Bizi Takip Edin

Avrupa

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi ve Muhafazakârlar manifestolarını açıkladılar

Yayınlanma

Birleşik Krallık’ta 4 Temmuz’da yapılacak erken seçimler öncesinde iki büyük parti İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti’nin seçim manifestoları yayınlandı.

Başbakan Rishi Sunak tarafından açıklanan Muhafazakâr manifestodaki en önemli meselelerden birinin göç ve Ruanda ile imzalanan iltica ve geri kabul anlaşması olduğu görülüyor.

Brexit’in nedenleri arasında yer alan göç konusunda Muhafazakârlar, gelecekteki sığınmacı akınını caydıracağı umuduyla “yasadışı” gelenleri Ruanda’ya sınır dışı etmek istiyor.

Bununla birlikte İşçi Partisi manifestosu bu planı “şimdiden yüz milyonlarca sterline mal olmuş bir hile” olarak nitelendiriyor. İşçi Partisi, ilk altı önceliği arasında üçüncü sırada yer alan göç meselesi için, “yüzlerce uzman müfettişten oluşan yeni bir Sınır Güvenliği Komutanlığı’nın kurulması ve suç teknesi çetelerini çökertmek için terörle mücadele yetkilerinin kullanılması” önerisinde bulunuyor.

Göç politikasının uluslararası hukuk konusunda da iki parti arasındaki farklılığı ortaya çıkardığı görülüyor.

Sunak salı günkü lansmanda defalarca “Güvenliğimiz ile AİHM de dahil olmak üzere yabancı bir mahkemenin yargı yetkisi arasında seçim yapmak zorunda kaldığımızda, her zaman güvenliğimizi seçeceğiz,” dedi.

Fakat İşçi Partisi’nin manifestosunda, “Britanya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kesin bir üyesi olarak kalacağı” taahhüdü yer alıyor.

İşçi Partisi ayrıca, sınır kontrollerini sınırlandıracak bir veterinerlik anlaşmasına varmayı umarak “ticaretin önündeki gereksiz engelleri yıkacağını”; mesleki niteliklerin karşılıklı olarak tanınmasını sağlayacağını ve “gezici sanatçılara yardım edeceğini” söylüyor.

AB meselesi gündemden çıkmışa benziyor

Öte yandan İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti’nin 2024 manifestoları 2019 manifestoları ile karşılaştırıldığında, Avrupa Birliği (AB) meselesinin masadan kalktığı görülüyor.

2024 yılı manifestosunda mevcut İşçi Partisi Keir Starmer, lansman konuşmasında Birleşik Krallık’ın AB ile olan ilişkisinden hiç bahsetmedi.

Buna karşılık Muhafazakâr lider Rishi Sunak, Brexit’ten Birleşik Krallık’ın elde ettiği faydalar üzerinde durdu. 

Muhafazakâr manifesto, özellikle 2019 ile karşılaştırıldığında AB konularına çok az yer veriyor. Sadece Sunak’ın değiştirmek istediği AB yasalarına birkaç atıf var.

Muhalefet manifestosu ise AB konusunu neredeyse olabildiğince az gündeme getiriyor. İşçi Partisi’nin manifestosu açıkça, “Britanya AB’nin dışında kalacaktır,” diyor. “Arka kapıdan entegrasyona” yer olmadığını savunan İşçi Partisi, “ortak pazara, gümrük birliğine ya da serbest dolaşım özgürlüğüne geri dönülmeyeceğini” de taahhüt ediyor.

Askeri harcamalar ve Ukrayna’ya destekte “tek parti”

Muhafazakârlar, Ukrayna konusundaki sicilleriyle gurur duyuyor.

Britanya, başlangıçta tanksavar roketatarlardan savaş ilerledikçe “Storm Shadow” adı verilen uzun menzilli füzelere kadar Ukrayna’ya stratejik silahların tedarik edilmesine öncülük etti ve bu da Batılı müttefiklerin aynı şeyi yapmasını kolaylaştırdı.

Parti manifestosunda Ukrayna’ya verilen destek, “Ukrayna’ya uzun vadede ihtiyaç duyduğu desteği garanti etme” ve devam etmekte olan G7 zirvesinde halihazırda ilerleme kaydedilen “dondurulan Rus varlıklarını Ukrayna’yı desteklemek için kullanmak üzere uluslararası bir anlaşma oluşturma” vaadiyle azalmadan devam ediyor.

İşçi Partisi de manifestosunda Ukrayna’ya bağlılık konusunda benzer bir anlatıya yer verirken, seçilmeleri halinde “Ukrayna’ya NATO üyeliğine giden açık bir yol sağlanmasında öncü bir rol oynayacakları” konusunda garanti veriyor.

Diğer taraftan, iki parti savunma konusunda büyük ölçüde hemfikir. Her ikisi de GSYİH’nin %2,5’ini savunmaya harcama sözü veriyor.

Her ikisi de Birleşik Krallık’ın nükleer programı “Trident”i muhafaza etme sözü verdi.

İşçi Partisi ayrıca “iddialı yeni bir AB-Britanya güvenlik paktı arayışında olacağını” söylüyor.

Ekonomide “iş dünyası”na dostluk iki partiyi birleştiriyor

The Guardian’ın yorumuna göre Starmer, eski Muhafazakâr seçmenleri de hedef alan “iş dünyası dostu” manifestosunu açıklarken, İşçi Partisi’nin seçmenlere sunduğu teklifin merkezine ekonomik büyüme ve refah yaratmayı koyuyor.

Seçim manifestosunu açıklayacan İşçi Partisi lideri, Muhafazakârların bu hafta başındaki daha politika ağırlıklı teklifiyle kasıtlı bir tezat oluşturacak şekilde ekonomik istikrarı vurgulama sözü veriyor.

İşçi Partisi manifestosu, kurumlar vergisini artırmama, merkezinde temiz enerjinin yer aldığı yeni bir sanayi stratejisi başlatma ve şirketleri yeni altyapı inşa etmeye teşvik etmek için hızlı planlama reformlarını yürürlüğe koyma sözü veriyor.

Eski Bank of England iktisatçısı Gölge Maliye Bakanı Rachel Reeves de, “4 Temmuz’da Britanya halkı ülkemiz için farklı bir yol seçebilir. Pandomim siyaseti yerine istikrar; kısa vadeli hileler yerine uzun vadeli strateji; ve gerileme değil büyüme. İşte bizim manifestomuzun sunacağı değişim budur,” diye yazdı.

Muhafazakârlar ise kurumlar vergisini artırmama sözü veriyor. 

Bunun yanı sıra çalışan ebeveynlere çocuklarının dokuz aylık olduğu dönemden okula başladığı döneme kadar haftada 30 saat ücretsiz çocuk bakımı sağlanması da manifestoda yer alıyor.

Anketlerde Nigel Farage sürprizi

Nigel Farage’ın Reform UK partisi, bir kamuoyu yoklamasında ilk kez Muhafazakârları geride bırakarak Rishi Sunak ve seçim kampanyası için yeni bir şok yarattı.

YouGov tarafından yapılan ve İşçi Partisi’nin yüzde 37’de kaldığı ankete göre Reform, iki puanlık artışla yüzde 19’a yükselerek yüzde 18’de kalan Muhafazakârları geride bıraktı. 

Reform’un Muhafazakarları geçtiği anket, başbakanın salı günü partisinin seçim manifestosunu açıklamasının ardından yapıldı.

Bu sadece bir anket ve Financial Times’ın anketleri Muhafazakârların Reform’a karşı ortalama sekiz puan önde olduğunu gösteriyor.

Reform lideri Farage, perşembe akşamı ITV’de katıldığı bir seçim etkinliğinde, “Biz yayına girmeden hemen önce ulusal kamuoyu yoklamalarında Muhafazakârları geçtik. Artık İşçi Partisi’nin muhalefetiyiz,” dedi.

Farage, sağda birliğe çağırıyor

Dikkatler seçim sonrasında Muhafazakârların geleceğine çevrilmişken, Farage Reform-Muhafazakâr birleşmesine liderlik etmeye hazır olduğunu söyledi.

“Merkez sağda yeni bir şeyin ortaya çıkacağı” öngörüsünde bulunan Farage, LBC’ye verdiği demeçte Muhafazakârların seçimden sonra “ölebileceğini” ama kendisinin “bu ülkede merkez sağa liderlik etmeye hazır olduğunu” söyledi.

Farage’ın liderliği devralması, Brexit’in bu en önemli destekçilerinden birine saygı duyan ve partilerinin yaşadığı sıkıntıların göç, vergi ve kültürel konularda daha sert bir yaklaşımı savunmamasından kaynaklandığına inanan bazı daha sert Muhafazakârlar tarafından memnuniyetle karşılanabilir.

Örneğin Sunak döneminde içişleri bakanı olarak görev yapan Suella Braverman bu hafta yaptığı açıklamada Muhafazakârların Farage’ı kucaklaması gerektiğini söyledi ve onun politikaları ile Muhafazakârların politikaları arasında “pek bir fark olmadığını” savunarak meslektaşlarını “sağı birleştirmeye” çağırdı.

Avrupa

KNDS, Avrupa’dan silah şirketlerine “drone düşürme izni” vermesini istiyor

Yayınlanma

Alman-Fransız silah üreticisi KNDS, savunma şirketlerinin tesislerinin üzerinde uçan şüpheli insansız hava araçlarını düşürmelerine izin verilmesini istiyor.

KNDS’nin Brüksel’e iletmeyi planladığı bu çağrı, Avrupa silah üreticilerini hedef alan bir dizi yangın, sabotaj girişimi ve casusluk vakasının yaşandığı bir dönemde geliyor.

Başkentlerin birçoğu bu olayların Rusya ile bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

KNDS Uluslararası Gelişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Marcel Grisnigt, POLITICO’ya verdiği bir mülakatta, “Ulusal mevzuatın savunma şirketlerinin insansız hava araçlarına karşı kendilerini korumasına izin vermesi iyi olurdu; özellikle de katmanlı hava savunmasını aşan birinci şahıs bakış açılı insansız hava araçlarına karşı,” dedi.

Grisnigt şunları ekledi:

“Yapabileceğimiz tek şey yerel yetkilileri uyarmak ve önlem almalarını istemek. Çoğu zaman, tabii ki çok geç oluyor ve zarar çoktan verilmiş oluyor. Karşı önlemleri kendimiz geliştiriyor ve üretiyoruz. Bunlar kendi tesislerimizi korumak için kullanılabilir ama bunun için yasal yetkiye sahip olmak gerekiyor.”

Bu tür sistemler, bir insansız hava aracının operatörüyle olan bağlantısını keserek onu inişe zorlayabilir veya uzaklaşmaya zorlayabilir ya da fiziksel olarak havadan düşürebilir.

Birçok Avrupa ülkesinde, insansız hava aracı önleme sistemlerini yalnızca kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetler kullanabilir; şirketler kullanamaz.

Geçen hafta Estonya, Ağustos ayında silah üreticisi Milrem Robotics’e düzenlenen kundaklama saldırısının arkasında Rus istihbaratının olduğunu iddia etti.

Polonya, Almanya, Slovakya, İtalya, Bulgaristan ve diğer ülkeler de silah fabrikalarında meydana gelen şüpheli olayları soruşturuyor.

Bu fabrikaların çoğu Ukrayna’ya silah ve mühimmat tedarik ediyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova Çarşamba günü, “Ukrayna için silah üreten Avrupa ülkelerindeki silah fabrikaları, Rusya için potansiyel askeri hedeflerdir. Kiev rejimi için silah üreten, Ukrayna toprakları dışındaki askeri tesislerin güvende olacağı varsayılmamalıdır. Böyle düşünenler yanılmaktadır,” dedi.

AB ve NATO harekete geçiyor ama Grisnigt bunun zaman alacağı konusunda uyarıda bulundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, hibrit tehditlere karşı koymak için yeni bir AB mekanizması önerirken, NATO’nun en üst düzey askeri komutanı ABD’li General Alexus Grynkewich, müttefik ülkeleri Rus hibrit saldırıları hakkında daha fazla istihbarat paylaşmaya çağırdı.

KNDS yöneticisi ise şunları söyledi:

“NATO’nun 4. Maddesi [bir tehdit sonrasında istişare yapılmasını sağlayan] için giderek daha fazla çağrı duyuyoruz ve ülkelerin uyum sağlaması yönünde baskı var. Tamam, ama bu ne kadar zaman alacak? Zaman lüksümüz yok. 2030’da Avrupa’nın hazırlık düzeyini büyük ölçüde artırıyoruz ama savunma kapasitesi hibrit savaş nedeniyle kesintiye uğrarsa, 2030’da hazır olamayacağız.”

Alman Leopard 2 tankını ve Fransız Caesar kundağı motorlu obüsünü üreten KNDS, kendi şüpheli olaylarıyla karşı karşıya kaldı ve personel sayısını artırarak güvenlik önlemlerini güçlendirdi.

Temmuz ayında, Münih’teki bir KNDS fabrikasının üzerinde drone uçuran Moldovalı bir adam, casusluk şüphesiyle gözaltına alındı.

Fransa’da ise KNDS France ve füze üreticisi MBDA fabrikalarına enerji sağlayan tesislerdeki yangınlar, Paris Savcılığı tarafından olası bir “ulusal çıkarların ihlali” olarak değerlendiriliyor.

KNDS yöneticisi, Fransız modelini övdü. Yaz aylarında resmen kabul edilen askeri planlama yasası uyarınca, Fransız silah üreticileri ile telekom ve ulaştırma şirketleri gibi kritik altyapı işletmecilerinin, tesislerinde kendileri karşı-drone sistemleri kullanmalarına izin veriliyor.

Grisnigt, Alman mevzuatının savunma şirketlerine aynı imkânı tanımadığından şikayet etti.

KNDS, savunma şirketlerinin kritik altyapı gibi muamele görmesini ve aynı korumalardan yararlanmasını istiyor.

AB kuralları uyarınca, elektrik şebekeleri, telekomünikasyon ağları ve limanları içeren ancak savunma sanayisini kapsamayan kritik altyapı işletmecilerinin güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunlu.

Ayrıca, tehdit bilgileri de dahil olmak üzere kamu otoritelerinden destek alırlar.

Grisnigt, “İhtiyacımız olan ilk şey, basitçe istihbarata erişimdir. İstihbarata dayanarak harekete geçebilirsiniz,” diye vurguladı:

“Elbette kritik altyapıyı korumak ulusal bir sorumluluktur, fakat bu tür tehditler sınır ötesi niteliktedir. Ulusal koruma çabalarını tutarlı bir yaklaşımla birleştirecek güçlü bir Avrupa çerçevesine ihtiyacımız var.”

KNDS, Avrupa Komisyonu’ndan savunma sanayi tabanını hibrit tehditlere karşı stres testine tabi tutacak bir görev gücünü “acilen oluşturmasını” istiyor.

Yöneticinin ifadesine göre, tesisleri korumak için alınan önlemler, AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesinde Avrupa Rekabetçilik Fonu’ndan finansman alabilmeli; “böylece yük sadece ulusal düzeyde değil, paylaşılmış bir mali yük haline gelir.”

KNDS, diğer Avrupalı silah üreticileriyle temasa geçmeye başladı ve önümüzdeki haftalarda Avrupa Savunma Komiseri Andrius Kubilius ile bu konuyu görüşecek.

Grisnigt, “Dürüst olalım… Eğer şimdiden kendimizi korumaya hazır değilsek, o zaman en kötü senaryoya da hazır değiliz demektir,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Doğalgaz krizi küresel piyasada LNG fazlası yaratabilir

Yayınlanma

The Economist’in analizine göre, Ortadoğu’daki savaş ve Rus yakıtından çıkışla derinleşen doğalgaz açığı, yeni yatırımların devreye girmesiyle küresel bir LNG fazlasına dönüşebilir. Avrupa’da gaz depolarındaki doluluk oranı yüzde 72’ye gerilerken, 2030 yılına kadar küresel arzın 630 milyon tona çıkması ve 75 milyon tona varan arz fazlası oluşması bekleniyor.

The Economist dergisinin analizine göre, Rus yakıtından vazgeçilmesi ve Ortadoğu’daki savaş nedeniyle derinleşen doğalgaz açığı, küresel piyasada yıkıcı bir sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) fazlasına yol açabilir.

Avrupa’nın arz güvenliği arayışıyla hız kazanan yeni yatırımların, piyasayı öngörülenden çok daha sert bir üretim fazlasıyla karşı karşıya bırakabileceği değerlendiriliyor.

Avrupa, Ukrayna savaşıyla birlikte doğalgaz ithalatının yüzde 40’ına alternatif arayışına girerek dönemin en büyük LNG üreticisi Katar’a yönelmişti.

Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi o dönemde 26 yılı aşkın süredir tek bir sevkiyatı bile aksatmadıklarını savunmuştu.

Ancak İran’daki savaşın ardından Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla Katar mücbir sebep ilan etti ve alıcılara sözleşmelerini yerine getiremeyeceğini bildirdi.

Ülkeden mart ayından bu yana geçen yılın aynı dönemine göre 536 azalışla yalnızca 98 kargo gönderilebildi. Açığın 39 milyon tona ulaştığı kaydediliyor.

Avrupa’da gaz depolarındaki doluluk oranı yüzde 72’ye geriledi

The Economist, LNG alanındaki asıl sınavın henüz başlamadığını aktarıyor. Habere göre kimi alıcılar fiyatların düşeceği beklentisiyle alımları ertelerken, diğerleri Körfez ülkelerine bağımlılığı azaltmak amacıyla yeni tedarik kaynaklarına yöneliyor.

Avrupa’daki gaz depoları mevcut durumda yüzde 72 dolulukla yılın bu dönemi için kaydedilen en düşük seviyede seyrediyor.

Bu oran 2022-2025 döneminde ortalama yüzde 90 düzeyindeydi. Almanya’daki depolarda ise doluluk oranı yalnızca yüzde 57 seviyesinde kalıyor.

Ortadoğu’daki kriz, piyasa gözlemcilerinin 2026 yılı için öngördüğü küresel LNG fazlası tahminlerini geçersiz kıldı.

Enerji ticaret şirketi Six One Commodities’in araştırma ve analiz birimi yöneticisi Aimee Parpia, “Bugünkü açık ne kadar derin olursa gelecekteki potansiyel aşırı üretim de o kadar büyük olur” değerlendirmesini yaptı.

Yeni projeler küresel arzı 2030’a kadar 630 milyon tona çıkarabilir

Geçen ay Bangkok’ta düzenlenen Gastech konferansında önde gelen ihracatçılar, enerji şirketleri ve kamu kuruluşları yeni LNG projelerini tanıttı.

Fiyat dalgalanması beklentisinin cesaretlendirdiği geliştiriciler yatırımlarını hızlandırıyor.

Yalnızca ABD’nin sıvılaştırma kapasitesinin 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkması öngörülüyor.

Kanada’daki kapasite artışının yanı sıra taşınabilir modüler tesisler de altyapısı yetersiz ülkelerdeki gaz sahalarını üretime açıyor.

Rystad Energy danışmanlık şirketinin verilerine göre yeni projeler, küresel yıllık arzı 2030’a kadar bir önceki yıla kıyasla yüzde 60 artışla 630 milyon tona ulaştırabilir. Ancak talebin aynı hızla büyümesi beklenmiyor.

Şirket, on yılın sonunda yıllık talebin 574 milyon tonda kalacağını tahmin ediyor. Bu veri, Ortadoğu’daki çatışmalardan önce 583 milyon ton olarak hesaplanmıştı.

Katar’ın tam kapasiteye dönmesi ve planlanan yatırımların hayata geçmesi halinde 55 ila 75 milyon tonluk bir arz fazlası oluşabileceği ve bunun LNG fiyatlarını aşağı çekeceği belirtiliyor.

Avrupa Birliği (AB), 2027 yılında Rusya’dan LNG tedarikini tamamen yasaklamayı planlıyor. Boru hattı gazı sevkiyatı ise gelecek yıl 30 Eylül itibarıyla durdurulacak.

AB Komisyonunun enerjiden sorumlu üyesi Dan Jørgensen, mart ayında Rusya’dan enerji ithalatına dönme fikrinin bir hata olduğunu dile getirmişti.

The New York Times gazetesi de Avrupalı savunma ve enerji şirketlerinin, Rus gazından tamamen çıkılmasının Washington’a Avrupa’nın iç enerji politikası üzerinde aşırı bir nüfuz sağlayabileceğinden endişe ettiğini aktardı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

NATO, Rusya saldırısına karşı drone ve AI destekli plan hazırlıyor

Yayınlanma

NATO, doğu kanadına yönelik bir Rusya saldırısına karşı hızlı bir zafer elde etmek için bir strateji üzerinde çalışıyor.

Bu stratejide, insansız hava araçları ve yapay zeka gibi yeni savunma teknolojilerinin geleneksel askeri güce entegre edilmesine özel önem veriliyor.

Bloomberg’in gizli olmayan bir versiyonunu gördüğü “Zafer Teorisi” adlı belge, NATO ile Rusya arasındaki gerginliğin tırmanması üzerine, 12 Ekim’de Polonya’da Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı General Alexus Grynkewich tarafından sunulacak.

Konuya yakın üst düzey yetkililer ve diplomatlara göre, bu belge, ittifakın NATO topraklarına yönelik olası bir saldırıyı nasıl ele alacağını netleştirmeyi amaçlıyor.

Son zamanlarda Moskova’nın böyle bir eylemi değerlendirdiğine dair çok sayıda haber yer aldı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte geçtiğimiz günlerde, Rusya’nın ittifaka yönelik konvansiyonel bir saldırı hazırlığında olduğuna dair herhangi bir işaret bulunmadığını ama Avrupa’nın uzun süreli hibrit saldırılara karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.

Grynkewich’in sözcüsü Albay Martin O’Donnell, planın ayrıntılarını tartışmayı reddetti fakat ittifakın “tamamen savunma amaçlı” olduğunu vurguladı.

O’Donnell şöyle devam etti:

“Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı’nın zafer teorisi basit: NATO’nun üstünlüğünü korumak. Belirsiz ve karmaşık küresel güvenlik ortamı göz önüne alındığında, saldırganlığı caydırmak ve gerekirse saldırıya uğradığımızda galip gelmek için şartları şimdiden oluşturmamız gerekiyor.”

NATO’nun savaş ilkelerinin genel hatları bilinse de, bu ilkeler hakkında açık bir iletişim nadiren kurulur.

Bu girişim, kamuoyuna NATO’nun hazırlık durumu konusunda güvence verirken, artan savunma harcamalarının ardında yatan gerçekleri daha somut bir şekilde ortaya koymayı amaçlıyor.

Belge aynı zamanda müttefiklere, NATO’nun geleneksel silahları, 2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana ortaya çıkan yeni yeteneklerle nasıl entegre edeceğini göstermeyi ve daha fazla savunma yatırımı ile daha iyi hazırlıklar yapılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Strateji, NATO’nun savunma niteliğini ve “istem dışı provokasyonlardan” kaçınılmasını vurgularken, caydırıcılığın bir parçası olarak (bir çatışma eşiğinin altındaki saldırgan eylemler olan) hibrit tehditlere toplu olarak karşı koyma ihtiyacını açıkça belirtiyor.

Stratejiye göre NATO, hazırlık durumunu göstererek düşmanın kazanamayacağı sonucuna varmasını istiyor.

Gelgelelim NATO saldırıya uğrarsa, düşük maliyetli insansız hava araçları, asgari mürettebatlı sistemler ve yapay zeka destekli hedefleme teknolojilerine dayanan bir konsept olan NATO’nun Doğu Kanadı Caydırıcılık Girişimi’nden gelen kara kuvvetleri ve diğer varlıkların bir karışımıyla bir işgali engelleyecek.

Manevra özgürlüğü kazandıktan sonra, Rus kuvvetlerini hızlı ve ezici bir şekilde yenilgiye uğratmak amacıyla düşmanın komuta ve kontrol sistemlerini imha etmeye çalışacak.

Özellikle Avrupa’daki NATO müttefikleri, savunma harcamalarını büyük ölçüde artırmış durumda.

Bu süreçte, tanklar gibi geleneksel silahlarla Ukrayna çatışmasında ön plana çıkan alternatif teknolojiler arasında nasıl bir önceliklendirme yapılacağı konusunda gerilimler ortaya çıkıyor.

Bu yaz ABD, NATO müttefiklerine bir anket gönderdi. Bu anket, Avrupa’nın savunmasına tahsis edilmiş ABD askeri varlıklarında planlanan kesintilere ilişkin karar alma sürecine bilgi sağlamak amacıyla, müttefiklerin savunma harcamalarını ve Başkan Donald Trump’ın politikalarına verdikleri desteği ölçmeyi amaçlıyordu.

Bu anketin bir parçası olarak ABD, müttefiklerin Grynkewich’in savunma planları için NATO’ya tahsis edebilecekleri başka kuvvetleri olup olmadığını sordu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English