Diplomasi
Avrupa, LNG için Asya ile kıyasıya rekabete girmek zorunda

Avrupa, yaz aylarında ulusal rezervlerin azalması ve talebin hızla artmasıyla birlikte, sınırlı doğal gaz kaynakları konusunda Asya’dan gelen artan rekabetle karşı karşıya kalıyor.
POLITICO’nun aktardığına göre analistler ve yetkililer, AB’nin bu rekabeti kazanmakta zorlanacağı konusunda uyarıyor.
Çin, Vietnam ve Güney Kore gibi merkezi planlamalı Asya ekonomileri, spot piyasada gaz alımı için anlaşmalar yapmak konusunda daha donanımlı durumda; bu da serbest piyasa odaklı Avrupa’yı dezavantajlı konuma düşürüyor.
AB, Ukrayna savaşının ardından toplu enerji alımlarını koordine etmek için Avrupa Komisyonu’na yetki vermişti ama bu politika pek işe yaramadı.
Bu da, ABD ile İran arasındaki barış anlaşması yürürlükte kalsa bile, Avrupa’nın önümüzdeki aylarda yine de daha yüksek doğalgaz ve elektrik fiyatlarıyla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.
TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné, bu hafta başında Fransız milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Gergin bir dönem bizi bekliyor” dedi ve AB’nin Katar’dan gelen tedarikleri hızla yeniden başlatmazsa zor durumda kalacağını savundu.
Pouyanné, “Fiyatların 2022 seviyelerine çıkacağını sanmıyorum fakat yakıt fiyatlarında olduğu gibi düşmesini de beklemiyorum,” diye ekledi.
AB kuralları uyarınca, üye ülkeler Aralık ayına kadar gaz rezervlerini ulusal kapasitelerinin en az yüzde 80’ine kadar doldurmak zorunda.
Normalde bu işlem, talep ve fiyatların daha düşük olduğu yaz aylarında gerçekleştirilir.
Enerji tüccarları genellikle yaz aylarında bu düşük fiyatlardan yararlanarak gaz satın alıp depolar, ardından talep ve fiyatların yükseldiği kış aylarında kâr elde etmek üzere satarlar.
Ne var ki bu yıl, yaz aylarındaki yüksek fiyatlar bu teşviki ortadan kaldırdı ve bloğun depolama seviyelerini beş yıllık ortalamanın altında bıraktı.
Asya’daki gelişmeler durumu daha da kötüleştirebilir. Analistler, Asya’da daha sıcak geçecek bir yazın klima kullanımını artıracağı ve bu durumun Asya’daki gaz talebini yukarı çekeceği konusunda uyarıyor.
Asya ülkeleri öncelikle uzun vadeli tedarik anlaşmalarına güveniyor fakat artan talep ve azalan rezervler, onları fiyatların günlük olarak belirlendiği ve talep aniden yükseldiğinde hemen artma eğiliminde olan spot piyasadan gaz satın almaya giderek daha fazla itebilir.
Bu durum, Asya ülkelerini, tedarik güvenliğini sağlamak için bu yıl spot piyasaya olağanüstü derecede bağımlı hale gelen Avrupa ile doğrudan rekabete sokacaktır.
Artan Asya talebi, Avrupa’nın yaz sonundaki panik alımlarıyla çakışırsa enerji yükü üzerinde kıtalararası bir mücadeleye yol açabilir.
Montel Energy’nin baş analisti Tobias Federico, AB’nin depolama hedeflerine ulaşmak için spot piyasada Asya’dan daha yüksek teklifler vermek zorunda kalabileceğini söyledi.
AB enerji ajansı ACER’e göre, bu yıl bu hedeflere ulaşmak için 2025 yılına kıyasla LNG ithalatında yüzde 13’e varan bir artış gerekebilir.
Bu, mevcut koşullar altında, özellikle de Basra Körfezi’ndeki üretim toparlanmazsa, başarılması zor bir hedef.
Bu durum, gaz fiyatları üzerindeki baskıyı yeniden alevlendirebilir ve Avrupa rezervlerini hızla tüketecek ek çekimlere yol açabilir.
Analitik şirketi Energy Flux’un kurucusu Seb Kennedy, “Küresel piyasaları sıkılaştıracak daha çaresiz LNG alımları görebiliriz; bu durumda, belki de Avrupa gaz depolama yenileme çabalarından tamamen vazgeçip sorunu kışa erteleyecektir,” dedi.
Bir üst düzey AB yetkilisine göre, bu risk Avrupa Komisyonu tarafından da yakından izleniyor. İşler şiddetli bir mücadeleye dönüşürse, AB kendini dezavantajlı bir durumda bulabilir.
2021’de spot piyasadan agresif bir şekilde LNG satın alan Çin gibi merkezi ekonomiye sahip Asya ülkelerinin aksine, Avrupa’nın farklı önceliklere sahip ve 27 farklı üye devlete yayılmış enerji ithalatçıları üzerinde çok az etkisi var.
Ukrayna savaşının ardından AB, özel şirketlerin uluslararası piyasada gaz için daha iyi anlaşmalar yapabilmelerini sağlayacak bir platform (AggregateEU) kurmaya çalıştı.
Kaynakları daha kısıtlı olan küçük ithalatçılar arasında popüler olsa da, platformda kaç anlaşma yapıldığına dair net bir bilgi yok.
Büyük oyuncular, genellikle bu platformdan uzak durduklarını ve tek başlarına hareket etmeyi tercih ettiklerini söylüyor.
Alman enerji devi SEFE’nin iletişim başkanı Christoph Gottstein, POLITICO’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Birkaç müzakere başlatılmış olsa da, bunlar tamamlanmış işlemlerle sonuçlanmadı. Bu deneyim, gaz piyasasının müdahaleye gerek kalmadan etkili bir şekilde işleyişini sürdürdüğü yönündeki değerlendirmemizi pekiştiriyor.”
İki AB yetkilisi, POLITICO’ya, gaz koordinasyon platformunun hizmet dışı bırakıldığını fakat Komisyon’un İran savaşının ardından platformu yeniden faaliyete geçirmeyi düşündüğünü söyledi.
Fakat yetkililer, AB’nin şirketleri bu platformları kullanmaya fiilen zorlamak için pek bir şey yapamayacağını da belirtti.
İlk yetkili, ithalatçıların platform üzerinden koordinasyonun bir tür gizli anlaşma olabileceğinden endişe duyduğunu ve Komisyon’un da şirketlerin karmaşık rekabet kurallarını ihlal etmediklerinden emin olmalarına yalnızca gayri resmi olarak yardımcı olabileceğini belirtti.
Avrupalı yetkililer, rakiplerle doğrudan müzakere de edemez. İki yetkili, savaşın patlak vermesinden bu yana Komisyon ve Asyalı muhataplarının piyasaları karıştırmamak için enerji politikalarına ilişkin güncellemeleri doğrudan paylaştıklarını fakat hangi yüklerin nereye gideceği konusunda pazarlık yapamayacaklarını belirtti.
İkinci bir yetkili, “Herkes kendi başının çaresine bakıyor,” dedi.
Bu, Asya ülkelerinin Avrupa’ya göre bir avantaj sahibi olabileceği anlamına geliyor.
İkinci AB yetkilisi, “Kriz durumlarında, otorite odaklı piyasalar birkaç şirkete ‘Sadece işinizi yapın’ diyebilir. Koordinasyon sağlayabiliriz, teşvik edebiliriz, fakat Çin’in yaptığı gibi hareket edemeyiz,” dedi.
Analistler, ABD-İran barış anlaşmasının bu baskıları hafifletebileceği konusunda uyarıda bulunsa da, Asyalı alıcıların spot piyasaya girmeye başladığına dair işaretler şimdiden var.
Kpler LNG analisti Charles Costerousse, Güney Kore, Tayland ve Vietnam’ın yaz boyunca spot piyasadan LNG tedariki arayışına girmelerinin beklendiğini belirtti.
Nihayetinde dengeleri değiştirebilecek olan Çin. İran savaşının patlak vermesinden bu yana, normalde dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olan ülke, ithalatını azaltıp muazzam rezervlerine güvenerek küresel piyasada dengeleyici bir güç olarak hareket etti.
Fakat Costerousse’a göre, mart ayından bu yana LNG rezervlerini beş yıllık ortalamanın çok altına düşüren Çin’in yakında spot alımlarını yeniden artırması gerekebilir.
AB yetkilileri için bu, savaşın sona erme belirtileri göstermesine rağmen devam eden bir endişe kaynağı. Yetkililerden biri, “Çin’in büyük çapta geri dönmesi anında… bu önemli bir faktör olacak,” dedi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










