Bizi Takip Edin

Rusya

Anatoliy Çubays Kanada’nın yaptırım kararına karşı dava açtı: ‘Ben de Putin’e muhalifim’

Yayınlanma

Eski Rosnano Başkanı ve Yeltsin döneminin özelleştirmelerinden sorumlu ismi Anatoliy Çubays, Kanada’nın kendisine yönelik uyguladığı yaptırımların iptali talebiyle Federal Mahkeme’de dava açtı. Çubays, Rusya Devlet Başkanı Putin’e “uzun süredir muhalif” olduğunu, Ukrayna’daki savaşı protesto ederek istifa ettiğini ve sürgünde yaşadığını iddia etti.

Eski Rosnano Başkanı ve Boris Yeltsin döneminin kötü şöhretli özelleştirme şefi Anatoliy Çubays, Kanada hükümetinin kendisine yönelik uyguladığı yaptırımlara karşı hukuki süreç başlattı.

Kommersant gazetesinin Kanada Federal Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesine dayandırdığı habere göre Çubays, “tarihsel olarak” Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e muhalif olduğunu, Ukrayna’daki tam ölçekli savaşa karşı çıktığını ve 2022 yılından bu yana “sürgünde” bulunduğunu bildirdi.

Dava dosyasında Çubays, kendisine yönelik kısıtlamaların, Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın (FBK) kendisini “Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini destekleyenler” listesine dahil etmesinin ardından getirildiğini kaydetti.

Çubays ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Eylül 2025’te FBK’yı “Rusya’nın demokratik gücü” olarak tanımayı reddettiği hususuna dikkat çekti.

Kanada Dışişleri Bakanlığı yasal sürede yanıt vermedi

Çubays, Eylül 2025’te Kanada Dışişleri Bakanlığı’na başvurarak yaptırımların kaldırılmasını talep etmişti.

Ancak bakanlığın, yasaların öngördüğü 90 günlük süre içinde bu talebe yanıt vermediği ifade edildi. Mahkemeye sunulan dilekçede, yaptırımların mal varlığının dondurulmasını öngördüğü ve bu durumun Çubays için “oldukça hassas” bir konu olduğu belirtilerek, bakanlığın başvuruyu ivedilikle yanıtlaması istendi.

Yaptırımların Çubays’ın “ailesini geçindirebileceği ve yaşayabileceği tek yerlerle olan hassas bağlarını koparma riski taşıdığı” vurgulanan dilekçede, eski üst düzey yöneticinin Rusya’daki varlıklarına el konulduğu hatırlatıldı.

Çubays’ın yalnızca yurt dışından gelen ve “önemsiz” olarak nitelendirilen gelirlerle geçindiği, kısıtlamalar nedeniyle bu kaynakların da risk altında olduğu bildirildi.

“Savaşı protesto etmek amacıyla istifa ettim”

Anatoliy Çubays, Kanada’nın “kara listesine” dahil edilmesinin itibarını zedelediğini ifade etti.

Dilekçede Çubays’ın, 2022’de savaşa tepki olarak görevinden ayrılmasından çok önce de eylemlerine karşı çıktığı isimlerle aynı listede yer almasının “hatalı” bir durum olduğu kaydedildi.

Çubays, “Bu yaptırımlar beni, hem geçmişte hem de 2022 yılında savaşı protesto etmek amacıyla istifa ederek karşı durduğum kişilerin arasına yerleştirerek büyük bir itibar kaybına yol açtı” ifadelerini kullandı.

Kanada yaptırımları “50’liler listesi”ne dayanıyor

Kanada, Çubays’a yönelik yaptırımları Haziran 2025’te yürürlüğe koymuştu. Uluslararası FBK Başkanı Mariya Pevçih, o dönemde yaptığı açıklamada, Kanada makamlarının “50’liler listesi”nde yer alan tüm isimlere kısıtlama getirdiğini duyurmuştu.

Söz konusu liste, Aleksey Navalnıy’ın Şubat 2024’te cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından çalışma arkadaşları tarafından hazırlanan ve Putin’in yakın çevresindeki isimleri içeren bir belge niteliği taşıyor.

Eski Rosnano Başkanı, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından 2022 yılında Rusya Devlet Başkanı’nın uluslararası kuruluşlarla ilişkiler konusundaki özel temsilciliği görevinden istifa ederek Rusya’dan ayrılmıştı.

Putin, Çubays’ın ayrılışının ardından yaptığı bir açıklamada kendisinden “bir nevi Moşe İzraileviç” olarak bahsetmiş ve yönetimindeki “nanoteknoloji yapısında devasa bir finansal delik” tespit edildiğini öne sürmüştü. Bu gelişmelerin ardından Çubays’ın Rusya’daki banka hesaplarına ve mülklerine el konulmuştu.

Rusya’nın neoliberal elitleri savaştan etkilendi mi?

Rusya

Çinli şirketler Rusya enerji pazarında uzman açığı yaşıyor

Yayınlanma

Rusya’nın enerji pazarına giren Çinli şirketler, yatırımlarına devam etme iyimserliğini korurken sektördeki uzman personel eksikliğinden kaygı duyuyor. Rusya’daki Çinli Girişimciler Birliği, yatırımcıların vergi politikası ve yaptırımlar gibi sorunlarla da karşılaştığını, ancak ticari diyaloğun Rusya’nın yatırım cazibesini artırdığını bildirdi.

Rusya’daki Çinli Girişimciler Birliği, Rusya enerji pazarına giren büyük Çinli şirketlerin personel eksikliğinden kaygı duyduğunu, ancak Rusya’nın Çin için yatırım cazibesini koruduğunu bildirdi.

Rusya’daki Çinli Girişimciler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Hua Xie, 2026 St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF-2026) kapsamındaki “Yeni Pazarlara Yatırım: Belirsizlik Çağında Değişen Manzara” başlıklı oturumda, enerji sektöründeki Çinli yatırımcıların Rusya’da uzman eksikliğiyle karşılaştığını ifade etti.

Hua Xie, Çinli yatırımcılar ile Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı arasında üç yıldır düzenli toplantılar yapıldığını belirtti.

Hua Xie, “Geçen yıl ekim ayında Birliğimiz, Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Reşetnikov ile bir anlaşma imzaladı. Her yıl 20-30 yatırımcı şirketin katılımını organize ediyoruz, sorunlarını bakan düzeyine taşıyorlar. Her şirket söz alıyor ve bir çözüm buluyor… Enerji alanındaki büyük yatırımcılar personel konusunda endişeli. Bazı yerlerde uzman eksikliği yaşanıyor.” dedi.

Rusya’daki yabancı yatırımcıların birçok sorunla karşılaştığını ekleyen Hua Xie; bunlar arasında vergi politikasını, yabancı personel istihdamını ve yatırımcı destek mekanizmalarının tanıtımındaki eksikliği öne çıkardı. Hua Xie’nin aktardığına göre, bu sorunların birçoğu Çin’deki Rus işletmeleri için de geçerliliğini koruyor.

Çinli yatırımcıların yaptırımlar, varlıkların dondurulması, vergiler, harçlar ve bankacılık düzenlemeleriyle ilgili sorunları bulunduğunu kaydeden Genel Sekreter Yardımcısı, Rusya ile Çin arasındaki etkileşimi ise “Rusya’nın yatırım cazibesini” artıran “pratik bir diyalog” olarak değerlendirdi.

Çinli yatırımcıların pazara genel olarak “iyimserlikle” baktığını belirten Hua Xie, birçoğunun yaptırımlardan önce Rusya’da çalıştığını ve yaptırımların uygulanmasından sonra da kalmaya devam ettiğini bildirdi.

Hua Xie, “Çin ve Rusya’nın işbirliklerini artıracağına eminim.” diyerek, etkileşim mekanizmalarının başbakanlar düzeyinde de ele alınacağını ifade etti. Hua Xie’ye göre, Çin Başbakanı Li Qiang’ın temmuz ayında Rusya’ya yapacağı ziyaret de Çinli yatırımcılar için olumlu bir işaret niteliği taşıyor.

Petersburg Ekonomi Forumu’nda ekonomik büyüme modeli tartışıldı

Rusya ve Çin yatırım koruma anlaşmasını güncelledi

Rusya’daki Çinli Girişimciler Birliği, büyük devlet şirketlerinden özel yatırımcılara ve fonlara kadar yaklaşık 4 bin şirketi bir araya getiriyor.

Çin bankalarının da yer aldığı kuruluş, yatırımcıların sorunlarını çözmek amacıyla işletmelerin yetkililerle diyalog kurmasına yardımcı oluyor.

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov ve Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, mayıs ayında Yatırımların Teşviki ve Karşılıklı Korunması Anlaşması’nın güncellenmiş halini imzaladı.

Belge; yatırımcılara yönelik ayrımcılığın yasaklanmasını, yatırımların kamulaştırılması sonucunda oluşan zararın tazmin edilmesini ve anlaşmazlıkların çözüm mekanizmalarını güvence altına alıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, mayıs ayı sonundaki Çin ziyareti sırasında, Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacminin 21’inci yüzyılın başından bu yana 30 kattan fazla arttığını açıkladı.

Çinli yatırımcılar, 2000’li yılların sonunda Rusya enerji pazarına aktif olarak girmeye başladı ve işbirliği 2014 yılından sonra daha geniş bir ölçeğe ulaştı.

Temel fonlar; büyük petrol ve doğalgaz projelerine, hammadde işlemeye, doğalgaz boru hatlarına ve enerji üretimine yönlendiriliyor.

Çinli şirketler CNPC, Sinopec, CNOOC ve İpek Yolu Fonu, hidrokarbon üretimi segmentinde on milyarlarca dolar yatırım yaptı. Bu alandaki örnekler arasında Yamal LNG ve Arctic LNG 2 projelerindeki hisseler ile Udmurtneft’in sermayesindeki ortaklıklar yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Petersburg Ekonomi Forumu’nda ekonomik büyüme modeli tartışıldı

Yayınlanma

St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun (SPIEF) makroekonomi oturumu, Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina’nın yokluğunda finans ve ekonomi kurmaylarının katılımıyla gerçekleşti. Oturumda söz alan Rus bakanlar, yaptırımların gölgesindeki dış borç durumunu, bütçe kuralını, para politikasındaki olası gevşeme alanlarını ve sürdürülebilir büyüme modeline dönüş arayışlarını değerlendirdi.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun (SPIEF) ikinci günü, finans ve ekonomi bloğu bakanlarının katıldığı ancak Merkez Bankası Başkanı’nın yer almadığı makroekonomi oturumuyla açıldı.

“Küresel belirsizlik ortamında sürdürülebilir ekonomik büyüme yörüngesine nasıl dönülür” başlıklı oturuma, Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin, Maliye Bakanı Anton Siluanov ve Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov katıldı. Başlangıçta tartışma katılımcıları arasında Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina da bulunuyordu; ancak bir gün önce ismi SPIEF konuşmacıları listesinden çıkarıldı. Merkez Bankası, Nabiullina’nın hastalık izninde olduğunu bildirdi.

Oturumun başında moderatörlük görevini üstlenen Devlet Duması Bütçe ve Vergi Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, katılımcıları “gerçek beyefendiler” olmaya ve Nabiullina’nın yokluğunda “her şeyin sorumlusunun yüksek politika faizi olduğunu söylememeye” çağırdı. Buna rağmen para politikası konusuna değinilmekten kaçınılamadı.

Rusya savunma odaklı yaptırım modelinden uzaklaşıyor

Maksim Oreşkin, “Ekonominin Batı kısmı bir sarsıntı, bir ateş içinde bulunuyor ve bu ateş kısmen bize de geçiyor. Orta Doğu’da yaşananlar da tüm dünyayı ateşe veriyor. Bu durum bizi de etkiliyor. Ancak Çin ekonomisi büyümeye devam ediyor, Hindistan ekonomisi de büyüme gösteriyor, aynı şekilde Afrika ülkeleri de. Bu fırsatları kullanmak gerekiyor. Ayrıca reformları ve yapısal değişiklikleri hayata geçirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Yaptırımlar bağlamında değerlendirmelerde bulunan Oreşkin, “Sadece savunmaya yönelik bir modelden uzaklaşmak gerekiyor. Ve biz bundan büyük ölçüde uzaklaştık. Eski bir şeylerin geri döneceğini, yaptırımların iptal edileceğini beklememek lazım. Yaptırımlar belirli olaylara bağlı değildir, dünyanın nasıl değiştiğine bağlıdır. Bir şeylerin geri dönmesini ve değişmesini beklemeyin; geri dönmeyecek ve değişmeyecek. 10-20 yıl önceki o dünya artık asla var olmayacak. 2022-2023 yıllarında sahip olduğumuz tamamen savunma odaklı modelden, kademeli olarak daha dengeli bir modele geçiyoruz. Kendi iç platformumuzda ve diğer ülkelerin platformlarında daha aktif oynamamız gerekiyor. Savunma ile saldırı arasındaki denge var olmalı ve saldırı yönüne doğru kaymalıdır” dedi.

Anton Siluanov ise şu açıklamayı yaptı: “Birçok ülke halen uluslararası kredi kuruluşlarının, Uluslararası Para Fonu’nun kredilerine bağımlı durumda. Bizde bu yok. Bizim, yakında kapatacağımız sadece yüzde 10 oranında bir dış borcumuz var. Dış finansal altyapıya bağımlı değiliz, kendi altyapımız kuruldu, çalışıyor ve finansal hizmetlerden koparılmamız bile ödemelerimizi gerçekleştirme imkanımızı kesinlikle etkilemedi. Bütçe meselelerine ilişkin kendi kararlarımızı, ülkedeki mevcut önceliklere dayanarak alıyoruz. Yirmiler Grubu ülkeleri arasında en düşük borca biz sahibiz. Dış yatırım girişlerinin olmadığı, tamamen kendimize güvendiğimiz ve iç finansal imkanları kullandığımız koşullarda yaşıyoruz. Ve ortada bir sonuç var; son yıllarda ekonomik büyümenin oldukça sürdürülebilir olduğunu görüyoruz, son üç yılda bu oran yaklaşık yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.”

Siluanov ayrıca, “Bu tür kural tanımazlık koşullarında ilk yılımızı yaşamıyoruz. Finans alanında sadece sağlam bir duruş sergilemek ve ülkenin finansmanına çok dikkatli yaklaşmak gerekiyor. O zaman dışarıdan gelen bu kural tanımazlıklar bizi daha az etkileyecek veya hiç etkilemeyecektir. Dışarıdaki türbülans ne kadar fazlaysa, iç kalkınma, yerli yatırımcılar ve işletmeler için o kadar fazla koşul yaratmak, düzenlemeleri gevşetmek, iş dünyasına kolaylık sağlamak ve mülkiyet haklarının temellerini güvence altına almak gerekir” diye konuştu.

Ekonomide yeni büyüme modeli işgücü kısıtlamalarıyla şekilleniyor

Maksim Reşetnikov, “Yapısal değişiklikler açıkça ve oldukça aktif bir şekilde ilerliyor. Soru, bunları nereye yönlendirmek istediğimizdir. Temel kısıtlayıcılarımız değişmedi; bunlar en başta işgücü piyasası, düşük işsizlik ve yatırım meseleleridir; nitekim ilk çeyrek rakamları da konunun son derece güncel olduğunu gösteriyor. Önemli olaylar meydana geldiği anda ki bunlar sürekli meydana geliyor, ekonomi modeline ince ayar yapmak zorunda kalıyoruz. Bir sonraki ekonomik modelin hatları aşağı yukarı izlenebiliyor. Bu, birçoğunun isteyeceğinden daha güçlü bir ruble ve biraz daha yüksek faiz oranlarıdır; çünkü bütçe açığı ile ilgili meseleler var ve Rusya Merkez Bankası buna tepki veriyor. Sermaye çıkışımız kapalı; bu durum da yine döviz piyasası üzerinde baskı yaratıyor” ifadelerini kullandı.

İşgücü piyasasına değinen Reşetnikov, “Mesele işgücü piyasasıdır. Buna baktığımızda, yeni işgücü kaynağı olmadan büyümemizin zor olacağını anlıyoruz. Genç ve yaşlı nüfusu işgücü piyasasına dahil etmek için çaba gösteriyoruz, oralarda belirli rezervlerimiz var. Ve elbette, başta ticaret olmak üzere verimliliğin düşük olduğu sektörlerde işgücü verimliliği programlarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Maaş artışının işgücü verimliliği artışını geride bırakması gerektiği durumlarda hala bir miktar rezervimiz bulunuyor. Bu tam olarak yüksek maaş mantığıdır. Bu gelişim seviyesi için daha yüksek maaşlarımız olmalıdır” değerlendirmesini yaptı.

Reşetnikov sözlerine şöyle devam etti: “Verimliliğin yatırımın bir fonksiyonu olduğu hakkında çok konuşuyoruz ve şu an anlaşılacağı üzere durum zor. Ancak bu, işgücü verimliliği konusunda kaynağımız olmadığı anlamına gelmiyor. ‘Yalın üretim’ konseptini ele alalım; bunu her yerde uygulamadık. Üzerinde çalışmaya devam etmeliyiz, potansiyel kesinlikle tükenmiş değil. Yapay zeka alanında büyük rezervler var, dijitalleşme ise henüz tamamlanmadı.”

Ulusal Refah Fonu’nun durumuna ilişkin konuşan Siluanov, “Sürekli sarsılıyoruz ve buna karşı belirli bir panzehir geliştirdik. Ulusal Refah Fonu’nu da bunun için yarattık; bolluk yıllarında biriktirmek ve ihtiyaç duyulan yıllarda kullanmak için. Gerçekten de son dört yılda Ulusal Refah Fonu’ndan 15 trilyon ruble kullandık; üstelik bunu sadece bütçe harcamalarını desteklemek için değil, ekonomiye yatırım yapmak için de kullandık. 15 trilyon rublenin 4 trilyondan fazlası bu yönde harcandı. Fonu, ekonomik kalkınmaya da katkı sağlayan altyapısal ve teknolojik gelişim için kullandık. Şu an piyasa koşulları biraz daha iyi durumda; birikim yapacak ve fonu onaracağız” dedi.

Maksim Oreşkin, büyüme modellerine ilişkin, “Ekonomik büyüme modeli taşa kazınmış ve sonsuza dek var olan bir şey değildir. ABD’de 2007 yılına kadar ekonomik büyüme modeli konut piyasasının hızlı gelişimine dayanıyordu. Ve ardından ilgili kriz geldi. Yüksek göç akışının olduğu bir dönemin ardından, şu an Trump’ın politikası zemininde göç akışı olmayan bir ekonomik büyüme modeli var. 2026 yılının başlarındaki büyümenin neredeyse tamamı yapay zeka kapasitelerine, işlemci kapasitelerine ve veri merkezlerine yapılan yatırımlardır. Çin, 2008’e kadar tamamen ihracat odaklı bir modele sahipti, ardından altyapı gelişimi yaşandı, şimdi ise tüketici talebi devrede. Tüm ülkeler sürekli bir model değiştirme sürecinden geçiyor. 2023-2025 yılları arasında Rusya ekonomisi yüzde 10’dan fazla büyürken, Avrupa bu dönemde yüzde 3 büyüme kaydetti” ifadelerini kullandı.

Oreşkin sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik büyüme modeli neydi? Rus işletmeleri Batılı şirketlerin bıraktığı boşlukları doldurdu. Rusların işgücü piyasasına katılımıyla ekonomi, ek iki milyon insanın aktif olarak çalışmasına imkan tanıdı. Savunma sektörü şüphesiz son yıllardaki ekonomik büyümenin itici güçlerinden biridir. Dijital platformlar da öyle. Model değişiyor. Elimizde hangi faktörler kaldı? Teknolojiler, dijital platformlar, muhasebe açısından düzenlemelerin basitleştirilmesi ve elbette yeni bir yatırım döngüsüne duyulan ihtiyaç. Hızlı büyüdük, yatırım aktivitesinde bir düzeltme yaşıyoruz. Ve elbette işgücü verimliliği.”

Reşetnikov ise, “Ekonomik büyüme modelinden daha önemli şeyler var. Bunlar kurumlardır; eğer kurumlar doğruysa model de doğru kurulacaktır. Ve kurumlar açıktır; mülkiyet hakları, yatırımcı hakları” diyerek duruma farklı bir çerçeve çizdi.

Maliye Bakanlığı artan vergi gelirleriyle bütçe kuralını esnetiyor

Anton Siluanov bütçe ve para politikası ilişkisine değinerek, “Ekonominin şu anda artıya geçtiğini ve faiz oranının düştüğünü görüyoruz. Bütçe ve para politikası birbirine çok sıkı şekilde bağlı. Hem Rusya Merkez Bankası hem de Ekonomik Kalkınma Bakanlığı ile bütçe dengesi konusunda bütçe politikasını nasıl ayarlayacağımızı ve Merkez Bankası’nın bu koşullarda hangi oranları tutacağını saatlerce sürekli tartışıyoruz. Her şey buna bağlı; çünkü hem bankalar bir para arzı kaynağıdır hem de bütçe bir para arzı kaynağıdır ve faiz oranı ekonomiye ne kadar ek para gireceğini tam olarak düzenler. Merkez Bankası ile koordinasyonumuz günlük olarak yürütülüyor” dedi.

Siluanov, “Şu an bütçedeki durum, ilk çeyrekte olana kıyasla düzeliyor. Vergi gelirlerimiz, hem kurumlar vergisi hem de KDV olarak geliyor. Bunlara bakarak ekonomik kalkınma göstergelerine bundan sonra ne olacağı görülebilir; çünkü vergiler, istatistiklerden daha hızlı bir şekilde ekonomik parametrelere ne olacağını planlama imkanı verir. Ve bu vergi göstergeleri büyüyor, KDV gelirleri şu an planın üzerinde seyrediyor. Bu yıl ekonomik büyümeyi yüzde 1,3 olarak planlamıştık, şu anki tahminde yüzde 0,4. Ancak KDV planlanandan fazla büyüyor, bu da tahmin düzeltmesini dikkate alarak başlangıçta planladığımızdan daha büyük büyüme rakamları göreceğimiz anlamına geliyor. Vergiler artıyor ve çıtayı bir yerlerde fazla zorlayabileceğimiz riskleri vardı. Hayır, zorlamadık, beş aylık bütçe uygulama göstergeleri buna açıkça tanıklık ediyor” şeklinde konuştu.

Temel petrol fiyatı hakkında konuşan Siluanov, “Bu yıl (bütçe kuralı için geçerli olan varil başına 59 dolarlık) kesinti fiyatını değiştirmedik. Şu an gelecek için düşünüyoruz. Ve bunun aşağı yönlü düzeltilmesi gerektiği açıktır. Nedeni, fiyat değişimlerinin dış faktörlerine daha az bağımlı olmaktır. Şimdi bir yandan dış faktörlerden bağımsız olarak bütçe dengesine dikkat etmemiz gerekiyor, diğer yandan ise kur oranlarımızın enerji ürünleri için değişen fiyat konjonktürüne daha az bağımlı olmasını sağlamalıyız. Ekonomimiz için nasıl bir ruble gerekiyor? İhracatçılar için, şu anda görüyoruz ki, ruble pek rahatlatıcı değil. İthalatçılar için ise elbette tahminlerimizden daha güçlü konumda. Bize öyle bir ruble lazım ki, bir yandan halkın çıkarları gözetilsin, ithal mallar ve teknolojiler erişilebilir olsun, diğer yandan da ihracat karlı olsun ki kapasitemiz varken yurt dışından her şeyi ithal etmeyelim. Bütçe kuralının düzeltilmesi, öngörülebilirlik yaratacak ve döviz kuru ile ilgili mevcut durumu dengeleyecektir” ifadelerini kullandı.

Rusya tüm dış borcunu yakında kapatmayı planlıyor

Kurmaylar para politikasında gevşeme alanı arıyor

Para politikasından beklentilerini aktaran Siluanov, “Anlaşılacağı üzere, hepimiz daha düşük faiz oranları ve daha düşük enflasyon istiyoruz. Bütçe politikasındaki eylemlerimiz, enflasyonun kendimiz için belirlediğimiz hedeflerde kalmasını ve faiz oranlarının işletmelerin hem gelişimi hem de operasyonel faaliyetleri için kredi alma imkanı sağlamasını hedefliyor. Bütçe ve para politikasının bağlantısı içinde, bütçe politikasındaki sıkılaşmayı ve daralmayı dikkate alarak para politikasının gevşetilmesini sağlamaya çalışacağız” dedi.

Maksim Reşetnikov ise süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Geçen sefer bu konuyu, ekonomiye daha fazla sevgi gösterilmesi arzusuyla konuşmuştuk. Bu yıl içinde, anlayış konusunda kesinlikle büyük bir adım attığımızı söyleyebiliriz. Merkez Bankası ile sürekli iletişim halindeyiz, meslektaşlarımızın mantığını anlıyoruz ve büyük ölçüde paylaşıyoruz. Ancak elbette, şu an parasal koşulların gevşetilmesi için var olan alanın daha hızlı kullanılmasını arzu ederdik.”

Rusya’nın en büyük ekonomi forumunda dev anlaşmalar imzalandı

Okumaya Devam Et

Rusya

11 Avrupa ülkesinden Ruslara vize yasağı talebi

Yayınlanma

11 Avrupa ülkesi, Ukrayna’daki savaş devam ederken Rus turistlerin Schengen bölgesine girişinin kısıtlanması ve vize kurallarının sertleştirilmesi talebiyle Avrupa Komisyonu’na ortak mektup gönderdi. Bakanlar, Vize Kodu’nda yapılacak değişikliklerle “vize alışverişinin” engellenmesini ve güvenlik tehdidi oluşturan ülkelere karşı acil engelleyici önlemler alınmasını talep ediyor.

Aralarında Avrupa Birliği (AB) üyelerinin de bulunduğu 11 Avrupa ülkesi, Rus turistlerin Schengen bölgesine giriş koşullarının ağırlaştırılması talebiyle Avrupa Komisyonu’na bir mektup gönderdi.

Yaz sezonu öncesinde bir araya gelen Baltık ülkeleri, Danimarka, Hollanda, Polonya, Finlandiya, Çekya ve İsveç’in yanı sıra AB üyesi olmayan ancak Schengen bölgesine dahil olan İzlanda ve Norveç’in bakanları, ülkeleri Ukrayna’ya karşı savaşı sürdürürken Rus turistlerin Avrupa tatil beldelerinden yararlanmasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

Politico’nun incelediği mektuba göre, AB’nin Rus başvuru sahiplerine yönelik katı değerlendirme tavsiyelerinin sistematik olmayan bir şekilde uygulanması, Rus vatandaşlarının “vize alışverişi” yapmalarına imkan tanıyor.

Bu durumun, Rusların daha esnek yaklaşım sergileyen ülkelerden vize alarak ülkeler arasında serbestçe hareket etmesine yol açtığı kaydedildi.

Polonya’nın RMF FM’in ulaştığı, Polonya Dışişleri ve İçişleri bakanlarının imzasını taşıyan belgelere göre ülkeler, jeopolitik tehdit oluşturan ülkelerin vatandaşlarının girişini derhal engelleyecek sert yasal tedbirlerin alınmasını istiyor.

Bakanlar, AB’nin “üçüncü ülkelerin düşmanca eylemlerine daha etkili yanıt verebilmesi” amacıyla Vize Kodu’na yeni kısıtlamalar ve zorunlu tedbirler eklenmesini öneriyor.

Çok girişli vizelerin verilmesine yönelik kısıtlamanın, ikamet yerinden bağımsız olarak tüm Rus vatandaşlarını kapsaması gerektiği ifade ediliyor.

Mektupta ayrıca, eski ve mevcut askeri operasyon katılımcılarının tespit edilmesi ve Schengen bölgesine girişlerinin önlenmesi amacıyla Estonya’nın başlattığı girişim çerçevesinde acil önlemler geliştirilmesi çağrısı yapılıyor.

Bakanlar mektupta, “Ukrayna’da füzeler ve insansız hava araçları sivilleri ve sivil altyapıyı vurmaya devam ederken, tatillerini Avrupa plajlarında ve tatil merkezlerinde geçiren Rus turistlerin sayısının artması derin bir endişe uyandırmaktadır” ifadelerini kullandı. Ruslara verilen turistik vize sayısının artmasından ve bu vizelerin önemli bir kısmının çok girişli olmasından duyulan rahatsızlık dile getirildi.

“Schengen Barometresi” verilerine göre, Rus vatandaşlarına 2024 yılında 565 bin 719 turistik vize verilirken, bu sayı 2025 yılında 623 bin 451’e yükseldi. En fazla vizenin Fransa, İtalya ve İspanya tarafından düzenlendiği bildirildi.

Mektupta söz konusu artışa ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Bu durum, yaşamsal gerekliliği olmadan (Schengen) ülkelerine seyahat eden Rus başvuru sahiplerine karşı katı bir yaklaşım öngören Avrupa Komisyonu tavsiyeleriyle bariz bir çelişki teşkil etmektedir ve saldırgan devlete yönelik kolektif politikamızda ciddi bir eksikliktir. Bunu son derece endişe verici buluyoruz.”

Baltık ülkeleri ve Polonya’nın Ruslara turistik vize vermeyi neredeyse tamamen durdurduğu hatırlatılan mektupta, Rusya ile sınırı olan devletlerin tüm maliyet ve riskleri üstlendiği, diğer ülkelerin ise Rus turistlerden kar elde etmeye devam ettiği vurgulandı.

Politico’ya konuşan ve vize görüşmelerine vakıf olan bir diplomat, bu yeni girişimin, Macaristan’ın eski Başbakanı Viktor Orban’ın artık Rusya’ya yönelik daha sert kararlar alınmasını engellememesi sayesinde mümkün olduğunu belirtti.

Diğer iki diplomattan edinilen bilgiye göre, mektubu imzalayan ülkeler, girişimin ilerletilmesi için yeterli desteğin olup olmadığını değerlendirmek üzere konuyu Adalet ve İçişleri Konseyi toplantısının kulislerinde gündeme getirecek. Desteğin sağlanması durumunda konunun hızlandırılmış bir prosedürle ele alınabileceği aktarıldı.

Öte yandan, her üye ülke bu yaklaşıma destek vermiyor. Mektubu imzalamayan bir ülkeden bir diplomat, “Ruslar Avrupa’ya geldiklerinde Avrupa’nın ne olduğunu anlıyorlar. Bu sadece büyük yatlar ve para harcamaktan ibaret değil. Biraz daha dikkatli olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Bir başka diplomat ise istatistiklere aşırı odaklanılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunarak, bazı ülkelerin daha esnek vize kurallarına sahip oldukları için değil, başvuruları işleme koymak için daha fazla diplomatik ve idari kapasiteye sahip oldukları için öne çıktığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English