Diplomasi
Soçi Zirvesi’nde liderlerin önünde hangi konular olacak?

Tahıl Anlaşması, olası Rusya-Ukrayna barış görüşmeleri ve Suriye dosyası zirvenin öne çıkan gündem maddeleri… Peki bu başlıklarda ne gibi kararlar alınabilir? Mevcut tahıl anlaşmasının devamı mümkün mü? Barış görüşmeleri için uygun zemin var mı? Türkiye’nin rolü ne olacak? Ankara-Şam normalleşmesinde sıra hangi adımda? E. Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ve Prof. Dr. Hasan Ünal, Harici’ye değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile 4 Eylül’de Rusya’nın Soçi kentinde bir araya gelecek.
İki liderin görüşmesinde ana gündem maddesi Rusya’nın çekilmesiyle sona eren Tahıl Koridoru anlaşması olacak. Erdoğan ve Putin’in görüşmesi öncesi iki ülkenin dışişleri bakanları bir araya geldi. İki bakanın basın açıklaması sırasında Karadeniz Tahıl Girişimi anlaşması ile ilgili Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov;
– Birleşmiş Milletler (BM) ile yapılan paket anlaşmadaki Rusya’nın şartlarının karşılandığı zaman, tahıl anlaşmasına döneceklerini
-Acil ihtiyaç duyan ülkelere gönderilmek üzere 1 milyon tahılın Katar’ın da mali desteği ile işlenmek üzere Türkiye’ye göndermelerinin gündemde olduğunu teyit etti.
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise,
-Türkiye’nin katkısıyla Birleşmiş Milletler’in yeni bir tahıl anlaşması önerisi paketi hazırladığını,
-Rusya’nın kendi tahıl ve gübresinin kesintisiz ihracına ilişkin taleplerinin karşılanması gerektiğini,
-Tahıl anlaşmasının hem küresel gıda güvenliği hem de Karadeniz bölgesinin istikrarı açısından kritik rolünü olduğunu söyledi.

Fidan ve Lavrov, Soçi zirvesi öncesi dün Moskova’da buluştu. Görüşmelerin bugün de devam etmesi bekleniyor. Foto: Dışişleri Bakanlığı / Mustafa Aygün
Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı, emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin de Türkiye’nin geçen yılki tahıl koridoru anlaşmasını tekrar gündeme getireceğini ancak Rusya’nın çözüm olarak acil ihtiyaç duyan ülkelere gönderilmek üzere Türkiye’ye tahıl sevk etmeyi önereceğini belirtti. “Bu şartlar altında Rusya’nın mevcut tahıl anlaşmasına döneceğini sanmıyorum” diyen Pekin, bunun nedenlerini şöyle açıkladı: “Çünkü Batı, Rus gübresinin ve tahılının ihracatını engelliyor. Rusya birkaç defa uzatmıştı anlaşmayı şimdi bir kez daha uzatırsa bu işin Rusya açısından caydırıcılığıyla ortadan kalkar. Dolayısıyla Ruslar büyük ihtimalle acil ihtiyaç duyan ülkelere hibe tahıl gönderimi çözümünde diretecekler.”
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal, Türkiye’nin önerisi ve Rusya’nın bu öneriye neden sıcak bakmadığı ile ilgili şunları söyledi: “Türkiye yeni tahıl anlaşmasının geçen yılki usulle olmasını istiyor. BM de aynısını öneriyor. Ancak sorun BM’nin verdiği sözleri yerine getirmemiş olması. Rusya’nın tarım bankasını swift sistemine yeniden alınması gerekiyor. Rusya’dan tahıl alan ülkeler ödemelerini nasıl yapacak? Ayrıca Rusya’nın tahılını taşıyacak gemilere uluslararası şirketler sigorta yapmıyor oradan da bir sıkıntı çıkıyor. Rusya da doğal olarak bana verdiğiniz sözleri tutmuyorsunuz diyor. Batı’nın Rusya’ya yaptığı tam olarak 1990’larda ve sonrasında ‘Biz NATO’yu Doğu Almanya’nın sınırlarından doğuya doğru bir santim bile genişlemeyeceğiz’ demesine benziyor. Batı’nın bu sözlerini yakından biliyoruz. Dolayısıyla Rusya’ya verilen sözler yerine getirmezse Türkiye ve BM’nin istediği ve önerdiği geçen yılki modelin işlemesi neredeyse mümkün değil.”
Ünal, Moskova’nın alternatif tahıl anlaşması önerisinin, özellikle ihtiyacı olan Afrika ülkelerine hibe olarak gönderilmek üzere sınırlı bir miktarı kapsadığını belirtti. Ünal, Rusya’nın Afrika ülkeleriyle yaptığı zirvede verdiği sözü yerine getirmek için bunu önerdiğini belirtti.
Ancak daha önemli nokta Rusya ve Ukrayna tahılının dünya piyasalarına nasıl ulaşacağı ile ilgili tartışma.
Ünal bu konuda şunlara dikkat çekti: “Ukrayna tahılının bir kısmını Doğu Avrupa’ya kara yoluyla gönderiyor. Ancak orada da başka sorunlar çıkıyor, o ülkelerin üreticileri Ukrayna tahılı ucuz olduğu için itiraz ediyor.”
“Geçen yıl anlaşma kapsamında Ukrayna tahılının yüzde 60-70’i koridor aracılığıyla Karadeniz üzerinden taşındı. O gemiler Boğazlarda Birleşmiş Milletler, Ukrayna, Rusya ve Türkiye’nın katılımıyla oluşturulan komisyonca arandı dönüşte silah taşımaması için. Ki biz bu uluslararası komisyona izin vererek Montrö’den fedakârlık yaptık. Montrö’ye göre Boğazlardan geçen gemileri arama yetkisi sadece Türkiye’de. Ancak Ukrayna dronları Rus gemilerine saldırınca ve Rusya’ya verilen sözler yerine getirilmeyince bu koridor kapandı.”
Tahıl anlaşmasının çökmesinden sonra ilk kez bir sivil kargo gemisi, ağustos ayının ortasından Ukrayna’dan Türkiye’ye doğru yola çıktı. Bu deneme niteliğindeki sevkiyatla ilgili Hasan Ünal şunları kaydetti: “Ukrayna’nın Odessa Limanının batısındaki bir bölgeden gemiler yükleme yapacak hemen Romanya karasularına geçecek Romanya’dan Bulgaristan ve Türkiye karasularına girecek. Bir gemi böyle geldi ancak bu sevkiyat çok sorunlu. Çünkü bu gemilerin geri dönerken ne yüklü olduğunu kim nasıl bilecek. Rusya bunları vurabilir içinde silah var diye. Türkiye de zaten itiraz ediyor, bu yolu riskli buluyor. Böyle bir durum NATO ülkeleriyle çatışma riskini beraberinde getirebilir. Zaten bazı NATO ülkeleri Rusya ile savaşı dansa gitmek zannediyor.”
İsmail Hakkı Pekin de bu deneme niteliğindeki sevkiyatın tehlikeli olduğuna dikkat çekti: “Her an bir deniz savaşı yani denizde bir müdahale ortaya çıkabilir. Zaten deneme olarak özellikle Hong Kong bandıralı gemi seçmişlerdi, bir daha da denemediler. Bunu Türkiye de çok riskli buluyor ve istemiyor.”
Hasan Ünal, Ukrayna tahılının dünya piyasalarına ulaştırması için ABD’nin gündeme getirdiği Tuna Nehri üzerinden sevkiyatın artırılması önerisinin de çözüm olamayacağını söyledi: “Çünkü tahılı Tuna’ya kadar indirmek de sıkıntı. Bu tahılı hangi gemiler taşıyacak? Gemileri Ruslar vurursa ne olacak? Ruslar o gemilerin silah taşıdığını söyleyebilir. Kaldı ki tahılı taşıyacak büyüklükteki gemiler Tuna Nehri’nden sürekli sevkiyat yapabilir mi? Buna yapacaklarsa karadan taşımaları da mümkün ama her iki durumda da maliyet artacaktır.”
İsmail Hakkı Pekin, ABD’nin mevcut Rus yaptırımlarını sürdürmek için böyle önerileri gündeme getirdiğine dikkat çekti. Geçen yıl Karadeniz üzerinden otuz milyon tondan fazla tahıl sevkiyatı yapıldığını hatırlatan Pekin, bunu Tuna Nehri üzerinden ya da kara yoluyla veya tren yoluyla sevk etmenin mümkün olmadığına dikkat çekti: “Bir de şöyle bir sorun var. Tahıl Ukrayna’dan yüklendikten sonra uluslararası sulardan Romanya karasularına girene kadar Rusya müdahale edebilir. Bu durumda Karadeniz’in güvenliği sorunu ortaya çıkar. Bu durumda ABD, Karadeniz’e NATO donanması sokmak isteyebilir. Bu girişimin ucu çatışmaya açık.”
“Rusya’ya verilen taahhütler yerine getirilmezse yeni formül ne olabilir” sorusuna Ünal şu yanıtı verdi: “Putin’in geçen Türkiye’yi ‘enerji üssü yapalım’ açıklamasının dışında bir de ‘Türkiye’yi tahıl üssü yapalım’ açıklaması vardı. Teknik olarak tam böyle olmayabilir ancak alternatif olarak Rus tahılını Türkiye’nin satın alıp yeniden satması mümkün olabilir. Hem biz kendi tahıl sanayimiz için ihtiyaç duyduğumuz tahılı karşılayabiliriz hem de dünya piyasalarına işlenmiş ya da işlenmemiş halde satabiliriz. Hatta belki buna Ukrayna’nın tahılı da eklenebilir. İki tarafın tahılı da ayrı ayrı koridorlardan Türkiye’ye gelebilir ve Türkiye üzerinden satılabilir. Böyle bir anlaşma Türkiye için çok iyi olur. Batı’nın da buna ihtiyacı var. Yani Batı bir yandan Rus tahılının satılmasını istemiyorlar ama bir yandan da ihtiyaçları var.”
Rusya-Ukrayna olası barış görüşmesi
Fidan-Lavrov ortak açıklamasında Rusya-Ukrayna barış görüşmesi de gündeme geldi. Fidan, Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında daha önce doğrudan müzakerelere ev sahipliği yaptığını, gerekli şartlar oluştuğunda kolaylaştırıcı veya arabulucu rolünü sürdürmeye devam ettiğini mevkidaşına söylediğini, Kiev’e 25 Ağustos’ta yaptığı ziyaretteki temaslarında da benzer mesajları paylaştığını belirtti, “Bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesini istiyoruz. Bu beklentilerimizi Sayın Lavrov ile olan görüşmemizde yineledim. Elimizden gelen desteği vermeye hazır olduğumuzu teyit ettim” dedi. Lavrov ise Fidan’la görüşmesinde Ukrayna konusunun da istişare edildiğini belirtti ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin sunduğu barış formülünün Rusya için kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Konunun Erdoğan-Putin görüşmesinde de gündemde olmasını bekleniyor. Hasan Ünal, Hakan Fidan’ın yakın zamanda Ukrayna’ya gittiğine dikkat çekti ve iki tarafın da barış şartlarına ilişkin karşılıklı yoklamalar yapabileceğini belirtti. Ünal’a göre olası bir barışın şartları şöyle olabilir: “Ukrayna Kırım’dan vazgeçecek karşılığında Ukrayna’da Donetsk ve Lugansk’ın dahil olduğu Sovyet biçiminde, yani iki kurucu cumhuriyetin olduğu bir federasyon kurulacak. Neonaziler’in tasfiyesi kararı alınacak.”
Bu temelde bir barışın mümkün olduğunu ancak Amerika ve İngiltere’nin ikna edilmesi gerektiğini belirten Ünal, “Bu iki ülkenin şu an seçim sürecinde olduğu düşünülürse ikna olmaları pek mümkün gözükmüyor. Özellikle Biden’ın seçimi kazanabilmesi için savaşın başarıyla devam ettiğini gösterebilmesi lazım.”
Ancak ABD seçimini Trump’ın kazanması durumunda barış anlaşması fikrinin ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Ünal, Türkiye’nin arabuluculuğuna ihtiyaç duyulacağının altını çizdi: “Türkiye’nin en büyük şansı şu ana kadar izlediği dengeli ve dikkatli politika sayesinde taraflar nezdinde güven sağlamış olmasıdır.”
İsmail Hakkı Pekin de ABD’deki seçimleri hatırlattı ve her ne kadar Soçi’de iki liderin masasında olsa da olası bir barış görüşmesinin şimdilik uzak ihtimal olduğuna dikkat çekti.
Türkiye-Suriye normalleşmesi
Erdoğan-Putin görüşmesinin ana gündem maddelerinden birinin de Ankara-Şam normalleşmesi olması bekleniyor. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, bu konuda atılacak adımları Fidan’la birlikte ele aldıklarını teyit etti ancak detay vermedi.
Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre Ankara-Şam normalleşmesi yakın: “Suriye’nin müzakere pozisyonunu yükseltmesine bakıyorum ve oradan normalleşmenin yaklaştığını görüyorum. Yani ciddi müzakereler oluyor ki Suriye pozisyonunu yukarıda tutmaya çalışıyor. Ama her hâlükârda Moskova’nın Suriye’yi Türkiye’nin Suriye topraklarından kademeli, yani bir takvime bağlanarak çekilmesini kabul etmeye ikna edeceğini düşünüyorum. Sığınmacıların kademeli olarak geri gönderilmesi, PKK/YPG’ye karşı ortak mücadele yani Adana Mutabakatı’nın güncellenmesi de gündemde. Türkiye, Suriye’nin terör örgütü olarak tanımladığı örgütleri terör örgütü olarak kabul etmek ve Adana Mutabakatı’na girmesini kabul etmek zorunda. Zaman zaman Suriye’den gelen açıklamaları el yükseltmek olarak görüyorum. Son olarak Suriye ile uzlaşmanın sonucunda Suriye’nin KKTC’yi tanımasını sağlamak lazım. Çünkü Batı ülkelerinden korkusu olmayan devletler lazım bize. Suriye Batı’dan neden korksun ki?”
Emekli İstihbarat Başkanı Pekin ise önümüzdeki dönemde normalleşmeden çok Suriye’deki kargaşanın gündeme geleceği görüşünde. Wagner’in Suriye’de bazı yerleri boşaltıyor olabileceğine dikkat çekti: “Oradaki durum nereye varacak, önemli. ABD oraya ilave asker gönderdi. Büyük ihtimal önümüzdeki dönemde orada hareketlenme olabilir. Zaten şu anda Deyrezor-Rakka arasında çatışmalar var. Görüşmede bu konular da gündeme gelebilir. ABD, Esad’a baskı yapmaya çalışıyor. Esad’dan belli bölgelere özerklik vermesini istiyor. Mesela Dürzilerin hâkim olduğu Süveyda’da günlerde protestolar var orası da belki özerk olma yolunda gidiyor. Dera konusu var. Orada Sünniler çoğunlukta. İki Arap aşireti arasında sorun var. Amerika bu ayaklanmalar, çatışmalar yoluyla Esad’ın manevra alanını daraltmak istiyor. Suriye uyuşturucu dosyasıyla da sıkıştırılacak. ABD’nin amacı Suriye’yi parçalamak yoluyla, Esad’ı devirmese bile kontrol ettiği alanları daraltmak. Bunu PYD üzerinden yapıyor. Amerika’nın Türkiye’nin destelediği Suriye Milli Ordusu’nu (ÖSO) özellikle Deyrezor-Rakka tarafında kullanma ihtimali var. Görüşmelerde bu konuların da değerlendirileceğini düşünüyorum.”
Bu kargaşanın toplam olarak Esad’ı Türkiye ile normalleşme konusunda yumuşatacağını belirten Pekin; “Bizim de tam olarak görüşme zamanımız aslında. Çünkü Esad sıkışacak büyük ihtimalle. Sıkışınca da Türkiye’nin önüne koyduğu şartlardan geri adım atabilir.”
Rusya’nın Türkiye’ye Suriye ile görüşmesi için baskı yaptığını hatırlatan Pekin, “Bizim de terörle mücadele için Suriye’nin kuzeyindeki bölgeleri bir süre daha kontrol etmemiz gerekiyor. Bunun da yolu Esad’la anlaşmaktan geçiyor. Belki Esad’la anlaşıp ortak güvenlik için adımlar atılabilir. Ancak öbür yandan ABD de bir taviz koparmadan Ankara’nın Şam’la normalleşmesini istemiyor ve baskı yapıyor. ABD’ye rağmen önümüzdeki dönemde Esad daha fazla köşeye sıkışırsa Türkiye ile anlaşmanın kapısı aralanabilir.”
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









