Diplomasi
Hürmüz Boğazı’nın kapanması motor yağı fiyatlarını üçe katladı

Ortadoğu’daki sevkiyat kesintileri sebebiyle Grup 3 baz yağlarında yaşanan hammadde açığı, Volkswagen, Stellantis ve Toyota gibi üreticileri yeni motor yağı formüllerine geçmeye yöneltti. ABD ve Avrupa’da ton fiyatı neredeyse üç kat artarak 4 bin dolara ulaşan hammadde stoklarının tükenme noktasına geldiği bildirildi.
Ortadoğu kaynaklı sevkiyat kesintilerinin Grup 3 baz yağlarında yol açtığı hammadde açığı nedeniyle Volkswagen, Stellantis ve Toyota dahil olmak üzere dünyanın önde gelen otomotiv üreticileri motor yağlarında yeni formülasyonlara geçiş yapmaya başladı.
Financial Times’ın haberine göre, ABD ve Avrupa’nın ağırlıklı olarak Ortadoğu’dan tedarik ettiği yüksek kaliteli hammadde rezervleri neredeyse tamamen tükendi.
Avrupa ve ABD pazarlarında Grup 3 baz yağlarının ton fiyatı savaş öncesi döneme kıyasla yaklaşık üç kat artış göstererek 4 bin dolar seviyesine ulaştı.
Haberde, hammadde açığının derinleşmesi durumunda dünya genelindeki araç sahipleri için periyodik yağ değişim maliyetlerinin artabileceği ve bakım servislerinde gecikmeler yaşanabileceği kaydedildi.
Motor yağlarının temel bileşeni olan yüksek düzeyde rafine edilmiş bu petrol türevleri, motor parçalarının yağlanması ve aşınmaya karşı korunması amacıyla kullanılıyor.
Otomotiv devleri alternatif tedarikçilere yöneldi
Otomotiv grubu Stellantis, yeniden formüle edilen madeni yağları test ettiğini ve sektör standartlarını karşılayan alternatif ürün tedarikini güvence altına aldığını bildirdi. Toyota da benzer şekilde alternatif tedarikçiler bulduğunu açıklarken, Volkswagen gerekli hacimleri sağladığını ve ek alım seçeneklerini değerlendirmeyi sürdürdüğünü duyurdu.
ABD Bağımsız Madeni Yağ Üreticileri Birliği (Independent Lubricant Manufacturers Association) Başkanı Holly Alfano, alternatif kanalların da sınırsız olmadığını belirterek şu uyarıyı yaptı:
“Alternatif tedarikçiler de kısıtlı kapasitelerle çalışıyor. Taşımacılıkta yaşanabilecek yeni aksamalar, rafinerilerin durması veya benzeri şoklar mevcut tabloyu hızla daha da ağırlaştırabilir.”
Sektörün çok dar bir güvenlik marjıyla faaliyet gösterdiğini vurgulayan piyasa analiz kuruluşu Argus Media’nın Baz Yağ Fiyatlandırma Birimi Yöneticisi Gabriella Twining ise alternatiflerin giderek azaldığına dikkat çekti.
Twining, “Hürmüz Boğazı yarın açılsa dahi Avrupa ve ABD’nin stoklarını yenileyecek yeni partileri en erken ekim ayına kadar teslim almasını beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Grup 3 baz yağlarındaki açık, Shell’in Katar’daki tesisinin hasar görmesi dahil olmak üzere Ortadoğu’daki sevkiyat kesintilerinin ardından ortaya çıktı. Japonya’daki bazı Suzuki servislerinde yağ değişimi süreçlerinde gecikmeler yaşanırken, Osaka merkezli bir taksi işletmesi baz yağ maliyetlerinin iki katına çıktığını bildirdi.
ABD, İran’a karşı Türkiye’nin de dahil olduğu kara ablukasını gündemine aldı
Hürmüz Boğazı’nın kapanması yeni petrol ihracatçılarını öne çıkardı
The Times gazetesinin aktardığına göre, Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine kapanmasından en büyük kazanımı daha önce önde gelen petrol ihracatçıları arasında yer almayan ülkeler sağladı.
ABD ile İran arasındaki savaşın ithalatçıları farklı güzergahlar aramaya zorlaması, enerji piyasasındaki güç dengelerini değiştirdi.
Nüfusu 1 milyonun altındaki Guyana, günlük yaklaşık 1 milyon varil petrol üretimi gerçekleştiriyor. Rezervleri 11 milyar varil olarak hesaplanan ve kıyı ötesi ilk üretimine 2019’da başlayan ülkenin, 2030 yılına kadar petrol sevkiyatını iki katına çıkarabileceği öngörülüyor.
Namibya ve Fildişi Sahili açıklarında yeni petrol yatakları keşfedilirken, Uganda da üretime başlamaya hazırlanıyor. Ortadoğu’ya olan bağımlılıklarını azaltmak isteyen Çin ve Hindistan, Brezilya ve Afrika’dan yaptıkları petrol alımlarını artırdı.
Yaşanan bu yapısal değişimle birlikte ABD, Kanada, Brezilya, Arjantin ve Guyana’dan oluşan ve gazetenin “Amerikan Beşlisi” olarak tanımladığı yeni grup, piyasayı Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünü (OPEC) baypas edecek şekilde şekillendirmeye başladı.
ABD ve İsrail’in İran ile savaşı şubat ayı sonunda başladı. Çatışmaların doğrudan sonuçlarından biri, küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda deniz seyrüseferinin durması oldu.
Uluslararası Para Fonu (IMF) uzmanlarının değerlendirmelerine göre, boğazın tamamen ulaşıma açılmasının ardından petrol sevkiyatının büyük bir kısmının eski seviyesine dönmesi iki ila üç ay sürecek.
İran ve Umman transit hat üzerinde anlaştı: Hürmüz Boğazı’nda kontrol Tahran’a geçebilir
Diplomasi
Netanyahu, Kushner ve Blair ile bir araya geldi

Jared Kushner, Barış Kurulu Başkanı Nikolay Mladenov ve Tony Blair, bugün (17 Ağustos) Başbakan Binyamin Netanyahu ve diğer üst düzey İsrailli yetkililerle bir araya geldi.
Bu isimler, İsrail’e Gazze için ABD planının bir sonraki aşamasına geçmesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin 15 maddelik belgeyi de içeren ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planını ilerletmesi yönünde baskı uygulamaya devam ettiler.
Kudüs’teki toplantı öncesinde, “Barış Kurulu”ndan üst düzey bir yetkili Jerusalem Post gazetesine yaptığı açıklamada, Kushner, Mladenov ve Blair’in yol haritasındaki sonraki adımları somut uygulama önlemlerine dönüştürmek amacıyla Mısır’ın El Alamein kentinde üst düzey Mısırlı yetkililer ve diğer arabulucularla toplantılar yaptıklarını söyledi.
Üçlü ayrıca Gazze İdaresi Ulusal Komitesi ile bir araya gelerek, Gazze Şeridindeki yönetim yetkisinin bu teknokratik kuruma devredilmesi öncesinde komite üyeleriyle planları gözden geçirdi.
Üst düzey yetkiliye göre, Kudüs’teki görüşmeler Trump’ın 20 maddelik planının uygulanmasını hızlandırmanın yollarına odaklanacak ve “ABD ile İsrail, nihai hedef konusunda mutabık kalacak: silahsızlandırılmış bir Hamas.”
Yetkili, hedefin Hamas’ın yönetim yetkisini Filistinli teknokratik hükümete tamamen devrettiği ve böylece Gazze Şeridinin yeniden inşasının devam etmesine olanak tanıyan silahsızlandırılmış bir Gazze’ye ulaşmak olduğunu da sözlerine ekledi.
Ayrıca yetkili, bu adımların ateşkesi korumayı, tüm yönetim yetkisini Gazze İdaresi Ulusal Komitesi’ne devretmeye başlamayı ve Hamas’ın Gazze Şeridinin geleceğinin yönetilmesinde hiçbir rol oynamamasını sağlamayı amaçladığını belirtti.
Aynı zamanda bu süreç, Hamas’ın kapsamlı bir şekilde silahsızlandırılmasına ve askeri altyapısının devre dışı bırakılmasına başlanmasını, Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılmasını mümkün kılmayı ve buna bağlı olarak İsrail’in geri çekilmesine olanak sağlamayı amaçlıyor.
“Barış Kurulu” ayrıca, yardımların çalınmamasını ve tehdit altında başka amaçlarla kullanılmamasını sağlarken, Gazze Şeridine insani yardımın ulaşmasını ve yeniden yapılanma sürecini hızlandırmayı hedefliyor.
Yetkili, Barış Kurulunun bakış açısına göre Hamas’tan ne beklendiği konusunda artık hiçbir belirsizliğin kalmadığını vurguladı.
Yetkili, “Hamas, yönetim yetkisini, tüm silahlarını ve askeri altyapısını teslim etmeli. Gazze, bir daha asla İsrail’e karşı terörizmin kaynağı olamaz,” dedi.
Diplomasi
İsrail ve Honduras arasında savunma işbirliği derinleşiyor

İsrail Savunma Bakanlığı, Honduras ile savunma işbirliğini derinleştirmek amacıyla bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ile Honduras Savunma Bakanı Enrique Rodríguez Burchard’ın, her iki ülkenin savunma bakanlıklarından üst düzey yetkililerin de katıldığı, İsrail’de düzenlenen bir toplantı sırasında mutabakat metnini imzaladıkları belirtildi.
Açıklamada, “Bugün imzalanan mutabakat metni, iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinin güçlendirilmesinde önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor ve ortak çıkarlar ile değerlere dayalı uzun vadeli bir işbirliği çerçevesi oluşturuyor,” denildi.
Bakanlık şunları ekledi:
“Honduras heyeti, İsrail’in son yıllarda karşılaştığı güvenlik ve operasyonel zorluklar hakkında bilgilendirildi; bu bilgilendirme, çok cepheli savaştan ve bölgedeki değişen ve ortaya çıkan tehditlerle mücadeleden çıkarılan önemli dersleri de içeriyordu.”
Törene ayrıca İsrail Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Emekli Tümgeneral Amir Baram, Politika ve Siyasi-Askeri Büro Kıdemli Başkan Yardımcısı, İsrail’in Honduras Savunma Ataşesi ve her iki ülkeden diğer üst düzey yetkililer de katıldı.
Bakanlık, yapılan görüşmelerin bir kısmının ortak stratejik ve güvenlik meselelerinin yanı sıra işbirliğinin genişletilme yollarını da içerdiğini belirtti.
Honduraslı yetkililere İsrail’in son birkaç yıldaki savaşlarından çıkarılan “önemli dersler” hakkında bilgi verildi.
Buna ek olarak, heyete İsrail Savunma Bakanlığının mevcut faaliyetleri ile “İsrail’in savunma ve savunma sanayi yapısının temel unsurları” hakkında bilgi aktarıldı.
Açıklamada, bu mutabakat zaptının geçtiğimiz yıl boyunca bakanlık tarafından tasarlanan bir dizi anlaşmanın parçası olduğu belirtildi.
Bu adımlar, “Bakanlığın, İsrail’in savunma ortaklıkları çemberini genişletme, dost ülkelerle stratejik bağları güçlendirme ve İsrail savunma sanayisi ile uluslararası pazarlar arasındaki işbirliğini derinleştirme stratejisinin bir parçası” olarak nitelendirildi.
Açıklamada Honduras, Orta Amerika’daki “önemli bir ortak” olarak nitelendirildi ve bu ülkenin yıllar boyunca uluslararası alanda İsrail’i desteklediği belirtildi.
2017 yılında Honduras, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını kınayan BM Genel Kurulu kararına karşı oy kullanan dokuz ülkeden biriydi.
2021 yılında Honduras, ABD, Guatemala ve Kosova’nın ardından büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan ilk ülkelerden biri oldu.
7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun ardından İsrail’deki büyükelçisini geri çeken Honduras, ağustos ayı başında yeni bir büyükelçi atadı.
Bu büyükelçi, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog tarafından kabul edildi.
Diplomasi
ABD tarifeleri, Çinli tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmadı

ABD’nin Çin’e uyguladığı gümrük vergileri, Çin’e olan bağımlılığını azaltmaktan çok, Çin menşeli ürünlerin ABD’ye ulaşma yollarını değiştirdi.
2024 yılına kadar olan katma değerli ticaret akışlarının incelenmesi, ABD’nin Çinli üreticilere olan bağımlılığının, ikili ticaret verilerinin gösterdiğinden çok daha az azaldığını ortaya koyuyor.
Başkan Donald Trump’ın ilk dönemindeki Çin’e yönelik gümrük vergilerinin de etkisiyle, Çin mal ve hizmetleri, üçüncü ülkelerden yapılan ABD ithalatına dahil olarak giderek artan bir şekilde ABD pazarına giriyor.
Katma değerli ticaret akışlarının ölçülmesi, malların ABD’ye ulaşmadan önce geçtiği son sınırdan ziyade, ithal edilen ürünlerin nihai kaynağını belirler.
Örneğin, ABD’nin Vietnam’dan 1.000 dolarlık bir dizüstü bilgisayar ithal etmesi, ABD ile Vietnam arasındaki ikili ticaret olarak ölçülür.
Fakat diyelim ki dizüstü bilgisayarın nihai değerinin yüzde 60’ı Çin menşeli parçalardan oluşuyor. Katma değerli ticaret yöntemlerine göre, dizüstü bilgisayarın Vietnam’dan yapılan ABD katma değerli ithalatı 400 dolar, Çin’den yapılan ABD katma değerli ithalatı ise 600 dolar olarak ölçülür.
The Peterson Institute for International Economics (PIIE) tarafından yapılan araştırmaya göre, ABD ithalatındaki toplam katma değerde Çin’in payı, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ayrışmanın, Çin’in toplam ABD ithalatındaki payına kıyasla önemli ölçüde daha az olduğunu gösteriyor.
Trump’ın ilk ticaret savaşından hemen önceki yıllarda, bu iki gösterge neredeyse birbirine yaklaşmıştı: 2017 itibarıyla Çin, toplam ABD ithalatının yaklaşık yüzde 18’ini oluştururken, Çin kaynaklı katma değer ise ABD ithalatında yer alan toplam katma değerin tahmini olarak yüzde 17,7’sini oluşturuyordu.
Fakat 2018’den sonra bu iki gösterge keskin bir şekilde birbirinden uzaklaştı. Çin’in toplam ABD ithalatındaki payı istikrarlı bir şekilde azalarak 2024’te yaklaşık yüzde 11’e geriledi.
Buna karşılık, katma değer payı 2018’den sonra daha da yükseldi, 2021’de yüzde 19’un biraz üzerinde zirveye ulaştı ve ardından 2024’te yüzde 15,4’e hafifçe geriledi.
Başka bir deyişle, ikili ithalat göstergesi ticaret savaşı öncesi seviyesine kıyasla yaklaşık 7 puanlık bir düşüş gösterirken, katma değer göstergesi yalnızca 2,3 puanlık bir düşüşe işaret ediyor.
Dolayısıyla katma değer verileri, Çin menşeli ürünlerin gümrük vergilerini aşmanın yollarını bulduğunu gösteriyor.
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını6 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi











