Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, Minuteman III balistik füzesini denemeye hazırlanıyor

Yayınlanma

ABD, Başkan Donald Trump’ın nükleer denemelerin yeniden başlatılması talimatının ardından Minuteman III kıtalararası balistik füzesini test edecek. Nükleer başlık taşımayacak denemenin, Rusya’nın yeni nesil silahlarını duyurması sonrası artan gerilim döneminde yapılması dikkat çekiyor.

ABD, Başkan Donald Trump’ın nükleer silah denemelerinin yeniden başlatılması yönündeki talimatı üzerine Minuteman III kıtalararası balistik füzesini test etmeye hazırlanıyor.

Newsweek dergisinin seyrüsefer uyarılarına dayandırdığı haberine göre, nükleer savaş başlığı taşımayacak olan füze, 5 veya 6 Kasım’da Kaliforniya’daki Vandenberg Hava Üssü’nden fırlatılacak.

Delft Teknik Üniversitesi Havacılık ve Uzay Fakültesi’nden öğretim üyesi Marco Langbroek, füzenin Pasifik Okyanusu’ndaki Kwajalein Atolü’nde yer alan Ronald Reagan Füze Savunma Test Sahası’na ulaşmasının beklendiğini söyledi.

Minuteman III’ün teknik özellikleri

Katı yakıtla çalışan Minuteman III, sabit silolardan fırlatılmak üzere tasarlanmış nükleer başlık taşıma kabiliyetine sahip bir kıtalararası balistik füzedir.

1970 yılında hizmete giren füze, ABD envanterinde bu tipteki tek kıtalararası balistik füze olmayı sürdürüyor.

ABD’nin envanterinde halihazırda 400 Minuteman III füzesi bulunuyor. Bu sistemler düzenli olarak test edilerek modernize ediliyor.

Yaklaşık 36 ton ağırlığındaki Minuteman III, 6 bin mil (9 bin 500 kilometreden fazla) menzile ve saatte 15 bin mil (yaklaşık 24 bin kilometre) hıza ulaşabiliyor.

Rusya’nın yeni silahları gerilimi artırdı

Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Burevestnik seyir füzesi ve Poseidon” nükleer torpidosunun testlerinin tamamlandığını duyurmuştu.

Putin, Burevestnik füzesini “dünyada benzeri olmayan bir silah” olarak nitelendirmişti.

Öte yandan The Wall Street Journal‘a konuşan füze teknolojisi uzmanları, Burevestnik”in yapısal kusurları olduğunu ve etkili bir silahtan çok siyasi bir araç niteliği taşıdığını iddia etti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Putin’in açıklamalarını “yersiz” olarak niteleyerek Rusya kıyılarında bulunan bir Amerikan nükleer denizaltısını hatırlattı.

Trump, 30 Ekim’de Pentagon’a nükleer silah testlerine derhal başlanması talimatını vermişti.

Amerika

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Trump’a karşı cephe alıyor

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde ara seçimlerde Trump tarafından desteklenmeyen veya hedef alınan Cumhuriyetçi Parti üyeleri, partinin yasama gündemine karşı daha bağımsız bir tutum benimseyeceklerinin işaretlerini veriyor. Sınırda çoğunluğa sahip olan Cumhuriyetçi Parti liderliği, bu muhalefet sebebiyle göçmenlik, istihbarat yetkileri ve bütçe paketleri gibi kritik konularda zorlu bir süreçle karşı karşıya.

Ara seçimlerde Donald Trump tarafından dışlanan Cumhuriyetçi Parti bünyesindeki mevcut Kongre üyeleri, onun ajandasına karşı giderek daha bağımsız bir yaklaşım sergileyeceklerinin işaretini veriyor.

Bu durum, önümüzdeki haftalarda bir dizi yasama zaferi elde etmek için yarışan Cumhuriyetçi Parti liderleri için yeni zorluklar yaratıyor.

Cumhuriyetçi Parti üyeleri, göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik bir finansman paketini geçirmeyi, federal hükümetin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü gözetleme yetkilerinin uzun vadeli olarak uzatılmasını sağlamayı ve Demokratların oyları olmadan, İran savaşına yönelik fonları, dolandırıcılığı önleme tedbirlerini ve diğer Cumhuriyetçi Parti önceliklerini içerebilecek üçüncü bir parti çizgisindeki harcama paketini ilerletmeyi hedefliyor.

Ancak Trump’ın, partisinin bazı üyelerine karşı ön seçimlerdeki rakiplerini destekleme kararı alması ve kendisine karşı çıkan diğer isimleri tehdit etmesi, hem Beyaz Saray’ı hem de Cumhuriyetçi Parti liderlerini siyasi bir ikilemle karşı karşıya bıraktı.

Hassas çoğunluk sınırlarıyla tanımlanan bir Kongre’de, sadece birkaç milletvekilinin bile partinin en iddialı önceliklerini ilerletme çabalarını sekteye uğratabileceği belirtiliyor.

Teksas Temsilcisi Cumhuriyetçi Wesley Hunt, ön seçimde yenilgiye uğrayan mevcut Kongre üyeleri hakkında, “Kendilerini istedikleri kadar cesaretlendirilmiş hissedebilirler” dedi.

Hunt, “Başkana ve belki de onun kendilerine karşı başkalarını destekleme kararlarına istedikleri kadar kızabilirler, ancak biz tek bir parti miyiz, değil miyiz? Dolayısıyla, bu noktada bunların hepsi kişisel duygulardır ve kişisel düşmanlıktır; bunların Başkan Trump’ın tam olarak yapmak istediği şey olan ‘Önce Amerika’ ajandasını masadan geçirmekle hiçbir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

Teksas Senatosu için girdiği ön seçimi kaybeden Hunt, “Dolayısıyla, yine kendinize şu soruyu soracaksınız: Partiyi mi kendinizin önüne koyacaksınız, yoksa kendinizi mi partinin önüne koyacaksınız? Bu insanların cevaplaması gereken soru bu olacak. Ve yine, eğer dışarı çıkıp Amerikan halkının bir kez değil, iki kez göreve getirdiği ajandaya engel olmak istiyorsanız, bunun sonuçları olacağını düşünüyorum” diye ekledi.

Bununla birlikte, Cumhuriyetçi Parti grubundaki çatlaklar şimdiden kendini göstermeye başladı.

Senatoda bütçe ve güvenlik başlıklarında çatlaklar büyüyor

Grup içindeki ön seçimi Trump destekli Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a karşı kaybeden Louisiana Senatörü Cumhuriyetçi Bill Cassidy, Trump’ın İran’a yönelik askeri eylemlerini sınırlayacak bir savaş yetkileri tasarısı lehinde oy kullanan dört Cumhuriyetçi senatörden biri oldu.

Cassidy, ön seçim yenilgisinden önce bu tür tasarılara karşı çıkıyordu.

Cassidy, ayrıca göçmenlik finansman paketinde yer alan ve yeni Beyaz Saray balo salonu ile diğer Gizli Servis öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu sağlanmasını öngören bir hükme de karşı çıktı. Senato’daki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, neticede bu ifadeyi tasarıdan çıkardı.

Hem Cassidy hem de Cumhuriyetçi Parti ön seçiminde Trump destekli Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a karşı kaybeden Teksas Senatörü John Cornyn, Trump yönetiminin, Biden Adalet Bakanlığı döneminde haksız yere soruşturulduğuna veya kovuşturulduğuna inanan kişilere ödeme yapılmasını öngören yaklaşık 1,8 milyar dolarlık “silah haline getirmeye karşı” fon kurulması teklifine de tepki gösterdi.

Söz konusu teklif, Senato’daki diğer bazı Cumhuriyetçi Parti üyeleri arasında da endişelere yol açmıştı. Adalet Bakanlığı daha sonra, yönetimin devam eden davalar sonuçlanana kadar bu fonu kurmasını geçici olarak engelleyen bir federal mahkeme kararına uyacağını açıkladı.

Senato İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli üyesi olan Cornyn, Trump’ın Federal Konut Finansmanı Kurumu Direktörü Bill Pulte’u ulusal istihbarat başkan vekili olarak atama kararına ilişkin diğer birçok Cumhuriyetçi Parti üyesinin görüşünü yineleyerek, “Bu iş için herhangi bir niteliğe sahip olduğuna dair hiçbir kanıt göremiyorum” dedi.

Temsilciler Meclisinde iki fire bile tasarıları engelleyebilir

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson’ın işi de Temsilciler Meclisi kanadında çok kolay olmayabilir.

Johnson, ön seçimde Trump destekli Ed Gallrein’e karşı kaybeden liberteryen eğilimli Kentucky Temsilcisi Thomas Massie’den bir dizi önlem konusunda şimdiden muhalefet bekliyor.

Massie, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi Parti üyelerinin, arama izni şartı getirilmediği sürece Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’nin yenilenmesini engellemesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

FISA’nın uzatılması, Johnson’ın gündemindeki en acil konulardan biri ve Trump için de en öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Massie, ön seçim mağlubiyetinden önce de Trump’a rutin olarak karşı çıkıyordu.

Cornyn’in bir kurbağa ve akrep masalını içeren sosyal medya paylaşımı sorulduğunda Massie, “Ben her zaman kendi yolumu çizdim; oysa bence John Cornyn, burada uyumlu davranmak için her şeye göz yumduğu ve bunun nihayetinde ona istediğini kazandırmadığı için acı çekiyor olabilir” ifadelerini kullandı.

Tüm üyelerin hazır bulunduğu ve Demokratların muhalefette birleştiği varsayıldığında Johnson, parti çizgisindeki herhangi bir tasarıda yalnızca iki Cumhuriyetçi Parti üyesinin fire vermesini göze alabiliyor.

Güney Carolina valilik yarışının iddialı isimlerinden olan Güney Carolina Temsilcileri Ralph Norman ve Nancy Mace de Trump’ın eyaletin Vali Yardımcısı Pam Evette’i valilik için desteklemesinin ardından, ilerleyen süreçte Johnson için potansiyel baş ağrısı kaynağı haline gelebilir.

Ön seçimde Teksas başsavcılığı adaylığını rakibine kaybeden Teksas Temsilcisi Chip Roy, bu vekillerin ilerleyen süreçte parti önceliklerini sekteye uğratmasından endişe duyup duymadığı sorulduğunda, “Benim görüşüm, her zaman vicdanıma göre oy kullandığım yönündedir; açıkçası bazıları bunun bir hata olduğunu söyleyebilir. Ve her zaman bu şekilde oy kullanacağım. Dolayısıyla, diğer üyelerin bununla nasıl başa çıkacağı veya çıkmayacağı onlara kalmış bir durumdur. Ancak ben tasarıları taşıdıkları değere göre oylayacağım. Her zaman yapmaya çalıştığım şey budur” dedi.

Diğer üyeler de benzer görüşleri dile getirdi.

Trump’ın daha önce tehdit ettiği ılımlı isimlerden Pensilvanya Temsilcisi Brian Fitzpatrick, CNN’den Anderson Cooper’a verdiği demeçte, başkanın kendisine yönelik öfkesi sorulduğunda, “Washington D.C.’de hiçbir kişiye veya hiçbir partiye hesap vermem” şeklinde konuştu.

Fitzpatrick, “Ben Pensilvanya’daki Bucks ve Montgomery bölgelerindeki insanlar için çalışıyorum. Benim patronlarım onlardır. Her Kongre üyesinin benimsemesi gereken yaklaşım budur. Bizi Washington’a gönderenler onlardır. Onları temsil etmek zorundayız ve seçmenlerim bir balo salonu için para istemediklerini açıkça belirttiler. Bir örtülü ödenek için para istemiyorlar. Yaşam pahalılığı sorunlarına odaklanmamızı istiyorlar ve biz de onlar için bunu yapacağız” dedi.

Fitzpatrick, Demokrat New York Temsilcisi Tom Suozzi ile birlikte hazırladığı ve “silah haline getirmeye karşı” fon kurulmasını engellemeyi amaçlayan tasarı için Temsilciler Meclisinde zorunlu bir oylama yaptıracağını belirtti.

Trump, Massie’ye karşı kampanya yürütmesinin ardından Colorado Temsilcisi Lauren Boebert’i de tehdit etmiş ve Truth Social adlı sosyal medya platformundaki bir paylaşımında onun için “zayıf iradeli” ifadesini kullanmıştı.

Bu Kongre üyeleriyle yaşanan karmaşık dinamik sorulduğunda, Missouri Temsilcisi Eric Burlison, “Gerçekten ilkelere odaklanmayan bazı insanlar olabilir. Onlar intikam almaya odaklanmış durumdalar” değerlendirmesinde bulundu.

Burlison sözlerini, “Ancak tanıdığım pek çok insanın ilkelere bağlı olduğunu, ilkelere odaklandığını ve intikamı bir kenara bırakacağını düşünüyorum. Herkes için durum böyle değil. Sadece sürecin nasıl işleyeceğini görmemiz gerekecek” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Rubio Rusya’ya giden ABD heyeti hakkında konuştu

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’na katılacak “resmi” ABD delegasyonundan haberdar olmadığını açıkladı. Kongre’deki bütçe oturumunda konuşan Rubio, heyette yer aldığı belirtilen aktör Steven Seagal’ın devlet memuru olmadığını vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’na (SPIEF) gidecek “resmi” Amerikan delegasyonundan haberdar olmadığını ifade etti.

Rubio, konuya ilişkin açıklamayı Kongre’de düzenlenen bütçe oturumunda yaptı.

Oturumda konuyu gündeme getiren Demokrat Senatör Dick Durbin, Ukrayna’da savaş devam ederken Washington’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Rus Davosu” olarak nitelendirilen etkinliğine Rusya’nın ekonomik kalkınmasını görüşmek üzere neden “resmi bir heyet” gönderdiğini sordu.

Dışişleri Bakanı Rubio, senatörün sorusuna, “Oraya giden bir delegasyondan haberim yok. Bu etkinliği biliyorum, bunu düzenlediklerini de biliyorum ancak üst düzey yetkililerden bahsedildiğini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Senatör Durbin’in, edindiği bilgilere göre heyette aktör Steven Seagal’ın da yer aldığını belirtmesi üzerine Rubio, “Kimin olduğunu biliyorum. Açıkça bir devlet memuru değil” ifadesini kullandı.

Daha önce Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, SPIEF’e “birkaç yıldır ilk kez resmi bir Amerikan delegasyonunun geleceğini” açıklamıştı.

Uşakov, heyete ABD Başkanlık Güzel Sanatlar Komisyonu Başkanı Rodney Mims Cook’un liderlik edeceğini belirtmişti.

Rusya’nın en büyük ekonomi forumunda dev anlaşmalar imzalandı

Rodney Mims Cook ise daha önce yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın SPIEF’e gidişini ve Putin’in de konuşma yapacağı genel kurul oturumuna katılımını onayladığını söylemişti.

Cook, ABD Ulusal Anıtlar Vakfı’nın kurucusu ve başkanı olmasının yanı sıra Dünya Anıtlar Vakfı bünyesinde Rusya uzmanı olarak görev yapıyor.

Bağımsız uzman sıfatıyla Yeni Kudüs Manastırı Diriliş Katedrali’nin restorasyonunda yer alan Cook, Rusya’nın Washington Büyükelçiliği’nde konuşmalar yapmış, Kremlin Cephanelik Müzesi, Yasnaya Polyana ve Arhangelskoye Malikanesi’nde mimarlık dersleri vermişti.

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri döndüğü geçen yıl Washington yönetimi, Rusya’nın Ukrayna krizine yönelik “daha agresif” yaklaşımı nedeniyle SPIEF’e resmi temsilci göndermeyi reddetmişti.

O dönem ABD başkanlık yönetiminden yapılan açıklamada, Rusya ile “işlerin olağan akışına dönmesinin” ciddi ekonomik ve itibari riskler barındırdığı kaydedilmişti.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu, 1997 yılından bu yana her yıl St. Petersburg’da düzenleniyor. Temel ekonomik konuların tartışılması, yatırımların çekilmesi ve uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi için ana platformlardan biri olarak hizmet veren forum, Roscongress Vakfı tarafından organize ediliyor. SPIEF, bu yıl 3-6 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Washington ve Silikon Vadisi yapay zeka kaynaklı iş kayıplarına hazırlanıyor

Yayınlanma

Yapay zekanın istihdam üzerindeki olası olumsuz etkileri ve Amerikalıların teknolojiye yönelik artan huzursuzluğu, Washington ve Silikon Vadisi’ni harekete geçirdi. Siyasetçiler ve teknoloji liderleri, iş gücü geçiş yardımlarından evrensel temel gelire kadar bir dizi çözüm önerisini tartışmaya başladı.

Washington ve Silikon Vadisi, yapay zekanın çalışanları işinden etme potansiyelinin yaratacağı olumsuz sonuçlara karşı hazırlık yapıyor.

Amerikalıların bu teknolojiye karşı artan memnuniyetsizliği karşısında, geçiş dönemi yardımlarından evrensel temel gelire kadar pek çok seçenek masaya yatırılıyor.

Yapay zeka sektörü liderleri, teknolojinin iş gücü piyasasını bozabileceği konusunda uzun süredir uyarılarda bulunuyor. Bu konudaki öngörüler, adeta bir “istihdam kıyameti” yaşanacağı iddialarından, yapay zekanın kitlesel işten çıkarmalara yol açmadan sadece işin niteliğini değiştireceği daha hafif senaryolara kadar değişkenlik gösteriyor.

Ancak belirsiz bir ekonomide yapay zekanın gelecekleri için ne anlama gelebileceği konusunda endişeleri artan Amerikalıların durumu karşısında, hem siyasetçiler hem de teknoloji devleri uygulanabilir çözümler arıyor.

Senatör Elizabeth Warren geçen hafta ABD vergi sisteminde köklü bir reform yapılması çağrısında bulundu.

Warren, federal hükümetin yapay zeka şirketlerini vergilendirmesi gerektiğini belirterek, “yapay zekadan elde edilen kazançların sadece birkaç zengine akması yerine tüm Amerikalılara fayda sağlamasının” güvence altına alınması gerektiğini savundu.

Time dergisinde makale kaleme alan Warren, “Milyonlarca insan yapay zeka yüzünden işini kaybederse, bu çalışanların bir doktor ziyareti nedeniyle iflas etmemesi için evrensel sağlık hizmeti sunacak fonlara ihtiyacımız olacak” ifadelerini kullandı.

Açıklamalarına devam eden Warren, “Yapay zeka işin geleceğini dönüştürürse, tüm Amerikalıların iyi ücretli işlere sahip olabilmesi için ücretsiz eğitim, çıraklık programları ve yeni bir istihdam garantisine yatırım yapmamız gerekecek. Çalışanlar yeniden ayağa kalkmaya çalışırken de aileleri ayakta tutabilmek amacıyla işsizlik sigortasını güçlendirecek gelire ihtiyacımız olacak” dedi.

Warren, veri merkezleri üzerinden doğrudan yapay zeka şirketlerinin vergilendirilmesini, kurumlar vergisinin güncellenmesini ve bir servet vergisi getirilmesini önerdi.

Bu fikir, diğer ilerici siyasetçiler arasında da destek buluyor. Kongre İlerici Grubu Başkanı Temsilci Greg Casar, bir gün sonra The American Prospect’te yayımlanan yazısında “token vergisi” çağrısında bulundu.

Casar, yapay zeka kullanımına yönelik bir ölçüm birimi olan token’lara uygulanacak bu verginin, “çözümü doğrudan soruna bağlayacağını” savundu.

Casar’ın önerisine göre, yapay zekayla bağlantılı işten çıkarmalardaki artış, aynı zamanda yapay zeka vergi gelirlerinde de bir artışla sonuçlanacak ve bu kaynak daha sonra bir istihdam programı oluşturmak için kullanılabilecek.

Veri merkezi inşaatlarına moratoryum uygulanması girişimine öncülük eden Senatör Bernie Sanders ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, önde gelen yapay zeka şirketlerinden yüzde 50 hisse alarak bir yapay zeka ulusal varlık fonu kurulmasını öngören bir yasa tasarısı sunmayı planladığını duyurdu. Sanders bu fikri tek seferlik bir vergi olarak nitelendirdi.

The New York Times için yazdığı makalede Sanders, “Yapay zeka insanlığın ortak bilgisi üzerine inşa edildiği için, ürettiği servet de insanlığa fayda sağlamalıdır. Sadece sektöre hükmedecek konumda olan Bay Musk, Bay Altman, Dario Amodei ve diğer nüfuzlu isimlere değil” ifadelerine yer verdi.

Sanders, bu uygulamanın federal hükümete oy hakları aracılığıyla kritik kararlarda söz hakkı vereceğini ve yapay zeka servetinin “hepimizin yaşamını iyileştirmek için kullanılmasını” garanti altına alacağını belirtti.

Söz konusu öneri, insanların şirketlerde veya altyapılarda doğrudan pay sahibi olmasını öngören “evrensel temel sermaye” kavramının artan popülaritesini yansıtıyor.

OpenAI da nisan ayında yapay zeka çağına yönelik bir dizi sanayi politikası önerisi sunduğunda bu fikrin bir versiyonunu benimsemişti.

ChatGPT’nin geliştiricisi olan şirket, her vatandaşa yapay zekanın ekonomik büyümesinden bir pay sağlayacak bir kamusal varlık fonu kurulmasını önerdi.

Şirket, fona nasıl kaynak sağlanacağını belirleme işini ise siyasiler ile yapay zeka şirketlerinin ortak çalışmasına bıraktı.

OpenAI ayrıca, sermaye kazançları, kurumlar vergisi veya yapay zeka kaynaklı sürekli getirilere yönelik hedeflenmiş önlemler yoluyla sermayeye dayalı gelirlere olan bağımlılığı artıran ve otomatize edilmiş iş gücüne yönelik vergiler gibi yeni yaklaşımları araştıran vergi düzenlemelerine de destek verdi.

California Valisi Gavin Newsom da evrensel temel sermaye fikrini değerlendiriyor. Newsom geçen ay, yapay zeka kaynaklı iş kayıplarının etkisini hafifletmek amacıyla geçici sübvansiyonlu istihdam programları, iş gücü eğitim programları ve “evrensel temel sermaye kavramlarını” içeren çeşitli politikaların değerlendirilmesi için bir kararname imzaladı.

Daha önce yapay zekanın gelecekte çalışmayı “isteğe bağlı” hale getireceğini öne süren teknoloji lideri Elon Musk ise federal hükümetin bireylere doğrudan ödeme yapmasını öngören evrensel temel gelir modelini savundu.

2022 sonlarında ChatGPT’nin kullanıma sunulmasından bu yana Silikon Vadisi liderleri, yapay zekanın istihdamın yerini alma potansiyeline karşı temkinli açıklamalar yapıyor.

OpenAI CEO’su Sam Altman, 2023 başlarında teknolojinin “mevcut birçok işi ortadan kaldırabileceğini” söylerken, aynı zamanda “çok daha iyilerini yaratabileceğimizi” öne sürmüştü.

Anthropic CEO’su Dario Amodei ise geçen yıl yapay zekanın giriş seviyesindeki tüm beyaz yakalı işlerin yarısını ortadan kaldırabileceğini ve önümüzdeki birkaç yıl içinde işsizliğin yüzde 10 ila 20’ye yükselmesine neden olabileceğini söyleyerek dikkat çekmişti.

Şu ana kadar yapay zeka iş gücü piyasasında büyük sarsıntılara yol açmadı. Çok sayıda şirket binlerce çalışanı işten çıkarırken bu teknolojiye işaret etse de, yapay zekanın büyük ölçekli bir kesintiye neden olduğuna dair sınırlı kanıt bulunuyor.

Bazı teknoloji liderleri son dönemde öngörülerini yumuşattı. Reuters’ın aktardığına göre Altman geçen hafta yapay zekanın bir “istihdam kıyametine” yol açmayacağını belirterek, “yanılmaktan memnuniyet duyduğunu” sözlerine ekledi.

Son dönemdeki öneri dalgası, Amerikalıların hem yapay zeka hem de ekonomi konusunda endişelerini dile getirdiği bir döneme denk geliyor.

ABD’de tüketici güveni, ülkenin İran savaşı ortamında yüksek fiyatlarla mücadele ettiği mayıs ayında tarihi bir düşük seviyeye gerilemişti.

Bu süreçte, yapay zekanın ekonomiyi olumlu değil, olumsuz etkileyeceğini düşünen Amerikalıların sayısı çoğunluğu oluşturuyor. Salı günü yayımlanan bir Economist/YouGov anketi, katılımcıların yüzde 41’inin teknolojinin olumsuz bir ekonomik etkisi olacağına inandığını, buna karşılık olumlu etki yaratacağını düşünenlerin oranının yüzde 17’de kaldığını ortaya koydu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English