Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’ın nisan başında Çin’i ziyaret ederek Xi ile bir araya gelmesi bekleniyor

Yayınlanma

Çin, ABD Başkanı Donald Trump’ın nisan ayında planlanan ziyaretiyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü doğrularken, kaynaklar iki tarafın mevcut ticaret ateşkesini bir yıla kadar uzatmasının beklendiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Devlet Başkanı Xi Jinping’in geçen hafta telefonla görüştükleri sırada Trump’ı Çin’e davetini yinelediğini söyledi.

Lin, iki devlet başkanı arasındaki görüşmelerin önemini vurgulayarak, “İki taraf bu konuda iletişim halinde,” diye ekledi.

İkili, ekim ayında Güney Kore’de bir araya geldiklerinde gergin bir ateşkese ulaşmış; aylar süren ve üç haneli “misilleme” tarifeleri ile Pekin’in 2025’in büyük bölümünde ABD tarım ürünlerine uyguladığı geniş kapsamlı boykotla tırmanan gerilimlerin ardından, gümrük tarifelerini ve ihracat kontrollerini geri çekme konusunda anlaşmıştı.

O tarihten bu yana Çin, ABD’de siyasi açıdan hassas bir ürün olan Amerikan soya fasulyesi alımlarına yeniden başladı. Görüşmelere aşina birkaç kişiye göre, mevcut gayriresmî mutabakatın bir yıla kadar uzatılması —yetkililerin gerçekçi ve ulaşılabilir gördüğü bir adım— zirveyi, yeni Çin taahhütlerini de içeren kısa vadeli ekonomik kazanımlar etrafında şekillendirecek.

Trump, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Kongre’deki çoğunluğunu koruma konusundaki artan endişeler nedeniyle somut sonuçlar elde etmek için baskı yapıyor.

Geçen hafta Xi ile yaklaşık iki saat süren telefon görüşmesinin ardından Trump, Pekin’in ABD’den daha fazla soya fasulyesi satın almayı değerlendirdiğini söyledi. Planlara aşina dört kaynağın South China Morning Post‘a aktardığına göre, Trump’ın nisan ayı başında Çin’i ziyaret etmesi bekleniyor.

Bu kişilerden ikisi, Trump’ın varış tarihinin 31 Mart’a çekilebileceğini ve Xi ile görüşmeyi de içerecek ziyaretin yaklaşık üç gün sürebileceğini ifade etti.

Kaynaklar, Pekin’in 5 Nisan’a denk gelen Qingming, yani mezar süpürme festivali takvimini de hesaba katarak programı değerlendirdiğini ve zamanlamanın hâlen görüşüldüğünü belirtti. Beyaz Saray ile Pekin henüz tarihleri resmen kesinleştirmemiş olsa da, birçok kaynak nisan ayı başındaki zaman aralığının onaylanmasının beklendiğini söyledi.

Trump’ın seyahat planlarına aşina bir kişi, “Önce Amerika” yaklaşımını benimseyen yönetimin ABD şirketlerinin Çin’e yatırım yapmasını teşvik ediyor görüntüsü vermekten kaçınması nedeniyle henüz hiçbir Amerikalı üst düzey yöneticinin iş heyetine davet edilmediğini ifade etti.

Görüşmelere aşina bir başka kaynak ise otomotiv ve enerji alanlarında anlaşmaların nihayetinde duyurulabileceğini, yakın zamanda sonuçlanan TikTok anlaşmasının diğer sektörlerdeki anlaşmalar için potansiyel bir model olarak öne çıktığını söyledi.

Trump kendisini usta bir anlaşma yapıcı olarak görüyor.

Trump geçen hafta Xi ile telefon görüşmesinin ardından Çin ziyaretini “büyük bir heyecanla” beklediğini belirtti. ABD Başkanı, Güney Kore’deki zirvenin hemen ardından Pekin’e gitme niyetini ilk kez dile getirmişti.

Bu görüşme, Trump’ın Pekin’in kritik mineraller ve ileri teknoloji üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri konusunda benzer adımlar atması karşılığında, bazı gelişmiş ABD yarı iletkenlerine yönelik Çin’e uygulanan kısıtlamaları gevşetmesinin ardından gerçekleşti.

Washington’daki Çin’in en üst düzey diplomatı, salı günü yaptığı açıklamada, geçen yılın “iniş çıkışlarına” rağmen ilişkilerin son dönemde “genel olarak dinamik bir istikrara” ulaştığını söyledi.

Büyükelçi Xie Feng, elçilikte düzenlenen Ay Yeni Yılı resepsiyonunda yaptığı konuşmada tarım, enerji ve ekonomi alanlarında daha yakın iş birliği çağrısında bulundu; ayrıca uyuşturucuyla mücadele, kolluk faaliyetleri, biyotıp ve yapay zekâ gibi sektörlerde “yeni büyüme alanları” oluşturulmasını önerdi. Xie, tarafların birbirini “sıfır toplamlı bir bakış açısıyla” görmemesi gerektiğini de vurguladı.

Bununla birlikte büyükelçi, Tayvan’ın “aşılmaması gereken bir kırmızı çizgi” olmaya devam ettiğini belirterek, ABD’yi tek Çin ilkesine ve üç ABD-Çin ortak bildirisinin hükümlerine “ciddi şekilde uymaya” çağırdı. Bu mesaj, Xi’nin geçen hafta Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde ilettiği mesajla örtüşüyor.

Tayvan, sadece Pekin değil Birleşmiş Milletler ve ABD dahil birçok ülke tarafından Çin’in bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak Washington, Tayvan’a silah sağlamayı ve Çin’e karşı ayrılıkçıları desteklemeyi sürdürüyor.

Görüşmelere aşina bir başka kişi, Pekin’in Tayvan’ı sürekli olarak en büyük potansiyel gerilim noktası olarak gördüğünü ve ABD’nin adaya son dönemde yaptığı silah satışlarının ilerlemeyi tehlikeye atabileceği uyarısında bulunduğunu söyledi.

Ziyaret öncesinde ABD Hazine Bakanlığı’ndan üst düzey yetkililerden oluşan bir ekip, iki taraf arasındaki iletişim kanallarını güçlendirmek amacıyla geçen hafta Pekin’e gitti. Bu bilgi, Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından pazartesi günü açıklandı.

Bundan sadece saatler sonra Bessent, sosyal medya paylaşımında Xi ile Trump arasındaki “karşılıklı saygının” ilişkileri “istikrarlı ancak rekabetçi” olarak tanımladığı bir noktaya taşıdığını belirtti.

“Amacımız adil rekabet ve risk azaltma; kopuş değil,” dedi. “Çin’in yeniden dengelenmesi gerektiği açık ve kalıcı 1 trilyon dolarlık ticaret fazlasının ele alınması gerekiyor” diye ekledi.

Bessent’in önümüzdeki haftalarda Çinli mevkidaşı He Lifeng ile bir araya gelerek zirveden çıkacak somut sonuçları görüşmesi bekleniyor.

Diplomasi

AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

Yayınlanma

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.

Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.

Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.

Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.

Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.

LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor. 

Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.

Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.

Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.

Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.

AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.

Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.

Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.

New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.

Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor. 

Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.

Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.

Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English