Bizi Takip Edin

Rusya

Lavrov: Washington ile diyalog başladı ancak somut sonuçlar henüz görülmedi

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Yeni START anlaşmasının yürürlükten kalkmasına rağmen, ABD tarafı limitleri aşmadığı sürece Moskova’nın sayısal sınırlamalara uymaya devam edeceğini açıkladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Yeni START (START-III) anlaşmasının 5 Şubat’ta sona ermesinin ardından karşılıklı sayısal sınırlamalara bir yıl daha uyulması yönünde eylül ayında yaptığı teklife ABD’den henüz resmi yanıt gelmedi.

Buna karşın Moskova, moratoryumu sürdürme kararı aldı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dün Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da düzenlenen “hükümet saati” oturumunda yaptığı konuşmada, Washington’ın da “bu göstergelerden uzaklaşmak için acele etmediğini” kaydetti.

Lavrov, “Devlet Başkanı tarafından ilan edilen bu moratoryumun, ABD söz konusu limitleri aşmadığı sürece tarafımızca korunacağı varsayımından hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Washington’ın nükleer stratejisindeki belirsizlik sürüyor

Öte yandan Primakov Ulusal Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Araştırma Enstitüsü Araştırma Görevlisi Aleksandr Yermakov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, Amerikan yönetiminin Yeni START konusundaki tutumunu anlamanın zor olduğunu, zira Washington’ın temel yanıtının Çin’i silah kontrolü sürecine dahil etme çağrılarından ibaret kaldığını vurguladı.

Yermakov, ABD’den Rus tarafının teklifine doğrudan bir yanıt beklenmemesi gerektiğini, ancak Amerikalıların önümüzdeki birkaç ay içinde ilave nükleer güç konuşlandırma beklentilerine açıklık getirebileceğini belirtti.

Yermakov, “Bu durumun çağrılarımıza bir yanıt olması gerekmiyor; örneğin gelecek mali yılın bütçe çalışmaları gibi tamamen iç siyasi süreçler kapsamında gerçekleşebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Donald Trump, anlaşmanın sona erdiği gün kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

“Diğer hususların yanı sıra kabaca ihlal edilen ve ABD tarafından kötü müzakere edilmiş bir anlaşma olan Yeni START’ın süresini uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımızı gelecekte uzun süre devam edebilecek yeni, geliştirilmiş ve modernize edilmiş bir anlaşma üzerinde çalışmakla görevlendirmeliyiz.”

Prof. Diesen: Dünya düzeni değiştikçe Türkiye de nükleer silah edinebilir

Anchorage mutabakatları ve sahadaki gerçeklik

Lavrov’un Duma’daki konuşması genel olarak dış politika konularına odaklandı. Bakan, Putin ve Trump arasında 15 Ağustos 2025 tarihinde Alaska’nın Anchorage kentinde yapılan zirve sırasında Ukrayna konusunda varılan “anlayış birliklerinin” (understandings) “masada kalmaya devam ettiğini” vurguladı.

Lavrov ayrıca, Moskova’nın ABD ile yürütülen müzakerelerde, özellikle ekonomi alanında “anlamlı bir şeyler” elde etmeyi umduğunu belirtti.

Lavrov, “Şu ana kadar, sadece Ukrayna konusunda değil, ikili ilişkiler bağlamında da diyaloğun çeşitli formatlarda yeniden başlamasını memnuniyetle karşılamamız dışında, pratik ve gözle görülür bir sonuç gözlemlemiyoruz” diye konuştu.

Bakan, siyasi parti gruplarından gelen yazılı sorulara verdiği yanıtlarda, “seleflerinin ve birçok Avrupalı siyasetçinin aksine diyaloğa hazır olduğunu gösteren” Trump’ın çabalarını Rusya’nın takdir ettiğini vurguladı.

“Ekonomide pembe bir gelecek görmüyoruz”

Öte yandan Lavrov, 9 Şubat’ta TV BRICS kanalına verdiği mülakatta, Anchorage’da varılan mutabakatlara rağmen, o tarihten bu yana Moskova ile Washington arasındaki diyaloğun pratikte aksi yönde ilerlediğini söyledi.

Bakan şu değerlendirmelerde bulundu:

“Anchorage’da ABD’nin teklifini kabul ettik. ‘Erkekçe’ yaklaşmak gerekirse; onlar teklif etti, biz kabul ettik. Ancak pratikte her şey tam tersi görünüyor: Yeni yaptırımlar uygulanıyor, açık denizlerde tankerlere karşı bir ‘savaş’ düzenleniyor. Amerikalıların Ukrayna konusunda teklif ettiği ve bizim hazır olduğumuz (ancak şimdi onların hazır olmadığı) hususların yanı sıra, ekonomi alanında da herhangi bir pembe gelecek görmüyoruz.”

Washington işbirliğini Ukrayna şartına bağlıyor

Ekonomi Yüksek Okulu Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Dmitriy Suslov ise, Ukrayna dosyasının Rusya-ABD ikili işbirliği konularından ayrıştırılmasının, Trump yönetiminin bu konudaki ısrarlı tutumu nedeniyle zor bir görev olmaya devam ettiğini belirtti.

Suslov, “Washington, Ukrayna çözümünde taviz koparmak amacıyla Moskova ile diğer konulardaki işbirliğini bilinçli olarak engelliyor. Diplomatik ilişkilerin normalleşmesi ve ekonomik etkileşimin, ABD’den ziyade Rusya’nın ihtiyacı olduğu varsayımından hareket ediyorlar” açıklamasını yaptı.

Suslov’a göre, Trump yönetiminin Moskova’dan ek tavizler koparmaya çalışmasının nedeni, Beyaz Saray’ın “Anchorage mutabakatlarını” Kiev ve Brüksel’e kabul ettirecek durumda olmaması.

Suslov, bu nedenle Trump’ın yeniden Rusya üzerinde baskı kurmaya çalıştığını vurguladı.

Uzman, Trump’ın niyetlerine ilişkin şu uyarıda bulundu:

“Bu bağlamda, Trump’ın Rusya ile daha geniş bir yelpazede işbirliği yapma arzusu hakkındaki hipotezle kendimizi kandırıp kandırmadığımızı düşünmeliyiz. Trump yönetiminin enerji ve stratejik istikrar konularından İran, Venezuela, Küba ve Güney Kafkasya’ya kadar geniş bir alanda attığı ve halen dostane olmayan, hatta bazen düşmanca nitelik taşıyan pratik adımları, bu tür düşünceleri akla getiriyor.”

Rusya

Romanya’da Lukoil rafinerisinin kapatılması iflas dalgası yaratabilir

Yayınlanma

Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu, Rus Lukoil grubuna ait Petrotel rafinerisinin kapalı kalmaya devam etmesi halinde 460 yerel şirketin iflas edebileceğini duyurdu. Tesisin devre dışı kalmasının 8 bin kişilik istihdam kaybına ve akaryakıt arzında daralmaya yol açabileceği belirtiliyor.

Romanya hükümetinin Rus enerji şirketi Lukoil’e ait Petrotel rafinerisini yeniden faaliyete geçirmemesi halinde yaklaşık 460 yerel şirketin iflas riskiyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi.

DCBusiness platformuna konuşan Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu (Cartel Alfa) Başkanı Bogdan Hossu, tesisin kapalı kalmasının 8 bin kişinin işini kaybetmesine yol açabileceğini belirterek ciddi bir toplumsal sorunun kapıda olduğuna dikkat çekti.

Başkent Bükreş’e 55 kilometre mesafedeki Ploieşti kentinde yer alan Petrotel-Lukoil, yıllık 2,5 milyon ton ham petrol işleme kapasitesiyle Romanya’nın en büyük rafinerileri arasında yer alıyor.

Mülkiyeti 1998 yılında Lukoil’e geçen tesis, ürettiği akaryakıtın bir bölümünü Moldova’ya da sevk ediyor.

Almanya ve Bulgaristan yönetimlerinin benzer krizleri hızla aştığını hatırlatan Hossu, Romanya makamlarının adım atmakta geciktiğini savundu.

Sendika lideri, “Almanlar, elde edilen gelirlerin Rusya Federasyonu’na gitmesini engellemek ve denetlemek amacıyla bir hafta içinde özel bir kayyum atadı. Bulgarlar da aynı süreci bir ayda tamamladı. Biz ise bu tür krizlerdeki tecrübeye rağmen 14 aydır özel kayyum atamayı başaramadık” dedi.

Tesisin kapalı kalmasının iç pazardaki yakıt arzını daraltacağını ve fiyat baskısını artıracağını vurgulayan Hossu, yoğun motorin tüketicisi konumundaki tarım ve ulaştırma sektörlerinin ilk darbeyi alacağını kaydetti.

Sendika başkanı, olumsuz etkilerin zamanla tedarikçi şirketlere, bu işletmelerin personeline ve ulaştırma ağına bağımlı diğer sektörlere de sıçrayabileceği uyarısını dile getirdi.

Digi24 televizyonunun haberine göre, Romanya mahkemesi daha önce Petrotel Lukoil rafinerisinin iflas koruma sürecine girmesine onay verdi.

Süreç kapsamında alacak taleplerine ilişkin ön listenin 29 Eylül’e kadar hazırlanması, nihai tablonun ise 23 Ekim tarihine kadar onaylanması planlanıyor. Alacaklılar kurulu ilk toplantısını 3 Ekim’de gerçekleştirecek.

Şirket yetkilileri, yargı denetimindeki bu sürecin iflası değil; ticari faaliyetlerin devamını, şirket varlıkları ile çalışanların korunmasını, ortaklarla ilişkilerin dengelenmesini ve tesisin yeniden üretime hazırlanmasını hedeflediğini belirtti.

Petrotel rafinerisindeki üretim, planlı bakım çalışmaları gerekçesiyle Ekim 2025’te durduruldu ve aradan geçen sürede yeniden başlamadı.

Tesis daha sonra ABD yaptırımlarının hedefi oldu.

Bükreş yönetimi mart ayında rafinerinin tekrar çalışabilmesi için ABD’den izin talebinde bulundu.

Yetkililer yaptırımlardan gerekli muafiyetlerin sağlandığını duyursa da tesis faaliyete geçmedi.

Yaptırımlar nedeniyle uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı alan Lukoil, ocak ayında Carlyle Group ile anlaşmaya vardığını duyurmuştu.

Petrotel Lukoil hisselerinin neredeyse tamamı, Rus enerji devinin uluslararası yapılanması çatısı altındaki İsviçre merkezli Litasco S.A. şirketinin elinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

WSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı

Yayınlanma

Amerikan The Wall Street Journal gazetesi, Rusya’nın yeni nesil düşük maliyetli saldırı dronları ile füzelerin seri üretimine hızla geçerek rakiplerini geride bıraktığını yazdı. Yaklaşık 100 bin dolara mal olan bu silahlar, ABD ve Ukrayna gibi müttefikleri daha pahalı savunma sistemleri kullanmaya zorlayarak ekonomik açıdan zorluyor.

Rusya, yeni nesil düşük maliyetli saldırı dronları ile füzelerin geliştirilmesinden seri üretimine kısa sürede geçti. Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, bu adımla Moskova’nın rakiplerinin önüne geçtiğini yazdı.

Haberde özellikle Geran tipi insansız hava araçları ile Banderol seyir füzelerine dikkat çekildi. Uzmanlar bu silahların birim maliyetinin yaklaşık 100 bin dolar seviyesinde kaldığını hesaplıyor.

Buna karşılık Amerikan Tomahawk seyir füzeleri ve bunlarla karşılaştırılabilecek Rus sistemlerinin maliyeti 2 milyon doları aşıyor.

Rus mühendisler ardışık modernizasyon süreçleriyle araçların hızını artırırken, seyrüsefer ve iletişim kabiliyetlerini de geliştirdi. WSJ, Geran-5 modelinin son versiyonunun teknik özellikler bakımından artık bir seyir füzesine daha yakın olduğunu kaydetti.

Gazeteye konuşan diplomatlar ve analistler, Rusya’nın ürettiği bu yeni ve görece ucuz silahların, ordunun uyum sağlama ve yenilik üretme yeteneğini koruduğunu gösterdiğini ifade etti.

Eski modelleri modifiye eden Rusya, iki silah türünü de iki yıl içinde geliştirip hızlıca seri üretime soktu.

Geliştirilen bu Rus dronları, Ukrayna dahil olmak üzere ABD ve müttefikleri için ekonomik açıdan ciddi sorunlar yaratıyor; müttefikler bu araçları düşürmek için daha az maliyetli yöntemler aramak zorunda kalıyor.

Ukrayna’nın da silah geliştirme ve imalatında hızlı hareket edebileceğini kanıtladığı, ancak üretim kaynaklarının yetersiz kaldığı ve yakın geleceğin ötesine odaklanmakta zorlandığı aktarıldı.

Daha önce Financial Times gazetesi, Ukrayna’daki savaşta uzun menzilli insansız hava araçları kullanımındaki üstünlüğün, üretim kapasitesindeki artış ve daha hızlı araçların devreye girmesiyle Rusya lehine kaydığını yazmıştı.

Gazeteye konuşan bir uzman, mevcut üretim temposunun ve yabancı motor teknolojilerine erişimin sürmesi halinde, Rusya’nın kısa sürede dünyanın en büyük ucuz seyir füzesi üreticisi haline gelebileceğini dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yerli insansız hava araçlarının etkinliğinin arttığını, fakat bu alandaki teknolojilerin geliştirilmesine devam edilmesi gerektiğini açıklamıştı.

Putin, görevlerini gittikçe daha iyi yerine getiren yeni sistemlerin ortaya çıktığını kaydetti.

Geçen yılın Kasım ayında Rusya’da İnsansız Sistem Kuvvetleri kurulduğu duyurulmuştu. Devlet Başkanı, bu yeni askeri yapının kurulma gerekçesini sahada edinilen deneyim ve askeri operasyon bölgesindeki durumla açıkladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor

Yayınlanma

Rusya, Kuzey Kafkasya – Güney Kafkasya boru hattındaki bakım çalışmaları nedeniyle Ermenistan’a doğalgaz akışını 15-25 Eylül tarihleri arasında durduracak. Gazprom Armenia, kesinti boyunca iç tüketimin yerel rezervler ve İran’dan alınacak ilave gazla kesintisiz süreceğini açıkladı.

Rusya’dan Ermenistan’a doğalgaz sevkiyatı, Rusya topraklarındaki bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle 15-25 Eylül tarihleri arasında geçici olarak durdurulacak. Kararı, Rus enerji devi Gazprom’un ülkedeki iştiraki Gazprom Armenia duyurdu.

Şirket basın biriminden yapılan açıklamada, “Kuzey Kafkasya – Güney Kafkasya ana doğalgaz boru hattında Rusya Federasyonu sınırları içinde planlanan koruyucu bakım ve onarım çalışmaları sebebiyle, 15-25 Eylül tarihleri arasında söz konusu hat üzerinden Ermenistan’a doğalgaz akışı geçici olarak kesilecek” ifadeleri kullanıldı.

Gazprom Armenia, kesinti sürecinde Ermenistan’daki tüketicilerin gaz arzının kısıtlanmayacağını; ihtiyacın iç rezervler ile İran’dan sağlanacak ilave doğalgaz hacmiyle karşılanacağını kaydetti.

Benzer bir kesinti, 16-26 Eylül 2025 tarihlerinde de yaşanmıştı. Rusya’nın Stavropol Krayı bölgesindeki onarım çalışmaları nedeniyle boru hattından gaz iletimi durmuştu.

Daha önce ise 22-23 Ağustos 2025 tarihlerinde, Kuzey Kafkasya – Güney Kafkasya ana iletim ağının parçası olan ve Gürcistan’dan geçen Kızıl Köprü – Sevkary – Berd boru hattındaki acil onarım faaliyeti sebebiyle sevkiyata bir gün ara verilmişti.

Tamamı Gazprom’a ait olan Gazprom Armenia şirketi, Ermenistan iç piyasasındaki doğalgaz tedarik ve dağıtım faaliyetlerini yürütüyor.

Doğalgaz ihtiyacının neredeyse tamamını Rusya’dan karşılayan Ermenistan’a Gazprom, 2025 yılında yaklaşık 2,7 milyar metreküp gaz sevk etti.

Ülke, “Elektrik Karşılığı Gaz” takas programı kapsamında İran’dan da her yıl yaklaşık 476 milyon metreküp doğalgaz ithal ediyor. Bu anlaşmaya göre Ermenistan, başta Razdan Termik Santrali olmak üzere ürettiği elektriği İran’a iletiyor; 3 kilovatsaat elektrik karşılığında 1 metreküp İran gazı alıyor.

Ermenistan, Rus gazına alternatif arıyor

Moskova, Ermenistan’a bin metreküp doğalgazı 177,5 dolar sabit fiyattan satıyor. Söz konusu tarife, 2026 sonu veya 2027 başına kadar yürürlükte kalacak ikili anlaşmayla güvenceye alınmış vaziyette.

1988 yılında işletmeye alınan 612 kilometre uzunluğundaki Kuzey Kafkasya – Güney Kafkasya boru hattı, Rusya’dan çıkarak Gürcistan üzerinden Ermenistan’a ulaşıyor.

Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, mayıs ayında yaptığı açıklamada Rusya’nın Erivan Büyükelçiliğinin Ermeni makamlarını resmi yazıyla uyardığını bildirmişti.

Zaharova, Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecini sürdürmesi halinde Moskova’nın petrol ürünleri ve doğalgaz tedarik işbirliği anlaşmasını askıya alma ya da feshetme niyetinde olduğunu kaydetmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Erivan yönetiminin Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği arasında kesin bir tercih yapması gerektiğini, iki yapıda birden yer almanın mümkün olmadığını dile getirmişti.

Moskova ile Erivan arasında 2 Aralık 2013 tarihinde imzalanan anlaşma; doğalgaz, petrol ürünleri ve işlenmemiş elmas tedarikinde işbirliğini içeriyor. Mutabakat uyarınca Rusya, Ermenistan’a iç tüketim hacmi kadar gaz ve petrol ürününü üçüncü ülkelere yeniden ihraç edilmemesi koşuluyla gümrüksüz ve sabit fiyattan sağlıyor.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise mevcut anlaşma çerçevesinde Rus gazına zam gelmesi ihtimalini dışlamıştı.

Fiyatların “stratejik mutabakatlar” kapsamında belirlendiğini vurgulayan Paşinyan, “Uzun vadeli bir sözleşmemiz var ve bir tarafın bu sözleşmeden vazgeçeceğini hayal etmekte zorlanıyorum. Bu, anlaşmalara aykırı bir tutum teşkil eder” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English