Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın gümrük vergileri Asya tedarik zincirine sahip ABD’li şirketleri tehdit ediyor

Yayınlanma

Apple, Amazon ve Tesla gibi önde gelen ABD şirketlerinin hisseleri, Donald Trump’ın kapsamlı gümrük tarifesi rejiminin küresel tedarik zincirlerinde yaygın bir kargaşa tehdidi oluşturmasıyla çarşamba günü mesai sonrası işlemlerde düşüşe geçti.

Teknoloji şirketleri, Nasdaq’ı takip eden kontratların yüzde 4 düşmesiyle, ilk piyasa tepkisinde en çok etkilenenler arasında yer aldı. Çin’e yönelik ek gümrük vergilerine büyük ölçüde maruz kalan Apple’ın hisseleri yüzde 7 düşerken, Amazon da yaklaşık yüzde 6 geriledi.

Trump’ın küresel ticaret savaşının tırmanması teknoloji tedarik zincirleri için önemli bir risk oluştururken, üst düzey yöneticiler karlılıklarını etkileyebilecek politikaları yumuşatmak ya da bunlardan muafiyet elde etmek için aylarca uğraştı.

Trump ve ‘Kurtuluş Günü’: Gümrük vergilerinden ötesi

Çarşamba günü geç saatlerde zarar görenler sadece teknoloji şirketleri değildi. Büyük perakendecilerin ve tüketici markalarının hisseleri de Trump’ın gümrük vergisi açıklamasının ardından düşüşe geçti ve Walmart yüzde 7 değer kaybetti. Target yüzde 5’ten fazla düşerken spor giyim grubu Nike da mesai sonrası işlemlerde yüzde 7 değer kaybetti.

Tüm ülkelere yönelik yüzde 10’luk evrensel gümrük tarifesi 5 Nisan’da doğu saatiyle gece yarısından itibaren uygulanacakken, AB, Çin, İngiltere, Japonya ve Güney Kore dahil olmak üzere birden fazla coğrafyaya uygulanan daha yüksek “karşılıklı” gümrük tarifeleri 9 Nisan’da doğu saatiyle gece yarısından itibaren yürürlüğe girecek.

Wedbush analisti Daniel Ives, yeni gümrük vergilerinin piyasaların korktuğu “en kötü senaryodan daha kötü” olduğunu yazdı. Ives, “Teknoloji hisseleri, talep yıkımı, tedarik zincirleri ve özellikle tarifelerin Çin ve Tayvan kısmıyla ilgili endişeler nedeniyle bu duyuru üzerine büyük bir baskı altında kalacak” dedi.

Büyük bir teknoloji şirketinin yöneticisi, Financial Times’a, mevcut yönetim altında faaliyet göstermenin “hareketli bir hedefi vurmaya çalışmak” gibi olduğunu söyledi. Bu kişi, gümrük vergilerinin “ABD ekonomisini çökerteceğinden” daha çok endişe duyduğunu söyledi.

Apple, Trump’ın ilk döneminde olduğu gibi yeni gümrük vergilerinden muaf tutulma ihtimalinin olup olmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Bir Beyaz Saray sözcüsü, Başkan’ın kararnamesinde Apple için herhangi bir muafiyet olmadığını doğruladı.

Apple’ın CEO’su Tim Cook, şirketin tedarik zincirlerinin, Foxconn gibi şirketlerin her yıl milyonlarca iPhone ürettiği Çin’e sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle jeopolitik bir ip üzerinde yürüyor. Şubat ayında açıklanan  500 milyar dolarlık harcama planı Trump’ı yatıştırmaya yönelik bir girişim olarak görüldü.

Apple her yıl büyük çoğunluğu Çin’de üretilen yaklaşık 50 milyon iPhone’u ABD’ye gönderiyor. iPhone, şirketin amiral gemisi ürünü olmaya devam ediyor ve toplam gelirinin yarısından fazlasını oluşturuyor; Mac, iPad, giyilebilir cihazlar ve hızla büyüyen hizmet sektörü ise geri kalanını oluşturuyor.

Trump’ın küresel gümrük vergileri Çin’e ‘çok yönlü abluka’ işlevi görüyor

Trump, halihazırda uyguladığı yüzde 20’lik gümrük vergisine ek olarak Çin’den ithal edilen ürünlere “karşılıklı” olarak yüzde 34, Apple’ın da üretim yaptığı Hindistan’a yüzde 26 ve Vietnam’a yüzde 46 gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı.

Birden fazla önemli üretim ülkesini etkileyen tek taraflı hamle, Apple’ın Çin ile olan yakın tedarik zinciri ilişkisini etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda üretim üssünü başka yerlerde çeşitlendirme girişimlerinden elde edeceği faydaları da köreltecektir.

Amazon da benzer şekilde, ilk döneminde başkanın hışmına uğrayan Trump’a yaranmak için yakın zamanda bir kampanya yürüttü. Şirketin kurucusu Jeff Bezos Trump’ın yemin törenine katıldı ve son aylarda onunla birkaç kez yemek yedi.

Morgan Stanley analistlerine göre Seattle merkezli holding, depolarını stoklamak için Çin’den ithalata bağımlı ve perakende kolunun maliyetlerinin yaklaşık dörtte biri Çin’e bağlı.

Bu arada Nvidia hisseleri, Beyaz Saray’ın yarı iletkenlerin şimdilik karşılıklı rejimden muaf tutulacağını açıklamasına rağmen, mesai sonrasında yüzde 5’ten fazla değer kaybetti.

Çip devi, satışları son iki yılda şirketi yüksek değerlere taşıyan son teknoloji yapay zeka çiplerini üretmek için Taiwan Semiconductor Manufacturing Company’ye güveniyor.

İcra Kurulu Başkanı Jensen Huang’ın geçen ay Financial Times’a verdiği röportajda önümüzdeki dört yıl içinde ABD’de yüz milyarlarca dolarlık harcama sözü verdiği Nvidia yorum yapmayı reddetti.

TSMC hisseleri mesai sonrası işlemlerde yaklaşık yüzde 6 değer kaybetti. Şirket kısa bir süre önce ABD’de çip üretimine 100 milyar dolar daha yatırım yapmayı taahhüt etmişti.

Meta hisseleri ise yüzde 5 civarında düşüş gösterdi. Şirket daha önce ABD ile ticaret anlaşmazlığının tırmanması halinde Çin’deki reklam gelirlerinin darbe alabileceği uyarısında bulunmuştu.

Trump ayrıca gece yarısı tüm yabancı otomobil ve parçalarına yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağını doğrulayarak tüm ABD’li otomobil üreticilerinin hisse senetlerini vurdu.

Tesla’nın hisseleri, yatırımcıların küresel tedarik zinciri üzerindeki etkinin yanı sıra dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisine misilleme tarifeleri uygulanması ihtimalinden endişe etmeleri nedeniyle mesai sonrası işlemlerde yüzde 8 düştü.

Geçtiğimiz ay Tesla, “belirli parça ve bileşenlerin ABD içinde tedarik edilmesinin zor ya da imkansız olması” nedeniyle otomobil üretim maliyetinin artacağı ve Amerikan araçlarının denizaşırı ülkelerde daha az rekabetçi hale geleceği uyarısında bulundu.

Beyaz Saray’ın bilgi notunda “halihazırda gümrük vergisine tabi olan” otomobil ve otomobil parçaları, bakır ve “ABD’de bulunmayan bazı minerallerin” muaf tutulacağı belirtilirken daha fazla ayrıntı verilmedi.

The Futurum Group’un CEO’su Daniel Newman, Trump’ın hamlesini haftalardır tedirgin olan teknoloji yatırımcıları için “yara bandını yırtma anı” olarak tanımladı.

Newman, “Piyasanın tepkisini izliyorsunuz ve şöyle diyorsunuz: tüm dünya temelde tamamen bu çok erişilebilir ekonomiye sahip olmamıza bağımlı hale geldi” dedi.

Perakendeciler için hisse hareketleri, Trump’ın ilk döneminde Çin’den ithalata ağır gümrük vergileri koymasının ardından tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için yıllarca çaba sarf etmelerine rağmen geldi. En büyük ev geliştirme zinciri Home Depot’un CEO’su Ted Decker geçen ay yaptığı açıklamada tedarikçilerin üretimlerinin bir kısmını Güneydoğu Asya, Meksika ve ABD’ye taşıdığını söyledi .

Target’ın ticari işler müdürü Rick Gomez geçen ay yaptığı açıklamada, giyim eşyası üretimini Çin’den Guatemala ve Honduras gibi Orta Amerika ülkelerine kaydırdıklarını söyledi. Trump Çarşamba günü Guatemala ve Honduras’a yüzde 10 gümrük vergisi getirdi.

Target yorum yapmayı reddetti.

Target’ın da üyesi olduğu Perakende Sektörü Liderleri Birliği’nin kıdemli başkan yardımcısı Michael Hanson, “Yeni açıklanan bu gümrük vergileri – ve Amerikan işletmelerine yönelik beklenen misilleme gümrük vergileri – ABD ekonomisini istikrarsızlaştırma, yerli üretimi ve büyümeyi destekleme hedeflerini baltalama riski taşıyor” dedi.

Yeni gümrük vergileri, özel bir rahatlama için derhal harekete geçilmesine yol açtı. Üyeleri arasında gıda üreticileri PepsiCo, Mondelez ve Kraft Heinz’ın da bulunduğu Tüketici Markaları Derneği, bazı “kritik bileşenlerin” vergilerden muaf tutulması için dilekçe verdi.

Dernekten yapılan açıklamada, “Başkan Trump ve ticaret danışmanlarını, imalat sektöründeki istihdamı korumak ve marketlerdeki gereksiz enflasyonu önlemek amacıyla, yaklaşımlarını ince ayarlamaya ve temel bileşen ve girdileri muaf tutmaya teşvik ediyoruz” denildi.

Trump’ın ‘Kurtuluş Günü’ vergileri Asya’yı nasıl etkileyecek?

Amerika

ABD sağında veri merkezi ve yapay zeka çatlağı büyüyor

Yayınlanma

ABD’de veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç sağ siyasi kulvarda ve Başkan Donald Trump’ı seçen koalisyonda bölünmelere yol açarken, teknoloji odaklı muhafazakarlar ile yerel toplulukları korumak isteyen popülist kesim karşı karşıya geliyor. Trump yönetiminde etkili olan teknoloji yatırımcıları yapay zeka yarışında geri kalmamak için kısıtlamaların kaldırılmasını talep ederken, muhafazakar kanaat önderleri tesislerin çevreye ve kaynaklara etkilerine yönelik endişeleri dile getiriyor.

Veri merkezlerinin inşasına yönelik direnç uzun süredir ağırlıklı olarak sol kesimden gelirken, bu durum son dönemde sağ siyaseti ve Başkan Donald Trump’ın seçilmesini sağlayan koalisyonu bölen bir konu haline geliyor.

Trump yönetiminde nüfuz sahibi olan teknoloji odaklı muhafazakarlar, ABD’nin yapay zeka alanında hakimiyet kurmak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini, aksi takdirde yabancı rakiplerine karşı zemin kaybedeceğini savunuyor.

Trump’ın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi Eş Başkanı ve teknoloji yatırımcısı David Sacks, Çin’in yeni yapay zeka modelinin etkinliğine dikkat çekerek bu argümanı öne sürdü.

Daha önce Trump’ın yapay zeka koordinatörü olarak da bilinen Sacks, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu sırada Amerika kendi kendini kısıtlıyor: Siyasetçiler ve bürokratlar yeni veri merkezlerini yasaklıyor, eyalet düzenlemelerini artırıyor ve yeni sınır modelleri önceden onaylayacak yeni federal kurumlar kurulması için baskı yapıyor. Yapay zeka yarışı böyle kaybedilir. Kendimizi çıkmaza sokarsak dünyanın geri kalanı bizim kurallarımızla oynamayacaktır” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan, yerel topluluklar üzerindeki etkilerden endişe duyanlar ile mahremiyet savunucularının sesleri, halkın veri merkezlerine yönelik tepkileriyle paralel olarak daha gür çıkmaya başlıyor.

Heritage Foundation Başkanı Kevin Roberts, Shenandoah Nehri kıyılarına kurulması planlanan veri merkezlerine işaret etti.

Roberts, Fox Business kanalında yaptığı açıklamada, “Oradaki insanlar kendilerinden bir şeylerin alındığını hissediyor. Serbest piyasa karşıtı değiller. Sadece burada bir uzlaşı sağlanıp sağlanamayacağını veya bu durumun getireceği kayıpların değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini soruyorlar” dedi.

Roberts ayrıca, şüpheyle yaklaşan ancak bu teknolojinin faydalarından yararlanmaya devam edebilmek için ortak bir çözüm bulunmasını isteyen insanlarla aynı safra yer aldığını ekledi.

Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon da uzun süredir teknoloji sektörünün Trump yönetimi üzerindeki etkisine ve yapay zeka politikasını şekillendirme biçimine karşı çıkan popülist sağın seslerinden biri olarak biliniyor.

Sunucu Tucker Carlson ise Trump’ın ülke genelinde Amerikalıların daha fazla gözetlenmesine ve izlenmesine zemin hazırlayan veri merkezlerini desteklediğini savundu.

Kamuoyu araştırmaları, Amerikalıların çoğunluğunun bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasını istemediğini gösteriyor.

Demokratların yerel veri merkezlerine “kesinlikle karşı çıkma” eğilimi Cumhuriyetçilere kıyasla daha yüksek seyrediyor. Demokrat seçmenler şüphelerinin gerekçesi olarak kaynak kullanımı ve çevre üzerindeki etkileri gösteriyor.

Tepkiler tamamen parti sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Gallup’un mayıs ayında gerçekleştirdiği araştırma, Demokratların yüzde 56’sının, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 39’unun yakınlarında bir veri merkezi kurulmasına “kesinlikle karşı olduğunu” ortaya koyuyor.

Trump yönetimine yakın üst düzey isimler, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik şüpheleri tamamen benimsemeden, bu tesislerin beraberinde getirdiği politika sorunlarını kamuoyu önünde kabul ediyor.

Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı James Blair, Roberts’ın televizyon programındaki açıklamalarına doğrudan yanıt vererek, asıl sorunun veri merkezleri değil enerji sağlayıcıları olduğunu savundu.

Blair, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda, “Sorun, Kevin’ın bölgesine elektrik üretimi sağlaması gereken kesimlerden kaynaklanıyor. Elektrik talebi yüksek ancak tedarikçiler üretim yapma konusunda yetersiz kalıyor” diye yazdı.

Popülist-muhafazakar eğilimli Bull Moose Project Başkanı Aiden Buzzetti, enerji konularının bu düzeyde tartışılmasının, veri merkezlerine yönelik tepkiler büyürken yapay zeka ve veri merkezi savunucularının da mevcut siyasi koşullara uyum sağlamak zorunda kaldıklarını gösterdiğini ifade etti.

Buzzetti, “Bu başlıklar bir yıl önce standart konuşma konuları değildi. Bu tesislerin inşasını savunabilmenin tek yolu bu olduğu için bu söylemler hızla yaygınlaşıyor” değerlendirmesini yaptı.

Bull Moose Project, geçen hafta bu bölünmede ortak bir zemin bulmayı amaçlayan bir yasa önerisi sundu. Öneri, teknoloji şirketlerinin veri merkezleri için gereken enerji kaynağını kendilerinin inşa etmesi veya satın alması yönündeki Trump yönetiminin tüketici koruma taahhüdünü yasal güvenceye kavuşturmayı hedefliyor.

Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans tarafından sunulan benzer bir tasarıdan farklı olarak, Bull Moose önerisi bir zorunluluk getirmiyor, bunun yerine Enerji Bakanlığına şirketlerin gönüllü olarak imzaladığı anlaşmaları uygulama yetkisi veriyor.

Buna rağmen, veri merkezlerine ve yapay zekaya yönelik tabandan gelen direncin boyutu konusundaki tartışmalar devam ediyor.

Eski Çay Partisi (Tea Party) lideri Amy Kremer tarafından kurulan yapay zeka karşıtı “Humans First” grubu, cumartesi günü yerel, eyalet düzeyindeki ve federal siyasetçilere yapay zeka veri merkezlerine karşı çıkmaları için baskı yapmak amacıyla ülke genelinde protestolar düzenledi.

Reuters’ın aktardığına göre, 42 eyalette hem Cumhuriyetçi hem Demokrat eğilimli bölgelerde toplam 142 protesto gerçekleştirilmesine rağmen katılım beklenenin altında kaldı.

Kremer ve diğer organizatörler, veri merkezlerinin tamamen durdurulmasını desteklemediklerini, kararı yerel toplulukların vermesini istediklerini belirtti.

Kremer, veri merkezlerine karşı oluşan bu ivmeyi 2010’lardaki Çay Partisi hareketine benzetse de, eyaletlerdeki protestoları düzenleyenlerin farklı siyasi partilere mensup olduğu bildirildi.

Birçok muhafazakar yorumcu ise protestoları ve düzenleyen grubu eleştirerek, Humans First grubunun Silikon Vadisi tarafından finanse edilen ve ilericilerle bağlantılı bir “sol operasyonu” olduğunu öne sürdü ve katılımın düşük olduğu protestoların fotoğraflarını paylaştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yanlısı “Maga Inc” ara seçimler için 400 milyon dolarlık bir fon oluşturdu

Yayınlanma

Donald Trump’ın en büyük bağışçı grubu Maga Inc, Kongre ara seçimler için 400 milyon dolardan fazla bir seçim fonu biriktirdi.

Pazartesi günü yayınlanan federal belgelere göre, bu Süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) haziran ayında 19 milyon dolar topladı.

Bu tutarın 10 milyon doları, bağışlarını karşılamak için bitcoinlerini nakde çeviren milyarderler Tyler ve Cameron Winklevoss’tan geldi.

Maga Inc, başkanlık seçimi yapılmayan bir yılda diğer tüm PAC’lerden daha fazla fon topladı.

2018 ve 2022 ara seçimleri öncesinde, Trump ve eski başkan Joe Biden’ı destekleyen PAC’lerin biriktirdiği fon, Maga Inc’in mevcut nakit rezervinin yüzde 5’inden azdı.

Bu grup, kasım ayındaki ara kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin Demokratlardan daha fazla bağış toplama çabalarını güçlendirdi.

Fakat bazı Demokrat Temsilciler Meclisi ve Senato adayları, Cumhuriyetçi rakiplerinden çok daha fazla bağış toplamış durumda.

Maga Inc’in elindeki nakit, Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin elindeki 129 milyon doların üç katından ve Demokratik Ulusal Komite’nin seçim fonundan neredeyse 25 kat daha fazla.

Geçen ay Maga Inc’e en az 1 milyon dolar bağışta bulunan diğer isimler arasında NASA yöneticisi Jared Isaacman, iş adamı ve Georgia eyalet valiliği adayı Rick Jackson, Trump’ın Kennedy Center yönetim kuruluna atadığı hayırsever Patricia Duggan, yatırımcı Konstantin Sokolov ve Trump’ın danışmanı David Sacks tarafından kurulan bir PAC yer alıyor.

Trump’ın son seçim kampanyasını destekleyen diğer PAC’ler de para toplamaya devam etti. Never Surrender Inc, 2026’nın ilk çeyreğinde çoğunlukla küçük meblağlı bağışlar yoluyla 5,5 milyon dolar topladı. Grubun elinde yaklaşık 60 milyon dolar bulunuyor.

Öte yandan Maga Inc, hâlâ benzersiz bir güç olmaya devam ediyor. En son açıklanan verilere göre, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderlik kadrosuyla uyumlu dört siyasi grup (Senato Liderlik Fonu – SLF, Kongre Liderlik Fonu – CLF, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi ve Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi) toplam 529 milyon dolarlık nakit kaynağa sahip.

2026’da Kongre’nin kontrolünü ele geçirmeye odaklanan Demokratik PAC’ler ise 336 milyon dolara sahip.

Milyarderler, bu seçim döngüsünde ABD siyasi sistemini etkilemek için yine bol miktarda para akıttı.

2026 Kongre seçimlerinin en büyük iki ABD’li bağışçısı, Susquehanna ticaret şirketinin kurucu ortağı Jeff Yass ile Trump’ın müttefiki ve İsrail destekçisi olan, aynı zamanda merhum kumarhane devi Sheldon Adelson’ın eşi Miriam Adelson.

Miriam Adelson, bu yıl Maga Inc, SLF ve CLF’ye en az 65 milyon dolar bağışladı.

Yass, çeşitli muhafazakâr gruplara 87 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Bu tutarın 20 milyon doları, Ohio’da Vivek Ramaswamy’nin valilik kampanyasını destekleyen bir Super PAC’a aktarıldı.

Bu PAC ayrıca Elon Musk’tan 5 milyon dolar ve hedge fon yöneticisi Bill Ackman’dan 1 milyon dolar bağış aldı.

Wall Street’ten Citadel kurucusu Ken Griffin ve Blackstone CEO’su Stephen Schwarzman, sırasıyla Cumhuriyetçi kongre seçim kampanyası gruplarına 15 milyon dolar ve 13 milyon dolar bağışladı.

Schwarzman ve Griffin, Maine’de Cumhuriyetçi senatör Susan Collins’i destekleyen bir Super PAC olan Pine Tree Results’a da sırasıyla 10 milyon dolar ve 2,5 milyon dolar daha bağışladı.

ABD yasaları, Super PAC’lerin siyasi kampanyalar için sınırsız fon toplamasına izin veriyor.

Kripto ve yapay zeka sektörleri de ABD siyasi sistemine nakit akışını sürdürdü. Kripto yanlısı bir Super Pac olan Fairshake, haziran sonu itibarıyla 127 milyon dolar biriktirirken, daha esnek düzenlemeleri destekleyen yapay zeka yanlısı bir Super Pac olan Leading the Future’ın kasasında ise 31 milyon dolar bulunuyor.

OpenAI başkanı Greg Brockman ve eşi Anna, aralık ayında Maga Inc ve Leading the Future’a toplam 50 milyon dolar bağışladı.

Milyarder Marc Andreessen, Leading the Future, Maga Inc ve Fairshake’e yaklaşık 43 milyon dolar bağışladı.

Mayıs ayında, Anthropic CEO’su Dario Amodei, daha fazla yapay zeka güvenlik düzenlemesi yanlısı bir Super PAC olan Public First’e, ilk önemli federal bağışı olarak 1 milyon dolar bağışladı. Fakat bu PAC’ın kasasında yarım milyon dolardan az para bulunuyor.

Partinin ulusal düzeyde bağış toplama performansı Cumhuriyetçi Parti’nin gerisinde kalsa da, bazı öne çıkan Demokrat adaylar Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topladı.

Teksas Senatosu adayı Demokrat James Talarico, Haziran ayı sonunda Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton’dan yaklaşık 20 milyon dolar daha fazla nakit kaynağa sahipti.

Talarico’yu destekleyen bir Super PAC olan Lone Star Rising PAC, LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman’ın 10 milyon dolarlık bağışıyla güçlendi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Dışişleri Bakanlığından Küba hakkında 100 sayfalık rapor

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı yayımladığı yeni raporda, Küba yönetimini 2020 yılındaki George Floyd protestoları dahil olmak üzere ülkedeki birçok gösteriyle ilişkilendirdi. Pazartesi günü kamuoyuna açıklanan 100 sayfalık belgede, Havana yönetiminin 1960’lardan itibaren ABD karşıtı radikal hareketleri ve sol grupları kapsayan geniş bir ağ kurduğu iddia edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından pazartesi günü yayımlanan 100 sayfalık yeni raporda, Küba’nın 2020 yılında George Floyd’un öldürülmesinin ardından düzenlenen gösteriler de dahil olmak üzere ABD’deki bir dizi protestoyla bağı olduğu öne sürüldü.

Belgede, Küba yönetiminin 1960’lı yıllardan itibaren “ABD’ye ve daha geniş anlamda Batı’ya yönelik her şeyin üzerinde tutulan bir hınç ve köklü bir nefret etrafında şekillenen, yeni ve farklı bir Marksizm türünün atan kalbi olarak hizmet ettiği” iddia edildi.

Raporda, Küba makamlarının kendilerini bu amaca yönelik küresel bir aktivist, entelektüel ve siyasi grup koalisyonu devşirmeye, yetiştirmeye ve harekete geçirmeye adadığı savunuldu. Bu faaliyetlerle Black Panthers ve Weather Underground’dan Antifa’ya kadar Amerika’nın en bilinen ve etkili aşırılıkçı hareketlerinin orantısız bir kısmını şekillendiren, yaygın bir devrimci ağ kurulduğu ileri sürüldü.

Söz konusu rapor, Havana yönetimi ile ABD genelindeki güçlü solcu kar amacı gütmeyen kuruluşlar, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) karşıtı gruplar, sosyalist oluşumlar ve Marksist örgütler arasında da bağlar kurdu.

Küba’nın George Floyd protestolarına büyük bir memnuniyetle destek verdiği savunulan raporda, ülkenin devlet medyasının ve hükümet yetkililerinin, gösteriler sırasında ABD’yi “Küba’nın insan hakları sicilini eleştirmeye ahlaki açıdan uygun olmayan, sistemsel olarak ırkçı bir ülke” şeklinde tasvir ettiği kaydedildi.

Diğer yandan, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz bu ayın başlarında Küba’yı bir ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirdi. Waltz ayrıca Çin ve Rusya’yı, Küba’da bulunan ABD askeri üslerinin çevresinden bilgi toplamakla suçladı.

Mayıs ayında ise CIA Direktörü John Ratcliffe, Başkan Donald Trump’ın adaya yönelik olası bir işgal veya askeri yanıt konusundaki uyarısını yinelemek üzere Kübalı yetkililerle bir araya gelmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English