Bizi Takip Edin

Diplomasi

Birliğini güçlendiren ŞİÖ, başka hiçbir devlete karşı olmadığını vurguladı

Yayınlanma

Hindistan’ın ev sahipliğinde video konferans yöntemiyle düzenlenen Şangay İşbirliği Örgütü (SCO) Liderler Zirvesinin sonunda yayınlanan Yeni Delhi Bildirgesi’nde, Avrasya güvenlik ve siyasi gruplaşmasının başka hiçbir devlete karşı olmadığı ve herkesle geniş işbirliğine açık olduğu vurgulandı.

Gündeminde terörizm, bölgesel güvenlik ve refah konularının yer aldığı zirvenin ortak bildirisinde, ŞİÖ’nün uluslararası ve bölgesel sorunların “kolektivizasyon, ideoloji ve çatışmacı düşünce” yoluyla çözülmesine karşı olduğu belirtildi.

ŞİÖ’yü bir “aile” olarak niteleyen Modi, örgütün vizyonunun “güvenlik, ekonomik kalkınma, bağlantısallık, birlik, egemenliğe saygı, bölgesel bütünlük, çevrenin korunması” olduğu söyledi.

Ev sahibi Hindistan Başbakanı Modi açılış konuşmasında, “Geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde ŞİÖ, tüm Avrasya bölgesinde barış, refah ve kalkınma için önemli bir platform olmuştur. Hindistan’ın Avrasya’yla olan binlerce yıllık kültürel ve insanlar arası bağları, ortak mirasımızın canlı bir kanıtıdır” dedi.

Terörle mücadelenin önemine de değinen Modi, bazı ülkelerin “sınır ötesi terörizmi kendi politikaları için kullandığını ve teröristlere sığınak sağladığını” savundu ve ŞİÖ üyelerine söz konusu durumu “kınama” çağrısında bulundu.

İran resmen üye oldu

2001 yılında Pekin ve Moskova tarafından kurulan Örgüt, Hindistan, Pakistan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan ve Özbekistan’ı da içeriyor.

İran ise bugünkü toplantıda gruba resmen katılan dokuzuncu üye oldu. Bunun üzerine Pekin’deki Şanghay İşbirliği Örgütü Sekreterliğinde İran için bir bayrak çekme töreni düzenlendi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi zirvede yaptığı konuşmada, “İran, Şanghay İşbirliği Örgütünün, önemli göstergeler, kapasiteler ve ayrıcalıklı bir konumla büyüyen bir örgüt olduğuna ve İran’ın bu resmi üyeliğinin faydalarının tarihte yer bulacağına inanıyor” dedi.

Reisi, İran’ın örgütteki varlığının üye ülkeler arasında kolektif güvenliğin gelişmesine, sürdürülebilir kalkınmaya ve ilişkilerin genişletilmesine yol açacağını umduğunu belirtti.

İran’ın “komşuluk ve yakınlaşma” politikasını dış siyasetinin temeli haline getirdiğini ve bunu bölgesel barış ve istikrarı sağlamanın en iyi yolu olarak gördüğünü söyleyen Reisi, “İran, uzun yıllar bölgedeki güvenliği sağlama ve hegemonyayla mücadele etme taahhüdünü kanıtlamıştır. Terörizmden, aşırılıktan ve bölücülükten arınmış bir bölgeye doğru ilerlemek için bu tecrübelerini Şangay İşbirliği Örgütü çerçevesinde paylaşmaya hazırdır” diye konuştu.

Reisi ayrıca, “hegemonya aracı haline gelen doların hakimiyetini kırmak için” ŞİÖ üyesi ülkeler arasında ticaretin ulusal para birimleriyle yapılması gerektiğini söyledi.

Xi’den dayanışma ve güveni güçlendirme vurgusu

Zirvede konuşan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, örgütün üyelerinin dayanışma ve karşılıklı güveni güçlendirmesine işaret etti.

Üyelerin dayanışması ve karşılıklı güveniyle bölgesel barış ortamı oluşturulmasının gerekliliğinden bahseden Xi, ekonomik iyileşmenin hızlanması için üye ülkeler arasında “pragmatik işbirliğinin” önemine değindi.

Xi barış, kalkınma ve işbirliği trendinin geçmişten bu yana sürdüğünü ve devam edeceğini belirtti.

Putin: Dış güçlerce Rusya’ya karşı hibrit savaş yürütülüyor

Wagner isyanı sonrası katıldığı ilk etkinlik olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dış güçlerce Rusya’ya karşı hibrit savaş yürütüldüğünü ve benzeri görülmemiş ölçekte gayrimeşru yaptırımlar uygulandığını söyleyerek “Rusya, dış baskılara, yaptırımlara ve provokasyonlara güvenle direniyor ve direnecek” dedi.

ŞİÖ’nün yapıcı bir temel üzerinde kurulu olduğunu dile getiren Putin, örgütün uluslararası ilişkilerde giderek daha önemli bir rol oynadığını, barış ve istikrarın korunmasına, üye devletlerin sürdürülebilir ekonomik büyümesinin sağlanmasına ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesine gerçek katkılar sunduğunu belirtti.

Putin, dünyada jeopolitik çelişkilerin şiddetlendiğini, uluslararası güvenlik sisteminin bozulmaya devam ettiğini, gelişmiş ülkelerdeki kontrolsüz borç birikimi nedeniyle küresel ekonomik ve mali kriz risklerinin, sosyal tabakalaşma ve yoksulluğun arttığını, gıda ve çevre güvenliğinin kötüye gittiğini vurgulayarak “Tüm bu sorunlar çatışma potansiyelinde gözle görülür bir artışa yol açtı. Rusya tüm bunları doğrudan kendi üzerinde hissediyor” şeklinde konuştu.

Dış güçlerin komşu ülke Ukrayna’da uzun süredir “Rusya karşıtı” bir devlet oluşturma projesini hayata geçirdiğini anlatan Putin, “Tüm bunlar Rusya’nın güvenliğini tehlikeye atmak ve kalkınmasını engellemek için yapılıyor. Rusya’ya karşı hibrit savaş yürütülüyor. Rusya’ya karşı benzeri görülmemiş ölçekte gayrimeşru yaptırımlar uygulanıyor. Rusya, dış baskılara, yaptırımlara ve provokasyonlara güvenle direniyor ve direnecek” ifadelerini kullandı.

“İsyan girişimine karşı birlik olduk”

Putin, Rusya’nın istikrarlı şekilde gelişmeye devam ettiğini, Rus halkının daha önce hiç olmadığı kadar birlik içerisinde olduğunu söyleyerek siyasi çevreler ve toplumun (Wagner’in) isyan girişimine karşı birlik sergilediğinin altını çizdi.

ŞİÖ ülkelerinin Rusya yönetimine verdiği destekler için teşekkür eden Putin, “ŞİÖ üyeleriyle bağlarımızı daha da derinleştirmeyi amaçlıyoruz. Rusya’nın ŞİÖ üyesi devletlerle geçen yıl ticaret yüzde 37 artarak 263 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı” diye konuştu.

ŞİÖ-Afganistan Temas Grubu

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev konuşmasında, Afganistan’ın yakın komşuları olan Şanghay İşbirliği Örgütü ülkelerinin, Afgan sorununa uzun vadeli bir siyasi çözümün bulunmasını en çok isteyenlerden olduğunu belirterek “Bu çerçevede ŞİÖ-Afganistan Temas Grubu formatında ortak çalışma ve istişarelerin yeniden başlatılmasının uygun olacağını umuyoruz” dedi.

Üye sayısı 9’a çıktı

Türkiye’nin “diyalog ortağı” olarak yer aldığı ŞİÖ, ilk olarak Şanghay Beşlisi adıyla 1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan temsilcilerinin Çin’in Şanghay kentinde bir araya gelerek Sınır Bölgelerinde Askeri Güvenin Derinleştirilmesi Anlaşması’nı imzalamasıyla kuruldu.

2001’de Özbekistan’ın katılımıyla üye sayısı 6’ya çıkan Şanghay Beşlisi’nin adı Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değişti. Pakistan ve Hindistan da daha sonra tam üye olarak örgüte kabul edildi.

2005’te ŞİÖ’ye gözlemci olarak kabul edilen İran’ın tam üyelik süreci 2021’de başlamıştı. İran’ın üyeliğinin resmileşmesiyle örgütün üye sayısı 9’a çıktı. Afganistan, Moğolistan ve Belarus ise ŞİÖ’de gözlemci üyeler olarak yer alıyor.

Diplomasi

OpenAI Ukrayna’ya siber savunma için ücretsiz yapay zeka desteği verecek

Yayınlanma

ABD merkezli OpenAI, sivil altyapıyı siber saldırılardan korumak amacıyla Ukrayna hükümetine “Daybreak” yapay zeka sistemini ücretsiz sunacak. Gelişmiş GPT 5.6 Sol modeli üzerinden işleyecek yazılım, hastaneler ve enerji tesislerindeki dijital güvenlik açıklarını hızla kapatmayı hedefliyor.

Yapay zeka devi OpenAI, Ukrayna hükümetine “Daybreak” adlı yapay zeka programına ücretsiz erişim imkanı sağlayacak.

Program, dijital sistemlerdeki güvenlik açıklarını tespit etmeyi; hastaneler ve elektrik santralleri dahil olmak üzere sivil altyapıyı hedef alan siber saldırılara karşı koymayı amaçlıyor.

Kiev yönetimi, Daybreak aracılığıyla gelişmiş GPT 5.6 Sol modelinin yazılımlardaki açıkları hızla belirleyip kapatmaya yarayan özel bir sürümünü kullanacak.

Ukrayna ulusal siber olaylara müdahale ekibi CERT-UA, 2025 yılında yaklaşık 6 bin siber saldırı kaydetti.

OpenAI, Ukrayna makamlarıyla vardığı işbirliğini New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 23 Eylül’de duyurdu.

OpenAI for Countries biriminin yöneticisi George Osborne, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Sivil altyapının korunması, insanların yaşamaya, çalışmaya ve hayati hizmetlerden yararlanmaya devam edebilmesi adına bu yapıların hem fiziksel hem de dijital saldırılara karşı savunulması anlamına geliyor.”

Daha önce OpenAI’ın rakiplerinden Anthropic şirketi, geliştirdiği Claude adlı yapay zeka sisteminin Rusya ile bağlantılı bilgisayar korsanları tarafından Ukraynalı kuruluşlara yönelik saldırılarda kullanıldığını açıklamıştı.

Palantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?

Söz konusu korsanlar, insansız hava aracı (İHA) parçası üreten en az iki firmanın e-posta kutularındaki verileri ele geçirdi; askeri dron üreticisi bir şirkete saldırarak bilgisayarlı görü sistemine ait yazılım geliştirme kitini çaldı.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) Kıdemli Araştırmacısı Jamie MacColl, Ukrayna’nın OpenAI haricinde Google gibi diğer rakip teknoloji şirketlerinin yapay zeka araçlarına da sahip olduğunu belirtti.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Ukrayna’nın, Pentagon’un ana tedarikçilerinden bilişim devi Palantir Technologies firmasının yapay zeka yazılımlarından yararlandığı kamuoyuna yansımıştı.

Dönemin Savunma Bakanı Mihail Fedorov, bu işbirliği neticesinde hava saldırılarını ayrıntılı biçimde analiz eden bir sistem kurulduğunu ve büyük ölçekli istihbarat verilerini işlemeye dönük çözümlerin devreye sokulduğunu aktarmıştı.

Şirketin sunduğu teknolojiler, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Rusya’nın cephe gerisindeki hedeflerine yönelik yüksek hassasiyetli uzun menzilli taarruzlarının (deep strike) planlanmasında da kullanılıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump ve Xi Washington’da görüştü: Ticaret ateşkesi uzatıldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Washington’da gerçekleştirdikleri görüşmelerde kasım ayında süresi dolacak ticaret ateşkesini iki ay uzattı. Resmi törenlerin öne çıktığı temasta liderler iki saatten az doğrudan görüşme yürütürken; Tayvan, yapay zeka ve Ortadoğu krizlerinde somut diplomatik ilerleme sağlanamadı.

ABD Başkanı Donald Trump, Washington’da ağırladığı Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmeler yürüttü.

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderlerini bir araya getiren zirvede, uygulanan yoğun resmi protokolün arkasında somut diplomatik ilerlemelerin sınırlı kaldığı dikkat çekti.

Pekin yönetimi ile ilişkilerinde Xi ile kurduğu kişisel bağı öne çıkaran Trump, Çinli mevkidaşını havalimanı pistinde bizzat karşıladı, başkanlık helikopterinde özel bir tur düzenledi ve kendisine kel kartal heykeli hediye etti.

Brookings Enstitüsü uzmanı Ryan Hass, resmi törenlerin ve askeri geçitlerin programdan çıkarılmasıyla iki liderin baş başa iki saatten daha az görüştüğünü belirtti.

AFP ajansına konuşan Hass, temasların ana amacının ikili ilişkileri “rekabetin katlanılabilir sınırları içinde etkin biçimde yönetmek” olduğunu vurguladı.

Xi Jinping temasların ardından “birçok yeni uzlaşıya” varıldığını ifade etti. Buna karşın kamuoyuna açıklanan somut adımlar, 100 bin Amerikalı gencin öğrenci değişimi kapsamında Çin’e davet edilmesi ve Atlanta’daki bir hayvanat bahçesine iki panda kiralanmasıyla sınırlı kaldı.

Xi, yükselen bir gücün yerleşik güçle çatışmaya gireceğini öngören “Tukidides Tuzağı”ndan kaçınılması çağrısını yinelerken, yapay zeka ve Tayvan gibi başlıklarda derin görüş ayrılıkları korundu.

Trump’ın “süper zeka” olarak nitelediği yapay zekanın denetimi konusunda taraflar farklı pozisyonlar benimsedi. Trump teknoloji sektörünün kısıtlama çağrılarına mesafeli dururken, Xi yapay zekanın “daima insan kontrolü altında kalması gerektiğini” savundu.

Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nden Dylan Loh, iki ülkenin riskler konusunda hemfikir olduğunu ancak yönetim biçiminde derin şüpheler ve yoğun rekabet nedeniyle ortak zemin bulmakta zorlandığını söyledi.

Zirvenin en somut ekonomik çıktısı, kasım ayında sona ermesi beklenen kırılgan ticaret ateşkesinin iki ay uzatılması oldu.

Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren uzlaşı, ABD’nin Çin ürünlerine yönelik gümrük vergilerini düşürmesini ve Pekin’in imalat sektörü için kritik önemdeki nadir toprak elementlerine getirdiği ihracat kısıtlamalarını kaldırmasını sağlamıştı.

Sydney Üniversitesi ABD Çalışmaları Merkezi Araştırma Direktörü Jared Mondschein, Trump’ın Washington’ın Pekin karşısındaki kırılganlıklarını azaltana kadar ilişkileri geçici olarak istikrara kavuşturmaya çalıştığı değerlendirmesini yaptı.

Ancak Trump’ın ticaret dengesini sağlama taleplerine rağmen Pekin’den Boeing uçakları veya Amerikan tarım ürünleri alımına dair yeni bir taahhüt gelmedi.

Ortadoğu politikasında da taraflar arasındaki uyuşmazlık sürdü. Trump, Tahran ile yaşanan çatışmanın sonlandırılması ve Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine yeniden açılması için Çin’den arabuluculuk desteği beklerken, Pekin bu talepleri yanıtsız bıraktı.

Çin tarafının yayımladığı görüşme notuna göre Xi, Trump’a savaşı derhal durdurması ve Tahran yönetimiyle müzakere masasında uzlaşmaya varması çağrısını iletti.

Çin ayrıca bölgede Amerikan askeri unsurlarının hedef alınmasında Tahran’a yardım etmekle suçlanıyor.

Harvard Kennedy School öğretim üyesi Rana Mitter, Pekin’in kamuoyu önünde açık bir çözüm müzakerecisi rolü üstlenmesinin gerçekçi görünmediğini ifade etti.

Tayvan başlığında ise Xi, Trump’a mayıs ayında ilettiği “ihtiyatlı olma” uyarısını tekrarlamanın ötesine geçerek ABD’den adanın bağımsızlığına açıkça karşı çıkmasını talep etti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Tayvan’a yönelik 14 milyar dolarlık silah satış paketinin durdurulduğunu ve “inceleme altında” olduğunu açıkladı.

Trump’ın bu satışları daha önce bir pazarlık unsuru olarak kullanabileceğini ima etmesi Taipei yönetiminde güvenlik endişelerine yol açmıştı.

Mitter, Trump’ın geçmiş yönetimlerden farklı bir üslup kullandığını, ancak Washington’ın Tayvan’a sağladığı temel güvenlik taahhütlerinde radikal bir değişiklik beklemediğini kaydetti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump, yapay zekayı kontrol etmeye yönelik “küreselci komplo”yu reddetti

Yayınlanma

Donald Trump, yapay zekayı kontrol etmeye yönelik girişimlerin “küreselci komplo” olduğuu öne sürdü ve reddetti.

Trump’ın beyanı, bu teknolojiye ilişkin yeni G20 küresel kılavuzları geliştirmeyi amaçlayan Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’ın planına bir darbe indirdi.

Trump, salı günü BM’de yaptığı konuşmada, “ABD, yapay zekayı kontrol etmeye yönelik herhangi bir küreselci komplo kurma girişimini tamamen reddediyor,” dedi ve yönetiminin bundan böyle yapay zekayı “süper zeka” olarak adlandıracağını ekledi.

Bu açıklamalar, Burnham ile ilk yüz yüze görüşmesinden kısa bir süre önce geldi.

Burnham, İngiltere’nin gelecek yılki G20 başkanlığını yapay zekanın potansiyel risklerine odaklanmak için kullanmak istediğini belirtmişti.

Başbakan ayrıca, bu teknolojinin gelişimini denetlemek üzere yeni bir küresel çerçeve oluşturulmasında İngiltere’nin ABD ile Çin arasında “dürüst arabulucu” olabileceğini iddia etti.

Trump’ın bu açıklamaları, bu hafta Beyaz Saray’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yapacağı görüşme öncesinde geldi.

ABD Başkanı, “Şu anda Çin’e ve diğer herkese karşı büyük bir farkla öndeyiz ve bu durumu böyle sürdüreceğiz,” dedi.

Yapay zeka konusundaki anlaşmazlığa rağmen, New York’ta Burnham ile Trump arasında gerçekleşen görüşme büyük ölçüde dostane geçti.

Başkan, yeni başbakanı selefi Keir Starmer’a tercih ediyor gibi göründü.

İkili ilişkilerin durumu sorulduğunda Trump, “İlişkiler, önceki başbakanınızın döneminde olduğundan daha iyi durumda,” dedi.

Greater Manchester’ın eski belediye başkanı Burnham, başkanın daha önce şehri “sıradan bir kasaba” olarak nitelendirmesini şakayla karışık bir şekilde eleştirdi.

Trump, “İngiltere’de muazzam bir vatanseverlik” olduğunu ve insanların “büyük işlerin gerçekleşmesini” beklediğini söyledi ve “Bence bu ülke sadece başarıyı ve büyük bir liderliği bekliyor,” diye ekledi.

BM genel merkezindeki görüşmelerinin ardından birlikte konuşan Trump, Burnham’ın “harika bir başbakan” olacağını düşündüğünü belirterek, bu deneyimli politikacının “doğuştan bir işadamı” olduğunu da sözlerine ekledi.

Burnham, iki liderin “iyi bir bağ” kurduğunu belirtti. Görüşmeleri yaklaşık 40 dakika sürdü.

Trump, Burnham ile Diego Garcia’daki ABD-İngiltere hava üssünün geleceği, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerleri ve Falkland Adaları üzerindeki İngiliz egemenliği gibi hassas konuları ele aldı.

Trump, Chagos Adaları’nın bir parçası olan Diego Garcia’yı Mauritius’tan geri kiralamaya yönelik İngiliz planı hakkında “Bunu desteklemiyorum. Bu berbat bir anlaşmaydı. On yıllar, hatta yüzyıllar boyunca ortada görünmeyen birinin mülkiyet iddiası var. Bence bu saçma,” demişti.

Beyaz Saray’ın plana verdiği desteği geri çekmesi ve Burnham’ın planı yeniden gözden geçirmeye açık olduğunu belirtmesi üzerine İngiltere, Starmer tarafından onaylanan Chagos Adaları anlaşmasını askıya aldı.

Burnham, “Bu durumu miras aldım ve bir çözüme ihtiyacımız var,” dedi.

Downing Street, Burnham’ın “üssün işleyişini güvence altına alacak ve Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliğini koruyacak” bir yol bulmak için Mauritius ve ABD ile işbirliği yapmaya kararlı olduğunu belirtti.

Bu arada Burnham, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerlerinde üretilen mallara yaptırım uygulama kararını savunarak, bunların iki devletli çözüme ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Trump, plana yönelik eleştirilerinde temkinli davranmış ve salı günü, “Şey, bu hamle hakkında bir şey bilmiyorum,” demişti. Burnham, durumu açıklamak için Beyaz Saray’ı aradığını söyledi.

Burnham ayrıca, ABD başkanının geçen ay Amerika’nın tarafsız tutumunu gözden geçirdiğini açıklamasının ardından, İngiltere’nin, Arjantin’in Falkland Adaları üzerindeki iddialarına karşı kararlı bir tutum sergileyeceğini Trump’a iletti.

Burnham, “Falkland Adalıların kendi kaderini tayin etme ve İngiliz kalma haklarını savunacağız. Başkanın, İngiltere’nin net tutumunun bu olduğunu benden doğrudan duymasını istedim. Söylediklerimi çok iyi anladı,” dedi.

Burnham ayrıca, İngiltere’nin kuzeydoğusundaki “belirli bir fabrikayla ilgili” olduğu için ABD’nin gümrük vergileri konusunu gündeme getirdiğini belirtti. Downing Street, söz konusu şirketin adını açıklamayı reddetti.

Salı günü ilerleyen saatlerde BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Burnham, yapay zekanın (AI) kontrolsüz bir şekilde gelişmesini durdurmak için dünyanın harekete geçmesi gerektiği konusunda ısrar etti:

“Yapay zekanın yaşam ve çalışma biçimimizde de bir altüst edici unsur olacağını ve riski kat kat artıracağını biliyoruz. Hepimiz uyarıları duyduk ve bunlara kulak vermeliyiz. İnsanların ne kadar endişeli olduğunu biliyorum. Bu yüzden bu anın gerektirdiği sorumluluğu üstlenmeliyiz . . . Hazırlığımızı artırmak için ihtiyaç duyduğumuz şeffaflığı ve erişimi sağlamak ve yapay zeka geliştirilmesinin güvenli olmasını garanti altına almak amacıyla tek bir küresel ilke ve standartlar dizisi üzerinde anlaşmaya varmak için çalışacağız.”

Burnham ayrıca Rusya’yı, “İngiltere’deki yaşamla ilgili yıkıcı bir anlatı” yaymak için işsiz gençleri istismar etmekle suçladı ve siber tehditle mücadele etmek üzere yeni bir ulusal bilgi savunma merkezi kurulacağını duyurdu.

Burnham, konuşmasının merkezine yeni teknolojinin oluşturduğu potansiyel tehditleri koydu ve özellikle Rusya gibi kötü niyetli aktörlerin, Birleşik Krallık demokrasisini zayıflatmak için savunmasız kişileri hedef aldığını iddia etti.

Düşmanca devlet bilgi saldırılarını tespit etmek, kaynağını belirlemek ve engellemek, ayrıca dezenformasyon ve deepfake’leri ortaya çıkarmak amacıyla güvenlik yetkililerinden ulusal bir bilgi savunma merkezi kurmalarını istediğini duyurdu.

Siyasi muhalifleri tarafından muhtemelen ele alınacak yorumlarda başbakan, zor koşullarda yaşayan İngilizlerin, Birleşik Krallık’ın başarısız olduğu yönündeki Rus propagandasına daha yatkın olduklarını ima etti.

Burnham, “Eğer geçim sıkıntısı çekiyorsanız ve hayatınızda bir iyileşme görmüyorsanız ya da işsiz, eğitim veya mesleki eğitim almayan bir gençseniz, o zaman bu tür etkilere karşı çok daha savunmasız olacaksınız,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English