Diplomasi
Putin, Vietnam Komünist Partisi Merkez Komite yayın organı Nyan Zan’a yazdı

Editörün notu: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Kore’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Vietnam’a geçti. Putin, Vietnam’ı bir önceki ziyaretini 2017 yılında gerçekleştirmişti.
Rus heyetinde Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Başbakan Yardımcısı Dmitriy Çernişenko, Sanayi ve Ticaret Bakanı Anton Alihanov, Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin, Rosatom CEO’su Aleksay Lihaçov, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Direktörü Kirill Dmitriyev ve enerji devi Novatek’in CEO’su Leonid Mihelson yer aldı.
Putin halihazırda Vietnam Devlet Başkanı Tho Lam ile görüştü ve liderler, ‘Dostane İlişkilerin Temellerine Dair Rusya-Vietnam Anlaşmasının Uygulanmasının 30. Yıldönümü Bağlamında Kapsamlı Stratejik Ortaklığın Daha da Derinleştirilmesine İlişkin’ bir bildiri imzaladı. Rusya lideri, ziyaretin arifesinde Vietnam Komünist Partisi Merkez Komite yayın organı Nyan Zan‘da, iki ülke arasındaki ilişkileri ele alan bir makale kaleme aldı. Makalenin tam metnine, Kremlin’in resmi internet sitesinde yer verildi.
Rusya ve Vietnam: Zamanla sınanmış dostluk
Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ne beşinci ziyaretimin arifesinde, Rus-Vietnam ortaklığının tarihsel, mevcut durumu ve geleceğine ilişkin görüşlerimi yetkili ve etkili bir yayın olan Nyan Zan‘ın sayfalarında paylaşmak istiyorum.
Vietnam’a yapacağımız ziyaretin, Rusya-Vietnam Dostluk İlişkilerinin Temelleri Anlaşmasının imzalanmasının 30. yıldönümünün kutlandığı günlerde gerçekleşecek olması manidardır. Bu stratejik belge, ikili ilişkilerin tüm yelpazesinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi konusuna geniş fırsatlar yaratmıştır. Bu, yeni bir tarihsel aşamada, ilişkilere güçlü bir ivme ve artan dinamikler kazandırmıştır.
Vietnam halkının büyük bir evladı ve ülkemizin büyük bir dostu olan Ho Chi Minh, ikili işbirliğimizin kökeninde yer almaktadır. Rusya, anayurdunun egemenliğini ve hürriyetini her zaman kararlı ve sarsılmaz bir şekilde savunan bu seçkin yurtsever, siyasetçi ve devlet adamının anısının önünde saygıyla eğilmektedir. Geçtiğimiz yıl, Vietnam’ın ilk devlet başkanının Rusya’nın Kuzey Başkentine yaptığı ziyaretin 100. yıldönümü onuruna St. Petersburg’da anıtının dikildiğini belirtmek isterim.
Ülkemiz, Vietnam halkının yabancı işgalcilere karşı verdiği kahramanca mücadeleye kayda değer yardımlarda bulunmuştur. Zaferden ve Vietnam topraklarının işgalcilerden tamamen kurtarılmasından sonra Sovyet inşaatçılar, mühendisler, doktorlar, pedagoglar, bilim insanları, Vietnam’ın ülkeyi yeniden inşa etmesine yardımcı olmuşlardı. Ülkenin ekonomik ve savunma potansiyelini geliştirmek, öncelikli sosyal sorunları çözmek adına çok şey yapmışlardı.
Dostluk ve karşılıklı yardımlaşmaya ilişkin bu tür zaman içinde sınanmış gelenekler, kapsamlı stratejik ortaklığa dayalı ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi için sağlam bir temel teşkil etmektedir.
Vietnam, çok kutuplu bir dünya mozaiğinde eski, canlı ve nev-i şahsına münhasır bir medeniyettir. Hanoi, uluslararası arenada bağımsız bir dış politika izlemektedir ve uluslararası hukuka, tüm devletlerin eşitliği ve içişlerine karışmama ilkelerine dayalı adil bir dünya düzeninin güçlü bir destekçisidir.
Ülkelerimizin uluslararası gündemdeki güncel konulara benzer ya da yakın yaklaşımlar sergilemesini son derece takdir ediyoruz. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere önemli çok taraflı forumlarda yakın işbirliği içerisindeyiz. Asya-Pasifik bölgesindeki duruma ilişkin benzer değerlendirmelerimiz var. Kapsayıcı ve ayrımcı olmayan bir temelde eşit ve bölünmez Avrasya güvenliğinin yeni mimarisinin şekillendirilmesinde Viet Nam’ı benzer düşünen bir ortak olarak görüyoruz.
Vietnamlı dostlarımıza Ukrayna krizi konusunda sergiledikleri dengeli tutum ve bu krizin barışçıl yollarla çözülmesi için gerçekçi yolların aranmasını teşvik etme çabaları için müteşekkiriz. Tüm bunlar ilişkilerimizin ruhu ve fıtratıyla tamamen uyumludur.
Her iki ülkenin de karşılıklı ticaretin derinleştirilmesine ve yatırımların teşvik edilmesine sürekli olarak ciddi önem vermesi önemlidir. Örneğin Rusya’nın istatistiklerine göre, ikili ticaret cirosu 2023 yılında yüzde sekiz ve bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre üçte birden fazla artmıştır. Vietnam’a gıda, mineral, makine ve ekipman ihraç ediliyor. Hazır giyim, meyve, sebze ve diğer tarım ürünleri de dahil olmak üzere birçok Vietnam malı Rusya pazarında tüketicisini bulmaktadır. Avrasya Ekonomi Birliği ile Vietnam arasında 2015 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması bu olumlu eğilimleri pekiştirmeye ve geliştirmeye yardımcı olmaktadır.
İki ülke işlemlerini kendi ulusal para birimleri olan Rus rublesi ve Vietnam dongu ile gerçekleştirebiliyor. Geçen yıl bu tür işlemlerin payı ikili ticaret hacminin yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyordu. Bu yılın ilk çeyreğinde ise bu oran neredeyse yüzde 60’a ulaştı. Bu durum, uluslararası ticaret ve yatırımlarda büyük ölçüde uzlaşılmış para birimlerinin kullanımından kademeli olarak vazgeçilmesi yönündeki küresel eğilimle uyumludur. 2006’da açılış törenine katıldığım Vietnam-Rusya Ortak Bankası, güvenilir mali anlaşmaların sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bankanın çalışmalarını sürdürmesini ve iki ülke arasındaki iktisadi işbirliğinin derinleştirilmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmasını bekliyoruz.
Enerji sektörü, ikili işbirliğinin stratejik açıdan önemli bir alanı olmaya devam etmektedir. Kırk yılı aşkın bir süredir Vietnam kıta sahanlığında sahalar geliştiren Vietsovpetro ortak girişimi yüksek verimlilik göstermektedir. Yıllar boyunca üretilen petrol hacmi 250 milyon tonu aşmıştır. 2008’de kurulan bir ortak girişim şirketi olan Rusvietpetro, Rusya’nın Nenets Özerk Okrugu’nda başarıyla faaliyet göstermektedir. Uzak Kuzey’in zorlu koşullarında 35 milyon tondan fazla petrol çıkarmıştır. Buna karşılık Gazprom, Vietnam’da doğalgaz üretiyor ve bir başka büyük Rus şirketi olan Novatek de Vietnam topraklarında LNG projeleri yürütmeyi planlıyor.
Rosatom’un desteğiyle Vietnam’da bir nükleer bilim ve teknoloji merkezi kurma girişimi değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, Rus devlet şirketinin, insan kaynakları potansiyelinin güçlendirilmesi de dâhil olmak üzere, ulusal nükleer enerji endüstrisinin inşasında Vietnamlı ortaklarına yardımcı olmaya genel olarak hazır olduğunu belirtmek isterim.
Ülkemiz geleneksel olarak Vietnam’ın hidroelektrik potansiyelinin geliştirilmesine büyük katkı sağlamıştır. Örneğin Rusgidro, Vietnam nehirleri üzerindeki hidroelektrik tesislerinin yeniden inşası ve kapasite artırımına katılmakla ilgilenmektedir.
Da Nang’da, Rus GAZ marka motorlu araçların montajını yapan GAZ-Thanh Dat ortak girişimi faaliyetlerini geliştirmektedir.
Vietnamlı yatırımcıların da Rusya pazarında çalışmak için geniş fırsatları daha aktif bir şekilde kullanmasını bekliyoruz. Bunu, örneğin, Moskova ve Kaluga oblastları ile Primorskiy Krayı’nda süt işleme tesisleri inşa eden Vietnamlı şirket TH Group yapıyor.
Ve tabii ki eğitim alanında uzun yıllara dayanan ikili işbirliği geleneğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Geçtiğimiz on yıllar boyunca, çeşitli alanlarda on binlerce Vietnamlı uzman ülkemizde eğitim gördü ve niteliklerini artırdı ve birkaç bin kişi de akademik derece aldı. Bu alandaki ortaklığa daha fazla önem vermeye devam etme niyetindeyiz. Vietnam vatandaşlarını Rusya üniversitelerinde, masrafları federal bütçe tarafından karşılanmak üzere eğitmeye devam edeceğiz. Öğrenci değişimini teşvik etmek, ortak akademik projeler ve programlar başlatmak için elimizden geleni yapacağız. Ülkelerimiz arasındaki bu tür olumlu işbirliğinin canlı bir örneği, uzun yıllardır uygulamalı ve temel araştırmaların yürütüldüğü Rusya-Vietnam Tropikal Araştırma ve Teknoloji Merkezi’nin çalışmalarıdır.
Doğal olarak insani temaslarımızı daha da geliştireceğiz. Pek çok Vietnamlının Rus müziğini, edebiyatını ve sinemasını anladığını ve sevdiğini biliyorum. Ve Rusya’da orijinal Vietnam sanatına gerçek bir ilgi gösteriyorlar. Önümüzdeki ayın başlarında düzenlenmesi planlanan Rusya’da Vietnam Kültür Günleri, bu kültürü daha iyi tanımalarına yardımcı olacaktır.
Turizm şüphesiz halklarımız arasındaki karşılıklı anlayışın derinleşmesine katkıda bulunmaktadır. Vietnam, uzun zamandır Ruslar açısından popüler tatil destinasyonlarından biri haline gelmiştir ve Vietnam vatandaşları ülkemizin cazibesinden her zaman etkilenmişlerdir. Doğrudan uçuşların sayısının artması, karşılıklı turist akışının yoğunlaşmasına yardımcı olacaktır.
Vietnamlı dostlarımızla birlikte ikili bağlar kurmaya, halklarımızın yararına, bölgede ve bir bütün olarak dünyada istikrar ve refahın yararına işbirliğini geliştirmeye devam edeceğiz. Ülkelerimizin en iyi dostluk, karşılıklı güven ve karşılıklı yardım geleneklerine dayanarak, belirlenen tüm iddialı hedeflere ulaşacaklarından eminim.
Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti halkına barış, esenlik ve refah diliyorum.
Diplomasi
Çin’den Orta Doğu’daki çatışmalarda diyalog çağrısı

Çin’den Afrika ve Orta Doğu’da diplomatik ataklar yükselirken, üst düzey İranlı yetkili, Tahran’ın egemenliğini koruyacağını söyledi.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, pazartesi günü Pekin’de üst düzey İranlı yetkiliyle yaptığı görüşmede, Orta Doğu’daki çatışmaların siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurgulayarak silahlı çatışmanın bir çıkış yolu olmadığını belirtti.
Çin devlet haber ajansı Xinhua’nın aktardığına göre Wang, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri Kani’ye, Orta Doğu’daki çatışmaları çözmenin yolunun diyalog ve müzakereden geçtiğini belirtti.
Wang ayrıca Çin’in, egemenliğini ve güvenliğini koruma konusunda İran’ı desteklediğini ifade etti.
Wang Yi, “Orta Doğu’daki çatışmalar uzadıkça ve daha geniş bir bölgeye yayılma riski arttıkça, diyalog ve müzakereler ileriye dönük tek uygulanabilir yol olmaya devam ediyor” dedi.
Wang, “Tüm taraflar, yeniden silahlı çatışmaya başvurmak yerine akılcı ve pragmatik bir anlayışla siyasi çözüme odaklanmalı” ifadelerini kullandı.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Kani, bölgesel duruma ilişkin İran’ın tutumunu aktararak Tahran’ın baskı ve tehditler karşısında güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla koruyacağını, bununla birlikte tüm taraflarla müzakerelere açık olmaya devam edeceğini söyledi.
Çin’den Orta Doğu ve Afrika’ya diplomatik seferberlik
Çin, yine pazartesi günü yaptığı açıklamada, üç özel temsilcisinin Orta Doğu, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu bölgesindeki ülkelere bir dizi ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Orta Doğu Özel Temsilcisi Zhai Jun’un kasım ayının başı ile ortası arasında İran, Umman ve Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini bildirdi.
Afrika İşleri Özel Temsilcisi Liu Xianfa da Etiyopya, Cibuti ve Mısır’a gidecek. Afrika Boynuzu İşleri Özel Temsilcisi Hu Changchun ise kasım ayı başında Eritre’yi ziyaret edecek.
Mao, “Çin’in özel temsilcilerinin bölge ülkelerine eş zamanlı ziyaretleri, barış görüşmelerini teşvik etmeyi, gerilimi azaltmayı ve bölgesel barış ile istikrarın korunmasında yapıcı bir rol oynamayı amaçlıyor” dedi.
ABD ara seçimleri sonrasında İran’a yeni saldırı ihtimali
Bu diplomatik hareketlilik, salı günü yapılacak ABD ara seçimlerinin ardından Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın yeniden alevlenme tehdidinin ortaya çıktığı bir döneme denk geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, seçimlerin ardından İran’a yönelik askeri operasyonların yeniden başlayabileceğini defalarca ima etti.
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney ise geçen hafta, yeni saldırıların gerçekleşmesi halinde “coğrafi sınırlama olmaksızın derhal ve etkili” şekilde misilleme yapılacağı uyarısında bulundu.
Haberlere göre ABD yönetimi, bazı Körfez Arap ülkelerini ara seçimlerin ardından İran’a karşı düzenlenebilecek “kısa ve yoğun” bir askeri harekâta hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.
Bu arada Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki çatışma da ciddi biçimde tırmandı. Bu gelişmeler, Kızıldeniz’den geçen hayati önemdeki deniz ticaret yollarını tehdit ediyor.
Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı diplomasinin odağında
Coğrafi açıdan Mısır, Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz’in kuzey girişini kontrol eden stratejik bir konumda bulunuyor. Afrika Boynuzu’ndaki Eritre ve Cibuti ise Kızıldeniz’in güneyinde, Yemen ve Suudi Arabistan kıyılarının tam karşısında yer alan Babülmendep Boğazı’nın iki yanında bulunuyor.
Cibuti, aralarında Çin’in de bulunduğu çeşitli ülkelerin askeri üslerine ev sahipliği yapıyor.
Yaklaşık 138 milyonluk tahmini nüfusuyla dünyanın en kalabalık denize kıyısı olmayan ülkesi olan Etiyopya ise Afrika Boynuzu’nun iç kesimlerinde yer alıyor ve deniz ticaretine erişim konusunda büyük ölçüde Kızıldeniz’e bağımlı.
Kasım ayında gerçekleştirilecek ziyaretler, Pekin’in geçen ay çatışmanın önemli taraflarıyla yürüttüğü yoğun diplomatik temasların devamı niteliğinde olacak.
Bu temaslar kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanlığı Özel Temsilcisi Haldun el-Mübarek ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Prens Halid bin Bender bin Sultan da Pekin’de görüşmeler gerçekleştirmişti.
İki hafta önce Wang Yi, Cibutili mevkidaşı Abdulkadir Hüseyin Ömer ile bir araya gelmişti. Görüşmede iki ülke, Kızıldeniz, Afrika Boynuzu ve Babülmendep Boğazı üzerinden geçen uluslararası deniz taşımacılığı güzergâhlarının güvenliğinin sağlanması çağrısında bulunmuştu.
Xi Jinping: Orta Doğu büyük güçlerin rekabet alanına dönüşmemeli
Öte yandan Umman Sultanı Heysem bin Tarık, pazartesi günü Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüştü.
Xi, görüşmede Orta Doğu’nun “büyük güçler arasındaki rekabetin ve jeopolitik çatışmaların sahnesine dönüşmemesi gerektiği” uyarısında bulundu.
Görüşmenin ardından yayımlanan Çin-Umman ortak bildirisinde Maskat yönetimi, Çin’in Orta Doğu’ya yönelik barış önerilerini desteklediğini ve Pekin’in bölgede kalıcı istikrarın sağlanmasında “daha büyük bir rol” üstlenmesini beklediğini açıkladı.
Diplomasi
Trump, olası seçim yenilgisinin faturasını NATO’ya çıkarabilir

NATO ülkeleri, yarın (3 Kasım) yapılacak ABD ara seçimlerinde en kötü senaryoya karşı hazırlık yapıyor.
POLITICO’ya konuşan beş NATO diplomatına göre, Avrupalı müttefikler, Cumhuriyetçilerin yenilgisinin Başkan Donald Trump’ı ittifaka yönelik saldırılarını önemli ölçüde artırmaya itebileceğinden endişe duyuyor.
Onların endişesi, Trump’ın iç politikada Kongre tarafından kısıtlanması durumunda, ABD ordusunun başkomutanı olarak daha serbest hareket edebildiği dış politika alanında mirasını pekiştirmeye çalışma ihtimali.
Diplomatlardan üçü, bunun Avrupa’dan binlerce askerin daha çekilmesi anlamına gelebileceğini söyledi.
“Genellikle görev süresi dolmak üzere olan başkanların dış politikada sergilediği tutum, hayal kırıklıklarını dışa vurma ile maceracılığın bir karışımıdır,” diyen üst düzey bir Avrupalı savunma yetkilisi, NATO’ya saldırmanın “Trump’ın dünya görüşünün tutarlı bir parçası gibi göründüğünü” ekledi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Yardımcısı Olivia Wales, POLITICO’ya “Başkan Trump, NATO için herkesten daha fazlasını yaptı” dedi ve müttefiklerin 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYİH’nin %5’ine çıkarma, Grönland’daki ABD askeri varlığını güçlendirme ve Rusya’nın Ukrayna’daki topyekûn savaşını sona erdirme çabaları konusunda anlaşmalar sağlamadaki başarılarına atıfta bulundu.
Fakat Wales, İran’daki savaş konusunda “Başkan, NATO müttefiklerimizin ABD’nin yanında olması gerektiği konusunda kararlılığını sürdürüyor,” dedi ve şunları ekledi:
“Başkan, Batı’nın kontrollü çöküşünü asla kabul etmeyecek ve yurt içinde ve yurt dışında çıkarlarımızı pişmanlık duymadan savunmaya devam edecek.”
Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanması ve Senato’da kontrolü ele geçirmesi beklenirken, Trump’ın kişisel onay oranları tarihinin en düşük seviyesine geriledi.
Bu endişeler, ara seçimlerden haftalar önce ABD’nin Ukrayna’ya yönelik Starlink uydu hizmetlerini kesmesi ve Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yeni bir yakınlaşma yaşanmasının ardından artan transatlantik gerilimleri vurguluyor.
NATO diplomatlarından biri, seçimlerin kaybedilmesi durumunda Trump için, “Çok sinirlenebilir. [O durumda] çok sert davranacaktır,” dedi.
Endişelerin merkezinde, Aralık ayına kadar yapılması beklenen Avrupa’daki ABD kuvvetlerine ilişkin yaklaşan gözden geçirme yer alıyor.
Üç diplomat, Trump’ın yurt içinde yasama faaliyetlerinin engellenmesi durumunda, MAGA tabanını harekete geçirmek için bu geri çekilmenin kapsamını önemli ölçüde artırmaya çalışabileceğini söyledi.
Eski bir NATO yetkilisi ve Britanya merkezli Royal United Services Institute (RUSI) düşünce kuruluşunda seçkin araştırmacı olan Oana Lungescu, başkanın kıtadaki ABD varlığının devamını, Avrupa’nın Ukrayna’da ABD destekli bir barış anlaşmasını kabul etmesine bağlamaya da karar verebileceğini belirtti:
“Tüm bu konuların, yani ABD’nin askeri varlık gözden geçirmesi, Ukrayna, Avrupa güvenlik düzeni… bir şekilde Putin ile yapılacak çok daha büyük bir anlaşmanın parçası olarak ele alınması riski var, bu da Avrupa’nın güvenliği açısından çok tehlikeli bir durum yaratır.”
Diplomatlar, Trump’ın ayrıca ittifakın ortak fonuna yapılan ABD katkılarını azaltma, Ukrayna için NATO destekli PURL silah satın alma programını sınırlama ve Rusya ile ilişkileri daha da derinleştirme yönünde adımlar atabileceğini belirttiler.
Cumhuriyetçilerin seçimlerde büyük bir yenilgiye uğraması, Pentagon’da da büyük değişikliklere yol açabilir ve bu durum, şu anda Pentagon’da hazırlanan tüm planlar üzerinde domino etkisi yaratabilir.
Savunma Bakanı Pete Hegseth, milletvekillerine, özellikle de Demokratlara bütçe ve operasyonlar hakkında düzenli brifingler vermeyi reddetmesi nedeniyle Kongre’de son derece sevimsiz bir figür haline geldi.
Popülaritedeki bu düşüş, Trump’ın seçimlerde ağır bir yenilgiye uğraması halinde Hegseth’in görevden alınabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Bunun nedenlerinden biri de, Demokratların çoğunlukta olduğu bir Kongre’nin, Hegseth’e, onlarca general ve amirali sebepsiz yere görevden alması ve İran’la süren ve tıkanma noktasına gelen savaş nedeniyle soruşturmalar açacağı düşüncesi.
Bu duruşmalar ve soruşturmalar, Hegseth ve ekibinin elini kolunu bağlayacak ve yönetim için utanç verici bir durum yaratabilir.
Hegseth görevinden ayrılırsa, Pentagon’da bir geçiş dönemi yaşanacak ve bu da ABD birliklerinin Avrupa’dan çekilmesine ilişkin kararların haftalarca hatta aylarca ertelenmesine neden olabilir.
Teorik olarak, Temsilciler Meclisi ve Senato’da Demokratların çoğunlukta olması, ABD yasaları şu anda Avrupa’daki asker varlığı için 76.000 kişilik bir alt sınır getirmiş olsa bile, Trump’ın manevra alanını dışişleri ve savunma konularında bile kısıtlayacak.
Fakat Defense Priorities düşünce kuruluşunda kıdemli araştırmacı olan Jennifer Kavanagh, “En azından asgari asker sayısının hukuki incelemeye dayanabileceği şüpheli ve her halükarda Trump, mahkemeleri görmezden gelmeye son derece istekli davrandı. Trump yönetimi, Kongre’nin finansman yönergelerini düzenli olarak göz ardı ederek, yasama organının yetki vermediği faaliyetlere para harcadı,” dedi.
Trump daha kapsamlı bir asker çekilmesine karar verirse, Avrupa’nın elektronik harp yetenekleri, hava savunma sistemleri, istihbarat ve keşif desteği, havada yakıt ikmali ve bazı lojistik türleri dahil olmak üzere kaynakları yenilemekte “en büyük zorluğu” yaşayacağını belirtti.
Diğer müttefikler ise Trump’ın NATO’ya ağır darbe indireceği konusunda daha şüpheci.
Karadağ Savunma Bakanı Dragan Krapović, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Trump’ın NATO’dan ayrılacağına dair sürekli spekülasyonlar var… fakat bu şimdiye kadar gerçekleşmedi. Avrupa’daki asker sayısının azaltılmasına ilişkin nihai kararı Kongre veriyor,” dedi.
Gelgelelim “Başarı olasılığı yüksek varsayımlarda bulunmak için rasyonel kararlar alan bir inceleme nesnesine ihtiyaç vardır,” diyen altıncı bir NATO diplomatı, Trump ile bu noktaya geldiklerini sanmadığını ekledi.
Diplomasi
Erdoğan, Güney Kore’ye nükleer ve AI ortaklığı teklif edecek

Üç günlük Güney Kore gezisine başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Asya ülkesi ile nükleer enerji, yapay zeka (AI) ve savunma alanlarında işbirliği yapmak istiyor.
Bugünkü (2 Kasım) ziyaretine başlamadan önce Güney Kore’nin resmi haber ajansı Yonhap’a konuşan Erdoğan, Türkiye’nin planladığı Sinop nükleer santralinin geliştirilmesinde bir ortak olabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, devlet kuruluşu Korea Electric Power Corp ile Karadeniz projesinin teknik ve iktisadi şartlarını incelediklerini söyledi.
Erdoğan, Ankara’nın bir ortak seçmeden önce finansman, elektrik maliyetleri ve Türk ekonomisine sağlayacağı faydaları değerlendireceğini de sözlerine ekledi.
Seul ve Ankara, geçen yıl Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung’un Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında nükleer enerji alanında işbirliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalamıştı.
Anlaşma, reaktör teknolojisi, saha değerlendirmesi, ruhsatlandırma, finansman ve iş modelleri alanlarındaki işbirliğini kapsıyor.
Cumhurbaşkanı, “Bu konuyla ilgili Kore ile yürüttüğümüz müzakerelere büyük önem veriyoruz. Koreli dostlarımızın nükleer enerji alanındaki deneyimlerinin farkındayız,” dedi.
Erdoğan, Yonhap’a verdiği mülakatta savunma, yarı iletkenler, yapay zeka ve robotik alanlarını da potansiyel işbirliği alanları olarak belirledi ve Güney Kore’den daha fazla yatırım ve ortak üretim çağrısında bulundu.
Erdoğan, “Amacımız, bu potansiyel fırsatları somut girişimlere dönüştürmek, şirketlerimiz için iş fırsatlarını kolaylaştırmak ve karşılıklı yatırımları artırmak,” dedi.
Ülkelerin 15 milyar dolarlık ikili ticaret hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirten Erdoğan, Güney Kore lehine olan dengesizliğin giderilmesi için çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı, Güney Kore’nin Türkiye’nin PD170 turbo dizel uçak motoruna gösterdiği ilgiyi memnuniyetle karşıladı ve insansız hava araçları, motor teknolojileri ve elektronik sistemler gibi alanlarda ikili savunma sanayi işbirliğini genişletmek için önemli fırsatlar gördüğünü belirtti.
Erdoğan şöyle devam etti:
“Güçlü üretim altyapısı, nitelikli işgücü ve stratejik konumu ile Türkiye, Koreli yatırımcılara önemli fırsatlar sunuyor. Güney Kore’nin teknoloji ve inovasyon alanındaki uzmanlığını Türkiye’nin üretim gücüyle birleştirerek çok daha büyük başarılara imza atabiliriz.”
Erdoğan, mevcut ikili işbirliğinin örnekleri olarak Hyundai Motor Group’un Türkiye’deki uzun süredir devam eden otomotiv üretim faaliyetlerini ve POSCO’nun çelik sektöründeki yatırımlarını gösterdi.
Aynı zamanda Hyundai’nin İzmit’teki fabrikasında elektrikli araç üretimine başlamasını memnuniyetle karşıladı.
Ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndan geçenler de dahil olmak üzere küresel enerji piyasaları ve ticaret yollarına yönelik ciddi risklere işaret ederek, Güney Kore’nin Türkiye’nin ulaştırma ve lojistik altyapısına daha fazla yatırım yapması çağrısında bulundu.
“Mevcut kriz, uluslararası ticaret için güvenilir alternatif güzergâhlar geliştirmenin ne kadar hayati önem taşıdığını bir kez daha ortaya koydu,” diyen Erdoğan, tarihi Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırma planları da dahil olmak üzere, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ulaştırma ve lojistik bağlantılarını genişletmeye yönelik Türkiye’nin çabalarına dikkat çekti.
“Kore şirketlerinin Türkiye’nin bölgesel ulaştırma ve lojistik yatırımlarına daha fazla katılımını arzu ediyoruz,” diyen Erdoğan, Ankara’nın ülkede yatırım yapmak isteyen Kore firmalarını desteklemeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Erdoğan, iki ülkenin uzun soluklu dostluğunu geleceğe taşımaları çağrısında bulunarak, aralarındaki bağı “kanla pekiştirilmiş” bir bağ olarak nitelendirdi:
“Nesiller boyu aktarılan kardeşlik ve karşılıklı güven bağları, ilişkilerimizin merkezinde yer alıyor. Bu değerli mirası gelecek nesillere daha da güçlü bir şekilde aktarmak bizim sorumluluğumuz. Ziyaretimizin, iki ülke arasındaki işbirliğini daha da ileriye taşımak için somut adımların atılmasına zemin hazırlayacağına inanıyorum.”
Güney Kore ve Türkiye, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin 70. yıl dönümünü kutlayacak.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı











