Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Suriye ordusuna savaş açan örgütler: Kimin desteklediği hangi örgüt, nerede saldırıyor?

Yayınlanma

Suriye’de İdlib’in geri kalanını, Halep’in tamamını ve Hama’nın kuzey kırsalını ele geçiren Heyet’i Tahrir Şam’ın (HTŞ) öncülüğündeki terör örgütlerinin başlattığı saldırıyı Türkiye destekli ÖSO’nun Tel Rıfat, ABD destekli ÖSO’nun El-Bukemal, YPG’nin Deyrizor’daki saldırıları takip etti. Suriye yönetimini destekleyen Rusya ile İran’ın kendi gündemleri ile meşgul olduğu bir döneme “denk gelen” saldırılarda Suriye ordusu dağınık bir görüntü veriyor. Suriye ordusunun direniş göstermeden Halep’ten çekilmesi Suriye’nin siyasi geleceği üzerinde de derin etkiler yaratabilecek nitelikte.

Peki Suriye sahasında hangi örgütler nerede, kime karşı savaşıyor? Bu örgütleri hangi güçler neden destekliyor?

1- Heyet-i Tahrir Şam (HTŞ): İdlib-Halep-Hama

Halep, İdlib ve Hama’daki savaş sahalarında Suriye ordusunu hedef alan terör örgütlerinin başını Heyet-i Tahrir Şam (HTŞ) çekiyor.

HTŞ ve diğer örgütlerin katılımıyla oluşturulan Fethu’l Mubin Operasyon Odası, 27 Kasım’da Suriye ordusuna karşı “Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu”nu adıyla bir saldırı başlattı. Suriye’nin başkenti Şam’a 310 kilometre uzaklıktaki Halep’in tamamının kontrolünü ele geçiren örgütler, Hama ili istikametinde bazı küçük yerleşim yerlerini ele geçirdi. İdlib ilinin tamamını da ele geçiren örgütler AA’ya göre Hama’da da Celime, Elzeka, Beridec, Cübbeyin, Tel Meleh, Kırkat, Muğayyir ve Mabtan yerleşimleri ile Gab Ovası’nda Tüveyne, Huveyz, Şeria ve Bab Taka köylerini kontrolü altına aldı.

Fethu’l Mubin Operasyon Odası’ndan kimliğinin gizli tutulmasını isteyen bir “komutanın”, Majalla’ya verdiği bilgiye göre; bu sahadaki saldırılara HTŞ’nin dışında Ceyş el-İzze ve Ceyş en-Nasır’ın yanı sıra Nureddin Zengi Hareketi, Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Ortak Kuvvet gibi Türkiye destekli ÖSO çatısı altındaki gruplardan bazıları da katılıyor.

Halep, İdlib ve Hama’daki sahalarda Suriye ordusuna yönelen saldırılara yaklaşık 40 bin muhalif unsur katılıyor. Komutan, grupların yedekte yaklaşık 80 bin savaşçısının bulunduğunu ve tamamının çeşitli savaş ve çatışma biçimlerinin yanı sıra koşullarla nasıl başa çıkılacağı, silahların nasıl kullanılacağı ve rejim güçleri ve müttefikleriyle nasıl çatışmaya girileceği konusunda askeri eğitim aldığını açıkladı.

HTŞ yani eski adıyla El Nusra, El Kaide’nin Ebubekir Bağdadi liderliğindeki Irak kolu Irak İslam Devleti (IİD) Örgütü’nün, 2011’de Suriye’ye gönderdiği Ebu Muhammed Colani önderliğinde kuruldu.

Suriye’deki kargaşadan yararlanarak hızla büyüyen El Nusra’nın lideri Colani ile Bağdadi’nin arası açılınca, Bağdadi, El Nusra’yı 2013’te feshettiğini duyurdu. Bağdadi aynı açıklamada, IİD’nin Suriye’ye doğru genişlediğini belirterek, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)’nin kuruluşunu ilan etti.

Bu süreçte El Nusra, El Kaide’ye bağlılığını duyurdu ancak bu durum IŞİD’in El Nusra’nın Suriye’deki insan, cephane ve parasal kaynaklarının büyük çoğunluğunu ele geçirmesini engelleyemedi. İki örgüt arasındaki kriz, El Kaide merkez hakemliğine de gitti ancak kriz aşılamadı.

El Kaide ile bağı yüzünden El Nusra hızla ülkelerin terör listesine girmeye başladı. Türkiye de 2014’te terör listesine dahil etti. 2014’ten itibaren IŞİD, Suriye coğrafyasına hızla yayılınca El Nusra ve diğer gruplar İdlib bölgesine sıkıştı.

Rusya’nın Suriye’de devreye girmesi ve Suriye ordusunun toprak bütünlüğünü sağlamaya yönelik hızla yöneldiği operasyonlar, El Nusra’yı, diğer gruplarla birleşmeye yöneltti. Bunun için El Kaide ile bağını kopardığını duyurdu ve Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) ismini aldı.

Tabii El Kaide ile “bağını koparması” sadece görünürdeydi. Çünkü, El Nusra’nın bu adımı, El Kaide yöneticilerinin “Şam cihadının yararına ve diğer örgütlerle birleşmek için ne gerekiyorsa yapılmasını” salık vermesinin hemen ardından gelmişti. Ancak isim değişikliği de ŞFC’nin sadece küçük birkaç grupla birleşmesini sağlayabilmişti.

2017’de Nureddin Zengi Hareketi, Liva’ul Hak gibi birkaç grupla beraber ve Colani’nin askeri önderliğinde HTŞ kuruldu. HTŞ, amacını “şeriatın hakimiyeti ve laikliğin reddi” olarak duyurdu.

Ocak 2017’de Astana kapsamında IŞİD ve El Nusra hariç tutularak İdlib’de ateşkes ilan edildi. Ancak ateşkesten faydalanan HTŞ, 2017’nin yaz aylarında İdlib’in diğer büyük grubu Ahraru’ş-Şam’la bir kapışmaya girdi ve Ahraru’ş-Şam büyük bir yenilgi aldı. Bu tarihten sonra HTŞ, hızla genişleyerek ve diğer örgütleri bünyesine zorla ya da gönüllü olarak katarak, 2019 sonuna kadar İdlib’in yüzde 95’ine hâkim oldu. Yaklaşık 30 bin savaşçısıyla bölgedeki en etkili silahlı güç konumunda.

2- Türkiye destekli ÖSO (SMO): Halep’in kuzeyi ve kuzey kırsalı

İdeolojik açıdan en karışık cephe örgütü olan Türkiye’nin kontrolündeki ÖSO (Suriye Milli Ordusu-SMO) Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu’nun (SMDK) askeri yapılanması. ‘Suriye Geçici Hükümeti’ adıyla bir de hükümetleri var.

SMO bünyesinde Feylak el Şam, Ceyş el Ahrar, Ceyş el Nasr, Ahraru’ş-Şam, Nureddin Zengi gibi onlarca örgüt bulunuyor. Bu örgütlerden birçoğunun geçmişte CIA denetimindeki “Askeri Operasyonlar Koordinasyon Odası”ndan ve Körfez ülkelerinden askeri ve finansal destek aldığı biliniyor.

SMO’ya bağlı bazı örgütler HTŞ liderliğindeki Halep saldırısına katılırken bir kısmı da PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu kapsamında Tel Rıfat ilçe merkezini ele geçirdi.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre Türkiye, HTŞ’nin saldırılara başlamasından bir gün sonra Halep’in kuzeyinde kendi nüfuz alanındaki SMO gruplarını gizli bir acil durum toplantısına çağırdı. SMO komutanlarından biri, toplantı sırasında Türk tarafıyla HTŞ’nin operasyonuna paralel YPG’nin Halep’in kuzeyindeki Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahalleleri ile Halep’in kuzey kırsalındaki Tel Rıfat ve Münbiç’te kontrol ettiği bölgelerden çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi.

3- PKK/YPG: Deyrizor’da Fırat’ın doğusu

Türkiye destekli ÖSO’nun saldırısıyla Tel Rıfat’tan çekilmek zorunda kalan ABD destekli terör örgütü PKK/YPG, Deyrizor ilinin Fırat’ın doğusunda kalan topraklarındaki 7 köyden Suriye ordusunu çıkarmak için saldırı başlattı.

AA’ya göre PKK/YPG Murrat, Haşşam, Mazlum, Tabiyye, Hüseyiniyye, Salihiyye ve Hatla köylerindeki Suriye ordusuna karşı saldırıya geçti ve çatışmalar devam ediyor.

Deyrizor kent merkezinden başlayarak Suriye-Irak sınırına yakın El-Bukemal ilçesine kadar olan bölgede, Suriye ordusu varlık gösterdiği biliniyor.

Fırat Nehri’nin doğusunda kalan Deyrizor topraklarının neredeyse tümü PKK/YPG’nin işgalinde, il merkezi ve diğer kırsal bölgeler ise Suriye ordusunun kontrolünde bulunuyor.

4- ABD destekli ÖSO: Deyrizor’da Irak sınırı

Suriye’nin Humus ile Deyrizor ilinde ABD güçlerinin konuşlandığı Tenef’te ABD destekli ÖSO, El-Bukemal ve Meyadin ilçelerine saldırı başlattı.

Bu saldırıların hedefi Suriye’nin Irak ile olan bağlantısını kesmek. Suriye-Irak sınırına yakın El-Bukemal’de Suriye ordusuna destek veren İranlı gruplar yoğun olarak bulunuyor.  Bu bölge Irak’ta İran’a yakın güçler ile kara bağlantısı için kritik öneme sahip.

Ortadoğu

İran’ın Ankara Büyükelçiliği aylık “İranname” dergisini yayımladı

Yayınlanma

İran’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı, iki ülke arasındaki ortak mirası ve güncel sanatsal üretimleri aktaran “İranname” dergisini yayımladı. İlk sayıda UNESCO listesine giren Alamut kalelerinden Türk edebiyatı uyarlamalarına kadar pek çok dosya yer alıyor.

İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı, Türkiye ile İran arasındaki kültürel bağları güçlendirmek amacıyla “İranname” adlı aylık kültür sanat dergisini yayımlamaya başladı.

Ağustos 2026 tarihli ilk sayısıyla yayın hayatına giren dergi; edebiyat, sinema, bilim, tarih ve güncel diplomatik yayınları kapsayan geniş bir içerik sunuyor.

Kültür Müsteşarı Asger Farsi, derginin önsözünde kültürün milletler arasındaki en sahici bağ olduğuna dikkat çekerek iki ülkenin asırlar boyunca ortak bir medeniyet ufkunda yürüdüğünü ifade etti.

Farsi, yayının temel gayesini İran’ın düşünce ve sanat birikimini Türkiye’deki okurlara aktarmak ve gelişen ilişkilerin seyrini kayda geçirmek olarak açıkladı.

Dergide öne çıkan başlıklardan birini, Güney Kore’nin Busan kentinde toplanan 48. UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin kararı oluşturuyor.

Komite; Alamut, Lembeser, Nevzerşah, Şemskelaye, Kustinlar, Şirkûh ve İlan kalelerinden oluşan yedi tarihî tahkimatı “Alamut Kalesi ve Ona Bağlı Tahkimatlar” adıyla Dünya Mirası Listesi’ne kaydetti.

Kararda, kalelerin 11. yüzyıl sonlarından itibaren Nizârî İsmailîlerin yönetim, savunma ve bilim merkezi olmasının yanı sıra sarp coğrafyaya uyarlanan su depolama sistemleri gerekçe gösterildi.

Kültürel etkileşim alanında Türkiye ile ortak projelere yer verilen yayında, yönetmen Hasan Fethi’nin Mevlânâ ile Şems-i Tebrizî’nin hayatını anlatan ve Türkiye’de çekilen “Mest-i Aşk” filminin mini diziye dönüştürüleceği duyuruldu.

Yapımda Türk oyuncular Hande Erçel, İbrahim Çelikkol, Selma Ergeç, Bensu Soral ve Boran Kuzum rol alıyor. Ayrıca yönetmen Muhammed Hüseyin Mehdeviyan, Türk edebiyatçısı Ahmet Ümit’in “Sis ve Gece” romanını “Karga” adıyla İran televizyonuna uyarladı.

Yayıncılık bölümünde, sosyolog Hilmi Ziya Ülken’in “Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi” adlı 750 sayfalık klasik eserinin Mesut Sadrmohammadi çevirisiyle Şem’-i Suzan Yayınları tarafından Tahran’da Farsça basıldığı bilgisi veriliyor.

Tarih araştırmalarında ise Kaçar dönemi İran-Osmanlı sınır müzakerelerine ışık tutan ve Mirza Takî Han Ferahânî ekseninde hazırlanan Nasrullah Salihi imzalı “Sefâretnâme-i Erzurum” belgeseli öne çıkıyor.

Ayrıca eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve Sasan Kerimi’nin Tahran Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikasında Biliş ve Algı Sorunu” adlı incelemesi dergide tanıtılıyor.

Bilim ve teknoloji sayfalarında İran’ın, merkezi Şanghay’da yer alan Dünya Yapay Zekâ İş Birliği Örgütü’nün 29 kurucu ülkesi arasına girdiği, Tahran ve Hemedan Teknoloji üniversitelerindeki araştırmacıların düşük enerji tüketen hızlı transistörler geliştirdiği aktarılıyor.

Royan Araştırma Enstitüsü bünyesindeki ilk Ulusal Primat Laboratuvarı projesinin ise tamamlanma aşamasına geldiği kaydediliyor.

Çocuklar için hazırlanan “Simurgname” müzikali ile geleneksel çalgı ustası Sohrab Pournazeri’nin Grammy Akademisi üyeliğine seçilmesi müzik sayfalarında yer bulurken, Viyana’da “Civilizational Iranian Studies” dergisinin yayına başladığı ve 31 Ocak 2027’de “İran Medeniyetinde Kadının Rolü” başlıklı uluslararası konferansın düzenleneceği duyuruluyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Suudi Arabistan’ın petrol stokları bir haftada tükenebilir

Yayınlanma

Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattının İHA saldırısı sonrası durması, küresel petrol arzının yüzde 4’ünü kesintiye uğratma riski doğurdu. Reuters’ın haberine göre Yanbu limanındaki mevcut rezervlerin ihracatı yalnızca beş ila yedi gün daha sürdürebileceği belirtilirken boru hattındaki onarımın altı haftaya kadar uzayabileceği kaydediliyor.

Kızıldeniz kıyısındaki Doğu-Batı boru hattının faaliyetine yeniden başlayamaması durumunda Suudi Arabistan’ın ihraç edebileceği petrol stoklarının tükenme riski taşıdığı bildirildi.

Reuters haber ajansının Suudi petrolü alan şirketler ve tüccarlara dayandırdığı haberine göre söz konusu gelişme, küresel petrol arzında ciddi oranda daralmaya yol açabilir.

Boru hattındaki petrol akışı, insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların ardından durduruldu. Riyad yönetimi hasarın boyutu ve onarım çalışmalarının ne kadar süreceği hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı.

Sürece vakıf kaynaklar onarım takvimine ilişkin farklı tahminler dile getiriyor.

Reuters’a konuşan kaynaklardan biri çalışmaların beş ila altı hafta sürebileceğini kaydederken, bir diğer kaynak hasarın daha kısa sürede giderilebileceğini ve onarım tamamen bitmeden kısmi petrol akışının sağlanabileceğini dile getirdi.

Yanbu limanındaki stoklar kritik eşikte

Arap Yarımadası’nı katederek Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu limanına uzanan boru hattı, günde yaklaşık 4 milyon varil petrol taşıyor. Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor.

Hat, Ortadoğu’daki çatışmalar sebebiyle deniz trafiği aksayan Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakarak Suudi Arabistan’a petrolünü alternatif bir rotadan sevk etme imkanı sunuyordu.

Sevkiyat süreçlerini yakından izleyen üç kaynak, akışın kesilmesi nedeniyle Yanbu limanındaki petrol rezervlerinin ihracatı yalnızca beş ila yedi gün daha sürdürmeye yeteceğini aktardı.

Dördüncü bir kaynak ise Mısır’ın Kızıldeniz kıyısındaki Ayn Suhna ve Akdeniz sahilindeki Sidi Kerir limanlarında tutulan ek rezervlerin alıcılara birkaç gün daha sevkiyat sağlama imkanı tanıdığını belirtti.

Yanbu’daki petrol depolama tesislerinin kapasitesi yaklaşık 35 milyon varil, Ayn Suhna’nın 18 milyon varil, Sidi Kerir’in ise 20 milyon varil düzeyinde hesaplanıyor.

Fakat kaynaklar tesislerin halihazırda tam kapasiteyle dolu olmadığını ve boru hattı devreye girmediği takdirde bu stokların tamamen tükeneceğini vurguladı.

Üretim son 30 yılın en düşük seviyesinde

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz geçişlerindeki kesintiler Suudi Arabistan’ın petrol arzını ağustos ayında son 30 yılın en düşük seviyesine geriletti.

Riyad yönetiminin OPEC’e sunduğu kayıtlara göre krallığın ham petrol üretimi şubat ayındaki günlük 10,9 milyon varil düzeyinden ağustosta 6,2 milyon varile kadar indi.

Yemen’deki Husiler temmuz ayında Suudi Arabistan’a deniz ablukası başlattıklarını ilan etmişti. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, 8 Eylül’de ülkenin güneyindeki bazı enerji tesislerinin faaliyetini durdurduğunu duyurdu.

Aynı gün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Abha, Hamis Müşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki tesislere düzenlediği saldırıları kınayan resmi bir açıklama yayımladı.

Riyad makamları, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı 73 sivilin yaralandığını bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump ise Suudi Arabistan’a yönelik bu saldırının arkasında İran’ın olabileceğini dile getirdi.

Petrol piyasasında Brent ham petrol vadeli işlemleri, 10 Eylül Perşembe günü temmuz sonundan bu yana kaydedilen en sert günlük yükselişini gösterdi.

Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,3 artış kaydederek 107,6 dolara ulaştı. Fiyatlar ertesi gün 105 dolar seviyesinin altına çekildi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English