Bizi Takip Edin

Diplomasi

Diplomatik maaş sıralamasında ABD birinci, Çin sondan ikinci

Yayınlanma

Bir araştırmaya göre Washington, 16 G20 ülkesi arasında kendi ülkesindeki diplomatlara en yüksek ödemeyi yaparken Pekin sondan ikinci sırada yer alıyor.

Eski Avustralyalı diplomatlar tarafından kurulan bir medya şirketi olan International Intrigue tarafından çarşamba günü yayınlanan raporda, satın alma gücü paritesine göre ayarlanmış olarak, merkezlerinde çalışan ve yakın zamanda terfi eden orta düzey diplomatların maaşları karşılaştırıldı.

Buna göre, büyük ülkeler grubunda ABD, diplomatlarına yılda 140.000 ABD doları ödüyor.

Brezilya, Güney Afrika, Fransa ve Almanya ilk beşi tamamlarken, Çin ve Endonezya sırasıyla 41.000 ve 34.000 ABD doları maaşla son sıralarda yer aldı. Hindistan’ın da aralarında bulunduğu Asya ülkeleri, analiz edilen en alttaki sekiz ülkenin beşini oluşturmakta.

Ancak, maaşların yerel medyan değerden ne kadar farklı olduğuna göre sıralandığında, Hindistan zirveye çıkarken ABD üçüncü sıraya geriledi. Çin ise 12 ile yine son sıralarda yer aldı.

Raporun yazarları Jeremy Dicker, John Fowler ve Helen Zhang’a göre, anketin özel diplomatik profili, ortak bir karşılaştırma temeli sağlamak ve denizaşırı görevlerin getirebileceği avantajlar gibi değişkenleri sınırlamak için seçildi.

Diplomatlarla yapılan mülakatlar, çalışan sendikalarının belgeleri ve mezun işe alım kampanyaları, online forumlar, cumhurbaşkanlığı ve bakanlık kararnameleri gibi açık kaynaklı materyaller raporun bulgularını yansıtıyor.

Arjantin ve Türkiye’deki yüksek enflasyonun bu ülkelerin analizden çıkarılmasına yol açtığı ifade ediliyor. Rusya ise enflasyon ve Ukrayna müdahalesi nedeniyle analiz dışı bırakılmış.

Diplomasiye yapılan mutlak harcamalar açısından da ABD Çin’i geride bırakıyor. Washington, 2023 mali yılında diplomatik angajman ve dış yardım için yaklaşık 61,5 milyar ABD doları tutarında isteğe bağlı fon harcamış.

Buna karşılık Pekin 2023 yılında diplomasiye 57,031 milyar yuan (7,99 milyar ABD Doları) harcamış; bu rakam bir önceki yıla göre artış gösterse de hala koronavirüs pandemisi öncesi seviyelerinin gerisinde.

Yine de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yönetim ve kaynaklardan sorumlu bakan yardımcısı Richard Verma’nın nisan ayında yaptığı açıklamaya göre, daha iyi maaş alan diplomatlarına ve daha büyük bütçesine rağmen, Dışişleri Bakanlığı’nın ortalama yüzde 13’ü doldurulmamış pozisyonlara sahip.

Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Maryland’li Demokrat Ben Cardin, geçen hafta yapılan bir kongre oturumunda, Çin’in büyükelçisinin bulunduğu ve ABD’nin bulunmadığı 20 ülkeden bahsetti.

Berlin merkezli bir düşünce kuruluşu olan Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü’nden Claus Soong, South China Morning Post’a yaptığı değerlendirmede, Çin’in düşük maaş sıralamasının diplomasiye verdiği önceliği yansıtmadığını ve genç yetenekleri dışişlerine girmekten caydırmayacağını söyledi.

Soong, “Şimdi, Çin’in ekonomik gerilemesi altında, daha fazla insan hükümete girmek istiyor çünkü istikrarlı” dedi.

Bu yılın başlarında The Post gazetesi Çin’in yurtdışındaki diplomatlarının nadir görülen bir maaş artışı aldığını bildirmişti. Buna ek olarak, yurtdışında görev yapan Çinli yetkililer, geçen yıl açıklanan ve parti ve devlet kurumlarındaki personel sayısının %5 oranında azaltılmasını öngören düzenlemenin dışında tutuldu.

Diplomasi

Ukraynalı askerler yeni ordu reformuna şüpheyle yaklaşıyor

Yayınlanma

Financial Times gazetesine konuşan Ukrayna ordusu askerleri, Kiev yönetiminin hazırladığı yeni ordu reformunun cephede yıllardır yıpranan savaşçılar için çok geç kaldığını belirtti. Askerler, reform kapsamındaki terhis ve yeni sözleşme vaatlerinin cephedeki personel eksikliği nedeniyle hayata geçirilemeyeceğinden endişe ediyor.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan askerler, Kiev yönetiminin planladığı ordu reformunun cephede yıllardır bulunan ve bitkin düşen personel için çok gecikmiş bir adım olduğunu düşünüyor.

Financial Times (FT) gazetesinin Ukrayna ordusundan çeşitli kaynaklara dayandırdığı haberine göre, askeri personel söz konusu reformun cephe hattında uzun süredir savaşan askerlere çok az fayda sağladığı görüşünü paylaşıyor ve Kiev yönetiminin verdiği vaatleri yerine getirebileceğinden şüphe duyuyor.

Ukrayinska Pravda gazetesinin mayıs ayında aktardığı reform planlarına göre Kiev, belirli hizmet sürelerini içeren sözleşmeler imzalamayı, askeri maaşları artırmayı ve çatışmalara katılan personel için motivasyon sistemini değiştirmeyi hedefliyor.

Bu kapsamda, muharip görevlerdeki mevcut askerler için hizmet süresinin 10 ay, muharip pozisyonlardaki yeni askerler için 14 ay, insansız hava aracı (İHA) operatörleri ve geri hizmet uzmanları dahil olmak üzere diğer tüm görevliler için ise iki yıl olarak belirlenmesi önerilmişti.

Reform taslağı ayrıca, seferberlik kapsamında askere alınan kişilere, garantili terhis ve yeniden askere çağrılmaya karşı erteleme imkanı sunan sözleşmeler imzalama fırsatı da tanıyor.

Ancak Financial Times gazetesine konuşan askerler, sunulan erteleme imkanlarının pek çok kişinin umut ettiğinden oldukça uzak olduğunu belirtti.

Gazeteye konuşan bir Ukrayna askeri, “Hükümetin mülkü olmaya devam ettiğinizi bilen hiç kimse sizi sivil hayatta işe almaz. Ayrıca bu aradan sonra hangi birliğe geri alınacağınızı da kimse bilemez” diyerek endişelerini dile getirdi.

Aynı zamanda, bazı tugaylardaki ciddi asker eksikliği nedeniyle kısmi terhis vaatleri de ordu saflarında şüpheyle karşılanıyor.

Ukraynalı yetkililer ve analistler, önemli sayıda asker yeni sözleşmeleri imzalasa bile, bu değişikliklerin Ukrayna’nın zorunlu seferberlik uygulamasından vazgeçmesine imkan tanımayacağını ifade ediyor.

Diğer yandan, nisan ayında açıklamalarda bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Pavel Palisa, Ukrayna’nın seferberlik yaş sınırını 25 yaşın altına düşürmeyi henüz planlamadığını belirtmişti.

Palisa, 18-23 yaş aralığındaki erkeklerin yurt dışına çıkış kurallarında bir değişiklik yapmanın da şu aşamada gündemde olmadığını kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve Katar’dan AB’ye metan kuralları uyarısı

Yayınlanma

ABD ve Katar, AB’ye petrol ve doğalgaz ithalatına yönelik planlanan metan emisyon kurallarını yeniden düzenlemesi çağrısında bulundu.

Gelecek yıldan itibaren, AB yönetmeliği, bloğa yapılan yakıt teslimatları için metan izleme ve doğrulama zorunluluğu getirecek.

Kurallar, bu güçlü sera gazının sızıntılarını azaltmayı amaçlıyor fakat sektör ve yurtdışı tedarikçilerden şiddetli bir muhalefetle karşılaştı.

AB liderlerine hitaben yazdıkları açık mektupta, Avrupa’ya gaz tedarik eden ABD, Katar, Nijerya ve Cezayir enerji bakanları, AB’den yasayı askıya almasını ve “hedefli değişiklikler” getirmesini talep ettiler.

Mektupta, “İthalatçılar, 2027’de teslim edilmek üzere depolanacak petrol ve doğalgaz satın alma sürecine çoktan başlamış durumda ve şu an itibarıyla yönetmeliğe uyum sağlamak için uygulanabilir bir yol bulunmuyor,” denildi.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, çarşamba günü New York’ta düzenlenen Reuters Küresel Enerji Forumu’nda, AB’nin “çılgın” metan düzenlemelerinin, ABD’den ve mektubu imzalayan diğer müttefik ülkelerden LNG ithalatını imkansız hale getireceğini söyledi.

Wright, bunun AB ülkelerini riske atacağı konusunda uyarıda bulundu ve “Önümüzdeki kış, elektrik kesintileri veya ısınma sorunları yaşama riski oldukça yüksek olacak. Bunun için hiçbir gerekçe yok,” dedi.

Mektup yayınlanmadan önce gazetecilere konuşan AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen, düzenlemenin uygulanmasının hafifletilmesi konusunda görüşmeye açık olduğunu fakat politikanın hedeflerini sulandırmayacağını belirtti.

Jorgensen şunları söyledi:

“Bu konuyu yeniden gündeme getirmeyeceğim. Metan düzenlememizden çok gurur duyuyorum. Ayrıca uluslararası şirketlerden ve ABD gibi ülkelerden de büyük baskı gördük; onlara da mesajımız aynı. Pragmatik davranmak için elimizden geldiğince yardımcı olacağız ama mevzuatı korumak zorundayız.”

Komisyon, yasayı ihlal eden şirketlere yönelik cezaları kaldırmaya yönelik planlar hazırladı ama şu ana kadar kuralları yeniden yazmayı reddetti.

Reuters’ın gördüğü bir belgeye göre, İtalya, Çekya, Hollanda ve Polonya dahil olmak üzere on bir AB hükümeti, İran savaşı ile bağlantılı enerji tedarik kesintileri nedeniyle Brüksel’den kuralların uygulanmasını üç yıl ertelemeyi ayrı ayrı talep etti.

AB enerji bakanları bu talebi cuma günü görüşecek.

Mart ayında yayınlanan ve petrol ve gaz endüstrisinin desteklediği Wood Mackenzie araştırmasına göre, AB’nin gaz ithalatının neredeyse yarısı bu kurallara uymakta zorlanabilir.

Fakat Rystad’ın Çevre Savunma Fonu (Environmental Defense Fund) için bu hafta yayınladığı araştırmaya göre, mevcut kurallara uygun gaz miktarı, AB’nin mevcut ithalatının üç katı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İngiltere el koyduğu Rus petrolünü satıp Ukrayna’ya aktaracak

Yayınlanma

İngiltere hükümeti, Manş Denizi’nde el konulan Smyrtos adlı tankerden elde edilen yaklaşık 100 bin ton Rus petrolünü satarak gelirini Ukrayna’ya aktarmayı planlıyor. Piyasa değeri 35 milyon sterlin olan petrolün satışına yönelik planlar henüz başlangıç aşamasında

İngiltere hükümeti, haziran ayında Manş Denizi’nde el konulan ve Londra tarafından Rusya’nın gölge filosuyla ilişkilendirilen Smyrtos adlı tankerden çıkan yaklaşık 100 bin ton Urals tipi Rus petrolünü satmayı planlıyor.

The Telegraph gazetesinin hükümet yetkililerine dayandırdığı habere göre, elde edilecek gelirin Ukrayna’ya yardım amacıyla gönderilmesi öngörülüyor.

İngiliz yetkililer, gemideki petrolün artık yasal olarak İngiltere’ye ait olduğunu ve hükümetin bu emtiayı satabileceğini ya da farklı bir şekilde değerlendirebileceğini belirtiyor.

Bakanlar, piyasa değeri yaklaşık 35 milyon sterlin olan petrolü satışa çıkarmayı değerlendirirken, buradan elde edilecek kaynağın Ukrayna’nın askeri ihtiyaçları için harcanması planlanıyor.

Planın henüz başlangıç aşamasında olduğunu yazan gazete, yetkililerin parayı doğrudan Kiev’e aktarma veya Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için askeri teçhizat satın alma seçenekleri üzerinde durduğunu kaydetti.

Rusya ise çatışma sürecinde Kiev’e yapılacak her türlü yardıma karşı çıkıyor.

Gazeteye göre, İngiliz makamları 14 Haziran’da Manş Denizi’nde durdurulan tankerden tahliye edilen Rus petrolü için bir açık artırma düzenleyebilir. Yayına konuşan kaynaklar, İngiltere Ulusal Suçla Mücadele Ajansı tarafından yürütülen soruşturma tamamlandığında, geminin kendisinin Rusya’ya dönmesine izin verileceğini belirtti.

Yetkililer tarafından değerlendirilen bir diğer alternatif ise el konulan petrolün İngiltere içinde işlenerek konutların enerji ihtiyacında kullanılması yönünde. Ancak gazete, petrolün devlet mülkiyetinden enerji şirketlerinin kullanımına yasal olarak nasıl aktarılacağının henüz netleşmediğini aktardı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, kendi talimatıyla İngiliz ordusunun Manş Denizi’nde Londra’nın Rusya ile ilişkilendirdiği Smyrtos adlı petrol tankerini ilk kez durdurduğunu duyurmuştu.

Altı saat süren operasyona Kraliyet Deniz Piyadeleri birimleri, Chinook, Merlin Mk4 ve Wildcat tipi helikopterler, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait bir P-8 devriye uçağının yanı sıra HMS Sutherland ve HMS Ledbury gemileri katılmıştı.

Tanker, durdurulmasının ardından daha fazla gözetim altında tutulmak üzere İngiltere’nin güney kıyılarında demirletilmişti.

MarineTraffic verilerine göre Kamerun bayrağı altında çalışan Smyrtos, 5 Haziran’da Rusya’nın Ust-Luga limanından hareket etmişti.

The Guardian gazetesi, yaklaşık 40 milyon dolar değerinde petrol taşıyan geminin Hindistan’a doğru yol aldığını yazmıştı.

Moskova yönetimi ise Londra’nın Smyrtos tankerine el koymasını sert şekilde eleştirdi. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın Yatırım ve Ekonomik İşbirliği Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev, tankere el konulduğu yönündeki haberlerin, İngiliz kamuoyunun dikkatini başta göç krizi olmak üzere ülkenin iç sorunlarından başka yöne çekme girişimi olduğunu belirtti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da “gölge filo” kavramının, Avrupa Birliği ülkeleri tarafından “deniz ulaşım hatlarında haydutluk yapmak” için bir bahane olarak uydurulduğunu iddia ediyor.

The Guardian, İngiliz makamlarının Smyrtos tankerine el konulmasının ardından Rusya’dan gelebilecek olası bir yanıta karşı hazırlıklara başladığını yazmıştı.

Gazeteye konuşan bir kaynak, Rusya’nın yanıtının “dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşebileceğini” belirterek, “Muhtemelen acele etmeyecekler ve doğru anı bekleyeceklerdir” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English