Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman dış ticaret lobisinin başkanı Schumann: Sanayimiz için Çin’e ihtiyacımız var

Yayınlanma

Almanya Federal Ekonomik Kalkınma ve Dış Ticaret Birliği (BWA) başkanı Michael Schumann, ülkenin yeniden sanayileşmesi için Çin’e ihtiyaç duyduklarını savundu.

Berliner Zeitung için “Almanya’nın yeniden sanayileşmesi için neden Çin’e ihtiyacımız var?” başlıklı bir yazı kaleme alan Schumann, Çin sermayesi, teknolojisi ve pazar erişimi olmadan Almanya’nın yeniden sanayileşmesinin çok daha zor olacağını belirtti.

Çin’in bazı Alman şirketleri için bir rakip olmanın ötesinde, aynı zamanda “bir teknoloji öncüsü, tedarik zinciri gücü, yatırımcı ve giderek artan bir şekilde Almanya topraklarında bir üretim ortağı” olduğunu kaydeden Schumann’a göre, “Almanya’nın endüstriyel geleceğini ciddi bir şekilde şekillendirmek isteyen herkes, bundan stratejik olarak yararlanmalı.”

2025 yılında Çin’in Almanya’daki yeni yatırım projeleri sayısında ABD’yi geride bıraktığını hatırlatan BWA lideri, “Yeniden sanayileşmeye çalışırken aynı zamanda yeni yatırım projelerinin böylesine önemli bir kaynağına kapıyı kapatmak tamamen çelişkili bir tutum olur,” dedi.

Çin’e yönelik “pazarlarınız kapalı” eleştirilerine de itiraz eden Schumann, “Karşılıklılık, müzakere gücüyle sağlanır ve Almanya’daki Çin yatırım portföyünün önemli ölçüde genişlemesi, Almanya’nın konumunu zayıflatmak yerine güçlendirir,” iddiasında bulundu.

Kritik altyapılara, hassas teknolojilere ve stratejik öneme sahip şirketlere yapılan yatırımların “titizlikle” incelenmeye devam etmesini isteyen Schumann, Alman şirketlerinin Çin’de hâlâ pazar erişim engelleri, düzenleyici belirsizlikler ve rekabet bozulmalarıyla karşı karşıya olduğunu kabul ediyor “[ama] bu engeller, Almanya’nın kendisini Çin sermayesinden, Çin teknolojilerinden ve Çin pazarından koparmasıyla aşılamaz,” diyor.

Schumann, Avrupa’nın Çin’in gerilemesinden daha fazla kazanç elde etmek yerine, başarılarından Çin’e de pay vermesi gerektiğini savunuyor.

Sanayideki katma değerin kaybedildiğini, işyerlerinin kapandığını, yatırımların ertelendiğini ve iflasların arttığını kaydeden Schumann, bu gelişmenin on yıllardır Alman ekonomi modelinin performansını diğer sektörlerden çok daha fazla temsil eden otomotiv endüstrisinde özellikle belirgin olduğunun altını çiziyor.

BWA lideri şöyle devam ediyor:

“Almanya, Batılı sermaye, teknoloji ve şirket ağlarıyla derin bir şekilde bağlantılı olmaya devam etse de, Çin bu ilişkileri tam da Almanya’nın yeni bir güç kazanması gereken endüstriyel gelecek alanlarında tamamlıyor: elektrikli mobilite, bataryalar, enerji teknolojisi, dijital endüstri uygulamaları, ileri teknolojiler, otomasyon ve robotik.”

Çin’in Avrupa’daki doğrudan yatırımları 2025’te 16,8 milyar avroya yükselerek 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Almanya’ya yatırım da 2,5 milyar avroya ulaştı ve Avrupa’daki Çin yatırımlarındaki payını yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkardı.

“Çin, Amerika’nın yerini tutmaz ama Almanya’nın yeniden sanayileşmesi için göz ardı etmemesi gereken ek bir sanayi ortağı,” diyen Schumann, Çinli şirketlerin artık Almanya’ya öncelikle mevcut firmaları devralmak için gelmediğini, yeni fabrikalar kurduklarını ve istihdam olanakları yarattıklarını vurguluyor.

Schumann ikili iktisadi ilişkilerin nasıl kurgulanabileceği hakkında da yazıyor:

“Almanya hâlâ yüksek mühendislik becerisine, endüstriyel hassasiyete, düzenleyici deneyime ve Avrupa pazarına yakınlığa sahip. Çin ise sermayeye, öncü teknolojilere, hammadde ve ara ürünlerde merkezi tedarik zincirlerine ve ölçeklendirme yetkinliğine sahip. Almanya, bu ikisinin birleşiminden faydalanabilir.”

Avrupa

Bardella’nın siyasi geleceği Le Pen hakkındaki davaya bağlı olabilir

Yayınlanma

The Economist, Fransız aşırı sağının genç lideri Jordan Bardella’nın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağın en güçlü adayı haline gelebileceğini yazdı. Dergiye göre Bardella’nın siyasi geleceği büyük ölçüde, Marine Le Pen’in seçimlere katılmasını engelleyen mahkeme kararına yaptığı itirazın sonucuna bağlı olacak.

The Economist, Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik’in genç lideri Jordan Bardella’nın sağ siyasetin cumhurbaşkanlığı için öne çıkan adayı haline gelebileceğini yazdı.

Dergiye göre Bardella’nın siyasi geleceği büyük ölçüde, akıl hocası Marine Le Pen’in 2027 seçimlerine katılıp katılamayacağına ilişkin yargı sürecinin sonucuna bağlı.

Fransa’da bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi 2027 ilkbaharında yapılacak. Mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, anayasal dönem sınırlaması nedeniyle art arda üçüncü kez aday olamıyor.

Bardella’nın siyasi hamisi olarak görülen Marine Le Pen, geçen yıl Avrupa Parlamentosu fonlarının kötüye kullanılması davasında dört yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Cezanın iki yılını elektronik kelepçeyle geçirmesi, kalan iki yılının ise ertelenmesi kararlaştırıldı.

Le Pen ayrıca seçimlere katılmaktan men edildi. Karara itiraz eden Le Pen’in temyiz duruşmasının 7 Temmuz’da görülmesi bekleniyor.

The Economist, bugün 30 yaşında olan Bardella’nın siyasi yükselişini “çarpıcı” olarak nitelendirdi.

Paris’in en yoksul ve en yoğun nüfuslu banliyölerinden Saint-Denis’de büyüyen Bardella, Fransa’nın siyasi elitini yetiştiren okullarda eğitim görmedi. Buna rağmen 16 yaşında Ulusal Birlik’e katıldı, 23 yaşında Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partinin liste başı adayı oldu ve 27 yaşında partinin genel başkanlığına seçildi.

Dergiye göre Bardella’nın bu konuma yükselmesinde, onu siyasi varisi olarak seçen Le Pen belirleyici rol oynadı.

Dergi, Bardella’nın hızlı siyasi yükselişinin tek avantajı olmadığını da yazdı.

Bardella’nın TikTok’ta 2 milyondan fazla takipçisi var ve hem gençler hem de emekliler arasında geniş bir popülerliğe sahip olduğu belirtiliyor.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi için tarihler belirlendi

The Economist’e göre Bardella, Le Pen’den farklı olarak partinin “yeni yüzü” olarak öne çıkıyor. Dergi, Bardella’nın aile adının geçmişten gelen yükünü taşımadığını ve “antisemitik bir dışlanmış parti” imajıyla özdeşleşmediğini yazdı.

Ayrıca Bardella’nın, hem “içlerinden biri” görüntüsü verebilen hem de üst sınıf çevrelerde rahat hareket edebilen bir profil çizmesinin seçmen nezdindeki cazibesini artırdığı değerlendirmesinde bulundu.

Dergiye göre Bardella’nın siyasi çizgisi, göç karşıtı politikaları, çevre gündemine yönelik kuşkucu yaklaşımı ve ulusal egemenliği güçlendirme hedefini bir araya getiriyor.

Bardella’nın amacının, Fransa’nın “kendi büyüdüğü mahalleye benzemesini engellemek” olduğu aktarıldı.

The Economist, tüm bu unsurların Bardella’nın siyasi yükseliş ihtimalini güçlendirdiğini yazdı.

Bununla birlikte dergi, Bardella’nın “elit” sayılabilecek yaşam tarzının sistem karşıtı seçmenler nezdinde güven kaybına yol açabileceğini de belirtti.

Dergiye göre siyasetçinin seçkin çevrelerle yakınlaşması, düzen karşıtı seçmen tabanı içindeki desteğini zayıflatma riski taşıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Birleşik Krallık’ın savunma bütçesinde milyarlarca sterlinlik açık

Yayınlanma

İstifa kararı alan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, orduyu modernize etme vaadiyle sunduğu savunma planında milyarlarca sterlinlik fon açığı bıraktı. Başbakanlık koltuğuna oturmaya hazırlanan Andy Burnham, henüz göreve gelmeden savunma taahhütlerini karşılamak üzere acil kaynak arayışıyla karşı karşıya kaldı.

Birleşik Krallık Başbakanlığı ve İşçi Partisi liderliği görevlerinden ayrılacağını duyuran Keir Starmer’ın, halefi olması beklenen Andy Burnham’a, savunma harcamaları planında tam olarak karşılanmamış bütçe kalemleri içeren ağır bir mali miras bıraktığı belirtiliyor.

The Telegraph gazetesinin yayımladığı haberde, Starmer’ın daha önce duyurduğu ve silahlı kuvvetleri 2030 yılına kadar modernize etmeyi öngören programın mali açıdan sürdürülemez olduğu aktarıldı.

Söz konusu program kapsamında 15 milyar sterlin değerinde ek harcama yapılacağı taahhüt edilmişti. Ancak Maliye Bakanı Rachel Reeves, bu miktarın yalnızca 10,3 milyar sterlinlik kısmının temin edilebildiğini açıkladı.

Aktarılan bilgilere göre bu kaynak; altyapı, enerji projeleri ve askeri tesislerin inşası için ayrılan bütçelerden yapılan aktarımların yanı sıra devlet bürokrasisinde gidilen yüzde 10 oranındaki kadro kesintileriyle sağlandı.

Bu mali tablo nedeniyle, birkaç hafta içinde başbakanlık makamını devralması beklenen Andy Burnham, savunma harcamaları taahhütlerini yerine getirebilmek için acilen 4,7 milyar sterlin değerinde ek kaynak bulmak zorunda kalacak.

Gazetenin ulaştığı bilgilere göre Burnham planın detayları hakkında bilgilendirilirken, kendisine bu bütçe açığını kapatmak için yeni kaynaklar yaratması gerekeceği yönünde bir bildirimde bulunulmadı.

Gölge Savunma Bakanı James Cartlidge, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, planlanan birçok projenin 2030’lu yıllara ertelendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Pek çok unsur 2030’lu yıllara ertelenmiş durumda. En önemlisi de bu paranın gerçekten var olup olmadığını bilmiyoruz. Bu durum, Burnham ve yeni maliye bakanı için ciddi sorunlar yaratacak ertelenmiş bir zehirli hap niteliği taşıyor.”

Starmer’dan Burnham’a borçlanma uyarısı

Starmer, 22 Haziran tarihinde istifa edeceğini açıklamıştı. Bu karardan yaklaşık bir buçuk hafta önce, dönemin Savunma Bakanı John Healey, savunma alanındaki kaynak yetersizliğini protesto ederek kabinedeki görevinden ayrılmıştı.

Healey’nin ardından Silahlı Kuvvetlerden Sorumlu Bakan Al Carns da istifasını sunmuş, boşalan Savunma Bakanlığı koltuğuna eski İçişleri Bakan Yardımcısı Dan Jarvis getirilmişti.

Görevinden ayrılırken bir mektup kaleme alan Healey, iki yıldan kısa bir süre içinde hükümetin Londra’yı Ukrayna’nın çıkarları doğrultusunda uluslararası arenada öncü bir aktör haline getirmeyi başardığını, Birleşik Krallık’ın NATO içindeki lider Avrupalı temsilci konumunu pekiştirdiğini ve savunma yatırımlarını gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2,5 düzeyine çıkardığını kaydetti.

Ancak savunmada yeni bir dönemin daha fazla yatırım gerektirdiğini belirten eski bakan, Starmer’ın bu kaynakları sağlamada yetersiz kaldığını, Maliye Bakanlığının ise ülkenin ihtiyaç duyduğu bütçeyi tahsis etmeye yanaşmadığını ifade etti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ukrayna askeri finansman açığını kapatmak için acil kaynak arıyor

Yayınlanma

Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, Rusya’nın askeri teknolojideki adaptasyon sürecinden önce yeni bir inovasyon döngüsü başlatabilmek için Batılı ortaklarına acil mali destek çağrısında bulundu. Avrupa Barış Fonu kapsamında serbest kalan 6,6 milyar euronun doğrudan Ukrayna bütçesine aktarılmasını talep eden Fedorov, teknoloji savaşında üstünlüğü korumak için zamanla yarıştıklarını belirtti.

Ukrayna, Rusya’nın enerji altyapısı ile lojistik hatlarına yönelik saldırılarının ardından, batılı ortaklarından gelecek milyarlarca dolarlık askeri yardımın sevkiyatını hızlandırmak istiyor.

Politico’ya mülakat veren Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, sahadaki kazanımların korunabilmesi için askeri destek seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini belirtti.

Fedorov, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Başlattığımız işi tamamlamak için bir sonraki seviyede yardıma ihtiyacımız var. Rusya mevcut şartlara uyum sağlamadan önce yeni bir askeri inovasyon döngüsü başlatacak yeterli kaynağa sahip olursak, bu bize en az altı aylık bir avantaj daha sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Ocak ayında savunma bakanlığı görevini üstlenen ve tam kapsamlı işgalin başlangıcından bu yana bu makama gelen dördüncü isim olan Fedorov, teknoloji sektörü ve özel teşebbüs geçmişine sahip.

Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?

Fedorov, savunma alanında başlattığı yapısal reformlarla, Ukrayna’nın muharebe sahasında inisiyatifi ele almasını sağlayan insansız hava araçları ve füze sistemlerinin geliştirilme ve seri üretim süreçlerini hızlandırdı. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilmesi için ek finansman ihtiyacı bulunuyor.

Teknoloji odaklı savaşlarda durumun çok hızlı değişebileceğine dikkat çeken Fedorov, “Her şey finansmanın hızına ve bizim eylemlerimize bağlı. Ukrayna, tüm Avrupa’yı Ruslara karşı koruyor” dedi.

Ukrayna, geçen hafta Avrupa Birliği üyesi ülkelere çağrıda bulunarak, Avrupa Barış Fonu kapsamında kısa süre önce serbest bırakılan 6,6 milyar euronun tamamının Kiev’e yönlendirilmesini talep etti.

Söz konusu fonun kullanımı, Macaristan’da Viktor Orban liderliğindeki önceki hükümet tarafından uzun süre engellenmişti.

Başlangıçta AB üyesi ülkelerin Ukrayna’ya yaptıkları askeri yardımların kısmen tazmin edilmesi için tasarlanan bu kaynağın, Fedorov tarafından doğrudan Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları doğrultusunda devlet bütçesine aktarılması öneriliyor.

Avrupa Barış Fonu’nun kendileri için bir dönüm noktası olabileceğini belirten Fedorov, “Bu kaynak sahadaki mevcut başarılarımızı hızlandırabilir. Bu nedenle, hâlâ tereddüt eden her bir ülkeyle istişarelere başlanması gerektiği kanaatindeyim” diye konuştu.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in de önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleştirilecek NATO liderler zirvesine katılması bekleniyor. Müttefiklerin zirvede Ukrayna için yeni bir askeri yardım paketi üzerinde mutabık kalacağı öngörülüyor.

Kiev yönetiminin hesaplamalarına göre Ukrayna’nın bu yılki askeri finansman ihtiyacı 136 milyar euro seviyesindeyken, devlet kendi öz kaynaklarıyla bu tutarın yalnızca 53 milyar eurosunu karşılayabiliyor.

AB kredisi, bu yıl askeri yardımlar için yaklaşık 28,3 milyar euro tahsis edilmesini öngörüyor. Bu miktar, toplam bütçesi 90 milyar euro olan iki yıllık kredi programının bir parçasını oluşturuyor.

Ukrayna ayrıca, münferit devletlerden ikili askeri yardımlar ve ABD’nin PURL programı kapsamında silah desteği almaya devam ediyor. Ancak Fedorov, bu kaynakların henüz yeterli düzeyde olmadığını vurguladı.

Fedorov, “Ukrayna’nın milyarlarca dolarlık doğrudan yardıma ihtiyacı var ve buna yarın ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Ukrayna, cephe hattındaki askerleri robotlarla değiştiriyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English