Rusya
Putin, Belarus’tan Kiev’e mi yürüyecek?

Rusya – Ukrayna savaşının etkileri bütün dünyayı kalıcı olarak değiştiriyor. Enerji krizi, merkez bankalarının radikal faiz kararları, kitlesel protestolar ve ivmelenen silahlanma yarışıyla 2022’ye veda ediyoruz.
Aralık ayında Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası benimsediği “pasifist” politikayı terk edip rekor silahlanma bütçesini öngören strateji belgesini yayımlaması, gelecek yılların askeri gerilimlerini şimdiden gösteriyor. Japonya’nın yeni stratejisi belgesinde Rusya-Ukrayna savaşına çok sayıda atıf mevcut.
🇯🇵Japonya'nın yeni ulusal savunma stratejisi hangi esasları içeriyor?
📌Hangi ülkeler hedefte?
📌Kimlerle işbirliği öngörülüyor?
📌60 yıllık strateji neden değiştirildi?
📌Dünyadan nasıl tepkiler geldi?
🔗 https://t.co/WNg0JjtcWJ pic.twitter.com/cH6uoTOkPT
— harici (@haricitr) December 19, 2022
Büyük güç rekabetinde ön cephe haline gelen Ukrayna’daki savaş “Doğu” – “Batı” rekabetinin ön cephesi durumunda. Peki, gidişat nereye? Rusya taze askeri birlikleriyle Belarus üzerinden Kiev’e yeni bir saldırı hazırlığında mı? Rusya lideri Vladimir Putin’in Dışişleri ve Savunma Bakanı ile ekonomi kurmaylarından oluşan ağır heyetin Belarus ziyareti, bu yöndeki şüpheleri körükledi.
Batı medyasında sıkça dile getirilen kaygıyı Harici’ye değerlendiren Emekli Korgeneral, eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin, “Belarus’un bu işe karışacağını sanmıyorum” diyor.
“Savaş uzayacak” mutabakatı
Ukrayna’da 10 ayı bulan savaşla ilgili tek kesin olan şey çatışmanın uzayacak olması. Aralık ayı başında Rusya lideri Vladimir Putin, “Tabi ki, bu uzun soluklu bir süreç” demişti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in 16 Aralık tarihli açıklamasına göre de “Rusya uzun bir savaş planlıyor.”
BM Genel Sekreteri Antoino Guterres’in, “Yakın gelecekte gerçek barış için müzakerelerin yapılabileceği gibi bir yanılsamaya kapılmıyoruz” sözleri de uzun dönemli mücadelenin teyidi niteliğinde.
Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ise Batı’nın gelecekte bu çatışmayı “Kafkasya içlerine ve Rusya’nın geri bölgelerine taşımak istediği” değerlendirmesini yapıyor:
“İki tarafta da hem Rusya hem de Ukrayna tarafında savaşan Çeçenler var. Çerkezler daha aktif değiller. Batı; Çeçenler, Çerkezler ve Tatarları kullanarak Rusya’ya karşı cephe oluşturmak ve arkadan vurmak istiyor. Rusya’nın geri bölgelerinde eylemler yapmayı düşünüyorlar. Gürcistan da dahil olmak üzere bölgeyi hazırlıyorlar. Azerbaycan – Ermenistan çatışması da yeniden alevlenebilir. Türkiye’nin çok dikkatli olması lazım.”
Belarus ziyaretinin anlamı ne?
Taraflardan yapılan resmi açıklamalara göre ekonomi gündemi ziyarette geniş yer buldu. Bununla beraber 2022’nin son ayında savaşın Belarus üzerinden Ukrayna’nın kuzeyine kayacağı yorumlarına neden olan bir dizi gelişmeye tanıklık ettik. Aralık ayının ortasına gelindiğinde Rusya lideri Putin, Ukrayna’da operasyonu yürüten saha komutanlarını ve kurmay ekibini toplayacak ve “harekâtla ilgili kısa ve orta vadeli önerilerinizi duymak istiyorum” diyecekti.
Savunma Bakanı Sergey Şoygu da Ukrayna’da ön cephede operasyona katılan birlikleri Aralık ayında yerinde denetledi. Şoygu, ayrıca 3 Aralık’ta Belarus’a giderek içeriği kamuoyuna açıklanmayan bölgesel güvenlik protokolü imzaladı. 13 Aralık’ta muharebe hazırlığı denetiminin başlatıldığını duyuran Belarus Savunma Bakanlığı 19 Aralık’ta denetiminin sona erdiğini duyurdu. Aynı gün Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Putin’i Minsk havalimanında ekmek ve çiçekle karşıladı. Şoygu da bir ay içinde ikinci kez Belarus’taydı.
Ukrayna’nın Belarus endişesi
24 Şubat’ta Rus askerlerinin hızla Kiev kapılarına dayanmasına olanak sağlayan şey Belarus’un topraklarını Rus askerlerine açmasıydı. Kiev’e yaklaşık 50 mil mesafede bulunan Belarus sınırından birlikler Ukrayna içlerine akmış ancak kısa sürede istenen başarı elde edilemeyince Rusya, Kiev ve Ukrayna’nın doğusundaki geniş düzlüklerden çekilerek Donbass bölgesine yoğunlaşmıştı. Savaşın bu evresi Rusya’nın hızlı girişi ve bunu takip eden birinci dalga çekilmesiydi.
Ekim ayında Putin, Suriye deneyimi ile ünlenen General Sergey Surovikin’i Ukrayna operasyonunun başına getirdi. Kerç Köprüsü’ne yönelik saldırının ardından Rusya, Ukrayna’nın elektrik, su ve doğalgaz başta olmak üzere sivil altyapısına yönelik ağır saldırılar düzenlemeye başladı. Kasım ayına gelindiğinde General Sergey Surovikin, Rus ordusunu Herson’un Batı yakasından geri çekme kararı aldı. Rus askerleri yeniden gruplandırıldı. Füze saldırılarıyla başkent Kiev’in alt yapısı felç edildi ve bu aşamada Belarus senaryoları dillendirilmeye başlandı. Harekatın 10. ayı itibariyle Rusya Donbass’tan Kırım’a kara yolu bağlantısını sağlamış ve Azov’u bir iç denize çevirmişti. Hatta Rusya lideri Putin, “I. Petro bile Azov Denizi’ne erişim için savaştı” diyecekti. Ancak akıllardaki soru Putin’in halen Kiev’i hedefleyip hedeflemediğiydi.
Ukrayna Genel Kurmay Başkanı Valery Zaluzhniy geçen hafta Economist dergisine verdiği bir röportajda Rusya’nın 200 bin taze kuvvetle saldırmaya hazırlandığını ileri sürdü. Zaluzhniy’e göre Rus ordusunun olası taarruz noktalarından birisi de Belarus toprakları. Kremlin Sözcüsü Dimitry Peskov, Belarus’un “özel askeri operasyon”a katılacağı yönündeki yorumları “aptalca” ve “uydurma” diyerek reddetti.
Peki, bütün bunlar savaşın bundan sonraki gidişatı için ne söylüyor?
Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin’e göre Moskova, Belarus üzerinden düşmanının dikkatini ve kuvvetlerini dağıtmaya çalışıyor. Son dönemde Belarus’taki askeri hareketliliğin “Belarus’a karşı Batılı güçlerin tedbir almasını gerektirdiği” yorumunu yapan Pekin, bu şekilde güney cephedeki Rus güçleri üzerindeki Ukrayna baskısının azaltılabileceğini söylüyor. Nitekim BBC’ye konuşan Ukrayna İçişleri Bakan Yardımcısı Yevhen Yenin, yeni bir saldırı olasılığına karşı Belarus sınırındaki Ukrayna savunma hattını güçlendireceklerini söyledi.
“Kısmi ateşkes olabilir. Savaşın uzun süreceği değerlendiriliyor. Bahara kadar kritik bir harekat beklemiyorum,” diyen Pekin, kış bastırdığı zaman tarafların hareketsiz kalacağı görüşünde. Pekin’e göre “Rusya, kış boyunca bazı yerleri almaya çalışıyor. Oraları aldıktan sonra savunma hattını tahkim edip orada kalmayı düşünüyor.”
Belarus’un bu aşamada savaşa dahlini öngörmeyen Pekin, “Rusya’nın diz çökmesini bekliyorlar. Rusya bu işte zarar görür. Batı, Rusya’dan daha fazla zarar görür” sözleriyle durumun fotoğrafını çekti.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Rusya
Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.
Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.
Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.
Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.
Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.
Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.
Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor
Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.
Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.
Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.
Göçmen işçiler haklarını kaybedecek
Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.
Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.
Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.
Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.
Süreç Astana’daki zirvede başladı
Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.
Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.
Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.
Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”
Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.
Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.
Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.
Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.
Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı










