Bizi Takip Edin

Rusya

İzvestiya muhabiri Ukrayna’nın İHA saldırısında hayatını kaybetti

Yayınlanma

İzvestiya gazetesinin serbest çalışan muhabiri Aleksandr Martemyanov, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde (DHC), Ukrayna ordusuna ait bir insansız hava aracının (İHA) sivil bir araca saldırması sonucu aldığı yaralardan dolayı hayatını kaybetti.

RIA Novosti ajansından muhabir Maksim Romanenko’nun haberine göre, Ukrayna ordusu, Donetsk-Gorlovka otoyolunda seyir halindeki bir sivil aracı hedef aldı. Saldırı sonucunda bir kişi hayatını kaybederken, teşkilatın bir muhabiri ve medya mensubu dört kişi yaralandı.

Romanenko, olayla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Gorlovka’daki saldırıların ardından çekim yaptıktan sonra Donetsk’e dönüyorduk. Yolda, kamikaze tipi bir drone aracımıza çarptı.” Romanenko, yüzünde sıyrıklar ve sarsıntı geçirdiğini belirtti.

Bir süre sonra, İzvestiya gazetesi de kendi muhabirlerinin ölümünü doğruladı.

2024 yılı boyunca Ukrayna ordusunun saldırıları sonucunda pek çok Rus gazeteci hayatını kaybetti. 15 Aralık’ta, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, gazetecilerin ölümünden sorumlu olanların hak ettikleri cezayı alacaklarını taahhüt etti.

Zaharova, “suçlu Kiev rejiminin militanlarının” elleriyle öldürülen diğer gazetecileri hatırlatarak şu isimleri zikretti: Savaş muhabiri Semyon Eryomin, kameraman Valeriy Kojin, gazeteci Nikita Tsitsagi ve Kursk’taki Halk Gazetesi yayın yönetmeni Yuliya Kuznetsova. Önceki yıllarda ise Darya Dugina ve Vladlen Tatarskiy gibi gazetecilerin öldürüldüğü biliniyor.

Rusya

Rusya semalarında altı ayda 40 bin Ukrayna İHA’sı vuruldu

Yayınlanma

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 2026 yılının başından bu yana Rusya toprakları ve Kırım’a yaklaşık 40 bin insansız hava aracı fırlattı. Rusya Savunma Bakanlığı verilerine dayanan analizler, yoğunlaşan İHA saldırılarının petrol rafinelerini hedef alarak ülkede son yirmi yılın en ciddi akaryakıt krizine yol açtığını gösteriyor.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, 2026 yılının başından bu yana Rusya topraklarına ve ilhak edilen Kırım yarımadasına yaklaşık 40 bin insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Rusya Savunma Bakanlığının günlük raporlarına göre, ocak ayından haziran ayına kadar olan süreçte hava savunma güçleri tarafından 39 binden fazla Ukrayna İHA’sı “engellendi ve imha edildi”.

Bu veriler, ayda ortalama yaklaşık 6 bin İHA’nın düşürüldüğü anlamına gelirken, tamamlanmayan haziran ayında bu sayı 9,7 bine ulaştı.

Savunma Bakanlığı raporları üzerinden hesaplama yapan Kommersant gazetesi, Rus hava savunma sistemlerinin günde ortalama 223 İHA düşürdüğünü aktardı.

En yoğun saldırılar, 15 bölgede 556 İHA ile 17 Mayıs gecesi, 18 bölgede 555 İHA ile 18 Haziran gecesi ve 14 bölgede 389 İHA ile 25 Mart gecesi gerçekleştirildi.

Rusya Savunma Bakanlığının raporlarında, hava savunma sistemlerinin en sık İHA düşürdüğü bölgeler arasında Belgorod, Kursk, Bryansk vilayetleri ve Kırım öne çıkıyor.

En çok hedef alınan ilk 10 bölge arasında Krasnodar Krayı, Moskova bölgesi (Moskova ve Moskova banliyöleri), Tula ve Oryol vilayetleri de yer alıyor. Ayrıca bakanlık, Karadeniz ve Azak Denizi sularında 380’den fazla İHA’nın imha edildiğini bildirdi.

Son aylarda Ukrayna güçleri saldırılarını petrol altyapısı üzerinde yoğunlaştırdı ve bu durum Rusya akaryakıt pazarında ciddi sonuçlar doğurdu.

Reuters’ın sektör kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, aralarında Moskova ve TANEKO rafinelerinin de bulunduğu bir dizi büyük tesisin haziran ayında durdurulması, benzin üretiminin geçen yılın haziran ayına kıyasla yüzde 25 oranında düşmesine yol açtı.

Günlük üretimin 85 bin tona gerilediği, buna karşılık yaz aylarındaki tüketimin en az 110 bin ton olduğu belirtilirken, mevcut üretimin talebin yüzde 20’sini karşılayamadığı kaydedildi.

Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, 16-22 Haziran haftasında benzin fiyatları yüzde 3 oranında artış gösterdi.

Bloomberg bu durumu, son 20 yılın en yüksek haftalık fiyat artışı olarak nitelendirdi. Verstka yayınının hesaplamalarına göre, akaryakıt sorunları Rusya’nın 78 bölgesini etkiledi. Bu durumun istisnaları olarak yalnızca İnguşetya, Çeçenistan, Kalmıkya, Çukotka ve Nenets Özerk Okrugu gösterildi.

Energy Intelligence analistleri, haziran ayı başında Rusya’daki petrol işleme hacminin günde 4 milyon varilin altına inerek son 21 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ve rafineri kapasitelerinin yaklaşık üçte birinin atıl kaldığını belirterek, yaşanan gelişmeleri “son yirmi yılın en kötü akaryakıt krizi” olarak tanımladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Fransa, Sicilya açıklarında Rus petrol tankerine el koydu

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’nın “gölge filosu” bünyesinde yer alan “Deliver” adlı tankerin Sicilya açıklarında Fransız deniz kuvvetleri tarafından durdurulduğunu açıkladı. Bu operasyonla birlikte Fransa, yıl başından bu yana Rusya ile bağlantılı dördüncü tankere müdahale etmiş oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’nın “gölge filosu”na ait “Deliver” adlı petrol tankerinin Sicilya açıklarında durdurulduğunu açıkladı.

Bu müdahaleyle birlikte Fransa, yıl başından bu yana Rusya ile bağlantılı dördüncü tankeri alıkoymuş oldu.

Macron, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Ulusal donanmamız salı günü, deniz hukukunu ihlal ederek Sicilya kıyılarından geçiş yapan Deliver tankerine çıkarma yaptı” ifadesini kullandı.

Fransız askeri personelinin gemiye biniş ve denetim anlarına ait görüntüleri de paylaşan Macron, bu operasyonun Avrupa’nın kararlı duruşunu gösterdiğini vurguladı.

Fransa lideri, “Bu filonun yaptırımları delmesine ve Rusya’nın savaş çabalarını finanse etmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başmüdürlüğü verilerine göre, Kamerun bayrağı altında çalışan Deliver tankeri, 2024 yılından bu yana Rus petrolünün ihracatında kullanılıyor.

Ağırlıklı olarak Baltık ve Karadeniz limanları üzerinden faaliyet gösteren tanker, Rus petrolü taşıdığı gerekçesiyle Avrupa Birliği’nin yaptırım listesinde.

Deliver operasyonu, Fransız ordusunun Rusya bağlantılı gemilere yönelik gerçekleştirdiği son müdahale olarak kayda geçti.

Fransa Deniz Kuvvetleri, 31 Mayıs’ta Atlantik Okyanusu’nda, Brittany bölgesinin 740 kilometre batısında “Tagor” adlı tankeri durdurmuştu.

Rusya’dan yola çıkan ve Avrupa Birliği yaptırımları kapsamında olan bu geminin de Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı finanse etmek amacıyla kullanıldığı Macron tarafından belirtilmişti.

Fransız yetkililer, sahte Kamerun bayrağı taşıyan Tagor tankerinin dur ihtarına uymadığını kaydetmişti.

Fransa, yıl başından bu yana iki tankeri daha alıkoymuştu. Ocak 2026’da “Grinch” ve Mart 2026’da “Deyna” tankerleri Fransız güçlerince durdurulmuş, ancak bu iki gemi daha sonra serbest bırakılmıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Medvedev: Batılı elitler üstünlük fikrinden vazgeçmedi

Yayınlanma

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’nda yaptığı konuşmada uluslararası hukuk sisteminin derin bir kriz içinde olduğunu belirtti. Batılı ülkelerin neo-kolonyal politikalarını sert bir dille eleştiren Medvedev, Rusya’nın egemenlik ve eşitlik mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.

St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu genel kurul toplantısında konuşan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, uluslararası hukuk sisteminin mevcut durumu, Batılı elitlerin politikaları, sömürgecilik mirası, Ukrayna’daki çatışmalar ve küresel askeri üslerin yarattığı güvenlik tehditlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Medvedev, uluslararası hukukun küresel bir krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, sömürgeciliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini ve Rusya’nın küresel düzeyde tam eşitliği sağlamak için mücadele etmeye hazır olduğunu ifade etti.

2026 yılının başından itibaren insanlığın uluslararası hukuk alanında son derece ciddi ve yapısal sınamalarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Medvedev, yaşanan bu tarihsel süreçlerin sadece hukuk sistemini değil, mesleki sorumluluklarına sadık kalan tüm hukukçuları da zorlu bir sınavdan geçirdiğini vurguladı.

Mevcut uluslararası hukuk kurumlarının derin bir işlevsizlik ve güven bunalımı yaşadığına dikkat çeken Medvedev, bu durumun temel nedeninin uluslararası hukuku sadece belirli ülkelerin çıkarlarına hizmet eden dar bir azınlığın ayrıcalığı haline getirme çabaları olduğunu belirtti.

“Batılı elitler ırksal ve ulusal üstünlük fikirlerini koruyor”

Batılı ülkelerin bu tek taraflı ve dayatmacı yaklaşımı onlarca yıldır sistematik olarak küresel siyasete yerleştirmeye çalıştığını ifade eden Medvedev, Batı dünyasının uluslararası hukukun temel ilkelerini aşındırmak ve bütünlüğünü ortadan kaldırmak için bilinçli adımlar attığını kaydetti.

Bu aşındırma sürecinin özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından büyük bir ivme kazandığını belirten Medvedev, küresel güvenlik mimarisinin tek taraflı çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirilmeye çalışılmasının tehlikelerine işaret etti.

Batılı yönetici elitlerin zihin dünyasında sömürgeci reflekslerin ve üstünlük iddialarının hala canlı olduğunu savunan Medvedev, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Birleşmiş Milletler Şartı’nın o büyük ve tarihi cümlelerini okurken hiçbirimiz hayallere kapılmamalıyız. Bu güzel yazılmış metinler, ne yazık ki onlarca yıl boyunca Batılı elitlerin zihninden ırksal ve ulusal üstünlük fikirlerini söküp atmaya yetmedi.”

Rusya’nın neo-kolonyal pratiklerin tamamen ortadan kaldırılması ve uluslararası alanda gerçek anlamda egemen eşitliğin tesis edilmesi için ödün vermez bir mücadeleye hazır olduğunu bildiren Medvedev, sömürgeciliğin uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenmiş bağımsız bir suç kategorisi olarak tescil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bu bağlamda Rusya’nın yakın gelecekte, kendi sınırları dışındaki soydaşlarının haklarını korumak amacıyla uluslararası adımları sıkılaştıracağını açıklayan Medvedev, Baltık ülkelerinde Rusça konuşan nüfusa yönelik sistematik ayrımcılık ve hak ihlalleri nedeniyle Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı’na resmi başvuru yapmaya hazırlandıklarını ilan etti.

“Böyle bir Ukrayna artık kendi rızasıyla durmayacaktır”

Ukrayna’daki mevcut askeri ve siyasi duruma da değinen Medvedev, Batılı devletlerin bu çatışmayı mümkün olan en uzun süreye yaymak ve krizi derinleştirmek için ellerindeki tüm imkanları seferber ettiklerini savundu.

Kiev rejiminin çok büyük finansal kaynaklar karşılığında kendi ülke topraklarını yabancı güçlerin kullanımına açtığını ve burayı Rusya’ya karşı askeri bir köprübaşı haline getirdiğini ifade eden Medvedev, mevcut Ukrayna yönetimiyle doğrudan müzakere yürütmenin anlamsız olduğunu dile getirdi.

Medvedev, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir vasalla konuşmanın hiçbir anlamı yoktur, görüşmeler ancak onun süzereni ile yürütülmelidir” diyerek Kiev’in karar alma mekanizmalarındaki bağımsızlığını tamamen yitirdiğini ileri sürdü.

Rusya’nın, Kiev rejimi ve bu rejimi destekleyen dost olmayan ülkeler tarafından işlenen suçların dökümünü tutmak amacıyla kapsamlı bir kayıt mekanizması oluşturacağını açıklayan Medvedev, savaşın mevcut Kiev yönetimi için iktidarda kalmanın yegane yolu haline geldiğini ifade etti.

Medvedev, Ukrayna’daki siyasi yapının çatışmasız bir ortamda varlığını sürdüremeyeceğini belirterek, “Asıl sorun şu ki, kendi rızasıyla böyle bir Ukrayna artık durmayacaktır” şeklinde konuştu.

Görev süresi dolan Vladimir Zelenskiy’nin hukuki statüsüne ilişkin de sert eleştirilerde bulunan Medvedev, cumhurbaşkanlığı görev süresinin sona ermiş olmasının Zelenskiy’yi her türlü diplomatik ve hukuki dokunulmazlıktan mahrum bıraktığını savundu.

Ukrayna devlet mekanizmasının yasal zeminini kaybettiğini ileri süren Medvedev, “Cumhurbaşkanlığı koltuğu, yetki süresi çoktan sona ermiş olan bir figür tarafından gasp edilmiştir” diyerek Kiev’deki mevcut yönetimin meşruiyet krizini derinleştirdiğini iddia etti.

“Yabancı askeri üsler ev sahibi ülkeleri hedef haline getiriyor”

Dünya genelinde konuşlandırılan yabancı askeri üslerin küresel istikrarsızlığın en önemli kaynaklarından biri olduğunu savunan Medvedev, Batılı devletlerin askeri altyapılarını diğer ülkelerin egemenlik alanlarına yaymasının kolektif güvenlik sistemini çökerttiğini ifade etti.

Bu tür askeri yapılanmaların bulundukları bölgelerde güvenliği sağlamak bir yana, gerilimi tırmandırdığını kaydeden Medvedev, “Açıkça söylemek gerekirse, bu üsler uluslararası ve bölgesel gerilimleri doğrudan provoke etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Ortadoğu’da yakın dönemde yaşanan askeri hareketlilikleri ve çatışmaları bu duruma somut bir örnek olarak gösteren Medvedev, bölgedeki gelişmelerin askeri üs barındıran ülkeler için ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu belirtti.

Yabancı askeri varlığın koruma sağlamadığını, aksine tehdit oluşturduğunu vurgulayan Medvedev, “Tam aksine, bu üsler ev sahibi ülkeleri karşı askeri saldırıların doğrudan hedefi haline getirmektedir” diyerek yabancı askeri güçlerin konuşlandırılmasının egemen devletlerin güvenliğini nasıl sabote ettiğini ifade etti.

St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’ndaki konuşmasını tamamlayan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı, Rusya’nın çok kutuplu yeni bir dünya düzeninin inşası için gelişmekte olan ülkelerle ittifaklarını güçlendireceğini ve Batı dışı dünyayla hukuki, ekonomik ve siyasi işbirliklerini derinleştireceğini belirterek sözlerine son verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English