Amerika
Cumhuriyetçi senatörlerin Savaş Bakanı Hegseth’e güveni sarsılıyor

Pentagon’da devam eden üst düzey personel hareketliliği ve yönetim tarzı, Cumhuriyetçi senatörlerin Savaş Bakanı Pete Hegseth’e olan güvenini kaybetmesine yol açtı. Senatodaki şahinler, ordu liderliğinin tasfiye edilmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirirken, Hegseth’in yönetim becerileri ve aldığı kararların orduyu tehdit ettiği belirtiliyor.
ABD Savaş Bakanlığı (DoW) içindeki yönetim kargaşası sürerken, sayıları giderek artan Cumhuriyetçi senatör grubunun Savaş Bakanı Pete Hegseth’in liderliğine olan güveni sarsılıyor.
Bazı Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in görevden ayrılmasını istediği ifade edilirken, kararın nihai olarak Başkan Trump’a ait olduğu kaydediliyor.
The Hill’e isim vermemek kaydıyla konuşan Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın bugün yeniden aday göstermesi halinde Hegseth’in Pentagon’un başına geçmek için Senato’dan onay alamayacağını dile getiriyor.
Savaş Bakanlığı bünyesinde Hegseth’in liderliğinde yaşanan üst düzey personel kargaşası, senatörler arasında temel endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.
Senato’daki Cumhuriyetçi savunma şahinlerinin, Hegseth’in nisan başında popüler Ordu Kurmay Başkanı Randy George’u istifaya zorladığı yönündeki haberlerden rahatsız oldukları belirtiliyor.
Ayrıca, Hegseth’in geçtiğimiz hafta John Phelan’ı görevden almasının da senatörlerde şaşkınlık ve hayal kırıklığı yarattığı aktarılıyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir Cumhuriyetçi senatör, Senato Cumhuriyetçi grubunda Hegseth’in büyük ve karmaşık bir bürokrasiyi yönetme konusundaki deneyim eksikliği ile alışılmadık ve sert liderlik tarzına yönelik uzun süredir soru işaretleri bulunduğunu ifade etti.
Aynı senatör, Hegseth’in Kongre’dek siyasilerle güçlü ilişkileri olan üst düzey askeri liderlerle yaşadığı çatışmalar nedeniyle Cumhuriyetçiler arasındaki güvenin düştüğünü bildirdi.
Senatör, “Pentagon’daki olağanüstü lider kadrosunun içinin boşaltılması büyük bir endişe kaynağıydı; General George görevden alındığında bu durum kırılma noktasına ulaştı” açıklamasında bulundu.
Hegseth’in, Başkan Yardımcısı Vance’in uzun süreli dostu ve yardımcısı olan ve Kongre’de büyük saygı gören Ordu Bakanı Dan Driscoll ile yaşadığı sürtüşme, Cumhuriyetçiler için bir diğer rahatsızlık kaynağı olarak değerlendiriliyor.
Senatör Thom Tillis, Hegseth’in liderliği hakkında, “Personel seçiminde hedefi ıskaladığını düşünüyorum. Elimizdeki en sıra dışı generallerden bazılarını görevden ayırdı. Orada neler olup bittiğini tam olarak bilmiyorum” ifadelerini kullanarak üst düzey askeri liderlerin ani ayrılışlarından duyduğu endişeyi dile getirdi.
Geçtiğimiz yıl Senato’daki onay sürecinde Hegseth lehine kritik bir oy veren Tillis, Hegseth’in ABD ordusu kadar büyük ve karmaşık bir organizasyonu yönetecek idari becerilere sahip olup olmadığını sorguladı.
Minnesota Ordu Ulusal Muhafızları’nda piyade subayı olarak görev yapan Hegseth’in, Pentagon’un başına geçmeden önce sadece “30 veya 40 kişiyi” yönetme deneyimi olduğunu hatırlatan Tillis, bakanın teknik yönetim becerileri konusunda “sınıfta kaldığını” kaydetti.
Tillis, “Bazı açılardan, belki o kadar aşırı değil ama, tam olarak Kristi Noem’in başını yakana benzer bir deneyim eksikliği sergiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Pentagon Başsözcüsü Sean Parnell yaptığı açıklamada, Hegseth’in üst düzey subayların ayrılışları hakkında yorum yapmadığını belirtti ancak geniş çaplı Savaş Bakanlığı’nda reform yapmanın askeri liderliği değiştirmeden zor olacağını kaydetti.
Parnell, The Hill’e verdiği demeçte, “Bakan, üniformalı subaylara duyduğu saygıdan dolayı ayrılışlarının mahiyeti hakkında yorum yapmamaktadır. Ancak hepimiz Başkan’ın takdiriyle görev yapıyoruz; Başkan ve Bakan, bu yönetimin önceliklerini, politikalarını ve hedeflerini tam ve hızlı bir şekilde benimseyen subayları hak ediyor” dedi.
Parnell ayrıca, eski önceliklerin bir parçası olan personelle bir bakanlığı, özellikle de DoW büyüklüğünde bir bakanlığı reforme etmenin son derece zor olduğunu, gerekli değişikliklerin yapıldığını ve yapılmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’nun kıdemli üyeleri, Ordu Kurmay Başkanı George ve Deniz Kuvvetleri Bakanı Phelan’ın görevden alınmasını eleştirdi.
Senato Silahlı Hizmetler Gelişen Tehditler ve Yetenekler Alt Komisyonu Başkanı Senatör Joni Ernst, “General Randy George’a büyük hayranlık ve saygı duyuyorum. Muhtemelen ABD Ordusu’nun yetiştirdiği en iyi subaylardan biridir. Bakan Hegseth’in onu görevden alması bir hataydı” dedi. Ernst, görevden alınma nedeni hakkında ise bir fikri olmadığını belirtti.
Savaş Bakanlığı üzerinde denetim sorumluluğu bulunan Cumhuriyetçi senatörler, George’un görevden alınma kararının, Hegseth ile bu konuda tartışabilecek iki kilit isim olan Driscoll ve Ordu Müsteşarı Michael Obadal Washington dışındayken verildiğini aktardı. George’un istifası istendiğinde Kuzey Carolina’da olan Driscoll, bu ay Temsilciler Meclisi Ödenekler Savunma Alt Komisyonu’na verdiği demeçte, George’un gidişinin kendileri için “gerçek bir kayıp” olduğunu ifade etti.
Senato Silahlı Hizmetler Siber Güvenlik Alt Komisyonu Başkanı Senatör Mike Rounds, Phelan’ın görevden alınmasının kendisini “şaşırttığını” söyledi.
Cumhuriyetçi senatörler, Phelan’ın görevi aniden sona erdirildiğinde Kongre’deki kilit Cumhuriyetçi senatörlerle temas kurmaya çalıştığını belirtti. Rounds, Phelan’ın Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası süreci nedeniyle hepsiyle randevu ayarladığını ifade ederek, konu hakkında daha fazla bilgi almayı umduklarını kaydetti.
Hegseth daha önce Genelkurmay Başkanı General C.Q. Brown, Deniz Operasyonları Başkanı Amiral Lisa Franchetti, Savunma İstihbarat Teşkilatı Direktörü Korgeneral Jeffrey Kruse ve Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General James Slife gibi diğer üst düzey isimleri de görevden almıştı.
Bazı Cumhuriyetçi senatörler, sicilleri kusursuz olan diğer kilit generallerin de bu yaz emekliliğe zorlanabileceğinden endişe ediyor.
Hegseth’in bu hafta Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’nun kıdemli üyeleriyle bir araya gelmesi planlanıyor. Bu toplantıda siyasilerin endişelerini dile getirmeleri ve İran’daki askeri çatışmanın sona erdirilmesine yönelik plan hakkında daha fazla bilgi istemeleri bekleniyor.
Pentagon’daki personel kargaşasına yönelik hoşnutsuzluk, savaş döneminde bu durumun kabul edilemez olduğunu savunan Cumhuriyetçiler arasında artıyor.
Kaynaklar, Cumhuriyetçi senatörlerin Trump’ın, İç Güvenlik Bakanlığı için Markwayne Mullin’i veya ABD Başsavcı Vekilliği için Todd Blanche’ı seçtiği gibi, Pentagon’un başına da yeni bir isim atamasını istediklerini aktarıyor.
Senatör Lisa Murkowski, George’un görevden alınması haberiyle “şoke olduğunu” belirtti. Hegseth’in bakanlık adaylığına karşı oy veren Murkowski, “Neler olup bittiğini herkes merak ediyor. Bir savaşın ortasındayız ve işlerin iyi yönetildiğini bilmemiz gerekiyor. Bu durum hiç iyi değil” dedi.
Öte yandan Cumhuriyetçi senatörler, ABD askeri güçlerinin İran’a karşı yürüttüğü operasyonların başarısından ve İran’da düşürülen iki havacının kurtarılmasından etkilendiklerini vurguladı.
Ancak isminin verilmesini istemeyen ikinci bir Cumhuriyetçi senatör, Hegseth’in Ordu Bakanı Driscoll ile devam eden mücadelesinin, meslektaşlarının Hegseth’in liderliğini değerlendirme biçimine zarar verdiğini belirtti.
Bazı Cumhuriyetçi senatörler ayrıca, Hegseth’in geçtiğimiz hafta hizmet üyeleri için on yıllardır standart olan grip aşısı zorunluluğunu kaldırma kararını da sorguladı.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker, grip aşılarının çok daha uzun bir güvenlik ve etkinlik geçmişine sahip olduğunu belirterek, bu zorunluluğun kaldırılmasını bir “hata” olarak nitelendirdi.
Wicker, grip aşılarını deneysel olarak gördüğü Kovid-19 aşılarıyla bir tutmadığını ve aktif görevdeyken her yıl aşısını olduğunu ifade ederek, bunun orduyu daha sağlıklı kıldığını vurguladı.
Amerika
Sam Altman, “AI ebeveynlik” tartışması başlattı

OpenAI CEO’su Sam Altman, şirketin ChatGPT Work uygulaması için ebeveynlik işlevlerinin yerini alacak bir ajan olarak bahsedince büyük bir tartışma başladı.
Cuma günü X’te yaptığı paylaşıma yapılan alaycı yorumlar, orijinal gönderiden daha fazla beğeni aldı.
Altman’a yönelik eleştirilerden birinde, “Gerçek insan ilişkilerinin yerine yapay zeka kullanmak, bunun için olabilecek en kötü kullanım örneği,” yazıyordu.
Öte yandan yapay zeka yöneticileri, “meşgul ebeveynlerin” parasını istiyor ve aile yönetimi için yapay zeka kullanım örneklerinden bazıları diğerlerinden daha fazla ilgi görüyor.
New Yorker dergisi yakın zamanda yayınladığı bir makalede, yapay zekanın “ev işlerinin yarattığı zihinsel yükten” kurtulmayı paraya dönüştürmeye çalıştığı sayısız yolu ele aldı.
Kadınların ve annelerin hedef alınması şu gerekçeye dayandırılıyor: “Kadınlar, erkeklere kıyasla yapay zekayı daha az kullanıyor ve ev işlerinde daha fazla zihinsel çaba sarf ediyor. Yapay zeka tabanlı “aile asistanı”, bu iki uçurumu da kapatmayı vaat ediyor.”
AI destekli aile destek uygulamaları arasında Ollie, Cozi (mottosu: “Aile hayatı. Basitleştirilmiş”) ve Ava (mottosu: “Unutulan daha az doğum günü, daha çok sihir”), Maple (mottosu: “Modern ailelerin işletim sistemi”) yer alıyor.
Bu uygulamalar, e-postalardan ve takvimlerden veri alarak önemli günlük etkinlikler hakkında aile üyelerine kısa mesajlar gönderebilir, doğum günlerini hatırlayabilir, paylaşılabilir listeleri yönetebilir ve kayıt tarihleri ile fatura son ödeme tarihlerini işaretleyebilir.
Ollie’nin kurucusu Bill Lennon, uygulamanın ev işleriyle ilgili idari yükün bir kısmını üstlenerek “ailelere önemli olan şeylere daha fazla zaman kazandırdığını” söylüyor.
Skylight ve Cozyla gibi AI ile geliştirilmiş akıllı takvimler ise, tüm aile üyelerinin işlerini takip edebilmesi için paylaşımlı görseller oluşturur ve aynı zamanda ödül takipçisi ve fotoğraf albümü olarak da kullanılabilir.
Anneleri tüketici olarak ele alan bir risk sermayesi şirketinin kurucusu Allison Stern, kısa süre önce Fortune dergisine yazdığı yazıda annelerin “arayüzlere değil, sonuçlara ihtiyacı olduğunu” belirtti.
“Her şey annede başlıyor” iddiasında bulunan Stern, “ABD’de hane halkı harcamalarının %85’ini anneler gerçekleştiriyor ve yıllık tüketici harcamalarının yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık kısmını onlar kontrol ediyor,” dedi.
Çocuk bakımı ve ebeveynlik alanlarında yapay zeka kullanımına ilişkin yakın zamanda yapılan bir pazar analizi, bu sektörün 2035 yılına kadar yaklaşık 42 milyar dolarlık bir değere ulaşacağını öngördü.
Amerika
Gençler bütçe yetersizliğinden ilk buluşmaya çıkamıyor

New York’ta akşam yemeği, kokteyl ve sinema biletinden oluşan standart bir buluşmanın maliyeti yükselirken, Z Kuşağı yüksek masraflar nedeniyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Araştırmalar, 22 ile 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlasının parasızlığı buluşmaların önündeki en büyük engel olarak gördüğünü gösteriyor. Artan kiralar ve sosyal medya baskısı, kentteki gençlerin romantik yaşamını kısıtlıyor.
New York’ta iki kişilik bir akşam yemeği 130 dolar, bir kokteyl 20 dolar, sinema bileti ise 28 dolar seviyesinde seyrediyor. Yetişkinliğe adım atan Z Kuşağı için romantizmin maliyeti, ilişki kurma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.
Brigham Young Üniversitesi ile Aile Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği ankete dayandırılan The New York Times haberine göre, 22 ila 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlası para eksikliğini buluşmaların önündeki temel engel olarak tanımlıyor.
New York kentinde bu durum özellikle keskin bir boyut kazanıyor.
Aylık kira giderlerinin bütçenin büyük kısmını yuttuğu kentte, dışarıda geçirilen sıradan bir akşam bile mali bir sınamaya dönüşüyor.
Complex medya şirketinin sunucusu Jillian Hardeman-Webb ile New York Belediye Başkanı Zoran Mamdani arasındaki diyalog da tablonun derinliğini yansıtıyor.
Sunucu Hardeman-Webb, “New Yorkluların bu koşullarda aşkı bulması nasıl beklenebilir? Karşındaki insanın seni irrite ettiğini daha yeni anlamaya başlamışken tüm paranı harcamış oluyorsun” ifadelerini kullandı.
Belediye Başkanı Mamdani ise bu duruma, “Bu şehirde yaşamak pahalı. Bu şehirde sevmek ise daha da pahalı” sözleriyle karşılık verdi.
Z Kuşağı üyesi New Yorklu kadınlar, düğün masraflarını ödemenin ve gelecekteki çocukların bakımını üstlenmenin “ulaşılmaz göründüğünü” aktarıyor.
Kadınlar, erkeklerin hesabı bölüşmeyi her geçen gün daha sık teklif ettiğini, bunun geçmişte nadir görülen bir durum olduğunu kaydediyor.
BMO Financial Group verilerine atıfta bulunan haberde, Z Kuşağı mensubu Amerikalıların ulaşım ve hazırlık masrafları dahil bir buluşma için harcadığı ortalama tutarın 200 doları aştığı ifade ediliyor.
Kentte ücretsiz müzeler, parklar ve bütçe dostu etkinlikler bulunsa da sosyal medyanın ve “kahve buluşmalarının çıtayı düşürdüğünü” savunan blog yazarlarının yarattığı baskı gençlerin kaygı düzeyini artırıyor.
Brigham Young Üniversitesinden Profesör Brian Willoughby, bugünün kuşağının ebeveynlerine kıyasla çok daha karmaşık bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu sadece bir akşam yemeğinden ibaret değil. Çöpçatanlık uygulaması Hinge için ödenen 30 dolarlık abonelik, kıyafetler ve doğru kişiyi bulmak için yapılan sonsuz kaydırmalar da bunun bir parçası.”
Bununla birlikte, çok sayıda genç New Yorklu fahiş masraflar nedeniyle buluşmalardan tamamen vazgeçiyor.
İçecekler dahil iki kişilik bir akşam yemeği 150 doları geçerken, ulaşım ve hazırlık aşamasıyla birlikte akşamın ortalama harcaması 200 dolara ulaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde kazanan gençler kendilerini “istenmeyen” hissediyor.
Daha yüksek gelire sahip çiftler dahi dışarıda romantik bir akşam geçirme sıklığının ayda birin altına düştüğünü, evde yemek pişirmenin daha kolay olduğunu kabul ediyor.
Ekonomistler de konuya ilişkin bir kısır döngüye dikkat çekiyor. Gençlerin kirayı bölüşmek ve yılda 25 bin dolardan fazla tasarruf etmek için bir partnere ihtiyaç duyduğu, ancak bir partner bulmak için gereken yatırımı karşılayamadığı vurgulanıyor.
Kent sakinleri “Burada buluşmaya çıkmak berbat bir şey” sözleriyle şikayetlerini dile getirirken, yüksek maliyetler, zayıf istihdam piyasası ve uygulamaların yarattığı bıkkınlık romantizmi Z Kuşağının ertelemek zorunda kaldığı bir lükse dönüştürüyor.
Amerika
Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.
Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.
Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.
Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.
Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”
Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.
Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.
ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.
Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.
Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.
Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.
İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.
Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.
Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.
Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.
Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı












