Rusya
Rusya’da yatırım ve tüketim frenlendi, sanayi daralıyor

Rusya merkezli Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP), ülke ekonomisinin ‘küresel çalkantı’ zemininde yavaşladığını ve savunma dışı birçok sektörün durgunluğa, hatta resesyona girdiğini belirtti. Rapora göre, yüksek reel faizler yatırımları baskılarken, tüketimdeki yavaşlama ve bütçe konsolidasyonu riskleri ekonomik görünümü olumsuz etkiliyor.
Rusya ekonomisinin “küresel çalkantı” zemininde yavaşladığı ve savunma sanayii dışındaki birçok sektörün durgunluğa, hatta resesyona girdiği bildirildi.
Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP) Genel Müdür Yardımcısı Dmitriy Belousov tarafından 27 Mayıs 2025’te Tyumen oblastında düzenlenen “Girişimci Günü—2025” forumundaki “Ekonomide gerçekte neler oluyor?” başlıklı uzman oturumunda sunulan rapora göre, mevcut durumda sistemik öneme sahip ekonomik faktörler arasında “savunma sanayi” ile bağlantılı olmayan çoğu sektörün durgunluğa (hatta resesyona) girmesi, aşırı yüksek reel temel faiz oranı nedeniyle yatırım dinamiklerinin frenlenmesi (bu durum kredi ve federal borçlanma senetler faizlerini de beraberinde çekiyor), (erken) bütçe konsolidasyonu riskleri ve ‘ücret yarışı’ olanaklarının tükenmesiyle bağlantılı olarak tüketim dinamiklerinin yavaşlaması” gösterildi.
Ekonomide ‘küresel çalkantı’ ve yavaşlama işaretleri
Raporda, Rusya ekonomisindeki yüksek frekanslı verilerin, “durgunluktan düzeltmeye, muhtemelen bir resesyonun başlangıcına doğru bir geçişin işaretlerini verdiği” vurgulandı.
Bu çıkarımın, “hem iyi gözlemlenebilen Ekonomik Faaliyetler Agregası (AEA) bileşenleri hem de finans sektörünün katma değeri gibi GSYİH’ye ‘eklenen’ unsurlar açısından geçerli olduğu” ifade edildi.
Ayrıca, bu durumun “sanayi, ulaştırma, inşaat gibi münferit sektörlerin dinamikleri ve nihai talebin en önemli bileşenleri olan yatırımlar, hanehalkı tüketimi ve mal ihracatındaki artan sorunlarla da teyit edildiği” kaydedildi.
Sanayi ve yatırımda alarm zilleri
Sanayide durgunluk gözlendiği, “2024 sonundaki artışın ardından üretim hacminin keskin bir şekilde geçen yılın ortası seviyesine gerilediği ve ardından istikrar kazandığı” belirtildi.
Raporda, “savunma sanayiinin baskın olduğu sektörler hariç tutulduğunda sanayi üretim dinamiklerinin resesyona geçişinden bahsedilebileceği” ifade edildi.
2025’in ilk çeyreğinde sivil ürün üretiminin aylık ortalama yüzde 0,8 azaldığı (Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,1 düşüş, mevsimsellikten arındırılmış), sonuç olarak üretim seviyesinin Nisan 2023’ten bu yana en düşük değerlere ulaştığı aktarıldı.
Sabit sermaye yatırımlarının resmi olarak hızlandığı belirtilse de, bunun “daha ziyade yıl sonunda büyük inşaat projelerinin mevsimsel normların ötesinde devreye alınmasıyla ilgili olduğu” kaydedildi.
Raporda, “Ekonomide yatırım aktivitesinin yoğunluğunda keskin bir düşüş yaşandığı, mart ayında yatırım malları arzının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 91 seviyesinde tahmin edildiği, yerli makine ve teçhizat arzının ise daha hızlı düşerek yüzde 86’ya gerilediği” bildirildi.
Rusya’da yüksek faizler KOBİ’lerin satışlarını vurdu, kredi iştahı arttı
Tüketim düşüyor, belirsizlik artıyor
Hanehalkı tüketiminin genel olarak yavaşlamaya devam ettiği, “durgunluk ve resesyon sınırında olduğu” ifade edildi.
“Tüketici pazarının tüm ana büyük segmentlerinde benzer bir tablonun (durgunluk veya hafif düşüş) gözlendiği” belirtildi.
İmalat sanayindeki büyümeyi sınırlayan faktörlere de değinilen raporda, “en önemli sınırlayıcı faktörün ekonomik durumdaki belirsizlik (yüzde 70 önem derecesi) olduğu, bunun rubledeki yüksek oynaklık, enflasyon ve sıkı para politikası koşullarında doğal olduğu” vurgulandı.
İkinci sırada ise “iç pazardaki talep yetersizliği ve yüksek kredi faizlerinin (yaklaşık yüzde 50 önem derecesi) geldiği” aktarıldı.
Personel kısıtlamalarının (yüzde 40 önem derecesi) ise talep kısıtlamalarından daha az önemli hale geldiği, bunun da “Rusya Merkez Bankası’nın yüksek faiz oranıyla ‘aşırı ısınan taleple mücadele’ yaklaşımıyla doğrudan çeliştiği” ifade edildi.
Kapasite kullanım oranlarının ekonomi genelinde yavaşça düşmeye devam ederek yüzde 80’in biraz altına indiği, imalat sanayinde ise hızla düşerek yüzde 74’e gerilediği (mevsimsellikten arındırılmış) ve “artık sistemik bir büyüme kısıtlayıcısı olarak değerlendirilemeyeceği” belirtildi.
Raporda ayrıca, “hızlanan ücret artışının şirketlerin ana yatırım kaynağı olan brüt kârı baskıladığına” dikkat çekildi.
Orta vadeli tahminler karamsar
TsMAKP’nin Mart 2025 tarihli orta vadeli makroekonomik tahminlerine de yer verilen raporda, 2025 yılı için GSYİH büyüme beklentisinin yüzde 1,3-1,6 aralığına (Eylül 2024 tahminine göre eksi yüzde 0,8 puan), sabit sermaye yatırımları artışının yüzde 1,8-2,2’ye (eksi yüzde 2,4 puan) ve hanehalkı tüketim artışının yüzde 2,3-2,5’e (eksi yüzde 0,62 puan) düşürüldüğü görüldü.
Dolar kurunun ise 2025 sonunda 100-103 ruble aralığında olması beklenirken (Eylül tahminine göre artı 8 ruble), işsizlik oranının yüzde 2,5-2,8 (artı yüzde 0,14 puan) aralığında tahmin edildiği kaydedildi.
Rusya, bütçe açığını kapatmak için rubleyi devalüe etmeyi planlıyor
‘Etkin egemenlik’ için yeni model arayışı
Raporda, Rusya ekonomisinin önümüzdeki 20-30 yılda hem küresel hem de içsel açıdan niteliksel olarak yeni bir durumda faaliyet göstermek zorunda kalacağı vurgulandı.
“Yeni güç merkezlerinin yükselişi, küresel enerji dönüşümü, hızlanan teknolojik gelişmeler, demografik geçiş ve dijital geçişin” bu yeni durumu şekillendireceği ifade edildi. İçeride ise “dünya ekonomisine eski entegrasyon modelinin tükendiği, demografik açık ve yaşlanan nüfus, kaynak rantının tükenmesi, yüksek ‘sosyal borç’, teknolojik modernizasyonda, robotlaşma düzeyinde ve iş gücü verimliliğinde gecikme ve teknolojik döngünün ‘kopukluğu’ gibi sorunların ağırlaştığı” belirtildi.
Bu koşullarda, Rusya ekonomisinin “etkin egemenliğini” sağlamak için “yılda en az yüzde 3,5 gibi yeterince yüksek büyüme hızlarına sahip olması gerektiği” vurgulandı.
Ancak, “sistemik yaptırımlar, dünya ekonomisinin yavaşlaması ve olumsuz demografik eğilimlerin birleşimi Rusya ekonomisinin dinamiklerini muhtemel senaryoda yüzde 1,5-2,0’ye, kriz senaryosunda ise yüzde 1,0’e kadar yavaşlatacağı” öngörüldü.
Dijitalleşme ve teknoloji öncelikli
Çözüm yollarına da değinilen raporda, “yatırım ve sosyal olmak üzere iki kanatlı modernizasyon”, “devlet ve iş dünyası arasında yüksek düzeyde sinerji ile yatırım sürecinin etkinleştirilmesi”, “sosyal kalkınma” ve “iş dünyasıyla etkileşim yoluyla teknolojik gelişme” gibi ana eylem başlıkları sıralandı.
Raporda, “dijitalleşmenin bir iş standardı haline geldiği, fiziksel ürünlerde dijital bileşenlerin sayısının arttığı, ulaşım otomasyonunun yaygınlaştığı ve işletmelerin elektronik kasalar, elektronik belge yönetimi ve e-ticaret platformları gibi IT sistemlerine bağlanma zorunluluğunun arttığı” vurgulandı.
Bunun yanı sıra, “robotlaşma ve insansız araçlarla emeğin ikamesi, orta teknolojili endüstriler için yeni bir teknolojik temel oluşturulması (malzemeler, süreçler, dijitalleşme) ve yeni endüstriler için sürekli eğitim/yeniden eğitim sistemlerinin geliştirilmesi” gibi adımlar da acil eylem planları arasında gösterildi.
Rusya ekonomisi, 2022’den bu yana ilk kez ilk çeyreği daralmayla tamamladı
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












