Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD Savunma Bakanı Hegseth, Shangri-La Diyaloğu konuşmasında ‘Tayvan’ konusuna girmekten kaçındı

Yayınlanma

Asya’nın önde gelen savunma konferansı Shangri-La Diyaloğu konferansında Çin düşük profil sergilerken, delegeler yapay zekâ, deniz tabanı güvenliği ve bölgesel kriz noktalarını tartıştı.

Pazar günü sona eren Asya’nın önde gelen savunma konferansı Shangri-La Diyaloğu önceki toplantılara göre daha az gerilimli geçti. Pekin savunma bakanını göndermezken, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Tayvan ve Çin konusunda önceki dönemlere kıyasla daha ölçülü bir ton benimsedi.

Singapur’da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu konuşmalarında delegeler İran çatışması, kritik altyapı güvenliği — özellikle deniz tabanı kabloları — ve savaşta yapay zekânın giderek artan rolü dahil olmak üzere bilindik kriz noktalarını ele aldı.

Üç günlük forumdan öne çıkan başlıca çıkarımlar şöyle:

Hegseth Tayvan konusunda temkinli davrandı

Hegseth, hazırlanmış konuşma metninde Tayvan’dan hiç söz etmedi. Bu, Çin’i açıkça eleştirdiği geçen yılki konuşmasına kıyasla keskin bir tezat oluşturdu.

Soru-cevap bölümünde bölgeye silah satışları hakkında soru sorulduğunda, kararın sorumluluğunu geçen ay Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşen Başkan Donald Trump’a yönlendirdi. Xi, ABD’li mevkidaşını Tayvan meselesi konusunda uyarmıştı.

Economist Intelligence Unit’in Asya baş ekonomisti Nick Marro, Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada, “Tayvan çok hassas bir mesele ve Trump yönetimi açıkça zirveden çıkan kırılgan istikrarı korumak istiyor,” dedi. “Bunu politikada bir değişim olarak değil, yönetimin yakın vadeli önceliklerinin nerede olduğu şeklinde yorumlamalıyız. Tayvan açısından bu, muhtemelen ABD dış politikasının kamuoyu önünde daha mesafeli bir duruş sergilemesi anlamına geliyor” diye ekledi.

Gözlemciler, Çin heyetine Ulusal Savunma Üniversitesi’nden Tümgeneral Meng Xiangqing’in liderlik ettiği bu yılki toplantıda, iki rakip güç arasındaki gerilim seviyesinin nasıl düşürüldüğüne dikkat çekti.

Çin’in Tayvan üzerindeki iddiasını yinelemenin yanı sıra, Çin’in eski dışişleri bakan yardımcısı ve eski Washington büyükelçisi Cui Tiankai, Tayvan Boğazı’ndaki Avrupa donanma gemilerinin varlığını da sorguladı ve bunun bazıları için “sömürge günlerini” çağrıştırdığını söyledi.

Birleşik Krallık ve Hollandalı askeri yetkililer ise gemileri hareket serbestisini göstermek için gönderdiklerini söyleyerek yanıt verdi.

Hollanda Başbakan Yardımcısı Dilan Yesilgoz-Zegerius, “Burada çatışma aramak için bulunmuyoruz, fırkateynlerimizle işbirliği aramak için buradayız. İki yıl önce Çin’le iyi bir işbirliği içinde aynı hareketi yaptık ve umarım bölgede bir sonraki bulunduğumuzda yine daha iyi bir karşılaşma yaşarız,” dedi.

İran, ABD’nin dikkatini başka yöne çekiyor

Hegseth, ABD’nin gerekirse İran’la savaşmak için ihtiyaç duyulan silahlara ilişkin yeterli stoklara sahip olduğunu belirterek, üç aydır süren İran savaşını Tayvan’a silah satışlarından “ayrıştırmaya” çalıştı. Aynı zamanda ABD’nin İran’la yapacağı “herhangi bir anlaşmanın” “iyi bir anlaşma” olacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD Donanması vekil sekreterinin daha önce bir Kongre oturumunda, Amerika’nın İran’a karşı operasyonlar için yeterli mühimmata sahip olmasını sağlamak amacıyla Tayvan’a satışların “askıya alındığını” söylemesinin ardından geldi.

Council on Foreign Relations’ta Güneydoğu Asya ve Güney Asya kıdemli araştırmacısı Joshua Kurlantzick, Hegseth’in sözlerini “yalnızca bir çaresizlik beyanı” olarak nitelendirdi ve bunun “ABD’nin İran’ı eskisinden daha güçlü bırakacağı fikrine katkıda bulunduğunu” söyledi.

Katar Başbakan Yardımcısı Şeyh Saoud bin Abdulrahman bin Hassan bin Ali Al Thani, diyalogda çatışmaya “sürdürülebilir bir çözüm” bulunmasını umduğunu söyledi.

“İran bugün bizim komşumuz,” dedi. “Dün de komşumuzdu, gelecekte de komşumuz olacak. Dolayısıyla güvene dayalı bir ilişkinin olduğundan emin olmamız gerekiyor” diye ekledi.

Deniz tabanı kabloları en yeni güvenlik kriz noktası

Deniz tabanı kabloları, küresel iletişim ve finans trafiğinin büyük bölümünü taşıdıkları, buna karşın fiziksel olarak korunmaları zor olduğu için önemli bir savunma ve güvenlik meselesi haline geldi.

Avustralya Başbakan Yardımcısı Richard Marles, “Deniz tabanı son 18 ayda büyük bir rekabet alanı haline geldi. Deniz altındaki kritik altyapıya karşı tarihsel olarak benzeri görülmemiş ölçekte ve sıklıkta bir dizi saldırıya tanık olduk,” dedi.

Tayvan, 2024 ve 2023’te üçer adet olmak üzere, 2025’te beş deniz altı kablo arızası bildirdi. Bu arada, 2024 ve 2025’te Baltık Denizi’nde şüpheli çapa sürükleme olayları dizisi, birden fazla fiber optik ve enerji kablosunun kopmasına yol açtı.

Marles, “Bunların tümü, açıkta bulunan, hareket edemeyen ve Baltık’ta artık gösterildiği üzere gecenin bir yarısı bir çapa ile kesilebilen altyapıya kritik ölçüde bağımlı,” dedi. Ülkesinin internet trafiğinin yaklaşık yüzde 99’unun yalnızca 15 deniz altı kablosu üzerinden aktığını da ekledi.

Singapur’da 17 ülke, deniz altı kabloları dahil kritik su altı altyapısının korunmasında savunma işbirliğini artırmak amacıyla GUIDE çerçevesini başlattı.

ABD ve Çin bu çerçeveyi imzalamazken, Washington, Londra ve Canberra üçlü AUKUS girişimleri kapsamında 2027’den itibaren su altı dronlarını ortaklaşa geliştirme planlarını ayrıca duyurdu.

Yapay zekâ savaşa girdikçe denetim çağrıları artıyor

Çin, forumu askeri yapay zekânın daha sıkı yönetişimi çağrısı yapmak için kullandı.

Meng, “Algoritmanın insanlar üzerinde yaşam ve ölüm yetkisini elinde tutmasına izin vermek, kolaylıkla teknolojinin kontrolünün kaybedilmesine yol açabilir ve hatta Amerikan filmi ‘The Terminator’daki senaryoları gerçeğe dönüştürebilir,” dedi.

Vietnam Cumhurbaşkanı ve Komünist Parti Genel Sekreteri To Lam, ulusların “ağır güvenlik sonuçları doğuran kararlarda nihai sorumluluğun insanların elinde kalmasını sağlaması” gerektiğini vurguladı.

Lam, “Savunma ve güvenlik alanında kritik soru, teknolojinin ne kadar güçlü hale gelebileceği değil, insanlığın onun üzerindeki kontrolünü ne ölçüde sürdürebileceğidir,” dedi.

ABD, İran savaşında yapay zekâyı özerk bir karar verici olarak değil, destek aracı olarak kullandığını kabul etti.

Güney Kore Ulusal Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, “Yapay zekâ artık savaşın karar alma sürecine katılıyor; dronların ve robotların konuşlandırılması yaygınlaştıkça, duygusuz savaşın yeni bir paradigması ortaya çıkıyor,” dedi.

Güney Çin Denizi gerginliği

Güney Çin Denizi, tartışmalı resifler çevresinde Çin ve Filipin gemileri arasında tekrarlanan karşılaşmaların dünyanın en işlek su yollarından birinde tırmanma korkularını artırmasıyla Asya’da bir kriz noktası olmayı sürdürüyor.

Aynı zamanda, Çin ve Vietnam ihtilaflı oluşumlarda arazi kazanımı ve altyapı iyileştirmelerini hızlandırdı; bu da bölgesel davranış kurallarına ilişkin on yıllardır süren müzakereler uzarken, sahadaki varlıklarını pekiştirdikleri anlamına geliyor.

Filipinler Savunma Bakanı Gilberto Teodoro Jr., Çin’in Güney Çin Denizi’nde, belki de kuvvet yoluyla kazanamayacağı şeyleri müzakereler yoluyla elde etmeye yöneldiği bir “konuş ve al” stratejisi izlediğini savundu.

Teodoro, “Filipinler’in deneyimine göre müzakereler bu nedenle çatışma çözümüne giden bir yol değil, avantaj elde etmenin bir aracıdır. Biz aldatılmamalıyız ve aldatılmayacağız,” dedi.

Çin, diyalogda Güney Çin Denizi hakkında kamuya açık bir yorum yapmadı.

Bu arada, Japonya ve Filipinler, Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını duyurdu. 

Pekin buna sert tepki göstererek, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya” çağırdı ve resmi protesto gönderdi.

Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim

Diplomasi

Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Yayınlanma

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.

Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.

Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.

Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.

Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.

Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.

Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.

Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.

Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.

Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.

Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.

Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.

Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.

Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.

Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Yayınlanma

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.

Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.

Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.

Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.

Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.

Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.

Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.

Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.

Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Protestolar 16 şehre yayıldı

Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.

FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.

Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.

Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.

Kiev’deki bakan değişimi Berlin ve Brüksel’i sarstı

Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı

Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.

İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.

FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.

Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English