Asya
Politico: Asyalı müttefikler ABD şemsiyesinden uzaklaşma arayışında

ABD Başkanı Donald Trump’ın tatbikatları daraltma kararı ve Kuzey Kore ile temasları, Washington’ın Asyalı müttefiklerini savunma harcamalarını artırmaya ve yeni ortaklıklar aramaya itti. Bölge ülkeleri, uzun vadede Amerikan güvenlik şemsiyesine bağımlılığı azaltmayı ve askeri işbirliklerini çeşitlendirmeyi hedefliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile düzenlenen ortak askeri tatbikatların kapsamını daraltacağını açıklaması ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile temaslarda bulunması, Washington’ın Asya’daki müttefiklerini savunma alanında ABD’ye olan bağımlılıklarını yeniden gözden geçirmeye, askeri harcamalarını artırmaya ve alternatif ortaklıklar kurmaya yöneltti.
Politico’ya konuşan Asyalı bir diplomat, “Amerikan savunma teknolojileri halen en iyisi. Bu sisteme halihazırda entegre olmuş ülkeler için uyumluluk ve bakım sorunları sebebiyle yön değiştirmek ya da çeşitlendirmeye gitmek ne makul ne de mantıklı” dedi.
Diplomat sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak imkanı olanların, uzun vadede ‘Amerikan şemsiyesine’ olan bağımlılığı azaltmak için kendi savunmalarına daha fazla yatırım yapacağını düşünüyorum.”
George W. Bush yönetiminde 2001-2005 yılları arasında ABD Savaş Bakanı’nın Avrupa ve NATO’dan Sorumlu Yardımcısı olarak görev yapan ve Asya ülkeleriyle düzenli temaslarını sürdüren Ian Brzezinski, yalnızca Güney Kore’de değil, tüm Hint-Pasifik bölgesinde ABD ile ilişkilerin istikrarının sorgulandığını kaydetti.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth daha geçen aralık ayında Güney Kore’yi “özel muameleyi” hak eden “örnek bir müttefik” olarak nitelendirmişti.
Trump ise ağustos ayında Seul ile ortak tatbikatların kapsamının ciddi oranda daraltılacağını duyurdu.
Tatbikatların yüksek maliyetli olduğunu savunan Trump, bu faaliyetlerin Kuzey Kore’ye “tamamen yersiz ve düşmanca bir mesaj ilettiğini” belirtti.
ABD Başkanı bu kararını, Güney Kore’nin İran’ın nükleerden arındırılması çalışmalarında ABD’ye yardım etmeyi kısa süre önce reddetmesiyle de ilişkilendirdi. Trump, önceki gün de Kim Jong-un ile bu yıl içinde bir araya geleceğini ilan etti.
Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun, parlamentoda yaptığı konuşmada hükümetin Trump’ın tatbikat kararı konusunda önceden bilgilendirilmediğini açıkladı.
Cho, Devlet Başkanı Lee Jae-myung’un müzakereler yoluyla ABD ile askeri işbirliğinin normal seyrini yeniden tesis etmeye çalıştığını ifade etti.
Ancak Politico’ya konuşan kaynak, Güney Kore’deki Amerikan kuvvetleri komutanlığı ile askeri yönetimin “şaşkınlık içinde olduğunu ve henüz somut bir planlarının bulunmadığını” aktardı.
Joe Biden yönetiminde Kuzey Kore ve bölgeye ilişkin dosyaları yöneten Jung Pak ise Lee’nin Afrika ülkeleri, Körfez devletleri ve Japonya ile temaslar yürüterek başka aktörlerle ortaklıklar kurma fırsatlarını araştırdığını söyledi.
Güney Kore Devlet Başkanı, Trump’ın tatbikatları azaltma kararını destekledi.
Asyalı bir diplomat, Asya’da konuşlu yegane Amerikan uçak gemisinin Ortadoğu’ya gönderilmesinin ardından müttefiklerin Washington’ın “vaat edilen düzeydeki askeri varlığını sürdürme” kabiliyetini sorgulamaya başladığını ifade etti.
Yetkililerden biri, Asya ülkelerinin savunma kabiliyetlerini güvenceye almak için hava ve füze savunma sistemlerine yatırım yapma, askeri tesisleri saldırılara karşı güçlendirme ve Avustralya ile Avrupa ülkelerinin silahlı kuvvetleriyle işbirliğini genişletme imkanlarına sahip olduğunu belirtti.
Japonya’nın Washington Büyükelçiliği’nin eski siyasi işler özel danışmanı Yuki Tatsumi konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Tokyo, ABD-Japonya ittifakının kendi savunma politikasının temel taşı olduğunu savunuyor; ancak bu yaklaşım pratikte içi boş bir söyleme dönüştü. Japonya, Washington’ın bölge güvenliğini sağlama konusundaki uzun vadeli taahhütlerinden ciddi endişe duyan ABD müttefikleri koalisyonunda liderlik rolünü giderek daha fazla üstleniyor.”
Biden yönetiminde ABD’nin Çin Büyükelçisi olarak görev yapan Nicholas Burns ise Pekin’in uzun süredir ABD ile bölgedeki en önemli iki müttefiki olan Güney Kore ve Japonya’nın “arasını açmak” için fırsat kolladığını vurguladı.
Burns, “Başkanın Güney Kore yönetimine yönelik eleştirileri, [Çin Dışişleri Bakanı] Wang Yi’ye Washington ile Seul arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirme şansı veriyor” dedi.
Asya
Tayvan 2027 için rekor savunma bütçesi önerdi

Tayvan, 2027 savunma harcamalarını yüzde 18 artırarak rekor seviyeye çıkarmayı önerdi.
Tayvan hükümeti perşembe günü, gelecek yıl savunma harcamalarının yüzde 18 artırılmasını önerdi. İnsansız hava araçları ve füzelere ayrılacak kaynakların da dahil olduğu bütçenin, Taipei’nin anakara Çin’e karşı askeri kapasitesini güçlendirme çabaları kapsamında ilk kez 1 trilyon Tayvan dolarını (31,41 milyar dolar) aşması öngörülüyor.
Tayvan sadece Pekin değil, ABD başta olmak üzere Birleşmiş Milletler ve bağlı devletler tarafından da Çin’in bir parçası olarak görülüyor. Ancak kendi kendini yöneten adadaki yönetimin bağımsızlık girişimleri Pekin’in tepkisini çekiyor ve Pekin adayla yeniden birleşmeyi hedefliyor. ABD ise Çin’e bağlı olduğunu kabul etmesine rağmen Tayvan’daki ayrılıkçı hareketleri destekleyerek adayı silahlandırıyor ve Pekin’e karşı bir koz olarak kullanıyor.
Öte yandan Tayvan yönetimi Washington’dan kendi savunmasına daha fazla harcama yapması yönünde çağrılarla karşı karşıya. ABD’nin Avrupa ülkelerine yönelik benzer baskısını yansıtan bu talep, Tayvan lideri Lai Ching-te tarafından güçlü biçimde benimsenmiş durumda.
Hükümet, 2027 genel bütçesini onaylayan kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 2027’de savunma harcamalarının 1,1225 trilyon Tayvan dolarına ulaşacağını ve gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3’ünü aşacağını bildirdi.
Savunma Bakanlığı Saymanlık Bürosu Başkanı Hsieh Chi-hsien gazetecilere yaptığı açıklamada, bakanlığın planları arasında insansız hava araçları ve füzelere yönelik ek harcamaların da bulunduğunu söyledi. Hükümet daha önce bu kalemler için parlamentodan onay alamamıştı.
ASKERİ MODERNİZASYON TEMEL POLİTİKA ÖNCELİĞİ
Lai, muhalefetin çoğunlukta olduğu Tayvan parlamentosunda önemli bir engelle karşı karşıya. Parlamento, bu yılın bütçesini ancak aylar süren gecikmelerin ardından geçen cuma günü kabul edebildi.
Muhalefetteki iki ana parti, hükümete açık çek vermeyeceklerini söylüyor. Savunma harcamalarının ve silahlanmanın bu kadar artırılmasının Çin’in tepkisini çekerek adayı tehdit haline getireceği görüşündeler. Bununla birlikte her iki parti de adanın savunmasını geliştirmesini destekliyır.
Parlamento mayıs ayında 25 milyar dolarlık ek savunma harcamasını onaylamıştı. Bu miktar hükümetin talep ettiği meblağın yalnızca yaklaşık üçte ikisine karşılık gelirken, yerli insansız hava aracı programları gibi alanlara ayrılması planlanan kaynaklar paketin dışında bırakılmıştı.
Bütçede gazilere yönelik harcamaların yanı sıra, Tayvan’ın deniz alanlarının korunmasında donanmaya yardımcı bir rol üstlenen Sahil Güvenlik için de kaynak bulunuyor.
Lai, savunma harcamalarının ulaşacağı rakamı bu haftanın başında zaten açıklamıştı.
Tayvan hükümeti askeri modernizasyonu temel politika önceliklerinden biri haline getirdi ve Tayvan’da üretilen denizaltıların geliştirilmesi de dahil olmak üzere savunmaya daha fazla kaynak ayırma sözü verdi.
Çin ordusu adanın silahlanma girişimlerine karşı Tayvan çevresindeki sularda ve hava sahasında yoğun faaliyet gösteriyor. Pekin ayrıca Pasifik Okyanusu’nda adanın doğu kıyıları açıklarında Sahil Güvenlik tarafından gerçekleştirilen “kolluk faaliyeti” devriyeleri gibi önlemler de aldı.
Tayvan ise geçen hafta yıllık Han Kuang askeri tatbikatlarını tamamladı. Tatbikatlarda, olası bir Çin deniz ablukasının nasıl kırılacağı da dahil olmak üzere çeşitli savaş senaryoları canlandırıldı.
Çin Savunma Bakanlığı ise tatbikatları “savurgan bir gösteri” olarak nitelendirdi ve bunların “savaş paniğini körüklediğini” vurguladı.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Asya
Çin’de borç krizindeki emlak devine rekor ceza, kurucusuna müebbet

Çin’de mahkeme, temerrüde düşen gayrimenkul devi Evergrande’nin kurucusu Xu Jiayin’i geniş çaplı finansal dolandırıcılık ve rüşvet suçlarından ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.
Çin’de mahkeme, borç krizindeki gayrimenkul devi Evergrande’nin kurucusu Xu Jiayin’i dolandırıcılık dahil çeşitli suçlardan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı ve şirkete 2 milyar doların üzerinde para cezası verdi.
Guangdong’daki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi, resmi WeChat hesabından yaptığı açıklamada, Kantonca Hui Ka Yan olarak da bilinen kurucu Xu Jiayin’in “büyük ölçekli finansal dolandırıcılık” dahil bir dizi suçtan mahkum edildiğini duyurdu.
Mahkeme, Xu’nun birden fazla suçtan ceza ve para cezası aldığını, siyasi haklarından ömür boyu menedildiğini ve tüm kişisel mal varlığına el konulduğunu belirtti.
Mahkeme kararına göre Evergrande ve şirketin gayrimenkul birimine toplam 15,82 milyar yuan (2,4 milyar dolar) para cezası kesildi.
Şirket ve tepe yöneticisi Xu’nun 2016 ile 2021 yılları arasında varlıkları şişirmek ve yükümlülükleri gizlemek amacıyla sürekli ve büyük ölçekli finansal dolandırıcılığa başvurarak ulusal yasaları ihlal ettiği kaydedildi.
Mahkeme ayrıca, kurumların isimlerini açıklamaksızın, tarafların rüşvet yoluyla finans kuruluşlarının kontrolünü ele geçirdiğini ifade etti.
Xu ve Evergrande’nin eylemlerinin sosyalist piyasa ekonomisi düzenini ciddi biçimde bozduğu ve kamu personelinin resmi görev yürütme dürüstlüğünü zedelediği belirtildi.
Mahkeme, koşulların son derece vahim olduğunu, özellikle ağır ekonomik kayıplara ve toplumsal zarara yol açtığını kaydetti.
Duruşmaya bazı milletvekilleri, siyasi danışmanlar ve sanık yakınları da katıldı. Yasa dışı kazançlardan kalan açıkların iadesine de hükmedildi.
Şirketin beş üst düzey yöneticisi daha dolandırıcılık dahil suçlardan 6 ila 18 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
Çin’in resmi haber ajansı Xinhua, dava kapsamında en kısası 1 yıl 10 ay olmak üzere toplam 56 kişiye hapis cezası verildiğini duyurdu.
67 yaşındaki Xu, nisan ayındaki kamuya açık duruşmada zimmete para geçirme, rüşvet, yasa dışı mevduat toplama, bağış toplama dolandırıcılığı, usulsüz kredi kullandırma ve fonları yasa dışı biçimde harcama suçlamalarını kabul etmişti.
Evergrande, onlarca yıllık hızlı kentleşme ve yükselen yaşam standartlarının desteğiyle ev sahibi olma hayalleri satarak uzun süre Çin emlak sektörünün simgesi haline gelmişti.
2009’da Hong Kong’da halka arz edilen şirket, Xu’nun yönetiminde 50 milyar doların üzerinde piyasa değerine ulaştı.
Xu, bu süreçte Çin’in en zengin milyarderlerinden biri ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı üyesi oldu.
Perşembe günü sosyal medyada Xu’nun iki farklı döneme ait fotoğrafları yan yana paylaşıldı.
Hükümetin aşırı borçlanmayı ve spekülasyonu engellemek amacıyla 2020’de uygulamaya koyduğu kısıtlamalar Evergrande’nin krediye erişimini daralttı ve ödeme kabiliyetini tıkadı.
Şirket, alacaklılarına ödeme yapmakta zorlanmasının ardından 2021’de temerrüde düştü. Sektör genelinde hisseler sert düşerken nakit akışı kurudu ve inşaat projelerini tamamlama mücadelesi başladı.
Evergrande için 2024’te Hong Kong’daki bir mahkeme tarafından tasfiye kararı verildi ve şirketin hisseleri geçen yılın ağustos ayında Hong Kong Borsası kotundan çıkarıldı.
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin gidişatını izleyen uzmanlar, Evergrande krizini ve Country Garden, Vanke ile Kaisa gibi diğer gayrimenkul devlerinin yaşadığı benzer sorunları yakından takip ediyor. Çin’de yeni konut fiyatları üç yıldır geriliyor.
Bu hafta açıklanan resmi veriler, yeni konut fiyatlarının temmuz ayında bir önceki aya kıyasla daha hızlı düştüğünü gösterdi.
Natixis Asya-Pasifik Başekonomisti Alicia Garcia-Herrero, AFP’ye yaptığı değerlendirmede Evergrande’nin sorunun daha yapısal hale gelmesine yol açtığını ve sistemin zayıflığını gösterdiğini söyledi.
Garcia-Herrero, hanehalkının harcanabilir gelirindeki durgunluk ve azalan nüfus dahil olmak üzere konut sektöründeki talep yetersizliğinin çok sayıda gerekçesi olduğunu ifade etti.
Emlak sektöründeki borç krizleri tüketici güvenini zedeleyerek konut alımlarını baskılarken, ekonomistler Çin’in gayrimenkul ve altyapı yatırımları yerine iç tüketime dayalı bir büyüme modeline geçmesi gerektiğini savunuyor.
Pekin yönetimi, emlak sektöründeki yerleşik sorunları yönetirken iç ekonomideki dalgalanmayı asgari düzeyde tutmaya çalışıyor.
Eurasia Group Çin Masası Direktörü Dan Wang ise, mahkeme kararlarının merkezi hükümetin politika çizgisini değiştirmediğine ve gayrimenkul sektörünü kurtarmayacağına dair kesin bir işaret olduğunu, şirketlere borç konusunda bilinçli olmaları mesajı verdiğini belirtti.
Yıllardır yavaşlayan büyümeyi canlandırmaya çalışan Çin yönetimi, bu yıl için son yılların en düşük resmi hedefi olan yüzde 4,5 ile 5,0 aralığında bir GSYH büyümesi hedefliyor.
Hükümet verileri ikinci çeyrek büyümesinin bu hedefin altına indiğini gösterirken, temmuz verileri perakende satışların geçen yıla göre gerilediğini ortaya koydu.
Temmuz sonu itibarıyla gayrimenkul geliştirme yatırımları yıllık bazda yaklaşık beşte bir oranında azaldı.
Asya
Çin, tartışmalı Scarborough Sığlığı yakınlarında çevresel izleme istasyonu kuracak

Pekin’in Güney Çin Denizi’ndeki gerilim noktası olan Scarborough Sığlığı etrafında yürüttüğü ekolojik girişimler, Manila ve Washington’ı endişelendiriyor.
Çin, Filipinler ile Güney Çin Denizi’ndeki gerilimlerin sürekli odak noktalarından biri olan tartışmalı Scarborough Sığlığı’nı da kapsayan bir bölgeyi izleyecek deniz çevresi gözlem istasyonunun inşasını onayladı.
Çin Bilimler Akademisi’ne bağlı Güney Çin Denizi Oşinoloji Enstitüsü (SCSIO) tarafından önerilen Zhongsha Adaları Deniz Ekolojisi ve Çevresi Saha Gözlem ve Araştırma İstasyonu, 31 Temmuz’da onay aldı. SCSIO bunu salı günü duyurdu.
SCSIO’nun açıklamasına göre onay, Çin Bilimler Akademisi’nin “Güney Çin Denizi’ndeki ulusal stratejiyi desteklemek için bilim ve teknolojiden yararlanma” konusundaki kararlılığını yansıtıyor.
Açıklamada, planlanan istasyonun Zhongsha Adaları’ndaki deniz izleme faaliyetlerinde “kilit bir boşluğu dolduracağı”, enstitünün Paracel ve Spratly adalarındaki —Çince adlarıyla Xisha ve Nansha adalarındaki— mevcut istasyonlarını tamamlayacağı ve Çin’in tüm Güney Çin Denizi’ni kapsayan ekolojik gözlem ağını tamamlayacağı belirtildi.
Çin’in Zhongsha Adaları olarak adlandırdığı bölge, Güney Çin Denizi’nin orta kesimindeki bir grup resif ve atollden oluşuyor. Uluslararası alanda kısmen Macclesfield Bank olarak bilinen bölgeyle bağlantılı olan bu alan, Pekin ile Manila arasında ihtilaf konusu olan Scarborough Sığlığı’nı da kapsıyor.
Pekin bu ayın başında, Çin’de Huangyan Adası olarak adlandırılan Scarborough Sığlığı çevresinde biyolojik çeşitlilik ve ekolojik korumaya ilişkin idari bir düzenleme yayımladı. Pekin geçen yıl tartışmalı atolü “ulusal doğa rezervi” ilan etmişti.
Zhongsha Adaları, kendine özgü jeolojik oluşumlara, çeşitli mercan resifi ekosistemlerine ve akıntılar ile şiddetli fırtınaların etkilediği dinamik oşinografik koşullara sahip.
Enstitüye göre yeni istasyon, “deniz tabanlı çift çekirdek ve kara tabanlı lojistik” esasına dayanan üç boyutlu ve çok katmanlı bir deniz gözlem ağı kuracak; okyanus koşulları, ekoloji, jeoloji ve balıkçılık kaynaklarına ilişkin veri sağlayacak.
SCSIO, “ulusal öncelikleri hayata geçirmek, ulusal görevleri tamamlamak ve Güney Çin Denizi’nin sürdürülebilir kalkınmasını desteklemek” amacıyla Zhongsha Adaları’nda bilimsel araştırma ve ekolojik izleme faaliyetlerini sürdürdüğünü bildirdi.
Pekin, Güney Çin Denizi’ndeki ada ve kayalık oluşumların büyük bölümünde egemenlik iddiasında bulunuyor. Çin’in bazı iddiaları Filipinler, Vietnam, Malezya ve Brunei’nin iddialarıyla çakışıyor.
Çin, Filipinler’de Bajo de Masinloc veya Panatag Shoal olarak bilinen Scarborough Sığlığı’nın kontrolünü 2012 yılında ele geçirdi.
Çin, 2024 yılında sığlık çevresindeki karasuları için kendi esas hatlarını ilan etti ve o tarihten bu yana donanma ve sahil güvenlik devriyelerini yoğunlaştırdı.
Son aylarda Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki ekolojik koruma girişimleri, Filipinler ve müttefiki ABD ile giderek büyüyen bir sürtüşme kaynağı haline geldi.
Çin, geçen yıl Scarborough Sığlığı’nda ilan ettiği “ulusal doğa rezervinin” yönetimine ilişkin düzenlemeyi 1 Ağustos’ta yayımladı. Kurallar yasa dışı balıkçılığı ve kaçak avcılığı yasaklıyor, çevreye zarar veren eylemlere karşı yaptırım uygulanmasına izin veriyor ve düzenli devriyeler öngörüyor.
Washington, 8 Ağustos’ta Çin’in doğa rezervi oluşturmasını reddetti ve Pekin’i Filipinli balıkçıların “geleneksel balıkçılık sahalarına erişimini engellemekle” suçladı.
Geçen hafta ABD’nin Filipinler Büyükelçiliği, Palawan Adası’nda yerel balıkçılardan Güney Çin Denizi’ndeki “şüpheli yasa dışı balıkçılık ve olağandışı gemi faaliyetleri” hakkında ihbar toplamak ve bunları Filipin makamlarına iletmek amacıyla bir toplum ihbar merkezi faaliyete geçirdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı salı günü gelişmeleri “yakından izleyeceğini” açıkladı.
Bakanlık Sözcüsü Lin Jian, “ABD ile Filipinler arasındaki normal işbirliğine karşı değiliz ancak bu işbirliği herhangi bir üçüncü tarafı hedef almamalı veya üçüncü tarafın çıkarlarına zarar vermemelidir” dedi.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Asya1 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı










