Asya
Çin-Japonya gerginliği yeni yıla tırmanarak giriyor

Japonya’nın yeni ulusal güvenlik stratejisinde Çin’i “en büyük stratejik tehdit” ilan etmesinin ardından başlayan gerginlik devam ediyor. Yeni yıla günler kala, Tokyo’dan Pekin’i kızdıracak bir adım daha geldi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Meclis Genel Sekreteri Seko Hiroşige öncülüğündeki heyeti, Çin’in “kırmızı çizgi” olarak kabul ettiği Tayvan’ı ziyaret etti ve bölgenin yöneticisi Tsai Ing-wen ile görüştü.
Görüşmede, Çin’i işaret eden Japon heyeti, yeni savunma stratejisini vurgulayarak, “Tayvan Boğazı’ndaki statükoyu değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlere tolerans göstermeyeceklerini” söyledi. Japonya’nın Tayvan’ı “son derece önemli ortak” olarak tanımladığını ifade eden Seko Hiroşige, Çin’e karşı “Japonya ve Tayvan’ın, bölgesel barışı korumak için el ele çalışması gerektiğini” savundu.
Tokyo’nun savunma stratejisi bölgeyi kızıştırdı
Tokyo yönetiminin “dönüm noktası” diye nitelendirdiği yeni savunma stratejisi ile 60 yıllık savunma doktrininden “karşı saldırı” pozisyonuna geçmek için üst düzey silahlanma kararı alması ve savunma bütçesini iki katına artırması Asya-Pasifik’te gerginliği had safhaya çıkardı. Güney Kore, Japonya’nın yeni savunma stratejisi belgesini şiddetle kınarken, Çin ve Rusya bölgede “barış ve istikrarı korumak” gerekçesiyle Doğu Çin Denizi’nde askeri tatbikat başlatmıştı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ise ilk tepki olarak füzen atışı yapmış ve ardından güçlü bir protesto açıklaması yayınlamıştı.
Karşılıklı gerilim sonrası bölgede askeri tatbikatlar ve hareketlilik artış gösterdi. Geçen hafta Güney Kore, Japonya’nın yeni savunma belgesinde hak iddia ettiği adacıkların etrafında askeri tatbikat düzenledi. Çin ve Rusya donanmalarının Doğu Çin Denizi’nde düzenlediği 2022 Ortak Deniz Tatbikatı ise dün sona erdi. Diğer yandan, ABD’de, “Çin’in çok boyutlu tehditlerine” dair hükümlerin yanı sıra Tayvan’ın kendi savunmasını güçlendirmesine destek için 5 yılda 10 milyar dolara kadar askeri yardım sağlanmasını öngören düzenlemelerin de yer aldığı 2023 Ulusal Savunma Yetki Yasası’nın yürürlüğe girmesinin ardından, Pekin yönetimi Tayvan etrafındaki askeri hareketliliğini artırdı. Çin Halk Kurtuluş Ordusu Batı Cephesi Komutanlığı, “ABD ile Tayvan adası arasında artan gizli yakınlaşmaya yanıt olarak” 71 askeri hava aracı ve 7 gemi ile tatbikat yürüttüklerini açıkladı.
Pazar günü ise, Japonya’nın 11. Bölgesel Sahil Güvenlik Karargahı, Çin Sahil Güvenlik gemilerinin Japonya karasularında 72 saatten uzun bir süre kaldığını ve bunun 2012’den bu yana Japon karasularındaki en uzun kesintisiz “izinsiz giriş” olduğunu açıkladı. Çin gemilerinin, Senkaku adalarının çevresinde olduğu bildirildi.
Diplomatik süreç yavaşladı
Normalde, Japonya, Güney Kore ve Çin liderleri her yıl üçlü müzakere için bir araya gelme konusunda anlaşmıştı. Ancak son 2 yıldır yapılamayan zirve bu yıl da gerçekleştirilemedi. Üç Doğu Asya ülkesinden liderlerin son toplantısı Aralık 2019’da Çin’in güneybatısındaki Chengdu şehrinde yapılmıştı. 2023’de üçlü zirvenin yapılacağına dair henüz bir işaret yok.
Geçen ay ise Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Japonya Başbakanı Fumio Kişida, Bangkok’taki APEC Liderler Zirvesinde yaklaşık üç yıl sonra ilk resmi yüz yüze görüşmeyi gerçekleştirmişti. İki lider görüşmede, denizcilik diyaloglarını derinleştirme, Tayvan ve toprak anlaşmazlıkları konusundaki farklılıkları yönetme ve bir askeri yardım hattı açma konusunda anlaşmıştı. Bu görüşmeden hemen birkaç gün sonra ise iki ülke, video konferans üzerinden denizcilik işleri konusunda istişare başlatmış ve yetkililer, iki ülke liderlerinin vardıkları anlaşmayı “ciddiyetle uygulama” sözü vermişti.
Ancak ilişkiler söz verilen seyirde ilerlemedi. Savunma stratejisini ABD ile tamamen uyumlu hale getiren ve Washington’ın bölgede Çin’i çevreleme politikasında öncü rol üstlenen Japonya, Çin’i “en büyük tehdit” ilan ederken, Pekin ise Tokyo’nun silahlanma kapasitesini ve savunma bütçesini artırmasını kendisine tehdit olarak görerek bölgedeki askeri tatbikatlarını yoğunlaştırdı.
Öte yandan bu yıl, Çin-Japonya diplomatik ilişkilerinin normalleştirilmesinin 50. yıldönümü idi. İki ülke yeni yıla aralarındaki bu krizle girerken, Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi önümüzdeki hafta Pekin’i ziyaret edecekti. Ancak artan Kovid-19 vakaları sebebiyle ziyaretin Ocak ayının sonuna ertelendiği bildirildi. Bu ziyaretin iki ülke liderinin Bangkok’taki görüşmesi sırasında kararlaştırıldığı kaydedilmişti. Ancak Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük askeri yığınak stratejisini açıklaması ve Çin’i de mücadele edilecek baş tehdit olarak ilan etmesi sonrası bu ziyaretin ve iki ülke ilişkilerinin yeni yılda umut vadedeceği düşünülmüyor. Nitekim Pekin, Japonya’nın, kendisini de hedef alan, üst düzey silahlanma planına şiddetle itiraz ediyor ve Hayashi’nin ziyareti bu itirazları yumuşatmak için yeterli olmayacaktır.
Japonya planlarını ABD ile uyumlulaştırıyor
Çin, diğer yandan Washington’ı Japonya’yı kendisine karşı kışkırtmakla suçluyor. ABD’nin, Çin’i komşuları aracılığıyla kuşatma stratejisinde Japonya en ön safta yer alıyor. Öyle ki, Japonya’nın yeni ulusal savunma strateji belgesinde, ABD-Japonya ittifakını daha da güçlendirmek temel hedeflerin başında yazılırken, Amerika Birleşik Devletleri ile ittifak, Japonya’nın güvenlik politikasının “mihenk taşı” olarak tanımlanıyor. ABD ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan da Tokyo’nun bu kararını “cesur ve tarihi” olarak nitelendirerek, “ABD-Japonya ittifakını güçlendireceğini ve modernize edeceğini” açıklamıştı.
Ayrıca ABD, İngiltere ve Avustralya ile Asya-Pasifik’te Çin’i baskılamak için geçen yıl Eylül ayında kurduğu AUKUS ittifakına Japonya’yı da dahil etme arayışı içerisinde. Tokyo geçen ay, bölgede güvenlik işbirliği amacıyla İngiltere ile askeri anlaşma imzalayacağını duyurmuştu. Bu anlaşmanın bir yandan Pasifik’te İngiltere’nin önünü açarken, diğer yandan da AUKUS’u genişletebilecek bir adım olduğu yorumları yapılıyor. ABD’nin gelecekte Çin’e karşı Japonya’yı ve hatta Kanada’yı AUKUS’a dahil etme planları yaptığı biliniyor.
Washington, Tayvan’ı silahlandırmaya devam ederken, Japonya’nın “tek Çin” ilkesini ihlal eden Tayvan ziyareti de aslında Tokyo’nun Pekin ile “ilişkileri düzeltme” niyetinin olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Japon istatistiklerine göre Çin, 2007’den beri Japonya’nın en büyük ticaret ortağı olsa da, Tokyo yönetimi Çin’e olan ekonomik bağımlılığı azaltmanın yollarını arıyor.
Asya-Pasifik gündemi ise yeni yılda sıcaklığını korumaya ve hatta artırmaya devam edecek gibi görünüyor.
Asya
Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.
Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.
Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.
Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.
Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.
Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.
Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.
Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.
Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.
Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.
Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.
Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.
Asya
Çin küresel yapay zeka işbirliği için yeni ortaklık kurdu

Çin’in Şanghay kentinde düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı kapsamında aralarında Rusya’nın da yer aldığı 29 ülke, yapay zeka alanında yeni bir işbirliği örgütü kurulması için anlaşma imzaladı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve yabancı liderlerin katıldığı zirvede, Birleşmiş Milletler merkezli küresel bir yapay zeka yönetişimi ve adil etkileşim mekanizmaları vurgulandı.
Şanghay kentinde düzenlenen kapsamlı Dünya Yapay Zeka Konferansı (WAICO) 20 Temmuz’da tamamlanıyor. Konferansa 2026 yılında ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping’in yanı sıra Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev dahil olmak üzere çok sayıda yabancı lider katılım gösterdi. Zirvenin en önemli pratik adımı ise resmi açılıştan bir gün önce duyuruldu.
Rusya dahil 29 ülkenin temsilcileri, Yapay Zeka Alanında Küresel İşbirliği Örgütünün (WAICO) kurulmasına yönelik bir anlaşmaya imza attı. Kurulan yeni yapının, ülkelerin dijital potansiyellerini artırmak, kendi teknoloji ve çözümlerini geliştirmek amacıyla adil etkileşim mekanizmaları sağlaması hedefleniyor.
Bu organizasyon, yapay zekaya ilişkin küresel tartışmalarda Birleşmiş Milletleri ana mecra olarak kabul edecek.
Rusya adına imza sürecini Dijital Kalkınma, Haberleşme ve Kitle İletişim Bakanı Maksut Şadayev yürütürken, Şanghay’daki Rus delegasyonuna Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin liderlik etti.
Çin lideri Xi Jinping, gerçekleştirdiği konuşmaya tarihi bir atıfla başlayarak “yapay zeka” kavramının 70 yıl önce ABD’deki New Hampshire eyaletinde yer alan Dartmouth College’daki bir bilimsel seminerde kabul edildiğini hatırlattı.
Dünyanın hızlı ve köklü değişimlerden geçtiği bu dönemde, yeni bilimsel-teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşüm dalgasının yapay zekanın hızlı gelişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Bu sürecin yeni fırsatların yanında ciddi sınamaları da beraberinde getirdiğini kaydeden Xi, insanlığın düşünebilen makinelerle nasıl etkileşime gireceği, güvenliğin nasıl garanti altına alınacağı ve etik meselelerin nasıl çözüleceği sorularına ortak yanıtlar vermesi gerektiğini belirtti.
Xi, yapay zekanın olumlu yönde ilerlemesi için dört temel öneri sundu. İlk olarak açık ve karşılıklı faydaya dayalı işbirliğinin desteklenmesini isteyen Xi, benzersiz tarihi fırsatın değerlendirilmesi, açık kaynak kodunun teşvik edilmesi ve yapay zeka teknolojileri ile endüstriyel inovasyonun kapsamlı şekilde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
İkinci başlıkta güvenlik konusuna değinen Çin lideri, yapay zekanın yasal çerçevelerle kontrol edilebilir olmasını ve insan denetiminin korunmasını talep etti.
Bununla birlikte, yapay zeka alanında ulusal güvenlik kavramının çok geniş yorumlanmasına karşı çıkılması yönünde çağrıda bulundu. 2023 yılında Çin Siber Alan Yönetimi, üretken yapay zeka modellerinin sosyalizmin temel değerlerini yansıtması gerektiğine dair kararlar almış olsa da Xi, Çin’in kendi içinde gelişme ve güvenliğe eşit derecede önem verdiğini ifade etti.
Xi, üçüncü olarak kapsayıcılığın teşvik edilmesini ve her uygarlığın kendine has güzellikleri olduğu ve birbirini tamamladığı tezinden hareketle medeniyetler arası diyaloğun güçlendirilmesini önerdi.
Yapay zeka değerlerinin ortak insani değerler temelinde şekillenmesi gerektiğini savundu.
Son olarak, BM’nin merkezi bir rol oynadığı küresel yönetişimin iyileştirilmesinde dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma çağrısı yaptı. Şi’nin yapay zeka konusundaki bu yaklaşımı, Çin’in benzer alanlardaki dört küresel girişimiyle paralellik gösteriyor.
Konferans kapsamında 18 Temmuz’da Alibaba grubu, pazar dengelerini etkileyebilecek yeni bir hamle gerçekleştirdi.
Şirketin yarı iletken birimi T-Head, Zhenwu serisi yapay zeka çipleri için temel mimari oluşturan SAIL yazılım yığınının açık kaynak kodlu hale getirildiğini duyurdu. Bu adımın, Nvidia’nın pazardaki hakimiyetine yönelik bir hamle olduğu belirtiliyor.
Rus delegasyonu da Şanghay’daki teknoloji fuarında incelemeler yaptı. Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, Sberbank Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrey Belevtsev’in eşlik ettiği inceleme esnasında bankanın yapay zeka asistanı GigaChat, görsel ve video üretim modelleri Kandinsky ile Kandinsky 3D ve insansı robot Green sergilendi.
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Profesörü Sergey Tsıplakov, Çin’de güvenliğin gelişmenin ön koşulu olarak görüldüğünü, son yıllarda hem Çin’de hem de ABD dahil diğer ülkelerde güvenlik faktörünün ön plana çıktığını ifade etti.
Tsıplakov, Çin’in yapay zeka modellerinin kendi koşulları çerçevesinde muhtemelen Küresel Güney ülkelerine yayılacağını, ancak yeni örgütün imzacısı olan ülkeler arasında Hindistan’ın yer almamasının dikkat çekici olduğunu kaydetti.
“BRICS – Rusya” Uzman Konseyi Üyesi Anna Sıtnik ise Çin’deki yapay zeka gelişiminin devlet ile iş dünyası arasındaki bağa dayandığını, hükümetin uzun vadeli hedefler belirleyip altyapı kurduğunu, şirketlerin ise bu stratejiyi ürüne dönüştürdüğünü belirtti.
Sıtnik, Çinli bilim insanlarının makale sayısı bakımından lider olmasının ABD’ye karşı mutlak bir üstünlük anlamına gelmediğini, makale kalitesinin daha belirleyici olduğunu vurguladı.
Çin’in diğer ülkelerdeki yapay zeka gelişimini tekeline alma olasılığına değinen uzman, Pekin’in “Dijital İpek Yolu” programı kapsamında onlarca ülkede telekomünikasyon altyapısına, veri merkezlerine ve akıllı teknolojilere yatırım yaptığını, açık kaynak politikasının da bu sürece katkı sağladığını aktardı.
Sıtnik, Çin’in yapay zeka alanındaki gücünün Rusya’nın teknolojik egemenliği üzerindeki etkisine ilişkin olarak, bu durumun Moskova açısından mevcut durumu değiştirmediğini ifade etti.
Çinli şirketlerle etkileşimin sürdüğünü belirten uzman, Rusya devletinin tek bir ekosisteme bağımlı olmanın getirdiği risklerin farkında olduğunu, bu nedenle Rusya’nın kendi egemen modelleri üzerindeki çalışmalarına devam ettiğini sözlerine ekledi.
Asya
Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Çin merkezli yapay zeka girişimi Moonshot AI, ABD’li rakipleriyle yarışabilecek düzeyde olduğu belirtilen yeni açık kaynaklı modeli Kimi K3’ü piyasaya sürdü. Yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olan ve yazılım kodlama alanında UC Berkeley araştırmacılarının Arena platformunda zirveye yerleşen model, teknoloji dünyasında yeni bir DeepSeek etkisi yarattı.
Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI tarafından cuma günü yayımlanan yeni model, ülkenin teknolojik gücüne yönelik ilgiyi yeniden canlandırdı.
Sektör uzmanları, bu yeni modelin ABD’li laboratuvarların sunduğu gelişmiş yapay zeka çözümlerine rakip olabileceğini belirtiyor.
Büyük dil modelleri, devasa boyutlardaki dijital verileri işleme yetenekleriyle sohbet robotlarının ve diğer yapay zeka araçlarının temelini oluşturuyor.
Moonshot AI tarafından geliştirilen “Kimi K3”, daha düşük maliyetleri ve programcılar tarafından özelleştirilebilen kaynak kodları sayesinde küresel düzeyde popülaritesi artan Çin menşeli yapay zeka modelleri arasında yer alıyor.
Kimi K3, lansmanının hemen ardından UC Berkeley araştırmacıları tarafından kurulan Arena platformunun yapay zeka kodlama liderlik tablosunda birinci sıraya yerleşti.
Bu gelişme sektör temsilcileri arasında heyecan yaratırken, bazı uzmanlar bu durumu Çinli DeepSeek firmasının 2025’in başlarında gerçekleştirdiği ve ABD’nin yapay zekadaki hakimiyet algısını sarsan çıkışına benzetti.
— Kimi.ai (@Kimi_Moonshot) July 15, 2026
Pennsylvania Üniversitesi Profesörü ve yapay zeka alanında önde gelen isimlerden Ethan Mollick, X sosyal medya platformunda yaptığı değerlendirmede, “Kimi K3 gerçekten çok iyi görünüyor, şu ana kadar teknoloji sınırına en çok yaklaşan model oldu” ifadesini kullandı.
Mollick, modelin henüz iyi bir cinayet romanı yazamadığını belirterek, “Gerçi bunu başka hiçbir model de yapamıyor. Bu durum yapay zeka gelişiminin en zorlu sınırı olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Teknoloji yazarı ve yatırımcı Kevin Xu ise “Kimi K3’e karşı piyasada DeepSeek anına benzer sert bir reaksiyon hissedildiğini” kaydetti.
Pekin merkezli Moonshot AI, Kimi K3’ün kendi boyutundaki modeller arasında dünyanın ilk açık kaynaklı modeli olduğunu duyurdu.
Bir yapay zeka modelinin sahip olduğu dahili değişkenler, yani parametre sayısı arttıkça karmaşık talepleri yerine getirme kabiliyeti de artış gösteriyor.
Kimi K3 modelinin yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olduğu açıklandı. Sektörün ABD’li öncü şirketleri Anthropic ve OpenAI ise en gelişmiş modellerinin parametre sayılarına dair detayları kamuoyuyla paylaşmıyor.
Moonshot AI tarafından yapılan açıklamada, “Kimi K3, değerlendirme testlerimizde sınır seviyesinde bir performans sergiledi ve test edilen diğer modelleri tutarlı bir şekilde geride bıraktı” denildi.
Öte yandan şirket, modelin genel performansının Anthropic ve OpenAI tarafından geliştirilen en güçlü ticari modellerin hala gerisinde kaldığını da kabul etti.
UNSW Canberra bilgisayar bilimleri profesörlerinden Hussein Abbass, Kimi K3’ün kodlama konusunda başarılı göründüğünü aktardı.
AFP’ye konuşan Abbass, “Ancak temel modellerden beklenen tüm görev yelpazesinde ne kadar rekabetçi olabileceği henüz bilinmiyor” dedi.
ABD’li rakiplerin endişelenmesi gerekip gerekmediği yönündeki soruya ise Abbass, “Endişelenmeleri gerektiğini söyleyemem ancak avantajlarını korumak istiyorlarsa yerlerinde de saymamalılar” yanıtını verdi.
Abbass, yapay zeka performansının yalnızca model ile sınırlı olmadığını, modeli çalıştıran donanım, veri merkezleri ve tedarik zincirlerinin de bu süreçte rol oynadığını ekledi.
Arena platformu, Kimi K3 modelini metin sorguları kategorisinde dünya genelinde dokuzuncu sırada konumlandırdı. AFP muhabirlerinin Kimi K3 üzerinde yaptığı denemelerde, modelin teknoloji haberciliği için ürettiği fikirlerin diğer sohbet robotlarının yanıtlarıyla rekabet edebilecek düzeyde olduğu görüldü.
Kimi K3’ün çıkışı, Zhipu AI firmasının GLM-5.2 modeli gibi Çin’de büyük yankı uyandıran diğer yapay zeka modellerinin ardından gerçekleşti.
Lansman, Şanghay’da düzenlenen ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in cuma günü yapay zeka yönetişiminde uluslararası işbirliği çağrısı yaptığı büyük bir teknoloji konferansı esnasında yapıldı.
Çin’e yapay zeka eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan güçlü mikroçiplerin ihracatını kısıtlayan ABD, bu yılın başlarında stratejik yapay zeka alanında rakibinin yaklaşık sekiz ay önünde olduğunu açıklamıştı.
Ancak Trump yönetimi yakın zamanda, hackerların çevrimiçi sistemlere sızmasına yardımcı olabileceği endişesiyle Anthropic ve OpenAI’ın en üst düzey modellerinin kamuya açık sürümlerinin yayımlanmasını geciktirdi.
Gelişmeleri yorumlayan Profesör Mollick, “Kimi K3’ün ardından açık kaynaklı modellerin teknoloji sınırına yeniden yaklaşmasıyla birlikte, Anthropic ve OpenAI’ın hükümet tarafından yeni modellerini daha hızlı yayımlamalarına izin verilip verilmeyeceğini merak ediyorum” ifadesini kullandı.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?












