Bizi Takip Edin

Diplomasi

Macron Washington’da Trump ile görüşecek

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bugün (24 Şubat) Washington’da Donald Trump’la yapacağı görüşmede, ABD Başkanının tüm askeri yardımları kesmek, NATO’dan çekilmek ve müzakere masasında sadece Rusya’nın yer alacağı bir barış anlaşması yapmakla tehdit ettiği Ukrayna konusunda ABD ve Avrupa’nın çıkarlarının yakın bir şekilde örtüştüğünü anlatacak.

Trump’ın göreve gelmesinden bu yana Washington’a davet edilen ilk Avrupalı lider olan Macron, Kiev ile Moskova arasında “sürdürülebilir bir barışın” hem ABD hem de AB’nin çıkarlarına hizmet edeceğini ve Avrupalıların Amerika’nın talep ettiği gibi kendi savunma kapasitelerinde büyük bir rol oynamaya istekli ve muktedir olduklarını vurgulayacak.

Macron, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada, Vladimir Putin’in Ukrayna’da kazanmasına izin vermenin “büyük bir stratejik hata” olacağını savunacağını vurguladı.

Fransız lider, “Avrupa’nın stratejik özerkliğini” konuşacak

Bir Fransız cumhurbaşkanlığı yardımcısı gezi öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Biz [Fransa] ABD’nin Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlık savaşına son verme hedefini tamamen paylaşıyor ve Amerikan yönetimi tarafından desteklenen ‘güç yoluyla barış’ yaklaşımını destekliyoruz,” dedi.

Yardımcı, Avrupa savunma ve NATO harcamalarını artırırken ve barış sağlandığında Ukrayna’ya sunabileceği güvenlik garantilerini düşünürken Brüksel ve Washington arasındaki pek çok “yakınlaşmadan” söz etti.

Cumhurbaşkanlığı yardımcısı, “ABD her zaman Avrupalıların kendi savunmaları için daha fazlasını yapmaları gerektiğini söylemiştir. Fransa Cumhurbaşkanı da son sekiz yıldır aynı şeyi söylüyor,” diye ekledi.

Macron’un barış anlaşmasının bir parçası olarak, “gelecekteki olası Rus saldırılarına” karşı Ukrayna semalarını kontrol etmek üzere hava savunmasını görevlendirecek ve sınırdan uzakta konuşlanacak yaklaşık 30.000 askerle birlikte bir barışı koruma “güvence gücü” için ortak bir Fransız-İngiliz planının ana hatlarını çizmesi bekleniyor.

Birleşik Krallık Başbakanı Sir Keir Starmer da perşembe günü Washington’a yapacağı ziyarette bu plan için bastıracak.

AB liderleri, Avrupa kurumları ve NATO şeflerinin yanı sıra Kanada ile iki toplantıya öncülük eden Macron, geçtiğimiz hafta boyunca 30’dan fazla Avrupalı ve dünya lideriyle konuştu.

Avrupa karar vermiş değil

Öte yandan Avrupalılar da barış anlaşmasının bir parçası olarak Ukrayna’ya asker gönderme konusunda temelde bölünmüş durumda ve geçen haftaki Elysée zirveleri, zaman daralıyor olsa da, bir orta yol bulmak için pek bir şey yapmadı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk geçen hafta X’te yazdığı yazıda, “Bu kadar konuşma yeter, harekete geçme zamanı!”, dedi ve Avrupa’da dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’ya yardımı finanse etmek için kullanılması ve Rusya ile AB sınırları boyunca hava savunmasının güçlendirilmesi de dahil olmak üzere Avrupalıları “cesur adımlar atmaya” çağırdı.

Macron ve Starmer ayrıca geçtiğimiz cuma günü Fox News Radyosu’nda Trump tarafından Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için “hiçbir şey” yapmamakla suçlandı.

Macron’un, Avrupalılarla varılacak bir anlaşmanın Trump’ın bir an önce anlaşma yapma ve Ukrayna’dan çıkma ihtiyacına hizmet edeceğini de göstermesi gerekecek.

Fransa’nın eski ABD Büyükelçisi Gérard Araud Le Point gazetesine yazdığı yazıda, “Amerikan askerleri ya da parası olmadan […] Avrupalılar tarafından Ukrayna için güvenlik garantileri sağlanan bir barış… Bu Avrupa’nın son şansı olabilir” dedi.

AB liderleri Kiev’e gidiyor: Zelenskiy’e destek gösterisi

Macron Trump’la görüşmeye giderken, Avrupa Birliği ve en yakın müttefikleri ise pazartesi günü Kiev’de bir güç gösterisi düzenleyerek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in arkasında sağlam bir şekilde durduğunun sinyalini verecek.

Ukrayna’nın savaştan harap olmuş başkentine giden heyette AB’nin en üst düzey yetkilileri olan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın yanı sıra İspanya, İskandinav ve Baltık ülkelerinin liderleri ile AB üyesi olmayan NATO üyeleri de dahil olmak üzere diğer bazı ülkelerin liderleri de yer alacak.

AB’nin çabaları hakkında bilgi sahibi olan bazı diplomatların POLITICO’ya aktardığına göre, liderler seyahat hazırlıkları sırasında Ukrayna’ya yönelik en az 20 milyar avro değerinde olması beklenen bir askeri destek paketi üzerinde çalışıyorlar.

Bloğun en üst düzey diplomatı Kaja Kallas, her AB ülkesinden top mermileri, hava savunma sistemleri, Ukrayna tugayları için eğitim ve teçhizat başta olmak üzere Kiev’e ne verebileceklerini görmek üzere askeri envanterlerini gözden geçirmelerini istedi.

Bu hafta Avrupalıların aklındaki en önemli konu, Washington ile Kiev arasındaki ilişkiler kötüye giderken Avrupa’nın elini güçlendirmek, Ukrayna’ya destek vermek ve Trump yönetimiyle zor ilişkileri yönetmek.

İsminin açıklanmasını istemeyen Avrupalı bir diplomat, “[Trump’ın] gücendiğinde radikal düşmanca kararlar alabileceğini içselleştirmemiz gerekiyor. Kamuoyunun hazır olmadığı bir dönemde … Avrupa için bir güvenlik planı oluşturmamız gerekiyor. Hem bunu yapıp hem de 100.000 kadar Amerikan askerinin Avrupa’dan çekilmesini yönetemezsiniz. İşte bu yüzden [Trump’la] bağlarımızı koparamayız,” diye konuştu.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English