Bizi Takip Edin

Asya

Çin’den Tayvan etrafında son on yıllardaki en büyük deniz konuşlandırması

Yayınlanma

Çin, Tayvan etrafında son dönemdeki en büyük deniz konuşlanmasını gerçekleştirdi.

Nikkei Asia tarafından yayınlanan ve Tayvan, Japonya’nın Okinawa vilayeti ve Filipinler’e atıfta bulunan bir Tayvan ulusal güvenlik notuna göre Pekin, bölgeye “birinci ada zincirindeki tüm tarafları hedef alan” 90’dan fazla donanma ve sahil güvenlik gemisi gönderdi. Notta Çin’in yaklaşık otuz yıldır bölge sularında gerçekleştirdiği en büyük filo konuşlandırması olarak nitelendirilen bu harekâtın hazırlıklarının 70 gün sürdüğü tahmin ediliyor.

Pekin’in donanma ve sahil güvenlik gemilerinin kış manevra kabiliyetini de test ettiği düşünülüyor.

Çin, bu yılın başlarında Tayvan yakınlarında iki büyük tatbikat gerçekleştirdi. Pekin’in, Tayvan lideri Lai Ching-te’nin geçen hafta Pasifik’teki müttefikleri Marshall Adaları, Tuvalu ve Palau’nun yanı sıra ABD’de Hawaii ve Guam’ı da kapsaya turuna “misilleme” olarak üçüncü bir tatbikat daha yapması bekleniyordu.

Çinli yetkililer Lai’nin gezisine kesin bir dille karşı çıkarak onu “ayrılıkçı” olarak nitelendirdi. Lai’nin gezisi, ABD’nin Tayvan’a yeni silah satışlarını onaylamasının ardından geldi ve bu da Çin’in “güçlü karşı önlemler” sözü vermesine yol açtı.

Tayvan lideri ‘stratejik’ Pasifik turunu tamamladı, Çin’in yanıtı bekleniyor

Bu son tatbikatın, Lai’nin görevi devraldıktan sonra yaptığı bağımsızlık yanlısı ve Çin karşıtı konuşmalarına yanıt olarak mayıs ve ekim aylarında başlatılan bir dizi “Kılıç” tatbikatının yanı sıra dönemin ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 2022’de Taipei’ye yaptığı ziyareti takip eden tatbikatları çok aştığı belirtiliyor.

Öte yandan uzmanlara göre, bu dev tatbikat için ihtiyaç duyulacak hazırlık süresi göz önüne alındığında, bu son hamlenin Lai’nin Pasifik gezisiyle “hiçbir ilgisi olmayabilir.”

Reuters’in haberine göre, Çin’in Tayvan İşleri Ofisi’nden bir sözcü çarşamba günü yaptığı açıklamada hükümetin “ayrılıkçı” güçleri kontrolsüz bırakmayacağını ve egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla savunacağını söyledi.

Kıdemli bir milletvekili ve Tayvan yasama meclisinin savunma komitesinin eş başkanı olan Wang Ting-yu ise, Pekin’in birinci ada zincirini bir iç denize benzetmeye ve Batı Pasifik güçlerinin stratejilerine direnme kabiliyetini göstermeye çalıştığını söyledi. Bu nedenle de bu hamlenin sadece Tayvan’ı değil, Güney Kore, Japonya ve Filipinler’in yanı sıra ABD, Avustralya ve Kanada güçlerini de hedef aldığını savundu.

Wang, “Birinci ada zincirinin demokratik ülkelerini ve ABD liderliğindeki liberal demokrasi ittifakını tehdit ettiği için Tayvan, Çin’in emellerini caydırmak için bu ülkelerle askeri ya da bölgesel güvenlik işbirliğini güçlendirmelidir” dedi.

Wang ayrıca Tayvan’ın kendi kabiliyetlerini geliştirmesi gerektiğini ve Çin’in askeri gücünün hafife alınmaması gerektiğini vurguladı.

Tayvan Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü yaptığı açıklamada “Büyük ölçekli askeri yığınak bölgede güvensizlik ve risk değişkenleri yaratarak bölge ülkeleri için sorun yarattı. Çin’in Hint-Pasifik bölgesinde barış ve istikrarı baltalayan baş belası olduğu açıkça ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning ise, .arşamba günü düzenlediği olağan basın toplantısında, “‘Tayvan bağımsızlığı’ yanlısı ayrılıkçıların faaliyetleri ve dış güçlerin destek ve teşvikleri Tayvan Boğazlarında barış ve istikrarı baltalamaktadır” dedi. Mao, tek Çin ilkesinin korunmasının Tayvan Boğazlarında barış ve istikrarın sürdürülmesinin anahtarı olduğunu söyledi ve Çin’in ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla savunacağını vurguladı. Sözcü, Tayvan sorununun Çin-ABD ilişkilerinde aşılmaması gereken “kırmızı çizgi” olduğunu ve bunun Çin’in “tutarlı pozisyonu” olduğunu yineledi.

Asya

Kırgızistan akaryakıt arzı için altı ülkeden destek istedi

Yayınlanma

Kırgızistan hükümeti, olası yakıt sıkıntısını önlemek amacıyla Rusya, Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan akaryakıt sevkiyatlarının artırılmasını talep etti. Enerji Bakanlığı, Ortadoğu’daki jeopolitik gerilim, uluslararası lojistik riskleri ve küresel petrol fiyatlarındaki artışın ülkenin yakıt arzı üzerinde baskı oluşturduğunu bildirdi.

Kırgızistan, ülkede olası yakıt sıkıntısının önüne geçebilmek amacıyla Rusya, Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan benzin ile diğer akaryakıt ürünlerinin sevkiyatını artırmalarını talep etti.

Ülkenin Enerji Bakanlığı, bu adımın ülkedeki yakıt arzının kesintisiz sürdürülmesini amaçladığını açıkladı.

Bakanlığın açıklamasında, “Yakıt arzının sürdürülebilirliğini korumak amacıyla Rusya Federasyonu, Kazakistan Cumhuriyeti, Belarus Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti ve Türkmenistan’ın yetkili devlet kurumlarına resmi başvurular gönderildi. Aynı zamanda tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve bu alandaki uluslararası işbirliğinin genişletilmesi için görüşmeler yürütülüyor” ifadeleri kullanıldı.

Kırgızistan Enerji Bakanlığı, ülkenin akaryakıt ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşıladığını hatırlattı. Açıklamada, olası arz sıkıntısının başlıca nedenleri arasında Ortadoğu’daki jeopolitik gerilim, uluslararası lojistikte ortaya çıkan riskler ve dünya petrol fiyatlarındaki yükseliş gösterildi.

Bakanlık ayrıca, ülkenin ham petrolü akaryakıta dönüştürme kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü bildirdi.

Kırgızistan Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre, ülkede tüketilen benzin ve motorinin büyük bölümü ithalat yoluyla sağlanıyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Rusya’nın iç piyasasında benzin ve motorin arzının yeterli olduğunu söyledi.

Novak, Rusya Merkez Bankası Finans Kongresi’nin genel oturumunda yaptığı konuşmada, “Genel olarak söylemek isterim ki, bazı rafinerilerde bakım çalışmaları sürmesine rağmen iç piyasa hem benzin hem de dizel yakıt açısından yeterli düzeyde arz ediliyor” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 28 Haziran’da, ülkede sürücüler ile işletmelerin yakıta erişiminde yaşanan sorunların devam ettiğini belirterek piyasanın istikrara kavuşturulması için sistematik önlemler alınmasını istedi.

Putin, en büyük rafinerilerin azami kapasiteyle çalıştığını, planlı bakım çalışmalarının ertelendiğini ve benzin stoklarının 1,7 milyon ton seviyesinde bulunduğunu, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 daha düşük olduğunu söyledi.

RBK’nın haberine göre, Rusya’da merkezi yönetim ya da bazı akaryakıt istasyonu zincirlerinin yakıt satışına yönelik çeşitli sınırlamalar uyguladığı bölgelerin sayısı yaklaşık 60’a ulaştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan ve Japonya yapay zeka, metaller, enerji ve savunma alanlarında anlaşmalar imzaladı

Yayınlanma

Hindistan ve Japonya, perşembe günü yapay zeka, metaller, enerji ve savunma alanlarında işbirliğini artırma ve ekonomik güvenlik için ortak bir yol haritası hazırlama konusunda mutabakata vardı. İki Asya ülkesi, ilişkilerini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Anlaşmalar, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile üç günlük ziyaret için Yeni Delhi’de bulunan Japon mevkidaşı Sanae Takaichi arasındaki görüşmelerin ardından imzalandı.

Takaichi, görüşmelerin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Japonya ve Hindistan, güçlü ve müreffeh bir şekilde birlikte büyümek için birbirlerinin güçlü yanlarından yararlanacak,” dedi. “Çalkantılı bir uluslararası ortamda, böylesi birbirini tamamlayan bir işbirliği ilişkisi kurmak giderek daha önemli hale geldi” diye ekledi.

Takaichi’nin ziyareti, Modi’nin geçen yıl Tokyo’ya yaptığı ziyaretin ardından gerçekleşti. O ziyarette Japonya, Hindistan’a yapacağı yatırımı önümüzdeki on yılda iki kattan fazla artırarak 61 milyar doların üzerine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu. Bu taahhüt, iki ülke arasındaki ekonomik bağların derinleştiğini ortaya koymuştu.

Hindistan hükümeti verilerine göre iki ülke arasındaki ikili ticaret 2025/26 mali yılında 27,5 milyar dolara ulaştı. Japonya’nın Hindistan’daki yatırımları ise Nisan-Aralık 2025 döneminde 3,2 milyar dolar oldu.

Savunmada ilk ortak geliştirme anlaşması

Hindistan Dışişleri Bakanlığı, iki liderin “ticaret ve yatırım, ekonomik güvenlik, enerji, yeni teknolojiler, savunma ve halklar arası temaslar dahil Hindistan-Japonya ilişkilerinin tüm alanlarını kapsayan geniş kapsamlı görüşmeler” yaptığını bildirdi.

Bakanlık, iki tarafın ekonomik güvenlik, enerji dayanıklılığı ve yapay zeka alanlarında üç “tarihi” belgeyi kabul ettiğini de açıkladı.

Modi, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Japonya’nın hassas teknoloji birikimi ile Hindistan’ın yazılım kabiliyetlerinin yakınlaşması, küresel yapay zeka gelişimine yeni bir ivme ve güç kazandıracak,” dedi.

İki başbakan da soru almadı.

Modi, aynı zamanda Quad grubunun üyeleri olan iki ülkenin savunma sektöründeki ilk ortak geliştirme projesine ilişkin bir anlaşma imzaladığını söyledi. Avustralya ve ABD, Quad grubunun diğer iki üyesi. Bu yapı, Hint-Pasifik bölgesinde Çin’in artan etkisine karşı oluşturulmuş bir blok olarak görülüyor.

Japonya, Hindistan’ın en büyük yatırımcıları arasında yer alıyor. Tokyo, Mumbai ile Ahmedabad şehirleri arasında yüksek hızlı demiryolu koridoru dahil önemli altyapı projelerine destek veriyor. Japon şirketleri de Hindistanlı şirketlere yatırımlarını artırdı. Bunlar arasında Yes Bank’ta yüzde 20 hisse için yapılan son 1,6 milyar dolarlık anlaşma da bulunuyor.

Takaichi’ye kalabalık bir iş dünyası heyeti eşlik ediyor. Japon başbakanın perşembe günü ilerleyen saatlerde bir iş konferansında konuşma yapması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Xi Jinping Çin Komünist Partisi’nin ‘küresel etkisini’ övdü

Yayınlanma

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 105. yıl dönümünde konuşan Xi Jinping, parti üyelerine teyakkuz halinde kalmaları ve zorluklara hazırlıklı olmaları uyarısında da bulundu

Kritik kongreye bir yıl kala Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Komünist Parti’nin hem ülke içindeki hem de küresel düzeydeki yönetim kapasitesine güçlü bir güven mesajı verdi. Xi, hızla değişen küresel rüzgârlar karşısında parti üyelerine disiplinli ve odaklanmış kalma çağrısında bulundu.

Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunun 105. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı kapsamlı konuşmada Xi, ÇKP’yi dünyanın en büyük iktidar partisi olarak nitelendirdi; partinin “önemli bir küresel etkiye” ve “halkın gerçek desteğine” sahip olduğunu söyledi.

Parti liderinin, Çin’i zor durumdaki bir ülkeden küresel bir süper güce dönüştüren geçmiş başarıları övmesi geleneksel bir tutum olsa da, bu yılki konuşmanın tonu Xi’nin önceki yıl dönümü konuşmalarına kıyasla belirgin biçimde daha özgüvenliydi.

Xi, partinin başarısının küresel kalkınma anlayışını kökten değiştirdiğini ve diğer gelişmekte olan ülkelere yeni bir model sunduğunu vurguladı.

Her beş yılda bir yapılan yıl dönümü konuşmasında, “Çin halkı, partinin liderliği altında yeni bir medeniyet biçimi yarattı ve diğer gelişmekte olan ülkeler için modernleşmeye giden yolları genişletti,” dedi.

Xi, “Ortak kader topluluğunun inşasını teşvik ediyoruz… Parti liderliğindeki sosyalist Çin, artık dünya barışının istikrar unsuru, küresel büyümenin katkı sağlayıcısı ve uluslararası düzenin savunucusu olarak evrensel biçimde kabul görüyor” ifadelerini kullandı.

Bu özgüven gösterisi, uluslararası dalgalanmaların arttığı bir döneme denk geliyor. İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre geçen yıl, taraflarından birinde ya da her iki tarafında devletlerin yer aldığı 65 silahlı çatışma yaşandı. Bu sayı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en yüksek seviye oldu.

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın yanı sıra ABD ile İran arasındaki çatışma da dahil olmak üzere büyük krizler hâlâ çözüme kavuşmuş değil.

Bu çalkantılı tablo karşısında Xi, parti üyelerine teyakkuz halinde kalmaları ve yaklaşan zorluklara hazırlıklı olmaları uyarısında bulundu. Çin’in “şiddetli rüzgârlar ve sert dalgalar” karşısında ayakta kalmaya hazır olması gerektiğini söyledi. Xi bu ifadeyi, muhtemel ekonomik, siyasi ve güvenlik krizlerini tanımlamak için sık sık kullanıyor.

Xi’ye göre bu baskılara dayanabilmek için parti disiplinli ve odaklanmış kalmalı; “partinin saflığını zedeleyen tüm unsurları kararlılıkla ortadan kaldırmalı”. Bu ifade, devam eden yolsuzlukla mücadele kampanyalarına açık bir gönderme niteliği taşıyor.

Aynı zamanda Xi, yetkililere esnek ve yaratıcı olmaları çağrısında bulundu; karmaşık küresel gerçekliklerin bilimsel analizi yoluyla risklerin öngörülmesi gerektiğini belirtti.

“Zor sorunlarla yüzleşmeye cesaret etmeli ve bunu başarmakta maharetli olmalıyız,” dedi. “Rakibimiz ne kadar güçlü, karşılaştığımız zorluklar ne kadar ağır olursa olsun, asla korkuya kapılmamalı ya da geri adım atmamalıyız… Demirden bir iradeyle her fırtınayı atlatabiliriz.”

Xi, eski Çin klasiği Belgeler Kitabı’na atıf yaparak parti üyelerine “büyük başarıların yüce hedefler, büyük davaların ise gayretli çaba gerektirdiğini” hatırlattı.

Konuşma, Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen büyük törende yapıldı. Zi burada, partiye olağanüstü katkıları nedeniyle sekiz kişiye 1 Temmuz Madalyası takdim etti.

Madalyayı alanlar arasında askerî gaziler, silah uzmanları ve yoksulluğun azaltılması ile toplum çalışmalarında görev alan yerel kamu görevlileri yer aldı. Partinin en yüksek bireysel onuru olan bu madalya, ilk kez 2021’de partinin kuruluşunun yüzüncü yılı kutlamaları sırasında 29 üyeye verilmişti.

Tören, kritik bir siyasi döneme denk geliyor. Parti, gelecek yıl yapılacak ulusal parti kongresi için hazırlıklara şimdiden başladı. Beş yılda bir düzenlenen bu kongrede yeni liderlik kadrosu açıklanacak ve Xi’nin parti lideri olarak bir beş yıl daha görev yapmasının onaylanması bekleniyor.

Savunma konusuna da değinen Xi, Halk Kurtuluş Ordusu’nun modernizasyonunun hızlandırılması çağrısında bulundu. Orduya, 1 Ağustos 2027’ye kadar yüzüncü yıl hedeflerine ulaşma talimatı verirken, 2050’ye kadar “dünya çapında” bir ordu inşa etme yönündeki daha geniş hedefin de sürdürülmesini istedi.

Xi, “ordunun siyasi inşasının kapsamlı biçimde ilerletilmesi” ve “silahlı kuvvetlerin hukuka uygun şekilde yönetilmesi” gerektiğini vurguladı. Bu sloganlar, Pekin’in ordu içindeki sert yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla yakından bağlantılı.

Bu vurgu, Çin’in en üst düzey askerî karar alma organı olan Merkezi Askerî Komisyon’un yedi üyesinden beşi de dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey generalin görevden alındığı Halk Kurtuluş Ordusu içindeki tasfiyelerin ardından geldi.

Hassas Tayvan meselesine ilişkin olarak Xi, Pekin’in uzun süredir dile getirdiği pozisyonu tekrarladı; ancak acil bir zaman çizelgesine işaret etmedi.

“Tayvan meselesini çözmek ve anavatanın tam birleşmesini gerçekleştirmek, partimizin sarsılmaz tarihî misyonu ve tüm Çin halkının ortak arzusudur,” dedi.

Xi, “Tayvan bağımsızlığı yanlısı ayrılıkçı güçlerin kararlılıkla bastırılacağını, dış güçlerin müdahalesine karşı çıkılacağını ve ulusal birleşme büyük davasının istikrarlı biçimde ilerletileceğini” söylerken, Boğaz’ın iki yakası arasında daha derin temaslar, ekonomik işbirliği ve bütünleşik kalkınma çağrısı da yaptı.

Xi ayrıca selefleri Mao Zedong, Deng Xiaoping, Jiang Zemin ve Hu Jintao’ya da saygılarını sundu; onların “Çin ulusunun büyük yeniden canlanmasına tarihî katkılarda” bulunduğunu söyledi.

Batı’daki geçmiş askerî değerlendirmeler, Halk Kurtuluş Ordusu’nun 2027 modernizasyon takvimini yakından Tayvan Boğazı’nda yaşanabilecek muhtemel bir çatışmayla ilişkilendirmişti. Ancak analistler, Xi’nin konuşmasındaki tonun ölçülü olduğuna dikkat çekti.

Pekin Birleşik Üniversitesi Tayvan Araştırmaları Enstitüsü profesörlerinden Zhu Songling, konuşmanın Tayvan konusunda hızlandırılmış bir takvimden ziyade “istikrarlı” bir ilerleyişe işaret ettiğini söyledi.

Zhu’ya göre Xi’nin sözleri, Pekin’in birleşme hedefini kendi belirlediği tempoda sürdüreceğini; gerekli siyasi, ekonomik ve uluslararası koşulları zaman içinde sistematik biçimde inşa etmeye odaklanacağını gösterdi.

Tsinghua Üniversitesi Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Xie Maosong ise Zi’nin konuşmasının, Çin-ABD rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde özgüven mesajı verdiğini belirtti.

“ABD, Çin tarafından geride bırakılmayı elbette kabul etmek istemiyor. Bu da Washington’ın Pekin’e karşı çeşitli çevreleme yöntemlerine başvurmasına yol açıyor,” dedi.

“Ancak Çin-ABD ilişkileri artık stratejik istikrar aşamasına ulaşmış durumda. Bu da esasen iki ülke arasındaki güç dinamiğinin kabaca dengelenmeye başladığı anlamına geliyor” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English