kuvvetlerin “şehri sabotajcılardan ve Rus birlikleriyle işbirliği yapanlardan kurtardığını” bildiriyor[v]. Ukrayna polisinin SAFARI birimi, Rusların şehri mayınlamış olma ihtimaline karşı mayın temizleme çalışmaları yapmak üzere şehre giriyor. Birim tarafından çekilen video[vi] bir katliam göstermiyor, ancak YouTube üzerinden erişimi kısıtlanmış durumda.

3 Nisan

Ukrayna, Rus güçlerini Buça sokaklarında katliam yapmakla suçluyor. Toplu mezar haberleri aslında 13 Mart’ta kilise mezarlığında önceden kayıtlı bir defin alanının açılmasına atıfta bulunuyor.

4 Nisan’da New York Times, cesetlerin “keşfedilmesinden” neredeyse üç hafta öncesine, 11 Mart 2022’ye ait bir uydu fotoğrafı yayımlıyor[i] (tarihi daha sonra sebepsiz yere 19 Mart olarak değiştiriliyor). İki gerçek şaşırtıcı: Rusların o dönemde bölgedeki diğer kurbanları özenle gömmelerine rağmen cesetleri iddiaya göre üç hafta boyunca sokakta bırakmış olmaları ve cesetlerin tüm bu süre boyunca tam olarak aynı pozisyonda kalmış olması.

Ayrıca New York Times görüntüsünün ABD hükümeti için çalışan Maxar şirketi tarafından sağlandığı biliniyor. Maxar’ın hangi uyduları kullandığını, yörüngelerini, belirli bir zamandaki konumlarını ve uçuş saatlerini de biliyoruz. Bu bilgileri kullanarak ve gölgeleri ölçerek fotoğrafın tam olarak hangi gün çekildiğini belirleyebiliriz. Bağımsız Rus analistlerden oluşan bir grup, fotoğrafın 1 Nisan günü yerel saatle 11:57’de (yerel saatle 14:57) çekildiğini belirleyebildi[ii]. Bu durum, 31 Mart’ı 1 Nisan’a bağlayan gece şehri vuran şiddetli fırtınanın izleriyle de doğrulanıyor. Garip bir şekilde Maxar, katalogda listelenmesine rağmen 21 ve 23 Mart tarihleri için bu bölgenin görüntülerini sunmuyor.

Dahası, diğer gerçekler de temkinli olmayı gerektiriyor:

  • 4 Nisan’da Pentagon, Rusya’nın Buça olayındaki sorumluluğunu doğrulayamadığını duyuruyor.
  • Ukraynalı Sosyalist Milletvekili İlya Kiva[iv], Telegram’da Buça trajedisinin İngiliz istihbarat teşkilatı MI6 tarafından planlandığını ve SBU tarafından gerçekleştirildiğini açıklıyor[v].
  • Haziran 2022’de İtalyan televizyon kanalı TG24, Rus güçleriyle işbirliği yaptığı iddia edilen sivillere yönelik cinayetleri ve suçları araştırıyor ve Buça’da durumun böyle olduğu sonucuna varıyor.
  • Maxar’ın aynı bölgeden farklı bir zamanda çekilen diğer görüntüleri 100 MB “ağırlığındayken”, “katliam” görüntüsü zar zor 50 MB; bu da manipülasyonu gizlemek için manipüle edildiğini düşündürüyor.

Bunların hiçbiri tek başına bir şeyi kanıtlamaz, ancak bize tartışılmaz olarak sunulan şeyin hiç de net olmadığını gösterir.

İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis’in açıkladığı üzere:

“Bir mahkeme bunların savaş suçu olduğuna karar vermedikçe, bunlar savaş suçu değildir.” – Ingazio Cassis, 7 Nisan 2022

İftira 1: Baud, Kohler’in iddia ettiği şeyi asla yazmadı veya söylemedi

Baud, Buça’nın İngiliz istihbaratı tarafından planlandığını asla iddia etmedi. Orada ne olduğunu kimsenin bilmediğini açıkça belirtti.

Baud, açıklamalarında sadece, 6 Aralık 2023’te Moskova’da öldürülen Ukraynalı Milletvekili İlya Kiva’nın X üzerindeki bir paylaşımını alıntılıyor. 6 Aralık 2023’te BBC, Kiva’nın Ukrayna istihbarat teşkilatı SBU tarafından öldürüldüğünü bildirdi.

Kohler, bile bile, öldürülen Kiva’nın ifadesini Baud’un ifadesiymiş gibi aktarıyor.

Baud, 7 Nisan 2022’de İsviçre televizyonunda şunları söyleyen Federal Konsey Üyesi Ignazio Cassis ile hemfikirdi:

“Herhangi bir mahkeme bunların savaş suçu olduğuna karar vermediği sürece, bunlar savaş suçu değildir.” – Ingazio Cassis, 7 Nisan 2022

Skripal – 2018

Kohler, Skripal ile ilgili şunları yazıyor:

“2018’deki Skripal saldırısı vakasında, kanıtlanmış sinir gazını başka bir şey olarak yorumluyor.” – Kohler, 30 Aralık 2025

Jacques Baud, “Fake News” adlı kitabının 8.6.5 bölümünde şunları yazmıştır:

Burada Baud’un kitabından iki alıntıyla yetineceğiz; analizin tamamı kitapta bulunabilir.

“Ayrıca, kurbanlar hastaneye kaldırıldıktan sonra hazırlanan ilk raporda fentanil zehirlenmesinden bahsediliyordu; Radio Free Europe/Radio Liberty Eylül 2018’de ‘Noviçok’tan bahsetmeden bunu haberleştirdi[i]. 5 Mart tarihli Salisbury Journal da olası fentanil zehirlenmesinden bahsediyor[ii].”

“İngiliz ve Batılı yetkililerin bu konudaki sessizliği, analizin Rusya’nın suçunu doğrulayamadığını düşündürüyor. Ancak aslında, bu konuda hiçbir şey bilmiyoruz.”

İftira 2: Baud, Kohler’in iddia ettiği şeyi asla yazmadı veya söylemedi

Baud hiçbir şeyi yorumlamıyor; resmi bulguları ve açıklamaları kesin referanslarla analiz ediyor ve analizlerin Rusya’nın suçunu doğrulayamadığı sonucuna varıyor – hepsi bu.

Navalniy – 2020

Kohler, Navalniy ile ilgili şunları yazıyor:

“2020’deki Navalniy vakasında, Noviçok kullanımının bağımsız OPCW sertifikasyon laboratuvarları tarafından doğrulanmasına ve FSB ajanlarının dahlinin kanıtlanmasına rağmen, bunun bir mafya eylemi olduğunu iddia etti.” – Kohler, 30 Aralık 2025

Jacques Baud, “The Navalny Case” adlı kitabının 7.1 bölümünde şunları yazmıştır:

“Navalniy vakasının analizi, sürecin her aşamasında, olası açıklamalar yelpazesinden sistematik olarak seçilen açıklamaların Noviçok ile zehirlenme anlatısına uyan ve dolayısıyla Vladimir Putin tarafından emredilmiş olması gereken açıklamalar olduğunu gösteriyor. Skripal ve Navalniy’in semptomlarının tamamen farklı olması, ikisinin de sinir gazı zehirlenmesi belirtileri göstermemesi, ikisinin de Noviçok zehirlenmesiyle ilişkilendirilen uzun vadeli etkileri göstermemesi veya Noviçok’un Batılı ülkeler tarafından da üretilmesi, medyayı veya politikacıları temkinli olmaya itmedi.

Aksine, dış politika şekillendiriliyor ve belirsiz sonuçları olan tedbirler, yalnızca kimliği ve statüsü kimse tarafından doğrulanamayan bir ajanın telefon ‘itirafına’ ve gizli askeri raporlara dayanarak alınıyor.

Alman, Fransız ve İsveç laboratuvarlarından ve OPCW’den gelen raporlar gizli olarak sınıflandırıldığı için içeriklerini bilmiyoruz. Ancak, sonuçları Noviçok’un varlığını açıkça doğrulasaydı, daha ayrıntılı olarak yayımlanacakları varsayılabilir.”

İftira 3: Baud, Kohler’in iddia ettiği şeyi asla yazmadı veya söylemedi

Baud, Kohler’in iddia ettiği gibi “mafya benzeri” terimini asla kullanmadı. Ayrıntılı analizinde Baud, sadece Alman, Fransız ve İsveç laboratuvarlarının “istenen” sonucu doğrulayamadığı sonucuna varıyor. Kohler’in Noviçok’un ve FSB’nin dahlinin kanıtlandığına dair iddiaları yanlıştır.

Usame bin Ladin – 2001

Kohler, Usame bin Ladin ile ilgili şunları yazıyor:

“Tarihsel olaylar üzerine: Baud, Usame bin Ladin’in 11 Eylül ile hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.” – Kohler, 30 Aralık 2025

Jacques Baud, “Gouverner par les Fake News” (Yalan Haberlerle Yönetmek) adlı kitabının 5.4 bölümünde şunları yazmıştır:

“Haziran 2006’da FBI halkla ilişkiler başkanı Rex Tomb şunları doğruladı:

Usame bin Ladin aranıyor posterinde “11 Eylül”den bahsedilmemesinin nedeni, FBI’ın Bin Ladin’i 11 Eylül’e bağlayan hiçbir kanıtının olmamasıdır[iii].”

İftira 4: Baud, Kohler’in iddia ettiği şeyi asla yazmadı veya söylemedi

Jacques Baud kitaplarının hiçbir yerinde Usame bin Ladin’in 11 Eylül ile hiçbir ilgisi olmadığını iddia etmedi; sadece Batılı kaynakları analiz etti ve 11 Eylül’ün kökenleri hakkında çok fazla şey bilinmediği sonucuna vardı.

Ukrayna çatışması neden-sonuç ilişkisi – 2021

Kohler, 2021’deki Ukrayna çatışması ile ilgili şunları yazıyor:

“Ukrayna’nın işgaliyle ilgili neden-sonuç ilişkisini tersine çeviriyor. Ukrayna’nın 2022’de Donbas’ı geri almaya çalışarak Rusya’yı kışkırttığını iddia ediyor. İddialarını desteklemek için Zelenskiy’in danışmanı Arestoviç’in 2019’da yaptığı bir açıklamayı alıntılıyor; ancak bu, olası bir Rus işgaline karşı analitik bir uyarıydı, yani sonradan trajik bir şekilde gerçekleşen bir güvenlik politikası tahminiydi.” – Kohler, 30 Aralık 2025

Jacques Baud, “Ukraine Between War and Peace” (Savaş ve Barış Arasında Ukrayna) adlı kitabının 3.1 bölümünde şunları yazmıştır:

“Dolayısıyla Ukrayna’nın NATO’ya katılımı, ancak Rusya’nın onu tehdit edememesi durumunda mümkündür. Bu nedenle Rusya, ekonomisini yok eden, bir devrimi ve rejim değişikliğini tetikleyen, hatta Rusya’nın daha küçük birimlere bölünmesine yol açan ezici bir yenilgiye uğramalıdır. Arestoviç tam olarak bunu açıklıyor: ‘NATO’ya katılmamızın bedeli Rusya’ya karşı bir savaş ve onun yenilgisidir.’ Hatta bu savaşın beklenen tarihini bile belirtiyor: ‘2021 veya 2022′[iv] !”

İftira 5: Kohler’in iddia ettiği şeyi, Baud asla yazmadı veya söylemedi

Jacques Baud, Ukrayna’nın işgal edilmesiyle ilgili neden-sonuç ilişkisini asla tersine çevirmedi. Sadece Aleksey Arestoviç ile yapılan bir röportajdan alıntı yapıyor ve onun düşüncelerini açıklıyor.

Sonuç

İsviçre ordusunda kariyer sahibi, aynı zamanda eğitimden sorumlu bir subayın, eski bir meslektaşına karşı böylesine kolayca çürütülebilir bir yazı veya nefret söylemi kaleme alması ve böylece yaptırımlarla zayıflatılmış bir meslektaşını sırtından bıçaklaması biraz şaşırtıcıdır. Bunu bir üstünün emriyle yapıp yapmadığı sorusu cevapsız kalıyor.

Bu yazı sadece kötü niyetle değil, aynı zamanda neredeyse anlaşılmaz bir amatörlükle karakterize ediliyor. Jacques Baud’un bu ilkel ve yasal işlem gerektiren saldırıyı karşılıksız bırakmayacağını ve subay üniforması giymeyi hak etmeyen bu kişiden hesap soracağını ummaktan başka bir şey yapılamaz. Bu kişinin üstlerinin onun arkasında ne kadar duracağını zaman gösterecek. İftiradan hüküm giymiş bir eğitim subayı, İsviçre Ordusu için bir ilk olacaktır.


[i] Ron Synovitz, „Name Your Poison: Exotic Toxins Fell Kremlin Foes” (Zehirini Söyle: Egzotik Toksinler Kremlin’in Düşmanlarını Devirdi), Radio Free Europe/Radio Liberty, 18 Eylül 2018

[ii] “Man found seriously ill in Maltings, Salisbury, is former Russian spy Sergei Skripal” (Maltings, Salisbury’de ağır hasta bulunan adam eski Rus casusu Sergei Skripal), www.salisburyjournal.co.uk, 5 Mart 2018.

[iii] http://www.historycommons.org/entity.jsp?entity=rex_tomb_1

[iv] „Predicted Russian – Ukrainian war in 2019 – Alexey Arestovich” (2019’da Öngörülen Rus – Ukrayna Savaşı – Alexey Arestovich), YouTube, 18 Mart 2022 (https://youtu.be/1xNHmHpERH8).

[i]. Carole Landry, „The Horror in Bucha“ (Buça’daki Dehşet), The New York Times, 4 Nisan 2022 (https://www.nytimes.com/2022/04/04/briefing/russia-ukraine-war-briefing-bucha-warcrimes.html)

[ii]. https://t.me/rybar/30599

[iii]. „Pentagon can’t independently confirm atrocities in Ukraine’s Bucha, official says” (Yetkili, Pentagon’un Ukrayna’nın Buça kentindeki vahşeti bağımsız olarak doğrulayamadığını söylüyor), Reuters, 4 Nisan 2022 (https://www.reuters.com/world/pentagon-cant-independently-confirm-atrocities-ukraines-bucha-official-says-2022-04-04/?taid=624b43bd3225ef0001288ec4)

[iv]. https://en.wikipedia.org/wiki/Illia_Kyva

[v]. https://t.me/intelslava/24353

[vi]. Jacopo Arbarello, „Guerra in Ucraina, la questione dei collaborazionisti filorussi” (Ukrayna’da Savaş, Rus yanlısı işbirlikçiler meselesi), Sky TG24, 7 Haziran 2022 (https://tg24.sky.it/mondo/2022/06/06/guerra-russia-ucraina-filorussi)

[i]. https://t.me/vityzeva/52988.

[ii]. „Bucha liberated from Russian invaders – mayor” (Buça Rus işgalcilerden kurtarıldı – belediye başkanı), ukrinform.net, 1 Nisan 2022 (https://www.ukrinform.net/rubric-ato/3445989-bucha-liberated-from-russian-invaders-mayor.html).

[iii]. Violetta Orlova, „Мер Бучі підтвердив звільнення міста від російських військ” (Buça Belediye Başkanı şehrin Rus birliklerinden kurtarıldığını doğruladı), Unian, 1 Nisan 2022 (https://www.unian.ua/war/bucha-novini-mer-buchi-zayavlyaye-pro-zvilnennya-mista-vid-okupantiv-novini-vtorgnennya-rosiji-v-ukrajinu-11769010.html).

[iv]„Буча после ухода русских военныхQ” (Rus ordusunun ayrılmasından sonra Buça), Kedrov Talks/YouTube, 2 Nisan 2022 (https://youtu.be/72TZbAeKPSE).

[v]. Violetta Orlova, „У звільненій Бучі розпочали зачистку території від диверсантів та російських пособників” (Kurtarılan Buça’da bölgenin sabotajcılardan ve Rus işbirlikçilerinden temizlenmesine başlandı), Unian, 2 Nisan 2022 (https://www.unian.ua/war/bucha-u-zvilnenomu-misti-rozpochali-zachistku-teritoriji-vid-diversantiv-ta-rosiyskih-posobnikiv-novini-kiyeva-11770498.html).

[vi]. https://youtu.be/Z7yIyNBMpQY

Avrupa

Aşırı sıcaklar Avrupa genelinde uyarıları artırdı

Yayınlanma

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın birçok ülkesini etkisi altına alırken, Fransa, İspanya ve İtalya’da yetkililer alarm seviyelerini yükseltti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, son beş günde ülkede 40 kişinin boğularak hayatını kaybettiğini açıkladı. Bazı ülkelerde okullar ve belirli işyerleri faaliyetlerini durdurdu.

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın çeşitli ülkelerini etkisi altına alırken, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu salı günü yaptığı açıklamada, ülkede son beş gün içinde 40 kişinin aşırı sıcakların yaşandığı dönemde boğularak hayatını kaybettiğini bildirdi.

Avrupa’daki birçok ülkenin yetkilileri tehlike uyarıları yayımlarken, bazı okullar ve işyerleri faaliyetlerini durdurdu.

Dünya Meteoroloji Örgütüne göre Avrupa kıtası, küresel ortalamaya kıyasla iki kat daha hızlı ısınıyor. Bu durum, uzun süreli sıcak hava dalgalarının daha sık görülme olasılığını artırıyor.

Meteorologlar, mevcut sıcak hava dalgasının “omega blokajı” olarak bilinen atmosferik basınç sistemiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Adını şeklinin Yunan alfabesindeki omega harfine benzemesinden alan bu yapıda, yüksek basınç merkezinde sıcak hava bulunurken iki yanında daha serin hava kütleleri yer alıyor.

Meteorologların aktardığına göre bu durum, Batı ve Orta Avrupa üzerinde sıcak havanın hapsolduğu bir “ısı kubbesi” oluşturdu. Hapsolan sıcak hava nedeniyle sıcaklıklar her gün daha da yükseliyor.

Meteo France verilerine göre Fransa’nın neredeyse tamamında sıcak hava uyarısı yürürlükte bulunuyor. Ülkenin batısındaki bazı bölgelerde sıcaklığın 43 dereceye kadar çıkması bekleniyor.

İtalya Sağlık Bakanlığı, 15 kent için en yüksek alarm seviyesini ilan etti. Ülkedeki bazı üretim tesislerinde çalışmalar durduruldu.

Birleşik Krallık Meteoroloji Servisi, salı günü İngiltere’nin güneyinde sıcaklığın 37 dereceye ulaşacağını ve sonraki iki gün içinde daha da yükseleceğini öngördü.

Kuruma göre bu durum, haziran ayı için yeni bir sıcaklık rekoruna yol açabilir.

İspanya Devlet Meteoroloji Ajansı ise bazı bölgelerde kırmızı alarm ilan etti. Bu bölgelerde hava sıcaklığının 44 dereceye kadar yükselmesi beklenirken, Andujar belediyesinde pazartesi günü sıcaklık 45 dereceyi aştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman istihbarat teşkilatı BND yeniden yapılandırılıyor

Yayınlanma

Almanya’nın dış istihbarat servisi BND, “Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak” amacıyla daha etkili bir hizmet vermek istiyor.

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre siyasetçiler ve hatta BND personeli, 6.500 çalışanı bulunan bu kurumun, İngiltere’nin SIS’i, ABD’nin CIA’i ve Fransa’nın DGSE’si gibi “et yiyen” muadillerine kıyasla “vejetaryen” olduğunu esprili bir şekilde dile getiriyorlardı.

2022’de ise BND, Rusya konusunda o kadar geride kalmıştı ki, Kiev’e bombalar düşmeye başladığında kurumun o dönemki başkanı şehirde mahsur kaldı ve Polonya sınırına ulaşması iki gün sürdü. Buna karşılık, CIA ve SIS bir saldırı olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Dört yıl sonra, Avrupa liderlerinin artık ABD’ye bu kadar fazla güvenemeyeceklerine karar verdikleri bir dönemde Almanya, Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak için BND’yi daha modern ve etkili bir istihbarat servisi haline getirmeye çalışıyor.

Ukrayna savaşının ardından Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) hızla yeniden silahlanırken, hükümet BND’nin de yeniden donatılması, genişletilmesi ve savaş hazırlığına geçirilmesi zamanının geldiğine inanıyor.

Berlin, hem istihbarat yetkilileri hem de askerleri için bir Zeitenwende (“dönüm noktası”) planlıyor.

Almanya’da baskı artıyor: BND yasası değiştirilecek

Şansölye Friedrich Merz geçen sonbaharda yaptığı bir konuşmada, “Avrupa’da üstlendiğimiz sorumluluk, büyüklüğümüz ve ekonomik gücümüz göz önüne alındığında, BND’nin istihbarat alanında en üst düzeyde faaliyet göstermesi hedefimizdir,” demişti.

Hükümet, bu yıl BND’nin bütçesini yaklaşık yüzde 25 artırarak 1,51 milyar avroya çıkardı ve sonbahara kadar kurumla ilgili yeni bir yasa tasarısını Federal Meclis’e sunması bekleniyor.

Sızan ilk taslaklar, BND’nin 70 yıllık tarihindeki en önemli reformlar olacak ve kuruma önemli yeni yetkiler kazandıracak kapsamlı bir reform paketine işaret ediyor.

Merz’in 2025 yılında atadığı BND Başkanı Martin Jäger, nisan ayında kapalı kapılar ardında yaptığı bir konuşmada çalışanlara, “Almanya’nın ilk savunma hattı olmalıyız ve olacağız,” dedi.

Fakat FT’nin siyasetçiler, yetkililer ve BND’nin eski ve mevcut çalışanlarıyla yaptığı bir dizi mülakat, bu girişimin hâlâ Alman devletinin pek çok kesimini etkileyen bürokrasi ve yasalcılıkla  ve ayrıca kurumun kendi zihniyetiyle engellenebileceğini gösteriyor.

Hükümetin önerdiği yeni yasa, BND’nin şu anda tabi olduğu siyasi ve hukuki denetim sistemini ortadan kaldıracak ve kimin gözetim altına alınabileceği, kimin alınamayacağına ilişkin kuralları değiştirecek.

Bir Alman diplomat ise, “Yeni bir yasa taslağı hazırlamak, bir soruna çok ‘Alman’ bir çözüm. Asıl sorun . . . [ise] siyasi kültürle ilgili,” diyerek, ülkede özellikle Soğuk Savaş sonrasında hassas bir konu olan “gözetim” alerjisine dair kamuoyu hafızasına işaret ediyor.

BND’de deneyimi olanlar, değişimin sadece gerekli değil, aynı zamanda acil olduğunu ileri sürüyor.

Örneğin eski bir BND yetkilisi şunları söylüyor:

“Gerçek şu ki, son yirmi yılın büyük bir bölümünde, dünya daha istikrarsız hale gelip Almanya’ya yönelik tehditler artarken, BND’nin [müdahale kuralları] giderek daha katı hale geldi. Ya radikal bir adım atarız ya da sonuçlarına gerçekten katlanırız diye bir kırılma noktasına geldik.”

Öte yandan BND’nin geçmişi pek de temiz değil. Bu kurumun öncülü, Nazi rejiminden gelen eski Alman askeri istihbarat ajanlarından oluşan ve ABD tarafından desteklenen bir ağ olan “Gehlen Örgütü” idi.

Almanya, istihbarat teşkilatına geniş yetkiler vermeyi planlıyor

1956’da örgütün ilk başkanı olan Reinhard Gehlen, İkinci Dünya Savaşı sırasında Wehrmacht’ın doğu cephesindeki casusluk şefi olarak görev yapmıştı.

Soğuk Savaş döneminde de BND özellikle CIA ile birlikte çalışarak adından söz ettirdi. On yıllar boyunca, CIA ile birlikte, İsviçre merkezli Crypto AG adlı, ticari açıdan dünyanın en başarılı şifreleme şirketinin gizli sahibi de BND idi. 1980’lere gelindiğinde, küresel diplomatik iletişimin tahmini olarak yüzde 40’ı Crypto AG makineleri kullanılarak gönderiliyordu. CIA ve BND bu iletişimin tamamını okuyabiliyordu.

Soğuk Savaş sonrasında ise BND biraz daha geri plana itildi. 2013 yılında eski ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı Edward Snowden tarafından sızdırılan belgeler, ABD istihbarat kurumlarının Alman topraklarında BND ile el ele yürüttüğü kitlesel gözetim faaliyetlerini ortaya çıkarmış ve bu durum, zaten var olan güvensizliği daha da derinleştirmişti.

Bu ifşaatlara yanıt olarak Almanya, BND’yi düzenleyen BND Kanunu’nu sıkılaştırarak yeni kısıtlamalar getirdi.

Ama 2022 başlayan Ukrayna savaşından bu yana durum değişti. BND’nin çalışmalarını denetleyen güçlü Bundestag komitesinin CDU’lu başkanı Marc Henrichmann bu konuda şunları söylüyor:

“İnsanlar artık, bu ülkeyi son yıllarda yapabildiğimizden daha iyi korumamız gerektiğini fark ettikleri bir noktaya geldi. Artık burada siber saldırıların ne kadar sık gerçekleştiğinin farkında olmayan tek bir girişimciye bile rastlamıyorum. Herkes havaalanında insansız hava araçlarını gördü. Herkes haberlerde ya da başka yerlerde ‘gölge filo’ tankerlerini görüyor.”

BND’nin artık bilgi almak için ABD istihbarat kurumlarına güvenemeyeceği düşüncesi birçok Alman’da yankı buldu.

Mart 2025’te Donald Trump yönetimi Ukrayna ile istihbarat paylaşımını kısa süreliğine askıya aldığında, bir Avrupalı istihbarat yetkilisi bunun kıtadaki herkesin dikkatini çektiğini söyledi.

Merz hükümeti, yeni BND yasasının bu sorunu çözeceğini savunuyor. Yeni yasanın ayrıntıları hâlâ üzerinde çalışılıyor olsa da, BND ve Şansölyelik yetkilileri, yasanın dört alanı kapsamayı hedeflediğini belirtiyor: sinyal istihbaratı, yapay zeka ve teknolojinin kullanımı, kurumun düşmanlara “karşılık verebilmesi” için yeni yetkiler ve BND’nin denetimi.

Henrichmann, yasanın ilk taslaklarının bu yıl sızdırılması üzerine, kamuoyundaki tepkilerin reform sürecini bozacağını ya da en azından yeniden gözden geçirilmesine yol açacağını düşündüğünü söylüyor.

Fakat Henrichmann’a göre, “Tepkiler çok hafifti… Bana yazanların çoğu, ‘Nihayet bir şeyler oluyor’ dedi.”

2020 yılında, Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, Snowden’ın ifşaatlarından bu yana BND’nin gözetim uygulamalarına karşı mücadele eden bir grup sivil haklar savunucusunun lehine tarihi bir karar vermişti.

Mahkemenin, BND’nin gözetleme faaliyetlerini denetlemek ve onaylamak üzere bir yargıçlar konseyi kurmasını öngören kararının etkisi, 332 maddelik kararın birinci maddesinde şu şekilde ifade edildi: “Alman Anayasası’nın . . . gözetleme faaliyetlerine karşı savunma hakkı olarak sağladığı korumalar, yurtdışındaki yabancı uyruklular için de geçerlidir.”

BND şu anda en az dört ayrı kurum tarafından denetleniyor. 2020 tarihli kararla kurulan konseye ek olarak, BND, çoğunlukla gizli toplantılar düzenleyen ve ABD Kongresi’ndeki istihbarat komiteleri gibi geniş denetim ve kontrol yetkilerine sahip olan Henrichmann’ın komitesi tarafından da denetleniyor.

Ayrıca, komite tarafından atanan ve BND’nin gözetleme faaliyetlerini geriye dönük olarak izleyen, uzmanlar ve eski milletvekillerinden oluşan 10 kişilik bir komisyon da bulunuyor.

Bu komisyon da endişe duyduğu konuları, geniş yaptırım yetkilerine sahip olan Almanya Federal Veri Koruma ve Bilgi Özgürlüğü Komiserine havale edebilir.

Dünyanın en büyük iletişim merkezlerinden biri olan Frankfurt’taki DE-CIX internet değişim noktasından BND, günlük yaklaşık 1,2 trilyon iletişim verisini süzüp Münih yakınlarındaki Pullach’taki teknik merkezine kopyalayabilir.

Bu, kurumun temel görevlerinden biri. Fransa’nın DGSE’si gibi, telekom ağlarından gelen dijital verilerin toplu olarak dinlenmesi ve analizinden, bilgisayar korsanlığı faaliyetlerinden ve elde edilen veri setlerinden sorumlu.

Bu işler ABD ve Birleşik Krallık’ta sırasıyla NSA ve GCHQ tarafından yürütülüyor.

Ancak şu anda, katı kurallar bu bilgi hazinesinin nasıl kullanılacağını sınırlıyor. Verileri filtrelemek için, ayrıntılı bir dizi yasal gereklilikle gerekçelendirilmiş bir arama terimi veya terim grubu kullanması gerekir.

Kurum , Alman vatandaşları veya gazetecilerle ilgili verilere ya da cinsel mahremiyet içeren veya bir kişinin dini inançlarına atıfta bulunan herhangi bir bilgiye erişemez.

FT’ye göre bundan dolayı, “Kremlin’in kontrolündeki medya kuruluşlarından birinde gazeteci olarak çalışan şüpheli bir Rus casusu, Alman anayasası sayesinde gözetimden korunuyor.”

Veri saklama konusunda da sıkı kısıtlamalar bulunuyor. Bazen BND, veri setlerini sadece iki hafta sonra silmek zorunda kalır.

Bu durum, ipuçlarını araştırmak için daha uzun süreye ihtiyaç duyan analistleri zor durumda bırakıyor.

Bilgilerin saklanmasına izin verildiği durumlarda bile, 2020 tarihli anayasa kararının gerektirdiği çok sayıda onay ve güvenlik önlemi, analiz sürecini yavaşlatıyor.

Bir kıdemli subay şaka yollu olarak, kurumun Berlin veya müttefikleri için “anlık istihbarat” hazırladığında, bunu alan herkesin önce “bu bir BND dakikası mı, yoksa gerçek bir dakika mı?” diye sorması gerektiğini söylüyor.

Yeni yasa, bu tür sorunları gidermeyi amaçlıyor. Hükümet, denetimi geri çekmeyi değil, daha yönetilebilir hale getirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Örneğin, kurumun filtrelerinden geçen belirli verilerin ve meta verilerin saklanma süresini mevcut altı aylık üst sınırın çok ötesine uzatarak.

BND ayrıca, her gün yakaladığı filtrelenmemiş çevrimiçi bilgilerin tamamını çok daha uzun süre saklamayı umuyor. Bu veriler şu anda sadece birkaç gün boyunca tutuluyor.

Bu önemli bir husus çünkü şu anda Almanya ticari kuruluşlardan verileri saklamalarını zorunlu kılmıyor.

BND, arama emri olsa bile, internet şirketleri bu verileri silmiş oldukları için genellikle değerli bilgilere erişemiyor.

Buna karşılık örneğin Birleşik Krallık, telekom ve internet servis sağlayıcılarından verileri bir yıla kadar saklamalarını talep edebiliyor.

BND’ye, dinleme merkezlerinden topladığı büyük veri yığınını daha uzun süre (meta veriler için 15 aya kadar) saklama konusunda yasal yetki vermek, BND jargonunda kurumun “soğuk başlangıç” yeteneği olarak bilinen şey için hayati önem taşıyor.

Beklenmedik bir durum meydana geldiğinde, geriye dönük olarak taranabilecek depolanmış bir veri “tamponu” (küresel internet trafiğinin bir anlık görüntüsü) ipuçları bulmak için hayati öneme sahip olabilir.

Fakat CIA gibi istihbarat teşkilatlarının işkence ve olağandışı teslim (extraordinary rendition) gibi eylemlere karıştığı bir yüzyılda, birçok yorumcu denetim ve incelemenin önemini vurguluyor.

Ayrıca yeni yasa ile BND’nin yalnızca bilgi toplayan bir istihbarat servisi olmaktan çıkarak kendi operasyonlarını da yürüten bir kurum haline gelmesi hedefleniyor.

Örneğin Alman istihbarat yetkilileri, hedeflerine karşı “karşılık olarak siber saldırı” düzenleyebilecek.

Ajansın bir yetkilisi, örneğin BND’nin kötü amaçlı yazılım kullanarak Rus insansız hava aracı fabrikalarına fiziksel hasar verememesinin nedenini sorguluyor.

Bunun yanı sıra, BND yetkililerinin hesaplı riskler almayı düşünmeye ve daha proaktif olmaya teşvik edildiği daha geniş kapsamlı bir kültürel dönüşümü desteklemek de amaçlanıyor.

Çalışanlar, şu anda kurumun operasyonlarının ajanlar yerine avukatlar tarafından tasarlandığı izlenimini veriyor.

Bununla birlikte, BND’nin kültürünü değiştirmek için yeni bir yasadan fazlası gerekebilir. Eski bir yetkiliye göre sorun, BND’den ziyade Alman devletinin kendisiyle ilgili.

ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’da, dış istihbarat servisleri cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığın yetki ve nüfuzunun temel bileşenleri iken Almanya’da, BND genellikle başbakanlar ve bakanları tarafından potansiyel bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak görülür.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Yatırımcıların faiz artış beklentilerini düşürmesiyle avro bölgesi tahvilleri düştü

Yayınlanma

Yatırımcıların Avrupa Merkez Bankasının faiz artırımlarına yönelik beklentilerini azaltması ve ABD Merkez Bankasının artırımlara devam edeceği öngörülerinin güçlenmesiyle avro bölgesi devlet tahvili faizleri düşüşünü ikinci güne taşıdı. ECB Başkanı Christine Lagarde’ın enflasyona yönelik açıklamaları ve gerileyen petrol fiyatları, bankanın agresif sıkılaşma adımlarına dair beklentileri zayıflattı.

Avro bölgesi devlet tahvili faizleri, yatırımcıların Avrupa Merkez Bankasının (ECB) daha fazla faiz artırımına gideceğine yönelik tahminlerini azaltmasıyla salı günü düşüşünü ikinci güne taşıdı.

Buna karşın ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımlarına devam edeceği beklentileri ise güçlendi.

Reuters’ın aktardığına göre Almanya 2 yıllık tahvil fiyatları pazartesi günü geç işlemlerde keskin bir yükseliş kaydetti ve faizler son iki haftanın en büyük günlük düşüşünü yaşadı.

Bu hareket, ECB Başkanı Christine Lagarde’ın Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada, daha güçlü bir politika adımını gerektirecek türden bir enflasyon artışına dair kanıt bulunmadığını belirtmesinin ardından geldi.

Pazartesi günü Almanya’nın 2 yıllık Schatz tahvil faizi yaklaşık 5 baz puan düşerek yüzde 2,595 seviyesine geriledi. Buna karşılık ABD 2 yıllık Hazine tahvili faizleri, yatırımcıların Fed’in önümüzdeki aylarda faiz artıracağına yönelik beklentilerini artırmasıyla 5 baz puan yükselerek yüzde 4,236 ile son 16 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Salı günü ise Almanya 2 yıllık tahvil faizi günlük bazda 3 baz puan düşüşle yüzde 2,564 seviyesinde dengelenirken, ABD’li muadili yüzde 4,192 seviyesinde işlem gördü.

Bu gelişmeyle birlikte, Alman hükümetinin iki yıllık borçlanma için ödediği faiz ile ABD’nin ödediği faiz arasındaki fark yaklaşık 163 baz puana ulaştı.

Bu fark, Eylül 2025’ten bu yana görülen en yüksek seviye olurken, iki ay önceki yaklaşık 113 baz puanlık farkın oldukça üzerine çıktı.

Almanya ayrıca salı günü 3,087 milyar avro (3,52 milyar dolar) tutarında 2 yıllık Schatz tahvili ihraç etti. İhalede ortalama faiz yüzde 2,57 ile nisan ayından bu yana en düşük seviyede gerçekleşirken, talebi gösteren bid-to-cover (teklif-kabul) oranı 1,9 ile ocak ayından bu yana en yüksek düzeye ulaştı.

ABD’den gelen güçlü ekonomik veriler ve Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh yönetiminde enflasyonu kontrol altına almaya odaklanan söylem değişikliği, son bir haftalık süreçte ABD Hazine tahvillerine olan talebi azalttı ve doları yukarı taşıdı.

Hürmüz Boğazı’ndan ham petrol ve ürün akışının artmasıyla petrol fiyatlarının varil başına 80 doların altına gerilemesi de ECB’nin enflasyonu dizginlemek için agresif faiz artırımlarına gideceği yönündeki beklentileri zayıflattı.

Para piyasalarındaki fiyatlamalar, yatırımcıların avro bölgesi faizlerinin bu yılı şu anki seviyesinin yaklaşık 30 baz puan üzerinde tamamlayacağını ve bir sonraki artırımın ekim ayında yapılacağını tahmin ettiğini gösterdi. Geçen hafta ise piyasalar iki faiz artırımını fiyatlıyordu.

Jefferies Stratejisti Mohit Kumar konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu açıklamaları, petrol fiyatlarının benzer veya daha düşük seviyelerde kalması durumunda daha fazla faiz artışına gerek kalmayacağı şeklinde okuyoruz. Son ECB toplantısından bu yana görüşümüz, bankanın bu iş döngüsünde daha fazla faiz artırmasına gerek kalmayacağı yönündeydi” ifadelerini kullandı.

Salı günü erken saatlerde açıklanan avro bölgesi özel sektör anket verileri, ticari faaliyetlerin haziran ayında daha yavaş bir hızda da olsa üçüncü ayda da daraldığını gösterdi.

Girdi maliyetlerinin ise şubat sonundaki savaşın patlak vermesinden hemen önceki dönemden bu yana en yavaş hızda artması, teorik olarak ECB karar vericileri üzerindeki baskıyı hafifletti.

ING Ekonomisti Bert Colijn, “Bu durum ECB için güvercin bir haber. Satın alma yöneticileri endeksinin (PMI) çizdiği bu tablo önümüzdeki haftalarda da devam ederse, enflasyonist ortam güçlü bir parasal sıkılaşmayı gerektirecek kadar sert olmayacağı için ECB’yi güçlü faiz artışlarından caydıracaktır” dedi.

Öte yandan ECB Başekonomisti Philip Lane salı günü yaptığı açıklamada, avro bölgesinde enflasyonun bir süre daha yüksek kalabileceğini belirtti.

Benzer şekilde ECB Yönetim Konseyi Üyesi Peter Kazimir de Orta Doğu’daki çatışmanın yarattığı hasarın bir gecede ortadan kalkmayacağını ve merkez bankasının hala yapacak işleri olduğunu ifade etti.

Gösterge niteliğindeki 10 yıllık Alman tahvili faizleri 4 baz puan düşüşle yüzde 2,912’ye gerilerken, İtalya 10 yıllık tahvil faizi 3 baz puan düşerek yüzde 3,65 seviyesinde işlem gördü.

Avro bölgesinde bir yıllık enflasyon swapları bu hafta yaklaşık yüzde 2,52 seviyesine geriledi.

Bu oran hala ECB’nin yüzde 2’lik hedefinin üzerinde bulunsa da mayıs ayı sonlarında görülen ve son üç yılın zirvesi olan yaklaşık yüzde 4 seviyesinin oldukça altında kalıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English