Amerika
ICE bir cinayet daha işledi, protestocular sokağa döküldü

Minneapolis’te operasyonlarına devam eden Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanları, cumartesi günü bir Amerikan vatandaşını daha silahla vurarak öldürdü.
ICE ajanlarınca vurularak öldürülen kişinin kimliği ailesi tarafından 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti olarak açıklandı.
İç Güvenlik Bakanlığı, tabanca taşıyan Pretti’nin silahını alma girişimlerine direnmesi sonrasında, kendilerini savunmak isteyen ICE ajanları tarafından vurulduğunu ileri sürdü.
Ailesi yazılı bir açıklamada Pretti’nin Minneapolis Gaziler Hastanesinde yoğun bakım servisi hemşiresi olarak çalıştığını belirtti. Associated Press’e (AP) konuşan aile, Pretti’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmen politikalarından rahatsız olduğunu anlattı.
Pretti’nin ailesi ayrıca bir silaha ve Minnesota’da taşıma ruhsatına sahip olduğunu ama silah taşıdığını hiç görmediklerini de kaydetti.
Aile, videoların Pretti’nin ICE ajanları tarafından yere yatırıldığında elinde silah tutmadığını gösterdiğini savundu.
İç Güvenlik Bakanlığı cinayeti savundu
Trump yönetimi yetkilileri, bu iddiaları çürüten video görüntüleri olmasına rağmen, Pretti’nin, ajanları ateşli silahla tehdit ettiğini iddia etmeye devam etti.
İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Pretti’nin “şiddeti sürdürmek için” orada olduğunu söyledi ve 9 mm’lik yarı otomatik tabancayla federal ajanlara yaklaştığını belirtti.
Sınır Devriye Şefi Greg Bovino CNN’e “kurbanlar orada bulunan Sınır Devriye ajanlarıdır” dedi. Cumartesi günü, memurlarının bir “katliamı” önlediklerini söyledi.
Olayın görüntüleri, Pretti’nin bir cep telefonu tuttuğunu fakat silah sallamadığını gösteriyor. Çeşitli açılardan çekilen videolarda, Pretti’nin biber gazı sıkılan başka bir protestocuya yardım etmeye çalıştığı, ardından ajanlar tarafından yere yatırıldığı ve yakın mesafeden birkaç el ateş edildiği görülüyor. Bir videoda, federal bir ajanın Pretti’yi silahsızlandırdığı ve ardından ona birkaç el ateş ettiği görülüyor.
Trump, “kaos”tan Demokrat yetkilileri sorumlu tuttu
Minnesota Valisi Tim Walz, Alex Pretti’nin öldürülmesinden bir gün sonra basına konuştu. “Planın nedir, Donald Trump? Planın nedir?” diye soran Walz. “Bu federal ajanları eyaletimizden çıkarmak için ne yapmamız gerekiyor? Eğer bizden istediğin korku, şiddet ve kaossa, o zaman bu eyaletin ve ulusun insanlarını açıkça hafife almışsın. Yorgunuz, ama kararlıyız. Barışçıyız, ama asla unutmayacağız. Öfkeliyiz, ama umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Ve her şeyden öte, açıkça birleşmiş durumdayız,” dedi.
Walz, Trump’ın niyetinin “Minnesota’yı ibretlik bir örnek yapmak” olduğunu ama bunun ters teptiğini söyledi:
“Bu eyalette kanun ve düzene inanıyoruz. Barışa inanıyoruz ve Donald Trump’ın, bu 3.000 eğitimsiz ajanı başka birini öldürmeden Minnesota’dan çekmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz burada, müdahale edilmeden hayatlarını yaşamaya çalışan bir Minnesotalının başka bir hikayesini anlatıyoruz. Şu anda bunu izleyen Amerikalılara, belki merak, şaşkınlık, dehşet, küçümseme veya sempatiyle izliyorsunuz. Hepinize bir sorum var. Hangi tarafta olmak istersiniz?”
Pazar günü yayınlanan Wall Street Journal mülakatında Trump, yönetiminin silahlı saldırı ile ilgili “her şeyi incelediğini” söyledi. Trump röportajda, “Her şeyi inceliyoruz ve bir karar vereceğiz,” dedi. Başkan, göçmenlik memurlarının “bir noktada” Minneapolis’ten çekileceğini söyledi.
Trump, pazar gecesi erken saatlerde, yerel Demokrat yetkililerin kaostan sorumlu olduğu yönündeki suçlamalarını derinleştiren bir dizi sosyal medya paylaşımı yaptı:
“Demokratların yönettiği Sığınak Şehirler ve Eyaletler, ICE ile işbirliği yapmayı REDDEDİYOR ve aslında solcu kışkırtıcıları, en kötü insanları tutuklamak için operasyonlarını yasadışı olarak engellemeye teşvik ediyorlar!”
Minnesota yetkililerini tüm belgesiz göçmenleri teslim etmeye ve Kongreyi, onları federal sınır dışı etme prosedürlerinden korumak için tasarlanmış yerel yasaları yasadışı ilan etmeye çağırdı.
Binlerce kişi sokağa çıktı
Minneapolis’te yapılan göçmenlik baskınlarında bir ay içinde ikinci bir ABD vatandaşının öldürülmesi, öfkeli protestolara yol açtı.
Binlerce gösterici, Pretti’nin vurulması üzerine dondurucu soğuğa rağmen sokaklara döküldü.
Cumartesi gecesi yüzlerce kişi, Pretti’ye saygılarını göstermek için, vurulduğu yerin yakınında mumlar yakıp onun adını haykırdı.
Protestolar, insanların “Alex için adalet” ve “ICE’ı kaldırın” yazılı pankartlar taşıdığı New York’un yanı sıra Chicago, Los Angeles, Portland ve San Francisco gibi diğer ABD şehirlerine de yayıldı.
Chicago’da binlerce protestocu, Kongre Meydanını doldurdu. Kar, başlarını, omuzlarını ve kirpiklerini kaplarken, göçmenlere ve mültecilere destek sloganları attılar ve ICE’ın kaldırılmasını talep ettiler.
Illinois Göçmen ve Mülteci Hakları Koalisyonunun yönetici direktörü Lawrence Benito kalabalığa, “Dün ‘Ne zaman yeter artık?’ diye sordum. Çünkü her adımda, halkımız yeter artık dedi,” diye konuştu.
Pazar günkü miting ve yürüyüşte, Belediye Başkanı Brandon Johnson, Vali Yardımcısı Juliana Stratton, Temsilci Delia Ramirez ve Eyalet Senatörü Karina Villa dahil olmak üzere birçok yerel lider ICE’ın kaldırılmasını talep etti.
Stratton, “Onların bir VA hemşiresini vurduklarını, bu konuda yalan söylediklerini ve kendi gözlerimizle gördüklerimizi görmediğimizi söylemeye çalıştıklarını gördük. ICE’ı kaldırmakla başlamalıyız. İşledikleri suçlardan dolayı onları yargılamalıyız. Ve bu hafta DHS’nin [İç Güvenlik Bakanlığı] finansmanı konusunda oylama yapacak olan tüm senatörlere şunu söylemek istiyorum: Sizi izliyoruz,” dedi.
Cumhuriyetçilerde de rahatsızlık artıyor
Cumhuriyetçiler de Minneapolis’teki kaostan rahatsız olmaya başlamış görünüyor. Oklahoma’nın Cumhuriyetçi valisi Kevin Stitt, CNN’in “Face the Nation” programında, “Amerikalıların ölümü, televizyonda gördüklerimiz, federal taktikler ve hesap verebilirlik konusunda derin endişelere neden oluyor. Amerikalılar şu anda gördüklerinden hoşlanmıyorlar,” dedi.
Federal göçmenlik ajanlarının Minnesota’dan çekilip çekilmemesi gerektiği sorulduğunda, Cumhuriyetçi Valiler Derneği Başkanı Stitt, “Bence bu soruyu başkanın cevaplaması gerekiyor… Ve şu anda kötü tavsiyeler alıyor,” dedi.
Louisiana senatörü Bill Cassidy, “Minneapolis’teki olaylar inanılmaz derecede rahatsız edici” diyerek, baskınların ön saflarında yer alan İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE’ın güvenilirliğinin şu anda tehlikede olduğunu ekledi.
Kuzey Carolina Cumhuriyetçi Senatörü Thom Tillis, olayla ilgili “kapsamlı ve tarafsız bir soruşturma” yapılması çağrısında bulundu.
Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Lisa Murkowski, olayın “yönetim içinde göçmenlik uygulamaları eğitiminin ve memurlara verilen talimatların yeterliliği konusunda ciddi sorular ortaya çıkarması gerektiğini” söyledi.
Demokratlar hükümeti yeni kapanma ile tehdit ediyor
Pretti’nin öldürülmesi, eski Demokrat başkanlar Bill Clinton ve Barack Obama’nın kınama açıklamalarına neden oldu.
Obama, silahlı saldırıyı “parti ayrımı gözetmeksizin tüm Amerikalılara, ulus olarak temel değerlerimizin giderek daha fazla saldırı altında olduğu konusunda bir uyarı” olarak nitelendirdi.
Pazar günü Senato Demokratları, İç Güvenlik Bakanlığı için fon içermesi halinde önemli bir hükümet finansman paketini engellemekle tehdit ederek, Washington’un en uzun resmi kapanışından sadece birkaç ay sonra, önümüzdeki hafta federal hükümetin kapanma olasılığını gündeme getirdi.
Michigan’dan “ılımlı” bir Demokrat senatör olan Elissa Slotkin, “Tüm Amerikalıların kendi gözleriyle görebileceği gibi, ICE ve onun emrindeki kişiler sorumlu kolluk kuvvetleri gibi davranmıyorlar. Başkanın keyfi istekleri doğrultusunda pervasızca şiddeti kışkırtıyorlar,” dedi.
Senatonun en üst düzey Demokrat üyesi Chuck Schumer, partisinin federal göçmenlik kurumu ICE’ı denetleyen İç Güvenlik Bakanlığına fon sağlayan yasa tasarısına karşı oy kullanacağını söyledi.
Kongre, 30 Ocak tarihine kadar hükümete fon sağlamak zorunda, aksi takdirde kısmi hükümet kapanması riskiyle karşı karşıya kalacak.
Schumer, pazar günü yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “halkı korumak için ICE ve CBP’yi [Gümrük ve Sınır Koruma] yeniden düzenlemek için Demokratlara katılmaları” gerektiğini söyledi.
Geçen yılki hükümetin kapanması sırasında partilerinden ayrılan ve kanun uygulayıcıları karşıtı görünmemek için son derece dikkatli davranan ılımlı Demokratlar da bu çağrıya katıldı.
Nevada Senatörü Catherine Cortez Masto, ICE operasyonu hakkında yaptığı açıklamada, “Bu açıkça Amerikalıların güvenliğini sağlamakla ilgili değil, ABD vatandaşlarını ve yasalara uyan göçmenleri acımasızca muamele etmekle ilgili” dedi.
İş dünyası da topa girdi: Patronlardan “yatıştırma” çağrısı
Bu olayın etkileri iş dünyasına da sıçradı ve Minnesota merkezli 60’tan fazla şirketin üst düzey yöneticileri, milletvekillerinden durumu yatıştırmak için önlemler almalarını istedi.
3M, Best Buy, General Mills, Target, UnitedHealth ve diğer birçok büyük şirketin yöneticileri, “Dünkü trajik haberler üzerine, gerginliğin derhal azaltılmasını ve eyalet, yerel ve federal yetkililerin gerçek çözümler bulmak için birlikte çalışmasını talep ediyoruz,” diye yazdı.
Mektupta, “Topluluğumuz için zor olan bu dönemde, Minnesota’daki ailelerin, işletmelerin, çalışanlarımızın ve toplulukların parlak ve müreffeh bir gelecek inşa etmek için çalışmalarımıza devam etmemizi sağlayacak hızlı ve kalıcı bir çözüm elde etmek için yerel, eyalet ve federal liderler arasında barış ve odaklanmış işbirliği çağrısında bulunuyoruz,” denildi.
Mektubu imzalayan CEO’lar arasında 3M CEO’su William Brown, Best Buy CEO’su Corie Barry, General Mills CEO’su Jeff Harmening, Target’ın yeni CEO’su Michael Fiddelke, UnitedHealth Group CEO’su Stephen Helmsley ve diğerleri yer alıyor.
Bu arada, Minnesota eyaleti ve İkiz Şehirler (Minneapolis ve St. Paul), bu ay dava açarak federal yargıçtan göçmenlik operasyonlarını durdurmasını talep ederken, yıkıcı iktisadi etkilerden bahsetti. Davada, bazı işletmelerin satışlarında %80’e varan düşüşler olduğu belirtildi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Amerika
ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.
ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.
Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.
Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”
Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.
Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.
Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.
Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.
İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.
Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.
Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor
Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.
Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.
Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.
Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.
Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.
Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.
WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.
Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.
Amerika
ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.
ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.
Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.
Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.
Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.
Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.
Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.
Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.
Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti
Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.
Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.
Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.
Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.
Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.
Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.
Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor
Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.
Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.
Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.
Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.
İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.
Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları










