Bizi Takip Edin

ASYA

Avustralya ‘yeni risklere karşı’ 32 milyar dolarlık savunma artışı planlıyor

Yayınlanma

ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabet Hint-Pasifik bölgesinde kızışırken Avustralya savunma bütçesini artırma ve savunma planlarını yeniden gözden geçirme kararı aldı.

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles, ülkenin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana “en karmaşık stratejik koşullarla” karşı karşıya olduğu uyarısında bulunurken, önümüzdeki on yıl içinde askeri güç harcamalarını 50,3 milyar A$ (32 milyar $) artırma sözü verdi.

Aynı zamanda başbakan yardımcısı olan Marles çarşamba günü Canberra’daki Ulusal Basın Kulübünde yaptığı konuşmada “Avustralya artık çatışma için 10 yıllık bir stratejik uyarı süresi lüksüne sahip değil” dedi.

Marles, 2024-2025 yıllarında %2,1 olan savunma fonlarının 2033-2034 yıllarında gayri safi yurtiçi hasılanın %2,4’üne yükselmesinin beklendiğini açıkladı. Savunma harcamalarının 2024-2025 döneminde yaklaşık 55 milyar A$’dan 2033-2034 döneminde yaklaşık 100 milyar A$’a çıkması öngörülüyor.

ABD’nin kilit müttefiki ayrıca askeri güçlerini elden geçirme planlarını da özetledi. Yetkililerin söylediğine göre amaç, potansiyel bir düşmanın Avustralya’nın kuzey yaklaşımları üzerinden güç yansıtma girişimlerini caydırmak.

Yetkililer, Avustralya ordusunun ülkenin en önemli stratejik risklerini ele alabilecek daha odaklı bir güç olmasını istediklerini söylediler. Bu da Avustralya’nın daha büyük ve daha ölümcül bir donanma, kıyı ortamlarında daha iyi çalışabilen bir ordu, daha iyi bir hava kuvvetleri ve daha fazla siber ve uzay kabiliyeti geliştirmeyi planladığı anlamına geliyor.

Öncelik AUKUS ortaklığı

Çarşamba günü açıklanan yeni ulusal savunma stratejisine göre acil öncelikler arasında ABD ve İngiltere ile üçlü AUKUS ortaklığı yoluyla nükleer enerjiyle çalışan denizaltılar edinme, uzun menzilli saldırı ve füze üretimini geliştirme ve ülkenin kuzeyindeki kilit üsleri güçlendirme planı yer alıyor.

Avustralya’nın yeni savunma stratejisine göre “Çin, savaşın her alanında kabiliyetlerini neredeyse bir asırdır dünyada görülmemiş bir hız ve ölçekte geliştiriyor. Bu, stratejik amaçları konusunda şeffaflık olmadan gerçekleşiyor.”

Washington Pekin’i baskılamak için bölgedeki ittifak ağını güçlendiriyor.

Avustralya son yıllarda ABD ile savunma işbirliğini derinleştirdi ve iki ülkenin orduları sık sık birlikte eğitim yapıyor ve aynı ekipmanı satın alıyor. Yakın zamanda ABD, Japonya ve Filipinler ile birlikte tartışmalı Güney Çin Denizi’nde deniz tatbikatlarına katıldı.

Öte yandan, Avustralya’nın Başbakan Anthony Albanese yönetimindeki hükümet, en büyük ticaret ortağı olan Çin ile bozulan diplomatik bağları onarmaya çalışıyor. Albanese’nin 2022’de seçimleri kazanmasından bu yana Avustralya ve Çin arasında üst düzey diyalog yeniden başladı ve Pekin son zamanlarda şarap da dahil olmak üzere Avustralya malları üzerindeki ticari kısıtlamaları kaldırmak için harekete geçti.

Yeni savunma stratejisinde “Avustralya ve Çin farklı değerlere ve siyasi sistemlere sahip olsalar da, istikrarlı ve yapıcı bir ilişki her iki ulusun da çıkarınadır” denildi.

Çin’den yanıt

Çin Dışişleri Bakanı sözcüsü Lin Jian, Avustralya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Richard Marles’ın Çin’e atıflarına yanıt vererek, Avustralya’nın Çin’in gelişimini ve stratejik niyetini doğru şekilde görmesi, Soğuk Savaş zihniyetini terk etmesi ve Çin’i sorun haline getirmeyi bırakması gerektiğini söyledi. Yeni Savunma Stratejisinde, Çin’in “zorlayıcı taktikler kullandığı” ifade edilmişti.

ASYA

Tayvan muhalefeti Lai’ye karşı tartışmalı yasa tasarılarını geçirmeye hazırlanıyor

Yayınlanma

Tayvan parlamentosunda yasama organındaki çoğunluğu elinde bulunduran muhalefetin bazı yasa tasarılarını geçirmeye hazırlanması kriz yarattı. İktidarı elinde bulunduran Demokratik İlerleme Partisi (DPP) ve eski ABD’li yetkililer “endişelerini” dile getirdi.

DPP mecliste protesto örgütlerken, çoğunluğa sahip olan ana muhalefet Kuomintang (KMT) ve Tayvan Halk Partisi (TPP) milletvekilleri, Meclis Başkanı Han Kuo-yu’nun kürsüsünün etrafındaki alanı, işlemleri kesintisiz olarak ilerletebilmesini sağlamak için ele geçirdi. Cuma günü de milletvekilleri arasında fiziksel kavga çıkmıştı.

Tayvan, Demokratik İlerleme Partisi’nden Çin karşıtı ve “bağımsızlık yanlısı” yeni başkan Lai Ching-te’nin görevine başlamasıyla birlikte siyasi kargaşaya sürüklendi. KMT ve TPP, Lai Ching-te’nin başkanlığına yönelik erken bir tehdit olarak, parlamentonun yetkilerini önemli ölçüde genişletecek ve bütçenin büyük bir bölümünü kontrol altına alacak yasaları geçirmeye çalışıyor. Sürece yakın kaynakların Nikkei Asia’ya aktardığına göre, oylamayı salı gecesine kadar tamamlamaya çalışabilecekleri tahmin ediliyor.

Tayvan’da başkanın yasama organı tarafından kabul edilen kanun tasarılarını veto etme yetkisi bulunmuyor.

Tekliflere göre hükümet yetkilileri, meclis oturumları sırasında yasa koyucuların gerçekleri gizlediğini ya da yanlış olduğunu düşündükleri açıklamalar nedeniyle bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecek. İncelenen yetkililerin kendi sorularıyla cevap vermeleri halinde altı aya kadar hapis cezası uygulanabilir.

ABD uyardı: Anayasaya aykırı

ABD’li eski elçiler ise muhalefet partilerinin planlarının “potansiyel olarak anayasaya aykırı” olduğunu savundu.

ABD resmi olarak Tayvan’ı tanımamasına ve ‘tek Çin’ ilkesini kabul etmesine rağmen, adada fiilen “büyükelçi” olarak görev yapan iki emekli ABD’li diplomat William Stanton ve Stephen Young, devlet başkanının yasa koyuculara rapor vermesi ve onlardan soru alması zorunluluğu ve yasama organının soruşturma yetkilerinin genişletilmesi olmak üzere kapsamlı yasa tasarılarını eleştirdi.

Stanton, Young başka eski diplomatların ve akademisyenlerin imzaladığı ortak bildiride, reformların “hükümet yetkililerinin sadece oturumlarda soru sordukları için hapse atılmalarına izin vermek de dahil olmak üzere, diğer anayasal demokrasilerin çoğunda bulunan parlamento yetkisinin kapsamını ve gücünü aştığı” belirtildi.

Açıklamada, parlamentoya saygısızlık suçlamalarının diğer demokrasilerde de mevcut olduğu, ancak bunların genellikle yasal olarak emredilen mahkeme celplerine karşı gelmek ya da adli soruşturmalar sırasında yalan söylemek için uygulandığı belirtildi. Açıklamada, “Hiçbir demokraside, normal duruşmalar sırasında görevlerini yerine getirmeyen ya da sadece ‘cevap veren’ yetkililer hakkında parlamentoya saygısızlık suçlaması uygulanmamıştır” denildi.

İmzacılar, tasarıların “Tayvan’ın iyi yönetişim imajını zedelediği ve Pekin’in artan zorlukları ve karmaşıklıkları göz önüne alındığında bunu göze alamayacağı bir zamanda siyasi çatlaklar yarattığı” uyarısında bulundu.

Lai’nin planlarını uygulaması kolay olmayacak

Eleştirilere rağmen muhalefet devam etmeye kararlı görünüyor.

Salı günü öğle saatlerinde, yaklaşık bin kadar bir gösterici meclisin yakınında toplanarak yasa tasarısını protesto etti. DPP milletvekilleri de muhalefet koalisyonunu demokrasiyi baltalamakla suçladı.

Uzmanlara göre bu durum, Lai’nin ilk dönemindeki etkinliğini önemli ölçüde azaltabilir ve Lai’nin Tayvan’da çok yüksek ev fiyatları ve durgun ücret artışı gibi gündemde olan iç meseleleri ele alma kabiliyeti üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Lai’nin muhalefete rağmen istediği planları uygulamasının kolay olmayacağı değerlendirmesi yapılıyor.

Çin kamuoyu Lai’yi ‘nefreti körüklemekle’ eleştirdi

Okumaya Devam Et

ASYA

Çin kamuoyu Lai’yi ‘nefreti körüklemekle’ eleştirdi

Yayınlanma

Çin devlet medyası Tayvan lideri William Lai Ching-te’yi göreve başlama konuşmasında çatışmayı kışkırtmak ve “açıkça Tayvan bağımsızlığını teşvik etmekle” suçladı.

People’s Daily ve People’s Liberation Army Daily salı günü birer sayfalarını Lai’nin bir önceki gün yaptığı “bağımsızlık” yanlısı konuşmaya karşı çeşitli anakara yetkililerinden gelen yanıt ve eleştirilere ayırdı.

Tayvan’ın yeni lideri Lai, Çin’e karşı sert bir tonla yemin etti

People’s Daily, Lai’yi konuşmasını “Tayvan bağımsızlık bayrağı etrafında toplanmak” ve “Çin halkına karşı nefreti körüklemek” için kullanmakla suçladı.

Lai’nin “ayrılıkçı safsataları şiddetle desteklediği, Tayvan Boğazı boyunca çatışma ve düşmanlığı kışkırttığı”, konuşmasının “provokatif söylemlerle dolu olduğu belirtildi.

Daha önce birçok üst düzey Çinli yetkili Lai’yi konuşmasında “tehlikeli sinyaller” gönderdiği için eleştirmiş, devlet haber ajansı Xinhua ise yemin töreninden saatler sonra “ateşle oynayanların kendilerini yakacakları” yorumunu yapmıştı.

Lai’nin konuşması, selefi Tsai Ing-wen’in 2016’daki ilk döneminin başında yaptığı konuşmadan daha çatışmacıydı.

Pekin ve Taipei arasında tek bir Çin olduğunu söyleyen 1992 mutabakatını kabul eden ancak ancak Tayvan Boğazı’nın her iki tarafının da ‘Çin’i neyin oluşturduğuna dair kendi yorumlarına sahip olabileceğini savunan Tsai’nin aksine Lai mutabakattan bahsetmedi bile.

Bunun yerine Pekin’in “Çin Cumhuriyeti’nin (Tayvan için kullanılıyor) varlığı gerçeğiyle yüzleşmesi” gerektiğini, “Çin Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin birbirine tabi olmadığını” söyledi.

Lai’nin sözleri anakarada Tayvan’ın bağımsızlığı için açık bir eylem çağrısı olarak yorumlandı – Pekin’e göre bu kırmızı çizgi aşılmamalı.

Daha önce kendisini “Tayvan’ın bağımsızlığı için çalışan pragmatik bir işçi” olarak tanımlayan Lai, Pekin tarafından “ayrılıkçı bir baş belası” olarak görülüyor ve gözlemciler Lai’nin başkanlığının Tayvan Boğazı’ndaki gerilimi tırmandırabileceğinden endişe ediyor.

People’s Daily’de yer alan yorumda, “Lai’nin sözleri, bağımsızlığı dış yollardan elde etmeye ve bunu başarmak için askeri güç kullanmaya yönelik kötü niyetlerle dolu ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığı’ konusundaki inatçı tutumunu bir kez daha ortaya koyuyor” denildi.

Makalede ayrıca Lai’nin sözlerinin Tayvan’ı anakaradan daha fazla ayırmaya ve iki taraf arasındaki gerilimi tırmandırmaya hizmet edeceği uyarısında bulunuldu.

People’s Daily, Lai’nin statükoyu korumak için çaba göstereceğine dair sözünü “tam bir maskaralık” olarak nitelendirdi ve “uzun süredir ayrılıkçı faaliyetlerde bulunuyor ama bir barış savunucusu gibi davranıyor. Bu en utanmaz ve vicdansız harekettir” dedi.

Yorumda Tayvan halkının çoğunun savaş, gerileme ve ayrılıkçılık değil, barış, kalkınma ve işbirliği istediği belirtildi.

Makalede, Çin ulusunun “topraklarının bölünemeyeceği, devletinin kaotik olamayacağı, halkının dağılamayacağı ve medeniyetinin bozulamayacağı” konusunda ortak bir inanca sahip olduğu belirtildi ve Çin’in tarihsel ve kaçınılmaz olarak yeniden birleşmeye gideceği vurgulandı.

Ordunun gazetesi PLA Daily’de yayınlanan bir dizi makalede de üst düzey yetkililer Lai’nin konuşmasını bir “provokasyon” ve “bölgesel barış ve istikrara yönelik bir tehdit” olarak eleştirerek Lai’yi “Çin’i bölmeye” ve “bölgede kaos yaratmaya” çalışmakla suçladı.

Okumaya Devam Et

ASYA

Wang Yi Orta Asya turunda

Yayınlanma

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısı Astana’da başladı. Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Nurtleu’nun başkanlık ettiği toplantıya ŞİÖ Genel Sekreteri ve ŞİÖ Bölgesel Terörle Mücadele Yapısı İcra Komitesi Direktörü de katılıyor.

Katılımcılar, bu yıl temmuz ayının başında Astana’da düzenlenmesi planlanan ŞİÖ Üye Devlet Başkanları Konseyi toplantısına yönelik hazırlıkların gidişatını değerlendirecek.

Heyet başkanları uluslararası ve bölgesel durum, güvenlik konuları ve ŞİÖ bünyesinde siyasi, ticari, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda işbirliğinin geliştirilmesi konularında görüş alışverişinde bulunacak.

Temmuz ayında yapılması planlanan ŞİÖ Zirvesi’nin nihai belgelerine ilişkin bir dizi kararın imzalanması ve bir Bilgilendirme Mesajı’nın kabul edilmesi planlanıyor.

Toplantı öncesi Kazakistan’da mevkidaşı ve ardından Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile görüşen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin’deki elektrikli araç üreticilerinin Orta Asya ülkesine tanıtılması gibi alanlarda daha geniş işbirliğine değindi.

Pazartesi günü Wang ile görüşen Cumhurbaşkanı Tokayev, Çin’in diplomasisinin küresel politikadaki önemli rolüne dikkat çekti. Tokayev’e göre Çin’in girişimleri uluslararası barış ve istikrarın korunmasına büyük katkı sağlamaktadır.

Wang’ın pazartesi günü Astana’da Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Nurtleu ile yaptığı görüşmenin ardından Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında, Kazakistan’ın Tayvan’ın Çin topraklarının devredilemez bir parçası olduğunu kabul ederek tek Çin ilkesine bağlılığını bir kez daha teyit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Çin ve Kazakistan karşılıklı siyasi güveni derinleştirmeye, temel çıkarlarını ilgilendiren konularda birbirlerini desteklemeye ve bir taraf zorluklarla karşılaştığında güçlü yardım sağlamaya devam ediyor” denildi. Çin ve Kazakistan uzun zamandır “ortak bir geleceğe sahip fiili bir topluluk” olarak nitelendirildi.

Gündem elektrikli araçlar

Pazartesi günü Wang ile yaptığı görüşmenin ardından Nurtleu, Kazakistan’ın Çin’in ülkede elektrikli araç üretmesini desteklediğini ve Çinli şirketleri nadir toprak minerallerini ortaklaşa geliştirmeye davet ettiğini söyledi. Haber ajansının bildirdiğine göre, iki taraf dijital teknolojiler ve yapay zeka alanlarında da işbirliğine açık.

Nurtleu, Kazakistan ve Çin arasında bir inovasyon ve tarım alt komitesi kurma anlaşmasının, tarım ürünleri üretimi ve işlenmesi alanında karşılıklı yarar sağlayan projelerin geliştirilmesinde daha fazla iş desteği için temel oluşturacağını söyledi.

Şanghay merkezli Çin-ŞİÖ Uluslararası Değişim ve İşbirliği Enstitüsü’nden akademisyen Cui Heng pazartesi günü Global Times’a yaptığı açıklamada, elektrikli araçların Kazakistan’da üretilmesi halinde Rusya, Belarus ve Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) diğer üyelerine yapılacak ihracatın uygun vergi politikalarından yararlanabileceğini kaydetti.

Bunun, Çin’in elektrikli araçları için pazarın genişlemesine yardımcı olacağını ve Kazakistan’ın da Çin’den gelen elektrikli araçların artan popülaritesinin meyvelerini toplayacağını söyledi.

Cui ayrıca, Wang’ın ziyaretinin “Orta Koridor” olarak bilinen Trans-Hazar Uluslararası Ulaşım Rotası konusundaki görüşmeleri daha da ileriye taşımasının beklendiğini söyledi.

ŞİÖ işbirliği

Wang’ın ziyareti sırasında diğer ŞİÖ üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla da temaslarda bulunduğu belirtildi.

ŞİÖ açısından, Kazakistan’ın da aralarında bulunduğu Orta Asya ülkeleri, özellikle birkaç genişleme turundan sonra, örgüt içindeki girişimlerin yönlendirilmesinde giderek daha önemli bir rol oynuyor. Uzmanlar, Kazakistan’ın hem ikili anlaşmalar hem de çok taraflı düzeylerde ŞİÖ zirve hazırlıklarına da katıldığını söyledi.

Basında çıkan haberlere göre ayrıca Belarus temmuz ayında ŞİÖ’ye tam üye olmayı planlıyor ve Suudi Arabistan kabinesi de geçen yıl ŞİÖ’ye katılma kararını onayladı.

Wang Yi pazartesi günü Astana’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmede Wang, mevcut durumda kazan-kazan sonuçlarını gözeten, sıkı bir şekilde birleşmiş ve işbirliğine dayalı bir ŞİÖ’nün sadece tüm üye ülkelerin ortak çıkarlarıyla örtüşmekle kalmayıp aynı zamanda dünyanın çok kutupluluğu eğilimine de uygun olduğunun altını çizdi.

Wang, Çin’in ŞİÖ’yü doğru yönde yönlendirmek, bölgesel güvenlik, istikrar ve kalkınmayı ortaklaşa korumak ve küresel yönetişimi daha adil ve makul bir yöne doğru teşvik etmek için Rusya ve diğer üye devletlerle yakın bir şekilde çalışmaya istekli olduğunu vurguladı.

Kazakistan ziyareti öncesinde Wang, Tacikistan’a gitti ve Tacik mevkidaşı Sirojiddin Muhriddin ile “samimi ve derinlemesine” görüş alışverişinde bulundu.

Wang, ŞİÖ çerçevesinde Çin’in Duşanbe’de bir ŞİÖ uyuşturucuyla mücadele merkezi kurulmasını desteklediğini ve Tacikistan’ı Birleşmiş Milletler ve ŞİÖ dahil olmak üzere çok taraflı çerçevelerde Çin ile koordinasyonu güçlendirmeye teşvik ettiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English