Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa Komisyonu, Almanya’dan gelen eleştirilere ‘şaşırdı’

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, ABD ile yapılan ticaret anlaşmasına yönelik Alman eleştirilerine yanıt vererek, anlaşmanın üye ülkelerin “açık talebi” doğrultusunda yapıldığını söyledi.

Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil, Washington’a yaptığı ziyaret öncesinde geçen ay imzalanan AB-ABD ticaret anlaşmasını “zayıf” olarak nitelendirmişti.

Komisyonun ticaret sözcüsü Olof Gill, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Alman bakanın bu açıklamasına oldukça şaşırdığımızı itiraf etmeliyim,” dedi.

Gill, AB ülkelerinin “sadece müzakere yoluyla ulaşılan bir çözümün istikrarı sağlayabileceğini ve ortak çıkarlarımızı koruyabileceğini bize ısrarla vurguladığını” ekledi.

Gill, Almanya da dahil olmak üzere “AB üye ülkelerinin ezici çoğunluğunun bu görüşte olduğunu” belirtti.

Anonim kalmak koşuluyla konuşan bir Komisyon yetkilisi, “sadece küçük bir azınlık” ülkenin ABD ile ticaret savaşı riskini almak istediğini söyledi ve üye ülkelerin “bu sonucu zorladığına” işaret etti.

Maliye Bakanı Klingbeil Washington’da

Klingbeil, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile görüşmek üzere Washington’da bulunuyor. Ziyaret öncesinde Alman bakan ticaret anlaşmasıyla ilgili olarak, “Bence çok zayıf davrandık ve elde edilen sonuçtan memnun olamayız,” demişti.

Anlaşma, AB’nin ABD’ye yaptığı ithalata yüzde 15’lik bir temel gümrük vergisi getiriyor; AB ise ABD’nin ihracatına yeni vergiler uygulamayacak ve Amerikan otomobillerine uygulanan gümrük vergilerini sıfıra indirecek.

Çelik ve alüminyum bu anlaşmanın kapsamına girmiyor ve bu ürünlere yüzde 50’lik ayrı bir gümrük vergisi uygulanacak. AB, tarafların tarihi ticaret akışlarına dayalı yeni kotalar üzerinde müzakere etmeyi kabul ettiğini söylerken, ABD şu ana kadar bunu kabul etmedi.

Klingbeil, bu tür görüşmelerin AB üye ülkeleri tarafından değil, Avrupa Komisyonu tarafından yürütüldüğünü belirtmekle birlikte, ABD’nin çelik ve alüminyum konusunda müzakereye istekli olup olmadığını görmek istediğini söyledi.

Klingbeil pazartesi günü Deutschlandfunk’a verdiği demeçte, “Çelik için kota düzenlemeleri konuşuluyor. Bu düzenlemeler yürürlüğe girerse iyi olur. Elbette ABD hükümetinin hangi adımları atmaya hazır olduğunu burada test edeceğim,” dedi.

Avrupa Komisyonu, 27 üye ülkeye Brüksel’deki büyükelçileri aracılığıyla ticaret görüşmelerinin ilerleyişi hakkında düzenli olarak bilgi veriyor ve ticaret bakanları arasında ek toplantılar da yapılıyor. 

Fakat ulusal politikacıların Komisyonu kamuoyunda eleştirirken, Brüksel’deki temsilcilerinin daha geniş bir birlikteliği desteklemesi de sık görülen bir durum.

Merz, Leyen’e karşı: Bütçe gerilimi

Almanya hükümetinin baş sözcüsü Stefan Kornelius, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in aynı gün erken saatlerde açıkladığı, AB’nin önümüzdeki yedi yıllık mali çerçeve (MFF) harcama planı için 2 trilyon avroluk öneriyi sert bir şekilde eleştirdi.

Uzun vadeli bütçeyi neredeyse üçte iki oranında artırmayı öngören planın, bütçe konsolidasyonu döneminde “kabul edilemez” olduğunu belirten Kornelius, Almanya’nın AB çapında bir kurumlar vergisi getirilmesi önerisini de desteklemeyeceğini ekledi.

Daha sonra, Friedrich Merz’in bazı müttefikleri bile, ekibinin, tıpkı şansölye gibi Alman Hıristiyan Demokrat olan von der Leyen’in planlarına yönelik sert sözlerine şaşırdı.

Bu, Merz’in, Brüksel’in özellikle deregülasyon ve rekabetçilik konusunda duyarsız olduğunu düşündüğü tavrından rahatsız olduğunu gösteren son haftalardaki en açık işaret oldu.

Bu durum, Komisyonun tepesindeki güçlü ikili ile AB’nin en büyük üye ülkesi arasındaki çıkar çatışmalarının da ön plana çıkmaya başladığını ortaya koydu.

MFF ile ilgili olarak, üst düzey bir Alman hükümet yetkilisi, von der Leyen’in bütçenin artırılması ve yeni bir kurumlar vergisi getirilmesinin Berlin’de kabul edilemez olduğunu bilmesi gerektiğini belirterek, onun maksimalist teklifinin beklenen tepkiyi uyandırdığını ima etti.

Özellikle, birkaç kaynak, von der Leyen’in önerinin tartışmalı kısımlarını, belki de reddedileceğini bildiği için önceden Berlin ile paylaşmadığını belirtti.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English