Diplomasi
ABD ve Japonya güvenlik ittifaklarında 60 yılın en büyük güncellemesini planlıyor

ABD ve Japonya, Çin’e karşı koymak amacıyla 1960 yılında imzaladıkları karşılıklı savunma anlaşmasından bu yana güvenlik ittifaklarındaki en büyük güncellemeyi planlıyor.
Pazartesi günü basında yer alan haberlere göre Washington ve Tokyo, Başbakan Fumio Kishida’nın önümüzdeki ay Beyaz Saray’ı ziyareti sırasında ABD ordusunun Japonya’daki komuta kademesinin yeniden yapılandırılmasına yönelik bir anlaşmayı duyurmaya hazırlanıyor.
Financial Times ve yerel medyanın pazartesi günü bildirdiğine göre, müttefikler Çin’e karşı -özellikle Tayvan’la ilgili bir kriz durumunda- ortak müdahale kabiliyetlerini geliştirmeye çalışırken, anlaşma iki ülke arasındaki operasyonel planlama ve tatbikatların güçlendirilmesine yardımcı olacak.
Kishida ve ABD Başkanı Joe Biden’ın, Japon liderin 10 Nisan’da Washington’a yapacağı devlet ziyareti sırasında yayınlanması planlanan ortak bir bildiride ilgili değişiklikleri açıklamaları bekleniyor.
Bu arada, zirve ABD Başkanı’nın Japon grup Nippon Steel’in US Steel’i satın almasına karşı olduğunu ifade etmesinden sadece haftalar sonra gerçekleşecek. Bu müdahalenin, kasım ayındaki seçimler öncesinde sendikanın desteğini artırmak için tasarlandığı söylense de Japonya’yı rahatsız ettiği düşünülüyor.
Japon ordusu ortak operasyonlar komutanlığı kuruyor
Savunma kaynakları The Japan Times’a konuyla ilgili görüşmelerin yapıldığını doğruladı, ancak hiçbir şeye karar verilmediğini vurguladı.
Tokyo’da hükümetin en üst düzey sözcüsü de görüşmelerin devam ettiğini belirterek, Japonya’nın Mart 2025’ten önce Kara, Deniz ve Hava Öz Savunma Kuvvetlerini komuta edecek ortak bir karargâh kurmaya hazırlandığını kaydetti. Bu ortak karargâhın, Japonya’da yeniden yapılandırılacak herhangi bir ABD komutanlığı ile yakın bir şekilde çalışacağı belirtildi.
Kabine Baş Sekreteri Yoshimasa Hayashi olağan basın toplantısında yaptığı açıklamada “Japonya ve ABD arasında birlikte çalışabilirliği ve müdahale hazırlığını artırmak amacıyla komuta ve kontrol için işbirliği kılavuzlarının güçlendirilmesine ilişkin görüşmeler devam ediyor” dedi.
Önümüzdeki ay yapılacak Biden-Kishida zirvesinde değişimle ilgili geniş kapsamlı bir duyuru yapılabilecek olsa da, ayrıntıların müttefiklerin savunma bakanları ve üst düzey diplomatları arasında yılsonuna kadar yapılacak “iki artı iki” görüşmeleri öncesinde ele alınması bekleniyor.
ABD’ye bağlı yeni görev gücü
FT’nin haberine göre Washington’un üzerinde durduğu modellerden biri, Hawaii merkezli Hint-Pasifik Komutanlığı’nın bileşen komutanlıklarından biri olan ABD Pasifik Filosu’na bağlı olacak yeni bir ABD askeri ortak görev gücü oluşturmak. Bu senaryoya göre filonun dört yıldızlı komutanı Japonya’da daha fazla zaman geçirecek ve ülkede güçlendirilmiş bir destek yapısına sahip olacak. Nihayetinde, ABD ordusunun farklı bölümlerinden oluşacak görev gücü Japonya’ya kaydırılacak.
Tokyo uzun zamandır dört yıldızlı bir komutanın ülkede bulunmasını talep ediyordu ve ABD Japonya Kuvvetleri’nin yükseltilmesi de söz konusu olabilir. Eski bir üst düzey Pentagon ve CIA yetkilisi olan Christopher Johnstone, ABD komutasını yükseltmenin “daha güvenilir bir ikili askeri ittifak inşa etmek için büyük bir adım” olacağını söyledi.
Gelişmeyi FT’ye değerlendiren ABD Sasakawa Barış Vakfı’nda ABD-Japonya ittifakı uzmanı olan James Schoff da, “ABD liderliği barış zamanında Hawaii’den Japonya’ya gidip gelebilir, ancak pratik bir dizi ikili görev için Japon mevkidaşlarıyla planlama yapmak, kolaylaştırmak ve güven inşa etmek için Japonya’da bulunan bir tür tam zamanlı ortak personele ihtiyaçları olacak” dedi.
Japonya, Aralık 2022’deki son Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Ulusal Savunma Stratejisi kapsamında özetlenen tarihi savunma reformlarını takip etmeyi taahhüt etti. Sözde karşı saldırı kabiliyetini güvence altına almak ve 2027 yılına kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın %2’sine eşit bir savunma bütçesi hedefi belirlemek manşetlere taşınırken, Japonya savunma stratejisinde “ABD ile rolleri, misyonları ve kabiliyetleri konusundaki tartışmaları daha da derinleştirmeyi ve her iki ülkenin ortak caydırıcılık kabiliyetlerini entegre bir şekilde daha da güçlendirmeyi” taahhüt etti.
Japonya’nın SDF ortak kurmay başkanı olan Ryoichi Oriki, FT’ye verdiği demeçte, Tokyo, “Çin ve Kuzey Kore’ye güçlü bir stratejik sinyal gönderiyor ve ABD’nin Japonya’daki komuta yapısını güçlendireceğini söylemek caydırıcılık açısından anlamlı” dedi.
ABD-Japonya kuvvetleri arasında koordinasyon sıkıntısı
Ancak müttefiklerin yakınlaşan çıkarlarına rağmen – özellikle Pentagon’un “hızlanan tehdit” olarak tanımladığı Çin konusunda – ABD Japonya Kuvvetleri’nin çok az komuta ve kontrol yetkisine sahip olmaya devam etmesi ve Tokyo’yu yaklaşık 6,200 kilometre uzaklıktaki Hawaii’deki Hint-Pasifik Komutanlığı ile daha fazla ilgilenmeye zorlaması nedeniyle koordinasyon bir zorluk olmaya devam ediyor.
The Japan Times’a göre, bu zorluk Mart 2011’de Tohoku bölgesinde meydana gelen deprem, tsunami ve ardından yaşanan nükleer felaketin ardından daha da belirgin hale gelmiş, SDF komutanları ortak kurtarma ve yardım operasyonu olan Tomodachi Operasyonu’nu yürütürken kendilerini sık sık 6,000 km’den daha uzaktaki ABD’li meslektaşlarıyla koordine olmak zorunda bulmuşlardı.
2021 yılında Hint-Pasifik komutanlığından emekli olan Philip Davidson FT’ye verdiği demeçte bu konuda şunları söyledi: “Japonya’nın yeni ulusal güvenlik politikası bu yüzyılda Doğu Asya’da yaşanan en olumlu güvenlik gelişmesidir. İki ülkenin savunma stratejilerinin birbirine yakınlaştığının kabul edilmesi, günlük komuta ve kontrolümüzün iyileştirilmesini mantıklı bir sonraki adım haline getiriyor.”
Tayvan endişesi
Hem Tokyo hem de Washington, Çin’in Tayvan’la yeniden birleşme iddiasının ciddi endişelere yol açtığını ifade ederken, Biden bir çatışma durumunda ABD’nin Tayvan’a askeri olarak yardım edeceğini defalarca kez dile getirdi. Üst düzey Japon yetkililer ise ada üzerindeki herhangi bir savaşın Japonya’yı da içine sürükleyebileceğinden endişe ediyor.
Tayvan’ın kuzeydoğusunda yer alan ve Japonya’da konuşlu ABD kuvvetlerinin büyük bir kısmına ev sahipliği yapan Okinawa eyaleti, böyle bir savaş durumunda muhtemelen hedef alınacak kilit Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapıyor.
Pekin ise ABD’nin bölgedeki Asyalı müttefikleri aracılığıyla Çin’i çevreleme stratejisi yürüttüğünü savunuyor. Asya ülkelerinin ABD ile geliştirdikleri Çin’i hedef alan askeri ittifakların bölgeyi ‘ateşe atacağını’, Asya-Pasifik’teki barış ve istikrarı bozacağını ifade ediyor.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









