Diplomasi
Trump Koridoru anlaşmasının detayları

ABD’nin arabuluculuğunda bir araya gelen Ermenistan ve Azerbaycan, barış anlaşmasını parafladı. Washington’da imzalanan ortak bildiriyle, Ermenistan topraklarında ABD yönetimine devredilecek Trump Koridorunun kurulması kararlaştırılırken, iki lider de Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstereceklerini açıkladı.
Ermenistan ve Azerbaycan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) arabuluculuğunda ikili barış anlaşmasını parafladı.
İki ülke lideri, görüşmelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstereceklerini duyurdu.
8 Ağustos’ta Beyaz Saray’da, ABD Başkanı Donald Trump, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir araya geldi.
Trump, her iki liderle önce ayrı ayrı görüşerek ikili mutabakat zaptlarını imzaladı. Ardından üç lider, basının karşısına geçerek Ortak Bildiri’ye imza attı.
Bildirinin metni, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı ve Ermenistan Başbakanlığı tarafından yayımlandı.
Beyaz Saray’da yedi maddelik bildiri
Yedi maddeden oluşan belgede şu noktalar öne çıktı:
1) Liderler, Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanlarının, iki ülke arasında barışın ve devletlerarası ilişkilerin tesisine yönelik anlaşmayı paraf etmesine (ön onay anlamına gelen baş harfleriyle imzalamasına) tanıklık etti. Anlaşmanın en kısa sürede imzalanması ve onaylanması için çaba göstereceklerini beyan ettiler.
2) Dışişleri bakanlarının, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına (AGİT) Minsk Süreci’ni sonlandırmak üzere ortak bir başvuru imzalamasına da tanıklık ettiler. Minsk Süreci, Karabağ sorununu çözmek amacıyla 1992’de Rusya, ABD ve Fransa eş başkanlığında AGİT platformunda başlatılmıştı.
3) Bölgesel iletişim hatlarının “devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve yargı yetkisine saygı temelinde” yeniden açılmasının önemini teyit ettiler. Bu madde, özellikle Azerbaycan’ın batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti eksklavı arasında Ermenistan toprakları üzerinden “engelsiz ulaşım” sağlanmasını kapsıyor.
4) Ermenistan, kendi topraklarında “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity — TRIPP) adlı bir transit yolu oluşturmak için ABD ve üçüncü ülkelerle birlikte çalışacak. ABD Başkanı’na göre bu proje, Ermenistan’ın koridorun yönetimini 99 yıllığına ABD’ye devredeceği özel bir ortaklık çerçevesinde gerçekleşecek.
5) Liderler, “geçmişin çatışmalarından arınmış parlak bir geleceğe yönelik bir yol haritası belirleme” ihtiyacını kabul etti. Bu sürecin, BM Şartı ve 11 Sovyet cumhuriyetinin SSCB’nin sona erdiğini ilan ettiği ve birbirlerinin sınırlarına ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu belirttiği 1991 tarihli Almatı Deklarasyonu uyarınca yürütüleceği vurgulandı. Liderler, “iyi komşuluk ilişkileri kurmak için koşulların oluştuğunu” ve “bu gerçekliğin halklarımız arasındaki düşmanlığa son verilmesinin yolunu açtığını” ilan etti.
6) Washington zirvesinin “bölgede karşılıklı saygı ve barışın tesisi için” sağlam bir temel oluşturacağına dair güvenlerini ifade ettiler.
7) Başkan Trump’a “nazik misafirperverliği” ve Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki “ikili ilişkilerin normalleşmesine yaptığı önemli katkı” için şükranlarını sundular.
Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanlıkları, Mart 2025’te barış anlaşması üzerinde nihai mutabakata varıldığını ve imzaya hazır olduğunu bildirmişti. Fakat Bakü’nün öne sürdüğü iki şart nedeniyle belge henüz imzalanmadı.
Bu şartlardan ilki AGİT Minsk Grubu’nun lağvedilmesi, ikincisi ise Ermenistan’ın anayasasında “Azerbaycan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik iddiaları” ortadan kaldıracak değişiklikler yapması.
Bu talep, Ermenistan’ın 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıfta bulunan ve “Ermenistan Sovyeti ile Dağlık Karabağ’ın yeniden birleşmesi” kararını içeren anayasa başlangıcını hedef alıyor.
Bildirinin imzalanmasının ardından Azerbaycan basınına konuşan İlham Aliyev, “Ermenistan Anayasası değiştirildiğinde, ki Ermeni tarafı da bu tür değişikliklerin gerekliliğini belirtiyor, Azerbaycan’a yönelik toprak iddialarının oradan çıkarılacağından şüphem yok. Aksi takdirde bu, öncelikle Amerika Birleşik Devletleri’ne saygısızlık olur,” dedi.
Aliyev, anlaşma parafe edildiği için imzalanmasının fazla zaman almayacağına inandığını da ekledi.
Nikol Paşinyan ise gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bugün tarihi bir olay yaşandı. Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışın tesis edildiğini söyleyebiliriz. Ancak sadece bu gerçeği kaydetmek değil, aynı zamanda varılan mutabakatların kurumsallaştırılması yönündeki çalışmalara devam etmek de önemlidir,” diye konuştu.
Trump: Uykucu Joe Biden başaramadı, biz başardık
Donald Trump, basına yaptığı açıklamada, Ermenistan ve Azerbaycan’ın 35 yıldan fazla süredir savaştığını ve kimsenin bu çatışmayı çözemediğini söyledi.
Trump, “Avrupa Birliği de dahil olmak üzere pek çok taraf çözüm bulmaya çalıştı. Ruslar bu konuda çok çalıştı ama başarılı olamadı. Uykucu Joe Biden da denedi ama ne olduğunu biliyorsunuz. Sanırım 12 dakika denedi ama başarısız oldu,” ifadelerini kullandı.
Trump, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak bu anlaşma sayesinde nihayet barışı sağlamayı başardık. Az önce Oval Ofis’ten çıktık, orada kapsamlı belgeleri ve anlaşmanın en önemli hükümlerini imzaladık. Ermenistan ve Azerbaycan, tüm çatışmaları kalıcı olarak durdurmayı, ticareti, seyahati ve diplomatik ilişkileri başlatmayı, ayrıca birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi taahhüt ediyor.”
Beyaz Saray’ın sosyal medya hesaplarında Trump, Aliyev ve Paşinyan ile çekilmiş bir fotoğraf “Barışın Başkanı” başlığıyla paylaşıldı.
Aliyev ve Paşinyan’dan Trump’a Nobel sözü
Azerbaycan ve Ermenistan liderleri, ABD Başkanı’na defalarca teşekkür ederek onu Nobel Barış Ödülü’ne aday göstereceklerini açıkladı. Aliyev, 30 yıldır kimsenin mevcut ABD başkanı kadar başarılı olamadığını belirterek, “Nobel Barış Ödülü’nü Başkan Trump’tan başka kim hak edebilir ki?” dedi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı, “Nobel Komitesi’nin hiçbir şey yapmamış birine ödül verme yönündeki oldukça tuhaf kararlarının tarihine girmek istemiyorum. Ama Başkan Trump altı ayda bir mucize gerçekleştirdi,” diye konuştu ve Ermeni mevkidaşının bu kararı destekleyeceğinden emin olduğunu söyledi.
Paşinyan da bu fikri destekleyerek, “Bunu aktif olarak destekleyeceğiz. Umarım bizi de ödül törenine davet edersiniz,” dedi.
Bu, son bir hafta içinde ikinci kez bir devlet liderinin Trump’ı Nobel’e aday gösterme konusunu gündeme getirmesi oldu. 7 Ağustos’ta Kamboçya Başbakanı Hun Manet’in Nobel Komitesi’ne bu yönde bir mektup gönderdiği bildirilmişti.
Rus basını: Zengezur hamlesi, Erivan ve Bakü’yü Washington’un denetimine sokacak
Diplomasi
Reuters: Çin, Suudi Arabistan’ın talebiyle İran’dan Husileri dizginlemesini istedi

Reuters’a konuşan kaynaklara göre Çin, Suudi Arabistan’ın yardım istemesi üzerine Tahran’dan Yemen’deki Husileri kontrol altına almasını özel olarak talep etti.
Kaynaklara göre Riyad, Husilerin Kızıldeniz kıyısı boyunca ve Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde hızla ilerlemesinin ardından Çin’e başvurdu. Bu gelişmeler, Suudi petrol ihracatını ve deniz taşımacılığını daha fazla risk altında bıraktı.
Kaynaklar, Çin’in kamuoyu önünde itidal, diyalog ve güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanması çağrısı yaptığını, ancak özel mesajının bu açıklamaların ötesine geçtiğini iddia etti.
Pekin, İran’ın Husiler üzerindeki etkisini kullanarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in bağımlı olduğu enerji rotalarında çatışmanın daha fazla yayılmasını önlemeye yardımcı olmasını istiyor.
Görüşmeler hakkında bilgilendirilen ve kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynaklar, mesajın nasıl iletildiğine veya İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin çarşamba günü Çin’e yaptığı ziyaret sırasında aktarılıp aktarılmadığına ilişkin ayrıntı vermedi.
Kaynaklara göre Tahran’ın yanıtı, bölgedeki istikrar ve barışın ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşının sona ermesine bağlı olduğu yönünde oldu.
Reuters’ın konuyla ilgili yorum talebine yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:
“Çin, bölgesel gerilimlerin Yemen ve Kızıldeniz’e daha fazla yayılmasını görmek istemiyor. Bölgesel istikrarsızlığın tırmanması hiçbir tarafın çıkarına değildir.”
Bakanlık ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmeli, insanların yaşamı için hayati öneme sahip tesisler hedef alınmamalıdır. Çin, durumu daha karmaşık hale getiren eylemlere son verilmesi çağrısında bulunuyor ve sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesini destekliyor.”
Üç İranlı kaynağa göre Tahran’ın Pekin tarafından dile getirilen kaygılar doğrultusunda hareket edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Ancak kaynaklar, ABD ile süren gerilimler karşısında Çin ile ilişkilerin İran için önemli ekonomik ve stratejik ağırlık taşıdığını belirtti.
Çin, savaş ve yaptırımlar nedeniyle ağır baskı altında olan İran ekonomisini desteklemek ve petrol sektörünün sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli yatırımları yapabilecek mali kapasiteye sahip az sayıdaki ülkeden biri.
Pekin ayrıca diplomatik etkisini de göstermiş durumda. Çin, 2023 yılında İran ile Suudi Arabistan arasında yıllarca süren düşmanlığın ardından ilişkilerin yeniden kurulmasını sağlayan anlaşmaya arabuluculuk etmişti.
Ancak bu etkinin sınırları bulunuyor. İran’daki eleştirmenler, iki ülke arasında 2021 yılında imzalanan 25 yıllık iş birliği anlaşmasına rağmen Çin’in petrol dışı ticaret ve yatırım seviyesinin görece sınırlı kalmasından şikâyet ediyor. Özellikle Çin’in Körfez Arap ülkelerine yönelik artan yatırım taahhütleriyle karşılaştırıldığında bu durum dikkat çekiyor.
İki İranlı kaynak, Pekin’in çıkarlarının İran’ın karar alma sürecindeki birçok unsurdan yalnızca biri olduğunu söyledi.
Kaynaklara göre İran’ın kararları; stratejik, ekonomik ve siyasi öncelikler arasındaki dengeler tarafından şekilleniyor.
Diplomasi
Kanada, “light” AB üyeliğini memnuniyetle karşıladı

Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin AB ile “demokrasiler için bir yol gösterici” olarak hareket edecek bir “geleceğin ittifakı” kurmaya hazır olduğunu söyledi.
Dün yaptığı konuşmada Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Kanada’nın bloğun ilk “ortak üyesi” olması için kapıyı açacağını belirtti.
Von der Leyen’in konuşmasının hemen ardından, Kanada’nın AB Büyükelçisi bu terimle arasında mesafe koymuş gibi göründü ve “henüz o noktada olmadıklarını” söyledi.
Fakat bugün (17 Eylül) Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Carney bu fikri destekledi.
Carney, “Bu hedefi memnuniyetle karşılıyoruz; anketler, Kanadalıların ezici çoğunluğunun çok daha yakın bağları desteklediğini gösteriyor,” dedi ve şöyle devam etti:
“Kanada ve Avrupa coğrafya ile bağlı değil. Bizi birbirimize bağlayan şey bir yakınlıktır; bu, iradi, seçilmiş ve yenilenen bir yakınlıktır ve bu özelliği sayesinde daha da güçlenmektedir.”
Carney, Avrupa ile Kanada’nın ilişkilerini derinleştirmesi gereken alanlar arasında kritik mineraller, savunma sanayi kapasitesi, yapay zeka ve bilgi işlem, enerji güvenliği, uzay ve ödemelerin yer aldığını sıraladı.
Başbakan, “Cesur ve kararlı olursak, işlev bazında ittifak kurabiliriz,” dedi ve AB ile Kanada arasındaki bir ittifakın “diğer demokrasiler için bir yol gösterici olacağını” ekledi.
Öte yandan gece boyunca, ABD Başkanı Donald Trump bu öneriyle alay etti. Ama fikri reddederken, Ottawa ve Brüksel’e, Washington’a karşı birleşmeleri halinde ticaret gümrük vergileri uygulama tehdidini dile getirdi.
Perşembe günü Carney yanıt verdi. Kanadalı, “Ne önermediğim konusunda net olmak istiyorum. Daha iyi tavırlara sahip bir büyük güç rakibi olmak amacıyla üçüncü bir blok önermiyorum,” dedi ve şöyle devam etti:
“Kimsenin açık pazarlarımızı kontrol edememesi, egemenliğimizi zedeleyememesi, toprak bütünlüğümüzü tehdit edememesi veya özgürlüklerimizi, demokrasilerimizi ve hukukun üstünlüğünü baltalayamaması için dayanıklılık peşindeyiz.”
Diplomasi
ABD ve Japonya, çip fabrikası kurmak üzere görüşüyor

ABD ve Japonya, iki ülke arasındaki gümrük vergisi anlaşması kapsamında ABD’de bir yarı iletken fabrikası inşa etmek üzere görüşüyor.
Müzakerelere aşina olan her iki hükümetten yetkililer Nikkei’ye verdikleri bilgiye göre, projenin toplam değeri 2 trilyon ila 3 trilyon yen (12,8 milyar ila 19,3 milyar dolar) arasında olabilir. Gümrük vergisi anlaşması kapsamında Japonya’nın yatırımları şu ana kadar enerji projeleriyle sınırlı kalmıştı.
Yeni girişim ise teknoloji ve imalat alanlarını da kapsıyor. Bu, Japonya’nın toplamda 550 milyar doları bulan yatırım projelerinden biri.
Kaynaklara göre Washington, bir çip üretim projesinin kurulma olasılığını gündeme getirdi ve iki taraf, diğer konuların yanı sıra yatırımın geri kazanılmasına ilişkin beklentileri de görüşüyor.
Pazartesi ve Salı günleri çalışma düzeyinde görüşmeler yapıldı. Plana göre, ABD merkezli sözleşmeli çip üreticisi GlobalFoundries, mantık yarı iletkenlerinin üretilmesinin beklendiği yeni fabrikayı işletecek.
Taraflar halen müzakere aşamasında ve işletme kuruluşu, yatırım tutarı, üretim teknolojisi ve tesisin yeri gibi önemli ayrıntılar henüz kesinleşmedi.
Japon hükümeti daha önce, 550 milyar dolarlık yatırım çerçevesinin Tayvanlı çip üreticileri de dahil olmak üzere şirketlerin ABD’de tesis kurmalarını desteklemek için kullanılabileceğini belirtmişti.
Fakat münferit projelerin yine de ABD-Japonya ortak danışma mekanizması aracılığıyla incelenmesi ve onaylanması gerekiyor.
Çip fabrikası yatırımı, ABD-Japonya ticaret anlaşmasının bir devamı olarak değerlendiriliyor.
Japonya, geçen yılın Temmuz ayında ABD ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında Washington, Japon otomobil ithalatına uygulanan gümrük vergilerini %27,5’ten %15’e düşürmeyi kabul ederken, diğer Japon mallarına uygulanan gümrük vergileri de %25’ten %15’e indirildi.
Buna karşılık Japonya, ABD’de toplam 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu.
Bu yatırımın kapsamı geniş olup, sadece yarı iletkenleri değil, yapay zeka, enerji, kritik mineraller ve ileri imalat gibi stratejik sektörleri de içeriyor.
Finansman mekanizmaları arasında doğrudan sermaye yatırımları, krediler ve devlet kredi garantileri yer alıyor.
Piyasa analistleri, ABD ve Japonya’nın yeni bir yonga fabrikası kurulması yönündeki ortak çabalarının, tek bir Asya üretim üssüne olan bağımlılığı azaltma konusundaki ortak stratejik hedefi yansıttığını belirtiyor.
ABD açısından bu adım, Trump yönetiminin yerli üretimi genişletme ve ekonomik güvenliği güçlendirme yönündeki politika çizgisiyle de uyumlu.
gelgelelim projenin gerçekten hayata geçirilip geçirilemeyeceği konusunda hâlâ pek çok belirsizlik bulunuyor.
Yatırım getirisi, teknik personel bulma imkânı ve ABD’deki yerli çip fabrikalarının nispeten yüksek işletme maliyetleri, müzakere masasında aşılması gereken engeller.
Ayrıca, Japonya’da büyük ölçekli yurt dışı yatırımların getireceği mali yükle ilgili endişeler, ilerleyen görüşmelerde odak noktası haline gelebilir.
Avrupa2 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa2 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri
Asya2 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz










