Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya, akaryakıt piyasasını ihracat yasağıyla dengelemeye çalışıyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, rafinerilere yönelik saldırılar, değişen lojistik ve geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üçte bir artan mevsimsel talep nedeniyle ülkenin akaryakıt piyasasında baskının sürdüğünü açıkladı. Hükümet, benzin ve motorin ihracatını durdururken üretimi artırma, ithalatı genişletme ve dağıtımı kolaylaştırmaya yönelik bir dizi ek önlemi de yürürlüğe soktu.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hükümet üyeleriyle yaptığı toplantıda, hükümetin ülkenin akaryakıt piyasasındaki durumu kısmen istikrara kavuşturduğunu, ancak rafinerilere yönelik saldırılar nedeniyle değişen lojistik düzeni ve mevsimsel talepte yaşanan sert artışın piyasayı zorlamaya devam ettiğini söyledi.

Novak, Rusya’nın yakıt ve enerji altyapısına yönelik saldırılar sonucu bazı petrol rafinerilerinin hasar gördüğünü, bunun da benzin ve motorin üretiminde geçici düşüşe yol açtığını belirtti.

Üretimdeki gerilemenin akaryakıtın son kullanıcıya ulaştırılmasında yeni sevkiyat güzergahlarını zorunlu kıldığını ifade eden Novak, mevcut talebin geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık üçte bir daha yüksek olduğunu aktardı.

Başbakan Yardımcısı, bu durumun akaryakıt istasyonları üzerindeki yükü artırdığını, istasyonlara gelen araç sayısını yükselttiğini ve yakıt ikmal sürelerinin uzamasına yol açtığını söyledi.

Novak, piyasayı dengelemek amacıyla hükümet ile petrol şirketlerinin daha önce bir dizi adım attığını hatırlattı. Bu kapsamda benzin ihracatı tamamen yasaklanırken küçük ve orta ölçekli rafinerilerin üretim kapasitesinden yararlanıldı. Petrol şirketleri de faaliyetteki rafinerilerin kapasite kullanımını en üst düzeye çıkardı, bakım sürelerini kısalttı, planlı bakımları ileri tarihlere erteledi ve daha önce oluşturulan yakıt stoklarını iç piyasaya sundu.

Hükümet motorin ihracatını da durdurdu

Novak, hükümetin 8 Temmuz’da ek önlem olarak motorin ihracatını da yasakladığını açıkladı.

Temmuz ayı içinde petrol ürünleri ithalatının artırılacağını ve daha düşük çevre standardına sahip yakıt üretiminin genişletileceğini söyleyen Novak, ithalatı desteklemek amacıyla petrol ürünleri ithalatındaki sıfır gümrük vergisinin bir yıl daha uzatıldığını belirtti.

Ayrıca hükümetin, ithal yakıtın demiryoluyla taşınmasında indirim uygulanması konusunda Rus Demiryolları’yla (RJD) anlaşmaya vardığını ifade eden Novak, benzinin borsadaki zorunlu satış oranının yüzde 15’ten yüzde 10’a indirildiğini ve emtia borsasında fiyat artışına üst sınır getirildiğini de hatırlattı.

Bağımsız akaryakıt istasyonlarının ihtiyaç duydukları hacimde yakıtı güvence altına almak amacıyla petrol şirketleriyle doğrudan sözleşmelere geçtiğini belirten Novak, bu uygulamanın İrkutsk Bölgesi ile Zabaykal Krayı’nda hayata geçirildiğini söyledi.

Novak’ın verdiği bilgiye göre bağımsız akaryakıt istasyonları daha önce yakıtın büyük bölümünü emtia borsasından ya da aracı şirketlerden satın alıyordu. Rusya’daki yaklaşık 29 bin akaryakıt istasyonunun 20 bini bağımsız işletmecilere ait.

Rusya genelinde valiler akaryakıt krizini yönetmeye çalışıyor

Putin küçük rafineri önerisini destekledi

Toplantıya katılan Zabaykal Krayı Valisi Aleksandr Osipov, Rusya genelinde küçük ölçekli petrol rafinerilerinden oluşan bir ağ kurulmasını önerdi.

Putin bu öneriyi destekledi ve “Bu alanda küçük ve orta ölçekli işletmelerin sürece katılması da gerekli ve teşvik ediliyor. Bu konuda daha yoğun çalışacağız” dedi.

Rusya Devlet Başkanı ayrıca dikey entegre petrol şirketlerinin yalnızca kendi istasyonlarını değil, bağımsız akaryakıt istasyonlarını da ürünle beslemesi gerektiğini söyledi.

Putin, hükümete Kırım ve Sivastopol’da akaryakıt fiyatlarının sübvanse edilmesine yönelik kararların “mümkün olan en kısa sürede” alınması talimatını verdi.

Rusya Federal İstatistik Servisi’nin 6 Temmuz verilerine göre Kırım’da AI-92 benzinin litre fiyatı 123,53 rubleye yükseldi. Bu rakam haftalık bazda yaklaşık yüzde 50 artış anlamına geliyor. AI-95 benzinin litre fiyatı 170,59 rubleye çıkarak yaklaşık 1,9 kat yükselirken motorin litre fiyatı da 139,15 rubleye ulaştı ve yaklaşık 1,6 kat arttı.

Sivastopol’da ise AI-92 benzinin litre fiyatı yüzde 8 artışla 105,47 rubleye, AI-95 benzinin litre fiyatı yüzde 15 artışla 148,64 rubleye, motorinin litre fiyatı da yüzde 8,5 yükselişle 150,49 rubleye çıktı.

Rusya genelinde 30 Haziran ile 6 Temmuz haftasında AI-92 benzinin litre fiyatı yüzde 2 artarak 70,21 rubleye, AI-95 benzinin litre fiyatı yine yüzde 2 yükselerek 76,19 rubleye çıktı. Motorinin litre fiyatı ise yüzde 3 artışla 87,76 rubleye ulaştı.

Yılbaşından bu yana ülkede benzin fiyatları yüzde 14, motorin fiyatları ise yüzde 15 yükseldi.

Haziran ayı sonunda Rusya’nın çeşitli bölgelerindeki yerel yönetimler, panik alımlarını önlemek amacıyla akaryakıt satışına farklı kısıtlamalar getirmişti.

Putin, 28 Haziran’da iç piyasada akaryakıt açığı olduğunu ancak bunun kritik düzeyde olmadığını söylemişti. Aynı gün petrol ürünleri piyasasına ilişkin toplantı yapan Putin, vatandaşların, işletmelerin ve sosyal açıdan kritik kurumların kesintisiz akaryakıt tedarikini güvence altına alacak ilave önlemlerin hazırlanmasını istemişti.

Open Oil Market Genel Müdürü Sergey Tereşkin’e göre yakıt talebindeki artışın temel nedeni olası arz sıkıntısı endişesi. Tereşkin, tüketicilerin önümüzdeki haftalarda ve aylarda yakıta erişimin zorlaşabileceği kaygısıyla hem perakende hem de toptan alımlarını artırdığını söyledi.

Kasatkin Consulting Ortağı Dmitriy Kasatkin ise akaryakıt sıkıntısının değişen lojistik yapısı, yerel tedarik aksaklıkları ve yüksek mevsimsel talebin yarattığı panik alımlarının birleşiminden kaynaklandığını belirtti. Benzin ve motorine yönelik talebin yalnızca perakendede değil, küçük ve orta ölçekli toptan piyasada da arttığını ifade etti.

Kasatkin’e göre ihracat yasağı, rafineri bakımlarının ertelenmesi, mevcut tesislerin daha yüksek kapasiteyle çalıştırılması ve stokların piyasaya sürülmesi iç piyasadaki arzı artıracak en etkili önlemler arasında yer alıyor. Ancak bunun yanında akaryakıtın sıkıntının daha yoğun hissedildiği bölgelere ulaştırılmasının da kritik önem taşıdığını vurguladı.

Kasatkin, benzin ithalatının artırılması, RJD’nin taşıma indirimleri ve küçük ile orta ölçekli rafinerilerin üretim artışının da önemli destekleyici adımlar olduğunu, ancak bunların başarısının lojistik sorunlarının çözümüne bağlı kalacağını söyledi.

Tereşkin, en kritik adımların petrol ürünleri ihracatının durdurulması ve yakıt ithalatının artırılması olduğunu savundu. Rusya Hükümeti’ne bağlı Finans Üniversitesi’nden İgor Yuşkov ise benzin ithalatı ile daha düşük çevre standardına sahip yakıt üretiminin artırılmasının en etkili önlemler olacağını değerlendirdi.

Infoline-Analitika Genel Müdürü Mihail Burmistrov, RJD’nin belirli güzergahlarda indirim uygulayabildiğini ve bunun demiryolu ağında ilave yük taşınmasını teşvik edeceğini söyledi.

Bununla birlikte demiryollarındaki boşaltma ve yükleme terminallerinin sınırlı kapasitesi nedeniyle bu taşımaların hacminin abartılmaması gerektiğini belirten Burmistrov, ithal yakıtın büyük bölümünün karayoluyla taşınacağını ifade etti.

Kasatkin, Rusya akaryakıt piyasasında temmuz ayı içinde kısmi istikrar sağlanabileceğini öngörüyor. Ancak ona göre arz ve talep dengesinin kalıcı biçimde kurulması, panik alımlarının azalması ve stokların yeniden oluşturulmasının ardından, ağustos sonu ya da eylül başını bulabilir. Bu tarihe kadar bazı bölgelerde yerel yakıt sıkıntılarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Analiste göre hükümetin aldığı önlemler etkili olursa akaryakıt istasyonlarındaki fiyat artışları önümüzdeki haftalarda yavaşlayabilir. Buna karşın piyasa dengelense bile yakıt fiyatlarının eski seviyelerine dönmesi beklenmiyor.

Rusya Merkez Bankası yüksek enflasyona karşı faiz artırabilir

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English