Amerika
Trump’ın kripto para projesi World Liberty Financial’da oylama krizi

ABD Başkanı Donald Trump’ın ailesiyle bağlantılı World Liberty Financial (WLFI) kripto projesi, yeni bir token dağıtım sistemi için oylama başlattı. Tron kurucusu Justin Sun, yatırımcıların haklarını kısıtladığı gerekçesiyle söz konusu girişime tepki göstererek süreci “absürt bir dolandırıcılık” ve “diktatörlük” olarak tanımladı.
Donald Trump’ın ailesiyle ilişkilendirilen World Liberty Financial (WLFI) kripto projesinin ekibi, 15 Nisan tarihinde token dağıtımına ilişkin yeni bir sistem için oylama süreci başlattı.
Söz konusu teklif, çok sayıda WLFI token sahibi arasında memnuniyetsizliğe yol açarken; Tron blokzincir ağının kurucusu Justin Sun, bu girişimi “token tabanlı yönetişim sistemlerinde şimdiye kadar gördüğü en absürt dolandırıcılıklardan biri” olarak tanımladı.
Token fiyat verilerine bakıldığında, WLFI mevcut durumda 0,081 dolar seviyelerinde işlem görüyor ve bu rakam, varlığın tarihi dip seviyesinin yalnızca yüzde 4 üzerinde bulunuyor.
Bu fiyat düzeyi, tokenın 0,46 dolar değerine ulaştığı Eylül 2025’teki zirve noktasından yaklaşık yüzde 83 oranında bir düşüşe işaret ediyor. Yatırımcılara yönelik ilk satış sürecinde ise varlığın birim fiyatı 0,015 ile 0,05 dolar arasında değişiklik gösteriyordu.
World Liberty Financial tarafından sunulan yönetişim teklifine göre, erken aşama yatırımcıları için ayrılan 17 milyar adet WLFI tokenı, iki yıllık “cliff” (tam bloke dönemi) ve ardından iki yıllık doğrusal “vesting” (hak ediş) takvimine tabi tutulacak.
Kurucular, ekip üyeleri ve iş ortakları için ise şartlar; iki yıllık tam bloke süresinin ardından üç yıllık bir dağıtım sürecini ve toplam token miktarının yüzde 10’unun yakılmasını kapsıyor.
Kripto ekosisteminde yönetişim tokenları, sahiplerine merkeziyetsiz bir protokolün işleyişindeki teknik güncellemelerden hazine kaynaklarının dağıtımına kadar çeşitli kararlarda oy kullanma hakkı tanıyor.
WLFI cephesinde ise geliştiriciler, bu varlığı en başından itibaren bir “uzun vadeli yönetim aracı” olarak konumlandırmıştı.
Ancak toplulukta tepki çeken temel unsur, yatırımcıların bu yeni şartları kabul etmemesi durumunda tokenlarının süresiz olarak bloke kalacağına dair getirilen düzenleme oldu.
Projenin resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, yeni takvimi kabul etmeyen sahiplerin varlıklarının mevcut koşullar altında belirsiz bir süre boyunca kilitli kalacağı ifade edildi.
Yedi gün sürecek olan oylamada karar yeter sayısı 1 milyar WLFI tokenı olarak belirlenirken, kararlar salt çoğunlukla alınacak.
Justin Sun, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada, bu süreci “seçilmiş bir azınlığın iktidarı pekiştirmek için yürüttüğü bir güç gösterisi” olarak niteledi.
Justin Sun oylama sürecini “zorlama” olarak tanımladı
Tron kurucusu, WLFI projesine 75 milyon dolar yatırım yaptığını ve daha önce şirkette danışmanlık görevi yürüttüğünü hatırlatarak, mevcut durumu bir demokratik süreçten ziyade “diktatörlüğe” benzetti.
Varlıkların yaklaşık yüzde 4’ünü kontrol ettiğini ancak kendi tokenlarının da dondurulduğunu belirten Sun, oylama sürecinden zorla dışlandığını ve bu durumda yalnız olmadığını dile getirdi. Sun, söz konusu teklifin bir oylama değil, “dayatma” niteliği taşıdığını vurguladı.
Projenin yönetim yapısına dair eleştirilerini sürdüren Justin Sun, WLFI kod tabanı üzerindeki gerçek kontrolün anonim cüzdanlarda olduğunu belirtti. Akıllı sözleşmelerin kontrolünün “3/5” oranlı anonim bir çoklu imza (multisig) mekanizmasının elinde olduğunu ifade eden Sun, tek bir anonim yöneticinin herhangi bir adresi kara listeye alma yetkisine sahip olduğunun altını çizdi.
Bu noktada Sun, sıradan yatırımcıların oy kullanabilmek için kimlik doğrulaması (KYC) yapma zorunluluğu varken, yönetici kadrosunun tamamen gizli kalmasını eleştirdi.
Moonrock Capital Kurucusu Simon Dedic de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Trump ailesinin erken dönem yatırımcılarını yanılttığını ve bu durumun etik ilkelerin açık bir ihlali gibi göründüğünü kaydetti.
World Liberty Financial temsilcileri ise CoinDesk’e yaptıkları açıklamada, teklifin ekosistemdeki tüm katılımcıların çıkarlarını uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandığını bildirdi.
Projenin resmi kanallarından yapılan açıklamada, bu adımın tüm katılımcıların uzun vadeli çalışma niyetine dair en güçlü sinyallerden biri olduğu savunuldu.
Sun ve World Liberty Financial arasındaki çatışma derinleşiyor
Taraflar arasındaki gerilimin geçmişi Eylül 2024 tarihine dayanıyor. O dönemde WLFI, yüklü miktarda fon hareketi gerçekleştiren Sun’ın cüzdanını kara listeye alarak varlıklarını dondurmuştu.
Sun, varlıkları satma niyeti olmadığını belirtse de oylama süreciyle birlikte tartışma yeni bir aşamaya taşındı. Justin Sun, 13 Nisan’da yaptığı paylaşımda, şirketin kripto topluluğunu “kişisel bir bankamatik” gibi kullandığını ve yöneticilerin “kötü niyetli aktörler” olduğunu ifade etti.
Sun ayrıca, akıllı sözleşmelerde herhangi bir kullanıcının fonlarını açıklama yapmaksızın dondurmaya olanak tanıyan “gizli bir boşluk” bulunduğunu ileri sürerek; çözümün tüm dondurulan varlıkların serbest bırakılması ve sözleşmeleri kontrol edenlerin kimliklerinin açıklanması olduğunu belirtti.
World Liberty Financial ekibi ise bu suçlamalara, Sun’ın asılsız iddialarla kendi hatalarını örtmeye çalıştığı yanıtını vererek konuyu yargıya taşıyacaklarını duyurdu.
Amerika
ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.
ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.
Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.
CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.
Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.
Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.
Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.
Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.
Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.
Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.
ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.
Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.
Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.
Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.
Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.
Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.
En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.
Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.
USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.
Amerika
Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.
Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.
Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.
A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.
Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.
DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.
Amerika
SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.
Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.
CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.
Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.
Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.
Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.
Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu.
Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.
SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.
Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.
Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.
Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.
Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.
Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.
Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.
Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.
Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.
Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.
SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.
Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.
Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.
Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.
Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









