Asya
Silah pazarında ABD’nin bıraktığı boşluğu Güney Kore dolduruyor

Küresel silah pazarında yaşanan belirsizlikler ve ABD’nin tedarik zincirindeki değişimler, Güney Kore askeri sanayisine yeni kapılar açtı. Avrupa ülkelerinin Seul merkezli üreticilere yönelmesiyle birlikte, en büyük Güney Kore savunma şirketlerinin toplam gelirinin 2026 yılında 37 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
Küresel silah pazarında, ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi ve birçok ülkenin kapsamlı bir şekilde yeniden silahlanma sürecine girmesinin yarattığı belirsizlik ortamı, Güney Kore için önemli bir ticari fırsat kapısı araladı. Politico’da yayımlanan analize göre Seul, dünyanın en hızlı büyüyen askeri teçhizat tedarikçisi konumuna geldi.
Haberde, dünyadaki büyük ölçekli çatışmalar nedeniyle ülkelerin hem müttefiklerine yardım etmek hem de olası yeni çatışmalara karşı kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla acil silah ihtiyacı duyduğu belirtildi. Bu süreçte, ABD’nin küresel silah arenasındaki rolünün değişmesi Güney Koreli üreticiler için yeni imkanlar yarattı. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik açıklamaları ve kararları, müttefiklerin kriz anlarında Washington’ın güvenilirliğini sorgulamasına yol açarak küresel pazarda belirsizliği artırdı. Ayrıca Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle ABD silahlarının büyük bölümünün bu bölgeye sevk edilmesi, halihazırda aşırı yüklenmiş olan tedarik zincirleri üzerinde ek baskı oluşturdu.
Avrupa ülkeleri Güney Kore’den silah alımını artırdı
Trump yönetiminin müttefiklere yönelik mesafeli tutumu karşısında, özellikle Avrupa ülkeleri Güney Kore’den silah alımını belirgin şekilde hızlandırdı. Politico, Seul’ün bir tedarikçi olarak nüfuzunu artırmasının temelinde Polonya ile yapılan büyük ölçekli silah satış sözleşmelerinin yattığını kaydetti.
Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından, aralarında Varşova’nın da bulunduğu bazı Doğu Avrupa başkentleri, Almanya’nın desteğine güvenerek envanterlerindeki silahların bir kısmını Kiev’e devretti. Ancak Berlin yönetiminin müttefiklerinin cephaneliklerini yenileme konusunda yavaş davranması bölgede memnuniyetsizlik yarattı.
Bu süreçte bir alternatif olarak devreye giren Güney Kore, Doğu Avrupa ülkeleri için güvenilir bir tedarikçi haline geldi. Polonya, tank, roketatar, obüs ve diğer askeri teçhizat alımını içeren 13,7 milyar dolarlık anlaşmayla Seul’ün en büyük müşterisi oldu.
Güney Kore Ulusal Meclisi ile ilişkili bir savunma analitiği kuruluşu olan Güvenlik Yönetimi Enstitüsü Başkanı Choo Hyung-kim konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Biz aslında Kuzey Kore’ye karşı hazırlık yapıyorduk, ancak şu anda tüm dünyadaki müşterilerimize bu çözümleri sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
Siyasi bagajın olmaması Seul için avantaj yaratıyor
Politico, Güney Koreli savunma şirketlerinin en büyük avantajlarından birinin, ABD, Çin, Rusya ve İsrail gibi önde gelen diğer silah ihracatçılarının aksine “siyasi bagaj taşımamaları” olduğunu aktardı.
Yayımlanan verilere göre, Güney Kore’nin en büyük savunma sanayisi şirketleri olan Hanwha Group, Hyundai Rotem, LIG Nex1 ve Korea Aerospace Industries’in 2026 yılındaki toplam öngörülen gelirinin yaklaşık 37 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, söz konusu şirketlerin 2021 yılındaki gelirlerinin dört katına denk geliyor.
Diğer yandan, Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk-yeol’un ofisinden bir yetkili, 2024 yılında Yonhap ajansına yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya yapılacak silah sevkiyatının hacminin Rusya’nın Kuzey Kore ile ilişkilerindeki tutumuna göre belirleneceğini ifade etmişti. Seul yönetimi daha sonra Ukrayna’ya doğrudan mühimmat sağlama planı olmadığını açıklamıştı.
Asya
JPMorgan, Hong Kong’daki çalışanlarının Anthropic’e erişimini engelledi

JPMorgan, Hong Kong’daki çalışanlarının Anthropic’in yapay zeka modellerine erişimini engelledi.
Bu durum, ABD dışında bu teknolojinin kullanımına yönelik yoğun denetimin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Durumu yakından bilen üç kaynağın Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Asya’nın finans merkezinde faaliyet gösteren bu Wall Street bankasının çalışanları artık, kurum içinde kullanılabilen onaylı büyük dil modelleri (LLM’ler) listesinden “açılır menü” yoluyla Claude modellerine erişemiyor.
Bu hamleye ilişkin bilgi sahibi bir kişi, kararın Anthropic’in JPMorgan ile imzaladığı lisans sözleşmesindeki kullanım şartlarının ifadesine dayandığını belirtti.
Dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine erişimin engellenmesi, bu modellerin dünyanın diğer bölgelerinde, özellikle de kodlama alanında hızla benimsenmesi göz önüne alındığında, Hong Kong’un uluslararası bir finans merkezi olarak yeniden canlanmasına yönelik bir tehdit teşkil ediyor.
Bu yılın başlarında Financial Times, Goldman’ın Hong Kong’daki bankacılarının Anthropic’i kullanmasını engellediğini bildirmişti.
Karara yakın bir kaynağa göre, banka, eski İngiliz toprağı da dahil olmak üzere Büyük Çin bölgesinde kullanımı hariç tutan Anthropic’in kullanım şartlarını katı bir şekilde yorumladı.
ChatGPT ve Claude gibi Batılı yapay zeka modelleri, ülke dışından gelen bilgileri kısıtlayan “Büyük Güvenlik Duvarı”nın bir parçası olarak Çin anakarasında yasaklandı.
Hong Kong, uzun süredir Çin sansüründen büyük ölçüde muaf olarak faaliyet göstermiş; kullanım kısıtlamaları ise ABD’li yapay zeka şirketleri tarafından kendileri uygulanmıştır.
Bu modellere Hong Kong’dan doğrudan erişim mümkün değil ama uluslararası kuruluşlar, küresel sözleşmeler yaparak ve faaliyetlerini Çin dışında barındırarak coğrafi kısıtlamaları aşabilmişti.
Yapay zeka şirketlerinin CEO’ları G7 liderlerine sunum yaptı
ABD’li yapay zeka grupları, modellerinin Çin’de kullanılmasından çekiniyor. Bunun nedeni kısmen, yerel aktörlerin yabancı örnekleri yoğun bir şekilde kullanarak yeni modeller eğitebileceği “distilasyon” tehdidi.
Geçen hafta, ABD hükümeti ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek yabancı vatandaşların erişimini sınırlamasını talep ettikten sonra, Anthropic, en son teknolojiye sahip yapay zeka modeli Fable’a tüm erişimi askıya almak zorunda kaldı.
Hükümet yetkilileri ve finans yöneticileri, bu yapay zeka laboratuvarının Mythos modeli ve bu modelin küresel finans sistemindeki siber güvenlik açıklarından yararlanma potansiyeli konusunda endişelerini dile getirmişlerdi.
Anthropic, yorum talebine hemen yanıt vermedi. Şirket daha önce FT’ye, Claude modellerinin Hong Kong’da hiçbir zaman resmi olarak “desteklenmediğini” belirtmişti.
Asya
Tayvan’da ABD yerine Pekin’e iyi niyet gösterilmesini destekleyenlerin oranı daha yüksek

Ankete göre, Tayvan’da ABD ile savunma bağları yerine Pekin’e iyi niyet gösterilmesini destekleyenlerin oranı daha yüksek.
Tayvanlılara ada güvenliğini ve Tayvan Boğazı’nda barışı korumak için en iyi yaklaşım sorulduğunda en çok tercih edilen seçenek “öz yeterlilik” oldu.
Tayvan’da, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen ay Pekin’i ziyaret etmesinden kısa süre sonra yapılan bir ankete göre, halk ABD ile iş birliğini derinleştirmekten ziyade Çin ana karasına iyi niyet gösterilmesine daha fazla değer veriyor.
Salı günü Taipei’de hükümet destekli Ulusal Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan ankete, 28-31 Mayıs tarihleri arasında 1.127 Tayvan sakini katıldı.
Katılımcılara, adanın güvenliğini ve Tayvan Boğazı’nda barışı korumak için en önemli yaklaşımın ne olduğu soruldu. Yüzde 44,9’u “öz savunma kapasitesinin güçlendirilmesini” seçerken, yüzde 29,7’si “Çin ana karasına iyi niyet gösterilmesini”, yüzde 11,8’i ise “ABD ile işbirliğinin derinleştirilmesini” tercih etti.
Geri kalanlar “diğer” veya “bilmiyorum” seçeneklerini işaretledi ya da yanıt vermedi.
Enstitü, “Bu sonuç, Xi-Trump görüşmesi sonrasında oluşan bölgesel güvenlik ortamında, halkın çoğunluğunun güvenlik ve barışı korumak için dış iş birliğini veya Boğaz’ın iki yakası arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesini öncelemekten ziyade, kendi savunma kapasitesini artırmayı temel dayanak olarak gördüğünü göstermektedir,” değerlendirmesinde bulundu.
Anket, parti destekçileri arasında görüş farklılıklarının belirgin olduğunu gösteriyor.
İktidardaki Demokratik İlerleme Partisi’nin destekçileri arasında yüzde 74, önceliğin öz savunma kapasitesinin güçlendirilmesine verilmesi gerektiğini söylerken, yalnızca yüzde 4 Çin ana karasına iyi niyet gösterilmesini tercih etti. Buna karşılık Kuomintang (KMT) destekçilerinin yüzde 65’i Çin ana karasına iyi niyet gösterilmesini seçerken, yalnızca yüzde 22’si daha güçlü öz savunmayı öncelik olarak gördü.
Tayvan Halk Partisi destekçilerinin görüşleri ise KMT destekçilerinin görüşlerine daha yakın çıktı. Bu grubun yüzde 55’i Çin ana karasına iyi niyet gösterilmesini, yüzde 28’i ise öz savunma kapasitesinin güçlendirilmesini seçti.
Tayvan, hem Pekin hem de Birleşmiş Milletler ve bağlı devletler tarafından Çin’in bir parçası olarak görülüyor, Pekin gerekirse güç kullanarak yeniden birleşmenin sağlanacağını belirtmişti. ABD dahil çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etme taahhüdünü sürdürüyor.
Mayıs ayında ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeler sırasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Pekin’in Washington ile ilişkilerinde Tayvan’ı “en önemli mesele” olarak tanımladı ve Tayvan’ın kırmızı çizgi olduğu konusunda Trump’ı uyardı.
Trump, ziyaretinin ardından Fox News’te Bret Baier’in sunduğu Special Report programına yaptığı açıklamada, ABD’nin bir savaş için “9.500 mil uzağa” gitmesini istemediğini belirtti.
Bu açıklama, Tayvan’da Washington’ın adaya ilişkin tutumunu değiştirip değiştirmedi konusunda tartışma başlattı.
Trump’ın sözlerinin ardından Tayvan lideri Lai Ching-te sosyal medyada yaptığı paylaşımda, adanın herhangi bir çatışmayı kışkırtmayacağını yazdı.
Lai ayrıca adanın statüsüne ilişkin tutumunu yineledi.
“Tayvan, Boğaz’ın iki yakasındaki statükonun her zaman kararlı bir savunucusu olmuştur; onu değiştiren taraf değildir,” ifadelerini kullandı.
Trump ise Tayvan’a yönelik yeni bir silah satış paketini onaylayıp onaylamama konusunda henüz karar vermedi. Taipei’deki yetkililer ise gecikmelerin askeri hazırlık durumunu etkileyebileceğine dair endişelerini defalarca dile getirdi.
Asya
DeepSeek 7,4 milyar dolar yatırım topladı

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, ilk yatırım turunda 50 milyar yuanın üzerinde kaynak sağlayarak değerlemesini 50 milyar doların üzerine çıkardı. Reuters ve The Information’ın aktardığı bilgilere göre şirket, böylece Çin’in en değerli yapay zeka girişimi haline geldi. Yatırım yapısı, kurucu Liang Wenfeng’in şirket üzerindeki kontrolünü korumasına olanak sağlıyor.
Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, ilk yatırım turunda 50 milyar yuanın (7,4 milyar dolar) üzerinde kaynak sağladı. Reuters’ın, The Information’a dayandırdığı habere göre şirketin değerlemesi 50 milyar doların üzerine çıktı.
The Wall Street Journal (WSJ), sağlanan kaynağın maliyeti yüksek yapay zeka geliştirme çalışmalarında kullanılacağını yazdı.
WSJ’nin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre yatırımcılar şirketi 50 milyar doların üzerinde değerlendirdi. Bu değerleme, DeepSeek’i Çin’in yapay zeka alanındaki en değerli girişimi konumuna taşıdı.
Şirketin kurucusu Liang Wenfeng’in yatırım turundan önce DeepSeek hisselerinin yaklaşık yüzde 90’ına sahip olduğu belirtildi. Liang’ın yatırım sürecinde yaklaşık 3 milyar dolar koyduğu, bunun da turdaki en büyük katkı olduğu aktarıldı.
Reuters’ın haberine göre işlem, Liang’ın şirket üzerindeki kontrolünü korumasını sağlayan alışılmadık bir yapıyla gerçekleştirildi.
Yatırımcıların DeepSeek’e doğrudan yatırım yapmak yerine, girişimin üst yöneticisi tarafından yönetilen sınırlı sorumlu ortaklığa yatırım yapması şart koşuldu. Bu yapı kapsamında yatırımcılara oy hakkı verilmedi. Ayrıca yatırılan fonların beş yıl boyunca kullanımının sınırlandırıldığı belirtildi.
Bu uygulamanın tek istisnası, Çin Ulusal Yapay Zeka Sanayi Yatırım Fonu oldu. Fonun DeepSeek’e doğrudan yaklaşık 150 milyon dolar yatırım yaptığı, böylece hem oy hakkını hem de payı üzerinde serbest tasarruf imkanını koruduğu kaydedildi.
Yatırım turundaki diğer büyük yatırımcılar arasında yaklaşık 1,5 milyar dolar yatırım yapan Tencent ile yaklaşık 740 milyon dolar yatırım yapan Contemporary Amperex Technology yer aldı.
Bloomberg daha önce söz konusu işlemi Çinli girişimler açısından en büyük yatırım turlarından biri olarak nitelendirmişti. Ajansa göre yatırım, yapay zeka alanında öne çıkan Çinli şirketlerin Amerikan rakipleriyle rekabet etme hedeflerinde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
DeepSeek yönetimi, potansiyel yatırımcılara kısa vadeli ticarileşmeden ziyade yapay zeka alanındaki temel ve dönüştürücü araştırmalara öncelik vereceğini bildirdi.
Çin’in Hangzhou kentinde faaliyet gösteren DeepSeek, bir yıldan uzun süre önce daha güçlü ve daha düşük maliyetli bir model sunmasının ardından Pekin’in ABD ile yapay zeka rekabetinde öne çıkan şirketlerden biri olarak görülüyor. WSJ, şirket etrafındaki ilginin Çin’de yapay zeka kullanımını hızlandırdığını ve yerli girişimlere yönelik yatırımcı ilgisini artırdığını yazdı.
Liang Wenfeng daha önce açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeyi sürdüreceğini ve uzun vadeli hedef olarak yapay genel zekaya (AGI) ulaşmayı amaçladığını açıklamıştı. Bloomberg’e göre bu yaklaşım, açık modellerin yaygınlaşmasına katkı sağlayan ve Çin yapay zeka pazarında, aralarında Alibaba’nın Qwen platformunun da bulunduğu şirketleri etkileyen stratejinin devamı niteliğinde.
Bloomberg, küresel rakipler arasında yer alan OpenAI ve Anthropic halka arz ve gelir yaratma seçeneklerini değerlendirirken DeepSeek’in “önce araştırma” yaklaşımını koruduğunu aktardı.
Amerika5 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya6 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı











