Amerika
ABD devlet borçları kimlerin elinde?

ABD Hazine tahvillerini ve dolayısıyla devlet borçlarını elinde en fazla bulunduran ülkeler arasında Çin ve Japonya öne çıkıyor.
LSE Siyasal İktisat bölümünde yardımcı doçent olan Benjamin Braun, hem Amerikan dolar rezervlerinin hem de Hazine tahvillerinin kimlerin elinde olduğunun bir dökümünü çıkardı.
Kendi internet sitesinde bulgularını yayınlayan Braun, ABD ile Avrupa arasında yaşanan gerilimlerden yola çıkarak bazı Avrupalıların ABD’ye karşı “finansal savaş” açıp Kıta’daki Amerikan varlıklarını elden çıkarmayı önerdiğini hatırlattı.
Tahvil piyasasının pek şeffaf olmadığının altını çizen yazar, buna rağmen sadece kamuya açık verilerden yola çıkarak Hazine tahvillerinin küresel dağılımı hakkında bilgi edinebileceğimize işaret ediyor.
Braun bu kapsamda önce genel olarak küresel resmi rezerv varlıklarına göz atıyor, ardından özellikle ABD devlet borçlarının sahiplik yapısına değiniyor ve son olarak da Trump’ın gümrük vergilerini uygulayarak ticaret savaşlarını başlattığı “Kurtuluş Günü”nden bu yana Fed’de tutulan yabancı resmi Hazine tahvillerine ne olduğunu gösteren haftalık verilerle yazıyı sonlandırıyor.
IMF’nin Resmi Döviz Rezervlerinin Bileşimi veri seti (COFER) aracılığıyla küresel rezervleri takip eden Braun, küresel resmi döviz rezervlerinin 1999 ile 2020 yılları arasında 1,25 trilyon dolardan 12 trilyon dolara çıktığını hesaplıyor.
Yazara göre bu, Asya finans krizinin artçı etkileri ve başta Çin ve Japonya olmak üzere ülkelerin muazzam ticaret fazlaları tarafından beslenen, meşhur “resmi döviz rezervi fazlalığı.”
ABD doları cinsinden rezervlerin toplam hacminin son yıllarda ılımlı bir düşüş kaydettiği de görülüyor. Öte yandan, bu küresel rezerv varlıklarının bileşimi açısından ise, durum kademeli bir değişim gösteriyor: Doların payı 1999’daki %71’den günümüzde %58’e düşmüş durumda ama bu düşüş oldukça sınırlı.
Üstelik, 1999’daki değer tüm zamanların en yüksek seviyesini temsil ediyordu. 1995’te ise doların payı %59 idi ki bu da 2025 itibariyle doların küresel rezerv olma payının 1995 civarında seyrettiğini gösteriyor.
Braun, Avustralya ve Kanada dolarlarının yanı sıra renminbinin ortaya çıkışının, resmi rezerv portföylerinin çeşitlendirilmesine yönelik net bir eğilimi gösterdiğini kabul ediyor. Bununla birlikte bu verilerin toplu veriler olması nedeniyle, ancak daha ayrıntılı bir düzeyde görülebilen değişimleri gizleyebileceğine işaret ediyor.
Tek tek ülkelerin elindeki ABD menkul kıymetleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için Braun, Treasury International Capital (TIC) verilerine bakıyor.
Yazar, ülkeleri kendisi açısından “en mantıklı olan gruplar” halinde bir araya getiriyor. Bu kapsamda Braun Çin ve Japonya’nın yanı sıra, offshore finans merkezlerine (Eski Britanya İmparatorluğu: Birleşik Krallık ve İngiliz Denizaşırı Toprakları; Avrupa: Benelüks, İrlanda, İsviçre; Asya: Hong Kong-Singapur) ve petrol ihraç eden ülkelere de vurgu yapıyor.
Braun’un bulgularına göre bu gruplar, yabancıların elindeki Hazine tahvillerinin dörtte üçünü elinde bulunduruyor.
TIC verileri, uzun vadeli (vade süresi bir yıl veya daha fazla) ve kısa vadeli Hazine tahvillerini birbirinden ayırıyor.
Kısa vadeli Hazine tahvillerinin tutarı sadece 1 trilyon dolar iken, uzun vadeli borç 6 trilyon dolar.
ABD hükümetinin en büyük iki yabancı alacaklısı olan Çin ve Japonya’nın payı, küresel finansal krizin (2008) hemen ardından tüm yabancıların elindeki Hazine tahvillerinin %50’sinin biraz üzerinde zirveye ulaşmıştı.
Bu pay o zamandan beri istikrarlı bir şekilde azalmış ve %25’e gerilemiş görünüyor.
Braun, “Bu, Çin ve Japonya’nın elindeki ABD Hazine tahvillerini sattığı anlamına mı geliyor?” diye soruyor ve bunu anlamak için nominal tutarlara bakmak gerektiğini söylüyor.
Uzun ve kısa vadeli tüm vade türlerinde yabancıların elindeki ABD Hazine tahvillerine bakıldığında görülen şu:
“Yabancıların elindeki ABD borçlarının toplam hacminin 1994’ten bu yana 500 milyar dolardan 8 trilyon doların üzerine fırladığını görebiliriz. İki büyük ülkeye yakından bakıldığında, Çin’in ABD Hazine tahvili portföyünü 2011’deki 1,3 trilyon dolardan bugün 780 milyar dolara kadar oldukça önemli ölçüde küçülttüğü görülüyor.”
Ne var ki Braun’a göre durum o kadar da basit değil: Doğrudan tutulan tahvillerdeki bu düşüş, 2010’dan sonra Belçika’daki emanetçi [custodial] hesaplar yoluyla dolaylı olarak tutulan tahvillerde yaşanan önemli artışla dengeleniyor.
Japonya ise doğrudan Hazine tahvili portföyünü daha yavaş bir tempoda azaltmış durumda; bu portföyün değeri şu anda 1,1 trilyon dolar seviyesinde.
Çin’in Belçika’daki emanetçi hesaplarındaki varlıklarının kesin büyüklüğü ne olursa olsun, hem Çin hem de Japonya Hazine tahvili birikimlerini tersine çevirmiş ya da yavaşlatmış olsa bile ABD hükümetinin açık ara en büyük yabancı alacaklıları olmaya devam ediyorlar.
Braun’a göre bu noktada göz ardı edilemeyecek bir gerçek var: Kamunun elinde bulunan toplam ABD devlet borcu son yıllarda muazzam bir artış göstermiş ve bugün 30,8 trilyon dolar seviyesinde; üstelik hükümet içi varlıklar bu toplam rakama 7,7 trilyon dolar daha ekliyor.
Braun şöyle soruyor: “Açıkça görülüyor ki, bu artan arzı yurt içi yatırımcılar karşılamış olmalı. Peki bunlar kimler?”
Yazar, ABD Hazine tahvillerinin sahiplik yapısındaki yurt içi dağılımı ve yurt içi-yurt dışı ayrımını daha iyi anlamak için Fed’in finansal hesaplarına başvuruyor.
Braun, yalnızca COFER ve TIC verilerine bakıldığında gözden kaçan şeyi Fed hesaplarının hemen ortaya koyduğunu vurguluyor: 1945 ile 2008 yılları arasında Hazine tahvillerinin sahipliğindeki devasa uluslararasılaşma.
1945’te neredeyse sıfır olan bu oran, 2008’e gelindiğinde tedavüldeki hacmin yarısından biraz daha azına ulaşmış.
Braun’a göre aynı derecede şaşırtıcı olan ise, bu eğilimin o zamandan beri tersine dönmüş olması: Şu anda yabancıların elindeki Hazine tahvilleri toplamın yaklaşık %30’unu oluşturuyor.
Başka bir deyişle, yabancıların elindeki ABD Hazine tahvillerinin miktarı artmaya devam etse de, küresel finansal krizden bu yana tahvil sahipleri yapısı içindeki yabancıların göreli payı düşüş eğiliminde.
Braun’a göre “elbette bu boşluğu Fed doldurdu.” Son dönemde, Fed de portföyünü önemli ölçüde azalttı. Bu kez, ortaya çıkan boşluğu görünüşe göre bireysel yatırımcılar doldurdu.
Fakat yazar finansal hesap verilerinde yurtiçi hedge fonlarının genellikle “hanehalkı” kategorisi altında gösterildiğini hatırlatıyor. Dolayısıyla, “hanehalkı” portföylerindeki artış, “nakit-vadeli işlem baz ticareti” kapsamında Hazine tahvillerine yatırım yapan kaldıraçlı hedge fonların Hazine tahvili portföylerindeki muazzam artışı yansıtıyor olabilir.
Dolayısıyla, Braun, Amerikan borçları içerisinde yabancıların göreli paylarının azaldığına ilişkin bir tespit yapıyor. Aslan payı ise Fed ve ayırt etmesi zor “hanehalklarına” ait. Bunun yanı sıra para piyasaları fonlarının da ellerindeki tahvil paylarını artırdıkları görünüyor. Amerikan borcunun çevrilmesi söz konusu olduğunda artık basitçe Çin veya Japonya’ya bakmak mümkün görünmüyor.
Amerika
ABD ordusundan Hegseth’e uyarılar

ABD silahlı kuvvetleri komutanları, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e İran’daki operasyonların sürdürülmemesi konusunda ortak bir uyarıda bulundu.
Konuya yakın kaynakların Washington Post’a aktardıklarına göre, kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanları ile ABD ordusunun Avrupa, Asya ve Latin Amerika’daki operasyonlarını yöneten komutanlar, Hegseth’e İran’daki savaşın devam etmesinin dünyanın diğer bölgelerindeki tehditlere karşı koyma yeteneklerini zayıflatma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.
Uyarılar, gizli niteliğindeki Savunma Bakanı Emir Kitabı’nın (SDOB) 14 Ağustos tarihli sayısında ayrıntılı olarak yer aldı.
SDOB, savaş gemileri, uçaklar, personel ve silah sistemleri gibi ABD’nin askeri varlıklarının dünya çapındaki konuşlandırılabilirliğini ayrıntılı olarak belirtir.
Ayrıca, savunma bakanı ve silahlı kuvvetler tarafından yürütülen, başkanın silahlı kuvvetlere ilişkin önceliklerini de yansıtır.
Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, emir defterinde Orta Doğu’da konuşlandırılmış bazı ABD askerlerinin Eylül ayına kadar bölgede kalacağı, diğerlerinin ise 2027 yılına kadar bölgede kalacağı belirtiliyordu.
Washington Post gazetesi, donanmanın en üst düzey amiralinin, ABD Avrupa Komutanlığı, Pasifik Komutanlığı ve Güney Komutanlığı liderleriyle birlikte, Hegseth’in emrine katılmadıklarını fakat yine de emri uygulayacaklarını belirten “katılmıyoruz” yanıtını verdiklerini bildirdi.
ABD Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri liderleri, kuvvetlerinin görev süresinin uzatılmasının önemli riskler barındırdığını belirttiler.
Konuya yakın bir kaynak, ABD askeri liderliğinin İran’daki savaşın “çok uzun süredir aşırı boyutta” olduğuna inandığını söyledi.
Pentagon sözcüsü Sean Parnell, Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir Muharebe Komutanlığına yönelik belirli kuvvet taahhütlerinin kapsamı ve süresine ilişkin kararlar, mevcut tehdit değerlendirmesi, Başkan tarafından belirlenen stratejik öncelikler ve Genelkurmay Başkanı ile Muharebe Komutanlarının tavsiyeleri temelinde alınır,” dedi.
Parnell, Pentagon’un SDOB gibi “iç operasyonel süreçleri ya da kuvvet tahsisi görüşmeleri sırasında Kuvvetler veya Muharebe Komutanlıkları tarafından sunulan belirli onaylar, reddedilmeler veya risk değerlendirmelerini tartışmadığını” da sözlerine ekledi.
Amerika
Hegseth’in yandaşı eski askerler gizlice Pentagon’a atandı

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in, kamuoyunda kendisini destekleyen ve muhaliflerini eleştiren muhafazakar gazileri Pentagon’da gizlice sivil görevlere getirdiği ileri sürüldü. The Washington Post’un haberine göre bu isimler, askeri eğitim kurumlarını denetleyen özel çalışma grubunda yer aldı.
The Washington Post (WP) gazetesinin ulaştığı kaynaklara ve incelediği belgelere dayandırdığı haberine göre, ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), Bakan Pete Hegseth’in kamuoyundaki pozisyonunu destekleyen ve muhaliflerini eleştiren bazı muhafazakar ordu gazilerini gizlice sivil kadrolara atadı.
Haberde, atanan bu kişilerin “Savaş Bakanı Pete Hegseth’in konumunu güçlendirdikleri ve ABD Başkanı Donald Trump yönetimini eleştirenleri hedef aldıkları” kaydedildi.
İncelemelere göre göreve getirilenler arasında ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli Albay Rob Maness ve ABD Kara Kuvvetleri’nden emekli Albay Kurt Schlichter yer alıyor.
Belgelerde bu kişilerin resmi e-posta adreslerinde sivil personel statüsünü belirten “.civ” uzantısının bulunduğu ve Personel ve Hazırlıktan Sorumlu Savaş Bakanlığı Müsteşarı Anthony Tata’nın ofisine kayıtlı oldukları aktarıldı.
Gazete, X platformunda Maness’in 135 binden fazla, Schlichter’in ise yaklaşık 620 bin takipçisi olduğuna dikkat çekti.
Gazeteye konuşan kaynaklar Maness, Schlichter ve Anderson’ın özel devlet memuru ya da yüksek nitelikli uzman statüsünde atandıklarını belirtti.
Fakat Pentagon, bu kişilerin yürüttüğü görevleri, çalışma sürelerini ve bütçeden ödeme alıp almadıklarına dair ayrıntıları açıklamadı.
Askeri okullara ideoloji denetimi
Kaynakların verdiği bilgiye göre söz konusu üç isim, mayıs ayında Carlisle’daki ABD Kara Harp Koleji’nde Pentagon’un özel çalışma grubunda görev aldı.
Çalışma grubunun, askeri eğitim kurumlarını Hegseth’in “zehirli” olarak nitelendirdiği ideolojilere karşı denetlemek amacıyla kurulduğu ve hazırladığı raporun henüz yayımlanmadığı belirtildi.
Daha önce Fox News kanalında görev yapan Hegseth’in, göreve gelmesinin ardından Pentagon’un bilgilendirme ve iletişim politikaları üzerindeki kontrolünü artırdığı vurgulandı.
Gazete, haziran ayında Pentagon’un basın merkezinin gizli alan ilan edilerek gazetecilerin erişimine kapatıldığını hatırlattı.
Başkan adaylığı iddialarına yalanlama
Öte yandan Hegseth, bu hafta başında 2028 yılındaki ABD başkanlık seçimlerinde aday olabileceği yönündeki iddiaları yalanladı. Hegseth, söz konusu açıklamayı NBC News televizyonunda yer alan haberin ardından X platformu üzerinden yaptı.
NBC News, kaynaklarına dayandırdığı haberinde Hegseth’in son aylarda yakın arkadaşları ve tanıdıklarıyla olası adaylığı hakkında konuştuğunu, eşi Jennifer Hegseth’in de bu ihtimali değerlendirdiğini ileri sürmüştü.
Pentagon yetkilileri ise haber yayımlanmadan önce televizyon kanalına yaptıkları açıklamada, Hegseth’in başkanlığa aday olma planının bulunmadığını ve bakanlık görevine odaklandığını kaydetti.
NBC News ayrıca Hegseth’in ağustos ayında Iowa’ya gerçekleştirdiği ziyarete de dikkat çekti. Hegseth, eyalette Cumhuriyetçi Kongre üyesi Zach Nunn’ı destekleyen etkinliklere katılmıştı.
Iowa, başkan adayını belirleyen ilk ön seçim toplantılarına ev sahipliği yapması nedeniyle ABD başkanlık seçimleri sürecinde geleneksel olarak kritik bir öneme sahip.
Amerika
ICE, robot köpek satın almayı düşünüyor

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), kurumun robot köpekler olarak bilinen “dört ayaklı insansız kara araçları”nın satın alınmasını değerlendirdiğini ve robotun teknik özelliklerine ilişkin bir taslak sunduğunu belirtti.
Bu duyuru, Başkan Donald Trump’ın agresif sınır dışı etme kampanyası kapsamında kurumun güç kullanımıyla ilgili sorulara maruz kalması nedeniyle, sivil özgürlük gruplarının ICE’ye ayrılan fonun artırılmasına yönelik planlara ilişkin endişelerinin ortasında geldi.
Kurum, ICE ajanları ve memurlarını, cilde doğrudan uygulandığında kişiye felç edici bir şok veren elektrik şok eldivenleriyle donatmak için 20 milyon dolara varan bir bütçe de dahil olmak üzere, uygulama teknolojisine yönelik harcamaları artırmayı planladığını belirtti.
Ajansın köpek benzeri dört ayaklı robotlara olan ilgisini ilk kez haber yapan NBC News’e göre, hükümet bu robotlar için en az 2 milyon dolarlık bir harcama yapmayı planlıyor.
ICE’ın pazar araştırması duyurusunda, hükümetin ileride bir sipariş vereceğine dair herhangi bir garanti bulunmadığı belirtiliyor.
Bir İçişleri Bakanlığı (DHS) yetkilisi, köpek benzeri robotların kimyasalları tespit edebilen kameralar ve sensörlerle donatıldığını ve bu robotların, görevliler için tehlikeli olabilecek durumlarda kullanılacağını belirtti.
ICE, ajanlarına elektrik şoku verebilen eldivenler dağıtmayı planlıyor
Bu dört ayaklı robotlar, zorlu arazilerde ilerlemek, merdiven çıkmak ve başlangıçta bir görevliyi oraya göndermek risk oluşturabilecek alanlara girmek üzere tasarlanmış.
Bu teknoloji, ilk aşamadaki keşif görevi olarak kullanılabilir: Operatör, incelenen ortamla ilgili görüntü ve verileri alırken robotu uzaktan kontrol edebilir.
Bu girişim, DHS’nin tedarik planlama sisteminde yer alıyor ve Boston Dynamics tarafından geliştirilen Spot birimlerinin yanı sıra aksesuarların da sisteme dahil edilmesini öngörüyor.
Bu ekipman alım çalışmaları kapsamında, robot köpeklerden farklı bir araç olan 6.000 çift elektrikli şok eldiveninin satın alınmasına yönelik 16,7 milyon dolarlık bir sözleşme de yer almaktadır.
GLOVE olarak bilinen bu cihazların avuç içlerinde, ciltle doğrudan temas ettiğinde elektrik darbeleri üreten iletken elektrotlar bulunur; bu elektrotlar giysi üzerinden çalışmaz.
DHS bu eldivenleri bir “gerginliği azaltma” aracı olarak sunuyor fakat bunların kullanıma dahil edilmesi, göçmen yetkililerinin müdahaleleri sırasında güç kullanımının sınırları konusunda soruları gündeme getiriyor.
Robot köpekler farklı bir işlev sunuyor: Beyan edilen amaçları, görevliler bölgeye girmeden önce bir makinenin belirli senaryoları incelemesine olanak tanıyarak insanların tehlikeye maruz kalma riskini azaltmak.
Ne var ki, yeni denetim teknolojilerinin fiziksel müdahalelere yönelik diğer araçlarla birleştirilmesi, ICE operasyonlarının nasıl değiştiği ve bu operasyonlara ilişkin denetimlerin nasıl olacağı konusundaki tartışmaları alevlendirebilir.
Şu an için Spot ile ilgili kayıt, bir bütçe tavanı olan planlı bir satın alma işlemine karşılık geliyor; bu nedenle sürecin nasıl ilerlediğini ve kurumun nihayetinde kaç adet ünite satın alacağını izlemek gerekecek.
Göçmen toplulukları için bu gelişme, ICE prosedürleri hakkında bilgi sahibi olmak ve göçmenlik görevlileriyle karşılaşma durumunda haklarını bilmek için bir neden daha anlamına geliyor.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Dünya Basını5 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Ortadoğu2 hafta önceTelegraph: İran’a karşı silahlı Kürt isyanını Erdoğan engelledi











