Avrupa
“Storm Shadow” tartışmasında gözden kaçan: Britanya’dan Rusya’ya nükleer tehdit

Rusya’nın, Başkan Vladimir Putin’in kararıyla nükleer doktrinini yenilemesi, başta İngiliz medyası olmak üzerine Batıda büyük bir yaygara koparılmasına neden olmuştu.
Yeni doktrinle birlikte Moskova artık, saldıran devletin bir nükleer güç tarafından askeri olarak desteklenmesi halinde, Rusya topraklarına yönelik konvansiyonel bir saldırıya nükleer bir karşılık verme hakkını saklı tutuyor.
Güncellenmiş doktrinin, nükleer güçler ABD, Birleşik Krallık ve Fransa tarafından desteklenen Ukrayna’yı hedef aldığına şüphe yok.
Birleşik Krallık medyası Rusya’nın nükleer duruşundaki değişikliğin tehlikelerini kınamakta gecikmedi. Örneğin The Economist Putin’in “nükleer tehditlerine” atıfta bulundu. Sky News, “Putin nükleer düğmeye uzanmaya hazır mı?”; The Times ise, “Rusya nükleer silah kullanacak mı?” diye sordu. The Sun, Rusya’nın yeni nükleer doktrinini Putin’in “3. Dünya Savaşını tırmandırması” olarak nitelendirdi.
Öte yandan Declassified’dan Mark Curtis, medyanın gözden kaçırdığı (veya görmezden geldiği) kritik bir konuşmaya dikkat çekerek, nükleer tehdidin kaynağına ilişkin önemli bir hatırlatmada bulundu.
Geçen mayıs ayında, dönemin Birleşik Krallık Savunma Bakanı Grant Shapps, Londra’daki askeri bir konferansta bir konuşma yapmıştı.
Shapps burada, “İngiliz nükleer caydırıcılığının bir anlamı yok” diyenleri kınayarak, “Yanıldıklarını biliyorum,” iddiasında bulunmuştu.
Britanya denizaltılarındaki Trident nükleer füzelerine göndermede bulunan eski bakan, “[Selefi] Ben Wallace ve ben, Sürekli Deniz Caydırıcılığımızın sigortası olmasaydı, Ukrayna’da liderlik rolü oynamaya bu kadar istekli olur muyduk?” diye soruyordu.
Fakat bam teline bundan sonra basıyordu: “Birleşik Krallık savunması, Sürekli Deniz Caydırıcılığımız olmadan Ukrayna’ya … Rusya’nın işgalini yenmek için gereken Storm Shadow’ları verebilir miydi?”
Kendi sorularını yanıtlayan Shapps, “Ukrayna’ya Storm Shadow füzelerinin hediye edilmesi, cesur Ukraynalı dostlarımızın Rusya’yı geri püskürtmesini sağladı,” diyordu.
Shapps’a göre uzun menzilli füzelerin tedarik edilmesi kararı, Birleşik Krallık’ın nükleer silahlara sahip olması nedeniyle “kolaylaşmıştı.”
Curtis’e göre Shapps dikkat çekici bir şey söylüyordu: İngiliz nükleer silahları Birleşik Krallık’a, Rusya’nın Ukrayna’nın İngilizler tarafından tedarik edilen Storm Shadow füzlerini kullanmasına misilleme yapmayacağına dair “sigorta” sağlıyordu.
Dolayısıyla Londra, “konvansiyonel” bir silahın kullanımını Rusya’dan önce “nükleer” bir sigortaya bağlayarak oyunun kurallarını değiştiriyordu.
Dahası Curtis, Rusya’nın yeni nükleer doktrinin NATO’daki nükleer güçlerden pek farkının bulunmadığına da dikkat çekiyor.
İngiliz gazeteciler, Boris Johnson’ın Muhafazakâr hükümetinin 2021 yılında ülkenin nükleer silah kullanımı konusundaki tutumunu değiştirdiğine dikkat çekmişlerdi.
O zamandan beri Londra, nükleer silahları yalnızca nükleer tehditlere yanıt olarak değil, kimyasal ve biyolojik silahlara ya da “benzer bir etkiye sahip olabilecek yeni teknolojilere” sahip düşmanlara karşı kullanma hakkını resmen elde etti.
Nükleer silahları için bu çok daha geniş potansiyel kullanımla yetinmeyen İngiliz hükümeti şimdi de nükleer cephaneliğini, nükleer silah edinme yönünde ilerlediği söylenen nükleer silah sahibi olmayan devletlere karşı da kullanmakla tehdit ediyor ki bu, İran’a yönelik üstü kapalı bir tehdit.
Curtis, bunların hiçbirinin Putin’in nükleer doktrinindeki tehlikeli değişikliğe işaret eden İngiliz medyasında yer almadığının altını çiziyor.
Birleşik Krallık’ın nükleer politikasının, Rusya söz konusu olduğunda İngiliz askeri planlamacılarının aklında bulunduğu da görülüyor.
Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Amiral Sir Tony Radakin geçen hafta yaptığı bir konuşmada, “Birleşik Krallık’ın nükleer caydırıcılığı, Rusya’nın envanterimizin en çok farkında olduğu ve Putin üzerinde diğer her şeyden daha fazla etkiye sahip olan kısmıdır,” demişti.
Trident nükleer silah sistemi Birleşik Krallık’ın nükleer caydırıcılığının bir parçası.
İddia, ülkenin nükleer saldırıya uğraması halinde, saldırgana misilleme saldırısı düzenleyebilme kapasitesine yaslanıyor; bu, “karşılıklı güvenceli imha” olarak bilinen kavram.
Sistem dört adet nükleer güçle çalışan Vanguard sınıfı denizaltı, füzeler ve savaş başlıklarından oluşuyor.
Her bir denizaltı birden fazla savaş başlığı taşıma kapasitesine sahip 16 Trident füzesi taşıyacak şekilde tasarlanıyor fakat son yıllarda her biri sekiz füze taşıyor ve gemi başına en fazla 40 savaş başlığı düşüyor.
Mevcut Vanguard nükleer denizaltılarının 2030’ların başında Dreadnought gemileriyle değiştirilmesi planlanıyor.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor








