Avrupa
Orbán, Kickl ve Babiš’ten yeni grup: “Avrupa için Vatanseverler”

Pazar sabahı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Herbert Kickl, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve ANO Partisi Genel Başkanı ve eski Çekya Başbakanı Andrej Babiš partilerinin güçlerini birleştirerek “Avrupa için Vatanseverler” isimli bir ittifak kuracaklarını açıkladılar.
Viyana’da düzenlenen basın toplantısında FPÖ lideri, yeni ittifakın amacını “Avrupa için daha iyi bir gelecek sağlamak” olarak tanımladı.
Avrupa kamu yönetiminin düzene sokulması gerektiğini ve “bir Avrupa süper devletinin ortaya çıkışını pasif bir şekilde izlemediklerini” söyleyen Kickl, “kıtanın tüm vatandaşları için barış, özgürlük ve refah” vurgusu yaptı.
Kickl diğer partilerin de bu ittifaka katılmasının beklendiğini söyledi.
Başbakan Orbán ise, “Bugün Avrupa siyasetinin değişeceği gündür,” dedi.
Son 25 yılın siyasi olaylarını takip ettiğini belirten Macar lider, “Avrupa siyasetinde yeni bir dönem 1989’da başladı ve şimdi seçimlerle sona erdi. Bugün, Avrupa siyasetini değiştirecek yeni bir grup yaratılacak …. [Bu grup] çok hızlı bir şekilde Avrupa Sağının en büyük grubu haline gelecek. Bu birkaç gün içinde gerçekleşecek,” iddiasında bulundu.
27 ülkenin 20’sinde değişimi temsil eden partiler kazandığını ve “Brüksel’deki elit kesim”in buna direndiğini ve değişim istemediğini öne süren Orbán, bu nedenle bu platformu oluşturduklarını ifade etti ve “Değişimi sağlamak için. Avrupa kriz içinde; terörizm, göç ve savaş tehdidi komşularımızı tehdit ediyor. Avrupa halkı barış, düzen ve refah istiyor ama Brüksel’deki elitlerden savaş, göç ve durgunluk görüyorlar,” dedi.
ANO Başkanı Andrej Babiš ise, “yasadışı göçü durdurmaya kararlı” yeni bir siyasi grup kurmaya karar verdiklerini vurguladı.
Ulusal sınırları korumak ve insan kaçakçılığını durdurmak için düzenlemeler geliştirilmesi gerektiğini savunan Çek siyasetçi, planlarının “ulus devletlere saygı duyan bir Avrupa” olduğunu sözlerine ekledi.
Yeni grubun manifestosunda neler var?
Avrupa uluslarının “tarihi bir dönüm noktasında” olduğu iddiasıyla açılan manifesto, bir zamanlar iki dünya savaşı ve onlarca yıllık bölünmüşlüğün yol açtığı yıkımın ardından “uzlaşma arzusundan” kaynaklanan bir rüya proje olan Avrupa Birliği’nin artık Avrupalıların aleyhine döndüğünü iddia ediyor.
AB’nin “Avrupa evini” oluşturan ulusların, bölgelerin ve küçük toplulukların iradesine aykırı çıkarlar peşinde koştuğunu kaydeden manifesto, “Çoğunluğun sesini ve halk demokrasisini küçümseyen güçlü küreselci güçler, seçilmemiş bürokratlar, lobiler ve çıkar gruplarıyla birlikte, Avrupa vatandaşları tarafından büyük ölçüde bilinmeyen ve onlardan uzak kurumlar, Ulusların yerini almayı planlıyor,” diyor ve ulusların yerine bir “Avrupa merkezi devleti” kurulmak istendiğini savunuyor.
Haziran ayında yapılan yeni Avrupa Parlamentosu seçimlerinin “kuşaklar arası ve varoluşsal bir öneme” sahip olduğunu savunan Avusturyalı, Çek ve Macar partiler, “Bugün siyasi fay hattı artık muhafazakârlar ile liberaller ya da sağ ile sol arasında değil, yeni bir Avrupa ‘süper devleti’nin müjdesini veren Merkeziyetçiler ile değer verdiğimiz Uluslar Avrupasını korumak ve güçlendirmek için mücadele eden Vatanseverler ve Egemenlikçiler arasında uzanmaktadır,” iddiasında bulunuyorlar.
Manifesto, kıta genelinde “vatansever ve egemenlikçi partilerin zaferi ve işbirliği sayesinde” çocuklarının mirasını garanti altına alabileceklerini savunuyor.
Manifestoyu ilan eden partiler, aşağıdaki “Avrupa”ya inandıklarını söylediler:
“- Birbirleriyle uyum içinde yaşama ve işbirliği yapma kararlılıklarında özgür, güçlü, gururlu ve bağımsız Milletlerden oluşan
– Avrupa halkları tarafından yetkilendirilen ve bu halklara karşı sorumlu tutulan, meşruiyeti Uluslara dayanan kurumlar aracılığıyla birleşmiş
– Ulusal topluluklarının iradesinin yurtiçinde ve yurtdışında yerine getirilmesini engelleyen bağımlılıklardan arınmış, çıkarlarının peşinde egemen ve kararlı;
– Her türlü tehdide karşı kendini savunmaya hazır olmakla birlikte barış ve diyaloğa bağlı
– Greko-Romen ve Yahudi-Hıristiyan mirasının meyveleri olan Avrupalı kimliğini, gelenek ve göreneklerini koruyan ve kutlayan
– Ulusları arasındaki doğal çeşitliliğe, tarihlerine ve yaşam tarzlarına değer verirken, günün modasına göre değişmek için ültimatomlara direnen
– Gerçek özgürlükleri, temel hakları ve insan onurunu savunurken, bu özgürlükleri sınırlama veya yeniden tanımlama girişimlerine şiddetle direnen
– rekabetçi, üretken, verimli ve yenilik, mükemmellik ve ilerlemenin kıtası olarak entelektüel, bilimsel ve ekonomik başarılarıyla gurur duyan
– Avrupa vatandaşlarının büyük çoğunluğunun iradesine uyarak sınırlarını korumaya, yasadışı göçü durdurmaya ve kültürel kimliğini muhafaza etmeye kararlı;
– Siyasi, iktisadi, dini ve kültürel alanlardan gelebilecek her türlü potansiyel tehdide karşı halklarını korumaya hazır uluslardan oluşan
– Kendi yetki ve kurallarına saygı duyan, yetkilerinin ötesinde hareket etmeyen, ikincillik ve orantılılık ilkelerine uyan ve Avrupa bütçesi aracılığıyla baskı uygulayarak ulusal egemenliğe yönelik saldırılarını meşrulaştırmaktan vazgeçen
– Ulusal egemenliğin Avrupa kurumlarına daha fazla devredilmesini reddeden Ulusların
– Ulusların veto hakkına saygı duyan
– Diplomasiyi Üye Devletlerin egemenliğinin temel bir unsuru ve her bir Ulusun, diğerlerini aynı hareket tarzına bağlamaksızın özgürce karar verebileceği bir konu olarak kabul eden
Bir Avrupa’ya inanıyoruz.”
Manifesto şu sözlerle sona eriyor:
“Bizler, Avrupa’nın vatansever güçleri, kurumlarımızı yeniden ele geçirerek ve Avrupa politikasını Uluslarımıza ve halklarımıza hizmet edecek şekilde yeniden yönlendirerek kıtamızın geleceğini Avrupa halklarına geri vermeye söz veriyoruz. Federalizm yerine egemenliğe, diktalar yerine özgürlüğe ve barışa öncelik vermek: işte Avrupa için Vatanseverler Manifestosu.”
Grubun 26 milletvekili var
Kurucu partiler olan FPÖ, AP’deki liberal Renew grubundan kısa bir süre önce ayrılan ANO ve Fidesz halihazırda 26 milletvekiline sahip. Bir grubun oluşabilmesi için yedi ülkeden en az 23 milletvekiline ihtiyaç var.
FPÖ lideri Herbert Kickl, “Bu başlangıç sinyalinden itibaren, bunu yapmak isteyen ve siyasi ve pozitif reform çabalarımıza katılmak isteyen tüm siyasi güçlere kapımız açıktır. Ve son birkaç gündür duyduklarıma bakılırsa, bunlardan daha fazlası da olacak,” dedi.
Avrupa Parlamentosu’ndaki sandalye sayısını ikiye katlayan ve eylül ayındaki Avusturya ulusal seçimlerini kazanma yolunda ilerleyen FPÖ, Kickl’in Brüksel’deki radikal değişim için bir “taşıyıcı roket” olduğunu söylediği ittifakın arkasındaki örgütleyici güç gibi görünüyor.
Duyuru, FPÖ ile Marine Le Pen liderliğindeki Fransa’nın RN partisi arasında Avrupa’da resmi bir kopuşa işaret ediyor. Bir önceki parlamentoda bu iki parti Kimlik ve Demokrasi (ID) grubunda yer alıyordu.
AfD yeni gruba katılacak mı?
Yeni grubun potansiyel adaylarından biri de AP’de 14 milletvekili bulunan Almanya için Alternatif (AfD).
Fakat Financial Times‘a (FT) konuşan bir AfD yetkilisine göre Fidesz, Alman partisiyle bir araya gelmeye karşı çıkıyor.
AfD lideri Alice Weidel de FT’ye yaptığı açıklamada seçeneklerini açık tutacağını ve “bir gruba sırf katılmış olmak için katılmayacaklarını” söyledi.
Konferansları sırasında Weidel gazetecilerin önünde, gelecekteki herhangi bir grup hakkında henüz bir karar verilmediğini söyledi. Weidel için ön koşullardan biri, “hiçbir antisemitin” böyle bir grubun parçası olmaması.
Öte yandan AfD’nin eş lideri Weidel’in sözcüsü ntv ‘ye yaptığı açıklamada, “ECR ve ID’deki parti yapısı bir bütün olarak hareket halinde olduğundan, bu durum AfD’nin diğer partilerle işbirliği yapması için yeni fırsatlar yaratıyor,” dedi.
Şimdiye kadar kendi başına bir grup oluşturmakta zorlanan AfD delegasyon lideri René Aust ise “Her şey [şimdi] akış halinde,” dedi ve heyecan verici iki hafta geçireceklerini kaydetti.
Alman partisinin Herbert Kickl’in FPÖ’sü ile yakın ilişkileri var ve bu parti AfD’nin ID grubuna geri kabul edilmesi için yoğun lobi faaliyetlerinde bulundu.
Salvini’den yeni gruba destek, Fico da ilgileniyor olabilir
AP’deki yeni gruba bir başka destek de İtalyan sağ koalisyon hükümetinin küçük ortağı Lega’nın lideri Matteo Salvini’den geldi.
Le Pen’in liderlik ettiği ID’ye üye Salvini’nin Lega’sı, yeni girişimi “felaket” sola karşı mücadele etmek için yeni bir alternatif olarak memnuniyetle karşıladı.
Lega, “Güçlü, vatansever, uyumlu ve gizli anlaşmalara karşı çıkan bir grubun kapsamını genişletmek istiyoruz. Bugün isteklerini ifade eden diğer liderlerin açıklamalarını da olumlu buluyoruz,” dedi.
Lega’nın açıklamasında, “Matteo Salvini’nin defalarca umut ettiği gibi, Avrupalı vatanseverleri bir araya getirecek büyük bir grup artık ertelenemez,” denildi.
Budapeşte basını Lega’nın ilk açıklamasını Salvini’nin Orbán’ın yeni grubuna katılma isteği olarak yorumlarken, Çek Novinky dergisi Slovakya Başbakan Robert Fico’nun da ilgilenebileceğini yazdı.
Fico’nun Smer partisi resmi olarak AB sosyalist grubuna ait ancak üyeliği askıya alınmış durumda.
Öte yandan Euractiv, yeni “vatansever” grubun Le Pen’in Kimlik ve Demokrasi (ID) grubu ile yakın işbirliği içinde olacağını ileri sürdü.
Avrupa
KNDS, Avrupa’dan silah şirketlerine “drone düşürme izni” vermesini istiyor

Alman-Fransız silah üreticisi KNDS, savunma şirketlerinin tesislerinin üzerinde uçan şüpheli insansız hava araçlarını düşürmelerine izin verilmesini istiyor.
KNDS’nin Brüksel’e iletmeyi planladığı bu çağrı, Avrupa silah üreticilerini hedef alan bir dizi yangın, sabotaj girişimi ve casusluk vakasının yaşandığı bir dönemde geliyor.
Başkentlerin birçoğu bu olayların Rusya ile bağlantılı olduğunu öne sürüyor.
KNDS Uluslararası Gelişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Marcel Grisnigt, POLITICO’ya verdiği bir mülakatta, “Ulusal mevzuatın savunma şirketlerinin insansız hava araçlarına karşı kendilerini korumasına izin vermesi iyi olurdu; özellikle de katmanlı hava savunmasını aşan birinci şahıs bakış açılı insansız hava araçlarına karşı,” dedi.
Grisnigt şunları ekledi:
“Yapabileceğimiz tek şey yerel yetkilileri uyarmak ve önlem almalarını istemek. Çoğu zaman, tabii ki çok geç oluyor ve zarar çoktan verilmiş oluyor. Karşı önlemleri kendimiz geliştiriyor ve üretiyoruz. Bunlar kendi tesislerimizi korumak için kullanılabilir ama bunun için yasal yetkiye sahip olmak gerekiyor.”
Bu tür sistemler, bir insansız hava aracının operatörüyle olan bağlantısını keserek onu inişe zorlayabilir veya uzaklaşmaya zorlayabilir ya da fiziksel olarak havadan düşürebilir.
Birçok Avrupa ülkesinde, insansız hava aracı önleme sistemlerini yalnızca kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetler kullanabilir; şirketler kullanamaz.
Geçen hafta Estonya, Ağustos ayında silah üreticisi Milrem Robotics’e düzenlenen kundaklama saldırısının arkasında Rus istihbaratının olduğunu iddia etti.
Polonya, Almanya, Slovakya, İtalya, Bulgaristan ve diğer ülkeler de silah fabrikalarında meydana gelen şüpheli olayları soruşturuyor.
Bu fabrikaların çoğu Ukrayna’ya silah ve mühimmat tedarik ediyor.
Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova Çarşamba günü, “Ukrayna için silah üreten Avrupa ülkelerindeki silah fabrikaları, Rusya için potansiyel askeri hedeflerdir. Kiev rejimi için silah üreten, Ukrayna toprakları dışındaki askeri tesislerin güvende olacağı varsayılmamalıdır. Böyle düşünenler yanılmaktadır,” dedi.
AB ve NATO harekete geçiyor ama Grisnigt bunun zaman alacağı konusunda uyarıda bulundu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, hibrit tehditlere karşı koymak için yeni bir AB mekanizması önerirken, NATO’nun en üst düzey askeri komutanı ABD’li General Alexus Grynkewich, müttefik ülkeleri Rus hibrit saldırıları hakkında daha fazla istihbarat paylaşmaya çağırdı.
KNDS yöneticisi ise şunları söyledi:
“NATO’nun 4. Maddesi [bir tehdit sonrasında istişare yapılmasını sağlayan] için giderek daha fazla çağrı duyuyoruz ve ülkelerin uyum sağlaması yönünde baskı var. Tamam, ama bu ne kadar zaman alacak? Zaman lüksümüz yok. 2030’da Avrupa’nın hazırlık düzeyini büyük ölçüde artırıyoruz ama savunma kapasitesi hibrit savaş nedeniyle kesintiye uğrarsa, 2030’da hazır olamayacağız.”
Alman Leopard 2 tankını ve Fransız Caesar kundağı motorlu obüsünü üreten KNDS, kendi şüpheli olaylarıyla karşı karşıya kaldı ve personel sayısını artırarak güvenlik önlemlerini güçlendirdi.
Temmuz ayında, Münih’teki bir KNDS fabrikasının üzerinde drone uçuran Moldovalı bir adam, casusluk şüphesiyle gözaltına alındı.
Fransa’da ise KNDS France ve füze üreticisi MBDA fabrikalarına enerji sağlayan tesislerdeki yangınlar, Paris Savcılığı tarafından olası bir “ulusal çıkarların ihlali” olarak değerlendiriliyor.
KNDS yöneticisi, Fransız modelini övdü. Yaz aylarında resmen kabul edilen askeri planlama yasası uyarınca, Fransız silah üreticileri ile telekom ve ulaştırma şirketleri gibi kritik altyapı işletmecilerinin, tesislerinde kendileri karşı-drone sistemleri kullanmalarına izin veriliyor.
Grisnigt, Alman mevzuatının savunma şirketlerine aynı imkânı tanımadığından şikayet etti.
KNDS, savunma şirketlerinin kritik altyapı gibi muamele görmesini ve aynı korumalardan yararlanmasını istiyor.
AB kuralları uyarınca, elektrik şebekeleri, telekomünikasyon ağları ve limanları içeren ancak savunma sanayisini kapsamayan kritik altyapı işletmecilerinin güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunlu.
Ayrıca, tehdit bilgileri de dahil olmak üzere kamu otoritelerinden destek alırlar.
Grisnigt, “İhtiyacımız olan ilk şey, basitçe istihbarata erişimdir. İstihbarata dayanarak harekete geçebilirsiniz,” diye vurguladı:
“Elbette kritik altyapıyı korumak ulusal bir sorumluluktur, fakat bu tür tehditler sınır ötesi niteliktedir. Ulusal koruma çabalarını tutarlı bir yaklaşımla birleştirecek güçlü bir Avrupa çerçevesine ihtiyacımız var.”
KNDS, Avrupa Komisyonu’ndan savunma sanayi tabanını hibrit tehditlere karşı stres testine tabi tutacak bir görev gücünü “acilen oluşturmasını” istiyor.
Yöneticinin ifadesine göre, tesisleri korumak için alınan önlemler, AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesinde Avrupa Rekabetçilik Fonu’ndan finansman alabilmeli; “böylece yük sadece ulusal düzeyde değil, paylaşılmış bir mali yük haline gelir.”
KNDS, diğer Avrupalı silah üreticileriyle temasa geçmeye başladı ve önümüzdeki haftalarda Avrupa Savunma Komiseri Andrius Kubilius ile bu konuyu görüşecek.
Grisnigt, “Dürüst olalım… Eğer şimdiden kendimizi korumaya hazır değilsek, o zaman en kötü senaryoya da hazır değiliz demektir,” dedi.
Avrupa
Doğalgaz krizi küresel piyasada LNG fazlası yaratabilir

The Economist’in analizine göre, Ortadoğu’daki savaş ve Rus yakıtından çıkışla derinleşen doğalgaz açığı, yeni yatırımların devreye girmesiyle küresel bir LNG fazlasına dönüşebilir. Avrupa’da gaz depolarındaki doluluk oranı yüzde 72’ye gerilerken, 2030 yılına kadar küresel arzın 630 milyon tona çıkması ve 75 milyon tona varan arz fazlası oluşması bekleniyor.
The Economist dergisinin analizine göre, Rus yakıtından vazgeçilmesi ve Ortadoğu’daki savaş nedeniyle derinleşen doğalgaz açığı, küresel piyasada yıkıcı bir sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) fazlasına yol açabilir.
Avrupa’nın arz güvenliği arayışıyla hız kazanan yeni yatırımların, piyasayı öngörülenden çok daha sert bir üretim fazlasıyla karşı karşıya bırakabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa, Ukrayna savaşıyla birlikte doğalgaz ithalatının yüzde 40’ına alternatif arayışına girerek dönemin en büyük LNG üreticisi Katar’a yönelmişti.
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi o dönemde 26 yılı aşkın süredir tek bir sevkiyatı bile aksatmadıklarını savunmuştu.
Ancak İran’daki savaşın ardından Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla Katar mücbir sebep ilan etti ve alıcılara sözleşmelerini yerine getiremeyeceğini bildirdi.
Ülkeden mart ayından bu yana geçen yılın aynı dönemine göre 536 azalışla yalnızca 98 kargo gönderilebildi. Açığın 39 milyon tona ulaştığı kaydediliyor.
Avrupa’da gaz depolarındaki doluluk oranı yüzde 72’ye geriledi
The Economist, LNG alanındaki asıl sınavın henüz başlamadığını aktarıyor. Habere göre kimi alıcılar fiyatların düşeceği beklentisiyle alımları ertelerken, diğerleri Körfez ülkelerine bağımlılığı azaltmak amacıyla yeni tedarik kaynaklarına yöneliyor.
Avrupa’daki gaz depoları mevcut durumda yüzde 72 dolulukla yılın bu dönemi için kaydedilen en düşük seviyede seyrediyor.
Bu oran 2022-2025 döneminde ortalama yüzde 90 düzeyindeydi. Almanya’daki depolarda ise doluluk oranı yalnızca yüzde 57 seviyesinde kalıyor.
Ortadoğu’daki kriz, piyasa gözlemcilerinin 2026 yılı için öngördüğü küresel LNG fazlası tahminlerini geçersiz kıldı.
Enerji ticaret şirketi Six One Commodities’in araştırma ve analiz birimi yöneticisi Aimee Parpia, “Bugünkü açık ne kadar derin olursa gelecekteki potansiyel aşırı üretim de o kadar büyük olur” değerlendirmesini yaptı.
Yeni projeler küresel arzı 2030’a kadar 630 milyon tona çıkarabilir
Geçen ay Bangkok’ta düzenlenen Gastech konferansında önde gelen ihracatçılar, enerji şirketleri ve kamu kuruluşları yeni LNG projelerini tanıttı.
Fiyat dalgalanması beklentisinin cesaretlendirdiği geliştiriciler yatırımlarını hızlandırıyor.
Yalnızca ABD’nin sıvılaştırma kapasitesinin 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkması öngörülüyor.
Kanada’daki kapasite artışının yanı sıra taşınabilir modüler tesisler de altyapısı yetersiz ülkelerdeki gaz sahalarını üretime açıyor.
Rystad Energy danışmanlık şirketinin verilerine göre yeni projeler, küresel yıllık arzı 2030’a kadar bir önceki yıla kıyasla yüzde 60 artışla 630 milyon tona ulaştırabilir. Ancak talebin aynı hızla büyümesi beklenmiyor.
Şirket, on yılın sonunda yıllık talebin 574 milyon tonda kalacağını tahmin ediyor. Bu veri, Ortadoğu’daki çatışmalardan önce 583 milyon ton olarak hesaplanmıştı.
Katar’ın tam kapasiteye dönmesi ve planlanan yatırımların hayata geçmesi halinde 55 ila 75 milyon tonluk bir arz fazlası oluşabileceği ve bunun LNG fiyatlarını aşağı çekeceği belirtiliyor.
Avrupa Birliği (AB), 2027 yılında Rusya’dan LNG tedarikini tamamen yasaklamayı planlıyor. Boru hattı gazı sevkiyatı ise gelecek yıl 30 Eylül itibarıyla durdurulacak.
AB Komisyonunun enerjiden sorumlu üyesi Dan Jørgensen, mart ayında Rusya’dan enerji ithalatına dönme fikrinin bir hata olduğunu dile getirmişti.
The New York Times gazetesi de Avrupalı savunma ve enerji şirketlerinin, Rus gazından tamamen çıkılmasının Washington’a Avrupa’nın iç enerji politikası üzerinde aşırı bir nüfuz sağlayabileceğinden endişe ettiğini aktardı.
Avrupa
NATO, Rusya saldırısına karşı drone ve AI destekli plan hazırlıyor

NATO, doğu kanadına yönelik bir Rusya saldırısına karşı hızlı bir zafer elde etmek için bir strateji üzerinde çalışıyor.
Bu stratejide, insansız hava araçları ve yapay zeka gibi yeni savunma teknolojilerinin geleneksel askeri güce entegre edilmesine özel önem veriliyor.
Bloomberg’in gizli olmayan bir versiyonunu gördüğü “Zafer Teorisi” adlı belge, NATO ile Rusya arasındaki gerginliğin tırmanması üzerine, 12 Ekim’de Polonya’da Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı General Alexus Grynkewich tarafından sunulacak.
Konuya yakın üst düzey yetkililer ve diplomatlara göre, bu belge, ittifakın NATO topraklarına yönelik olası bir saldırıyı nasıl ele alacağını netleştirmeyi amaçlıyor.
Son zamanlarda Moskova’nın böyle bir eylemi değerlendirdiğine dair çok sayıda haber yer aldı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte geçtiğimiz günlerde, Rusya’nın ittifaka yönelik konvansiyonel bir saldırı hazırlığında olduğuna dair herhangi bir işaret bulunmadığını ama Avrupa’nın uzun süreli hibrit saldırılara karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.
Grynkewich’in sözcüsü Albay Martin O’Donnell, planın ayrıntılarını tartışmayı reddetti fakat ittifakın “tamamen savunma amaçlı” olduğunu vurguladı.
O’Donnell şöyle devam etti:
“Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı’nın zafer teorisi basit: NATO’nun üstünlüğünü korumak. Belirsiz ve karmaşık küresel güvenlik ortamı göz önüne alındığında, saldırganlığı caydırmak ve gerekirse saldırıya uğradığımızda galip gelmek için şartları şimdiden oluşturmamız gerekiyor.”
NATO’nun savaş ilkelerinin genel hatları bilinse de, bu ilkeler hakkında açık bir iletişim nadiren kurulur.
Bu girişim, kamuoyuna NATO’nun hazırlık durumu konusunda güvence verirken, artan savunma harcamalarının ardında yatan gerçekleri daha somut bir şekilde ortaya koymayı amaçlıyor.
Belge aynı zamanda müttefiklere, NATO’nun geleneksel silahları, 2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana ortaya çıkan yeni yeteneklerle nasıl entegre edeceğini göstermeyi ve daha fazla savunma yatırımı ile daha iyi hazırlıklar yapılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.
Strateji, NATO’nun savunma niteliğini ve “istem dışı provokasyonlardan” kaçınılmasını vurgularken, caydırıcılığın bir parçası olarak (bir çatışma eşiğinin altındaki saldırgan eylemler olan) hibrit tehditlere toplu olarak karşı koyma ihtiyacını açıkça belirtiyor.
Stratejiye göre NATO, hazırlık durumunu göstererek düşmanın kazanamayacağı sonucuna varmasını istiyor.
Gelgelelim NATO saldırıya uğrarsa, düşük maliyetli insansız hava araçları, asgari mürettebatlı sistemler ve yapay zeka destekli hedefleme teknolojilerine dayanan bir konsept olan NATO’nun Doğu Kanadı Caydırıcılık Girişimi’nden gelen kara kuvvetleri ve diğer varlıkların bir karışımıyla bir işgali engelleyecek.
Manevra özgürlüğü kazandıktan sonra, Rus kuvvetlerini hızlı ve ezici bir şekilde yenilgiye uğratmak amacıyla düşmanın komuta ve kontrol sistemlerini imha etmeye çalışacak.
Özellikle Avrupa’daki NATO müttefikleri, savunma harcamalarını büyük ölçüde artırmış durumda.
Bu süreçte, tanklar gibi geleneksel silahlarla Ukrayna çatışmasında ön plana çıkan alternatif teknolojiler arasında nasıl bir önceliklendirme yapılacağı konusunda gerilimler ortaya çıkıyor.
Bu yaz ABD, NATO müttefiklerine bir anket gönderdi. Bu anket, Avrupa’nın savunmasına tahsis edilmiş ABD askeri varlıklarında planlanan kesintilere ilişkin karar alma sürecine bilgi sağlamak amacıyla, müttefiklerin savunma harcamalarını ve Başkan Donald Trump’ın politikalarına verdikleri desteği ölçmeyi amaçlıyordu.
Bu anketin bir parçası olarak ABD, müttefiklerin Grynkewich’in savunma planları için NATO’ya tahsis edebilecekleri başka kuvvetleri olup olmadığını sordu.
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri












