Bizi Takip Edin

Avrupa

Paşinyan, Ermenistan için AB vize serbestisi tarihini verdi

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin 2029 yılına kadar Avrupa Birliği ile vizesiz seyahat rejimine geçmeyi umduğunu açıkladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Erivan’da ortak basın toplantısı düzenleyen Paşinyan, sürecin başarısının Ermenistan’ın reformları gerçekleştirme kalitesine bağlı olduğunu belirtti.

Ermenistan, Avrupa Birliği (AB) ile vizesiz seyahat rejimine 2029 yılına kadar geçmeyi hedefliyor. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, başkent Erivan’da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Armenpress haber ajansının aktardığına göre Paşinyan, vizesiz rejime yönelik beklentilerini paylaştı.

Seçim kampanyası döneminde de bu süreci iki yıl içinde tamamlama hekinden bahsettiğini hatırlatan Paşinyan, gelinen noktada pek çok unsurun Ermenistan’ın kendisine, özellikle de reformları uygulama kararlılığına ve kalitesine bağlı olduğunu ifade etti.

Paşinyan “Bir şey çok net: Ermenistan halkı bu kararı bekliyor ve seçimlerde bu yönde oy kullandı” ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Ermenistan’ın, Avrupa Birliği’nin şu anda vize serbestisi konusunda aktif diyalog yürüttüğü tek ortak ülke olduğunu belirtti.

Erivan yönetiminin kaydettiği ilerlemeye dikkat çeken von der Leyen, Avrupa Birliği’nin yeni bir değerlendirme misyonunun sonbaharda Ermenistan’ı ziyaret edeceğini duyurdu.

Başbakan Paşinyan, daha önce mayıs ayında yaptığı açıklamada da Ermenistan ve Avrupa Birliği’nin vize muafiyeti konusunu en geç iki yıl içinde çözeceğini dile getirmişti.

Paşinyan, o dönemde konsolosluklar önünde oluşan vize kuyruklarını, Ermenistan vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerine yönelik artan seyahat sayılarıyla gerekçelendirmişti.

Haziran ayı başında Avrupa Birliği, vize serbestisi sürecine destek amacıyla Ermenistan’a 2,2 milyon euro tutarında kaynak tahsis etti.

Bu mali desteğin sınır yönetimi, göç, belge güvenliği, yolsuzlukla mücadele ve insan haklarının korunması alanlarındaki reformların gerçekleştirilmesinde kullanılması öngörülüyor.

Ermenistan ile Avrupa Birliği arasındaki vizesiz rejim diyaloğu resmi olarak Eylül 2024’te başladı. Brüksel o dönemde yaptığı açıklamada, sürecin birkaç yıl süreceğini ve çeşitli alanlarda kapsamlı reformlar gerektireceğini belirtmişti.

Avrupa

Almanya’da Kuzey Akım davasında ilk sanık hâkim karşısında

Yayınlanma

Almanya’da Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajla ilgili davada tutuklanan ilk ve tek şüpheli hakkında iddianame kabul edildi. Federal Başsavcılık, 50 yaşındaki Ukrayna vatandaşını sivil enerji altyapısına saldırı düzenlemekle ve bunun uluslararası ceza hukuku kapsamında “savaş suçu” oluşturduğu gerekçesiyle yargılıyor.

Almanya’da Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajla ilgili soruşturmada tutuklanan ilk ve tek şüpheli mahkeme önüne çıktı. Federal Başsavcılık, 50 yaşındaki Ukrayna vatandaşı Sergey K.’yı sivil enerji altyapısına saldırı düzenlemekle suçluyor.

Savcılığa göre bu eylem, uluslararası ceza hukuku kapsamında “savaş suçu” niteliği taşıyor. Sanık ayrıca patlayıcı kullanarak sabotaj düzenlemek ve altyapı tesislerini tahrip etmekle de yargılanıyor.

İddianameye göre Sergey K., yaklaşık 2015 yılına kadar Ukrayna Güvenlik Servisi’nde (SBU) görev yaptı.

Federal Başsavcılığın değerlendirmesine göre daha sonra yedi kişilik gruba liderlik eden Sergey K., Eylül 2022’de Baltık Denizi’nin tabanındaki Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotaj operasyonunu organize etti.

Savcılığın anlatımına göre sanık, 2022 yazının sonlarında “Andromeda” adlı Bavaria Cruiser 50 sınıfı kiralık yelkenliyle olay yerine ulaştı.

Teknede dört profesyonel dalgıç, patlayıcı uzmanı ve bir kaptan yer alıyordu. İddianameye göre ekip, yaklaşık 80 metre derinlikte boru hatlarına heksojen ve oktojen karışımından oluşan yüksek etkili patlayıcılar yerleştirdi. Patlamalar sonucunda 26 Eylül 2022’de Kuzey Akım’ın üç hattı tahrip oldu.

Soruşturma kapsamında Rügen Adası’nda kışlama alanında bulunan “Andromeda” yatında heksojen ve oktojen karışımına ait izler tespit edildi.

Savcılığa göre bu örnekler, hasar gören Kuzey Akım boru hatlarından alınan numunelerle eşleşti. Yatta ayrıca parmak izleri, üzerinde saç telleri bulunan siyah tişört, beyzbol şapkası, termos ve kullanılmış kahve fincanları bulundu.

Federal Başsavcılığa göre sabotajı gerçekleştirdiği öne sürülen özel timde yedi Ukrayna vatandaşı yer alıyordu.

ARD, Die Zeit ve Süddeutsche Zeitung’un haberine göre bu kişilerden biri daha sonra Rusya’ya karşı yürütülen savaşta hayatını kaybetti.

Die Zeit’in incelediği askeri kimlik belgesine göre Sergey K., sabotajın gerçekleştirildiği dönemde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubuydu.

Kasım ayından bu yana Almanya’da tutuklu bulunan sanığın, 2025 yazında İtalya’da tatil yaptığı sırada gözaltına alındığı belirtildi.

Almanya Federal Yüksek Mahkemesi’nin (BGH) açıklamasına göre Sergey K., Ukrayna ordusunun seçkin birliklerinden birinde subay rütbesiyle görev yaptı.

Mahkemenin Aralık 2025 tarihli değerlendirmesinde, Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotajın “yüksek olasılıkla yabancı bir devletin talimatıyla” ve bir istihbarat operasyonu kapsamında gerçekleştirildiği ifade edildi.

Deutsche Welle’nin aktardığına göre mahkeme belgesinde bu operasyonlardan Kiev’deki devlet kurumlarının sorumlu olduğu değerlendirmesi yer aldı.

Federal Başsavcılığın yayımladığı açıklamada da sabotaj emrinin “Ukrayna devlet kurumlarından” geldiği belirtildi. Açıklamaya göre sanığın suç ortaklarından, “bu boru hatları üzerinden doğal gaz sevkiyatını tamamen durdurmaları ve Rusya’nın doğal gaz ticaretinden elde ettiği gelirleri savaşın finansmanında kullanmasını engellemeleri” amacıyla patlamayı gerçekleştirmeleri istendi. Sergey K. ise hakkındaki suçlamaları kabul etmiyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman savunma sanayiinde ABD sermayesi korkusu

Yayınlanma

Güçlü ABD’li yatırımcıların stratejik öneme sahip Alman savunma sektöründeki girişimlere yönelik tekrarlanan yatırımları, Almanya’da bu sektördeki kilit şirketler üzerindeki kontrolün okyanus ötesine geçebileceğine dair tartışmaları alevlendiriyor.

German Foreign Policy’deki analize göre Alman hükümeti, bankalar ve sigorta şirketleri, bağımsız bir Avrupa yatırım ortamının geliştirilmesini ilerletmek için milyarlarca avroyu harekete geçirmeye çalışırken, gelecek vaat eden şirketlerin kritik büyüme aşamalarında ABD sermayesine bağımlı kalabileceğine dair endişeler artıyor.

Meselenin özünde, insansız hava aracı, yapay zeka ve havacılık-uzay girişimlerinin milyar avroluk finansman turlarını kimin finanse ettiği ve dolayısıyla kilit savunma teknolojileri üzerinde kimlerin etki kazandığı sorusu yatıyor.

Almanya’da şimdiye kadar hakim olan görüş, örneğin Peter Thiel’in Stark Defense üzerindeki etkisinin oldukça sınırlı olduğu yönündeydi. 

Fakat Thiel’i çevreleyen tartışmalar, küresel rekabetin yoğunlaştığı bir ortamda Almanya’nın ABD’den daha fazla finansal bağımsızlık elde etme çabalarını vurguluyor.

Alman savunma startup’larında finansman sorunu var

Almanya’da HV Capital, Earlybird ve Project A dahil olmak üzere 24 risk sermayesi şirketi, kısa süre önce güçlerini birleştirerek “Alman Risk Sermayesi ve Büyüme Forumu”nu kurdu.

Ortak bir raporda, Almanya’nın özel yatırımlar yoluyla Alman teknoloji şirketleri ile ABD’li rakipleri arasındaki finansman açığını kapatabileceği sonucuna vardılar.

2025 yılında, Alman girişimlere ve büyüme aşamasındaki şirketlere yaklaşık 7 milyar avro aktı. Büyüme aşamasındaki şirketler, halihazırda kurulmuş ve şu anda büyüme aşamasında olan teknoloji şirketleri.

Bu 7 milyar avro, Almanya’nın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yalnızca yüzde 0,15’ini oluşturdu. Buna karşılık ABD’de bu oran yüzde 0,8 seviyesindeydi.

Dolayısıyla Alman ve Avrupalı şirketler, özellikle 100 milyon avroyu aşan büyük finansman turlarında sıklıkla ABD’li yatırımcılara bağımlı kalıyor.

Örneğin son beş yılda bu yatırımların yaklaşık yarısı ABD kaynaklıydı.

Risk sermayesi şirketleri on milyarlarca avro ek yatırım yapmalı

Bu nedenle Alman ve Avrupalı yatırımcılar, stratejik öneme sahip şirketler üzerindeki kontrolün giderek ABD’ye kayma riskinin arttığı konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Alman Risk Sermayesi ve Büyüme Forumu’nun raporunda, Almanya’nın iktisadi üretimine oranla ABD’deki risk sermayesi yatırım düzeyine ulaşmak için yıllık yaklaşık 30 milyar avro ek yatırım yapması gerektiği sonucuna varılıyor.

Benzer bir mali bağımsızlık düzeyine ulaşmak için, bu tutarın 15 milyar avrosunun Almanya’dan, diğer 6 milyar avrosunun ise diğer AB ülkelerinden gelmesi gerekiyor.

Bu hedefe ulaşmak amacıyla, Allianz ve Commerzbank dahil olmak üzere büyük Alman bankaları, sigorta şirketleri ve sanayi holdingleri, devlete ait KfW’nin koordinasyonu altında, 2030 yılına kadar geleceğe yönelik sektörlere toplam 12 milyar avro yatırım yapma taahhüdünde bulunmuştu. 

Fakat nisan ayı itibarıyla bu tutarın yalnızca 2,3 milyar avrosu kesin olarak taahhüt edilmişti.

Yatırımcı arayan girişimler

Alman Risk Sermayesi ve Büyüme Forumu, raporunda uzun süredir devam eden bir sorunu ele alıyor.

Almanya’da startup kurulması için genellikle devlet fonları bulunuyor. Fakat genç teknoloji şirketlerinin kâr elde etmesi genellikle birkaç yıl sürüyor ve bu aşamayı atlatmak için özel yatırımcılara güveniyorlar.

Commerzbank’ın eski CEO’su ve şu anda Alman hükümetinin yatırım komiseri olan Jörg Kukies, Alman Risk Sermayesi ve Büyüme Forumu’nun raporunda şöyle yazıyor:

“Hızla büyüyen teknoloji şirketlerinin tüm büyüme aşamalarında finansman eksikliği var.”

Örneğin ABD’de, ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, mart ayında tek bir finansman turunda, tüm Avrupa girişimlerinin bir önceki yılın tamamında topladıklarının yaklaşık iki katı kadar sermaye topladı.

Üstelik şu anda, Alman startup’lara sağlanan sermayenin yüzde 34’ü ABD’li yatırımcılar tarafından karşılanıyor.

Siyasi açıdan asıl mesele, yapay zeka savunma şirketi Helsing, drone üreticisi Quantum Systems, robotik şirketi Agile Robots veya roket üreticisi Isar Aerospace gibi stratejik açıdan hassas şirketler için milyarlarca avroluk finansman turlarını kimin finanse ettiği ve dolayısıyla şu anda Almanya’nın askeri güçlenmesinde merkezi bir rol oynayan bir sektör üzerinde belirli bir etki kazanması.

Almanya’da, gelecek vaat eden yüksek teknoloji ve savunma şirketlerinin kontrolünün ABD’li yatırımcılara geçmesi konusunda endişeler artıyor.

Peter Thiel endişesi

ABD’li yatırımcıların artan etkisinin bir örneği, Palantir’in kurucusu Peter Thiel’in Almanya’da yaptığı yatırımlar.

Thiel’in risk sermayesi şirketi Founders Fund’ın Alman startup’ı Stark Defence’teki hissesi şu anda tartışma konusu.

Şirket, Almanya’nın önde gelen insansız hava aracı girişimlerinden biri ve gelecekte Alman Silahlı Kuvvetleri’ne (Bundeswehr) kamikaze insansız hava araçları tedarik etmesi planlanıyor.

Şubat ayında, Savunma Bakanı Boris Pistorius, Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Elimdeki bilginin doğru olup olmadığını bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla çoğunluk hissedarı söz konusu değil,” demiş ve Thiel’in “hissedar olarak kilit bir rol oynamadığı” sonucuna varmıştı.

Thiel’in Stark Defence’in finansmanına katılımını ciddiye alsa da bunun “gerçek bir engel olmadığını” da kabul etmişti.

Stark Defence, Thiel’in şirket yönetim kurulunda yer almadığını açıkladı. Şirkete göre denetim kurulu tamamen Avrupalılardan oluşuyor ve tüm geliştirme ve üretim tesisleri Avrupa’da bulunuyor.

Başka şirketler de finansman turuna çıkacak

Stark Defence de tek başına bir örnek değil. Son zamanlarda, Alman otonom sistemler startup’ı Arx Robotics, potansiyel alıcıların ilgisini çektiğini bildirdi.

Şirketin son haftalarda ilgilenen birkaç tarafla görüşme yaptığı söyleniyor.

Diğer savunma girişimlerinden farklı olarak, Arx Robotics şu ana kadar nispeten az sermaye topladı: Şirkete göre sadece yaklaşık 41 milyon avro.

Yatırımcılar arasında Project A, HV Capital ve NATO İnovasyon Fonu (NIF) gibi isimler yer alıyor.

Şirketin kurucusu Marc Wietfeld, Handelsblatt gazetesine verdiği demeçte, şu ana kadar tüm yatırımcıların Avrupa’dan olduğunu belirtti. 

Fakat şirket, “er ya da geç daha büyük bir finansman turu” düzenlemeyi planlıyor. Bu tur ne kadar büyük olursa, gerekli sermayeyi yalnızca Avrupa’dan toplamak o kadar zorlaşacak.

Alman-Fransız savunma fonu kuruldu

Avrupa’daki girişimlere yönelik finansmanı güçlendirmek amacıyla, Alman yatırımcı Earlybird ve Fransız yatırımcı Atlantic Vantage Point (AVP) toplam 500 milyon avroluk ortak bir fon kuruyor.

Her iki şirketin de Haziran ortasında duyurduğu üzere, fon 20 girişime her birine 25 milyon avroya kadar yatırım yapacak.

Sermaye, uzay, hava, kara ve deniz sektörlerindeki şirketlere aktarılacak ve yalnızca askeri veya çift kullanımlı teknolojileri destekleyecek.

Amaç, Almanya’dan Helsing ve Quantum Systems ya da Fransa’dan Harmattan AI gibi savunma girişimlerinin, Avrupa dışındaki yatırımcılara ihtiyaç duymadan daha büyük finansman turlarını da yönetebilmesini sağlamak.

Almanya’da yatırım krizi

Alman savunma girişimlerine yönelik daha önceki temkinli yatırım tutumu, genel bir yatırım düşüşü eğiliminin de bir parçası.

McKinsey, yakın zamanda yayınladığı bir araştırmayla, Almanya’daki net üretken yatırımın şu anda iktisadi çıktının yalnızca yüzde 0,2’sini oluşturduğunu ortaya koydu.

Bu durum, Almanya’yı 34 önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ekonomi arasında en alt sıralara yerleştiriyor.

Örneğin Çin’de 2024 yılında net yatırım, iktisadi çıktının yüzde 23’ünü oluştururken, ABD’de bu oran yüzde 4 olarak gerçekleşti.

McKinsey’in değerlendirmesine göre, “Almanya ekonomisi […] neredeyse hiç ek üretim kapasitesi oluşturmuyor.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Finlandiya’da AB yaptırımlarını ihlal eden şirkete mahkumiyet

Yayınlanma

Finlandiya’da Güney Karelya Bölge Mahkemesi, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını ihlal ettiği gerekçesiyle lojistik şirketi Idän Liikenteenvälitys IL Oy’un sahibini 3 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, şirketin 2022 ve 2023 yıllarında kamyon ve römorkları Türkiye ile Kazakistan üzerinden ihraç edilmiş gibi göstererek fiilen Rusya’ya gönderdiğine hükmetti.

Finlandiya’da Güney Karelya Bölge Mahkemesi, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırım rejimini ihlal ettiği gerekçesiyle Lappeenranta merkezli lojistik şirketi Idän Liikenteenvälitys IL Oy’un sahibini 3 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı.

Söz konusu suç için öngörülen azami ceza 4 yıl hapis.

Mahkeme ayrıca şirketin yaklaşık 600 bin avro tutarındaki yasa dışı kazancına el konulmasına karar verdi. Bunun yanında toplam değeri yaklaşık 6 milyon avroya ulaşan şirket varlıklarının da müsaderesine hükmedildi.

Soruşturmaya göre şirket, 2022 ve 2023 yıllarında Finlandiya’dan Rusya’ya 164 kamyon ve römork sevk etti.

Resmi belgelerde araçların alıcısı olarak Türkiye ve Kazakistan’daki şirketler gösterildi. Ancak mahkeme, kamyon ve römorkların Rusya üzerinden transit geçiş yapmadığını, fiilen Avrupa Birliği yaptırımları aşılacak şekilde Rus şirketlerine teslim edildiğini değerlendirdi.

Yle’nin haberine göre bu düzenek, Avrupa Birliği yaptırımlarının malların Rusya topraklarından transit geçişini yasaklamamış olmasından yararlandı.

Bu sayede sevkiyatlar üçüncü ülkelere ihracat gibi gösterildi, ancak nihai varış noktası Rusya oldu. Girişimci suçlamaları kabul etmedi. Kazak şirketlerini nihai alıcı olarak gördüğünü ve araçların Rusya’da kalacağını bilmediğini ifade etti.

Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik yaptırımları Şubat 2022’de uygulamaya koymaya başladı. Bugüne kadar 20 yaptırım paketi kabul edildi.

Bu paketler finans sektörü, enerji, ulaştırma, teknoloji ve ekipman ihracatı ile çift kullanımlı ürünlerin sevkiyatını kapsadı.

Rusya’ya ihracatı yasaklanan ürünler arasında kamyonlar, römorklar ve diğer bazı araçlar da yer aldı.

Son yaptırım paketi nisanda kabul edildi. Paket kapsamında kişi ve kuruluşların yanı sıra 40’tan fazla gemi ile 20 banka da yaptırım listesine eklendi.

Avrupa Komisyonu aynı dönemde, bankacılık sektörü ile savunma sanayisini de kapsayacak 21’inci yaptırım paketini hazırladığını duyurdu. Daha önce yapılan açıklamalarda, Rus askerlerine Avrupa Birliği topraklarına giriş yasağı getirilmesinin de bu pakette yer alacağı bildirilmişti.

Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi de bir gün önce, Almanya’da Rus Almanı aileden iki kardeşin Avrupa Birliği’nin Rusya yaptırımlarını ihlal ettiklerini kabul ettiğini yazdı.

Habere göre iş insanları, Kırgızistan ve Türkiye’de kurulan paravan şirketler üzerinden makine mühendisliğinde kullanılan parçaları Rusya’ya gönderdi.

Suçlarını kabul etmeleri karşılığında iki kardeş hakkında en fazla 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası verilmesi gündeme gelebilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English