Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, “kara liste”deki Rus tankerine operasyon düzenler mi?

Yayınlanma

Birleşik Krallık hükümeti, İngiliz sularından 200 mil açıkta Rus bayraklı bir petrol tankerini ele geçirmek için ABD ordusu tarafından düzenlenecek bir operasyonun Rusya’nın misillemesine yol açabileceğinden endişe ediyor.

ABD ordusu, deniz ablukasını delmek için Venezuela’dan yola çıkan tankeri takip ediyor ve tanker şu anda Kuzey Atlantik’te bulunuyor.

Geminin yaklaşmasıyla birlikte, AC-130 savaş uçakları da dahil olmak üzere ABD güçlerinin son günlerde Birleşik Krallık’taki bir üsse vardığı görüldü. Starboard Maritime Intelligence tarafından sağlanan verilere göre, tanker birkaç saat içinde Avrupa sularına girecek.

Avrupa güvenlik yetkilileri, The i Paper gazetesine, durumun tırmanmasını önlemek için acil görüşmelerin devam ettiğini bildirdi.

Görüşmelerden haberdar olan bir deniz güvenliği kaynağına göre, görüşmeler Britanya ve Avrupalı müttefikleri arasında yapılıyor.

Yetkililer, herhangi bir ele geçirme girişiminin kontrolden çıkabileceğine dair bir “korku” olduğunu söylediler.

Rusya’da kayıtlı bir gemiyi ele geçirme girişimi, Moskova ile büyük bir gerginliğe yol açabilir, fakat buna rağmen Trump yönetiminin gemiyi ele geçirme planları hazırladığı bildiriliyor.

Kaynak, The i Paper gazetesine verdiği demeçte, “Çoğu ülke Rusya ile doğrudan bir çatışmadan korkuyor. Nasıl hareket edileceği konusunda ikili düzeyde görüşmeler sürüyor. Danimarka ve İngiltere’nin bu konuyu görüştüğünü biliyorum. Rus gemisi ele geçirilirse Rusya’nın harekete geçmesi bekleniyor,” dedi.

The Times gazetesine göre, gölge tanker Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) uçakları tarafından izleniyor.

Guyana bayraklı Bella 1 adlı tanker, geçen ay Venezuela’dan petrol almaya hazırlanıyordu, fakat ABD sahil güvenlik güçlerinin başarısız müdahalesinin ardından izleme sistemlerinden kayboldu.

Atlantik’in ortasında açık kaynaklı izleme sistemlerinde yeniden ortaya çıktığında, adı Marinera olarak değiştirilmiş ve Rusya’da kayıtlı olarak görünüyordu. Mürettebat ayrıca geminin yan tarafına kaba bir Rus bayrağı çizmişti.

New York Times’a göre, bu gemi son günlerde ABD’nin Venezuela’ya uyguladığı deniz ablukasından kaçmaya çalışan 16 petrol tankerinden biri. Geçen aydan bu yana, Venezuela petrolü ticareti yaptıkları için iki petrol tankeri daha ABD güçleri tarafından durduruldu.

10 Aralık’ta, Skipper adlı tanker ABD sahil güvenlik güçleri tarafından durduruldu ve ele geçirildi. 20 Aralık’ta Centuries adlı gemi durduruldu ve gemide arama yapıldı, fakat ele geçirilmedi.

Suffolk’taki RAF Mildenhall üssünden kalkan ABD gözetleme uçağı, tanker Atlantik’i geçerken onu takip etmeye devam etti ve açık kaynak uçuş verilerine göre, pazartesi günü ABD ordusunun özel harekat kuvvetleri için özel olarak tasarlanmış helikopteri MH-47G Chinook, Birleşik Krallık üzerinde bir test uçuşu gerçekleştirdi.

Hafta sonu iki AC-130 savaş uçağının Mildenhall’a iniş yaptığı da görüntülendi ve bir dizi CS-17 nakliye uçağının da iniş yaptığı kaydedildi.

Bu durum, ABD’nin gemiyi ele geçirmek için hazırlık amacıyla varlığını güçlendirdiği yönünde spekülasyonlara yol açtı.

Bu hafta, RAF Fairford ve Norfolk’taki RAF Mildenhall arasında diğer ABD özel kuvvetleri uçakları tarafından daha fazla alçak irtifa test uçuşu gerçekleştirildi.

ABD’nin Marinera gemisini takip etmesi, İngiltere ve Avrupa yetkilileri için büyük bir diplomatik baş ağrısına neden oldu ve Beyaz Saray’ın Avrupa’nın düşman ülkelere karşı koyma kabiliyetini açıkça eleştirmesinin ardından en iyi nasıl hareket edileceği konusunda ikili görüşmelere yol açtı.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) uyarınca, tüm devletlerin gemilerine karasularından zararsız geçiş hakkı tanınmaktadır. Fakat aynı sözleşme uyarınca bir gemi seyir sırasında bayrağını değiştiremez; bu da Marinera’yı uluslararası hukuk açısından esasen vatansız hale getirir ve dolayısıyla el konulmasına yol açar.

Rusya’nın geçen ay ABD’ye tankere yönelik gözetleme faaliyetlerini durdurması için diplomatik bir talepte bulunduğu bildirildi, fakat ABD’nin takibi devam ediyor.

Mayıs ayında Estonya’nın, yaptırım uygulanan Rus “gölge filosu” tankeri Jaguar’a çıkarma girişimi, Rusya’nın gemiyi korumak için Estonya hava sahasına bir savaş uçağı göndermesiyle gerginliğe neden olmuştu. Olay, NATO’nun jetleri havalandırmasına neden olurken, Estonya Jaguar’ı kendi sularından çıkarmıştı.

Öte yandan CBS News, Rusya’nın Atlantik’te ABD güçleri tarafından takip edilen petrol tankerine eşlik etmek için donanma güçlerini görevlendirdiğini bildirdi.

Tankerin salı günü İskoçya ile İzlanda arasında olduğu düşünülüyordu. Rusya, geminin çevresindeki durumu “endişeyle izlediğini” açıkladı.

İki ABD’li yetkili Salı günü erken saatlerde CBS News’e, Amerikan kuvvetlerinin gemiye çıkmayı planladığını ve Washington’un gemiyi batırmak yerine ele geçirmeyi tercih ettiğini söyledi.

Salı günü, ABD ordusunun Güney Komutanlığı sosyal medyada, “bu bölgeden geçen yaptırım uygulanan gemilere ve aktörlere karşı durmak için ABD hükümeti kurumları ortaklarımızı desteklemeye hazır olduğunu” duyurdu.

Komutanlık, “Deniz kuvvetlerimiz uyanık, çevik ve ilgi çekici gemileri takip etmeye hazırdır. Çağrı geldiğinde, orada olacağız,” dedi.

Diplomasi

Kanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor

Yayınlanma

Kanada, savunma ilişkilerini çeşitlendirme kapsamında, İngiltere liderliğindeki Ortak Sefer Gücü (JEF) koalisyonuna katılmak için resmi başvuruda bulundu.

JEF, Kuzey Avrupa’daki 10 NATO devletinden oluşuyor ve hızlı müdahale amaçlı bir askeri ortaklık.

Carney’in ofisi yaptığı açıklamada, “Başbakan Carney, Kanada’nın Ortak Sefer Gücü’ne katılmak için resmi başvuruda bulunduğunu duyurdu ve Kanada’nın bu önemli girişime katılımına yönelik Birleşik Krallık’ın desteğini memnuniyetle karşıladı,” dedi.

Halihazırda NATO üyesi olan Kanada, ABD’ye olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken Avrupa ülkeleriyle daha sıkı bir askeri işbirliği kurmaya çalışıyor.

Carney, daha önce Ada’nın kuzeyinde İngiliz Başbakanı Andy Burnham ile bir araya gelmişti.

Carney’in ofisinden yapılan açıklamaya göre, iki lider, Kanada’nın Temmuz 2026’da gözlemci olarak katıldığı gelişmiş bir avcı uçağı projesi olan Küresel Savaş Uçağı Programı (Global Combat Air Programme) kapsamında savunma sanayii işbirliği fırsatlarını görüştü.

Bu proje Japonya, İngiltere ve İtalya tarafından yürütülüyor. Üç ülke, 2035 yılına kadar yeni nesil bir hayalet avcı uçağını hizmete sokmak amacıyla 2022 yılında Küresel Savaş Uçağı Programı’nı (GCAP) başlatmıştı.

Program, İngiltere’den BAE Systems, Japonya’dan Mitsubishi Heavy Industries ve İtalya’dan Leonardo’nun liderliğinde yürütülüyor.

Gözlemci statüsü herhangi bir mali taahhüt gerektirmeyen bir ilk adım olmasına rağmen, projenin nasıl sonuçlanacağına bağlı olarak Kanada ileride işbirliğini derinleştirebilir.

Kanada Savunma Bakanı David McGuinty, geçen Haziran ayında Tokyo’da Reuters’a verdiği demeçte, “umut vaat eden bir girişim” olarak nitelendirdiği GCAP hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla Japon mevkidaşıyla görüşme yaptığını söylemişti.

GCAP, ABD Hava Kuvvetleri’nin “Yeni Nesil Hava Hakimiyeti” programı ile birlikte Batı’nın iki büyük altıncı nesil avcı uçağı projesinden biri.

JEF, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, İsveç ve Birleşik Krallık’tan oluşuyor.

Geçen Aralık ayında Ottawa, Avrupa Birliği’nin “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) girişimine katılacağını açıklamıştı.

Bu girişim, Kanadalı savunma şirketlerine Avrupa pazarına daha geniş erişim imkânı sağlayacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump’tan AB ve Kanada’ya tehdit

Yayınlanma

Donald Trump, AB’nin Kanada’yı tarihindeki ilk “ortak üye” yapmayı önermesinin ardından, bu fikri “gülünç” olarak nitelendirerek “ciddi gümrük vergileri” ve ticaretin kısıtlanmasıyla tehdit etti.

Bu hamlenin “düşmanca bir eylem” olduğunu belirten ABD Başkanı, gazetecilere “çok ciddi gümrük vergileri uygulayabileceğini veya Avrupa ile ticareti durdurabileceğini” söyledi.

Trump şöyle ekledi: “Eğer niyet iyi ise, sorun yok. Kötü bir niyetse, Avrupa’ya çok ağır gümrük vergileri uygulayacağız.”

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dün yaptığı “AB’nin Durumu” konuşmasında, Kanada’yı AB’nin ilk “ortak üyesi” olmaya davet etti.

Von der Leyen, Carney’e teknoloji, savunma ve enerji alanlarında daha yakın bir işbirliği önerisinde bulunarak, demokrasilerin “uluslararası kurallara dayalı sistemde bir kırılma” ile karşı karşıya olması nedeniyle Brüksel ve Ottawa’nın birbirlerine daha da yakınlaşması gerektiğini belirtti.

Kanada’nın savunma ilişkilerini ⁠ABD’den ⁠uzaklaşarak daha da çeşitlendirmeye çalıştığının bir işareti olarak, Carney’in ofisi çarşamba günü ülkenin İngiltere liderliğindeki Ortak Sefer Gücü askeri koalisyonuna katılmak için resmi başvuruda bulunduğunu duyurdu.

Von der Leyen, “Avrupa Güvenlik Konseyi” önerdi

Bu güç, Danimarka, Hollanda, Norveç ve İsveç dahil olmak üzere 10 Kuzey Atlantik NATO üye devletinden oluşan bir hızlı müdahale askeri ortaklığı.

Çarşamba günü Carney ve İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Everton futbol kulübünün tesislerinde ikili bir görüşme yaptı.

Her ikisi de bu Premier Lig kulübünün taraftarı olan liderler, daha sonra takımın Wolves ile oynadığı maçı izlediler.

İkili, savunma işbirliğinin derinleştirilmesini ve yapay zekanın getirdiği fırsatlar ile zorlukları ele aldı.

Başbakanlık, her iki başbakanın da özellikle ticaret ve savunma alanlarında Avrupalı ortaklarla yakın bağlar kurmanın önemini vurguladığını belirtti.

27 üyeli AB’de hiçbir zaman “ortak üyelik” kategorisi bulunmadı ama Norveç, İzlanda ve İsviçre ile yakın bağları var ve bu ülkelerle, AB kurallarının çoğuna uyan bu ülkelerle derin bir iktisadi entegrasyona imkân tanınıyor.

Ne var ki Kanada’nın AB tek pazarı ile olan ilişkisi de dahil olmak üzere, ortak üyeliğin ne anlama geleceği henüz belirsizliğini koruyor.

Von der Leyen çarşamba günü yaptığı açıklamada, ticarete dayalı işbirliğinden daha geniş kapsamlı bir “gelecek için ittifak”a geçme ve “Kanada ile ilişkileri mümkün olan en üst düzeye çıkarma” zamanının geldiğini söyledi:

“Akıllı üretim üzerinde çalışacağız. Bir teknoloji ittifakı kuracağız. Savunma sanayi üslerini entegre edeceğiz. Arktik’i amiral gemisi niteliğinde bir ortak proje haline getireceğiz.”

Diğer işbirliği alanları olarak enerji, kritik mineraller, piller, yapay zeka, siber güvenlik ve ekonomik güvenliği sıraladı ve “Bu, başkalarına karşı değil, ortak gücümüz için kurulan bir ortaklık,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Pekin’deki güvenlik konferansında İranlı ve Suudi heyetler tartıştı

Yayınlanma

Çin’deki güvenlik konferansında, Tahran’ın Suudi Arabistan’daki ABD üslerini hedef alması üzerinden sözlü tartışma yaşandı.

Pekin’de düzenlenen güvenlik konferansı Xiangshan Forumu’nun genel oturumu çarşamba günü hararetli bir tartışmaya sahne oldu. South China Morning Post’un haberine göre, üst düzey bir İranlı savunma yetkilisi ile Suudi Arabistanlı bir düşünce kuruluşu başkanı, Orta Doğu’daki çatışma konusunda karşılıklı suçlamalarda bulundu.

İran ile Suudi Arabistan’ın sadece birkaç yıl önce barış anlaşması imzaladığı kentte, Suudi düşünce kuruluşu Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Merkezi Başkanı Prens Turki el-Faysal, İran’ı “Arap devletlerinin egemenliğine” saygı göstermemekle suçladı.

Tahran’ın ABD’nin Arap müttefiklerine yönelik saldırılarına açıkça atıfta bulunan Prens Turki, Xiangshan Forumu’nda bunun son savaşta “[ABD’nin Arap müttefiklerinin] topraklarına ve varlıklarına yönelik saldırgan ve hukuka aykırı saldırılarla” doruğa ulaştığını söyledi.

İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlardan Sorumlu Yardımcısı Tuğgeneral Muhammed Taki Osanlou ise Tahran’ın herhangi bir yanlış eylemde bulunduğu iddiasını hızla reddederek saldırıların ABD varlıklarını hedef aldığını söyledi.

Osanlou, “Hiçbir Arap ülkesine veya onların topraklarına saldırmadık. Yalnızca Arap ülkelerindeki ABD askeri üslerini vurduk” dedi.

“Sadece Suudi Arabistan’dakilere değil; Irak, Kuveyt ve Katar’daki ABD askeri üslerine de saldırılar düzenledik. Hedefimiz diğer Arap ülkeleri değil, Amerika Birleşik Devletleri’dir” diye ekledi.

İranlı askeri yetkili, güvenlik forumundaki konuşmasında yedinci ayına giren çatışmanın sorumluluğunu doğrudan ABD’ye yükledi.

Osanlou sesini yükselterek İran’ın kırmızı çizgilerini zorladığı gerekçesiyle ABD’yi sert biçimde eleştirirken, salondaki yüzlerce savunma yetkilisi ve araştırmacı sessizliğe büründü.

Osanlou, etkinliğin tercümanı aracılığıyla yaptığı konuşmada, “ABD’nin İran’a ve Orta Doğu’ya karşı işlediği suçları şiddetle kınıyoruz. Bölgede bölünmeleri derinleştirdi… Hegemonya arayışının amacı, dünya genelinde kendi tek taraflı hegemonik düzenini kurmaktır” dedi.

Osanlou, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını geri çekmesi gerektiğini söyledi.

“ABD bölgede kaldığı sürece Orta Doğu’da barış veya istikrar olamaz” dedi.

İranlı yetkili ayrıca Tahran’ın, şubat ayında ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırıların ardından büyük ölçüde kapatılan hayati önemdeki deniz ticaret yolu Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini söyledi.

Osanlou, “Hürmüz Boğazı’nı nasıl açabiliriz? İran, bu savaşta ağır saldırıya uğrayan askeri kapasitesini oluşturmak için yüzlerce yıl boyunca çaba gösterdi. Bu nedenle boğazın yeniden açılmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Onlarca ülkeden araştırmacı ve yetkilinin katıldığı forumu Çin Savunma Bakanı Dong Jun, açılış konuşmasında “diyaloğa kapı açmak ve farklı sesleri dinlemek” için bir fırsat olarak nitelendirdi.

Çarşamba günkü genel oturum boyunca Prens Turki, İran’ı iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasına yönelik anlaşmayı ihlal etmekle birçok kez suçladı. Söz konusu anlaşma, yedi yıllık kopukluğun ardından 2023’te Pekin’de imzalanmıştı.

Prens Turki, anlaşmanın garantörü olarak Çin’in rol oynadığı göz önüne alındığında, İran’ın Suudi Arabistan’a saldırarak Çin’in konumunu hiçe saydığını söyledi.

Çin’in, her iki tarafın da anlaşmaya uymasını güvence altına almasını ve anlaşmayı ihlal eden tarafın İran mı yoksa Suudi Arabistan mı olduğunu belirlemesini umduğunu ifade etti.

Prens Turki ayrıca Batılı ülkeleri, özellikle de ABD ve Almanya’yı eleştirerek İsrail’e verdikleri desteğin bölgesel çatışmaları körüklediğini söyledi.

Turki, ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesinin komşu ülkeler arasındaki bazı ittifakların çökmesine yol açtığını ve bunun da İran’la müttefik güçlü vekil güçlerin yükselişine zemin hazırladığını belirtti.

Hem Prens Turki hem de Osanlou, Orta Doğu meselelerinin çözümüne yönelik Pekin’in önerilerine atıfta bulundu ve bu önerilere destek verdi.

Suudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English