Bizi Takip Edin

Amerika

Anket: Demokratlar ara seçimler öncesi Cumhuriyetçilerin 8 puan önüne geçti

Yayınlanma

NBC News’in yeni anketine göre, seçmenlerin Donald Trump’ın ekonomi ve yaşam maliyeti konusundaki performansından hayal kırıklığı duyması, Demokratları ara seçimler öncesinde 8 puanlık bir farkla öne geçirdi. Trump’ın genel onay oranı yüzde 43’e gerilerken, seçmenlerin çoğunluğu başkanın anayasayı zayıflattığını düşünüyor.

NBC News tarafından yayımlanan yeni bir ulusal ankete göre, seçmenlerin büyük bir kısmının Başkan Donald Trump’ın vaatlerini yerine getiremediğini düşünmesi, Demokratların gelecek yıl yapılacak Kongre seçimleri mücadelesinde erken bir avantaj elde etmesini sağladı.

Ankete katılan kayıtlı seçmenlerin yaklaşık üçte ikisi, Trump yönetiminin ekonomi ve yaşam maliyeti konularında beklentileri karşılayamadığını belirtirken, çoğunluk ise Washington’daki işleyişi değiştirme konusunda da başarısız olduğunu ifade ediyor.

Bununla birlikte, Demokrat Parti bir alternatif sunma çabası içindeyken seçmenler nezdinde düşük popülerliğini sürdürüyor.

Trump’ın onay oranı düşüşte

Anket sonuçlarına göre, Trump’ın genel onay oranı mart ayından bu yana 4 puan düşerek yüzde 43’e geriledi.

Katılımcıların yüzde 55’i ise başkanın performansını onaylamadığını belirtti.

2026 ara seçimlerine bir yıl kala yapılan ankette Demokratlar, Kongre yarışında yüzde 50’ye yüzde 42’lik bir oranla Cumhuriyetçilerin 8 puan önünde yer alıyor.

Bu fark, NBC News‘in 2018 ara seçimlerinden bu yana yaptığı anketlerde bir parti lehine kaydedilen en büyük oran oldu.

Mart ayında yapılan ankette Demokratlar, yüzde 48’e yüzde 47 ile yalnızca 1 puanlık bir avantaja sahipti.

Anketi Cumhuriyetçi anketör Bill McInturff ile birlikte yürüten Demokrat anketör Jeff Horwitt, “New Jersey ve Virginia’daki seçimlerin yanı sıra diğer bazı seçimlerin sonuçlarıyla birlikte, bu bulguların hükümetin kapanmasına ne gibi bir etkisi olabileceğini birkaç gün içinde göreceğiz” diye konuştu.

Horwitt, “Bildiğimiz tek şey, seçmenlerin mevcut durumdan derin bir memnuniyetsizlik duyduğu” dedi.

Hükümetin kapanmasından kim sorumlu?

Demokratların Kongre seçimlerindeki bu liderliği, 2025 yılında yapılan kamuoyu anketlerindeki en büyük avantajlardan biri olarak öne çıkıyor.

24-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete göre, katılımcıların yüzde 52’si aylardır süren hükümetin kapanmasından Trump ve Kongre’deki Cumhuriyetçileri sorumlu tutuyor.

Öte yandan, tarihsel olarak yüksek bir oran olan yüzde 42’lik bir kesim ise Kongre’deki Demokratları sorumlu görüyor.

Geçmişteki hükümet kapanmaları esnasında, fonlama krizi çözüldükten sonra siyasi atmosferin seçim döngüsü boyunca aynı kalıp kalmayacağı önemli bir soru olarak ortaya çıkmıştı.

Cumhuriyetçi anketör McInturff, hükümet kapanmalarının siyasette “istikrarsız” anlar yaratabildiğini belirterek, “Tecrübelerimize göre, bu durumlar genellikle zamanla ortadan kalkıyor” dedi.

Seçmen heyecanı yüksek

Anket, seçmenlerin bir sonraki seçimler için oldukça heyecanlı olduğunu da ortaya koydu.

2026 seçimlerine olan ilgilerini 10 puanlık bir ölçekte değerlendirmeleri istendiğinde, seçmenlerin yüzde 66’sı “9” veya “10” yanıtını verdi.

Bu oran, son beş ara seçimin dördünden bir yıl önce kaydedilen ilgi düzeyinden daha yüksek bir seviyeye işaret ediyor.

Demokratların yüzde 74’ü ilgilerini “9” veya “10” olarak belirtirken, Cumhuriyetçilerin yüzde 67’si ve bağımsızların yüzde 50’si aynı yanıtı verdi.

Partiler arasındaki 7 puanlık coşku farkı, Demokratların 2018 ara seçimlerinde elde ettiği 9 puanlık farkla benzer bir seviyede bulunuyor.

Sonuçlar, Trump’ın gelecek yılki ara seçimlerde önemli bir aktör olacağını açıkça gösteriyor.

Seçmenlerin yüzde 70’i, oylarıyla başkana destek veya muhalefet mesajı vermek istediklerini belirtti. Bu, NBC News‘in yaklaşık 30 yıllık anket geçmişinde kaydedilen en yüksek rakam oldu. Seçmenlerin yüzde 40’ı oylarıyla Trump’a karşı olduklarını, yüzde 30’u ise destek verdiklerini ifade etti.

Ekonomideki uyarı işaretleri

Trump, geçen aralık ayında NBC News‘in “Meet the Press” programında yaptığı konuşmada 2024’teki zaferini “Sınırda kazandım ve gıda ürünlerinde kazandım” sözleriyle iki temel faktöre bağlamıştı.

Ancak yeni anket sonuçları, hem bu konularda hem de seçmenlerin en önemli gördüğü demokrasi ve anayasal hakların korunması gibi alanlarda başkan için bazı uyarı işaretleri barındırıyor.

Ekonomik konularda kayıtlı seçmenlerin büyük çoğunluğu, Trump ve yönetiminin yaşam maliyeti (yüzde 66), orta sınıfı koruma (yüzde 65) ve ekonomi (yüzde 63) alanlarında beklentileri karşılayamadığını düşünüyor.

Cumhuriyetçilerin bir kısmı da bu görüşe katılırken, bu kesimin kendilerini “MAGA Cumhuriyetçileri” olarak tanımlamayanlar arasında yoğunlaştığı görülüyor.

Partilerin farklı konulardaki karnesi

Anket ayrıca, seçmenlerin ekonomiyi hangi partinin daha iyi yöneteceği konusunda ikiye bölündüğünü ortaya koydu.

Katılımcıların yüzde 38’i Cumhuriyetçileri, yüzde 37’si ise Demokratları tercih ediyor.

Bu, Cumhuriyetçilerin NBC News anketlerinde bu konuda elde ettikleri en küçük fark olarak kayıtlara geçti.

Demokratlar en son Aralık 2017’de bu alanda üstünlük sağlamıştı. Eylül 2023’te ise Cumhuriyetçiler 21 puanlık bir avantaja sahipti.

Cumhuriyetçiler üç temel konuda önemli bir üstünlüğü koruyor: sınır güvenliği (Demokratlara göre 31 puan), suçla mücadele (+22 puan) ve göç (+18 puan).

Demokratlar ise anayasal hakların korunmasında 8 puanlık, demokrasinin korunmasında ise 11 puanlık bir üstünlüğe sahip.

Bu, Cumhuriyetçilerin 2023’te anayasal haklarda 8 puan, demokrasinin korunmasında ise 1 puan önde olduğu tabloya göre bir değişime işaret ediyor.

Göç politikaları ve anayasal haklar

Trump’ın göç ve diğer önemli politika alanlarında geniş kapsamlı yürütme eylemleri gündemini sürdürmesi, kamuoyunda bazı tartışmalara neden oluyor.

Katılımcıların yüzde 54’ü, Trump yönetiminin “suç ve göçle mücadele etmek için ülke çapındaki çeşitli şehirlere federal ajanlar ve Ulusal Muhafız birlikleri göndermesinin” büyük ölçüde haksız olduğunu belirtirken, yüzde 44’ü bu adımı haklı buluyor.

Anayasal hakların ve demokrasinin korunması da seçmenlerin en önemli kaygıları arasında yer alıyor.

Seçmenlerin yaklaşık dörtte biri, demokrasiyi veya anayasal hakları korumayı, gelecek yılki Kongre seçimlerinde oy kullanırken en önemli tek konu olarak gördüklerini belirtti.

Seçmenlerin yüzde 52’si, Trump’ın ABD Anayasasını korumaktan çok zayıflatmak için önceki başkanlardan daha fazla çaba harcadığını söylerken, yüzde 31’i ise Anayasayı korumak için daha fazla adım attığını düşünüyor.

Her iki partiye de olumsuz bakış

Trump’ın anketlerdeki zorlukları Demokratlar için fırsatlar yaratsa da partinin genel imajı rekor düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor.

Kayıtlı seçmenlerin sadece yüzde 28’i Demokrat Partiye olumlu bakarken, yüzde 53’ü olumsuz görüş bildiriyor.

Cumhuriyetçi Parti ise yüzde 37 olumlu, yüzde 46 olumsuz oy alarak görece daha iyi bir konumda bulunuyor.

Cumhuriyetçilerin yüzde 78’i kendi partilerini olumlu görürken, Demokratların sadece yüzde 59’u partilerine olumlu bakıyor.

Gazze’deki barış çabaları

Anket, Trump’ın önemli dış politika girişimlerinden biri olan, İsrail ile Filistinli gruplar arasında iki yıldır süren savaşın yaşandığı Gazze’de barış sağlama çabalarına ilişkin görüşleri de ölçtü.

Seçmenler, Trump’ın savaşı genel olarak ele alış biçimi konusunda ikiye bölünmüş durumda: yüzde 47 onaylarken, yüzde 48 onaylamıyor.

Bununla birlikte, ABD’li seçmenler Filistinliler ve İsraillilerin kalıcı bir barış anlaşması yapabileceğine şüpheyle yaklaşıyor.

Sadece yüzde 21’i kalıcı bir barışın sağlanacağını düşünürken, yüzde 69’u bunun mümkün olmayacağını belirtiyor.

ABD askerlerinin Gazze’deki bir barış gücü operasyonuna katılması konusundaysa, katılımcıların yüzde 41’i destek verirken, yüzde 54’ü bu fikre karşı çıkıyor.

Amerika

Graham’ın İran savaşı belgeseli ilk kez yayınlandı

Yayınlanma

Ölen ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın İran ile savaşa yönelik yıllar süren çabalarını hayatının en büyük başarısı olarak nitelendirdiği daha önce yayımlanmamış belgesel görüntüleri kamuoyuna sunuldu. İngiliz belgeselci Alex Holder tarafından kaydedilen görüntülerde Graham, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill’e benzetiyor.

Pazar günü yayınlanan ve daha önce görülmemiş belgesel görüntüleri, bu ayın başlarında 71 yaşında ölen ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın İran ile savaşa yönelik çok yönlü kampanyasını “yaptığım en iyi şey” olarak nitelendirdiğini ve ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill’e benzettiğini ortaya koydu.

Washington’da savaş şahini olarak tanınan Graham, birkaç yıl boyunca kendisinin 400 saatten fazla görüntüsünü kaydettiğini belirten İngiliz belgesel yapımcısı Alex Holder’a çekim izni vermişti.

Graham, başkanın ikinci döneminde İran savaşı ve Pentagon’un devasa modernizasyonu da dahil olmak üzere Trump’ın en büyük hedeflerinin merkezinde yer almıştı.

Çekilen belgesel, Graham’ın savaş çabalarını desteklediği süreçte Trump, Başbakan Binyamin Netanyahu ve hatta Demokrat eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı telefon görüşmelerini de kayda aldı.

Holder, CNN’den Manu Raju’ya “Inside Politics” programında verdiği mülakatta, “Oldukça olağanüstüydü. Amerika Birleşik Devletleri’nin en etkili politikacılarından birine gerçekten eşi benzeri görülmemiş dört buçuk yıllık bir erişim sağladık” dedi.

Uzun süredir Trump’ın danışmanlığını yapan bir isim, bu ayın başlarında CNN’e yaptığı değerlendirmede, Graham’ın son on yılda Trump’ın yüksek riskli jeopolitik meselelerde en çok güvendiği danışmanlarından birine dönüştüğünü belirtti.

Kıdemli danışman, ABD’nin Ukrayna’ya vereceği desteğin kapsamı ve Beyaz Saray’ın İran savaşını sonlandırmak için yürüttüğü müzakere çabaları gibi temel stratejik konularda anlaşmazlığa düşseler bile senatörün başkanın güvenini kazandığını ifade etti.

Söz konusu danışman, “Donald Trump, Lindsey’ye dış politika uzmanlarından biri olarak bakıyordu. Onunla her zaman aynı fikirde değildi ama ona saygı duyduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Yeni görüntülerde Graham, Netanyahu ile konuşurken ve başkanla yaptığı görüşmeleri aktarırken görülüyor. Senatör, Trump’ı İsrail ile birlikte daha fazla adım atmaya teşvik ediyor.

Açıklanan klipte Graham, çabaları hakkında, “Bu yaptığım en iyi şey. Bir şeyleri havaya uçurmayı seviyor” ifadesini kullanıyor.

Trump hakkında konuşmaya devam eden Graham, “Neredeyse hiç tweet atmadı. Drama yok. Harika bir savaş dönemi başkanı oldu. Dün gece Trump ve Bibi’nin Roosevelt ve Churchill gibi olduğunu söyledim” diye ekliyor.

Graham ile başkan arasındaki ilişkiler her zaman sorunsuz ilerlemedi. Holder, aralarındaki ilişkiyi öne çıkaran daha fazla görüntünün geleceğini belirterek “Bunun için takipte kalmanız gerekecek” değerlendirmesinde bulundu.

İran ile savaş sürerken, Graham’ın savunduğu çatışmanın ilk günlerinde yaptığı bazı tahminlerin gerçeklerden oldukça uzak olduğu görüldü.

Graham, mart ayında Sullivan ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, “Üç ila dört hafta içinde onları bazı şehirlerin kontrolünü kaybetmeye başladıkları bir noktaya getirmeliyiz. Arapları yarın veya hafta sonuna kadar daha açık şekilde sürece dahil etmeliyiz ve ardından neredeyse geri döndürülemez bir ivme yakalamalıyız” diyor.

Görüntülerde ayrıca Elton John’un 70 yaşına giren Graham’ı arayarak ona “Happy Birthday” şarkısını söylemesi gibi daha hafif anlar da yer alıyor.

Holder, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, “Lindsey’s Game” adını taşıyan belgeselin tamamını önümüzdeki aylarda yayımlamayı hedeflediğini söyledi. Yapımcı, Graham’ın bu projeyi gelecek nesillere kalması ve başkalarına hükümette çalışmaları için ilham vermesi amacıyla kabul ettiğini kaydetti.

Senatör Graham için anma törenlerinin bu hafta Washington’da ve memleketi Güney Karolina’da düzenlenmesi planlanıyor.

İsrail ile Lübnan sınırında savaşın genişlemesini önleyen görüşme

Lindsey Graham, mart ayı başlarında Trump’ı Lübnan’daki Hizbullah’ı bombalama konusunda İsrail’e katılması yönünde teşvik etmek amacıyla Florida’ya gitmeyi planlamıştı.

Ancak bu seyahatten önce Netanyahu, çatışmanın genişletilmesine karşı tavsiyede bulundu.

Netanyahu, Hizbullah’a saldırmanın daha geniş bir bölgesel savaşı kışkırtabileceği uyarısında bulunarak Graham’a, “Şu anda İran’a odaklanıyoruz” dedi.

Graham ise yanıtında “Bu aslında iyi bir tavsiye” diyerek İsrail Başbakanı’na hak verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’li şirketler, düşük maliyetli Çin yapay zekasına yönelmeye başladı

Yayınlanma

ABD merkezli şirketler, devasa bütçeler gerektiren pahalı yapay zeka sistemleri yerine Çin menşeli daha ucuz ve açık modellere yönelmeye başladı. The Wall Street Journal’ın haberine göre sıradan kurumsal işlemler için en yüksek performanslı yazılımların kullanılması maliyet verimliliğini düşürüyor. Sektördeki bu yaklaşım değişikliği, küresel yapay zeka pazarındaki rekabet dengelerini ve harcama önceliklerini doğrudan etkiliyor.

ABD merkezli şirketler, yapay zeka teknolojileri için devasa bütçeler ayırma zorunluluğunun bulunmadığı ve Çin üretimi olanlar da dahil olmak üzere daha ucuz modellerin tercih edilebileceği sonucuna varıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin aktardığına göre yapay zeka odaklı girişim Cursor’ın yöneticisi Mike Saeks, nispeten rutin görevlerin yerine getirilmesi esnasında en güçlü ve en pahalı yapay zeka modellerine ihtiyaç duyulmadığını belirtti.

Saeks, mevcut durumu değerlendirirken “Bu durum, yarış pisti için tasarlanmış bir Lamborghini ile markete süt almaya gitmeye benziyor” ifadelerini kullandı.

Eski bir yatırım bankacısı olan Saeks, Elon Musk’ın SpaceX şirketinin 60 milyar dolar değerleme üzerinden satın alma sürecinde olduğu Cursor girişiminde iki ay önce baş teknoloji sorumlusu (CTO) görevini üstlendi.

Saeks, şirketlere yapay zeka yatırımlarının geri dönüşünü değerlendirme ve bu yatırımların verimliliğini artırma konularında danışmanlık yapıyor.

Şirketlerin bütçe yaklaşımlarındaki bu değişim, yalnızca yüksek yapay zeka harcamalarından değil, aynı zamanda jeopolitik etkenlerden de kaynaklanıyor.

ABD merkezli önde gelen modeller genellikle geliştiricileri tarafından sıkı denetim altında tutulurken, Çinli geliştiriciler kullanıcıların indirip kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirmelerine imkan tanıyan daha ucuz ve açık yapay zeka modelleri üretiyor.

Anthropic ve OpenAI gibi şirketler yıllardır en üst seviye modeller geliştirerek yapay zeka alanında liderlik için rekabet ediyordu.

Ancak iş dünyasının temel düzeydeki modellere de ihtiyaç duyduğunun ortaya çıkması, bu alandaki küresel yarışın yönünü değiştirdi.

ABD yönetiminin denetim adımları

Öte yandan CNBC’nin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin gelişmiş yapay zeka modellerinin yayılımı üzerindeki denetimi artırmayı ve bu modellere hangi şirket veya kuruluşların erişebileceğini belirlemeyi hedeflediği bildirildi.

Trump, haziran ayında teknoloji şirketlerini yeni modellerini pazara sunmadan 30 gün önce test amacıyla hükümete gönüllü olarak sunmaya çağıran bir kararname imzaladı.

Financial Times ise konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Washington yönetiminin yeni modellerin piyasaya sürülmesine ilişkin standartlar oluşturmak amacıyla yapay zeka geliştiricileriyle görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Milei, Arjantin ile Brezilya arasında diplomatik kriz yarattı

Yayınlanma

Brezilya Dışişleri Bakanlığı, Javier Milei’nin Brezilya’da bulunduğu sırada Lula ve Brezilyalı yetkililere hakaret ettiği iddiasıyla Arjantin’deki büyükelçisini geri çağırdığını duyurdu.

Bu karar, Milei’nin São Paulo’da, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Senatör Flávio Bolsonaro’nun başkan adayı olarak onaylandığı bir etkinliğe katıldığı günün ertesinde geldi.

Cumartesi günkü etkinlikte yaptığı konuşmada Milei, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’yı, diğer suçlamaların yanı sıra “hırsız” ve “suçlu” olmakla itham etti.

Milei ayrıca, darbe girişimi nedeniyle 27 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve ev hapsinde bulunan Jair Bolsonaro’yu ziyaret talebini reddeden Federal Yüksek Mahkeme Üyesi Alexandre de Moraes’i “çöp” olarak nitelendirdi.

Federal Yüksek Mahkeme Başkanı Yargıç Edson Fachin, Milei’nin sözlerinin “Brezilya topraklarında, ülkenin en yüksek mahkemesinin bir yargıcına yönelik saygısız bir ifade” olduğunu belirtti.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Milei’nin açıklamalarının ardından Büyükelçi Julio Bitelli’nin istişare amacıyla geri çağrıldığını açıkladı.

Eski Arjantin Devlet Başkanı Alberto Fernández, pazar günü X platformunda Milei’nin hakaretlerini ortaya koyan bir video paylaştı.

Fernández, “Milei, Brezilya’ya deli gibi bağırarak gitti ve hapisteki bir darbe planlayıcısını görmek istedi. Kardeş bir ulusun devlet başkanına ve en önemli ticaret ortağımıza hakaret etmek affedilemez,” diye yazdı.

Bu arada, gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde potansiyel bir aday olan Buenos Aires eyaleti valisi Axel Kicillof, X platformunda yaptığı açıklamada, Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira ile temasa geçtiğini ve “Milei’nin Arjantin halkının duygularını temsil etmediğini iletmek” için görüştüğünü duyurdu.

“Başkan Milei’nin Brezilya hükümetini, devlet başkanını ve tüm ülkeyi aşağılayıp hakaret etmesini derin bir utançla izlediğini” belirten Kicillof, Buenos Aires eyaleti olarak, “Arjantin’in kardeş uluslara saygı duyduğunu ve bölgesel entegrasyona bağlı olduğunu” vurguladı.

Kicillof, Brezilya’nın Arjantin’in başlıca ticaret ortağı olduğunu belirterek, “Milei, bu provokasyonlarla yatırımları, ihracatı, binlerce iş yerini ve Arjantin’in çıkarlarını tehlikeye atıyor; tüm bunları da Trump’ın emriyle bir adayı desteklemek için yapıyor,” dedi.

Lula, Milei’nin sözlerine kamuoyu önünde yanıt vermedi. Fakat pazar günü Washington Post’ta yayımlanan ve ABD’nin Brezilya’ya uyguladığı gümrük vergilerini “stratejik bir hata” olarak nitelendirdiği bir köşe yazısında, “Brezilya’nın kaderi, dış müdahale olmaksızın ve boyun eğmeden yalnızca Brezilyalılar tarafından belirlenir,” dedi.

Bu açıklamalar, Brezilya Dışişleri Bakanlığı’nın önümüzdeki hafta Güney Amerika ülkesine seyahat etmek isteyen iki ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin vize başvurularını reddetmesinden bir gün sonra geldi. Bakanlık, bu karar için herhangi bir açıklama yapmadı.

Lula yeniden seçilmeye çalışıyor ve ailesi Trump yönetimi ile birçok bağı bulunan Senatör Flávio Bolsonaro’ya karşı yarışacak gibi görünüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English