Bizi Takip Edin

Avrupa

İtalya, Almanya’nın savaş uçağı projesine katılmasına açık

Yayınlanma

Leonardo’nun yeni CEO’su, Almanya’nın Birleşik Krallık ve Japonya ile birlikte yeni nesil savaş uçağı programına katılmasına İtalyan yönetiminin açık olacağını belirtti.

Geçen ay devlet kontrolündeki İtalyan savunma grubunun başına geçen Lorenzo Mariani, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Almanya’nın Küresel Muharebe Hava Programı’na (GCAP) katılımının projeyi geciktireceğini ama uzun vadede faydalar sağlayacağını söyledi.

Mariani, “Şu anda diğer üç ülkeyle aynı haklara sahip yeni bir ülkeyi programa dahil etmek isterseniz, bu biraz aksaklığa yol açabilir [ama] uzun vadeli faydalar ortada,” dedi.

Mariani, mevcut GCAP ortaklarının zorlu müzakerelerin ardından iş dağılımı konusunda zaten anlaşmaya vardıklarını fakat Leonardo ve İngiltere’nin BAE Systems şirketinin daha önce Eurofighter Typhoon projesinde Airbus’ın Almanya merkezli savunma bölümüyle başarılı bir şekilde çalıştıklarını belirtti:

“Alman sanayi kompleksinden bazılarının faaliyetlerimize katılması beni memnun eder. Bu programlar yatırım açısından her zaman çok zorlayıcıdır. Normalde başlangıçta öngördüğünüzden daha fazla kaynak gerektirirler. Dolayısıyla hem finansal imkânlara hem de endüstriyel yetkinliğe sahip başka bir ortağın olması iyi olur.”

Mariani, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Airbus ve Dassault’u anlaşmazlıklarını çözmeye zorlamak için yaptıkları birkaç denemenin ardından Berlin’in projeden çekilmesiyle 100 milyar avroluk Geleceğin Muharebe Hava Sistemi (FCAS) projesinin çöküşü karşısında şaşırmadığını belirtti.

CEO, siyasi liderlerin projenin arkasındaki itici güç olduğunu fakat FCAS’ın endüstriyel düzeyde zorluklar yaşadığını da sözlerine ekledi.

Mariani, “Siyasi olarak başlayabilirsiniz ama endüstri doğru ortak noktaları, doğru hedefleri ve iş paylaşımını bulamazsa, bu gerçekten zor olur,” dedi.

Alman hükümeti ve Airbus, Almanya’nın ya yeni bir projeye liderlik etmeyi ya da rolü “önemli” ve “Almanya’nın mali katkısına” uygun olması halinde mevcut bir projeye katılmayı hedeflediğini belirtti.

Yeni Alman havacılık stratejisi

Japonya, gecikmeleri önlemek ve GCAP’ın 2035 yılına kadar bir savaş uçağını hizmete sokma hedefini gerçekleştirmek istediği için yeni ortakları kabul etmekte isteksiz davranıyor.

Almanya’nın potansiyel ilgisi, John Healey’in bu ay savunma bakanlığından istifa etmesinin ardından, projenin finansal taahhüdüne ilişkin belirsizliğin ortasında ortaya çıktı.

Healey, hükümeti “tehditlerin arttığı bu dönemde ülkenin savunması için gerekli kaynakları ayırmaya isteksiz” olmakla eleştirmişti.

Mariani, Birleşik Krallık’ın projeye katılımının devam edeceğinden emin olduğunu belirtti:

“Savaş uçakları, Birleşik Krallık için o kadar önemli bir alandır ki, bu önceliği asla terk etmeyeceklerdir. Bu, ülke için, ülkenin coğrafi konumu açısından ve endüstriyel yetkinliği açısından önemlidir.”

Mariani, bu aşamada Almanya’yı projeye dahil etmenin yoğun müzakereler gerektireceğini belirtti.

İtalyan savunma sanayisinin deneyimli isimlerinden biri olan Mariani, geçen ay Başbakan Giorgia Meloni’nin hükümeti tarafından eski Leonardo CEO’su Roberto Cingolani’nin yerine atanmıştı.

Cingolani’nin yeni nesil askeri teknolojiye odaklanması yatırımcıları etkilemişti ama tanklar gibi konvansiyonel silahların üretimini hızla artırma ihtiyacına yeterince önem vermediğini düşünen silahlı kuvvetler yetkilileri tarafından şüpheyle karşılandı.

Mariani, Leonardo’nun üretim kapasitesini artırdığını, binlerce yeni çalışan işe aldığını, üretim tesislerini genişlettiğini ve tedarik zincirindeki darboğazları aşmak için çalıştığını söyledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

EUISS: Rusya’yı caydırmak için AB’de askeri entegrasyon derinleşmeli

Yayınlanma

EUISS raporuna göre, Avrupa’nın gerçek caydırıcılık kapasitesi savunma harcamalarının miktarıyla değil, gerçek bir kriz durumunda kuvvetlerinin fiilen birlikte savaşıp savaşamayacağıyla değerlendirilecek.

Avrupa Birliği’nin dış ve güvenlik politikası alanındaki düşünce kuruluşu olan Avrupa Birliği Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nin (EUISS) Avrupa’yı Savunmak, Rusya’yı Caydırmak: Kaynaklar, Hazırlık ve Kararlılık başlıklı raporunda, Avrupa’nın caydırıcılık yeteneklerinin tek bir AB çözümünün peşinde koşmaya değil, paralel ulusal ordulardan “gerçek anlamda entegre operasyonel sistemlere” geçişe bağlı olduğu savunuluyor.

En bariz yolun, “daha “Avrupalılaşmış bir NATO”ya doğru ilerlemek olduğunu savunan EUISS, ittifakın hâlâ Avrupa’nın kolektif savunmasının organize edildiği yerleşik bir çerçeve konumunda olduğuna işaret ediyor.

Fakat yazarlar, ABD’nin rolünü üstlenebilecek bir duruş oluşturmak için çok uluslu askeri işbirliğini derinleştirmenin önemini vurguluyor.

EUISS’e göre, “kademeli koordinasyon” artık yeterli değil ve Avrupa ülkeleri, askeri yeteneklerin tüm yelpazesi boyunca ikili ve çok taraflı işbirliğini bilinçli bir şekilde genişletmeli ve birlikte çalışabilirliğin “istisna değil, varsayılan durum haline gelmesini” sağlamalı.

İşbirliğinin, “işlevselliğe uygun şekilde” tasarlanmasını tavsiye eden EUISS, havadan erken uyarı ve kontrol sistemleri, istihbarat platformları ve uydular gibi varlıklar için, yüksek maliyetleri ve merkezi kullanımları göz önüne alındığında, kaynakların birleştirilmesinin ve ortak mülkiyet düzenlemelerinin “en verimli seçenek olarak değerlendirildiğini” kaydediyor.

Öte yandan EUISS Kıdemli Politika Analisti Luigi Scazzieri’ye göre, roket topçuları veya zırhlı birlikler gibi cephe savaş sistemleri, tam bir yapısal birleşmeden ziyade ortak lojistik, ortak eğitim ve koordineli operasyonel planlama yoluyla entegrasyona daha uygun.

Avrupalı ülkeler, tedarik, eğitim ve lojistik alanlarında Belçika-Hollanda deniz işbirliğinden, Avrupa Hava Taşımacılığı Komutanlığı (EATC) aracılığıyla hava taşımacılığı ve havada yakıt ikmalinin birleştirilmesine kadar bu eğilimin örneklerini şimdiden görüyor.

Daha iddialı bir bakış açısıyla, Hollanda mekanize kara kuvvetlerinin Alman yapılarına dahil edilmesi ve İskandinav hava kuvvetlerinin giderek artan entegrasyonu gibi düzenlemeler, daha derin bir operasyonel yakınlaşmayı gösteriyor.

Bu nedenle rapor, hem yerleşik hem de yeni ortaya çıkan işbirliği modellerinin genişletilmesini talep ediyor.

Bunun kilit unsuru, Avrupa komuta düzenlemelerinde daha fazla dayanıklılık sağlanması olacak. Bu sayede bu düzenlemeler, ABD’nin desteğine çok daha az ihtiyaç duyarak operasyonları planlayıp yürütebilecek.

Bu süreç halihazırda devam ediyor. En göze çarpan örnekler ise komuta sorumluluklarının Napoli’de İtalya’ya ve Norfolk’ta Birleşik Krallık’a devredilmesi.

Nihai hedef, Avrupalıların omurgasını oluşturduğu ve ABD’nin artık vazgeçilmez bir çerçeve ülke olarak hizmet etmediği bir ittifak olacak.

EUISS, bu gündemin aciliyetinin Rusya’nın değişen askeri duruşuyla daha da vurgulandığını belirtiyor.

Ukrayna’da savaş alanında önemli kayıplara rağmen Moskova, silahlı kuvvetlerini uyarladı, endüstriyel seferberliğini genişletti ve melez ve yıpratma tarzı bir savaş yöntemini geliştirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’de Rusya ile temas krizi: Macron ve Merz, Costa’ya tepki gösterdi

Yayınlanma

Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ekibinin Rusya ile doğrudan temas kurma girişimi, Avrupa Birliği liderleri arasında derin görüş ayrılıklarına yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in girişime kapalı kapılar ardında karşı çıktığı belirtilirken, bazı üye ülkeler Costa’nın diplomatik hamlesini savundu.

Avrupa Birliği (AB) liderleri arasında, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ekibinin Rusya ile doğrudan temas kurma girişimi nedeniyle derin görüş ayrılıkları yaşanıyor.

Politico’nun kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bazı Avrupalı liderler bu adımı kamuoyu önünde desteklerken, diğer hükümetler girişime karşı çıkarak birlik içindeki çatlakları gün yüzüne çıkardı.

Edinilen bilgilere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Costa’ya özel görüşmelerde bu adımlardan duydukları memnuniyetsizliği doğrudan iletti. Kaynaklar, ismi açıklanmayan bir diğer liderin ise Avrupa Konseyinin Moskova ile diyalog geliştirme çabalarına büyük öfke duyduğunu aktardı.

Estonya Başbakanı Kristen Michal, daha önce Politico’ya verdiği demeçte Costa’nın bu adımını “hatalı” olarak nitelendirmiş ve AB’nin aynı anda hem çatışmada arabulucu hem de Ukrayna’nın destekçisi olamayacağını ifade etmişti.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada, mevcut dönemin Rusya ile müzakereler için uygun zaman olmadığını düşündüğünü dile getirdi.

Bazı ülkeler Costa’ya destek veriyor

Diğer yandan Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa Konseyi Başkanına destek veren liderler arasında yer aldı. Politico’nun aktardığına göre Fico, “Avrupa Konseyi Başkanını destekliyorum ve ekibinin bu yönde hareket etmesini memnuniyetle karşılıyorum” ifadesini kullandı. Gazete, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Belçika Başbakanı Bart De Wever’in de Costa’ya kamuoyu önünde destek verdiğini hatırlattı.

Finlandiya basınından Helsingin Sanomat gazetesi de Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo’nun, Rusya ile temas kurulması nedeniyle Costa’yı eleştirmekten kaçındığını yazdı.

Politico, yaşanan bu durumun, göreve başladığı Aralık 2024’ten bu yana Avrupa liderlerinin mutlak çoğunluğu tarafından hiç eleştirilmeyen Avrupa Konseyi Başkanının konumunu zorlaştırdığını belirtti. Gazeteye konuşan kaynaklar, Rusya ile temas konusundaki görüş ayrılıklarının Costa’ya olan güvenin tamamen kaybedildiği anlamına gelmediğini, ancak 2 trilyon avro değerindeki yeni yedi yıllık AB bütçesinin onaylanması gibi önemli dosyalardaki çalışmalarını zorlaştırabileceğini kaydetti.

António Costa, 19 Haziran’daki AB zirvesinin ardından düzenlenen basın toplantısında adımlarını savunarak, AB’nin Ukrayna’yı diplomatik alanda da desteklemesi gerektiğini söyledi. Costa, “Rusya’nın mesajlarını yorumlama konusunda başkalarına bağımlı olamayız, kendi mesajlarımızı doğrudan Rusya’ya iletebilmeliyiz” dedi.

Avrupa Konseyi Başkanı, bu telefon görüşmesini AB üyeleriyle neden önceden koordine etmediğine yönelik soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Costa’nın ekibinin Kremlin temsilcileriyle kısa bir telefon görüşmesi gerçekleştirmesi zirvede bazı Avrupalı liderlerin tepkisini çekti. Costa’nın ekibinin görüşme öncesinde yalnızca Almanya, Fransa, İngiltere ve Avrupa Komisyonunu bilgilendirdiği iddia edildi. Ancak iki diplomat, Berlin’in bu konuda önceden uyarılmadığını öne sürdü.

Zirvede liderler ayrıca olası barış müzakerelerinde Avrupa’yı kimin temsil edebileceğini de tartıştı ancak bir uzlaşıya varamadı. Finlandiya Başbakanı Orpo ve bazı liderler, bu konunun kamuoyu önünde tartışılmasının AB’ye olan güvene zarar verdiği görüşünü savundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise zirve sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, AB’nin Rusya ile Ukrayna konusunda yapılacak müzakerelere hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Keir Starmer istifa etti

Yayınlanma

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, başbakanlıktan ve İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Başbakanlık önünde düzenlediği basın toplantısında konuşan Starmer, “ayrılması gerektiği kararını olgunlukla kabul ettiğini” söyledi.

Starmer şöyle konuştu:

“Partimin şu anda sorduğu soru, bir sonraki genel seçime bizi götürmek için en uygun kişinin ben olup olmadığımdır. Parlamento grubumuzun bu soruya verdiği cevabı dinledim ve bu cevabı olgunlukla kabul ediyorum. Aldığım her karar, sevdiğim ülkeyi ön planda tutmak amacıyla verildi. İşte bu nedenle İşçi Partisi liderliğinden istifa edeceğim. Bu sabah Majesteleri Kral ile görüşerek kararımı kendisine bildirdim.”

Starmer görevden ayrılışının zaman çizelgesini de açıkladı. İşçi Partisi Ulusal Yürütme Komitesi’nden, adaylık başvurularının 9 Temmuz’da başlayıp yaz tatili öncesinde tamamlanacağı bir zaman çizelgesi hazırlamasını isteyeceğini söyleyen Başbakan, “Bir yarış olması durumunda, bu sayede eylül ayında Parlamento yeniden toplanmadan önce yeni liderin göreve başlaması sağlanacaktır. Yarışma sona erene kadar başbakanlık görevimde kalacağım ve iktidarın düzenli bir şekilde devredilmesini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım,” dedi.

İngiltere Başbakanı Starmer istifa takvimini açıklayabilir

Avam Kamarası’nın yaz tatili 16 Temmuz’da başlayacak. Dolayısıyla, Greater Manchester Belediye Başkanı iken geçen hafta sonu yapılan ara seçimlerde milletvekili seçilen Andy Burnham’ın önümüzdeki ayın ortasında başbakan olması bekleniyor.

Öte yandan Burnham’ın karşısına Wes Streeting’in çıktığı bir İşçi Partisi liderlik yarışması olması durumunda, yeni başbakan ağustos ayı sonuna kadar göreve başlayacak.

Avam Kamarası, yaz tatilinin ardından 1 Eylül’de yeniden toplanacak.

Starmer, konuşmasını, “ülkedeki en büyük işi” bırakıp bir baba ve eş olarak “en önemli işe” daha fazla zaman ayıracağını söyleyerek sonlandırdı.

Halefine “tam ve kesin desteğini” vereceğini söyleyen Starmer’ın konuşmanın sonunda ağlamak üzere olduğu görüldü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English