Ortadoğu
SDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları

Dün feshedildiği duyurulan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) konusunda Mazlum Abdi ile Ahmed Şara arasında yapılan anlaşmanın ayrıntıları sızdırıldı.
Suriyeli ve Batılı kaynaklar, Suudi Arabistan destekli ve Londra merkezli Al Majalla’ya, Mazlum Abdi’nin salı akşamı (25 Ağustos) cumhurbaşkanlığı sarayından SDG’nin feshedileceğine dair yapması beklenen açıklamadan önce üzerinde mutabık kalınan temel ilkeleri aktardı.
Bu mutabakatta, Şara’nın Abdi’yi cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak, İlham Ahmed’i ise Suriye parlamentosuna (Halk Meclisi) milletvekili olarak ataması yer alıyor.
Al Majalla’ya göre ilişkilerde yaşanan değişimin bir işareti olarak, Şam’daki üst düzey yetkililer, Abdi’ye artık “General Mazlum” yerine “Mazlum Bey” diye hitap etmeye başladı.
Mazlum Abdi, Suriye Demokratik Güçleri’nin feshedildiğini ilan etti
İnternet sitesinin yayınladığı mutabakat şöyle:
- Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, pazartesi ve salı günleri Şam’da Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile iki çalışma toplantısı düzenledi. Salı akşamı cumhurbaşkanlığı sarayında Cumhurbaşkanı Ahmed Şhara ile bir araya gelmeleri konusunda mutabık kalındı; bunun ardından Abdi, bir basın toplantısında SDG ve Özerk Yönetim dahil olmak üzere tüm askeri ve sivil kurumların feshedildiğini duyuracaktı.
- Mazlum Abdi’nin cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atanması planlanıyor. Tartışılan önerilerden biri, Abdi’nin görev alanının Suriye’deki topluluklar veya Kürt meselelerini kapsaması yönünde; nihai görev tanımı ise bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belirlenecek.
- İlham Ahmed, “Cumhurbaşkanı Listesi” kapsamında Halk Meclisi’ne milletvekili olarak atanacak. Tartışılan öneriler arasında kendisine anayasa taslağının hazırlanmasıyla ilgili bir görev verilmesi veya Dışişleri Komisyonu’nda görevlendirilmesi yer alıyor. Nihai düzenlemenin daha sonra açıklanması bekleniyor.
- Abdi ve Ahmed’in Şam’da yakın zamanda gerçekleştirdikleri görüşmelerde, Ahmed’in Dışişleri Bakanlığı’nda bir göreve getirilmesi olasılığı da gündeme geldi. Tartışılan seçenekler arasında dışişleri bakan yardımcılığı veya kıdemli danışmanlık yer alıyordu.
- Pazartesi ve Salı günleri yapılan görüşmelerde, yaklaşık 1.500 kadından oluşan Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) İçişleri Bakanlığı’na bağlı İç Güvenlik Güçleri’ne dahil edilmesi konusunda da anlaşmaya varıldı. Bu birlikler, terörle mücadele güçlerinin bir parçasını oluşturacak ve Suriye’nin kuzeydoğusunda görevlendirilecek.
- Şam, Kadın Koruma Birlikleri üyelerinin Suriye ordusuna entegrasyonunu daha sonraki bir aşamada değerlendireceğini taahhüt etti.
- SDG personelinin Suriye ordusu bünyesindeki dört tugaya entegrasyonu tamamlanacak. Her tugay şu anda yaklaşık 1.300 savaşçıdan oluşurken, bir kısmı hâlâ resmi onayı bekliyor. Bu süreç, söz konusu personel ve yaklaşık 1.700 ek savaşçı için de devam ediyor. Sınır boyunca Kürt birimlerinin konuşlandırılması konusunda da anlaşmaya varıldı.
- Kürtçenin resmi dil olarak tanınmasına yönelik resmi bir Suriye kararı yayınlanacak ve okullarda tarih ve coğrafya gibi teorik dersler de dahil olmak üzere bazı dersler Kürtçe olarak öğretilecek.
- Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere Türkiye’yi ziyaret etmeleri bekleniyor. Kaynaklara göre, bu ziyaret Öcalan’ın hapishaneden serbest bırakılmasına yönelik çabalara katkıda bulunabilir ve entegrasyon süreci için onun desteğini sağlamaya yardımcı olabilir. Ziyaret, hâlâ Türkiye’den resmi bir kararın alınmasını bekliyor.
- Türkiye, daha önce Samir Oso’yu (Sipan Hamo) kara listesinden çıkarma kararına benzer şekilde, Mazlum Abdi’nin de adını “terör listesi”nden çıkarmayı değerlendiriyor.
Ortadoğu
İsrail, Suriye politikasını yeniden düzenliyor

İsrail, Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırının ardından Türkiye ve Suriye ile gerginliği azaltma yönünde adımlar atıyor.
Al-Monitor’a konuşan bir İsrailli siyasi kaynak, Mossad Başkanı Roman Gofman’ın bu çabaların öncülüğünü yapmakla görevlendirildiğini bildirdi.
İsrailli siyasi kaynak, İsrail’in sert tutumunda görünen bu değişikliğin, İsrail-Suriye anlaşması için baskı yapan ABD Başkanı Donald Trump’ı yatıştırma arzusunu yansıtıyor olabileceğini söyledi.
İddiaya göre bu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yeniden seçilme çabasına Trump’ın desteğini kazanma umudundan kaynaklanıyor olabilir.
Yine de bu belirgin değişiklik henüz resmi söylemlere yansımadı. Savunma Bakanı Israel Katz salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail cihatçı tehditlerle karşı karşıya olduğu sürece” İsrail ordusunun Şeyh (Hermon) Dağı’ndan veya Esad hükümetinin düşüşünün ardından ele geçirdiği diğer mevzilerden çekilmeyeceğini söyledi.
Suriye’nin güneyindeki İsrail birliklerini ziyaret eden Katz, ordunun “İsrail’in güvenlik çıkarlarını tehlikeye atan, Türkiye’nin Suriye’de bir dayanak noktası oluşturma girişimine karşı harekete geçtiğini” belirtti.
Katz, “Tutumumuzu açıkça ortaya koyduk ve gelecekte de bu tutumumuzdan sapmayacağız,” diye konuştu.
Mossad şefi Gofman, Suriyeli bakan Şeybani ile görüştü
Katz’ın Şam’a karşı sergilediği sert tutuma rağmen, Suriye devlet haber ajansı SANA’nın haberine göre, Gofman pazar günü ABD’nin arabuluculuğunda Ürdün’de Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile bir araya geldi.
İsrailli bir siyasi kaynak Al-Monitor’a, her ne kadar bu görüşmelerin niteliğini belirtmemiş olsa da, iki ismin son haftalarda daha önce de temas halinde olduğunu söyledi.
Reuters, Gofman ve Şeybani’nin, İsrail’in hava saldırısından dört gün önce telefonla görüştüğünü bildirmişti.
Reuters, ikilinin Suriye topraklarında bir Türk askeri konuşlandırılması olasılığını tartıştıklarını aktarmıştı.
Pazar günü Ürdün’de yapılan görüşmelerde, geçen yıl başlayan ama 28 Şubat’ta İsrail’in İran’a saldırmasının ardından durma noktasına gelen, sınır boyunca güvenlik düzenlemelerine ilişkin tarihi İsrail-Suriye görüşmelerinin yeniden başlatılması konusu da ele alındı.
SANA’nın haberine göre, yetkililer ayrıca, sırasıyla Suriye’nin güney ve kuzey komşuları olan İsrail ile Türkiye arasındaki gerginliklerin Suriye topraklarına sıçramasını önlemek için, bu iki ülke arasındaki farklılıkların giderilmesinin önemini de tartıştılar.
Al-Monitor’a göre bu üst düzey temaslar, İsrail’in daha önceki saldırgan tutumundan vazgeçtiğini gösteriyor.
İsmini vermek istemeyen üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi Al-Monitor’a aktardığına göre bu tutum, bölgedeki Türk etkisini sınırlamak amacıyla Suriye-Türkiye ittifakını engellemeye odaklanmıştı, diye konuştu.
İsrail’den “yumuşama” sesleri de geliyor
2018’de emekli olana kadar 25 yıl boyunca İsrail güvenlik kurumlarında üst düzey istihbarat ve stratejik planlama görevlisi olarak çalışan Udi Evental, Netanyahu yönetimine gerilimi azaltma çağrısı yapan isimlerden biri.
Evental, perşembe günü X platformunda yayınlanan bir köşe yazısında Türkiye’nin İsrail’in düşmanı olmadığını belirtti.
Evental, İsrail’de şu anda yürütülen Türkiye karşıtı kampanyanın, 27 Ekim seçimleri öncesinde hükümetin sert tutumunu öne çıkarmak ve sağcı seçmenlerin gözüne girmek amacıyla tasarlandığını savundu.
Evental, Türkiye’nin İsrail’in rakibi olduğunu, fakat düşmanı olmadığını yazdı.
Ankara’nın bölgesel nüfuz ve hegemonyayı hedeflediğini ve çıkarlarının bazen İsrail’inkilerle çatıştığını belirtirken, Türkiye’yi düşman olarak görmenin “siyasi bir aptallık” olacağını savundu.
Suriye ile geçici anlaşma mı?
İsrail’in üst düzey bir güvenlik yetkilisi, Suriye konusunda İsrail güvenlik çevreleri içinde görüşlerin bölündüğünü belirtti.
Ordu, Türklerin söz konusu tesiste yer aldığına dair istihbarata dayanarak Suriye tesisine saldırılmasını tavsiye etse de, Evental’in görüşleri, Suriye ile yapılacak bir anlaşmanın İsrail’in çıkarlarına hizmet edeceğini düşünen İsrailli güvenlik yetkilileri arasındaki bir eğilimi yansıtıyor.
Bununla birlikte, yetkili, Şam ile ilerleme sağlanmasını savunanların bile Suriye ile kapsamlı bir anlaşmanın şu anda mümkün olmadığını düşündüğünü belirtti.
Yetkili şöyle konuştu:
“Bunun yerine, İsrail’in güvenliğini artıracak ve şu anda yoğun asker ve kaynak konuşlandırması gerektiren en az bir cepheyi kapatacak, Amerikan ve uluslararası garantilere dayalı bir geçici anlaşmaya odaklanmalıyız. Tarafların ikisinin de böyle bir anlaşmadan kaybedecek hiçbir şeyi yok; sadece kazanacakları var.”
Yetkili, böyle bir anlaşmanın İsrail’den maliyetli tavizler gerektirmeyeceğini savundu. Buna, Aralık 2024’te Esad yönetiminin devrilmesinin ardından İsrail’in işgal ettiği sınır bölgesi mevzilerinden çekilme de dahil.
Yetkili, “Suriye tarafında ele geçirdiğimiz beş noktaya da, Hermon Dağı’nın zirvesine de aslında ihtiyacımız yok. Geçmişte onlar olmadan da gayet iyi idare ettik,” dedi.
Yetkili, Lübnan sınırında Hizbullah milislerinin oluşturduğu tehdidin aksine, İsrail’in gerekirse Suriye sınırındaki yerleşimlerini Suriye toprakları içindeki mevzilerini korumadan da savunabileceğini savundu.
Yetkili şunları ekledi:
“Şara, Şam ile İsrail sınırı arasındaki bölgeden ağır silahları kaldırmaya hazır; dolayısıyla böyle bir geçici anlaşmanın İsrail için faydaları oldukça büyük. Bu anlaşma aynı zamanda tüm Orta Doğu’da, Türklerle ilişkilerde ve genel ortamda geniş ve derin bir etki yaratacaktır. Bunu yapmamak için hiçbir neden yok.”
Tel Aviv, Tom Barrack konusunu da yeniden düşünecek
İsrail, geçen hafta ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a karşı kamuoyu önünde sergilediği düşmanca tavrını da yeniden gözden geçiriyor olabilir.
İsrailli yetkililer, Barrack’ı “Türkiye yanlısı bir önyargıya sahip olmakla” suçlamıştı.
Geçen cuma Mario Nawfal’ın podcast’inde konuşan Barrack, İsrail’i Suriye’de askeri saldırılar düzenlemeden önce Washington veya Şam’ı uyarmamakla suçlamıştı. ABD özel temsilcisi ayrıca İsrail’in saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirmişti.
Cumartesi günü X’te bir paylaşımda bulunan İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Barrack’ın açıklamalarını “yanlışlarla dolu” olarak kınadı ve özel temsilcinin Golan Tepeleri konusundaki tutumunun Trump’ın kendi politikasıyla çeliştiğini savundu.
Üst düzey bir İsrailli diplomatik kaynak ise, “Barrack bizim için mükemmel bir seçim olmayabilir, fakat o Trump’ın adamı ve onunla uzun süredir bir ilişkisi var. Yerine başka biri getirilmeyecek. Buna karşı çıkmak yerine, durumu lehimize çevirmeliyiz. Barrack sorun değil, çözüm olmalı,” dedi.
Diplomatik kaynak, Barrack’ın İsrail-Suriye anlaşmasının arabuluculuğunu üstlenmeyi hedeflediğini ve hem Suriye ile hem de Türkiye’yi de içeren mutabakatlar yoluyla böyle bir anlaşmaya varılma ihtimalinin, riskten çok bir fırsat olduğunu belirtti.
İsrail, Suriye anlaşmasına Türkiye’yi de dahil etmek isteyecek
Kaynak, İsrail’in şimdi Suriye ile bir saldırmazlık anlaşmasına varmak için çalışması gerektiğini savundu.
Böyle bir anlaşma, İsrail-Suriye sınır bölgesinin askerden arındırılması da dahil olmak üzere güvenlik düzenlemelerinin yanı sıra ABD’nin garantilerini de içerecek.
Kaynak, anlaşmanın Türkiye ile de mutabakatlar içerebileceğini öne sürdü:
“Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu unutmamalıyız. Türkiye ile bir savaş çıkma ihtimali yok denecek kadar az. İsrail, taktiklere odaklanmak yerine, böyle bir anlaşmanın bölgesel istikrar açısından neler sağlayabileceğini, sınır boyunca büyük çaplı asker konuşlandırma ihtiyacını nasıl azaltabileceğini ve İsrail’in uluslararası itibarını nasıl güçlendirebileceğini stratejik olarak düşünmeli.”
Yetkili, bununla birlikte, böyle bir dönüşümün “sorumlu bir siyasi liderlik gerektireceğini” de kabul etti.
“Seçimler öncesi Netanyahu taviz verme lüksüne sahip değil”
Netanyahu’nun yakın bir çalışanı Al-Monitor’a verdiği demeçte, “7 Ekim’den sonra kamuoyu duyarlılığının sağa kayması ve İsrail’in seçimlere yaklaşmasıyla birlikte Netanyahu, herhangi bir taviz verme lüksüne sahip değil,” diye konuştu.
Aynı zamanda Netanyahu, bu ihtimal giderek belirsizleşse de hâlâ Trump’tan destek almayı umuyor.
Kaynak, “Netanyahu, Suriye meselesini gündeme alırsa, Şara ile bir anlaşmaya varılmasına yönelik çabalara işbirliği yaparsa ve savaş çığırtkanı değil de istikrar ve sükunet unsuru olarak gösterilirse, bu durum Trump’ı da etkileyebilir,” dedi.
Bu kaynağa göre İsrail’in tutumundaki böyle bir değişiklik, Barrack’ı Netanyahu için bir yük olmaktan çıkarıp bir avantaja dönüştürmeye de yardımcı olabilir.
Washington “diyalog” ve “itidal” istiyor
ABD, son dönemde bölgede yaşanan gerginlikler karşısında İsrail, Türkiye ve Suriye ile görüşmelerini sürdürüyor.
Washington, daha fazla tırmanmayı önlemenin en iyi yolunun “itidal ve diyalog” olduğunu belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maariv gazetesine yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, müreffeh bir Ortadoğu ve kendi içinde ve komşularıyla barış içinde yaşayan istikrarlı bir Suriye için net vizyonunu ortaya koydu. İsrail, Türkiye ve Suriye ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz,” dedi.
Sözcü, “[ABD] Başkanı [Donald] Trump’ın Orta Doğu’daki liderliğinin, Suriye’nin egemenliğine ve istikrarına saygı gösterilmesine, İsrail’in güvenlik tehditlerine karşı kendini savunma hakkının desteklenmesine ve her iki ülkenin refahının artırılmasına odaklanan verimli görüşmelerin yapılmasını sağladığını” belirtti.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD’nin “itidal ve diyaloğun ileriye dönük en iyi yol olduğuna inanmaya devam ettiğini” de sözlerine ekledi.
İsrail, Suriye’nin güneyindeki işgalini derinleştiriyor
Öte yandan, İsrail güçleri Suriye’de işgal ettikleri bölgelerde şüphelileri gözaltına alıyor, askeri yollar inşa ediyor ve tarım arazilerine erişimi izne tabi kılıyor.
Ynet’te yer alan habere göre 22 Ağustos’ta Beyt Cin yakınlarında bir İsrail insansız hava aracı bir araca saldırdı.
Yerel haberlerde Ammar Said Hamada olarak tanımlanan Suriyeli bir erkek yaralandı.
İsrail ordusu, Hamada’yı saldırı hazırlığının son aşamalarında olan ve askerleri için acil bir tehdit teşkil eden “terörist” olarak nitelendirdi. Fakat bu tanımlamayı destekleyen kanıtları kamuoyuna sunmadı.
Suriyeli haber kuruluşu Enab Baladi’nin aktardığı bir yerel güvenlik kaynağına göre, Hamada askeri bir görev yerine özel işleriyle uğraşıyordu.
Suriye basını, saldırı sonucunda Hamada’nın elinin ağır şekilde yaralandığını bildirdi.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak kınadı.
Hamada, Kasım ayında Beyt Cin’de düzenlenen bir İsrail operasyonu sırasında gözaltına alınan Muhammed Hamada ve Ali Kasım Hamada’nın kuzeni.
Ali daha sonra serbest bırakılırken, Muhammed halen gözaltında tutuluyor.
22 Ağustos’taki hava saldırısı, üç gün içinde bildirilen iki köy baskınının ardından gerçekleşti.
Sakinlerin ifadesine göre, 19 Ağustos’ta gece yarısından kısa bir süre sonra yaklaşık 100 İsrailli asker, Kuneytra vilayetindeki Cubata el-Haşab köyüne girerek üç kardeşin evlerini aradı.
Askerler, yaklaşık iki saat sonra erkeklerin iki oğlunu da yanlarına alarak bölgeden ayrıldı. 26 yaşındaki Kuteybe Süleymann o sabah serbest bırakılırken, yaklaşık 32 yaşındaki Muaz Süleyman ise halen gözaltında tutuluyor.
Suriye devlet televizyonu El İhbariye, 20 Ağustos’ta Cubata el-Haşab’ın güneyindeki tarlalarda bir İsrail top mermisi ve işaret fişeklerinin yangına neden olduğunu bildirdi.
Yangının, ateşkes hattı ile Sofa 53 arasında genişlediği bildirildi. Sofa 53, İsrail’in 2022’den beri Kuneytra üzerinden bir set ve hendek eşliğinde inşa ettiği askeri yolun yerel adı.
Suriyelilerin ifadesine göre, İsrail’in mühendislik çalışmaları, bölgede hareket etme şekillerini değiştiriyor.
Sakinlerin aktardığına göre, ekipler 22 Temmuz’da Cadi al-Rakad’ın kuzeyindeki eski bir yolu yeniden açtı ve bu yolu Ma’ariya’nın karşısındaki eski bir gözetleme noktası olan el-Kulla’ya doğru uzattı. Yol, 3 Ağustos’ta yeniden asfaltlandı ve şu anda su yoluna kadar uzanıyor.
Sakinler, ordunun bu yolu diğer taraftaki yollara bağlamayı planladığına inanıyor ama İsrail yetkilileri bu bölgeyle ilgili niyetlerini henüz açıklamadı.
Köylüler ayrıca, 8 Ağustos’ta buldozerlerin başka bir yolu tahrip ettiğini ve el-Samdaniye el-Garbiye’nin Han Arnabe’ye giden yolunu kestiğini belirtti.
Ortadoğu
“Barış Kurulu”: Gazze’de uçurtma bile uçmamalı

ABD destekli “Barış Kurulu”ndan bir yetkili, Gazze’deki uçurtma uçurma dahil “tüm askeri faaliyetlerin” durdurulması gerektiğini söyledi.
Barış Kurulu’ndan bir yetkili, çeşitli haber kaynaklarına yaptığı açıklamada, “Gazze’deki uçurtma uçurma dahil tüm militan faaliyetler durdurulmalıdır. Bu mesajı, mevcut mekanizma aracılığıyla doğrudan ilettik,” dedi.
İsrail’in de ateşkes anlaşmasına uymak zorunda olduğunu kaydeden yetkili, askeri harekatın “gerçek ve acil tehditlere yanıt vermekten öteye uzanamayacağını” ekledi.
Bu açıklama, İsrail’in konuyla ilgili “Barış Kurulu”na başvurmasının ardından geldi.
Yetkililer, Times of Israel (ToI) gazetesine verdikleri demeçte, üst düzey ABD temsilcileri ve Kurul üyelerinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptıkları son toplantıda, İsrail’in Gazze’deki “acil tehditler” konusundaki yorumunun çok “belirsiz” olduğunu ve Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in geri çekilmesini öngören Washington’un barış planının ilerlemesini geciktirme riski taşıdığını dile getirdiklerini aktardı.
Buna ek olarak, Gazze’deki ebeveynlere, savaşın tahrip ettiği bu bölgede çocuklarının uçurtma uçurmasını engellemeleri konusunda uyarıda bulunuldu.
Gazze Şeridinin Hamas kontrolündeki bölgesinde yerinden edilmiş kişiler için kamplar ve sığınma evleri işleten yerel sivil toplum kuruluşları ile yardım derneklerinin temsilcilerinden oluşan halk komiteleri, dün geç saatlerde yaptıkları bir açıklamada bu uyarıyı yayınladı.
Örgüt içinden bir kaynağın belirttiğine göre, bu duyuru Hamas yetkilileriyle koordineli olarak yapıldı.
Açıklamada şöyle denildi:
“Sahada yorulmadan çalışıyoruz ve bu uygulamayı durdurmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz; bunu, zaten güvenli bir şekilde oynama ve yaşama gibi en temel haklarından mahrum bırakılmış çocuklarımızın çocukluğunu kısıtlamak için değil, masum hayatlarını korumak için yapıyoruz.”
Bu ay Gazze’den İsrail sınır bölgelerine toplam 12 uçurtma ve dört balonun geçtiği bildirildi.
Şu ana kadar, son günlerde Gazze’den uçurulan uçurtmaların hiçbirinde şüpheli nesneler bulunmadı.
Fakat pek çok kişi, bu nesneleri, Hamas liderliğindeki 7 Ekim 2023 saldırısı öncesinde Gazze’deki gruplar tarafından yıllarca uçurulan ve bazı cihazlar taşıyan uçurtma ve balonlarla ilişkilendirdi.
Aksa Tufanı operasyonunda yamaç paraşütüyle uçan Filistinliler sınırı geçmişti.
Üst düzey bir İsrailli savunma yetkilisi, Hamas’ın Gazze sakinlerini sınırın ötesine uçurtma uçurmaya teşvik ederek İsrail’i kışkırtmaya çalıştığını ileri sürdü.
Bir Hamas yetkilisi ise Reuters’a yaptığı açıklamada, örgütün ateşkes arabulucularına “İsrail’in Gazze’ye karşı savaşı sürdürmek için sahte bahaneler uydurduğunu” şikayet ettiğini belirtti.
Ortadoğu
Mazlum Abdi, Suriye Demokratik Güçleri’nin feshedildiğini ilan etti

Mazlum Abdi, komutanlığını yaptığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini açıkladı.
Şam’da geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve beraberindeki heyetle görüştükten sonra kameralar karşısına geçen Abdi, bu kararın bu yılın başlarında hükümetle mutabık kalınan entegrasyon planı kapsamında atılan önemli bir adım olduğunu belirtti.
Abdi, “Bugün Suriye Demokratik Güçleri’nin görevinin sona erdiğini duyuruyor ve tam sorumlulukla bu gücün bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini ilan ediyoruz,” dedi.
Abdi, bu açıklamanın, grubun güçlerinin orduya entegrasyonunun ardından Şara ile varılan bir anlaşmanın sonucu olduğunu söyledi.
SDG komutanı şöyle devam etti:
“Bugün, Suriye tarihinin önemli bir sayfasını çevirip ‘barış, istikrar ve yeniden inşa’ başlıklı yeni bir sayfayı açmaya başladığımız tarihi bir anın eşiğindeyiz. Bu günün, savaş alanlarından inşa alanlarına, silahlar döneminden barış dönemine doğru gerçek bir geçişin başlangıcı olmasını istiyoruz.”
SDG’nin “Suriye tarihinin en zor dönemlerinden birinde büyük bir sorumluluk üstlendiğini” savunan Abdi, ülkenin “yeni bir barış aşamasına” girmesiyle birlikte koşulların artık değiştiğini söyledi.
Abdi, Şam’da yaptığı konuşmada, Şara’nın Kürtçe eğitim hakkının korunmasını da kabul ettiğini vurguladı ve bu yıl içinde Kürtçe eğitimin hayata geçirilmesi için çalışacaklarını da sözlerine ekledi.
Abdi, “Kürtler, Araplar, Türkmenler ve Süryaniler dahil tüm halkı için yeni bir Suriye inşa etmek istiyoruz; çocuklarının geleceğini koruyan ve gençlerine onurlu bir yaşam sağlayan, birleşik ve istikrarlı bir Suriye,” dedi.
SDG’nin çekirdeğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), komutanı Sipan Hamo’nun Mart ayında ülkenin doğu bölgelerinden sorumlu savunma bakan yardımcısı olarak atanmasıyla devlet güçlerine halihazırda entegre edilmişti.
Washington’un Suriye özel temsilcisi Tom Barrack, SDG’nin Suriye devletiyle birleşmesindeki ABD Başkanı Donald Trump’ın rolünü övdü.
Barrack, Trump’ın “ileri görüşlü liderliğinin” SDG’nin düzenli bir şekilde entegrasyonunun önünü açtığını söyledi.
Ayrıca, anlaşmanın eğitimde Kürtçeyi tanımanın yanı sıra, Abdi ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt liderliğindeki idarenin başkanı İlham Ahmed’e Suriye hükümetinde “önemli roller” sağladığını da belirtti.
Şam’dan bu atamalarla ilgili herhangi bir teyit gelmedi fakat El Cezire’nin yerel basında yer alan haberlerden aktardığına göre Abdi, Şara’nın danışmanı olarak atanacak, Ahmed ise Parlamento idaresine atanacak.
Barrack, bu adımın “liderliklerine, Kürt ortaklarımızın fedakarlıklarına ve bölgesel istikrara yaptıkları yapıcı katkılara hak ettiği saygıyı gösterdiğini” söyledi.
Amerika6 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi1 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Dünya Basını2 hafta önceNikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Görüş1 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var












