Diplomasi
NATO, Ankara zirvesinde dev silah anlaşmaları imzalayacak

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesinde müttefiklerin milyarlarca dolarlık yeni silah sözleşmeleri ve savunma sanayisi üretimi taahhüt etmesi bekleniyor. Politico’ya konuşan diplomatlar, liderler bildirisinin taslağında Ukrayna’ya askeri destek, Rusya ve İran’a dair kritik başlıkların yer aldığını bildirdi.
NATO müttefiklerinin, gelecek ay Ankara’da düzenlenecek ittifak zirvesinde milyarlarca dolar değerinde yeni silah sözleşmeleri imzalamayı ve silah üretimini artırmayı taahhüt etmesi bekleniyor.
Beş NATO diplomatının Politico’ya verdiği bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl göreve dönmesinden bu yana müttefikleri sürekli eleştirmesine rağmen, ülkeler ortak bildiride NATO’nun 5. maddesindeki karşılıklı savunma taahhüdünü teyit etmeye ve Rusya’yı yeniden uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlamaya hazırlanıyor.
Trump dahil NATO liderleri, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir araya gelecek. Zirve, Avrupa ülkelerinin İran’daki savaşta Washington’a yeterli desteği vermediğine yönelik ABD eleştirilerinin gölgesinde gerçekleşecek.
Diplomatlar, konunun hassasiyeti nedeniyle gizli kalması koşuluyla taslak bildirinin ayrıntılarını paylaşarak ortak açıklamanın geçen yıl olduğu gibi kısa tutulacağını belirtti.
NATO büyükelçileri, son dakikaya kadar değişiklik yapılabilecek liderler bildirisinin detaylarını müzakere etmeyi sürdürüyor. Metin, Ankara’da devlet ve hükümet başkanları tarafından onaylanacak.
Silah sözleşmelerinin kesin tutarı henüz netleşmezken, tedarik anlaşmalarının en azından bir kısmının önceden kararlaştırılarak yeniden paketlenmesi öngörülüyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, müttefikler arasındaki iç anlaşmazlıkları perdeleyecek birleştirici bir başlık bulma arayışıyla zirvenin odağını öncelikle savunma sanayisi üretimini artırmaya kaydırmak istiyor.
İttifak genelinde üretimi ölçeklendirme çabası, Avrupa savunma sanayisini yüksek maliyetli butik silahlardan hızlı kitle üretimine geçirme zorluğunu yansıtıyor.
Rutte, ABD’nin de yararına olacak yeni savunma anlaşmaları vaat ederek Trump’ın önemsediği ekonomik argümanları öne çıkarmayı hedefliyor.
Geçen hafta müttefiklerin 2035’e kadar GSYİH’lerinin yüzde 3,5’ini savunmaya harcamayı kabul ettiğini hatırlatan Rutte, Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın geçen yıl, 2024’e kıyasla savunma bütçelerine 139 milyar dolar daha fazla kaynak aktardığını açıklamıştı.
Taslak metne göre NATO müttefikleri, Ukrayna’ya 70 milyar avroluk askeri destek sağlama taahhüdünde bulunurken gelecek yıl için de en az bu miktara eş değer bir kaynak vaat ediyor.
Politico’nun ilk kez duyurduğu ve ABD’nin katılması beklenmeyen bu finansman hedefi, bir diplomata göre zirvedeki en tartışmalı konulardan biri olmaya aday.
Ancak kıdemli bir başka NATO diplomatı, taslak bildiri üzerindeki görüşmelerin genel olarak pürüzsüz ilerlediğini kaydetti.
Avrupa kendi savunmasında daha fazla rol üstlenmeyi taahhüt ediyor
ABD’nin önceliklerini başka bölgelere kaydırmasıyla birlikte, Avrupa’nın kıtanın caydırıcılık ve savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi konusu da bildirinin merkezinde yer alacak.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, geçen hafta müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları için baskı yapmak amacıyla Avrupa’daki Amerikan askeri varlığına ilişkin altı aylık bir inceleme başlatılacağını duyurmuştu.
Bu karar, Washington’ın müttefiklerine, savaş durumunda NATO’nun kullanabileceği uçak, denizaltı ve insansız hava araçları gibi muharebe teçhizatlarının tahsisini derhal azaltacağını bildirmesinden sadece haftalar sonra geldi.
Diplomatlar, Avrupalı müttefiklerin taslak metinde derin darbe yetenekleri, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına yatırımı vurgulayarak kıta savunmasında daha fazla rol üstlenme sözü verdiklerini aktardı.
Cephe hattının arkasındaki düşman hedeflerini vurabilen uzun menzilli füzeler, yani derin darbe yetenekleri, ABD ile Avrupa arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.
Avrupalı ülkeler Rusya’yı caydırmak için bu teknolojiyi geliştirmek isterken, Washington bu tür silahların Avrupa tarafından operasyonel hale getirilmesine mesafeli yaklaşıyor.
Pentagon, Moskova’nın bunu bir gerilim tırmanışı olarak algılayabileceği gerekçesiyle son dönemde Almanya’ya Tomahawk füzeleri göndermeyi reddetmişti.
NATO müttefikleri, Avrupa ile Washington arasındaki bir diğer gerilim kaynağı olan İran’daki savaşı da yumuşatmayı hedefliyor.
ABD, çatışmayı sona erdirmek için ön bir anlaşma imzalamış olsa da Avrupalı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi çözülmemiş konuların Ankara’daki zirvede ana gündem maddesi haline gelmesinden endişe ediyor.
Diplomatlar, savaşa dair derin görüş ayrılıklarına rağmen Trump’a bir zeytin dalı uzatmak amacıyla taslak bildiride müttefiklerin İran’a kritik ticaret rotasında seyrüsefer serbestisine saygı gösterme çağrısında bulunacağını belirtti.
Taslak metinde ayrıca, İran’ın asla nükleer silah edinmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Diplomasi
Ermenistan’da eski Cumhurbaşkanı Koçaryan ve oğlunun evine baskın yapıldı

Ermenistan kolluk kuvvetleri, 25 Ağustos sabahı eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ve milletvekili oğlu Levon Koçaryan’ın evlerinde arama yaptı. Operasyon kapsamında Robert Koçaryan gözaltına alınarak Yolsuzlukla Mücadele Komitesine götürüldü.
Ermenistan kolluk kuvvetleri, 25 Ağustos sabahı eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın oğlu ve Ermenistan Partisi milletvekili Levon Koçaryan’ın evinde arama yaptı. Gelişmeyi News.am haber portalı duyurdu.
Ermenistan Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Basın Sözcüsü Marina Ogancanyan konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yolsuzluk niteliğindeki suç iddialarına dair Yolsuzlukla Mücadele Komitesinde soruşturulan ceza davası kapsamında onlarca adreste arama ve diğer usul işlemleri gerçekleştirilmektedir” ifadelerini kullandı.
Haberde, aramaların eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın evinde de yapıldığı, Koçaryan’ın gözaltına alınarak Yolsuzlukla Mücadele Komitesine götürüldüğü aktarıldı.
Eski Cumhurbaşkanına yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti
Ermenistan makamları, haziran ayında muhalefetteki Ermenistan blokunun lideri olan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a yurt dışına çıkış yasağı koymuştu.
Babasına yönelik yurt dışı çıkış yasağını açıklayan Levon Koçaryan, Ermenistan’ın devlet kurumlarının amaç dışı kullanıldığını belirtmişti.
Koçaryan, yetkilileri seçim sürecini etkilemek amacıyla kamu kaynaklarını ve güvenlik güçlerini kullanmakla suçlayarak bu durumun “seçim sonuçlarına olan güveni sarstığını” ifade etmişti.
Robert Koçaryan, ülkede 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından Başbakan Nikol Paşinyan’ın zafer ilan etmesi üzerine yaşananları iktidarı ele geçirme girişimi olarak nitelemişti.
Diplomasi
ABD söz verdiği ağır yaptırımları devreye sokamadı, İran genişletilmiş yaptırımlara misilleme sözü verdi

İran, Washington’ın ülkenin “ekonomik can damarını” keseceğini söylediği genişletilmiş ABD yaptırımlarına misillemede bulunacağını açıkladı. Tahran aynı zamanda başlıca ticaret ortaklarının Washington’ın baskı kampanyasına direneceğine güvendiğini belirtti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent pazartesi günü yeni önlemleri açıkladı ancak en ağır yaptırımları devreye sokmaktan kaçındı. Bessent, İran’la ticarete devam eden ülkelerin dolar temelli finans sisteminin dışına itilme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi.
Bessent, hedef alınacak ülkelerin isimlerini vermeyi veya yaptırımların ne zaman yürürlüğe gireceğini açıklamayı reddetti; bunun yerine ülkelere yeni direktife uyum sağlamaları için zaman tanıyacağını söyledi.
ABD Hazine Bakanlığı 60 kişi, kuruluş ve gemiye yönelik yeni yaptırımlar açıkladı ancak listede İran’ın petrol ticaretini kolaylaştırdığı düşünülen herhangi bir Çinli finans kuruluşu yer almadı.
Açıklama öncesinde İran, herhangi bir ABD ekonomik önlemine karşı hem olası bir askeri yanıt hem de Körfez’den petrol ihracatının daha da azaltılması tehdidinde bulunmuştu.
Yaptırımlar açıklandıktan sonra İran Ekonomi Bakanı Ali Madanizadeh, “ABD yaptırımlarına karşı tamamen hazırlıklıyız” dedi.
Devlet televizyonuna konuşan Madanizadeh, “Doğal olarak düşmanlar bize karşı ekonomik bir terör saldırısı başlatmayı amaçlıyor ancak bizim de kendi araçlarımız var ve oyunun nasıl oynanacağını biliyoruz. Savunmamız artık o kadar da savunmacı değil; düşmanlar saldırımızı beklesin” ifadelerini kullandı.
Madanizadeh, ne Çin’in ne de Rusya’nın ABD’nin önlemlerini “kabul ettiğini” belirterek diğer ülkelerin de bunlara direneceği öngörüsünde bulundu.
Press TV’nin haberine göre İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhebbi de İran’ın altyapısının tehdit edilmesi halinde ABD’nin hayati çıkarlarına ve enerji geçiş noktalarına ağır darbeler vuracaklarını söyledi.
İran ve ABD haziran ayında geçici bir barış anlaşması imzaladı ancak İslamabad Memorandumu olarak bilinen anlaşma kısa sürede aksadı.
Pakistan ordusu salı günü yaptığı açıklamada, arabulucu Pakistan’ın Tahran’la yürüttüğü son görüşmelerde çatışmanın daha fazla tırmanmasının önlenmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi önlemlere odaklanarak “önemli ilerleme” sağladığını bildirdi.
Genelkurmay Başkanı Asım Münir’e Tahran ziyaretinde eşlik eden İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, X hesabında, “İran Cumhurbaşkanı hükümetinin bakış açısını açık bir şekilde paylaştı ve gündemdeki konular hakkında son derece yapıcı bir görüş alışverişinde bulunduk” dedi.
DİPLOMATİK ÇÖZÜME DAİR PEK İŞARET YOK
Enerji fiyatlarını yükselten ve kamuoyunda destek görmeyen savaşı sona erdirmekte zorlanan Başkan Donald Trump yönetimi, İran’ın onlarca yıldır ekonomisini ağır şekilde yıpratan ancak ülke liderliğini caydırmayan ABD ve uluslararası yaptırımlarının birçok katmanına maruz kalmış olmasına rağmen, daha fazla ekonomik baskıya bel bağlıyor gibi görünüyor.
Tarafların haftalardır büyük çaplı saldırılar gerçekleştirmemesine rağmen savaşın diplomatik bir çözüme ulaşacağına dair çok az işaret var. ABD, İran’ın Körfez’de ve daha yakın zamanda müttefikleri aracılığıyla Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılarını sona erdirmenin yeni yollarını arıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırılar başlatmasının üzerinden neredeyse altı ay geçti. Çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti.
Savaş İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesinin önemli bir bölümünü zayıflatmış, ülkeye ekonomik zarar vermiş ve dönemin Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümüne yol açmış olsa da İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine ve üslerine saldırabilecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini tehdit edebilecek ölçüde füze ve insansız hava aracı kapasitesini korudu.
ABD ve İsrail’in ortadan kaldırmayı amaçladığı İran’ın nükleer programının mevcut durumu ise tam olarak bilinmiyor.
Pazartesi günkü gelişmelere rağmen petrol fiyatları varil başına 2 dolardan fazla geriledi. Bununla birlikte yatırımcılar Orta Doğu’dan kaynaklanabilecek yeni arz kesintileri ihtimaline karşı hazırlıklı olmaya devam etti.
ÇİN’İN PETROL TİCARETİ
İran’a yönelik daha ağır yaptırımlar uygulamaktan neden kaçındığı ve hedef alınacak ülkeleri neden açıklamadığı sorulan Bessent, “Küresel finans sistemini neden havaya uçurmak isteyeyim?” yanıtını verdi.
Bessent, ülkelere ve şirketlere İran’la bağlarını koparmaları için zaman tanımak istediğini söyledi.
Bessent daha önce, birkaç yıldır İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin’den işbirliği talep etmişti. Bununla birlikte İran limanlarına yönelik ABD ablukasının temmuz ortasında yeniden başlatılması, İran’ın Çin’e petrol akışını şimdiden azaltmış durumda.
Uzmanlara göre Washington, gelecek ay Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında yapılması beklenen görüşmeler öncesinde Çin bankalarına yönelik herhangi bir yaptırıma Pekin’in karşılık vermesinden çekiniyor. Özellikle Çin’in kritik mineral ihracatına getirebileceği kısıtlamalar hassas bir konu olarak görülüyor.
Pazartesi günü Çin bankaları hakkında sorulan bir soruya Bessent, “Bugün burada hiç kimsenin ABD yaptırımlarının erişiminin üzerinde olmadığını açıkça belirtmek istiyoruz” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise yaptırım ve baskı taktiklerinin fayda sağlamadığını belirterek Pekin’in Çin’in çıkarlarını korumak için gerekli olanı yapacağını açıkladı.
Diplomasi
ABD, yapay zeka yatırımlarında Avrupa ile arasındaki farkı artırıyor

ABD’deki yatırımların, Avrupa’dakinden üç kat daha hızlı artma eğiliminde olduğu görülüyor.
Son altı yıl göz önüne alınarak yapılan tahminler, iki ekonomi arasında yapay zeka kaynaklı bir uçurumun açıldığını vurguluyor.
Oxford Economics’in tahminlerine göre, ABD’de yeni ekipman ve tesislere yönelik kurumsal harcamaların 2021 ile gelecek yılın sonu arasında reel olarak yüzde 40 artması öngörülüyor.
Danışmanlık şirketi, yapay zeka ekipmanlarına yönelik artan harcamaların tahminlerindeki temel itici güçler olduğunu belirtti.
ABD’deki bu artış, Avro bölgesindeki sadece yüzde 12’lik reel artışla karşılaştırılırken, aynı dönemde Almanya’daki kurumsal yatırımların neredeyse durma noktasına gelmesi bekleniyor.
Bu rakamlar, yüksek teknolojili ekipman ve tesislere yönelik Amerikan harcamalarındaki patlamaya ayak uydurmakta zorlanan Avrupa’nın karşı karşıya olduğu zorluğu vurguluyor.
Kıta, 2022’nin sonlarında ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle başlayan büyük dil modellerinin yükselişinden önce bile, ABD’nin hızla artan BT yatırımlarının gerisinde kalmıştı.
Fakat bu rakamlar, Uluslararası Ödemeler Bankası ve diğer kurumlar maliyetli bir “yatırım çöküşü” riskinin arttığı konusunda uyarıda bulunurken, yapay zekaya riskli bir bahis oynayan ABD için de soru işaretleri yaratıyor.
Mario Draghi’den AB için kritik konuşma: Radikal bir değişime ihtiyacımız var
Google, Meta, Microsoft ve Amazon, daha fazla yapay zeka altyapısı kurmak için yarışırken, yalnızca 2026 yılında 725 milyar dolardan fazla yatırım yapmaya hazırlanıyor.
Oxford Economics’in tahminleri, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin Eylül 2024’te rekabet gücü üzerine dönüm noktası niteliğinde bir rapor yayınlamasından bu yana, Avrupa’nın yatırım açığını kapatma konusunda çok az ilerleme kaydettiğini, hatta hiç ilerleme kaydetmediğini gösteriyor.
Draghi, dijitalleşme, karbonsuzlaşma ve artan savunma harcamalarının, yatırımlarda “1960’lar ve 70’lerde son kez görülen” seviyelere “benzeri görülmemiş” bir artış gerektirdiği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Draghi, gerekli artışın İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Marshall Planı’nın sağladığı yatırım artışından daha büyük olduğunu belirtmişti.
Oxford Economics’te ekonomist olan Daniel Harenberg, “ABD daha dinamik ve girişimci bir ekonomiye sahip; bu nedenle daha hızlı ilerliyor ve yapay zeka yarışında daha fazla kazanç elde ediyor. Avrupa ise çok daha yavaş,” dedi.
Avrupa ayrıca ABD ile arasında büyük ve giderek artan bir verimlilik açığıyla karşı karşıya.
Manchester Üniversitesi’nden Profesör Bart van Ark, bu yaz Sintra’da düzenlenen ECB Forumu’nda ECB politika yapıcılarına, “ABD son dönemde Avrupa’nın daha da önüne geçti” dedi.
Van Ark’ın analizine göre, 2018 ile 2025 yılları arasında ABD’de çalışılan saat başına GSYİH 14 dolar artarken, Avrupa’da bu artış sadece 2 dolar oldu.
“Bu fark sadece dijital sektörle sınırlı değil,” diye ekleyen van Ark, ABD’nin üstün performansının toptan ve perakende ticaretin yanı sıra profesyonel hizmetler dahil diğer sektörlere de yayıldığını vurguladı.
Gelgelelim van Ark, daha fazla yatırımın tek başına Avrupa’nın verimlilik sorunlarını çözmesinin pek olası olmadığını savundu.
Avrupa’nın “daha derin sorunu”, inovasyonun farklı sektörlerdeki işletmelerin yeni fikir ve araçları benimsemesiyle “uygun şekilde bağlantılı olmaması”ydı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geçen yıl yaptığı bir konuşmada, bölgenin imalat sektörüne dayalı büyümesinin “yavaş yavaş ortadan kaybolan bir dünyaya yönelik” olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.
Avrupa Komisyonu’na göre, Avrupa, yapay zeka (AI) kullanımını düzenleyen katı yasalar çıkaran dünyadaki ilk ülkelerden biri oldu ve 2024 Yapay Zeka Yasası, bu teknolojiye ilişkin “tarihteki ilk yasal çerçeve” haline geldi.
Eleştirmenler, katı kuralların inovasyonu engelleyebileceği ve yapay zeka yatırımlarını caydırabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki yıl önceki bir konuşmasında “Değişen dünyaya ayak uyduramıyoruz” diyerek, Avrupa’nın “aşırı düzenleme” yaptığı ve “yeterli yatırım yapmadığı” uyarısında bulunmuştu.
Bank J Safra Sarasin’in baş ekonomisti Karsten Junius, “Avrupa, en son teknoloji dalgasını kaçırdı,” dedi.
Bununla birlikte, ABD’deki yatırım patlaması büyük ölçüde yapay zekaya yönelik harcamaların devam etmesine bağlı ve bu durum, getirilerin beklentileri karşılayamaması halinde bir düzeltmeye açık hale getirir.
Merkez bankalarına danışmanlık yapan Uluslararası Ödemeler Bankası, Haziran ayında yapay zeka harcamalarından elde edilen getirilerin beklentileri karşılamaması halinde uzun süreli bir “yatırım çöküşü” yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Junius, Avrupa’nın ABD ile arasındaki muazzam yatırım açığının en azından kısmen geçici bir fenomen olduğuna inandığını belirtti.
“ABD’deki yapay zeka yatırımları bu ölçekte sonsuza kadar devam etmeyecek,” diyen Junius, geçmişte de bilgi teknolojisi ve yarı iletken teknolojisi alanlarında yatırım döngülerinin yaşandığını ve “bunların devam edeceğini” ekledi.
Fakat sorun, Avrupa’daki inovasyon ve hızın yetersizliği nedeniyle daha da kötüleşti. Junius, bunun kısmen katılaşmış işgücü piyasalarına bağlı olduğunu belirtti:
“Avrupa, en son teknolojilerde arayı kapatamazsa, ABD’ye kıyasla göreli yaşam standartlarımız düşmeye devam edecek.”
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Amerika4 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Dünya Basını7 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor









