Bizi Takip Edin

Ortadoğu

FT: ABD ile İran arasındaki anlaşma İsrail için felaket oldu

Yayınlanma

ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının, İsrail’in uzun süredir dile getirdiği İran yanlısı vekil güçlerin desteklenmesinin sonlandırılması ve balistik füze programının sınırlandırılması gibi talepleri içermemesi İsrail’de tepkiyle karşılandı.

Financial Times (FT) gazetesi, söz konusu anlaşmanın İsrail için “stratejik bir felaket” haline geldiğini yazdı.

Gazeteye değerlendirmede bulunan eski bir İsrailli yetkili, yaşanan durumun boyutuna dikkat çekerek, “Bunun ne kadar büyük bir stratejik felaket olduğunu kelimelerle ifade etmek zor. Savaş öncesi dönemle kıyaslandığında bugünkü tablo kesinlikle daha kötü. Artık geçmişte olduğu gibi ABD ile aynı çizgide ilerlemiyoruz” dedi.

FT, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran ile vardığı geçici anlaşmanın İsrail’de büyük bir öfke uyandırdığını aktardı. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance ise tepkilere yanıt olarak İsrail’i “uyanmaya ve gerçekleri görmeye” çağırdı.

Gazetenin eski ABD’nin İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro’ya dayandırdığı analize göre, Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kendi başarılarından sarhoş oldu, ulaşabilecekleri hedefleri yanlış değerlendirdi ve ellerindeki en elverişli stratejik konumu heba etti.

Haberde, İran’daki protestoların mevcut rejimi kolayca devireceği yönündeki beklentilerin boşa çıktığı belirtildi. Çatışmalarda büyük kayıplar veren Tahran yönetiminin ise süreç sonunda kendi pozisyonunu güçlendirdiğine inandığı aktarıldı.

Netanyahu’nun, kendisi için “lanet olası bir kaçık” ifadesini kullanan ve “Tüm kararları ben alırım, o hiçbir şeye karar veremez” diyen Trump ile giderek daha fazla mesafe koyduğu kaydedildi.

İsrailli siyasi danışman Nadav Strauchler konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “İran ile yapılan bu anlaşma Netanyahu için hafif bir darbe değil. Eğer yarın seçim olsaydı Netanyahu çok büyük bir sıkıntı içinde olurdu” ifadelerini kullandı. İsrail’de genel seçimlerin ekim ayında yapılması planlanıyor.

Netanyahu ise kendisine ve İsrail yönetimine yönelik eleştirileri reddediyor. 15 Haziran’da düzenlediği basın toplantısında elde edilen başarıları sıralayan Netanyahu’nun bahsettiği kazanımların birçoğunun, FT’nin analizine göre son çatışmaya değil, İsrail’in geçmişteki askeri harekatlarına ait olduğu belirtiliyor.

Gazeteye göre Tahran yönetimi Lübnan’daki durum nedeniyle müzakereleri zamana yaymaya hazır görünürken, Trump ise Orta Doğu’daki gelişmelere daha az müdahil olmayı hedefliyor.

Bölgedeki tabloyu yorumlayan Shapiro, “Bu çok büyük bir stratejik hataydı. 7 Ekim sonrası dünyada ‘işi sonuna kadar götürmek’ diye bir şey kalmadı” değerlendirmesinde bulundu. Hamas unsurları, 7 Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi üzerinden İsrail’e yönelik kapsamlı bir saldırı başlatmıştı.

ABD ile İran, 18 Haziran gecesi uzaktan erişim yöntemiyle bir mutabakat zaptı imzaladı. İki ülke arasındaki silahlı çatışmayı sona erdirme yolunda ilk adım olarak kabul edilen bu gelişmenin, daha geniş kapsamlı bir anlaşmanın önünü açması bekleniyor.

Mutabakatın ardından İsviçre’de başlayan teknik görüşmelerde taraflar, 60 gün içinde nihai bir barış anlaşmasına varmak üzere bir yol haritası üzerinde uzlaştı.

Ancak bu müzakereler öncesinde Tahran, İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarını gerekçe göstererek Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatacağını duyurmuştu.

İsrail’in saldırıları nedeniyle İsviçre’deki görüşmelerin de bir gün süreyle ertelendiği FT ve CNN tarafından bildirilmişti.

Trump ise İranlı müzakerecilere, boğazın kapatılması durumunda ülkelerine yönelik saldırıları yeniden başlatma tehdidinde bulunarak “Bir ülkeniz kalmaz” demişti.

Aynı süreçte ABD Başkanı, İsrail ve Lübnan’a ateşkes kurallarına uyma çağrısı yapmıştı. Netanyahu ise İsrail’in kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Lübnan’ın güneyinde kalmaya devam edeceğini açıklamıştı.

ABD ve İran 60 gün içinde nihai barış anlaşması imzalamak için anlaştı

Ortadoğu

İsrail, Batı Şeria ve Gazze’de Avrupa’nın 150 milyar avroluk varlığına hasar vermiş

Yayınlanma

İsrail, Gazze ve Batı Şeria’da Avrupa vergi mükelleflerinin finanse ettiği en az 150 milyon avro değerindeki tesise zarar vermiş.

Öte yandan İsrail’in cezasız kalmasının daha fazla yıkıma yol açacağına dair endişeler sürerken, Tel Aviv’in tek bir avro bile geri ödeme yapmadığı da ortaya çıktı.

EUobserver’daki habere göre Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi (50,5 milyon avro) ve Deyr el-Bala’daki Güney Gazze Deniz Suyu Tatlandırma Tesisi ile buna bağlı 18 km’lik boru hattı (30 milyon avro), mevcut savaşın başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail hava saldırılarının vurduğu en pahalı iki AB finanse edilmiş yapıydı.

AB ayrıca 2021 ve 2023 yıllarında Han Yunus’taki Gazze Merkez Tuzdan Arındırma Tesisi ile “Gazze için Gaz” boru hattının inşasına 15 milyon avro yatırım yapmıştı.

Fakat bu projeler savaş nedeniyle tamamlanamadı ve şantiyelerin de bombalanıp bombalanmadığı bilinmiyor.

AB Dışişleri Servisi’ne göre, Avrupalı vergi mükellefleri 2014-2020 döneminde Gazze’deki diğer altyapı projelerine yılda ortalama 10 milyon avro finansman sağlamıştı; bu da 60 milyon avro değerindeki başka projelerin de tehlikeye girmesine neden oldu.

Ayrıca, üye devletler ikili programlar kapsamında bu rakama katkıda bulundu.

Belçika Dışişleri Bakanlığı, EUobserver’a savaş öncesinde Gazze’de milyonlarca avro değerinde “bir dizi yeşil altyapı projesi” ve gaz projesini finanse ettiğini belirtti ama kesin bir rakam vermedi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise, Gazze için “su altyapısı, küçük ölçekli kamu altyapısı, küçük ölçekli enerji ve tarım altyapısı… konut” alanlarını kapsayan uzun vadeli bir programı olduğunu açıkladı ama bunun değerine ilişkin bir bilgi vermedi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı da, rakam vermeden, “Gazze’de biri Gazze Şehri Sanayi Parkı ile bağlantılı olmak üzere iki büyük yatırımı olduğunu” belirtti.

Finlandiya ve Hollanda da herhangi bir ayrıntı vermeden Gazze’deki tesislere fon sağladıklarını doğrularken, Polonya Dışişleri Bakanlığı, Gazze’deki Rosary Rahibeleri Okulu, Gazze Şehri’ndeki Kutsal Aile Parokya Kilisesi ve Nuseyrat mülteci kampındaki bir okula 300.000 avro ödediğini açıkladı.

Raporlamadaki eksikliklere rağmen, bu rakamların toplamı Gazze-AB maliyetinin muhtemelen 155 milyon avronun çok üzerinde olduğunu gösteriyor.

Yabancı diplomatları veya basını hâlâ ülkeye almadığı için, ne kadar tahribat yarattığını yalnızca İsrail biliyordu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, “Şu anda, Gazze’deki Almanya tarafından finanse edilen altyapı projelerine yönelik olası hasara ilişkin elimizde somut bir değerlendirme bulunmamaktadır,” dedi.

Polonya ise şöyle dedi: “Askeri operasyonlar sonucunda bu yerlerin en azından bir kısmının çeşitli derecelerde hasar gördüğünü biliyoruz.”

Belçika’nın projelerinin ise İsrail bombaları nedeniyle “önemli kayıplara uğradığı” açıklandı.

Ayrıca, 31 Ekim 2025 tarihinde BM tarafından incelenen uydu fotoğraflarına göre, İsrail’in Gazze’deki tüm yapıların yüzde 81’ini tahrip ettiği görülüyordu.

Dünya Bankası (DB) da Nisan 2026’da yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze’ye toplam 35,2 milyar dolar (30,6 milyar avro) tutarında maddi hasar verdiğini ve Gazze’nin “tuzdan arındırma, atık su altyapısının yeniden inşası, enerji üretimi, katı atıkların uzaklaştırılması ve yönetimi ile ana yolların ve köprülerin yeniden inşası” için 9,9 milyar dolarlık “acil durum” fonuna ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Ne var ki Dünya Bankası’na göre, yeniden inşa çalışmalarına başlanabilmesi için Gazze’nin öncelikle, “insanca bir şekilde kaldırılması” gereken yaklaşık 10.000 cesedin karıştığı 47 milyon ton moloz ile 20.000 ton patlamamış İsrail bombasını temizlemesi gerekiyordu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran nihai anlaşma için Lübnan’da ateşkes şartını koştu

Yayınlanma

İran ile ABD arasında İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında başlayan yeni tur müzakerelerde Lübnan’da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi öncelikli gündem maddesi oldu. El-Ahbar gazetesine konuşan kaynaklara göre Tahran yönetimi, Washington ile nihai anlaşma müzakerelerine geçilmesi için İsrail’in Lübnan’dan çekilmesinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Lübnan’da İsrail’i dizginleyecek adımların Beyrut veya Tel Aviv’den ziyade, İranlı ve Amerikalı müzakerecileri bir araya getiren kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde belirlendiği yönündeki değerlendirmeler, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasındaki müzakereler öncesinde yaşanan gelişmelerle yeniden gündeme geldi.

Lübnan’daki mevcut yönetim anlayışının aksine İran, sahadaki nüfuz unsurlarını kullanarak diplomatik kazanımlar elde etme stratejisini sürdürüyor.

Lübnan hükümeti ise sahada elde edilemeyen tavizlerin Washington’daki masada İsrail’e verilmesine zemin hazırlayan ayrı bir müzakere hattında ısrar ediyor.

Yeni tur görüşmelere katılmak üzere İsviçre’ye gelen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Lübnan’da ateşkesin kalıcı hale getirilmesine yönelik adımların bu müzakerelerin öncelikli başlıklarından biri olduğunu doğruladı.

CNN’in konuya yakın diplomatik bir kaynağa dayandırdığı habere göre, ABD ve İran heyetlerinin ilk olarak ele alacağı konu olarak Lübnan’daki durum için acil bir oturum düzenlenmesi kararlaştırıldı ve bu başlık gündemin ilk sırasına yerleştirildi.

ABD İsrail’in çekilmesi konusunda zorluklar yaşandığını bildirdi

El-Ahbar gazetesine konuşan diplomatik kaynaklara göre ABD tarafı, İsrail hükümetini Lübnan’dan tamamen çekilmeye ikna etmek için yoğun çaba sarf ettiğini ancak bu süreçte ciddi zorluklarla karşılaşıldığını İran tarafına iletti.

Amerikalı yetkililer, İsrail’in çekilmesini kolaylaştırmak amacıyla Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinden çekilmesi konusunda İran’ın destek vermesini talep etti.

İran heyeti ise Hizbullah konusunun Lübnan’ın bir iç meselesi olduğunu vurguladı. Tahran’ın, Lübnan yönetiminin İsrail’in hızlı bir şekilde geri çekilmesini öngören bir takvim üzerinde anlaşmaya varmasına karşı olmadığını belirten heyet, kendi sorumluluk alanlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

İran tarafı, hem kendilerinin hem de ABD’nin, Lübnan dahil olmak üzere bölge genelinde savaşın sonlandırılmasına yönelik önlemleri uygulama taahhüdü bulunduğunu, bunun için de ABD’nin İsrail üzerinde sadece ateşkes için değil, hızlıca geri çekilmesi yönünde baskı kurması gerektiğini kaydetti.

İran nihai anlaşma için Lübnan şartını yineledi

İranlı bir yetkili de CNN’e yaptığı açıklamada, Lübnan’daki çatışmaların sonlandırılmasının İran heyetinin gündemindeki en önemli madde olduğunu doğruladı.

Görüşmeler sırasında ABD Başkan Yardımcısı Vance, Washington’ın Lübnan ile İsrail arasında barışın tesisi için çalışmaya devam ettiğini belirterek, geçici ateşkesin uzun vadeli istikrarı sağlayacak kalıcı bir anlaşmaya dönüştürülmesini umduklarını ifade etti.

Oturum öncesinde açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, ABD-İran mutabakat zaptında öngörüldüğü üzere Lübnan’daki savaş durdurulmadığı sürece Tahran’ın Washington ile nihai anlaşma müzakerelerine başlamayacağını bildirdi.

Bekai, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sonlandırılmasını öngören ilk madde başta olmak üzere, bu hükümler uygulanmadan nihai bir anlaşmaya varılması için müzakere aşamasına geçilmesi mümkün değildir” ifadesini kullandı.

Bürgenstock’taki müzakere turu öncesinde taraflar arasındaki uzlaşıyı tehlikeye atan askeri ve diplomatik gelişmeler yaşandı. İsrail’in ABD-İran mutabakatını ihlal eden askeri gerilimi tırmandırması ve Lübnan’da gerçekleştirdiği saldırıların ardından İran, Hürmüz Boğazı’nı trafiğe kapattığını duyurmuştu.

İran’ın Hatemül Enbiya Karargahı’ndan yapılan açıklamada, boğazın kapatılmasının Tahran’ın planladığı bir dizi önlemin yalnızca ilk adımı olduğu belirtilmiş, ardından İran Dışişleri Bakanlığı ABD ile yürütülen Cenevre müzakerelerini askıya aldığını açıklamıştı.

Bu gelişmeler üzerine ABD’nin devreye girerek İsrail üzerinde baskı oluşturduğu ve bunun sonucunda İsrail askeri komutasının 24 saat içinde ikinci kez güney Lübnan’da askeri operasyonların tamamen durdurulması yönünde kesin talimat verdiği bildirildi.

İsrail medyasında yer alan haberlerde, bu kararın tamamen Tel Aviv’in kendi inisiyatifiyle alınmadığı, İran’ın Hürmüz Boğazı hamlesinin ardından ABD’den gelen yoğun baskı neticesinde askeri operasyonların sınırlandırıldığı aktarıldı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran dondurulan fonların bir kısmına erişebilir

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD ve Katar, İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir bölümünün insani amaçlarla kullanılmasını sağlayacak bir mekanizma üzerinde çalışıyor. Planın ilk aşamasında Katar’da tutulan 6 milyar dolarlık fonun kullanıma açılması öngörülüyor. Haberde, mekanizmanın ileride daha büyük tutardaki İran varlıklarının serbest bırakılması için model oluşturabileceği belirtiliyor.

ABD ile Katar, İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir bölümünün “insani amaçlarla” kullanılmasına imkan verecek bir mekanizma üzerinde çalışıyor.

Wall Street Journal’ın (WSJ) konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, plan İran’ın yaptırımlar nedeniyle bloke edilen fonlarının bir kısmına erişmesini öngörüyor.

Habere göre Katar, İran Merkez Bankası’nın daha önce petrol satışlarından elde edilen ancak bloke edilen fonları kullanarak gıda, ilaç ve diğer temel ihtiyaç ürünlerini satın almasına izin verecek.

Söz konusu fonlar, yaptırımlar nedeniyle dünya genelinde dondurulan yaklaşık 100 milyar dolarlık İran varlıklarının bir bölümünü oluşturuyor. Planın ilk aşamasında Katar’da tutulan 6 milyar dolarlık kaynağın kullanılması hedefleniyor.

Kaynaklar, Katar üzerinden oluşturulacak mekanizmanın İran’a ait diğer varlık havuzları için de örnek teşkil edebileceğini aktardı.

Bu sayede ilerleyen dönemde 24 milyar dolarlık başka bir dilimin serbest bırakılmasının önü açılabilir. Habere göre Tahran, yürütülen anlaşma görüşmelerinde özellikle bu tutarın bloke durumdan çıkarılmasını talep ediyor.

WSJ’ye konuşan üst düzey bir ABD yönetimi yetkilisi, İran’ın mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde söz konusu varlıklara erişebileceğini söyledi.

Yetkili, zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi gibi adımlar atılması durumunda İran’ın “iyi davranış karşılığında daha fazlasını elde edeceğini” ifade etti.

İran ile ABD, 15 Haziran’da bir barış anlaşmasına vardı. Aynı gün Mehr Haber Ajansı, anlaşma kapsamında ülkenin yeniden inşası için en az 300 milyar dolar tutarında bir programın görüşüldüğünü ve bunun ABD ile müttefikleri tarafından finanse edilebileceğini bildirdi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Tahran’ın yeni barış anlaşması kapsamında oluşturulacak bir “yeniden yapılanma fonuna” erişebileceğini söyledi.

Ancak Vance, anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde İran’ın 24 milyar dolarlık dondurulmuş varlığına erişeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Daha sonra ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Tahran’a 300 milyar dolar ödeyeceği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Reuters ve Bloomberg‘e konuşan kaynaklar ise ABD ile İran arasında üzerinde çalışılan çerçeve anlaşmanın, İran ekonomisine yatırımları teşvik etmek amacıyla 300 milyar dolarlık özel bir yatırım fonu kurulmasını öngördüğünü aktardı.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı daha sonra, ABD ile İran arasında 19 Haziran’da yapılması planlanan ve anlaşmanın imzalanmasının beklendiği görüşmenin ertelendiğini duyurdu.

Axios’un 20 Haziran gecesi yayımladığı habere göre ise Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff, İran heyetiyle görüşmeler yapmak üzere İsviçre’ye gidiyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English