Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi senatörlerin Savaş Bakanı Hegseth’e güveni sarsılıyor

Yayınlanma

Pentagon’da devam eden üst düzey personel hareketliliği ve yönetim tarzı, Cumhuriyetçi senatörlerin Savaş Bakanı Pete Hegseth’e olan güvenini kaybetmesine yol açtı. Senatodaki şahinler, ordu liderliğinin tasfiye edilmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirirken, Hegseth’in yönetim becerileri ve aldığı kararların orduyu tehdit ettiği belirtiliyor.

ABD Savaş Bakanlığı (DoW) içindeki yönetim kargaşası sürerken, sayıları giderek artan Cumhuriyetçi senatör grubunun Savaş Bakanı Pete Hegseth’in liderliğine olan güveni sarsılıyor.

Bazı Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in görevden ayrılmasını istediği ifade edilirken, kararın nihai olarak Başkan Trump’a ait olduğu kaydediliyor.

The Hill’e isim vermemek kaydıyla konuşan Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın bugün yeniden aday göstermesi halinde Hegseth’in Pentagon’un başına geçmek için Senato’dan onay alamayacağını dile getiriyor.

Savaş Bakanlığı bünyesinde Hegseth’in liderliğinde yaşanan üst düzey personel kargaşası, senatörler arasında temel endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.

Senato’daki Cumhuriyetçi savunma şahinlerinin, Hegseth’in nisan başında popüler Ordu Kurmay Başkanı Randy George’u istifaya zorladığı yönündeki haberlerden rahatsız oldukları belirtiliyor.

Ayrıca, Hegseth’in geçtiğimiz hafta John Phelan’ı görevden almasının da senatörlerde şaşkınlık ve hayal kırıklığı yarattığı aktarılıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir Cumhuriyetçi senatör, Senato Cumhuriyetçi grubunda Hegseth’in büyük ve karmaşık bir bürokrasiyi yönetme konusundaki deneyim eksikliği ile alışılmadık ve sert liderlik tarzına yönelik uzun süredir soru işaretleri bulunduğunu ifade etti.

Aynı senatör, Hegseth’in Kongre’dek siyasilerle güçlü ilişkileri olan üst düzey askeri liderlerle yaşadığı çatışmalar nedeniyle Cumhuriyetçiler arasındaki güvenin düştüğünü bildirdi.

Senatör, “Pentagon’daki olağanüstü lider kadrosunun içinin boşaltılması büyük bir endişe kaynağıydı; General George görevden alındığında bu durum kırılma noktasına ulaştı” açıklamasında bulundu.

Hegseth’in, Başkan Yardımcısı Vance’in uzun süreli dostu ve yardımcısı olan ve Kongre’de büyük saygı gören Ordu Bakanı Dan Driscoll ile yaşadığı sürtüşme, Cumhuriyetçiler için bir diğer rahatsızlık kaynağı olarak değerlendiriliyor.

Senatör Thom Tillis, Hegseth’in liderliği hakkında, “Personel seçiminde hedefi ıskaladığını düşünüyorum. Elimizdeki en sıra dışı generallerden bazılarını görevden ayırdı. Orada neler olup bittiğini tam olarak bilmiyorum” ifadelerini kullanarak üst düzey askeri liderlerin ani ayrılışlarından duyduğu endişeyi dile getirdi.

Geçtiğimiz yıl Senato’daki onay sürecinde Hegseth lehine kritik bir oy veren Tillis, Hegseth’in ABD ordusu kadar büyük ve karmaşık bir organizasyonu yönetecek idari becerilere sahip olup olmadığını sorguladı.

Minnesota Ordu Ulusal Muhafızları’nda piyade subayı olarak görev yapan Hegseth’in, Pentagon’un başına geçmeden önce sadece “30 veya 40 kişiyi” yönetme deneyimi olduğunu hatırlatan Tillis, bakanın teknik yönetim becerileri konusunda “sınıfta kaldığını” kaydetti.

Tillis, “Bazı açılardan, belki o kadar aşırı değil ama, tam olarak Kristi Noem’in başını yakana benzer bir deneyim eksikliği sergiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Pentagon Başsözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Hegseth’in üst düzey subayların ayrılışları hakkında yorum yapmadığını belirtti ancak geniş çaplı Savaş Bakanlığı’nda reform yapmanın askeri liderliği değiştirmeden zor olacağını kaydetti.

Parnell, The Hill’e verdiği demeçte, “Bakan, üniformalı subaylara duyduğu saygıdan dolayı ayrılışlarının mahiyeti hakkında yorum yapmamaktadır. Ancak hepimiz Başkan’ın takdiriyle görev yapıyoruz; Başkan ve Bakan, bu yönetimin önceliklerini, politikalarını ve hedeflerini tam ve hızlı bir şekilde benimseyen subayları hak ediyor” dedi.

Parnell ayrıca, eski önceliklerin bir parçası olan personelle bir bakanlığı, özellikle de DoW büyüklüğünde bir bakanlığı reforme etmenin son derece zor olduğunu, gerekli değişikliklerin yapıldığını ve yapılmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’nun kıdemli üyeleri, Ordu Kurmay Başkanı George ve Deniz Kuvvetleri Bakanı Phelan’ın görevden alınmasını eleştirdi.

Senato Silahlı Hizmetler Gelişen Tehditler ve Yetenekler Alt Komisyonu Başkanı Senatör Joni Ernst, “General Randy George’a büyük hayranlık ve saygı duyuyorum. Muhtemelen ABD Ordusu’nun yetiştirdiği en iyi subaylardan biridir. Bakan Hegseth’in onu görevden alması bir hataydı” dedi. Ernst, görevden alınma nedeni hakkında ise bir fikri olmadığını belirtti.

Savaş Bakanlığı üzerinde denetim sorumluluğu bulunan Cumhuriyetçi senatörler, George’un görevden alınma kararının, Hegseth ile bu konuda tartışabilecek iki kilit isim olan Driscoll ve Ordu Müsteşarı Michael Obadal Washington dışındayken verildiğini aktardı. George’un istifası istendiğinde Kuzey Carolina’da olan Driscoll, bu ay Temsilciler Meclisi Ödenekler Savunma Alt Komisyonu’na verdiği demeçte, George’un gidişinin kendileri için “gerçek bir kayıp” olduğunu ifade etti.

Senato Silahlı Hizmetler Siber Güvenlik Alt Komisyonu Başkanı Senatör Mike Rounds, Phelan’ın görevden alınmasının kendisini “şaşırttığını” söyledi.

Cumhuriyetçi senatörler, Phelan’ın görevi aniden sona erdirildiğinde Kongre’deki kilit Cumhuriyetçi senatörlerle temas kurmaya çalıştığını belirtti. Rounds, Phelan’ın Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası süreci nedeniyle hepsiyle randevu ayarladığını ifade ederek, konu hakkında daha fazla bilgi almayı umduklarını kaydetti.

Hegseth daha önce Genelkurmay Başkanı General C.Q. Brown, Deniz Operasyonları Başkanı Amiral Lisa Franchetti, Savunma İstihbarat Teşkilatı Direktörü Korgeneral Jeffrey Kruse ve Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General James Slife gibi diğer üst düzey isimleri de görevden almıştı.

Bazı Cumhuriyetçi senatörler, sicilleri kusursuz olan diğer kilit generallerin de bu yaz emekliliğe zorlanabileceğinden endişe ediyor.

Hegseth’in bu hafta Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’nun kıdemli üyeleriyle bir araya gelmesi planlanıyor. Bu toplantıda siyasilerin endişelerini dile getirmeleri ve İran’daki askeri çatışmanın sona erdirilmesine yönelik plan hakkında daha fazla bilgi istemeleri bekleniyor.

Pentagon’daki personel kargaşasına yönelik hoşnutsuzluk, savaş döneminde bu durumun kabul edilemez olduğunu savunan Cumhuriyetçiler arasında artıyor.

Kaynaklar, Cumhuriyetçi senatörlerin Trump’ın, İç Güvenlik Bakanlığı için Markwayne Mullin’i veya ABD Başsavcı Vekilliği için Todd Blanche’ı seçtiği gibi, Pentagon’un başına da yeni bir isim atamasını istediklerini aktarıyor.

Senatör Lisa Murkowski, George’un görevden alınması haberiyle “şoke olduğunu” belirtti. Hegseth’in bakanlık adaylığına karşı oy veren Murkowski, “Neler olup bittiğini herkes merak ediyor. Bir savaşın ortasındayız ve işlerin iyi yönetildiğini bilmemiz gerekiyor. Bu durum hiç iyi değil” dedi.

Öte yandan Cumhuriyetçi senatörler, ABD askeri güçlerinin İran’a karşı yürüttüğü operasyonların başarısından ve İran’da düşürülen iki havacının kurtarılmasından etkilendiklerini vurguladı.

Ancak isminin verilmesini istemeyen ikinci bir Cumhuriyetçi senatör, Hegseth’in Ordu Bakanı Driscoll ile devam eden mücadelesinin, meslektaşlarının Hegseth’in liderliğini değerlendirme biçimine zarar verdiğini belirtti.

Bazı Cumhuriyetçi senatörler ayrıca, Hegseth’in geçtiğimiz hafta hizmet üyeleri için on yıllardır standart olan grip aşısı zorunluluğunu kaldırma kararını da sorguladı.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker, grip aşılarının çok daha uzun bir güvenlik ve etkinlik geçmişine sahip olduğunu belirterek, bu zorunluluğun kaldırılmasını bir “hata” olarak nitelendirdi.

Wicker, grip aşılarını deneysel olarak gördüğü Kovid-19 aşılarıyla bir tutmadığını ve aktif görevdeyken her yıl aşısını olduğunu ifade ederek, bunun orduyu daha sağlıklı kıldığını vurguladı.

Amerika

Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.

ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.

Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.

Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.

ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.

Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.

Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.

FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.

Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

Yayınlanma

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.

Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.

Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.

Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.

Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.

Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.

Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.

Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.

WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.

“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.

Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.

Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.

Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.

Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.

Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.

Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.

Altın Kubbe nedir?

Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.

Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.

Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor

Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.

Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.

Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.

Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.

Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.

Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.

Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.

Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak

The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.

Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.

Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.

Rusya ve Çin’den tepki

Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.

Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English