Diplomasi
Putin, Vietnam Komünist Partisi Merkez Komite yayın organı Nyan Zan’a yazdı

Editörün notu: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Kore’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Vietnam’a geçti. Putin, Vietnam’ı bir önceki ziyaretini 2017 yılında gerçekleştirmişti.
Rus heyetinde Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Başbakan Yardımcısı Dmitriy Çernişenko, Sanayi ve Ticaret Bakanı Anton Alihanov, Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin, Rosatom CEO’su Aleksay Lihaçov, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Direktörü Kirill Dmitriyev ve enerji devi Novatek’in CEO’su Leonid Mihelson yer aldı.
Putin halihazırda Vietnam Devlet Başkanı Tho Lam ile görüştü ve liderler, ‘Dostane İlişkilerin Temellerine Dair Rusya-Vietnam Anlaşmasının Uygulanmasının 30. Yıldönümü Bağlamında Kapsamlı Stratejik Ortaklığın Daha da Derinleştirilmesine İlişkin’ bir bildiri imzaladı. Rusya lideri, ziyaretin arifesinde Vietnam Komünist Partisi Merkez Komite yayın organı Nyan Zan‘da, iki ülke arasındaki ilişkileri ele alan bir makale kaleme aldı. Makalenin tam metnine, Kremlin’in resmi internet sitesinde yer verildi.
Rusya ve Vietnam: Zamanla sınanmış dostluk
Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ne beşinci ziyaretimin arifesinde, Rus-Vietnam ortaklığının tarihsel, mevcut durumu ve geleceğine ilişkin görüşlerimi yetkili ve etkili bir yayın olan Nyan Zan‘ın sayfalarında paylaşmak istiyorum.
Vietnam’a yapacağımız ziyaretin, Rusya-Vietnam Dostluk İlişkilerinin Temelleri Anlaşmasının imzalanmasının 30. yıldönümünün kutlandığı günlerde gerçekleşecek olması manidardır. Bu stratejik belge, ikili ilişkilerin tüm yelpazesinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi konusuna geniş fırsatlar yaratmıştır. Bu, yeni bir tarihsel aşamada, ilişkilere güçlü bir ivme ve artan dinamikler kazandırmıştır.
Vietnam halkının büyük bir evladı ve ülkemizin büyük bir dostu olan Ho Chi Minh, ikili işbirliğimizin kökeninde yer almaktadır. Rusya, anayurdunun egemenliğini ve hürriyetini her zaman kararlı ve sarsılmaz bir şekilde savunan bu seçkin yurtsever, siyasetçi ve devlet adamının anısının önünde saygıyla eğilmektedir. Geçtiğimiz yıl, Vietnam’ın ilk devlet başkanının Rusya’nın Kuzey Başkentine yaptığı ziyaretin 100. yıldönümü onuruna St. Petersburg’da anıtının dikildiğini belirtmek isterim.
Ülkemiz, Vietnam halkının yabancı işgalcilere karşı verdiği kahramanca mücadeleye kayda değer yardımlarda bulunmuştur. Zaferden ve Vietnam topraklarının işgalcilerden tamamen kurtarılmasından sonra Sovyet inşaatçılar, mühendisler, doktorlar, pedagoglar, bilim insanları, Vietnam’ın ülkeyi yeniden inşa etmesine yardımcı olmuşlardı. Ülkenin ekonomik ve savunma potansiyelini geliştirmek, öncelikli sosyal sorunları çözmek adına çok şey yapmışlardı.
Dostluk ve karşılıklı yardımlaşmaya ilişkin bu tür zaman içinde sınanmış gelenekler, kapsamlı stratejik ortaklığa dayalı ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi için sağlam bir temel teşkil etmektedir.
Vietnam, çok kutuplu bir dünya mozaiğinde eski, canlı ve nev-i şahsına münhasır bir medeniyettir. Hanoi, uluslararası arenada bağımsız bir dış politika izlemektedir ve uluslararası hukuka, tüm devletlerin eşitliği ve içişlerine karışmama ilkelerine dayalı adil bir dünya düzeninin güçlü bir destekçisidir.
Ülkelerimizin uluslararası gündemdeki güncel konulara benzer ya da yakın yaklaşımlar sergilemesini son derece takdir ediyoruz. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere önemli çok taraflı forumlarda yakın işbirliği içerisindeyiz. Asya-Pasifik bölgesindeki duruma ilişkin benzer değerlendirmelerimiz var. Kapsayıcı ve ayrımcı olmayan bir temelde eşit ve bölünmez Avrasya güvenliğinin yeni mimarisinin şekillendirilmesinde Viet Nam’ı benzer düşünen bir ortak olarak görüyoruz.
Vietnamlı dostlarımıza Ukrayna krizi konusunda sergiledikleri dengeli tutum ve bu krizin barışçıl yollarla çözülmesi için gerçekçi yolların aranmasını teşvik etme çabaları için müteşekkiriz. Tüm bunlar ilişkilerimizin ruhu ve fıtratıyla tamamen uyumludur.
Her iki ülkenin de karşılıklı ticaretin derinleştirilmesine ve yatırımların teşvik edilmesine sürekli olarak ciddi önem vermesi önemlidir. Örneğin Rusya’nın istatistiklerine göre, ikili ticaret cirosu 2023 yılında yüzde sekiz ve bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre üçte birden fazla artmıştır. Vietnam’a gıda, mineral, makine ve ekipman ihraç ediliyor. Hazır giyim, meyve, sebze ve diğer tarım ürünleri de dahil olmak üzere birçok Vietnam malı Rusya pazarında tüketicisini bulmaktadır. Avrasya Ekonomi Birliği ile Vietnam arasında 2015 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması bu olumlu eğilimleri pekiştirmeye ve geliştirmeye yardımcı olmaktadır.
İki ülke işlemlerini kendi ulusal para birimleri olan Rus rublesi ve Vietnam dongu ile gerçekleştirebiliyor. Geçen yıl bu tür işlemlerin payı ikili ticaret hacminin yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyordu. Bu yılın ilk çeyreğinde ise bu oran neredeyse yüzde 60’a ulaştı. Bu durum, uluslararası ticaret ve yatırımlarda büyük ölçüde uzlaşılmış para birimlerinin kullanımından kademeli olarak vazgeçilmesi yönündeki küresel eğilimle uyumludur. 2006’da açılış törenine katıldığım Vietnam-Rusya Ortak Bankası, güvenilir mali anlaşmaların sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bankanın çalışmalarını sürdürmesini ve iki ülke arasındaki iktisadi işbirliğinin derinleştirilmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmasını bekliyoruz.
Enerji sektörü, ikili işbirliğinin stratejik açıdan önemli bir alanı olmaya devam etmektedir. Kırk yılı aşkın bir süredir Vietnam kıta sahanlığında sahalar geliştiren Vietsovpetro ortak girişimi yüksek verimlilik göstermektedir. Yıllar boyunca üretilen petrol hacmi 250 milyon tonu aşmıştır. 2008’de kurulan bir ortak girişim şirketi olan Rusvietpetro, Rusya’nın Nenets Özerk Okrugu’nda başarıyla faaliyet göstermektedir. Uzak Kuzey’in zorlu koşullarında 35 milyon tondan fazla petrol çıkarmıştır. Buna karşılık Gazprom, Vietnam’da doğalgaz üretiyor ve bir başka büyük Rus şirketi olan Novatek de Vietnam topraklarında LNG projeleri yürütmeyi planlıyor.
Rosatom’un desteğiyle Vietnam’da bir nükleer bilim ve teknoloji merkezi kurma girişimi değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, Rus devlet şirketinin, insan kaynakları potansiyelinin güçlendirilmesi de dâhil olmak üzere, ulusal nükleer enerji endüstrisinin inşasında Vietnamlı ortaklarına yardımcı olmaya genel olarak hazır olduğunu belirtmek isterim.
Ülkemiz geleneksel olarak Vietnam’ın hidroelektrik potansiyelinin geliştirilmesine büyük katkı sağlamıştır. Örneğin Rusgidro, Vietnam nehirleri üzerindeki hidroelektrik tesislerinin yeniden inşası ve kapasite artırımına katılmakla ilgilenmektedir.
Da Nang’da, Rus GAZ marka motorlu araçların montajını yapan GAZ-Thanh Dat ortak girişimi faaliyetlerini geliştirmektedir.
Vietnamlı yatırımcıların da Rusya pazarında çalışmak için geniş fırsatları daha aktif bir şekilde kullanmasını bekliyoruz. Bunu, örneğin, Moskova ve Kaluga oblastları ile Primorskiy Krayı’nda süt işleme tesisleri inşa eden Vietnamlı şirket TH Group yapıyor.
Ve tabii ki eğitim alanında uzun yıllara dayanan ikili işbirliği geleneğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Geçtiğimiz on yıllar boyunca, çeşitli alanlarda on binlerce Vietnamlı uzman ülkemizde eğitim gördü ve niteliklerini artırdı ve birkaç bin kişi de akademik derece aldı. Bu alandaki ortaklığa daha fazla önem vermeye devam etme niyetindeyiz. Vietnam vatandaşlarını Rusya üniversitelerinde, masrafları federal bütçe tarafından karşılanmak üzere eğitmeye devam edeceğiz. Öğrenci değişimini teşvik etmek, ortak akademik projeler ve programlar başlatmak için elimizden geleni yapacağız. Ülkelerimiz arasındaki bu tür olumlu işbirliğinin canlı bir örneği, uzun yıllardır uygulamalı ve temel araştırmaların yürütüldüğü Rusya-Vietnam Tropikal Araştırma ve Teknoloji Merkezi’nin çalışmalarıdır.
Doğal olarak insani temaslarımızı daha da geliştireceğiz. Pek çok Vietnamlının Rus müziğini, edebiyatını ve sinemasını anladığını ve sevdiğini biliyorum. Ve Rusya’da orijinal Vietnam sanatına gerçek bir ilgi gösteriyorlar. Önümüzdeki ayın başlarında düzenlenmesi planlanan Rusya’da Vietnam Kültür Günleri, bu kültürü daha iyi tanımalarına yardımcı olacaktır.
Turizm şüphesiz halklarımız arasındaki karşılıklı anlayışın derinleşmesine katkıda bulunmaktadır. Vietnam, uzun zamandır Ruslar açısından popüler tatil destinasyonlarından biri haline gelmiştir ve Vietnam vatandaşları ülkemizin cazibesinden her zaman etkilenmişlerdir. Doğrudan uçuşların sayısının artması, karşılıklı turist akışının yoğunlaşmasına yardımcı olacaktır.
Vietnamlı dostlarımızla birlikte ikili bağlar kurmaya, halklarımızın yararına, bölgede ve bir bütün olarak dünyada istikrar ve refahın yararına işbirliğini geliştirmeye devam edeceğiz. Ülkelerimizin en iyi dostluk, karşılıklı güven ve karşılıklı yardım geleneklerine dayanarak, belirlenen tüm iddialı hedeflere ulaşacaklarından eminim.
Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti halkına barış, esenlik ve refah diliyorum.
Diplomasi
ABD Senatosunda Lindsey Graham’ın Rusya’ya yaptırım paketi gündemde

ABD Kongresinde, yakın zamanda hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın anısını yaşatmak amacıyla hazırlanan Rusya karşıtı yeni yaptırım yasa tasarısı ele alınıyor. The Hill gazetesinin aktardığı ayrıntılara göre, son bir yılda sayfa sayısı iki katına çıkan “2026 Rusya Yaptırımları Yasası” başlığını taşıyan tasarı, Rusya’dan enerji satın alan ülkelere yüzde 100’e varan gümrük vergileri uygulanmasını öngörüyor.
ABD Kongresinde, yakın zamanda yaşamını yitiren Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın anısına, Rusya’ya yönelik hazırladığı yeni yaptırım yasa tasarısının kabul edilmesi yönündeki görüşmeler hız kazandı.
The Hill gazetesinin haberine göre, geçen yıl nisan ayında sunulan ancak yasalaşma süreci tıkanan tasarı, son bir yılda neredeyse iki kat genişleyerek 31 sayfadan 61 sayfaya ulaştı.
Tasarının yasalaşma ihtimalinin, Graham’ın vefatının ardından hem Beyaz Saray hem de kongre üyelerinden gelen açıklamalar doğrultusunda arttığı belirtiliyor.
Senatör Graham, ölümünden kısa süre önce Moskova’ya yönelik uzun süredir askıda bekleyen yaptırım paketi konusunda Beyaz Saray ile uzlaşmaya vardığını açıklamıştı.
Beyaz Saray sözcüsü, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu girişimi destekleyeceğini teyit ederken, Trump konuya ilişkin henüz nihai bir karar vermediğini ifade etti.
Nisan 2025’te sunulan tasarının yasalaşma sürecinin daha önce duraklaması, Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yürüttüğü müzakerelere bağlanıyordu.
Geçen yılın aralık ayında tasarının kabul edilmesi için yeni bir fırsat doğsa da Demokratlar, başkana tanınan geniş gümrük vergisi yetkileri ve yaptırımları hafifleten bazı maddeler nedeniyle çekincelerini dile getirmişti.
Ancak Trump’ın son haftalarda Ukrayna’ya yönelik desteğini artırması ve Patriot önleyici füzelerinin ortak üretimine izin vermesi, yasa tasarısının yeniden gündeme gelmesinde belirleyici oldu.
Yüzde 100’e varan gümrük vergisi ve ikincil yaptırımlar
“2026 Rusya Yaptırımları Yasası” adını taşıyan yeni taslak, Moskova’ya yönelik kısıtlamaların kaldırılmasından önce Kongreye zorunlu rapor sunulmasını ve ek muafiyet şartlarını içeriyor.
Tasarının en dikkat çekici maddelerinden biri, Rusya’nın yaptırımları delmesine yardımcı olan veya bu ülkeden yüksek hacimde petrol ve doğalgaz satın alan üçüncü ülkelere yönelik ikincil yaptırım yetkisi veriyor.
Daha önce yüzde 500 olarak önerilen bu gümrük vergisi oranı, yeni taslakta yüzde 100 olarak sınırlandırıldı.
Tasarıda ayrıca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisleri, Rusya’nın tescilsiz tankerlerden oluşan tanzim filosu (gölge filo) ve diğer finansal kuruluşlara yönelik önlemler yer alıyor.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, belgenin ilgili komisyonlara sevk edileceğini belirterek, bu yasanın kabul edilmesinin “Lindsey Graham’ın mirasına mükemmel bir saygı duruşu olacağını” ifade etti.
Sürecin arka planı
Senatör Lindsey Graham, 11 Temmuz’da 71 yaşında kalp ve damar rahatsızlığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmişti. Teksas Temsilcisi Michael McCaul, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, Graham’ın vefat ettiği gün kendisiyle Rusya’ya yönelik yeni yaptırımları görüştüğünü aktarmıştı.
CBS televizyonunun haberine göre de Beyaz Saray, Rus petrolü satın alan ülkelere gümrük vergisi uygulanması planına destek verdiğini bildirmişti.
Graham, 2018 yılında da Rusya’nın egemen borcuna ve siber sektörüne yönelik ağır kısıtlamalar öngören ve kamuoyunda “cehennemden gelen yaptırımlar” olarak adlandırılan yasa tasarısının eş sunuculuğunu üstlenmişti.
Diplomasi
FIFA, Çin ile yayın pazarlığında geri adım attı

Finlandiya merkezli Helsinki Times gazetesinde yayımlanan Bai Ruide imzalı analizde, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik yaklaşımı ile kurumun Çin devlet televizyonu CCTV karşısındaki ticari geri adımı ele alındı.
ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklığında gerçekleştirilen FIFA Dünya Kupası müsabakaları tamamlanırken, spor dünyasında turnuvanın hem ticari başarıları hem de yönetimsel krizleri tartışılıyor.
Finlandiya basınından Helsinki Times gazetesinde Bai Ruide imzasıyla yayımlanan “Infantino’nun Waterloo’su ve Batı Hegemonyasının Çöküşü” başlıklı değerlendirme yazısında, futbolun küresel yönetim mekanizmasındaki güç kaymaları ele alındı.
Yazıda, seyirci rekorları ve yüksek gelirlerle tarihi bir başarı elde edildiğini savunan FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun, siyasi figürlerle kurduğu ilişkiler eleştirildi.
Analist Ruide, Infantino’nun ABD Başkanı Donald Trump ile yakınlaşma çabalarının ve futbolun yerleşik teamüllerini esnetmesinin, kurumsal saygınlığa zarar verdiğini ve kamuoyunda alay konusu olduğunu kaydetti.
Finlandiya merkezli Helsinki Times gazetesinde yayımlanan Bai Ruide imzalı “Infantino’nun Waterloo’su ve Batı Hegemonyasının Çöküşü” başlıklı görüş yazısının tamamı:
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde düzenlenen FIFA Dünya Kupası sona yaklaşıyor. FIFA’nın yüzyıllık tarihinde hem en başarılı hem de en tartışmalı turnuva oldu. Katılan takım sayısının ve maç sayısının artmasıyla birlikte seyirci sayıları ve ticari gelirlerde de yeni rekorlar kırıldı. FIFA’nın dokuzuncu başkanı Gianni Infantino, “tarihi başarılar” olarak nitelendirdiği bir dizi gelişmeyi kutlamak için her türlü nedene sahip.
Bir başka inkâr edilemez gerçek daha ortaya çıktı: Turnuva etrafındaki kaosun ortasında insanlar büyüyen bir krizin farkına vardı. Infantino ve meslektaşları bunu kamuoyuna açıkça kabul etsin ya da etmesin, bu Dünya Kupası Infantino’nun Waterloo’su olabilir; dünya futbolundaki tartışmasız otoritesinin bir daha asla tam olarak toparlanamayacağı bir dönüm noktası hâline gelebilir.
Bay Infantino’nun motivasyonları ne olursa olsun, Başkan Donald Trump’a yaranmak için ne kadar istekli göründüğünü, hatta futbol dünyasını yöneten uzun süredir yerleşik kuralları hiçe sayacak kadar ileri gittiğini görmezden gelmek zor. Başkan Trump ise, İtalya Başbakanı ile olan etkileşimlerinde olduğu gibi, bu saygıyı tereddüt etmeden kabul etti. Bunun hemen ardından hem FIFA hem de yönetimi kamuoyu tarafından “bir sirk ve palyaçosu” olarak alay konusu oldu.
Bay Infantino’nun eylemlerinin neden gerekli veya nihayetinde faydalı olduğuna dair sayısız açıklaması olabilir. Ancak bu kendi kendine yapılan hatalar, muhteşem kendi kalesine atılan goller gibi, FIFA’nın güvenilirliğini ciddi şekilde zedeledi. Ne yazık ki bu artık sadece bir algı değil, nesnel bir gerçeklik. Hasarın ne kadar derin ve ne kadar kalıcı olacağını belirlemek ise imkânsız.
Aslında, ezici güvenin yerini güven kaybına bırakması, Dünya Kupası’nın açılış maçından önce bile belirginleşmişti. Bu durum, FIFA’nın Çin Medya Grubu’na bağlı CCTV ile yayın hakları konusunda yürüttüğü görüşmeler sırasında ortaya çıktı. Üç yıl önce FIFA, pazarlık konusu olmayacağını söylediği bir fiyat talep etmişti. Ancak turnuva yaklaştıkça sonunda CCTV’nin neredeyse tüm şartlarını kabul etti. Çin millî futbol takımının turnuvaya katılmaya hak kazanamaması alay konusu olsa da, Çin medyası başka bir savaş alanında kesin bir zafer kazanarak bir zamanlar kibirli olan FIFA’ya ve Bay Infantino’ya acı bir ders verdi.
FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafström kameralara gülümseyerek, “CCTV ile görüşmelerimiz son derece başarılı geçti; her iki taraf için de kazançlı bir sonuçtu.” dediğinde, yüzündeki huzursuz ifade ve çeşitli uluslararası medya kuruluşlarından gelen haberler, yaygın olarak paylaşılan bir sonuca işaret ediyordu: FIFA, Çin tarafıyla yaptığı görüşmelerde nihayetinde geri adım atmıştı. Bir ay sonra Dünya Kupası başladı, ancak yayın hakları görüşmelerindeki bu yenilginin gölgesi FIFA’nın üzerinde hâlâ etkisini sürdürüyor gibiydi. Bay Infantino’nun daha sonraki birçok hatası da bu izlenimi daha da güçlendirdi.
Bay Infantino’nun son on yılda FIFA’ya yaptığı muazzam katkılar, özellikle de oyunun ticari değerini artırma konusundaki amansız çabası yadsınamaz. Başkan Trump’ın gözünde belki de üniversite mezunu bile sayılmaz; ancak Çin’in bugünkü gücünü hafife alması, dünyanın mevcut durumu hakkında yaptığı aynı yanlış değerlendirmeyi yansıtıyor.
Batı medeniyeti, öz değerlendirme ilkesi olarak sıklıkla Sokrates’in ünlü “Kendini tanı.” sözünü kullanır. Ancak FIFA yönetimi, günümüz dünyasında yaşanan derin dönüşümü fark edememiş ya da FIFA’nın bu dönüşüme nasıl yanıt vermesi gerektiğini anlayamamıştır.
İronik bir şekilde, FIFA’nın CCTV ile yeni bir yayın anlaşması imzalamaya zorlanmasından kısa bir süre sonra, Çin Medya Grubu başkanına Ligue 1 Başkanı, Paris Saint-Germain Başkanı ve hatta Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı tarafından tebrik mesajları gönderildi. Kamuoyuna açık bilgiler, bu uluslararası spor kuruluşlarının CCTV’yi Dünya Kupası yayın haklarını güvence altına aldığı için tebrik ederken, aynı zamanda Ligue 1, Paris Saint-Germain ve IOC ile daha derin bir iş birliği umutlarını dile getirmeye daha fazla önem verdiklerini gösteriyor. Bu, FIFA’nın aleyhine duyulan bir sevinç anlamına gelmeyebilir; ancak Çin medyasının etkisinin ve müzakere gücünün önemli ölçüde arttığını kesinlikle gösteriyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, FIFA’nın CCTV ile yaptığı görüşmeler tam bir yenilgi olarak nitelendirilemez; zira her iki taraf da anlaşmayı karşılıklı olarak faydalı olarak değerlendirdi. Bununla birlikte, karşı tarafı hafife almak ve müzakere ortağına tepeden bakmak yalnızca FIFA ve Bay Infantino için değil, daha geniş Batı dünyası için de ders niteliğindedir.
Çin’in elektrikli araçları küresel çapta popülerlik kazanmaya başladığında Batı’daki birçok kişi onları “şarj istasyonları olmayan hurda metalden başka bir şey değil” diyerek alaya aldı. Çin’in insansı robotları Bahar Festivali Galası’nda izleyicileri büyülediğinde ise Batılı yorumcular gösteriyi “yapay zekâ tarafından üretilen hilelerden başka bir şey değil” diyerek küçümsedi. Gerçeklik onları defalarca yanılttıktan sonra, bu kendini uzman ilan edenlerin çoğu kendi tahminlerine olan güvenlerini kaybetti, hatta bazıları endişe belirtileri göstermeye başladı.
Bir açıdan bakıldığında, FIFA’nın Dünya Kupası yayın hakları konusundaki yanlış hesaplaması, yeni dönemde Batı’nın Çin’i yanlış değerlendirmesinin bir parçası olarak da görülebilir. Batı hegemonyasının gerilemesi bir gecede olmadı. Batı toplumlarının birçoğu bunu kabul etmekte isteksiz olsa da, bu uzun zamandır devam eden bir süreçti.
Gerçekte, insanlar akılcılığa döner, Çin’in yükselişini objektif olarak değerlendirir, Çin ile eşit şartlarda ilişki kurar ve bu yeni ve bağımsız müzakere ortağına adil davranırsa, karşılıklı yarar sağlayan ve hatta çok taraflı iş birliği olanakları neredeyse sınırsız olacaktır. Çin’in geleceğine inanmak, kendi geleceğimize de inanmak anlamına gelir. Sonuçta, Dünya Kupası yayın hakları anlaşmasına eninde sonunda varılmadı.
Bu, nihayetinde yeni bir çağdır.
Diplomasi
Shell, Hindistan’daki enerji işini 1,8 milyar dolara satıyor

İngiltere merkezli çok uluslu petrol ve doğalgaz şirketi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi işini 1,8 milyar dolara satma kararı aldı. Şirket, ülkedeki iştiraki Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamını Aditya Birla Renewables firmasına devredecek. Financial Times gazetesinin haberine göre bu adım, Genel Müdür Wael Sawan liderliğinde kârlılığı yüksek doğalgaz ve petrol projelerine odaklanmayı hedefleyen strateji değişikliğinin bir parçası olarak gerçekleşiyor.
İngiltere merkezli petrol ve doğalgaz devi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi faaliyetlerini 1,8 milyar dolar karşılığında satmak üzere anlaşmaya vardı.
Şirketin internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, söz konusu varlıkların yeni sahibi Hindistan merkezli Aditya Birla Renewables firması olacak.
Satış işlemi, Shell’in iştiraki Shell Overseas Investment B.V. üzerinden yürütülüyor. Anlaşma kapsamında, bünyesinde Sprng Energy şirketler grubunu barındıran Hindistan merkezli Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamı devredilecek.
Sprng Energy, Hindistan genelinde güneş ve rüzgar enerjisi projeleri geliştiriyor. Şirket portföyünde halihazırda toplam 3,3 gigavat kapasiteye sahip faal enerji santralleri yer alıyor.
Bunun yanı sıra yapım aşamasında ve sözleşmeye bağlanmış olan 1,7 gigavatlık proje kapasitesi de bulunuyor.
Düşük kârlı projelerden çıkış
Shell yönetimi, satış kararıyla birlikte kârlılık oranı daha yüksek projelere odaklanma niyetinde olduklarını bildirdi. Şirket, bu doğrultuda yatırım bütçesini elektrik ticareti gibi daha yüksek getiri sağlayan alanlara kaydırmayı hedefliyor.
Financial Times gazetesinin haberine göre, Hindistan’daki enerji faaliyetlerinin satışı Shell’in yeni küresel stratejisinin bir halkasını oluşturuyor.
Wael Sawan’ın 2023 yılında genel müdürlük koltuğuna oturmasının ardından şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları kısarak en başta petrol ve doğalgaz olmak üzere yüksek kârlılığa sahip alanlara odaklanmaya başladı. Gazete, Shell’in farklı ülkelerdeki deniz üstü rüzgar santrali projelerini de elden çıkarmaya hazırlandığını aktardı.
Sawan, geçen yıl yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantıda şirketin enerji işini geliştirmeyi sürdüreceğini ancak bundan böyle düşük kârlı büyük ölçekli güneş ve rüzgar santralleri inşa etmek yerine gaz yakıtlı enerji santrallerine, büyük batarya sistemlerine ve dijital teknolojilere yoğunlaşacaklarını ifade etmişti.
Hindistan’daki satış işleminin, düzenleyici kurumların onaylarının alınmasının ardından 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.
Stratejik yönelimde değişim
Shell, Solenergi Power Private Limited şirketini 2022 yılında 1,55 milyar dolar bedelle satın almıştı. Şirket o dönemde bu satın almayı yenilenebilir enerji işini büyütme yolundaki en kritik adımlardan biri olarak nitelendirmişti.
Bu hamleyle Shell, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini yaklaşık üç katına çıkarmayı ve Hindistan pazarındaki konumunu güçlendirmeyi planlıyordu.
Buna karşın şirket, fosil yakıt üretimini uzun vadede artırma hedefi doğrultusunda satın alma bütçesini yeniden şekillendiriyor. Shell, bu yılın nisan ayında Kanada merkezli enerji üreticisi ARC Resources Ltd şirketini 13,6 milyar dolara satın almak üzere anlaşma sağladığını duyurmuştu.
CNBC televizyonunun aktardığı verilere göre bu satın alma, Londra Borsası’nda işlem gören Shell’in günlük üretim portföyünü yaklaşık 370 bin varil petrol eşdeğerine ulaştıracak.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi7 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika7 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş7 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti










