Diplomasi
Çin’den Trump’ın %50 ek gümrük vergisi tehdidine yanıt: ‘Sonuna kadar mücadele ederiz’

Çin, ABD’nin gümrük vergisi artışları tehdidini sürdürmesi halinde “sonuna kadar mücadele” sözü verdi. Dünyanın en önemli iki ekonomisinin sert bir ayrışmaya hazırlandığı yönündeki korkular artıyor.
Çin Ticaret Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin mallarına yüzde 50 ek gümrük vergisi getirme tehdidini yerine getirmesi halinde misillemede bulunacaklarını söyledi.
Bir bakanlık sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, “ABD bu artırılmış tarife önlemlerini uygulamaya devam ederse, Çin kendi haklarını ve çıkarlarını korumak için kararlılıkla karşı önlemler alacaktır” dedi. “ABD kendi bildiğini okumakta ısrar ederse, Çin sonuna kadar mücadele edecektir” diye ekledi.
Trump’ın gümrük vergisi planları son günlerde küresel piyasaları sarstı.
S&P 500 endeksi, Trump’ın ABD ticaret ortaklarını evrensel gümrük vergileri ve “karşılıklı” vergilerle şok ederek daha hızlı enflasyon ve daha yavaş ekonomik büyüme ya da tamamen durgunluk uyarılarını tetiklemesinden bu yana 5 trilyon dolardan fazla değer kaybetti. Endeks, sert dalgalanmaların ardından gece boyunca yüzde 0,2 düşüşle kapandı ve Asya piyasaları yeniden toparlandı. ABD hisse senedi vadeli işlemleri salı günü toparlanmaya hazırlanıyordu.
Çin’den ABD ithalatına %34 oranında misilleme gümrük vergisi
Pekin, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı vergilerin yürürlüğe girmesinin ardından ABD ithalatına yüzde 34 gümrük vergisi uygulayacağını söyledi. Bunun üzerine pazartesi günü Trump, misllemeleri kaldırmaması halinde Çin mallarına yüzde 50 ek gümrük vergisi getirme tehdidinde bulundu; bu da ABD’nin Çin ithalatına uyguladığı vergileri bazı tahminlere göre yüzde 120’nin üzerine çıkaracak bir hamle olacak.
Bakanlık sözcüsü, “ABD’nin gümrük vergilerini daha da artırma tehdidi, başka bir hatayla birleşen bir hatadır ve ABD tarafının zorlayıcı doğasını bir kez daha ortaya koymaktadır” dedi. “Çin bunu asla kabul etmeyecektir” diye ekledi.
Pekin, Trump’ın gümrük vergilerini dengelemek için değer kaybını kullanabileceğinin bir işareti olarak para birimi renminbi’nin döviz kurunu dolar başına 7.20 Rmb’de – Eylül 2023’ten bu yana en düşük seviyede – sabitleyerek misilleme tehdidini destekledi.
İlk Trump yönetimi sırasında Pekin, gümrük tarifelerinin etkisini dengelemek için para biriminin düşmesine izin vermişti. Salı sabahı serbestçe işlem gören offshore renminbi, şubat ayından bu yana ilk kez dolar başına 7,35 Rmb eşiğini aşarak zayıfladı.
ING’nin büyük Çin baş ekonomisti Lynn Song, “Pekin’in geri adım atacağını sanmıyorum,” dedi. “Bu, ilk kimin göz kırpacağı ile ilgili bir durum olabilir” diye devam etti.
Song sözlerine şunları ekledi: “Bu noktada daha çok bir dayanıklılık testi gibi görünüyor – temelde acıyı ilk kim hissedecek ve kim masaya biraz daha zayıf bir pazarlık pozisyonuyla gelmek zorunda kalacak.”
Küresel resesyon endişelerinin artması Asya’daki bankaları vurdu
ABD’nin Japonya ile gümrük vergileri konusunda müzakerelere başlamayı kabul etmesi, Hazine Bakanı Scott Bessent’in Tokyo’nun “çok hızlı bir şekilde öne çıktığı için öncelik alacağını” söylemesi üzerine buradaki hisselerin yükselmesine neden oldu.
Çin piyasaları pazartesi günü büyük düşüşler yaşadıktan sonra salı günü yükseldi. Hong Kong’un Hang Seng endeksi, bölgede listelenen Çinli şirketlerin öncülüğünde yüzde 3 artarken, anakaranın CSI 300 endeksi yüzde 0,3 yükseldi.
Çin’in mali düzenleyicileri ve devlet fon yöneticileri salı günü ülkenin borsasını destekleme sözü verdi. Çok sayıda Çinli şirket de hisse geri alımları açıkladı.
Çinli uzmanlar, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Trump’ın ticaret kargaşasından zarar görecek olsa da Pekin’in Washington’a boyun eğmek yerine duruşunu koruyacağını söyledi.
Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi’nden Şangay merkezli dış politika uzmanı Gao Jian, “Pekin’in Trump’ın gözdağına boyun eğme ihtimali yok” dedi.
Renmin Üniversitesi’nde hükümet danışmanı ve profesör olan Shi Yinhong, ABD-Çin ticaretinin “büyük ölçüde yok olacağını”, ancak Pekin’in sert yaklaşımının değişmesinin olası olmadığını söyledi.
Yeni bir küresel ticaret paradigmasının “Çin için son derece dezavantajlı” olacağını öngören Shi, “Çin, Trump’ın gümrük vergisi savaşına karşılık olarak dünyada benzersiz bir şekilde sert ve uzlaşmaz bir pozisyon alan tek ülke olarak öne çıkıyor” diye ekledi.
Diplomasi
AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.
Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.
Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.
Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor.
Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.
Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.
Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.
Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.
AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.
Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.
Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.
New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.
Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor.
Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.
Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.
Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını7 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak









