Amerika
Palantir, sonsuz savaş ve küresel siyonist gözetim devleti

Dizinin bir önceki yazısında, Palantir şirketinin 11 Eylül’ü takip eden “terörle mücadele” konseptinin bir ürünü olduğunu söylemiştik.
The Dissident bloğunda, Palantir’in sisteminin, 11 Eylül saldırıları sonrasında Amerikan vatandaşlarının tüm bilgilerini içeren devasa bir veri tabanı oluşturulmasını öneren eski Ronald Reagan dönemi yetkilisi John Poindexter’ın “Total Information Awareness” (Toplam Enformasyon Farkındalığı) fikrine dayandığına işaret ediliyor.
Pointdexter ve Irak savaşının neocon mimarlarından Richard Perle, Palantir’in kurucuları Alex Karp ve Peter Thiel ile, yeni şirketleri Palantir, “Poindexter’ın Pentagon’da yaratmaya çalıştığı şeye benzer bir amaca sahip olduğu” için bir araya geliyordu.
Palantir kısa süre sonra şirketleşiyor ve CIA’in risk sermayesi yatırım kolu In-Q-Tel’den milyonlarca dolarlık fon alıyordu.
Palantir yazılımı, istihbarat ajanslarının Amerikalılar hakkında devasa bir veri tabanı oluşturmasına olanak sağlıyordu. Bloomberg, “Palantir teknolojisini kullanarak FBI artık ABD vatandaşları hakkında anında kapsamlı dosyalar oluşturabilir ve bir eczane dışındaki güvenlik kamerası görüntülerini kredi kartı işlemleri, cep telefonu kayıtları, e-postalar, uçak seyahat kayıtları ve internet arama bilgileriyle birleştirebilir,” diye yazıyordu.
Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması
***
Palantir’in “Batı medeniyetini kurtarmak” misyonu çerçevesinde, bu medeniyetin uç beyi olarak faaliyet yürüten İsrail ile bağına özel bir parantez açmak gerekiyor.
New York Times, “Bay Karp’ın İsrail’i destekleme konusundaki tutumu sarsılmazdır. Şirket geçen yıl New York Times’ta tam sayfa bir ilan vererek ‘Palantir İsrail’in yanında’ açıklamasını yaptı,” diye yazıyordu.
Şirketin resmi sosyal medya hesapları, İsrail’in Gazze’deki soykırıma varan saldırılarını açıkça destekliyordu. 11 Ekim 2023’te şirket, “Bazı türden kötülükler ancak güçle yenilebilir. Palantir, İsrail’in yanındadır,” şeklinde tweet atıyordu.
7 Ekim 2024’te, Aksa Tufanı operasyonundan tam 1 yıl sonra, şirketin resmi X hesabı Gazze’deki soykırıma desteğini bir kez daha yineleyerek, “Palantir 7 Ekim’i hatırlıyor. İsrail’in yanındayız,” tweetini atıyordu.
Alex Karp, savaş yanlısı ve İsrail yanlısı görüşlerini açıkça dile getiriyordu. CEO, New York Times’a İsrail’in Gazze’yi “otoparka çevirmesi” gerektiğini söylemişti.
Aynı New York Times makalesinde Karp, İsrail’e silah verilmesine karşı protestoları “toplumun içindeki bir enfeksiyon” olarak nitelendirerek, bu protestoların durdurulmasını desteklediğini belirtiyordu.
Karp ayrıca gazeteye, teknolojisini Ukrayna’daki savaşı ve Gazze’deki işgali devam ettirmek için kullandığını övünerek anlatıyor, “Ürünümüzü Ukrayna’ya, İsrail’e veya başka birçok yere verdiğimiz için özür dilemeyeceğim,” diyordu.(1)
Time’a verdiği bir demeçte Karp, Ukrayna’da Palantir’in “Batıyı savunmak” ve “düşmanlarımızı korkudan titretmek” misyonunu yerine getirme fırsatını gördüğünü söylüyordu.
Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası
Hükümet yetkilileri, uydu görüntüleri dahil ticari verileri kullanarak belirli bir savaş alanının neredeyse gerçek zamanlı bir resmini sunan Palantir’in MetaConstellation adlı aracını kullanmak üzere eğitildi.
Palantir’in yazılımı, bu bilgileri müttefiklerden gelenler dahil ticari ve gizli hükümet verileriyle entegre ederek, askeri yetkililerin düşman konumlarını sahadaki komutanlara iletmelerine veya bir hedefi vurma kararı almalarına olanak tanıyor. Bu, Karp’ın dijital “öldürme zinciri” olarak adlandırdığı şeyin bir parçası.
Karp, 2024 yılında Palantir kazanç raporu toplantısında, “7 Ekim’den sonra, birkaç hafta içinde İsrail’de sahada olduğumuz ve operasyonel açıdan çok önemli operasyonlara katıldığımız için son derece gururluyum,” diye övünüyordu.
Karp, Palantir’in Gazze’deki soykırıma yardım etmesi nedeniyle bir konferansta Filistinli bir aktivist tarafından protesto edildiğinde, “Onun [protestocu] Hamas’ın kötü bir gücünün farkında olmayan bir ürünü olduğuna inanıyorum. O, farkında olmadan onların stratejisinin bir parçası, onların ürünü,” diyordu.
2024 yılında CNBC’ye verdiği bir mülakatta Karp, İsrail’i desteklemenin kendisi için en önemli konu olduğunu söyleyerek, “Günümüzün en önemli konusu savaş ve barış ve bunun en önemli metaforu şudur: İsrail’de olanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye soruyordu
Karp, Filistin yanlısı protestoların durdurulması çağrısında da bulunuyordu. Bir konferansta Karp, “Üniversite kampüslerinde yaşananlar [Filistin yanlısı protestoları kastediyor] bir tür yan gösteri, hayır, asıl gösteri onlar, çünkü entelektüel tartışmayı kaybedersek, Batıda hiçbir orduyu konuşlandıramazsınız,” diyordu.
Palantir’in beyni Peter Thiel de benzer görüşleri paylaşıyor. İsrail’in Gazze’de yapay zeka kullanması sorulduğunda Thiel, “İsrail’de olup bitenlerin tüm ayrıntılarını bilmiyorum, çünkü önyargım İsrail’e saygı duymak yönünde,” demişti.
Devamında Thiel, “genel olarak” İsrail ordusunun ne yapmak istediğine karar verme hakkı olduğuna ve “genel olarak” haklı olduğuna inandığını söylüyordu.
***
İsrail’e bağlılık bunlarla da sınırlı değil.
Şirket İsrail ile o kadar bağlantılı ki, sosyal medyada 2024’ün ilk yönetim kurulu toplantısını Tel Aviv’de yaptığını övünerek duyuruyordu.
Yönetim kurulu toplantısı öncesinde Karp ve Theil, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile bir araya geliyor ve toplantıyı sosyal medyada paylaşarak, “İsrail’in yanında durmaktan, inovasyon, teknoloji ve demokrasi kültürünü desteklemekten gurur duyuyoruz,” diye yazıyordu.
Yönetim kurulu toplantısının ardından, CTECH’İN bildirdiğine göre, Palantir, İsrail Savunma Bakanlığı ile “ülkenin savaş çabalarına yardımcı olmak için Palantir teknolojisini sağlamak” amacıyla stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladığını duyuruyordu.
Anlaşma, İsrail savunma yetkilileri ile Thiel ve Karp arasında yapılan toplantının ardından imzalanmıştı.
Anlaşma imzalandıktan sonra Karp, İsrailli girişimci Yossi Vardi’ye şöyle diyordu:
“(Teknoloji) sektöründe benim kadar İsrail yanlısı olmayan birçok insan var, fakat onlar da İsrail’i çok özel bir yer olarak görüyor ve genel olarak İsrail’in konumunu daha iyi anlıyor ve çölden bir ülke kurma başarısını takdir ediyor.”
İsrail’in iş dünyasına yönelik haber sitesi Globes, Karp’ın bu gezisi sırasında “Tel Aviv Üniversitesinde halka açık bir etkinliğe katıldığını” ve “İsrail’e övgüler yağdırdığını” bildiriyordu.
Globes, İsrail’in Palantir’den, “istihbarata dayalı karar verme sürecine yardımcı olmaya ve düşman hedeflerini analiz edip savaş hamleleri önermek için tasarlanmış AIP adlı yapay zeka tabanlı bir sistem satın almaya” hazır olduğunu yazıyordu.
Aynı haberde, Palantir’in İsrail ile yapılan anlaşmadan on milyonlarca dolarlık gelir beklediği iddiasına da yer veriliyordu.
***
Gazeteci Antony Leowenstein, “İsrail’in askeri-endüstriyel kompleksi, işgalini en yeni öldürme ve gözetleme yöntemlerini denemek için hayati bir test alanı olarak görüyor,” diye yazıyor.
Leowenstein, Filistinlilerin “kobay fareleri” olarak görüldüğünü, ama bu faaliyetin Filistin’le sınırlı kalmadığına işaret ediyor (Karp, Time’a, “Savaş alanında yapabileceğimiz, ama içeride yapamayacağımız şeyler var,” diyordu). Ona göre, “Silikon Vadisi bunu fark etti” ve yeni Trump dönemi, “büyük teknoloji şirketleri, İsrail ve savunma sektörü arasında daha da sıkı bir ittifakın habercisi.”
Responsible Statecraft için Palantir ve Amerikan dış politikasını değerlendiren William Hartung, Palentir’in hedefinin, “ABD’nin gelecek nesil için hangi askeri teknolojilere yatırım yapacağını belirleyebilecek genel ABD ulusal güvenlik politikasını şekillendirmek” olduğunu belirtiyor.
Eski Cumhuriyetçi Temsilci Mike Gallagher, Palantir’in savunma işleri başkanı olarak yeni görevine başladıktan sonra, hükümet içindeki bağlantılarını kullanarak, büyük ölçüde vergi gelirlerinden daha fazla pay alarak, yeni ortaya çıkan askeri teknoloji şirketlerinin gelişmesini kolaylaştıracağına söz veriyordu.
Gallagher’in bir başka özelliği de, Kongredeki görev süresi boyunca önde gelen bir “Çin şahini” olarak öne çıkmasıydı. Gallagher, Foreign Affairs dergisinde yakın zamanda yayınlanan “Zaferin Yerine Geçen Hiçbir Şey Yok: Amerika’nın Çin ile Rekabeti Yönetilmek Değil Kazanılmak Zorunda” başlıklı makalenin ortak yazarı.
Makalede Gallagher ve diğer yazar Matthew Pottinger, ABD’nin “daha iyi bir politika uygulaması gerektiğini” savunuyorlar ve ABD ordusunu yeniden silahlandırmak, Çin’in iktisadi etkisini azaltmak ve Çin’e karşı daha geniş bir koalisyon oluşturmak için harekete geçilmesi gerektiğini yazıyorlar.
ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetle ilgili Çin karşıtı Temsilciler Meclisi Özel Komitesinin başkanlığı görevinde sergilediği tutumuna bakıldığında, Gallagher’ın görüşleri Palantir yöneticilerinin görüşlerine oldukça yakın.
Yakın, zira Palantir CEO’su Alex Karp, ABD’nin “muhtemelen” Çin ile savaşa gireceğini ve en iyi politikanın “düşmanını korkudan ödü patlatmak” olduğunu söylemişti.
Karp, dürüstlüğün dibine vurduğu bir anda, “Ürünümüz bazen insanları öldürmek için kullanılıyor,” diye itiraf ediyordu: “Eğer üniversitede daha genç olsaydım, kendimi protesto eder miydim?”
Palentir’in danışmanı Jacob Helberg ise, şirketi “21. yüzyılın yapay zeka silah tüccarı” olarak nitelendiriyordu.
***
Karp, Palantir’in ürünlerinin hükümetlerin vatandaşlarını izinsiz gözetlemesine olanak sağladığı yönündeki yaygın eleştirileri uzun süredir reddediyor.
Reddediyor deyince, bunun gerçekliğini reddediyor sanmayın. “Yapıyorum, ama hele bir sorun, neden yapıyorum?” diyor.
CEO, Batı hükümetlerine en iyi yeni teknolojileri sağlamak için “ahlaki bir zorunluluk” gördüğünü belirterek, Batının küresel rakipleri üzerindeki üstünlüğünü korumasına olanak sağlayacağına inandığı “devlet ve teknoloji sektörü arasında daha yakın işbirliği” çağrısında bulunuyor.
Yıllardır ABD, kullanıcıların eline geçtikten sonra hesap verilebilirliğin olmaması ve ciddi savaş suçları işlenme olasılığı nedeniyle yabancı ülkelere silah sistemi ihracatı konusunda sıkı düzenlemeler uyguluyor. En azından kağıt üzerinde böyle.
Ama Karp, “Gelişmiş algoritmik savaş sistemlerinin gücü artık o kadar büyük ki, bu, sadece konvansiyonel silahlara sahip bir düşmana karşı taktik nükleer silahlara sahip olmakla eşdeğer,” diyerek kendi ürünlerini meşrulaştırıyor.
Batının “gerçek düşmanları” olmasaydı, diyor Karp Bloomberg’e yaptığı açıklamada, askeri alanda yapay zekanın kullanımını sınırlamaya çalışanlardan biri olacaktı: “Fakat İsrail’in de bildiği gibi, şu anda yaşadığımız gerçeklik, düşmanlarımızın gerçek ve tehlikeli olduğu ve davranış normlarının çok ötesine geçtiği.”
Karp, 2023 yılında yaptığı açıklamada, Palantir’n AIP platformu hakkında “yüzlerce” potansiyel ortakla görüşmeler yaptığını, fakat fiyatlandırma ve şartlar gibi ayrıntıların hala belirlenmekte olduğunu söylemişti.
Karp, analistlere verdiği demeçte, Palantir’in talebi karşılamak için mühendislik ekiplerini ve diğer kaynaklarını yapay zeka alanına yeniden odakladığını ve bu fırsatı “sıkı bir şekilde değerlendirdiğini” belirtiyordu.
***
“Büyük Teknolojinin orduyu ele geçirişi”
The Bulwark’ın 17 Haziran tarihli haberine attığı başlık buydu.
Meta, OpenAI ve Palantir gibi yüksek teknoloji şirketlerinden yetkililerin son zamanlarda orduya katılması, Silikon Vadisinin kontrolü ele geçirdiği yönünde endişeleri artırıyordu.
Ama sadece Amerikan ordusu mu? NATO, “daha hızlı askeri karar alma süreci” için Palantir’in yapay zeka platformunu kullanacağını açıkladı. MSS NATO sistemi, daha önce büyük ekipler gerektiren veri analizini otomatikleştirmeyi amaçlıyor.
Berliner Zeitung, CDU/CSU ve SPD koalisyon müzakerelerinde, CSU’nun gelecekte Federal İçişleri Bakanlığını devralacağı konusunda anlaşmıştı. Bu, Palantir’in federal düzeyde daha fazla şansa sahip olacağı anlamına geliyor; zira CSU’nun iktidarda olduğu Bavyera’da, eyalet polisi geçen yılın ağustos ayından bu yana şirketin yazılımını kullanıyor.
Bavyera İçişleri Bakanlığına göre, prosedürler arası araştırma ve analiz platformu VeRA, “çok çeşitli kaynaklardan gelen büyük miktarda veriyi hızlı ve güvenilir bir şekilde analiz edip işlemeyi ve önemli bulguları yüksek hızda üretmeyi” mümkün kılıyor.
Hessen ve Kuzey Ren-Vestfalya da şu anda Palantir’i kullanıyor. Bayerischer Rundfunk’tan elde edilen bilgilere göre, Berlin ve Baden-Württemberg de şu anda şirketle işbirliği yapmayı düşünüyor.(2)
Palantir Birleşik Krallık’ta da halihazırda 330 milyon sterlinlik bir Ulusal Sağlık Servisi (NHS) veri sözleşmesine sahip. Mayıs ayında hastaneleri bu teknolojiyi benimsemeye teşvik etmek için hükümet, danışmanlık devi KPMG ile NHS’te Palantir’in teknolojisinin “benimsenmesini teşvik etmek” için 8 milyon sterlinlik bir anlaşma imzalamıştı. Londra, orduyu da Palantir sistemleri ile denetledi.
***
Bugüne kadar bilinen Pentagon’un Beşli Çetesi şu şirketlerden oluşuyordu: Lockheed Martin, RTX, Boeing, General Dynamics ve Northrop Grumman.
Quincy Institute for Responsible Statecraft’ın yakın zamanda yayınladığı bir rapor, Pentagon’un savunma harcamalarında özel şirketlerin payının giderek arttığını ortaya koyuyor.
Son 35 yılda Pentagon, bütçesinin giderek artan bir kısmını özel sektör sözleşmelerine ayırdı. 1990-1999 mali yıllarında Pentagon’un sözleşmelere ayırdığı ortalama yıllık harcama, toplam harcamalarının %41’ine denk geliyordu. Bu oran her geçen on yılda arttı: Bu on yılın ilk beş yılında, Pentagon bütçesinde özel şirketlerin payı rekor bir seviyeye ulaşarak %54’e çıktı.
2020-2024 dönemi için, 4,4 trilyon ABD dolarlık toplam savunma harcamalarının 2,4 trilyon ABD doları özel şirketlere verildi.
Ne var ki, bu payın ezici çoğunluğu beş büyük şirkete gitti. 2020 ile 2024 yılları arasında, Pentagon’un en büyük beş silah tedarikçisi toplam 771 milyar dolar tutarında sözleşme aldı. En büyük beş şirkete taahhüt edilen bu tutar, 2020-2024 yılları arasında Pentagon’un verdiği toplam 2,4 trilyon dolar tutarındaki sözleşmelerin üçte birini oluşturuyor.
Lockheed Martin, 2020-2024 yılları arasında 313 milyar dolarlık sözleşme ile açık ara liderlik yaparken, en yakın rakibi Raytheon (şu an RTX) 145 milyar dolarlık sözleşme aldı.
Gelgelelim, raporun bulguları bir başka şeye daha işaret ediyor: Bu hakimiyet yeni nesil askeri teknoloji şirketleri tarafından giderek daha fazla tehdit altında.
Beş büyük şirket Pentagon’un savunma harcamaları bütçesinin büyük bir kısmını elinde tutmaya devam etse de, insansız hava araçları, insansız gemiler ve zırhlı araçlar gibi askeri uygulamalarda yapay zeka konusunda uzmanlaşmış teknoloji firmalarıyla yeni sözleşmelerde artış yaşandı.
Bu yeni askeri teknoloji firmalarının yükselişi, son beş yılda silah endüstrisinde yaşanan en büyük değişimi işaret ediyor.
Raporda, “SpaceX, Palantir ve Anduril gibi şirketler, Pentagon’dan iletişim, hedefleme, insansız araçlar, insansız hava aracı savunma sistemleri ve hipersonik silahlar için milyarlarca dolarlık sözleşmeler aldı. Bu sözleşmelerden elde edilecek fonlar zamanla şirketlere aktarılacak ve bu da onları önümüzdeki birkaç yıl içinde sözleşme değeri açısından Pentagon’un en büyük taşeronları arasına sokacak,” deniyor.
Rapora göre Palantir, yapay zeka kullanan bir veri platformu için ordu ile 618 milyon dolarlık bir sözleşme, Project Maven hedefleme sistemi üzerinde çalışmaya devam etmek için 480 milyon dolarlık bir sözleşme ve gelişmiş ticari yazılımları operasyonlarına entegre etmek için ABD Özel Harekat Komutanlığı ile 463 milyon dolarlık beş yıllık bir sözleşme imzaladı.
Raporda, “Pentagon, insansız hava araçları, gemiler ve savaş araçlarından oluşan sürüleri de dahil olmak üzere yapay zeka destekli silah sistemlerine doğru ilerledikçe, Büyük Beşli şirketlerin hakimiyeti azalabilir,” ifadesi yer alıyor.
2025’in ilk çeyreğinde, Palantir’in geliri yıllık bazda %39 artış gösterirken, ABD satışları %55 arttı. Ticari bölüm şu anda 1 milyar dolarlık yıllık gelir elde ediyor ve bu da enerji, finans ve lojistik gibi sektörlerde uzun vadeli talep olduğunu gösteriyor.
“Bu çeşitlilik hayati önem taşıyor,” diye yazıyor AInvest. Palantir’in yapay zeka platformları, “İran’ın asimetrik savaş taktikleri” nedeniyle önemli bir güvenlik açığı olan siber saldırılar gibi riskleri azaltmak için kritik altyapı operatörleri tarafından benimseniyor. Palo Alto Networks ve CrowdStrike gibi siber güvenlik firmalarıyla olan ortaklıklar, devlet destekli tehditlere karşı savunma yeteneğini daha da güçlendiriyor.(3)
“Yapay zeka özgüveni” öne çıkıyor. Anduril şirketinin blogunda yayınlanan “Demokrasinin Cephaneliğini Yeniden Yüklemek” başlıklı broşür/makalede, Beşli Çete, Amerika’nın geleceğin silahlarını geliştirme ve üretme konusunda liderliği ele almak istiyorsa ortadan kaldırılması gereken “Soğuk Savaş’ın kalıntıları” olarak nitelendiriliyor:
“Mevcut savunma şirketleri neden daha iyisini yapamıyor? En büyük savunma şirketleri, vatanseverlerden oluşuyor, fakat ihtiyaç duyduğumuz teknolojiyi geliştirmek için gerekli yazılım uzmanlığına veya iş modeline sahip değiller. Yarının silahları –otonom sistemler, siber silahlar ve savunma sistemleri, ağ bağlantılı sistemler ve daha fazlası– yazılımla çalışırken, bu şirketler donanım konusunda uzmanlaşmıştır. Bu şirketler yavaş çalışırken, en iyi mühendisler hızlı çalışmaktan keyif alır… Bu şirketler geçmişte güvenliğimizi sağlayan araçları üretti, fakat savunmamızın geleceği onlar değil.”
Pentagon’da reform planı: Askerleri teknobüyücülere dönüştürmek
Palantir’in hisse senedi fiyatı ise geçen yıl dört katından fazla artarak, bu yılın başında RTX ve Lockheed Martin’den daha değerli hale geldi. Bu karanlık şirket(ler)in arkasında, “risk sermayesi” (VC) olarak bilinen yeni türde yırtıcılar var. Thiel’in Founders Fund’ı, Andreessen Horowitz (a16z) ve Lux Capital gibi önde gelen risk sermayesi şirketleri Anduril, Hadrian ve Rebellion Defense gibi savunma sektörünün yükselen yıldızları arasında yer alıyor.
Dahası, yeni savunma tekelleri oluşuyor. Anduril ve Palantir öncülüğünde kurulan bir konsorsiyum SpaceX, OpenAI, Saronic ve Scale AI gibi diğer savunma teknolojisi şirketleriyle bir gelerek askeri ihalelere ortak olarak katılmayı planlıyor.
Bu süreçte risk sermayedarları, yüksek yatırım getirisi elde etmekle kalmayıp, ABD dış politikası üzerinde de giderek artan bir etkiye sahip oluyor. Thiel’in eski baş danışmanı Michael Kratsios ve Palantir’in üst düzey danışmanı Jacob Helberg dahil olmak üzere diğer Thiel bağlantılı kişiler, sırasıyla Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Direktörlüğü ve iktisadi büyüme, enerji ve çevre müsteşar yardımcısı pozisyonlarına atanıyor.
Quincy Institute for Responsible Statecraft’ın araştırma görevlisi William Hartung, “Pentagon için çalışmak artık kötü bir şey gibi görünmüyor,” diyor: “Bu yeni şirketlerin çoğu bunu çok istiyor gibi görünüyor ve risk sermayesi şirketleri de bunu kolaylaştırıyor.”
Anduril’den Palmer Luckey, mevcut yatırımlarını korumak isteyen risk sermayedarlarını “şahin” olarak nitelendiriyor ve “Ukrayna’yı önemseyen herkes Tayvan’ı da izliyor, çünkü… Tayvan’ın güneyine doğru kayması, [orada bulunan] birçok yatırımları için gerçek bir varoluş tehdidi oluşturuyor. Bu nedenle, risk sermayedarlarının çoğunda şahin bir tavır görüyoruz,” diyor.(4)
VC America’s Frontier Fund (AFF) isimli risk sermayesi grubunun temsilcisi daha açık sözlü: Tayvan’a atıfta bulunarak, “Pasifik’te kinetik bir olay olursa, bazı yatırımlarımız bir gecede 10 kat artacak,” demekten imtina etmiyor.
AInvest, “jeopolitik etki riskleri” başlığı altında, Palantir’in rahat olduğunu ima ediyor: “Orta Doğu, Güney Çin Denizi ve Doğu Avrupa’da artan gerilimler, bu alandaki analitik hizmetlere olan talebin istikrarlı olmasını sağlıyor.”
Sermayenin en leşçil versiyonu, sonsuz savaş, küresel bir siyonist gözetim imparatorluğu istiyor.
(1) Time dergisi, Palantir CEO’su Alex Karp’ın “Rusya’nın işgalinden bu yana Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşen ilk büyük Batılı şirket lideri” olduğunu yazıyor. Makalede, Karp’ın Zelenskiy ile ilk görüşmesinden bu yana geçen bir buçuk yıl içinde, Palantir’in savaş halindeki bir yabancı hükümetin günlük işlerine “benzeri görülmemiş bir şekilde dahil olduğu” itiraf ediliyor: “Savunma, Ekonomi ve Eğitim Bakanlıkları da dahil olmak üzere altıdan fazla Ukrayna kurumu, şirketin ürünlerini kullanıyor. Karp’a göre, yapay zeka kullanarak uydu görüntülerini, açık kaynak verilerini, drone görüntülerini ve yerden gelen raporları analiz ederek komutanlara askeri seçenekler sunan Palantir’in yazılımı, ‘Ukrayna’daki hedeflerin çoğundan sorumlu.’ Ukraynalı yetkililer, şirketin veri analizini savaş alanı istihbaratının çok ötesine geçen projeler için kullandıklarını, bunlara savaş suçlarının kanıtlarının toplanması, kara mayınlarının temizlenmesi, yerinden edilmiş mültecilerin yeniden yerleştirilmesi ve yolsuzluğun kökünün kazınması gibi projelerin de dahil olduğunu söylediler.” İşin daha ilginci, Time, Palantir’in kanlı savaşı bir test alanı olarak kullanmak için Ukrayna’ya hizmetlerini ücretsiz olarak sunduğunu belirterek, “Palantir, yeteneklerini sergilemek için o kadar hevesliydi ki, bunları Ukrayna’ya ücretsiz olarak sağladı,” iddiasında bulunuyor.
(2) Almanya-Palantir ilişkilerini ayrıca incelemek gerekiyor. POLITICO’nun sahibi Alman medya devi Axel Springer’in CEO’su ve ortak sahibi Mathias Döpfner, Palantir’in kurucusu Peter Thiel ile oldukça yakın ilişkilere sahip. Oğlu Moritz Döpfner, daha önce milyarderin aile şirketi Thiel Capital’de genel müdür olarak görev yapıyordu. Alman basınına göre, genç Döpfner, Thiel’den 50 milyon dolarlık yatırımla yeni bir risk sermayesi fonu kurmuştu. Mathias Döpfner’in 2019 yılında Karp ile yaptığı podcast yayınından, Palantir yöneticisinin o sıralar Axel Springer’in teftiş kurulunda olduğunu da öğreniyoruz. Axel Springer’in, çalışanlarından serbest piyasa bağlılık, ABD-Avrupa ittifakına destek ve İsrail’in “var olma hakkına destek” talep eden bir sözleşme imzalattığı medyaya sızmıştı. Axel Springer’in çoğunluk hissesine sahip olduğu Business Insider’da yer alan 2019 tarihli bir haberden ise, Palantir’in, 2016 yılında Berlin’deki bir Noel pazarında saldırı gerçekleştiren Anis Amri hakkındaki verileri ülkedeki polis teşkilatına ilettiğini öğreniyoruz.
(3) Palantir’in ticari başarısının sırlarından biri de, “ekosistem” yaratması. Pentagon’un Maven kullanıcı tabanı, 2024’ün başından bu yana iki katına çıkarak 35 araçta 20.000 kullanıcıya ulaştı. AInvest şöyle yazıyor: “Küresel savunma AI pazarının 2030 yılına kadar 40 milyar dolara ulaşması öngörülüyor ve hükümetler geleneksel donanım yerine ‘bilgi hakimiyetine’ öncelik veriyor. Palantir’in AI altyapısı sadece bir araç değil, bir ekosistem platformu. Farklı alanlardaki verileri entegre etme yeteneği (örneğin CJADC2’nin tüm alanları kapsayan komuta ve kontrol sistemi), yüksek geçiş maliyetleri ve tekrarlayan gelir akışları yaratıyor.”
(4) Ortadoğu’yu da unutmayalım: Palantir’in Maven Akıllı Sistemini (MSS) kullanan Pentagon, 2024 yılında MSS sözleşmesini 795 milyon dolar artırarak, 2029 yılına kadar toplam tutarı 1,3 milyar dolara çıkardı. Aberdeen Proving Ground tarafından yönetilen bu sistem, şu anda Ortadoğu’daki operasyonların merkezi olan Merkez Komutanlığı (CENTCOM) dahil olmak üzere beş önemli muharebe komutanlığına hizmet veriyor. MSS, yapay zekayı kullanarak gözetim verilerini (uydu görüntüleri, video akışları) gerçek zamanlı olarak analiz ediyor ve istihbarat birleştirme, hedef belirleme ve savaş alanı karar verme süreçlerini mümkün kılıyor. Bu yetenek, Hürmüz Boğazı yakınlarında İran ordusunun hareketlerini takip etmek veya nükleer tesisleri izlemek gibi senaryolarda hayati öneme sahip. NATO’nun 2025 yılında MSS-NATO varyantını benimsemesi, Palantir’in küresel rolünün altını daha da çiziyor: ittifak, müttefik komuta operasyonlarını geliştirmek için üretken yapay zeka ve makine öğrenimi araçlarını kullanıyor ve entegrasyon sadece altı ayda tamamlandı.
Amerika
Petrol fiyatlarındaki artış Pentagon bütçesini zorluyor

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan ABD Savaş Bakanlığı, askeri seyahat ve eğitim bütçelerinde kesintiye gidiyor. Kara Kuvvetleri onlarca eğitim programını iptal edip helikopter uçuş saatlerini düşürürken, Deniz ve Hava Kuvvetleri de Ortadoğu’daki operasyonel maliyetler sebebiyle bütçe sınırlarına yaklaşıyor.
Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD Savaş Bakanlığında (Pentagon) mali baskıyı artırarak bütçe planlamalarını zorlaştırıyor. Ordu genelinde oluşan bütçe açığı nedeniyle askeri eğitimlerin iptal edildiği, helikopter uçuş saatlerinin düşürüldüğü ve birliklerin seyahat faaliyetlerinin kısıtlandığı bildirildi.
ABC News’in Savaş Bakanlığı kayıtlarına dayandırdığı verilere göre, ordunun benzin ve jet yakıtı dahil 24 farklı yakıt türü için ödediği ortalama varil fiyatı, geçen yılın ekim ayında 154,14 dolar iken nisan ayında 195,72 dolara yükseldi. Altı ay içinde gerçekleşen yaklaşık yüzde 27’lik bu artış, yılda ortalama 80 milyon varil yakıt tüketen Pentagon’a bu yıl en az 1 milyar dolarlık öngörülemeyen ek mali yük getirdi.
Komutanlar, yakıt fiyatlarının yanı sıra personelin eğitim alanlarına taşınmasında kullanılan sivil akaryakıt ve ticari uçak bileti maliyetlerindeki artışla da mücadele ediyor. Bütçe baskısı nedeniyle nisan ayından bu yana birliklerin seyahatleri incelemeye alınırken, birçok birimin eğitim seyahatlerini azalttığı veya iptal ettiği belirtildi.
ABD Kara Kuvvetleri Sözcüsü Yarbay Orlando Howard, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, enerji piyasasındaki dalgalanmaların nakliye maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Howard, “Kritik operasyonları ve savaşa hazırlık seviyesini koruyabilmek adına personel ve ekipman seyahatlerinde tasarruf tedbirlerine öncelik veriyoruz” dedi.
Bütçe açığı askeri eğitim programlarını durdurdu
Sızan iç yazışmalar ve ABD’li yetkililerin verdiği bilgilere göre, 30 Eylül’de sona erecek mali yıl için 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan Kara Kuvvetleri, eğitim programlarında kesintiye gitti. Bütçe açığının nedenleri arasında Orta Doğu’daki operasyonlar, ABD’nin güney sınırındaki askeri misyonlar ve yaz aylarında asker sayısının iki katına çıkarılarak 5 bine ulaştırılması planlanan Washington’daki Ulusal Muhafız görevleri gösterildi.
Bu durumun bir sonucu olarak, aralarında sağlık personeli, istihkam birlikleri ve topçu sınıflarının da bulunduğu onlarca eğitim programı ve kurs iptal edildi. Helikopter uçuş saatlerinde kısıtlamaya gidilirken, iç yazışmalar birçok uçuş mürettebatının artık sadece yasal olarak zorunlu olan asgari uçuş sınırında kalabildiğini gösteriyor.
Yapılan iç değerlendirmeler, bütçe kesintilerinin önümüzdeki yıl Avrupa’ya konuşlandırılması planlanan ve Teksas’ta konuşlu 70 bin askerden oluşan 3. Zırhlı Kolordu gibi büyük birliklerin yetersiz eğitimle konuşlanmasına yol açabileceğini ortaya koyuyor. Hazırlanan raporda, etkilenen birliklerin savaş öncesi eğitim seviyesine dönmesinin bir yıldan fazla sürebileceği uyarısı yapıldı.
Deniz ve Hava Kuvvetleri de bütçe sınırlarına yaklaşıyor
Bütçe darboğazı sadece Kara Kuvvetleri ile sınırlı kalmıyor. Deniz Operasyonları Şefi Amiral Daryl Caudle, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ne verdiği brifingde, Orta Doğu’daki yoğun askeri varlık nedeniyle donanmanın bütçesinin temmuz veya ağustos aylarında tükenmeye başlayacağını duyurdu. Caudle, “Orta Doğu’da büyük bir deniz gücümüz var. Çok güçlü şekilde operasyon yürütüyoruz ama bunun operasyonel bir maliyeti var. Yaz aylarında bütçe tükeneceği için temmuz ayından itibaren eğitim, operasyon ve sertifikasyon süreçlerini değiştirmek zorunda kalacağım” ifadelerini kullandı.
Hava Kuvvetleri de bütçe tahminlerinin üzerinde yakıt tüketimi kaydediyor. Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Kenneth Wilsbach, mayıs ayında senatörlere yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonel hareketlilik sebebiyle uçakların öngörülenden yüzde 10 daha fazla yakıt tükettiğini, bunun da ek yakıt maliyeti anlamına geldiğini belirtti.
Yıllık ortalama 227 milyon galon dizel ve 2,2 milyar galon jet yakıtı tüketen Pentagon, federal hükümetin en büyük enerji tüketicisi konumunda bulunuyor. Diğer askeri birimlere kıyasla daha küçük bir ölçeğe sahip olan Deniz Piyadeleri (Marines) ise şu an için dikkate değer bir bütçe açığı yaşamadıklarını ve eğitim kesintisine gitmediklerini bildirdi.
Amerika
Trump, kömür sektörüne 700 milyon dolarlık yeni destek planlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, kömür santrallerini desteklemek üzere yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kaynak aktarmak için Soğuk Savaş döneminden kalma ulusal savunma yetkilerini kullanmayı planlıyor.
Konu hakkında bilgi veren bir ABD’li yetkili, Trump’ın bugün (4 Haziran) başkanlara ulusal güvenlikle ilgili endüstriler üzerinde geniş yetki veren 1950 tarihli Savunma Üretim Yasasını yürürlüğe koyacağını duyurabileceğini söyledi.
Yetkili, bu yasa kapsamında bir düzineden fazla kömür santralinin modernizasyonu, Batı Kıyısında devasa bir kömür ihracat terminali inşa edilmesi ve yeni santrallerin inşası için kurumsal fonlarla eş finansman sağlanmasının planlandığını belirtti.
700 milyon doların yarısından fazlası 13 kömür santralinin modernizasyonuna ayrılacak, 185 milyon dolar Alaska, Maryland ve Batı Virginia’daki kömür tesisleri için kurumsal fonlara eş finansman sağlayacak ve 75 milyon dolar ise uzun süredir gündemde olan Kuzey Kaliforniya’daki West Gateway ihracat terminalini destekleyecek.
Söz konusu kişi, başkanın açıklamasını önceden bozmamak için isminin açıklanmaması şartıyla konuştu ve ayrıntıların hâlâ değişebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Trump yönetimi, enerji tüketimi yüksek yapay zeka veri merkezlerini ayakta tutmak için iç talebi göz önünde bulundururken ve büyük fosil yakıt rezervlerine sahip yabancı rakipleri marjinalize etmeyi hedefliyor.
Fakat kömürün ABD’deki kullanımı sürekli bir düşüş eğiliminde. ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, bir zamanlar ABD’deki elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşılayan kömür, son yıllarda bu oranın beşte birinin altına düştü.
Elektrik üreticileri, fosil yakıtların küresel ısınmaya olan etkisinden ve kırılgan küresel tedarik zincirlerine artan bağımlılıktan endişe duyarak, büyük ölçüde daha ucuz doğalgaza ve yenilenebilir kaynaklara geçiş yaptı.
Amerika
Cumhuriyetçiler, veri merkezleri karşıtı tepkiyi Çin’in kışkırttığına inanıyor

ABD Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi bir lider, Çin’den para alan kuruluşların veri merkezlerine karşı yurt içindeki muhalefeti körüklediğini ve cezalandırılması gerektiğini söyledi.
Temsilciler Meclisi Yollar ve Araçlar Komitesi Başkanı Jason Smith, bir röportajda Çin’in, Amerikan halkını yapay zeka geliştirme açısından hayati öneme sahip veri merkezlerine karşı kışkırtmak için çok sayıda kâr amacı gütmeyen kuruluşa finansman sağladığını ileri sürdü.
Kendi soruşturmalarını başlatan Smith, Hazine Bakanı Scott Bessent’ten bu kuruluşların vergi muafiyetini kaldırmasını istiyor ve hükümetin “ulusal ve iktisadi güvenliğimizi tehlikeye atan” gruplara fiilen yardım etmemesi gerektiğini savunuyor.
Smith, “Çin’in hesaplama alanında hakimiyet kurmak istediği için veri merkezlerine karşı protestolar düzenleyen ABD’li kâr amacı gütmeyen kuruluşlara gelen Çin kaynaklı paranın izini sürdük. Eğer Amerikan halkı arasında ayrılık ve kaos tohumları ekebilirlerse, yapay zeka yarışında [Amerika’yı] yavaşlatacaklar ve kazanacaklar. Tetikte olmalıyız,” dedi.
Smith’in yorumları sorulduğunda, bir Hazine sözcüsü yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Vergi muafiyeti, yabancı etkiler için bir kalkan değildir. Yabancı çıkarları ilerletmek için hayır kurumlarını kötüye kullanan kuruluşlar, yasalarımızı, demokrasimizi ve halkın güvenini sarsmaktadır.”
ABD’deki kâr amacı gütmeyen kuruluşlara karşı yasal işlem başlatılması önemli bir adım ve teknoloji sektörünün iç muhalefeti aşmasına yardımcı olacak.
Hukuk uzmanları ayrıca bunun, Trump yönetiminin vergi kanununu siyasi amaçlar için bir silah olarak kullanmasının bir başka örneği olabileceği konusunda uyarıyor.
Vergi Mükellefleri Hakları Merkezi’nin yönetici direktörü Nina E. Olson, “İnsanlar, hoşlanmadıkları fikirlerin veya vergi mükelleflerinin peşine düşmek için vergi kanununu veya IRS’i [İç Gelir Servisi] kullanmadan önce iki kez düşünmelidir. Bu, vergi dairesine karşı güvensizliği besler ve mevzuata uyumu olumsuz etkiler… ve iktidardan düştüğünüzde aleyhinize kullanılabilir,” dedi.
Smith daha önce, Şanghay’da yaşayan eski teknoloji devi ve ABD vatandaşı Neville Roy Singham’dan aldıkları bağışlar nedeniyle BreakThrough News ve Tricontinental haber sitelerinin yanı sıra aktivist grup The People’s Forum’u hedef almıştı.
Smith, talep ettiği iç mali kayıtları teslim etmeyi reddederlerse bu gruplara mahkeme celbi göndereceği tehdidinde bulunmuştu.
Politika yapıcılar, ülke genelinde ortaya çıkan devasa yeni veri merkezlerine yönelik halkın endişesiyle boğuşuyor.
Geçen yılın sonundan bu yana en az 14 eyalet, bu tesisler için kısıtlamalar veya yasaklar önerdi.
Ülke genelinde ise onlarca belediye bunları çoktan yürürlüğe koydu.
Gallup’a göre, Amerikalıların yaklaşık 10’da 7’si artık yakınlarında yapay zeka veri merkezlerinin inşasına karşı çıkıyor.
Teknoloji şirketleri, yaklaşan yapay zeka patlamasını desteklemek için 2030 yılına kadar yaklaşık 7 trilyon dolarlık yeni fiziksel altyapı yatırımını hedefliyor.
Bazı Kongre üyeleri ve uzmanlar, yeni hükümet engellerinin ilerlemeyi durdurabileceğinden ve Çinli teknoloji firmalarıyla rekabet eden ABD’yi zayıflatabileceğinden endişe ediyor.
Smith, veri merkezlerine yönelik iç muhalefet hakkında, “Bunun kesinlikle yabancı aktörler tarafından kışkırtıldığına inanıyorum,” dedi.
Eleştirmenler, veri merkezlerine yönelik iç direniş için, kamu hizmetleri fiyatları ve çevre üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere bir dizi başka açıklamaya işaret etti.
Anketler, birçok Amerikalının, işlerini kaybetme korkusu ve diğer birçok endişe nedeniyle, yapay zekadan fayda göreceklerine henüz ikna olmadıklarını gösteriyor.
Smith, veri merkezi muhalefetinden doğrudan Çin’i sorumlu tutan şu ana kadar en üst düzey Cumhuriyetçi gibi görünüyor, ancak son zamanlarda birkaç kişi daha benzer iddialarda bulundu.
İçişleri Bakanı Doug Burgum geçen hafta, veri merkezi muhalefetini körüklemede “yabancı kaynaklı propaganda”nın rolünden bahsetti ve “Shark Tank” programından milyarder Kevin O’Leary, Utah’ta 40.000 dönümlük bir veri merkezine karşı çıkan muhalefetten Çin Komünist Partisi’ni sorumlu tuttu.
Bitcoin Policy Institute de geçen ay, İsviçreli, İngiliz ve Çinli milyarderlerin “veri merkezi karşıtı kampanyayı yönlendiren” gruplara aktardığı milyarlarca doları ortaya koyan bir rapor yayınladı.
Bu rapor, birçok iddianın temelini oluşturuyor. Wired da geçen ay, ABD kolluk kuvvetlerinin “teknoloji karşıtı aşırılıkçılığı” soruşturduğunu bildirdi.
Smith, yapay zeka rekabetinin öneminin Hazine Bakanlığı’nın harekete geçmesi gerektiğini gösterdiğini savunuyor ve komitenin bulgularının sonuçlarını kamuoyuna duyurmak için baskı yapacağını söylüyor.
Smith, “Tetikte olmalıyız. Bunu kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz, çünkü bu delilik,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor







